{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C. <br>İSTANBUL <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ <br>13. HUKUK DAİRESİ <br>DOSYA NO: 2021/1430 <br>KARAR NO: 2024/70 <br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A <br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I <br>İNCELENEN KARARI VEREN <br>MAHKEME: İSTANBUL 19. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ <br>TARİH: 05/04/2021 <br>DOSYA NUMARASI: 2019/105  Esas - 2021/343 Karar <br>DAVA: Alacak (Bankacılık İşlemlerinden Kaynaklanan) <br>KARAR TARİHİ : 25/01/2024 <br>İlk Derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı davacı vekili ve davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi: <br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı bankadan muhtelif tarihlerde krediler kullandığını, bu kredilerin kullandırılması aşamasında kendilerinden birtakım masrafların haksız olarak olurları ve onayları olmaksızın alındığını, ilk 4 adet kredi tahsis ücretinin alınması ile ilgili bir sözleşme maddesinin karşılıklı mutabakatın, bankacılık uylaması ve tekniği açısından bir dayanağının bulunmadığını, alınan ücretlerin haksız ve hukuka aykırı olduğunu, yine aynı şekilde kendilerinden tahsil olunan “Nakdi Kredi Başvuru Ücreti” nin de haksız ve dayanaksız olduğunu, diğer yandan KGF fonu kredisi ile ilgili olarak yapılan ... Sigortasının 1 yıllık süresinin dolduğu ve yenilenmesi gerektiği şartının ileri sürülerek alınan Sigorta pirimi tahsilinin de haksız olduğunu, 30.03.2018 tarihinde bankanın kusuru ile hesaplarından yapılan 1.046,60 euroluk havalenin hesaplarına 971,20 euroluk kısmının ade edilmesine rağmen 75,00 euroluk kısmının iade edilmediğini, yine bankadan bu miktarın alacaklı olduklarını, EURO kurunun 08.03.2018 dava tarihi itibariyle 6,12 TL olarak esas alındığını, 7 kalemden oluşan 13.379,00.-TL'lik asıl alacaklarının haksız kesinti tarihlerinden itibaren işleyecek faizi ile birlikte davalı bankadan tahsilini, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalı yan üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; taraflar arasındaki ilişkinin ticari ilişki olduğunu, bundan dolayı ilişkinin tüketici yasası çerçevesinde değerlendirilemeyeceğini, taraflar arasında ticari nitelikte olan Genel Kredi Sözleşmesinin akdolunduğunu, akdolunan ticari kredi sözleşmesinde alınan ücret ve komisyonlara ilişkin tüm açıklamların ve karşılıklı mutabakatların bulunduğunu,  davacının bilgisi dışında ücret ve komisyon tahsilatı yapılmadığını, davalı tarafın bu sözleşmeyi imzalayarak iadesini istediği meblağları baştan ödemeyi kabul ettiğini, sözleşmede açıkca belirtilen bir hükmün, imzalandıktan sonra aksini idda ederek menfaat sağlanmasına çalışılmasının hukukun temel ilkelerinden olan ahde vefa ilkesine aykırı olduğunu, sözleşme gereğince alınan ücretlerin müşterinin açık iradesi ile kendisi tarafından imza edilerek kabul edilmiş olduğunu, müşterinin bilgisi dışında işlem yapılması gibi bir durumun söz konusu olmadığını, gerek imzalanmış olan kredi sözleşmesinin amir hükümleri gerekse bankacılık uygulamalarına ilişkin mevzuat hükümleri ve emsal yargıtay içtihatları nedeniyle haksız ve mesnetsiz davanın reddinin gerektiğini belirterek davanın reddi ile yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacı yana yüklenmesine karar verilmesi talep etmiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ: İlk Derece Mahkemesi 05/04/2021 tarih ve 2019/105  Esas - 2021/343 Karar sayılı kararı ile; \" Dava; taraflar arasında düzenlenen bankacılık sözleşmelerine binaen davalı banka tarafından ticari kredi tahsis ve değerlendirme komisyonu adı altında ve haksız olarak kesildiği iddia olunan bedellerin tahsili istemi ile açılan alacak davasıdır.Dosya kapsamındaki dava dilekçesi ve ekleri, Arabuluculuk Son Tutanağı, Genel Kredi Sözleşmesi,  bilirkişi raporu, müzekkere cevapları ve dosyanın tümü hep birlikte incelenmiştir. Mahkememizce 28/10/2019 tarihli celse ara kararı gereğince dosyanın bankacı bilirkişiye tevdii edilmesine karar verilmiş, bilirkişi ... 18/11/2019 tarihli raporunu dosyaya ibraz etmiştir. Davalı vekili 12/12/2019 tarihli dilekçesiyle bilirkişi raporuna karşı itirazlarını içeren dilekçesini dosyaya ibraz etmiş, davacı vekili ise, 20/12/2019 tarihli dilekçesiyle davalı yanın bilirkişi raporuna karşı itirazlarına karşı beyanlarını içeren dilekçesini sunmuştur. Mahkememizce 09/03/2020 tarihli celsede, dosyada mevcut bilirkişi raporunda eksik hususların olduğu tespit edilerek yeniden bankacı bilirkişiden rapor alınmasına karar verilmiş, dosyadaki eksik hususlar giderildikten sonra bankacı bilirkişi ...'a tevdii edilmiş,  bilirkişi 29/06/2020 tarihinde raporunu dosyaya ibraz ederek görüş ve kanaatlerini bildirmiştir. Davacı vekili,  09/07/2020 tarihli dilekçesiyle bilirkişi raporuna itirazlarını sunmuştur. 14/09/2020 tarihli celsede 29/06/2019 tarihli bilirkişi raporu hüküm kurmaya elverişli olmadığından, dosyaya gelen yazı cevapları doğrultusunda bankacılık uzmanı yeni bir bilirkişiden rapor alınmasına karar verilerek,  yapılan bankacı bilirkişi incelemesi sonrası düzenlenen  08/03/2021 tarihli bilirkişi raporunda sonuç ve özet olarak; \"Davalı bankanın davacıdan masraf ve komisyon alabilmesi için taraflar arasında imzalanan sözleşmede masraf ve komisyon alınacağının kararlaştırılmış olması gerektiği Yargıtay içtihatlarında vurgulandığı, Davacı ... ltd Şti ile davalı ... Mecidiyeköy Şubesi arasında, 24.12.2015 tarihinde 750.000,-TL Meblağlı Genel Kredi Sözleşmesi 22.02.2017 tarihinde 1.500.000,-TL Meblağlı Genel Kredi Sözleşmesi akdedildiği, …. Her iki sözleşmeyide ... nun ise 750.000,- TL+ 1500.000,-TL lık kefalet limiti ile Müşterek Borçlu ve Müteselsil kefil olarak imzalandığı,(sunulan Sözleşme suretlerinden), görülmüştür. Banka, bu Sözleşmeye dayanarak açtığı ve/veya açacağı döviz kredisi, teminat mektubu ve aval-kabul kredisi, dövize endeksli TL kredi dahil her türlü krediye, yetkili merciler tarafından bildirilen veya ileride bildirilecek en yüksek oranları geçmemek üzere belirleyeceği oranlarda faiz ve her nevi komisyonları ve Kaynak Kullanımını Destekleme Fonu gibi yasal ve banka düzenlemelerine veya teamüllerine göre talep edilebilecek her türlü ücret, masraf ve sair giderleri uygulayacak ve bunları gider vergileri ve sair resim ve harçları ile birlikte Müşteri’nin cari hesabına borç yazacaktır. ” Hükmünde olduğu, Düzenleme kapsamında davalı banka tarafından kredi işlemlerinde sağlanacak faiz dışındaki diğer menfaatlerin ve tahsil olunacak masrafların, TCMB’na bildirdiği, Bildirimda  2017 yılında müşterilerden alınacak kredi tahsis ücreti oranının %2 olarak belirlendiği,   Diğer yandan; BDDK tarafından yayımlanan finansal tüketicilerden alınacak masraf ve komisyonlarda da   kredi tahsis ücreti alınacağının yazılı olduğu, 6-) Diğer banka ortalamalarına göre makul sayılabileceği sayın mahkemnizin takdirlerinde olduğu,   Yukarıda belirtilen mevzuat zorunluluk ve kıstaslar dikkate alındığın dDiğer yandan; BDDK tarafından yayımlanan finansal tüketicilerden alınacak masraf ve komisyonlarda da   kredi tahsis ücreti alınacağının yazılı olduğu, 6-) Diğer banka ortalamalarına göre makul sayılabileceği sayın mahkemnizin takdirlerinde olduğu,   Yukarıda belirtilen mevzuat zorunluluk ve kıstaslar dikkate alındığın da; (uygulanan komisyon oranları düşük ve makul seviyede olmakla birlikte,) davalı Bankanın davacı müşterisi ...Hizmetleri ltd Şti nden KREDİ TAHSİS ÜCRETİ adı altında tahsil etmiş olduğu Ücret ve Komisyonların  yukarıdaki açıklamalar doğrultusunda  davacının 06.03.2017 – 29.03.2017 ve 03.04.2017 tarihlerinde kendisinden hesaben ve mahsuben tahsil olunan (1575,-TL*3=) 4.725,TL lık komisyonların banka tarafından   tahsilinin  yerinde olduğu,  2.373,98 TL lık  ücretle ilgili  15.03.2018 tarihi itibariyle davacıya herhangi bir kredi tahsisi yapıldığına dair bir belgeye rastlanılamadığından davacı bankanın talebinin yerinde olmadığı, 75 TL lık mükerrer havale iadesi bankacılık işlemleri konusu olup kredilerle bir ilişkisi olmadığından   değerlendirmeye alınmadığı, 3.350.00 TL lık mükerrer poliçe  ile ilgili olmak üzere;Bu konu ile ilgili; ne davacı tarafından nede davalı Banka tarafından herhangi bir belge ve bilgi sunulmamış olduğu, görülmüş olmakla kredi miktarı, hayat sigortasının neye dayandığı, ne kadarlık bir süre için yapıldığı, süresi sonunda yenilenmesinin gerekip gerekmediği, davacının bu konuya olan itirazlarının yerinde olup olmadığı konularında irdeleme ve değerlendirmelerde bulunulamamıştır. 8-) Sayın mahkemenizce de davacıdan 15.03.2018 tarihinde tahsil olunan .373,98 TL lık   kredi tahsis ücreti ile,yine talebinin yerinde olması halinde   talep doğrultusunda 15.03.2018 tarihinden itibaren, taraflar tacir olmakla 3095 s.lı yasanın 2 maddesi kapsamında AVANS faizi ile birlikte isteyebileceği,\" şeklinde  görüş ve kanaat bildirmiştir. Bilirkişi raporu taraflara tebliğ edilmiştir. Davacı vekili 11/03/2021 tarihli dilekçesiyle bilirkişi raporuna karşı beyan ve itirazlarını dosyaya sunmuştur. Davalı vekili ise 22/03/2021 tarihli dilekçesiyle bilirkişi raporuna itirazlarını içeren dilekçesini ibraz etmiştir. Dosya kapsamından taraflar arasındaki uyuşmazlığın konusu, davacının davalı bankadan kullandığı kredilerden tahsil olunan 13.382.54.-TL'nin iadesine ilişkin  alacak  davası olduğu anlaşılmıştır. Mahkememizce yapılan tüm yargılamalar neticesinde, taraf iddia ve savunmaları, takip dosyası, alınan bilirkişi raporları ve tüm dosya içeriğine göre, Davacı ... ltd Şti ile davalı ... Mecidiyeköy Şubesi arasında, 24.12.2015 tarihinde 750.000.-TL meblağlı Genel Kredi Sözleşmes,  22.02.2017 tarihinde 1.500.000.-TL meblağlı Genel Kredi Sözleşmesi akdedildiği, her iki sözleşmeyide ...'nun ise 750.000.-TL+ 1500.000.-TL'lik kefalet limiti ile müşterek borçlu ve müteselsil kefil olarak imzalandığı görülmüştür. \"Genel Kredi Sözleşmesi,Madde 8 - Faiz, Komisyon, Vergi, Fon ve Masraflar 8.1. Banka, bu Sözleşmeye dayanarak açtığı ve/veya açacağı döviz kredisi, teminat mektubu ve aval-kabul kredisi, dövize endeksli TL kredi dahil her türlü krediye, yetkili merciler tarafından bildirilen veya ileride bildirilecek en yüksek oranları geçmemek üzere belirleyeceği oranlarda faiz ve her nevi komisyonları ve Kaynak Kullanımını Destekleme Fonu gibi yasal ve banka düzenlemelerine veya teamüllerine göre talep edilebilecek her türlü ücret, masraf ve sair giderleri uygulayacak ve bunları gider vergileri ve sair resim ve harçları ile birlikte Müşteri’nin cari hesabına borç yazacaktır.” hükmünde olduğu,Düzenleme kapsamında davalı banka tarafından kredi işlemlerinde sağlanacak faiz dışındaki diğer menfaatlerin ve tahsil olunacak masrafların, TCMB’na bildirdiği, bildirimda  2017 yılında müşterilerden alınacak kredi tahsis ücreti oranının %2 olarak belirlendiği, diğer yandan; BDDK tarafından yayımlanan finansal tüketicilerden alınacak masraf ve komisyonlarda da kredi tahsis ücreti alınacağının yazılı olduğu,  diğer banka ortalamalarına göre makul sayılabileceği mahkememizce alınan bilirkişi raporuyla tespit edilmiştir. Böylelikle, davacı vekili tarafından, dava dilekçesinde 4 Adet  \"Kredi Tahsis Ücreti \"başlığı altında toplam 7.197,18.-TL alacak talep edilmiş ise de; mevzuat zorunluluk ve kıstaslar dikkate alındığın da uygulanan komisyon oranları düşük ve makul seviyede olduğu,  davalı bankanın davacı müşterisi ... Ltd Şti'nden \"Kredi Tahsis Ücreti\" adı altında tahsil etmiş olduğu ücret ve komisyonların davacının kendisinden hesaben ve mahsuben tahsil olunan komisyonların banka tarafından tahsilinin yerinde olduğu kanaatine varılmıştır.Yine davacı vekili tarafından \"Kredi Garanti Fonu Kefaletli 2 Kredi için Mükerrer Tahsil olunan Sigorta Poliçe Bedelleri\" başlığı altında talep olunan 3.350,00.-TL alacağa ilişkin delil niteliğinde ne davacı tarafından nede davalı banka tarafından herhangi bir belge ve bilgi sunulmamış olduğu görülmüş olmakla kredi miktarı, hayat sigortasının neye dayandığı, ne kadarlık bir süre için yapıldığı, süresi sonunda yenilenmesinin gerekip gerekmediği anlaşılmadığından davacının bu talebinin de yerinde olmadığı değerlendirilmiştir. Ancak, dava dilekçesinde talep olunan \"1 adet Nakdi Kredi Başvuru Ücreti\" adı altında 2.373,98.-TL alacağın 15/03/2018 tarihi itibariyle davacıya herhangi bir kredi tahsisi yapıldığında dair dosya kapsamında somut bir delil, bilgi ya da belgeye rastlanılmadığı  ve 1 adet sehven alındığı, ifade edilmesine rağmen iade edilmeyen 459,00.-TL alacağın davacının talimatı ile 24/03/2017 tarihinde 1.046,20.- € olarak  yapılan mükerrer yurt dışı hava bedelinden 971,20.€ 'nun iade edildiği, iade edilmeyen 75 Euronun ( Dava dilekçesi güncel kuru ile 459,00.-TL talep edilmiş olmakla) davacıya iadesi gerektiğinden kaldı ki aksinin davalı tarafından ispatlanamadığı anlaşılmakla;  ve bu haliyle hüküm kurmaya elverişli nitelikte bilirkişi raporu doğrultusunda davanın kısmen kabulü ile, 2.373,98.-TL'nin 15/03/2018 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 459,00.-TL'nin 24/03/2017 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.HUAK 18/A-(13) ''Arabuluculuk faaliyeti sonunda taraflara ulaşılamaması, taraflar katılmadığı için görüşme yapılamaması veya iki saatten az süren görüşmeler sonunda tarafların anlaşamamaları hâllerinde, iki saatlik ücret tutarı Tarifenin Birinci Kısmına göre Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenir. İki saatten fazla süren görüşmeler sonunda tarafların anlaşamamaları hâlinde ise iki saati aşan kısma ilişkin ücret aksi kararlaştırılmadıkça taraflarca eşit şekilde uyuşmazlığın konusu dikkate alınarak Tarifenin Birinci Kısmına göre karşılanır. Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen ve taraflarca karşılanan arabuluculuk ücreti, yargılama giderlerinden sayılır.  (...)\" \" ve (14). Fıkrası: \" Bu madde uyarınca arabuluculuk bürosu tarafından yapılması gereken zaruri giderler; arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılması hâlinde anlaşma uyarınca taraflarca ödenmek, anlaşmaya varılamaması hâlinde ise ileride haksız çıkacak taraftan tahsil olunmak üzere Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanır.\" hükümleri gereğince arabuluculuk gideri olarak  Arabuluculuk Dava Şartı Dosya No: ... sayılı dosyasından arabulucu olarak atanan ... ekte sunulan 1.320,00.-TL tarife bedeli üzerinden kesilen 14/02/2019 tarihli 00300 sıra nolu Serbest Meslek Makbuzu doğrultusunda ödeme yapıldığı  tespit edilmiş olup davanın kısmen kabulüne karar verilmiş olduğu gözetilerek red ve kabul oranına göre taraflar aleyhine arabulucuk gideri yükletilmesi gerektiği anlaşılmıştır. \" gerekçeleri ile; \" 1-DAVANIN KISMEN KABULÜ İLE, -2.373,98.-TL'nin 15/03/2018 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, -459,00.-TL'nin 24/03/2017 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, -Fazlaya ilişkin istemin reddine, ... \" karar verilmiş ve verilen karara karşı, davacı vekili ile davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. <br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: DAVACI VEKİLİ İSTİNAF DİLEKÇESİNDE ÖZETLE; Yerel mahkeme kararının üç ayrı yönden istinafen incelenerek ortadan kaldırılmasını talep ettiklerini, - H.U.A.K. m 18/A'nın sehven uygulanmaması suretiyle davacı müvekkil aleyhine yargılama giderlerine hükmolunacak şekilde hatalı hüküm kurulmasına ilişkin olarak; Dava dilekçelerinin gerek \"Açıklamalar\" kısmı \"A\" bendinde, gerekse de \"Sonuç ve İstem\" kısmı \"2\" numaralı taleplerinde belirttikleri üzere, davalı yanın zorunlu arabuluculuk görüşmesine mazeretsiz olarak katılmamış olduğunu, bu hususun çekişmeli olmadığını, aksi yönde beyan, tutanak vs olmadığını, bu durumu dilekçelerinde detaylıca açıkladıklarını, H.U.A.K. m. 18/A-11 \"Taraflardan birinin geçerli bir mazeret göstermeksizin ilk toplantıya katılmaması sebebiyle arabuluculuk faaliyetinin sona ermesi durumunda toplantıya katılmayan taraf, son tutanakta belirtilir ve bu taraf davada kısmen veya tamamen haklı çıksa bile YARGILAMA GİDERİNİN TAMAMINDAN SORUMLU TUTULUR. AYRICA BU TARAF LEHİNE VEKÂLET ÜCRETİNE HÜKMEDİLMEZ\" amir hükmünü haiz olduğunu, Şu halde: Davacı olarak hiçbir yargılama giderinden sorumlu tutulmamaları ve ayrıca aleyhlerine vekalet ücretine hükmolunmaması gerekirken, Gerekçeli kararın 4, 5 ve 6 nolu fıkralarında bu hususta hata yapıldığını, davacının çeşitli yargılama giderlerinden sorumlu tutulduğunu, aleyhlerine vekalet ücreti yazıldığını, bu hususun kararın istinafen ortadan kaldırılmasını gerektirdiğini, - Davalı yan yönünden miktar itibariyle istinaf kanun yoluna kapalı karar verilmesi gerekirken hatalı şekilde hüküm kurulmasına ilişkin olarak; Davanın kabul edilen kısmının toplam 2.832 TL olduğundan davalı yönünden miktar itibariyle istinaf yolu kapalı hüküm kurulması gerekirken hatalı şekilde hüküm kurulmasının ikinci istinaf sebebi olduğunu, - Esasa ilişkin yanılgılı değerlendirme ile davanın kısmen reddedilmesine ilişkin olarak; Gerek dava dilekçelerinde gerekse de dosya içerisinde sundukları rapora itiraz/ beyan dilekçelerinde detaylı şekilde belirttikleri üzere, eldeki dosyanın hukuki değerlendirme, niteleme ve çözümünde başvurulması zorunlu olan, a) BDDK tarafından yayımlanmış \"FİNANSAL TÜKETİCİLERDEN ALINACAK ÜCRETLERE İLİŞKİN USÛL VE ESASLAR HAKKINDA YÖNETMELİK\"te ve b) TCMB tarafından yayımlanmış bulunan \"BANKALARCA TİCARİ MÜŞTERİLERDEN ALINABİLECEK ÜCRETLERE İLİŞKİN USUL VE ESASLAR HAKKINDA TEBLİĞ\"de yer alan, çeşitli kesintilerin yapılabilmesi için bankalarca yerine getirilmesi zorunlu koşulların dosyadaki 1 bilirkişi dışında diğer 2 bilirkişi tarafından dikkate alınmadığını, oysa bunların amir hükümler olmadığını, dolayısıyla yedek hukuk kuralları olmadıklarından, bu mevzuata aykırı düzenlenen Genel Kredi Sözleşmeleri'nin hukuken anlamı olmadığını, somut olaya konu GKS'de anılı mevzuata uygun birçok koşul yerine getirilmeksizin çeşitli kesintiler yapılmış olduğunu, Bu koşul ve maddelerin ve dolayısıyla aykırılıkların nelerden ibaret olduğunun, özellikle dosyaya sunmuş oldukları 28.10.2020 bilirkişi raporuna itiraz dilekçesinde oldukça detaylı biçimde izah edilmiş olduğunu, esasa ilişkin yanılgılı hükmün ve dolayısıyla kısmi reddin neden hatalı olduğu noktasındaki hukuki gerekçeler yönünden dosya içerisindeki dilekçelerini, bilhassa 28.10.2020 tarihli bilirkişi raporuna itiraz dilekçelerine atıfta bulunduklarını beyanla; Açıklanan nedenler ve kamu düzenine ilişkin saptanacak sair sebeplerle usule, yasaya ve hukuka aykırı kararın, H.U.A.K. m 18/A'nın sehven uygulanmaması suretiyle davacı müvekkil aleyhine yargılama giderlerine hükmolunacak şekilde hatalı hüküm kurulması, Davalı yan yönünden miktar itibariyle istinaf kanun yoluna kapalı karar verilmesi gerekirken hatalı şekilde hüküm kurulması, Esasa ilişkin yanılgılı değerlendirme ile davanın kısmen reddedilmesi yönlerinden istinafen incelenerek kaldırılmasını ve hukuka uygun biçimde karar oluşturulmasını talep etmiştir.<br>DAVALI VEKİLİ İSTİNAF DİLEKÇESİNDE ÖZETLE; İstanbul 19 Asliye Ticaret Mahkemesinin 2019/105 E. - 2021/343 K. sayılı kararının bozularak yapılacak yargılama sonunda davanın reddine karar verilmesini talep ettiklerini, Karşı tarafın 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun kapsamında bir tüketici değil, tacir olduğunu ve dava konusu bedellerin de ticari krediler nedeniyle kredi sözleşmelerine dayanılarak tahsil edildiğini, davalı tarafça bu gerçeğin gözden kaçırıldığını, Davalının, müvekkil ... Bank A.Ş'den ticari nitelikli krediler kullanmış olduğunu, Davalı ile yapılan sözleşme gereğince iki tarafın da mutabakatıyla dosya masrafları olarak davalıdan komisyon, ekspertiz ücreti, başvuru ücreti, sigorta ve tapu masrafı vb adı altında bedeller tahsil edilmiş olduğunu, Davalının, kendisinden tahsil edilen bedellerin haksız şart oluşturduğunu idida etmekte olduğunu, sözleşmedeki hükmün haksız şart olabilmesi için; müzakere edilmeden satıcı tarafından sözleşmeye tek yanlı olarak konulması, tüketicinin yükümlülüklerine ek olarak bir dengesizlik oluşturması ve bunun iyi niyet kurallarına aykırılık oluşturması gerekmekte olduğunu, alınan bedellerin kesinlikle davacının bilgisi dahilinde tahsil edildiğini, tek taraflılık söz konusu olamayacağını, çünkü kredi sözleşmesinde yer almakta olduğunu, kredi kullanan davacının aleyhine bir dengesizlik oluşturmasının ise zaten mümkün olmadığını, sözleşmenin bütün unsurları karşılıklı mutabakatla kararlaştırılmış iken bankanın kötü niyetli olduğunu iddia etmenin zaten hukuka aykırı olduğunu, Tüketici Hakem Heyetleri'nin, tüketici kredileri ile ilgili karar vermekle görevli ve yetkili olup, ticari krediler konusunda karar veremeyeceklerini, davalı ile yapılan sözleşmeyi Tüketici yasası ile yorumlamanın mümkün olmadığını, Tüm bu anlatımlar dışında, Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası’nın 09 Aralık  2006 tarih ve 26371 sayılı Resmi Gazete yayınlamış olduğu Mevduat Ve Kredi Faiz Oranları Ve Katılma Hesapları Kar Ve Zarara Katılma Oranları İle Kredi İşlemlerinde Faiz Dışında Sağlanacak Diğer Menfaatler Hakkında 2006/1 sayılı Tebliğ‘in 4. maddesinde yer alan “Bankalarca, reeskont kaynaklı krediler dışındaki kredilere uygulanacak faiz oranları ile faiz dışında sağlanacak diğer menfaatlerin ve tahsil olunacak masrafların nitelikleri ve sınırları serbestçe belirlenir.” hükmüne göre ve ek olarak masrafların niteliklerini ve azami sınırlarını mevzuatın kendisine tanımış olduğu yetkiler çerçevesinde belirlemekte olduğunu, bu hükmün bankaların müşterilerinden vermiş oldukları hizmetler için ücret talep edebileceklerini açıkça göstermekte olduğunu, bu madde uyarınca her yıl bankalarca işlem ücretleri çizelgeleri hazırlanmakta olduğunu, Müvekkil banka ve davalı arasında mevzuat hüküm ve usullerine uygun olarak düzenlenen sözleşme ve diğer belgeler üzerinde davacının imzasının bulunmakta olduğunu, Yine davalının imzalamış olduğu Genel Kredi Sözleşmelerinin FAİZ, KOMİSYON, VERGİ FON, RESİM HARÇ VE MASRAFLAR başlıklı 6. maddesinde, “…müşteriye önceden ihbarda bulunmaksızın, banka bu sözleşmeye dayanarak açtığı ve açacağı altın kredisi, döviz kredisi, teminat mektubu ve aval kabul ve teşvik belgeli aval kabul kredisi dahil olmak üzere her türlü krediler ile hesaplara ve aldığı teminatlara yetkili merciler tarafından saklanan veya ileride saptanacak olan en yüksek oranlan geçmemek üzere belirleyeceği oranlarda faiz ve (muhabir, akreditif, teminat mektubu aval kabul komisyonları dahil) her nevi fon ve komisyonlar ve kaynak kullanımını destekleme fonu (KKDF) gibi yasal ve banka düzenlemelerine veya teamüllerine göre talep edilebilecek her hesabına borç yazabilecektir…” denilmekte olduğunu, Davalı tarafın bu sözleşmeyi imzalayarak iadesini istediği meblağları baştan ödemeyi kabul ettiğini, bunun yanında davacının iddia ettiği mükerrer tahsil edilen tutarlara ilişkin ekte sunulan ve keşif yapılarak da tespit edilebilecek tüm müvekkil banka kayıtları incelendiğinde davacının iddialarının haksız olduğunu ve tahsil edilen tutarları ödemeyi de baştan kabul ettiğine yönelik iradesini gözler önüne açıkça koymakta olduğunun görülebileceğini, Sözleşmede açıkça belirtilen bir hükmün, imzalandıktan sonra aksini iddia ederek menfaat sağlanmasına çalışılmasına hukukun temel ilkelerinden olan “ahde vefa” ilkesine aykırı olduğunu, Gerek imzalanmış olan kredi sözleşmelerinin amir hükümleri gerekse bankacılık uygulamalarına ilişkin mevzuat hükümleri ve ekte sunulan emsal içtihatlar nedeniyle haksız ve mesnetsiz davanın reddi gerektiğini, Yukarıda açıklanan nedenlerle, sözleşme gereğince alınan ücretlerin müşterilerinin açık iradesi ile kendisi tarafından imza edilerek kabul edilmiş olduğundan müşterinin bilgisi dışında işlem yapılması gibi bir durum söz konusu olmadığını, Yukarıda açıklanan sebeplerden ötürü usul ve yasaya aykırı yerel mahkeme kararının bozulmasını, vekalet ücret ve yargılama giderinin karşı tarafa yükletilmesini talep ettiklerini beyanla; Açıklanan ve resen nazara alınacak sebeplerle; İstanbul 19. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2019/105 E. - 2021/343 K. Sayılı dosyasından verilen davanın kısmen kabul kararının istinaf incelemesi neticesinde müvekkil lehine kaldırılması, yeniden yargılama yapılarak davanın reddine karar verilmesi ile hukuk muhakemeleri kanunu’nun 350.maddesi ve İcra İflas Kanunu’nun 36. maddesine göre icranın geri bırakılması yönünde tehiri icra kararı verilmesini, yargılama gideri ve vekâlet ücretinin davacı taraf üzerinde bırakılmasını talep etmiştir.  <br>İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Dava; davalı banka tarafından davacıya kullandırılan kredilere ilişkin davacıdan haksız olarak tahsil edildiği iddia edilen kredi tahsis ücretlerinin, nakdi başvuru ücretinin, davacının hesabından sehven gönderilen ve davacıya iade edilmeyen paranın, kredi garanti fonu kefaletli krediler için mükerrer tahsil edilen sigorta poliçe bedellerinin davalıdan tahsili talebine ilişkindir. Mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, karara karşı davacı vekili ve davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. Somut uyuşmazlıkta; davacı vekili tarafından davalı tarafından kendisine kullandırılan ticari kredilere ilişkin tahsil edilen kredi tahsis ücretlerinin ve nakdi başvuru ücretinin haksız olduğunu, davacının hesabından üçüncü kişiye gönderilen paranın banka tarafından sehven iki kez gönderildiğini ve bankadan iade talep edilmesine rağmen paranın bir kısmının iade edilmediğini, bunun yanında kredi garanti fonu kefaletli krediler için mükerrer sigorta poliçe bedeli tahsil edildiğini, söz konusu bedellerin davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. Mahkemece farklı bankacı bilirkişilerden bir çok kez bilirkişi raporu alınmış ve davacıdan tahsil edilen nakdi kredi başvuru ücretinin ve sehven üçüncü kişiye gönderilen ve davacıya iade edilmeyen paranın davalıdan tahsiline karar verilmiş ve fazlaya ilişkin taleplerin reddine karar verilmiştir. Taraflar arasında akdedilen genel kredi sözleşmesinin 8. maddesinde faiz, komisyon, vergi, fon ve masrafların müşteriye yansıtılacağının hüküm altına alınmış ve maddede oran belirtilmemiştir. Yine 5411 sayılı Bankacılık Kanunu 144. maddesinin vermiş  olduğu  yetkiye istinaden 09.12.2006 tarihli Resmi Gazete’de Merkez Bankası tarafından yayınlanan ve 2014/6 sayılı Tebliğ ile güncellenen ve karar tarihinde yürürlükte bulunan 2006/1 sayılı Tebliğin 3. maddesinde, bankalarca mevduata uygulanacak sabit veya değişken faiz oranlarının serbestçe belirleneceği, 4. maddesinde ise reeskont kaynaklı krediler dışındaki kredilere uygulanacak faiz oranları ile faiz dışında sağlanacak diğer menfaatlerin ve tahsil olunacak masrafların nitelikleri ve sınırlarının, serbestçe belirleneceği kabul edilmiştir. Yine aynı Tebliğin 6/2. maddesine göre; bankalar, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankasına bildirdikleri azami oranları aşmamak kaydıyla, mevduat ve kredi işlemlerinde uygulayacakları faiz oranlarını ve katılma  hesaplarında uygulayacakları kâr ve zarara katılma oranlarını vadelerine göre tüm şubelerinde  halkın  görebileceği şekilde ilan eder ve bu oranları internet sitelerinde yayımlar. Banka tarafından kredi işlemlerinde sağlanacak faiz dışındaki diğer menfaatlerin ve tahsil olunacak masrafların TCMB'ye bildirildiği ve müşterilerden alınacak kredi tahsis ücreti oranının % 2 olarak belirlendiği, Mahkemece emsal banka uygulamalarının da celbedildiği, en son alınan bilirkişi kök ve ek raporunda da uygulanan komisyon oranının düşük ve makul olduğunun tespit edildiği anlaşılmakla Mahkemece davacının kredi tahsis ücreti talebinin reddine karar verilmesi isabetlidir.  Kredi garanti fonu kefaletli krediler için mükerrer tahsil edildiği iddia edilen sigorta poliçe bedellerine ilişkin ise davacı tarafından söz konusu bedellerin bankaca tahsil edildiğine ilişkin dosyaya delil sunulmadığı gibi, banka kayıtlarından da söz konusu tahsilata ilişkin belge görülmemiştir. Davacı tarafından söz konusu alacak kalemlerinin ilk bilirkişi raporunda kendileri lehine olacak şekilde tespit edildiği ve davalı vekili tarafından rapora itiraz edilmediği iddia edilmiş ise de ilk ve sonraki bilirkişi raporlarında söz konusu alacak kalemine ilişkin evrak bulunmadığı gerekçesi ile tespit yapılamadığı belirtilmiştir. Bu sebeple Mahkemece  sigorta poliçe bedellerine ilişkin talebin de reddine karar verilmesi isabetlidir. Davacı vekili tarafından ileri sürülen istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir. 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A-11 maddesine göre; Taraflardan birinin geçerli bir mazeret göstermeksizin ilk toplantıya katılmaması sebebiyle arabuluculuk faaliyetinin sona ermesi durumunda toplantıya katılmayan taraf, son tutanakta belirtilir ve bu taraf davada kısmen veya tamamen haklı çıksa bile yargılama giderinin tamamından sorumlu tutulur. Ayrıca bu taraf lehine vekâlet ücretine hükmedilmez. Her iki tarafın da ilk toplantıya katılmaması sebebiyle sona eren arabuluculuk faaliyeti üzerine açılacak davalarda tarafların yaptıkları yargılama giderleri kendi üzerlerinde bırakılır. Davacı vekili tarafından dosyaya sunulan arabuluculuk ilk ve son tutanakta davalıya arabuluculuk görüşmelerine ilişkin çağrının ne şekilde yapıldığı, tebligat çıkarılıp çıkarılmadığı, çıkarılmış ise tebligatın usulüne uygun olarak tebliğ edilip edilmediği arabulucu tarafından tutanağa geçirilmemiştir. Bu durumda davalının mazeret göstermeksizin görüşmelere katılmadığından söz edilemez. Bu sebeple Mahkemece davanın kabul ve red edilen oranlarına göre yargılama giderlerine hükmetmesi ve red edilen kısma ilişkin davalı lehine vekalet ücreti takdirine karar verilmesi isabetli olup, davacı vekilinin aksi yöndeki istinaf sebebi yerinde görülmemiştir. 29906 Sayılı Resmi Gazetede yayınlanarak 02/12/2016 tarihinde yürürlüğe giren 6763 sayılı kanunun 41.maddesi ile değişik HMK'nın 341/2 madde hükmü uyarınca miktar ve değeri 3.000,00 TL'yi geçmeyen mal varlığına ilişkin davalar kesin olup, yeniden değerleme oranındaki artış sonucu yerel mahkeme hükmünün verildiği 2021 yılı için HMK'nın 341/2. maddesindeki kesinlik sınırı 5.880,00 TL olmuştur. Dava değeri 13.379,00-TL olup, mahkemece 2.832,98 TL miktar üzerinden davanın kabulüne, bakiye kısmın reddine karar verilmiştir.  Davalı tarafından istinafa konu edilen  miktar  2.832,98-TL  olduğundan, karar tarihi itibariyle 5.880,00-TL  kesinlik sınırı altındaki ilk derece mahkemesi kararının kabul edilen kısmı miktar itibariyle kesin niteliktedir. Miktar olarak kesin nitelikteki karar ile ilgili olarak yerel mahkemece karara karşı kanun yolunun açık olduğunun belirtilmesinin sonuca bir etkisi bulunmamaktadır. Bu nedenle, davalının istinaf başvurusunun HMK'nın 341/2, 352/1 maddesi gereğince usulden reddine karar verilmiştir. Açıklanan nedenlerle; ilk derece mahkemesi karar ve gerekçesi usul ve yasaya uygun olup, kamu düzenine aykırılık da tespit edilmediğinden, davacının istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nun 353/1-b1 maddesi uyarınca esastan reddine, davalının istinaf başvurusunun HMK'nın 341/2, 352/1 maddesi uyarınca usulden reddine karar verilmesi gerektiği kanaatine varılmış ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. <br>HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davacının istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK' nın 353/1-b-1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Davalının istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK' nın 341/2, 352/1 maddeleri  gereğince USULDEN REDDİNE, 3-Harçlar Kanunu gereğince istinaf edenler tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harçlarının hazineye gelir kaydına, 4-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince davacıdan alınması gereken 427,60TL istinaf karar harcından, davacı tarafından peşin olarak yatırılan 59,30 TL harcın mahsubu ile bakiye 368,3‬0 TL harcın davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 5-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince davalıdan alınması gereken 427,60TL istinaf karar harcından, davalı tarafından peşin olarak yatırılan 59,30 TL harcın mahsubu ile bakiye 368,3‬0 TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 6-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf talep edenler üzerinde bırakılmasına, 7-Artan gider avansı bulunması halinde yatıran tarafa iadesine, 8-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 25/01/2024 tarihinde HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi. </font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"23349baec1dc0acb","SID":"ed198fed820508bd"}}