{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>13. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2021/1665 Esas <br>KARAR NO: 2024/123 Karar <br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>NUMARASI: 2018/1180 Esas -  2021/123 Karar <br>TARİHİ: 11/02/2021<br>DAVA: Haksız Rekabetin Tespiti ve Önlenmesi<br>KARAR TARİHİ: 01/02/2024<br>İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle, Taraflar arasında 18/01/2018 tarihinde elektrik satış sözleşmelerine aracılığına ilişkin bayilik sözleşmesi imzalandığını, sözleşmenin 14.1. Md. Uyarınca \"taraflardan herhangi biri, herhangi bir zamanda iki ay önceden bildirimde bulunmak kaydıyla sözleşmeyi feshetme hakkına sahiptir\" hükmünün yer aldığını, davacı şirketin göndermiş olduğu ihtarname ile davalı taraf ile yapmış olduğu sözleşmeyi feshettiğini belirttiğini, davalı şirket ile müvekkili şirket arasındaki sözleşmenin feshedilmiş olmasına rağmen davalı tarafından fatura tahsilatı yapılmaya davam edildiğinin müvekkil şirket tarafından tespit edildiğini, bu nedenle davalı tarafın müvekkil şirket tarafından söz konusu durumun kanununa ve BDDK tarafından çıkarılan yönetmeliğe aykırı olması nedeni ile uyarıldığını, müvekkil şirketin yapmış olduğu uyarının dikkate alınmadığını, davalı tarafından fatura tahsilatı yapılmaya devam edildiğini, işbu durum sebebi ile de dava açma zaruriyeti doğduğunu, fatura tahsilinin yargılama sonlanıp karar kesinleşinceye kadar tedbiren durdurulması hususunda teminatsız olarak, HMK 389 ve 390 uyarınca karşı tarafa tebligat yapılmaksızın ihtiyati tedbir kararı verilmesini, davacının haksız şekilde müvekkili şirket adına tahsilat yapmasının menine, aksi halde davalının tespit edilecek haksız rekabetin menine ve sonuçlarının ortadan kaldırılmasına, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalıya bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle, Davacının dava açarken davalıyı özenle belirlemek görevi olduğunu, davacının davasını yanlış kişiye yöneltmişise, asıl davalıya tekrar dava açması gerektiğini, müvekkillerinden ... aleyhine İstanbul Anadolu 5. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2018/1247 Esas sayılı dosyası ile tarafları ve konusu aynı olan bir başka dava ikame edilmiş olup halen derdest iken huzurdaki dosya ile hakkında ikinci bir dava ikame edildiğini, bu sebeple davanın müvekkili Kerem Kurbaş yönünden usulden reddinin gerekmekte olduğunu, dolayısıyla dava açıldıktan sonra taraf değişikliği istisnai hallerde mümkün olup huzurdaki davada ...'ın taraf değişikliği ile davaya dahil edilmesinin mümkün olmadığını, açıklanan sebeplerle davanın öncelikle usulden reddi gerekmekte olduğunu, müvekkilleri hakkında davacı tarafından açılan davanın yasal dayanağı bulunmamakta olduğunu, davacı tarafın müvekkillerinin 6493 sayılı yasa uyarınca hukuka aykırı olarak fatura tahsilatı yaptığını iddia etmekte olduğunu ancak bu iddianın mesnetsiz olduğunu, müvekkili ...'ın  ... Mah. ... Cad. No:... Ataşehir/İstanbul adresinde Fatura Ödeme Merkezi olarak vergi levhasına sahip işyeri bulunmakta olduğunu, müvekkili ... ... Mah. ... Cad. No:... Ataşehir/İstanbul adresinde Fatura Ödeme Merkezi olarak vergi levhasına sahip işyeri bulunmakta olduğunu, temsilci (müvekkillerimiz) fatura ödemelerine aracılık dışındaki ödeme hizmetleri ile ilgili olarak taraflar arasında ayrı bir sözleşme yapılmadıkça fatura ödemelerine aracılık dışında ödeme hizmetleri konusunda yetkili olmadığını, şirket işbu sözleşme ile temsilciye sadece fatura ödemesi işlemlerini gerçekleştirme yetkisini vermiş olup, temsilci sözkonusu ödemelerde şirketin  belirlediği sınırlar içinde kalacağını kendisine belirlenen limitler dahilinde fatura ödeme hizmetini münhasıran şirkete ait fatura tahsilat sistemi aracılığıyla gerçekleştiriceğini kabul beyan ve taahhüt ettiğini,  ödeme hizmetinin tarafları; şirket, temsilci, banka, fatura üreten kurum ve kullanıcı olduğunu, temsilcinin fatura tahsilat sistemine giriş yetkisinin şirket tarafından verileceğini, davacı tarafın müvekkillerinin hukuka aykırı olarak fatura tahsilatı yaptığını belirtmiş olduğunu, ancak müvekkillerimizin ayrı ayrı yapmış olduğu tahsilatlarda hukuka ve sözleşmeye aykırı bir durum bulunmamakta olduğunu, müvekkillerimiz yukarıda ilgili maddelerini yazmış olduğumuz yetkili kuruluş ile yapılan sözleşme kapsamında fatura tahsilatı yapmakta olduğunu, 6493 Sayılı Kanun'da hangi kuruluşların bu imkanı sağlayacağı ve hangi şartlara haiz olacağı açıkça düzenlenmiş olduğunu, müvekkillerinin davacının iddia ettiğinin aksine  yukarıda da açıkladığımız ve ekte sunduğumuz sözleşmelerden de görüleceği üzere BBDK tarafından yasal her türlü izni olan bir firmalar olduğunu, kendisini haksız rekabet oluşturacak şekilde farklı gösterme durumunun tamamen soyut bir iddia olduğunu, müvekkileri tarafından kamu hizmeti sayılabilecek nitelikte hizmet sunulmakta olduğunu, dolayısıyla; fatura ödeme merkezi olarak faaliyet gösteren müvekkillerin, fatura ödeme amaçlı olarak kendisine başvuran vatandaşları geri çevirmesi ve ... A.Ş'ye ait faturaların tahsiline aracılık etmediğini beyan etmesi müvekkillerimizin itibarını zedeleyecek ve ticari hayatını da olumsuz etkileyecektir. Bu sebeplerle; müvekkillerimizin kanuna dayalı olarak gerçekleştirilen bu işlemlerden men edilmesi talebi hukuken dayanağı olmayan haksız bir talep olup reddi gerekmekte olduğunu, müvekkilleri ile davacı arasında yapılan ve tek taraflı olarak feshedilen sözleşme kapsamında müvekkillerimize davacı tarafından sadece abonelik yapma yetkisi verildiğini, müvekkillerinin bu sözleşme gereği ödeme merkezinde değişiklikler yapmış ve davacının istediği şekilde hizmet vermesine rağmen haksız ve mesnetsiz olarak tek taraflı bir şekilde sözleşmesi feshedildiğini, buna ilişkin yasal haklarını saklı tuttuklarını, müvekkillerinin bu fesihten sonrada işyerinde davacıya ait hiçbir unvan, logo, amblem vb. kullanmadığı gibi, davacı aleyhine bir eylemi de olmadığından davacı tarafın açmış olduğu davanın yasal dayanağının bulunmadığını, davacının da iddia ettiği gibi müvekkillerinin yetkisinin olup olmadığı ilgili kuruluştan sorularak tespit edilmesinin gerektiğini, müvekkilinin yetkili kuruluş olduğunu, bu nedenle haksız ve mesnetsiz davanın öncelikle usulden yukarıda açıklanan tüm sebeplerle esastan reddini istemek gereğini duymuş bulunmakta olduğunu, bu nedenlerle davanın öncelikle usulden reddine, müvekkillerimizin davacı kuruluşu herhangi bir zarara uğratmadığından ve davacı kuruluşa yönelik haksız bir müdahalesinin bulunmadığından dolayı müvekkillerimize yöneltilen haksız ve mesnetsiz davanın ve ihtiyati tedbir talebinin reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı kuruma yükletilmesine karar verilmesini vekaleten talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ: İlk Derece Mahkemesi 11/02/2021 tarih 2018/1180 Esas -  2021/123 Karar sayılı kararında; \"Dava, eser sözleşmesinden kaynaklanan elatmanın önlenmesi davasıdır. Taraflar arasındaki uyuşmazlık; Taraflar arasında bayilik sözleşmesinin feshinden sonra ihtarnameye rağmen davacı alacaklarının tahsil edilip edilmediği, davalının tahsilat yetkisinin bulunup bulunmadığı ve davalı tarafından tahsilat yapılmış ise davacının zararının oluşup oluşmadığı, davalı tarafça davacının marka ve logosunun kullanmak sureti ile tahsilat yapılarak haksız rekabet şartlarının bulunup bulunmadığı olarak tespit edilmiştir. Mali Müşavir bilirkişi mahkememize sunduğu 09.01.2019 tarihli raporunda sonuç olarak, Taraflar arasında akdedilen 18/01/2018 tarihli sözleşmenin 14.1. Maddesine dayanılarak davacı ... tarafından feshedileceğinin davalı şirkete 21/06/2018 tarihinde ihtar edildiği, ihtarın 22/06/2018 tarihinde tebliğ alındığı, 22/06/2018 tebliğ tarihi itibari ile sözleşmenin 22/08/2018 tarihinde feshedilmiş olduğu, davalı şirket tarafından davalı işyerinin tahsilatlara devam edildiğinin tespiti ile işlemlerin durdurulması talepli 04/09/2018 tarihli ihtarnamesinin keşide edildiği, ihtarnamenin 05/09/2018 tarihinde tebliğ alındığı, davalı tarafın cevap dilekçesinde davalının 6493 Sayılı Kanun ile yetkili kılınan ödeme kuruluşu ile sözleşme akdettiği, bankacılık düzenleme ve denetleme kurulu tarafından ... kodlu ... temsilcilik kodu ile yetkili vezne olarak hizmet verdiği, ... A.Ş. İle aralarında 15/09/2018 tarihli temsilcilik sözleşmesinin imzaladığını, işbu sözleşme gereğince de davalının ilgili kuruluşun temsilcisi olduğunu, ödeme hizmetleri ve elektronik para ihracı ile ödeme kuruluşları ve elektronik para kuruluşları hakkında yönetmeliğin 6. Fıkrasına göre fatura ödemelerine aracılık edilmesine yönelik hizmetlerin yürütülmesine, kuruluşun fatura üreten kurumlar ile adlarına tahsilat yapılabilmesi konusunda sözleşme yapmasının şart olduğu ancak bu maddenin 12/10/2018 tarih v ... sayılı Resmi Gazete'de yayınlanarak yürürlüğe giren ödeme hizmetleri  ve elektronik para ihracı ile ödeme kuruluşları ve elektronik para kuruluşları hakkında yönetmelikte değişiklik yapılmasına dair yönetmelik ile değişikliğe uğradığını, söz konusu değişiklik ile yetkili ödeme kuruluşunun fatura düzenleyen kurum ile sözleşme yapma şartının ortadan kaldırıldığını, ancak değişiklik olmasa bile davalının temsilciliğini yaptığı ödeme kuruluşunun bankalar ile yapmış olduğu sözleşmenin bulunduğu açıklamalarına yer verildiği, mahkemenin ara kararı ile 03/12/2018 tarihinde yapılan keşif/incelemede davalı işyerinde davacı şirket adına tahsilat yapıldığının tespit edildiği, davacı tarafın işbu davaya konu fatura tahsilinin yargılama sonlanıp karar kesinleşinceye kadar tedbiren durdurulması hususunda takdiren teminatsız olarak HMK 389 ve 390 uyarınca karşı tarafa tebligat yapılmaksızın ihtiyati tedbir kararı verilmesine, davalının davacı şirket adına tahsilat yapmasının menine, aksi halde davalının tespit edilecek haksız rekabetin menine ve sonuçlarının ortadan kaldırılmasına yönelik takdirin mahkemeye ait olduğunu beyan ve rapor etmiştir. Davacı ... Anonim Şirketi ile davalı ... arasında 18.01.2018 tarihli bayilik sözleşmesi imzalandığı, davacı şirket tarafından sözleşmenin 14.1 maddesine istinaden sözleşmenin fesih ihbar ile feshedildiği, fesih ihbar ihtarının davalı tarafa 22.06.2018 tarihinde tebliğ edildiği, fesih tarihinin 23.08.2018 tarihi olduğu, davalı ... tarafından dava dışı ... A.Ş. ile sözleşmesi yetkili temsilcilik sözleşmesi imzaladığı, sözleşmenin imzalandığı tarihin 15.09.2018 tarihi olduğu, davalı ... tarafından sözleşmenin feshi ile dava dışı ... A.Ş. ile imzaladığı, sözleşme arasında 27.08.2018 tarihli tek fatura tahsilatı yaptığı, başkaca tahsilatının olmadığı, 15.09.2018 tarihinden itibaren dava dışı ... A.Ş. ile imzaladığı sözleşme nedeniyle davacı tarafında faturalarını tahsil ettiği, davacı şirket tarafından dava dışı ... A.Ş. ile sözleşme imzalanırken davalı ... ile tahsilat yapılmaması hakkında madde düzenlemediği, davalı ...'ın tahsilatının 15.09.2018 tarihinden itibaren sözleşmeye dayandığı, haksız rekabet oluşturmadığı, dava tarihi itibari ile davalının fatura tahsilatının sözleşmeye dayandığı, dava tarihi itibari ile feshe dayalı sözleşmeye istinaden tahsilat yapılmadığı  anlaşılmakla davanın reddine dair karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.\"gerekçesi ile, davanın reddine, karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.  <br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle, İlk derece mahkemesi, davalı tarafından sözleşmenin feshi ile dava dışı ... A.Ş. İle 15.09.2018 tarihinde yetkili temsilcilik sözleşmesi imzalandığı gerekçesiyle yapılan tahsilatların hukuka uygun olduğu kanaatine varmışsa da temsilcilik sözleşmesi imzalanmasının hukuka aykırı olarak tahsilat yapıldığı gerçeğini değiştirmediğini, Müvekkili Şirketle Davalı arasındaki sözleşmenin 22.08.2018 tarihinde fesih olunduğunu; sözleşmenin fesih tarihi ile Davalının yetkili vezne ödeme kuruluşu ile imzalamış olduğu sözleşme tarihi arası dönemde Davalının hukuka aykırı olarak ve haksız rekabete sebebiyet verecek şekilde Müvekkili Şirket adına fatura tahsilatında bulunmuş olduğunun her türlü izahtan vareste olduğunu; davalının,  dava dışı ödeme kuruluşu ile arasında herhangi bir sözleşme bulunmadığı dönemde haksız rekabete sebep olacak şekilde Müvekkili Şirket adına fatura tahsilatına devam ettiğini; bu hususa ilişkin belgelerin de dosyada mevcut olduğunu; bilirkişi raporunda da bu hususun tespit edildiğini, Öte yandan keşif incelemesi sırasında Davalının işyerinde kullanılan program ekranında  Müvekkili Şirketin logosuna yer verildiğinin bilirkişi marifetiyle tespit olunduğunu; davalının Müvekkili Şirket ile arasında herhangi bir sözleşme ilişkisi bulunmamasına rağmen işyerinde kullanılan programda Müvekkili Şirkete ait logonun kullanımına devam etmesinin Müvekkil Şirketin haklarının ihlaline, hukuka aykırılığa ve haksız rekabetin oluşmasına sebebiyet verdiğini, İlk derece mahkemesi tarafından hatalı bir şekilde davalı tarafın hukuka uygun olarak tahsilat yaptığı kanaatine varıldığını; bilirkişi raporunda temsilcilik sözleşmesinden  önce davalı tarafın tahsilat yapmaya devam ettiğinin tespit edildiğini ancak tüm bunlara rağmen gerekçeli kararda davalı tarafın kullandığı sistemde müvekkili şirketin logosunun bulunması hususuna değinilmediğini; bu hususun dahi kararın hukuka aykırı olduğunu tek başına ispatlamakta olduğunu, Gerek ilk derece mahkemesinin sözleşmeyi yorumlaması gerekse davalı tarafın yönetmelik değişikliği ile temsilcilik sözleşmesi imzalandığından bahisle yaptığı tahsilatları hukuka uygunmuş gibi gösterme çabasının işbu davanın haksız olduğunu ispat edemediğini; aksine hem bilirkişi tarafından yapılan tespitlerin hem de gerekçeli kararda belirtilen hususların davalı tarafın hukuka aykırı olarak müvekkili şirket adına tahsilat yaptığını ispat eder nitelikte olduğunu; keşif sırasında da bu hususların tespit edildiğini; buna rağmen söz konusu tahsilatlardan sonra imzalanan temsilcilik sözleşmesi gerekçe gösterilerek verilen kararın hatalı olduğunu, İlk Derece Mahkemesi'nin, müvekkili şirket tarafından dava dışı ... A.Ş. ile sözleşme imzalanırken; davalı ... ile tahsilat yapılmaması hakkında madde düzenlenmediğini gerekçe olarak gösterdiğini; ancak somut Olayda Müvekkili Şirket İle Ödeme Kuruluşu Arasında Sözleşme Bulunmadığını; İlk Derece Mahkemesi'nin maddi ve hukuki olguları dikkate almaksızın eksik, hatalı inceleme yaparak usul ve yasaya aykırı bir karar verdiğini, İlk Derece Mahkemesi'nin, dosya kapsamında tüm delilleri toplamadan ve incelemeden bir  hüküm kurduğunu; müvekkili şirket ile dava dışı ... AŞ arasında hiçbir zaman sözleşme imzalanmadığını; ancak gerekçeli kararda başlıktan da anlaşılacağı üzere aksi yönde varsayımda bulunularak sanki Elekse ile müvekkili şirket arasında sözleşme imzalanmış gibi bir kanaate varıldığını; davalının 15.09.2018 tarihinde ... AŞ ile sözleşme imzaladığını; 12.10.2018 tarihinde Ödeme Hizmetleri ve Elektronik Para İhracı ile Ödeme Kuruluşları ve Elektronik Para Kuruluşları Hakkındaki Yönetmelik'te değişiklik yapılmış olup  somut olaydan yola çıkarak bu değişikliği açıklamak gerekirse Davalının sözleşme imzaladığı Elekse ile fatura düzenleyen müvekkili şirket arasında sözleşme ilişkisi  bulunması zorunluluğunun ortadan kalktığını; bir başka deyişle aracı kuruluşlar ile faturayı tanzim eden şirketler arasında sözleşme olmaksızın aracı kuruluşların fatura tahsilatı için aracılık faaliyetinde bulunmalarına imkan sağlandığını, Yetkili vezne ödeme kuruluşu ile davalı arasındaki sözleşmenin 15.09.2018 tarihinde imzalanmış olup müvekkili şirketle davalı arasındaki sözleşmenin 22.08.2018 tarihinde fesih olunduğunu; sözleşmenin fesih tarihi ile davalının yetkili vezne ödeme kuruluşu ile imzalamış olduğu sözleşme tarihi arası dönemde davalının hukuka aykırı olarak müvekkili şirket adına fatura tahsilatında bulunmuş olduğunun açıkça ortada olduğunu; bu hususun bilirkişi marifetiyle de tespit olunduğu gibi gerekçeli kararda da belirtildiğini;  İlk derece mahkemesi tarafından davalının, dava dışı aracı kurum ile imzaladığı sözleşme uyarınca hukuka uygun olarak tahsilat yaptığının belirtildiğini; söz konusu yönetmelikteki değişen maddenin emredici değil düzenleyici bir madde olduğunu; bu değişikliğin davalı gibi fatura tahsilatı için faaliyet gösteren tacirleri değil; aracı kurumları bağladığını; bu nedenle bir an için gerekçeli kararda bahsedildiği gibi müvekkili şirket ile dava dışı Elekse arasında sözleşme imzalanmış olsa bile bu durumun davalı açısından herhangi bir hukuki sonuç doğurmayacağını; hukuka aykırı tahsilat yapıldığı gerçeğini değiştirmeyeceğini; müvekkili şirketle davalı arasında sözleşme ilişkisinden kaynaklı düzenlemelerin söz konusu olup her ne kadar sözleşme fesih olunmuş ise de aradaki ilişki açısından sözleşmenin fesih sonrası durumunu düzenleyen hükümlerin esas alınması gerektiğini; sözleşme hükümlerine göre taraflar arasındaki hukuki ilişki sona erdikten sonra  davalının, müvekkili şirket adına başta fatura tahsilatı olmak üzere sözleşmede yazılı olan işleri yapmamayı taahhüt ettiğini; hal böyle olunca bu hususla ilgili tarafların arasındaki sözleşme hükümlerinin uygulanması gerektiğinin her türlü izahtan vareste olduğunu, Kabul anlamına gelmemekle birlikte bir an için bu durumun doğru olmadığı ihtimalinde ise yönetmelik değişikliğinin yürürlük tarihinin 12.10.2018 olduğunu ve müvekkili şirketle davalı arasındaki sözleşmenin 22.08.2018 tarihinde fesih olunduğunu; davalı ile dava dışı Elekse arasında ise 15.09.2018 tarihinde sözleşme imzalandığını; dosyada mübrez belgelerden ve bilirkişi raporundan da anlaşılacağı üzere Davalı yönetmelik değişikliğinden bağımsız olarak ve  ve dava dışı Elekse ile sözleşme imzalamadan önce müvekkili Şirketin adını ve logosunu kullanarak kurum adına fatura tahsilatı yapmayı sürdürdüğünü; bu durum da müvekkili Şirketin haklarının ihlaline sebebiyet verdiğini, İlk Derece Mahkemesi'nin bu hususları değerlendirmeden eksik incelemeyle; hükmü gerçek dışı bir gerekçeye dayandırmasının usul ve yasaya aykırı olup kararın bozulması gerektiğini, Davanın taraflarınca müvekkil şirket adına tahsilat yapılmasının men'i; aksi halde haksız rekabetin men'i talepli olarak açılmasına rağmen muarazanın men'i taleplerinin ilk derece mahkemesi tarafından değerlendirilmediğini, taleple bağlılık ilkesinin, Medenî Usul Hukuku’nda yer alan yargılamaya hâkim olan ilkelerden bir tanesi olduğunu; HMK madde 26  'hâkimin, tarafların talepleriyle bağlı olduğunu, talepten fazlasına veya talepten başka bir şeye karar veremeyeceğini; ancak duruma göre talep sonucundan daha azına karar verebileceğini' ifade ettiğini, aynı şekilde HMK madde 297/2'ye göre: \"Hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir.\" hükmünün yer aldığını, somut olayda İlk Derece Mahkemesi muarazanın önlenmesi taleplerini değerlendirmediğini; gerekçeli kararda yalnızca haksız rekabetin oluşmadığı sebebiyle davanın reddi şeklinde hüküm kurduğunu ancak Kanun ve Yargıtay İçtihatları uyarınca hakimin, tarafların talep sonuçlarıyla bağlı olup hükmün sonuç kısmında taleplerden her biri hakkında verilen hükmü göstermek zorunda olduğunu; gerekçeli kararında talepleplerine değinmemesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, İleri sürerek, hatalı ve hukuka aykırı ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin davalı taraf üzerine bırakılmasına, karar verilmesini talep etmiştir. <br>İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Dava; davalının taraflar arasındaki sözleşme ilişkisi sonra ermesine rağmen davacı şirketin ürettiği faturaları, davacı adına tahsil etmesi sebebiyle,  haksız rekabetin tespiti ve men'i ve  haksız rekabet sonucu olan maddi durumun ortadan kaldırılması talebine ilişkin olup, mahkemece davanın reddine karar verilmiş, karara karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. Davacı vekili, davacı ile davalı arasında 01/01/208 tarihli bayilik sözleşmesi akdedildiğini, sözleşmenin 13/1 maddesi uyarınca,  taraflarınca 21/06/2018 tarihli ihtarname ile ihtarnamenin tebliğinden itibaren iki ay sonra geçerli olacak şekilde sözleşmenin feshedildiğini, davalının feshin gerçekleştiği 22/06/2018 tarihinden sonra davacı adına fatura tahsilatı yapmaya ve işlem ücreti alamaya devam ettiğini, buna son verilmesi için gönderilen 04/09/2018 tarihli ihtarnameye rağmen fatura tahsilatına devam ettiğini, davacı şirket logosunu iş yerinde kullandığını, davalının TTK'nın 54/2 ve 55/1-a-2 maddelerinde düzenlenen haksız rekabet teşkil eden eylemleri gerçekleştirdiğini, Ödeme Hizmetleri ve Elektronik Para İhracı İle Ödeme Kuruluşları ve Elektronik Para Kuruluşları Hakkında Yönetmeliğinin  5. maddesinin 6. fıkrasına aykırı davrandığını ileri sürerek,  haksız rekabetin tespiti ve men'ine ve  haksız rekabet sonucu olan maddi durumun ortadan kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.Davalı vekili, davalının davacı adına fatura tahsilatı yapmadığını, davalının dava dışı ... A.Ş. ile akdettiği 15/09/2018 tarihli temsilcilik sözleşmesi uyarınca fatura ödemelerine aracılık ettiğini, davalının gerekli ruhsat ve BDDK iznine sahip kuruluştan alınan yetki belgesi bulunduğunu,   Ödeme Hizmetleri ve Elektronik Para İhracı İle Ödeme Kuruluşları ve Elektronik Para Kuruluşları Hakkında Yönetmeliğe 30563 sayılı resmi gazetede yayımlanan yönetmelik ile \"(7) Kanunun 12 nci maddesinin birinci fıkrasının (e) bendinde sayılan fatura ödemelerine aracılık edilmesine yönelik hizmetlerin yürütülmesine ilişkin olarak kuruluşun bir bankadan dış hizmet alması halinde altıncı fıkra uygulanmaz.\"  maddesinin eklendiğini, yine Yönetmeliğin 13. Maddesinde Kuruluşun ödeme hizmetlerini temsilci aracılığı ile yürütebileceğinin hüküm altına alındığını, davalının geçerli bir sözleşmeye istinaden işlem yaptığını, davalının yaptığı tahsilatlardan dolayı davacının zararının olmadığını, haksız rekabete ilişkin iddiaların soyut olduğunu, gelen müşterilere tahsilat yapamayacağının söylemesinin davalının ticari itibarını zedeleyeceğini savunmuş haksız davanın reddini talep etmiştir.6493 sayılı Ödeme ve Menkul Kıymet Mutabakat Sistemleri, Ödeme Hizmetleri ve Elektronik Para Kuruluşları Hakkında Kanun'un 3/1-ü bendinde ödeme kuruluşu; ödeme hizmeti sağlamak ve gerçekleştirmek için bu Kanun kapsamında yetkilendirilmiş tüzel kişi şeklinde tanımlanmıştır. a) 5411 sayılı Kanun kapsamındaki bankalar, b) Elektronik para kuruluşları, c) Ödeme kuruluşları, ç) Posta ve Telgraf Teşkilatı Anonim Şirketi\"  ödeme hizmeti sağlayıcısı olarak belirlenmiş ve maddenin 2. fıkrasında \"Banka ve ödeme hizmeti sağlayıcısı dışındaki kişiler ödeme hizmeti sunamazlar\" hükmü getirilmiştir. 6493 sayılı Kanun'un 14. maddesinde \"Bu Kanun kapsamında ödeme hizmetleri alanında faaliyette bulunmak isteyen ödeme kuruluşu Bankadan izin almak kaydıyla faaliyette bulunabilir.\" hükmü bulunmaktadır. Uyuşmazlık ve dava tarihinde yürürlükte bulunan 27/06/2014 tarihli ve 29043 sayılı Resmi Gazetede yayınlanarak yürürlüğe giren  Ödeme Hizmetleri ve Elektronik Para İhracı İle Ödeme Kuruluşları ve Elektronik Para Kuruluşları Hakkında Yönetmeliğin 3/1-bb bendinde \"temsilci\"; \"Ödeme kuruluşu veya elektronik para kuruluşunun adına ve hesabına hareket eden gerçek veya tüzel kişi\" şeklinde tanımlanmıştır.  Aynı Yönetmeliğin 5/6  fıkrası \"(6) Kanunun 12 nci maddesinin birinci fıkrasının (e) bendinde sayılan fatura ödemelerine aracılık edilmesine yönelik hizmetlerin yürütülmesinde, kuruluşun fatura üreten kurumlar ile adlarına tahsilat yapılabilmesi konusunda sözleşme yapması şarttır.\" düzenlemesi yer almaktadır. 12/10/2018 tarihli ve  30563 sayılı Resmi Gazetede yayınlanarak yürürlüğe giren değişiklik ile yönetmeliğin 5 inci maddesine eklenen 7 inci fıkrada ise; 6493 sayılı Kanunun 12 nci maddesinin birinci fıkrasının (e) bendinde sayılan fatura ödemelerine aracılık edilmesine yönelik hizmetlerin yürütülmesine ilişkin olarak kuruluşun bir bankadan dış hizmet alması halinde altıncı fıkra uygulanmayacağı düzenlenmiştir. Somut olayda, davacı ile davalı arasında 18/01/2018 tarihli belirsiz süreli bayilik sözleşmesi akdedildiği,  sözleşme ile davalıya fatura tahsilatı ve sözleşmede belirtilen hususlarda acentelik yetkisi verildiği, davacının sözleşmenin,  13.1 maddesindeki \"taraflardan her biri, herhangi bir zamanda iki ay önceden bildirimde bulunmak kaydıyla sözleşmeyi fethetme hakkında sahiptir.\" düzenlemesine dayalı olarak, davalıya iki ay sonra geçerli olmak üzere 21/06/2018 tarihli fesih ihtarnamesini gönderdiği, 22/08/2018 tarihi itibariyle sözleşmenin sona erdiği uyuşmazlık konusu değildir. Mahkemece görevlendirilen bilirkişi tarafından davalıya ait iş yerinde yapılan yerinde inceleme sonucu, davalının sözleşmenin sona ermesi akabinde davacı adına  27/08/2018, 04/10/2018, 30/11/2018 tarihlerinde dört ayrı fatura tahsil ettiğinin bilirkişi tarafından tespit edildiği, davalı yan fatura tahsilatlarını  15/09/2018 tarihinde dava dışı ... A.Ş. ile  bağıtladığı sözleşmeye dayalı olarak gerçekleştirdiğini savunmuş ise de,  27/08/2018 tarihinde davacı adına yapılan tahsilatın, üçüncü kişi ile yapılan sözleşme tarihinden önce gerçekleştiği, yine davalı yan,  Ödeme Hizmetleri ve Elektronik Para İhracı İle Ödeme Kuruluşları ve Elektronik Para Kuruluşları Hakkında Yönetmeliğe 12/10/2018 tarihli değişiklik ile eklenen yedinci fıkra uyarınca, ödeme kuruluşu ile fatura üreten kurum arasında sözleşme yapılması şartının kaldırıldığı savunulmuş ise de, anılan değişikliğin 12/10/2018 tarihinde yürürlüğe girdiği, oysa davalının değişiklik tarihinden önce 27/08/2018 ve 04/10/2018 tarihlerinde davacı adına üç fatura tahsil ettiği, kaldı ki, davalıya temsilcilik yetkisi veren dava dışı Elekse firması ile davacı arasında sözleşme bulunmasına gerek olmadığı kabul edilse dahi, dava dışı ödeme kuruluşu Elekse firmasının, yönetmeliğin yedinci maddesindeki istisnadan faylanabilmesi için  bir bankadan dış hizmet almasının zorunlu olduğu, dava dışı şirket tarafından bir bilişim şirketi ile yapılan sanal pos kullanımı anlaşması dosyaya ibraz edilmiş ise de, dava dışı şirketin bir banka ile tahsilat sözleşmesi yaptığına dair dosyaya delil sunulamadığı, yine davacının bilgisayarında davacı şirkete ait ekran logolarının kullanıldığının bilirkişi tarafından tespit edildiği, davalının davacı adını ve logosunu kullanmak ve onun adına fatura tahsil etmek suretiyle aralarında sözleşme olmamasına rağmen müşterileri yanıltarak, işlem ücreti adı altında kazanç sağlamasının TTK'nun 54/2 ve 55/1-a/2 maddeleri uyarınca haksız rekabet teşkil ettiği,  mahkemece bu hususlar nazara alınarak davanın kabulü ile TTK'nun 56/1 fıkrası uyarınca  davanın kabulüne karar vermesi gerekirken, reddine karar vermesinin isabetsiz olduğu anlaşılmış,  davacının bu yöndeki istinaf sebepleri yerinde bulunmuştur. Ne varki bu yanılgı yeniden yargılama yapılmasını gerektirmemektedir. Sonuç itibariyle, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile, toplanacak delil ve yapılacak başkaca tahkikat işlemi bulunmadığından, ilk derece mahkemesi kararının 6100 Sayılı HMK'nun 353/1-b2 maddesi uyarınca kaldırılmasına, dairemizce yeniden hüküm kurularak davanın kabulüne karar vermek gerekmiştir.  <br>HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davacının istinaf başvurusunun  KABULÜ ile; İstanbul Anadolu 9. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 11/02/2021 Tarih ve 2018/1180 Esas - 2021/123 Karar sayılı kararının HMK'nın 353/1-b-2 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA,  Dairemizce yeniden hüküm kurulmak suretiyle; 2-Davanın KABULÜNE,Davalının, davacı adına fatura tahsilatı yapmak ve davacının logosunu kullanmak suretiyle TTK'nın 54/2 ve 55/1-a-2 maddelerinde sayılan haksız rekabet eylemlerini gerçekleştirdiğinin ve eylemlerinin HAKSIZ REKABET OLUŞTURDUĞUNUN TESPİTİNE ve söz konusu haksız rekabet eylemlerinin MEN'İNE, <br>İLK DERECE MAHKEMESİ YÖNÜNDEN:3-Dairemiz karar tarihi itibariyle alınması gereken 427,60-TL  karar harcından, davacı tarafından peşin olarak yatırılan 35,90-TL harcın mahsubu ile bakiye 391,7‬0-TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 4-Davacı tarafından yatırılan 35,90-TL peşin harç, 35,90-TL başvurma harcı olmak üzere toplam 71,8‬-TL harcın  davalıdan  tahsili ile davacıya verilmesine, 5-İlk derece mahkemesinde yapılan yargılama sırasında davacı tarafından yargılama sırasında sarf edildiği anlaşılan 182,10-TL posta/ tebligat gideri ve 700,00-TL bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 882,10-TL yargılama giderinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, 6-İlk derece mahkemesinde yapılan yargılama sırasında davalı tarafından yargılama gideri yapılmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, 7-Davacı yargılama sırasında kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden, dairemiz karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca tarifenin 13/1 maddesi de dikkate alınarak takdir edilen 17.900,00-TL maktu vekalet ücretinin davalıdan  tahsili ile davacıya verilmesine, 8-Kullanılmayan gider avansı bulunması halinde karar kesinleştiğinde ve talep halinde yatıran tarafa iadesine, <br>İSTİNAF YÖNÜNDEN:  9-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden davacı tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, istinaf karar harcının talep halinde iadesine, 10-Davacı tarafından istinaf aşamasında sarf edilen 162,10-TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı ile 136,40-TL dosyanın Bölge Adliye Mahkemesine gidiş- dönüş gideri olmak üzere; toplam 298,5‬0-TL yargılama giderinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,  11-Kullanılmayan gider avansı bulunması halinde karar kesinleştiğinde ve talep  halinde yatıran tarafa iadesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 361/1.maddesi gereğince kararın taraflara tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay nezdinde  temyiz yolu açık olmak üzere 01/02/2024 tarihinde oy birliği ile karar verildi. </font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"fd1e8eb5e025208d","SID":"80132ef6685d762f"}}