{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İZMİR<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>  17. HUKUK DAİRESİ<br><br>DOSYA NO\t\t: 2020/903 <br>KARAR NO\t\t: 2024/190<br>KARAR TARİHİ\t: 18/01/2024<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t\t: İZMİR 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 26/09/2019<br>NUMARASI\t\t: 2017/234 Esas 2019/1021 Karar<br>DAVANIN KONUSU\t: İtirazın İptali (Taşıma Sözleşmesi Kaynaklı)<br>BAM KARAR TARİHİ\t: 18/01/2024<br>KARAR YAZIM TARİHİ\t: 18/01/2024<br><br>Davacı vekili tarafından yukarıda belirtilen karara karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352. maddesi uyarınca yapılan ön inceleme sonucu eksiklik bulunmadığı anlaşılmakla; inceleme aşamasına geçildi. İncelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra dosya incelendi.<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:<br>DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle;  dava dışı ... Ür. Tic. Ltd. Şti. Müvekkili şirket nezdinde 0001-06550745 numaralı “Nakliyat Emtia Abonman Sigorta Sözleşmesi” ile sigortalı olduğunu, Avuaturya’dan Türkiye’ye gönderilmek üzere yüklemesi yapılan 9 palet metal kapsül emtiası, ... plakalı ile parsiyel olarak 474278 nolu navlun faturası kapsamında davalı borçlunun sorumluluğu altında taşındığını, Emtiaların dava dışı sigortalının fabrikasına varışına müteakip yapılan kontrollerde hasarlı olduklarının görünmesi üzerine CMR(taşıma) senedi üzerine hasarlı teslim şerhi düşüldüğünü, emtialarda meydana gelen hasara istinaden 150387MAP311 nolu ekspertiz raporunun tanzim edildiğini, yapılan incelemeye göre davalı borçlunun sorumluluğu altında yapılan taşıma işlemleri esnasında hasarlanan emtialarda 3.598,48 EURO’luk zarar tespit edildiği, hasar ile ilgili gerekli incelemeler yapıldığı ve poliçe kapsamında dava dışı sigortalıya 4.598,48 EURO ödeme yapıldığını, eşyaların karayolundan uluslararası nakliyatı için mukavele sözleşmesi (CMR) nin taşımacının sorumluluğu başlıklı dördüncü bölümünde yer alan 17. Madde de” Taşımacı, yükü teslim aldığı andan teslim edinceye kadar bunların kısmen veya tamamen kaybından ve doğacak hasarlardan (ve taşıma süresinin aşılmasından) sorumludur” şeklinde yasa hükmü içinde de yer aldığını, dava dışı sigortalıya ödenen hasar bedelinin sorumlulardan rücuen tahsil edilmesi amacı ile davalı/borçluya rücu ihtarnamesi gönderildiğini, olumsuz cevap verilmesi üzerine davalı aleyhine İzmir 10. İcra Müdürlüğü 2016/3945 E.sayılı dosyası üzerinden icra takibi başlatıldığını, davalı borçlu tarafından borca ve ferilerine itiraz edilerek takibin durdurulduğunu, davalı/borçlunun yapmış olduğu tüm itirazların haksız ve kötü niyetli olduğunu, bu sebeple takip çıkışı 4.598,48 EURO olan icra dosyasına ilişkin dava konusu edilen 3.598,48 EURO’\tluk kısım dışında kalan miktara ilişkin olarak itirazı kabul ettikleri veya feragat ettikleri anlamına gelmemekle fazlaya ilişkin dava ve talep hakları saklı kalmak kaydıyla, davalı/borçlunun İzmir 10. İcra Müdürlüğü 2016/3945 E. Sayılı takip dosyasına yaptığı haksız ve kötü niyetli itirazları ile ilgili olarak icra takibinin 3.598,48 EURO’luk kısmına ilişkin itirazın iptali ile takibin devamına, borçlunun %20’den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatı ödemesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.<br>CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı sigortanın müvekkili şirkete CMR hükümlerine dayalı sorumluluk sebebi ile rücu talebinde bulunduğu hasar CMR 32/ maddesi uyarınca zamanaşımına uğradığını, hasar dosyasında hasar tarihinin 18/03/2015 olarak göründüğünü, işbu sebeple dava konusu alacak CMR hükümleri uyarınca belirlenen bir senelik zaman aşımı süresi geçtikten sonra açıldığını, davacının iddialarının aksine dava konusu hasarın müvekkilinin kusurundan kaynaklanmadığını, ... tarafından sigortalı şirket yetkililerinin katıldığı keşif sonucu hazırlanan 23.03.2015 tarihli raporda, söz konusu hasarın taşıma konusu malların ambalaj hatalarından ve kartonların içindeki boşluklardan kaynaklandığının bildirildiği, CMR 17/4 b maddesi uyarınca taşıma sırasında ürünlerin ambalajlardan kaynaklı hasarlarda taşıyıcı sorumluluktan kurtulur hükmünün yer aldığını, dava konusu alacağın likit bir alacak olmadığını, hatta davacının da icra takibinde 4.598,48 EURO olarak talepte bulunmasına rağmen davayı 3.598,48 EURO üzerinden açtığını, işbu sebeple icra inkar tazminatı şartları oluşmadığından davacının bu yöndeki taleplerinin reddi gerektiğini beyan ederek davanın zamanaşımı itirazları uyarınca reddine, zaman aşımı reddedilir ise davanın müvekkil şirketin kusurundan kaynaklanmadığından dolayı reddine, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.<br>MAHKEMECE: \"...Tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; dava dışı şirket ile, davacı şirket arasında \"Nakliyat, emtia, abonman, sigorta sözleşmesi\"nin olduğu, Avusturya'dan, Türkiye'ye gönderilmek üzere Navlun faturası kapsamında, davalıya taşındığı, emtiaların, dava dışı sigortalının fabrikasına varışından sonra yapılan kontrollerinde, hasarlı olduklarının görülmesi üzerine CMR (Taşıma) senedi üzerine hasarlı teslim şerhi düşüldüğü, dava dışı ... ile davalı arasındaki akdedilen taşıma sözleşmesi uyarınca somut olaya CMR hükümlerinin uygulanacağı ve davacının, dava dışı ... şirketi ile yapmış olduğu sigorta sözleşmesi uyarınca kanuni halefiyet ilkesi gereği, dava hakkının mevcut olduğu, davalının zamanaşımı def'inin yerinde olmadığı, taşıma konusu eşyanın, taşıyıcıya tesliminden sonra ortaya çıkan zararlardan sorumlu olacağı, CMR md 17/4 uyarınca zararın, ambalajlama, yükleme ve istiflemedeki eksikliklerden kaynaklanması durumunda taşıyıcının sorumluluktan kurtulabileceği, ancak taşıyıcının nezaret etme yükümlülüğünün gözetilmesinin gerektiği ve bu anlamda %20 Yargıtay kararları da dikkate alınarak, kusurlu olduğunun tespit edilebileceği ve tüm dosya içeriği, usul ve yasaya uygun alınan bilirkişi raporu, taraflar arasındaki taşıma sözleşmesi birlikte değerlendirildiğinde, teknik incelemeye göre, hasarın ambalaj hatasından kaynaklanmış olduğu, bununla birlikte nezaret yükümlülüğü bulunan davalının da, bu konudaki Yargıtay ilamları da dikkate alınarak, %20 kusurlu olduğunun tespit edilebileceği, İzmir 10. İcra Müd nün 2016/3945 esas sayılı dosyasına yaptığı itirazın 716,6964 Euroluk kısmına yönelik itirazının iptali ile davanın kısmen kabulüne, dava konusu miktar likit ve hesaplanabilir olmadığından, yargılama ve bilirkişi raporuyla hesaplandığından, davacının icra inkar tazminatına yönelik talebinin reddine,\" gerekçesi ile, \"davanın KISMEN KABULÜ ile, Davalının İzmir 10. İcra Müdürlüğü'nün 2016/3945 sayılı takip dosyasına yaptığı itirazın 719,6964 Euroluk kısmına yönelik İTİRAZININ İPTALİ İLE, Takibin kabul edilen 719,6964 Euroya, takip tarihinden itibaren yıllık %7 temerrüd döviz faizi ile birlikte 3095 Sayılı Yasanın 4/a maddesine göre uygulanacak değişken faizi ile birlikte fiili ödeme tarihindeki ... Bankası efektiş satış kuru üzerinden TL karşılığının davalıdan alınarak davacıya verilmesine ve takibin bu şekilde DEVAMINA, Dava konusu edilen miktar likit ve hesaplanabilir olmadığından, yargılama ve bilirkişi raporuyla hesaplandığından, davacının icra inkar tazminatına yönelik talebinin reddine, Davacının fazlaya ilişkin talebinin reddine,<br>\"şeklinde karar verilmiştir,<br>Mahkeme kararına karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.<br>İSTİNAF BAŞVURU SEBEPLERİ:<br>Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; yerel Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda; davaya konu emtiaların davalının sorumluluğu altında taşındığı, eksiksiz ve hasarsız olarak davalı taşıyıcıya teslim edilen emtialarda meydana gelen zarar nedeniyle davalının sorumlu olduğunu, müvekkili davacı şirketin işbu davayı açmakta aktif dava ehliyetinin olduğu tespit edilmekle davadaki haklılıklarının tevsik edildiğini, ancak davalının söz konusu emtia hasarı nedeniyle %20 oranında kusurlu olarak belirlenmesine itiraz ettiklerini, dava dosyasında mübrez taşıma senedi incelendiğinde taşıma işinin parsiyel olarak yapıldığının açıkça görüleceğini,  parsiyel taşıma halinde artık taşıyıcı hasarın istif-ambalaj vb. hususlardan meydana geldiğini ileri süremeyeceğini, kaldı ki CMR madde 8 ve 9 gereği yüke ilişkin taşıma senedi üzerinde davalı taşıyıcının hiç bir ihtirazi kaydının olmadığını, bu halde parsiyel taşıma işlemine rağmen davalının %20 oranında kusurlu olduğu yönündeki tespitlere istinaden verilen hükme itiraz ettiklerini, parsiyel taşımalarda yükleme/istifleme/bağlama ve sabitleme işlemlerinin artık taşıyıcının yükümlülüğünde olduğunu, davalının hasardan sorumlu olmadığına ilişkin her hangi bir kurtuluş beyinnesi getiremediğini,  yüklemeye - istife - ambalaja ilişkin taşıma senedi üzerine her hangi bir ihtirazi kayıt taşıyıcı tarafından konulmadığını, emtiaların eksiksiz ve hasarsız olarak temiz taşıma senedi ile davalıya teslim edildiğini, ancak alıcıya hasarlı teslim edildiğini, taşıma hukuku kuralları gereği; sabitleme işlemlerinin yükleme sonrası nakliyecinin sorumluluğunda olduğu, yükün yol koşullarına uygun şekilde bağlanması ve araç içi boşlukların doldurularak yola çıkılması gerektiği, bu hususta aksi bir durum var ise araç şoförünün yükleme işini kontrol ederek sabitlemede bir eksiklik var ise önlemini almadan yola çıkmaması gerektiği, yüklemede bir kusur var ise tahliye esnasında alıcıya değil sefere çıkmadan önce gönderici firmaya bildirmesi gerektiği, bildirilen kusurlar giderilmez ise kusurun evraklara not edilmesi ve bu kusurdan dolayı seferde oluşacak hasarlardan sorumlu olmayacağını göndericiye bildirmesi gerektiği, bahsedilen tespit ve önlemlerin hiç biri yapılmamış iken davalının %20 oranında kusurlu olduğundan bahsedilmeyeceğinin izahtan vareste olduğunu,  kaldı ki bilirkişi raporunda da davalının hasardan sorumlu olmadığına ilişkin her hangi bir kurtuluş beyinnesi getirmediğinin de tespit edildiğini, dava dosyasında davalı tarafça sunulan ekspertiz raporunda ambalajlar üzerinde kullanım ile ilgili talimatlar olduğu, \"kırılacak eşya\" şeklinde açıklamaların olduğu, kartonların üzerinde \"ağırlık koymayın\" \"do not top load\" vb yazıların ve sembollerin olduğunun açıkça ifade edildiğini beyanla ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini istinaf başvuru sebebi olarak ileri sürmüştür.<br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:<br>Dava, nakliyat sigorta sözleşmesi kapsamında taşıma sırasında sigortalı emtianın zarar görmesinden kaynaklanan zararın rücuen tazmini istemine ilişkindir.<br>İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında; 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine ilişkin aykırılık bulunup bulunmadığı hususlarıyla sınırlı olarak inceleme yapılmıştır.<br>TTK'nın halefiyete ilişkin 1472. maddesi;<br>\" (1) Sigortacı, sigorta tazminatını ödediğinde, hukuken sigortalının yerine geçer. Sigortalının, gerçekleşen zarardan dolayı sorumlulara karşı dava hakkı varsa bu hak, tazmin ettiği bedel kadar, sigortacıya intikal eder. Sorumlulara karşı bir dava veya takip başlatılmışsa, sigortacı, mahkemenin veya diğer tarafın onayı gerekmeksizin, halefiyet kuralı uyarınca, sigortalısına yaptığı ödemeyi ispat ederek, dava veya takibi kaldığı yerden devam ettirebilir.<br>(2) Sigortalı, birinci fıkraya göre sigortacıya geçen haklarını ihlal edici şekilde davranırsa, sigortacıya karşı sorumlu olur. Sigortacı zararı kısmen tazmin etmişse, sigortalı kalan kısımdan dolayı sorumlulara karşı sahip olduğu başvurma hakkını korur.\" şeklindedir.<br> Uluslararası karayolu ile taşımanın Avusturya-Türkiye arasında olması, dolayısıyla yükleme ve teslim yerinin iki ayrı ülke olması sebebiyle uyuşmazlığa \"Eşyaların Karayolundan Uluslararası Nakliyatı İçin Mukavele Sözleşmesi (CMR)\" hükümlerinin uygulanması gerekmektedir. Nitekim Türkiye Cumhuriyeti açısından 1995 yılından itibaren bir iç hukuk normu haline gelen CMR 1. maddesine göre, yükün teslim alındığı yer ile yükün teslim edildiği yerin ayrı ülke ve bu ülkelerden birinin sözleşmeye taraf ülke olması halinde tarafların ikametgahı ve milliyetine bakılmaksızın CMR hükümlerinin uygulanacağını belirtmiştir.<br>Taşıyıcının mesuliyeti, CMR'nin 17 vd. maddelerinde düzenlenmiştir. CMR Konvasiyonu’nun 17. maddesi uyarınca,  taşıyıcı yükü teslim aldığı andan, teslim edilinceye kadar malların kısmen veya tamamen kaybından veya hasarından veyahut da gecikmesinden dolayı sorumlu olup, taşıyıcı, taşımasını üstlendiği malları alıcısına tam ve sağlam olarak teslim etmek zorundadır. Aksi halde, sorumluluğu esastır. Ancak, CMR 17/2. maddesine göre, “Eğer kayıp, hasar veya gecikme istek sahibinin hatası veya ihmalinden, taşımacının hatasından değil de, istek sahibinin verdiği talimattan, yüke has bir kusurdan yahut da taşımacının önlemesine olanak bulunmayan durumlardan ileri gelmiş ise, taşımacı sorumlu tutulamaz”. Taşıyıcının anılan madde uyarınca sorumluluktan kurtulabilmesi için hasarın önlenmesine imkan bulunmayan bir halden meydana geldiğini kanıtlaması gerekir. Zira, taşıyıcının sorumluluğu ispat külfeti ters çevrilmiş bir kusur sorumluluğudur. Hasardan kaynaklı zarar nedeniyle sorumlu olmadığını savunan taşıyan, bu hasar sebebiyle kendisine atfı kabil bir kusurun bulunmadığını ispat etmelidir. Deneyimli ve basiretli bir taşımacının göstermesi gereken özen ve tedbire rağmen bu sonuç ortaya çıkacak ise taşıyıcının sorumlu olmadığı kabul edilebilecektir. Doktrinde bir görüşe göre basiretli bir tacirin göstereceği özenin üzerinde, hatta basiretli bir taşımacıdan beklenen dikkat ve özenin ötesinde en üst düzeyde özenin gösterilmesine ihtiyaç duyulur. (Arıkan Sabih, Karada Yapılan Eşya Taşımalarında Taşıyıcının Sorumluluğu, Banka ve Ticaret Hukuku Araştırma Enstitüsü Yayın No:40, Ankara, 1982, Sh 44). TTK’nın 20. maddesi uyarınca basiretli bir taşıyıcının göstermesi gereken dikkat ve özeni yerine getirmediği taktirde taşıyıcı, kusurlu sayılacaktır. Taşıyıcının, genel olarak gerekli dikkat ve özeni gösterdiğini kanıtlaması yeterli değildir. Ziya ve hasara neden olan olayın doğumunda kusurlu olmadığını da kanıtlaması gerekecektir.<br> Meydana gelen hasar ve ziyadan dolayı istenebilecek tazminat ve tazminatın hesaplanma şekli CMR'nin 23-28. maddelerinde hükme bağlanmıştır. Buna göre, CMR’de temel ilke taşıyıcının gerçek zararı aşmamak üzere sınırlı, sorumlu olmasıdır. Meydana gelen gerçek zararın anılan maddelerde belirlenen sınırlı sorumluluk miktarını aşması halinde taşıyıcı sınırlı sorumluluk miktarı kadar sorumlu olacaktır. CMR Konvansiyonu’nun 29’ncu maddesinde taşıyıcının sınırlı sorumluluğunun hangi hallerde uygulanmayacağı gösterilmiş olup, buna göre taşıyıcının kendi fena hareketinin veya kasdi fena harekete denk tutulan kusurundan meydana gelen hasar halinde, taşıyıcının sorumluluğunu sınırlayan veya ispat yükünü karşı tarafa yükleyen hükümlerin uygulama kabiliyeti kalmamaktadır. Konvansiyon’un 29’ncu madde hükmü koşullarının varlığı halinde taşımacının sorumluluğu sınırlı olmayıp, gerçek zararın tamamından sorumluluğu söz konusudur. Bu madde hükmünün değerlendirilmesi sonucunda taşıyıcının herhangi bir kasti veya fena hareketinin bulunmadığı, sınırsız sorumluluğa tabi olmadığı, sınırlı sorumlu olduğunun anlaşılması halinde ise CMR'nin 23. maddesinde hükme bağlanan sınırlı sorumluluk esas ve kuralları ile emtianın yükleme için kabul edildiği yerdeki değeri gözetilerek, açık ve anlaşılır biçimde, emtianın kg başına SDR üzerinden sorumluluk sınırı belli tazminat hesabının yapılması gerekir. (Bknz. Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 15.06.2021 tarih ve 2020/2120 Esas 2021/5104 Karar sayılı, 30.03.2021 tarih ve 2020/7871 Esas 2021/3067 Karar sayılı, 02.12.2020 tarih ve 2020/1038 Esas 2020/5640 Karar sayılı, 01.10.2020 tarih ve 2019/236 Esas 2020/3732 Karar sayılı ilamları)<br> Davacı şirketin, nakliyat sigorta poliçesi ile sigortalanan yükün taşıma sırasında hasara uğraması nedeniyle sigortalıya ödenen sigorta bedelinin hasara yol açan davalı taşıyıcıdan rücuen tahsilini talep ettiği, davalının davanın reddini talep ettiği, mahkemece alınan bilirkişi heyeti raporu doğrultusunda davalının da nezaret yükümlüğü bulunduğu, bu konudaki Yargıtay ilamları da dikkate alınarak, %20 kusurlu olduğu gerekçesi ile  davanın kısmen kabulüne karar verildiği görülmüştür. <br>Dosyadaki belgelere, kararın dayandığı delillerle, usul ve yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle hükme esas alınan bilirkişi heyeti raporunun oluşa, somut olayın özelliklerine uygun, açık, anlaşılır, taraf ve yargı denetimine uygun olmasına, malın taşıma sırasında hasarlanarak zarar görmesine, taşınan maldaki hasarın ambalaj hatasından kaynaklanmış olup  nezaret yükümlülüğü bulunan davalının  müterafik sorumluluğunun bulunmasına, yargılamada eksiklik bulunmamasına, kararda kamu düzenine ilişkin bir aykırılık bulunmamasına göre; kanunun olaya uygulanmasında ve gerekçede hata edilmediği, ihtilafın doğru olarak tanımlandığı, inceleme konusu kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından, davacı vekilinin yerinde bulunmayan istinaf kanun yolu başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/(1)-b-1. maddesi gereğince esastan reddine karar vermek gerekmiştir.<br>HÜKÜM      : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;<br>1-İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesinin 26/09/2019 tarih, 2017/234 Esas ve 2019/1021 Karar sayılı kararına karşı davacının istinaf başvuru sebeplerinin HMK'nın 353/1-b-1. maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,<br>2-İstinaf kanun yoluna başvuran davacı taraftan alınması gereken 427,60 TL istinaf harcından başlangıçta alınan 54,40 TL'nin mahsubu ile bakiye kalan 373,20 TL'nin davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına,<br>3-Davacı tarafından yapılan istinaf masrafının üzerinde bırakılmasına,<br>4-Artan gider avansının karar kesinleştiğinde yatırana iadesine, <br>5-İstinaf yargılamasında duruşma açılmadığından karşı taraf yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,<br>6-Kararın taraflara tebliği, kesinleştirme, harç ikmali ve gider avansı iadesi işlemlerinin yerel mahkemece yerine getirilmesine, <br>Dair, dosya üzerinde HMK'nın 353/1-b-1. maddesi uyarınca yapılan inceleme sonucunda; HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince oy birliği ile kesin olmak üzere  karar verildi. 18/01/2024<br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"d40333369c9dd8fa","SID":"c990919515e776da"}}