{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İZMİR<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>17. HUKUK DAİRESİ<br><br><br>DOSYA NO\t: 2023/2406 <br>KARAR NO\t\t: 2024/204<br>KARAR TARİHİ\t: 23/01/2024<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br><br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: MANİSA ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 23/11/2023 tarihli Ara Karar <br>NUMARASI\t\t: 2023/832 Esas <br>DAVANIN KONUSU\t: İtirazın İptali <br>TALEP\t\t: İhtiyati Haciz<br>BAM KARAR TARİHİ\t: 23/01/2024<br>KARAR YAZIM TARİHİ\t: 23/01/2024<br><br>DAVA: İhtiyati haciz isteyen davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili firmanın davalıdan olan alacağı nedeniyle davalı aleyhine Manisa İcra Müdürlüğünün 2023/113683 E sayılı dosyasıyla ilamsız icra takibinin davalının itirazı üzerine durduğunu, taraflar arasında uzun süredir devam eden ticari ilişki olduğunu, müvekkilinin davalı firma ... A.Ş. ne fatura ettiği ve müvekkiline günlük sipariş geçtiği ürünleri üreterek teslim etmek olduğunu, davalı firma ise taraflar arasındaki sözlü anlaşmaya göre her ayın 15'inde ödeme yaptığını, müvekkilinin tüm siparişleri eksiksiz ve gününde teslim ettiğini, davalı firmanın ise ödemelerini her zaman geciktirdiğini, müvekkil şirketin ticari defter, faturalar ve banka hesap kayıtları üzerinde yapılacak bilirkişi incelemesi neticesinde davanın haklılığının ortaya çıkacağını, tüm bu sebeplerle müvekkilinin alacağının temini için haricen edinilen bilgilere göre borçlunun birçok borcunun olduğunu, yargılama sürecinde mal kaçırma ihtimali ve böyle birdurumda ilerde verilecek olan kararın infazının mümkün olmayacağı ihtimalinin göz önüne alınmasının gerektiğini, davalının adına kayıtlı menkul ve gayrimenkul mallar ile 3.kişilerdeki hak ve alacaklarının ihtiyati haczine karar verilmesini talep etmiştir.<br>CEVAP: Aleyhine ihtiyati haciz talep edilen davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının dava dilekçesinde belirtmiş olduğu hususlar gerçeği yansıtmamakta olup iddiaları asılsız ve mesnetsiz olduğunu, hukuka aykırı iddialardan oluşan davanın tümden reddine karar verilmesi gerektiğini, davaya konu icra takiplerindeki bedellerin kabulü mümkün olmayıp öyle ki davacı tarafından takibe dayanak yapılan faturalara ilişkin müvekkili şirketin davacı şirkete herhangi bir borcu bulunmadığını, davaya konu icra takibinde faiz başlangıç tarihinin hatalı olarak tespit edildiğini, ayrıca müvekkili aleyhine fahiş olarak yıllık bankalarca mevduatlara fiilen uygulanan azami faizin talep edilmesinin de hukuka ve hakakniyete aykırılık teşkil ettiğini, davacı tarafça kötü niyetli olarak öncelikle müvekkili şirket aleyhine icra takibi başlatılmış olup, sonrasında da işbu haksız davanın ikame edildiğini, karşı tarafın müvekkili şirket nezdinde hiçbir alacağı bulunmadığından Manisa İcra Müdürlüğü'nün 2023/113683 esas sayılı dosyasından gönderilen ödeme emrine itiraz edildiğini, müvekkili şirketin davacının alacağını sürüncemede bırakmak gibi bir amacı bulunmadığını, bu sebeple haksız ve hukuka aykırı tazminat talebinin reddine karar verilmesi gerektiğini, dava dilekçesi ile ihtiyati haciz talebinde bulunulması yersiz olduğu gibi hukuka ve kanuna aykırı olduğunu, haksız ve hukuka davanın tümden reddine, icra inkar tazminatı talebinin reddine, ihtiyati haciz talebinin reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini istinaf sebebi olarak ileri sürmüştür. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: Mahkemece \"... 2004 sayılı İİK'nın 257/1.maddesinde; \"Rehinle temin edilmemiş ve vadesi gelmiş bir para borcunun alacaklısı, borçlunun yedinde veya üçüncü şahısta olan taşınır ve taşınmaz mallarını ve alacaklarıyla diğer haklarını ihtiyaten haczettirebilir\" düzenlemesi muaccel bir başka deyişle vadesi gelmiş alacaklar yönünden ihtiyati haciz koşulları düzenlemiş olup, muaccel olmayan/vadesi gelmemiş alacak yönünden ise ihtiyati haciz koşulları aynı yasanın 257/2.maddesinde ise; \"Vadesi gelmemiş borçtan dolayı yalnız aşağıdaki hallerde ihtiyati haciz istenebilir: 1-Borçlunun muayyen yerleşim yeri yoksa; 2-Borçlu taahhütlerinden kurtulmak maksadıyla mallarını gizlemeye, kaçırmaya veya kendisi kaçmaya hazırlanır yahut kaçar ya da bu maksatla alacaklının haklarını ihlal eden hileli işlemlerde bulunursa; Bu suretle ihtiyati haciz konulursa borç yalnız borçlu hakkında muacceliyet kesbeder.\" şeklinde belirtilmiştir. <br>İhtiyati haciz kararı verilebilmesi için yaklaşık ispat kuralı gereğince mahkemenin İİK'nun 258/1.maddesi uyarınca alacaklının alacağı hakkında kanaat sahibi olması gerekmektedir.<br>Somut olayda, dosyadaki bilgi ve belgelere göre, alacağın varlığının ve muaccel hale gelip gelmediğinin yargılamayı gerektirdiği, ihtiyati hacze yönelik yaklaşık ispat koşulların gerçekleşmediği anlaşılmıştır. Bu nedenle ihtiyati haciz talebinin reddi gerektiği  kanaatine varılmış ve açıklanan nedenlerle aşağıdaki hüküm kurulmuştur. \" gerekçesi ile; \"İhtiyati haciz talebinin REDDİNE\" karar verilmiştir. <br>İSTİNAF BAŞVURU SEBEPLERİ:  <br>İhtiyati haciz isteyen davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkili firmanın, davalıya satmış olduğu mallar karşılığında 31.07.2023 tarihli 217.146,73 TL’lik fatura keserek davalıya teslim ettiğini, davalının işbu fatura bedellerini süresinde ödememesi üzerine davalı aleyhine 2023/113683 esas sayılı dosya ile icra takibine başlandığını, davalı tarafça icra takibine haksız olarak itiraz edildiğini ve bunun üzerine  ihtiyati tedbir talepli itirazın iptali davası açıldığını, davalı firma tarafından faturaya ilişkin herhangi bir beyan olmaksızın \"Müvekkil şirketin, alacaklı olduğunu iddia eden şirkete herhangi bir borcu bulunmamaktadır\" şeklinde itiraz edildiğini, müvekkili tarafından kesilen faturanın ne yasal süresinde ne de sonrasında iade edilmediğini, müvekkili tarafından davalı firmaya üretilen mallar davalı tarafından, .... firmasına teslim ve fatura edildiğini, müvekkilinin davalının taşeron işlerini uzun süredir yapan bir firma olduğunu, davalı firma ile ödeme düzensizliği nedeniyle anlaşamadığı için müvekkilinin, dava konusu fatura ile sonraki 1 adet fatura ödenmeyince davalının işlerini yapmayı bıraktığını, dosyaya sunmuş oldukları whatsapp görüşmelerinde davalının faturayı ve malı kabulü ile ödemeyi yapacağına ilişkin sözlü taahhütleri mevcut olduğunu, müvekkilinin malı teslim ettiğine ilişkin mal teslim fişlerinin dosyaya sunulduğunu, davalının, üretime son veren müvekkili davacı firmaya kızdığı için ödeme yapmaktan kaçındığını, ülke ekonomisi ve paranın alım gücünün hızla düştüğünün açıkça bilindiğini, Türk Lirası fatura borcunun yargılama sonuna kadar değerini yitireceğini, bu süreçte ödemesini alamadığı için ticari olarak müvekkili zarar görürken, davalı uhdesinde tuttuğu para ile ticari hayatına devam edecek, kar elde edeceğini, ülkenin ekonomik durumunu avantaja çevirmek isteyen bir çok borçlunun, bugün yüklü miktarda ödeme yapmaktansa yargılama sonrası %9 faizle ödeme yapmayı tercih eder hale geldiğini, bu nedenlerle istinaf taleplerinin kabulü ile yerel mahkeme kararının müvekkili lehine kaldırılmasına ve ihtiyati tedbir talebinin kabulüne karar verilmesini istinaf başvuru sebebi olarak ileri sürmüştür.<br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: <br>Talep: İlk Derece Mahkemesince verilen ihtiyati haciz talebinin reddine dair kararın kaldırılarak, ihtiyati haciz kararı verilmesi istemine  ilişkindir.<br>HMK'nun 355. maddesi gereğince istinaf incelemesi istinafa başvuran vekilinin dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine ilişkin hususlarda res'en gözetilerek yapılmıştır. <br>İcra iflâs hukukundaki ihtiyati haciz müessesi, medenî usul hukukundaki ihtiyati tedbir ve idare hukukundaki yürütmenin durdurulması müesseseleri gibi bir geçici hukuki koruma önlemidir.<br>İhtiyati haciz isteyen vekilinin ileri sürdüğü vakıalar, dilekçesine eklediği deliller ve ihtiyati haciz istemi dilekçesindeki ifadeleri değerlendirildiğinde; söz konusu talebin, İcra ve İflâs Kanunu'nun  ihtiyati haczi düzenleyen İİK’nın 257’nci maddesine ilişkin olduğu anlaşılmaktadır. Bu hükümde ihtiyati haciz talebine ilişkin iki hukukî sebep yer almaktadır. Birincisi, vadesi gelmiş (muaccel) bir para borcunun ödenmemesi hâlinde uygulanması gereken İİK’nın 257/I hükmüdür. İkincisi ise vadesi gelmemiş (müeccel) bir alacak için öngörülen İİK’nın 257/II’deki kuraldır. Bu iki kuralın yanı sıra ispat yüküne ilişkin İİK’nın 258’inci maddesi de somut olay açısından  önemlidir.     <br>İcra ve İflâs Kanunu'nun  257’nci maddesinin 1’nci fıkrası uyarınca “Rehinle temin edilmemiş ve vadesi gelmiş bir para borcunun alacaklısı, borçlunun yedinde veya üçüncü şahısta olan taşınır ve taşınmaz mallarını ve alacaklarıyle diğer haklarını ihtiyaten haczettirebilir.” Bu hükme göre, bir para alacağının vadesinin gelmesi hâlinde alacaklı ihtiyati haciz talebinde bulunabilecektir. <br>İcra ve İflâs Kanunu'nun  257’nci maddesinin 2’nci fıkrası uyarınca “Vadesi gelmemiş borçtan dolayı yalnız aşağıdaki hallerde ihtiyati haciz istenebilir: 1 - Borçlunun muayyen yerleşim yeri yoksa; 2 - Borçlu taahhütlerinden kurtulmak maksadiyle mallarını gizlemeğe, kaçırmağa veya kendisi kaçmağa hazırlanır yahut kaçar ya da bu maksatla alacaklının haklarını ihlal eden hileli işlemlerde bulunursa”. Bu suretle ihtiyati haciz konulursa borç yalnız borçlu hakkında muacceliyet kesbeder.<br>İcra ve İflâs Kanunu'nun  258’inci maddenin 1’nci fıkrası uyarınca, “…Alacaklı alacağı ve icabında haciz sebepleri hakkında mahkemeye kanaat getirecek deliller göstermeğe mecburdur….” Bu hükme göre, alacaklı alacağının varlığı ile birlikte alacağın vadesinin geldiği veya alacağının vadesi gelmemişse, İİK’nın 257/II hükmündeki sebeplerin varlığı hakkında mahkemeye kanaat verecek delilleri göstermek zorundadır. Daha açık bir anlatımla sadece alacağın varlığı, ihtiyati haciz kararı verilmesi için yeterli veya tek şart değildir. İhtiyati haciz kararı verilebilmesi için kesin bir ispat aranmamakta ise de özellikle hukukî bir işlem söz konusu olduğunda, alacağın varlığının ve muaccel olduğunun yazılı bir belgeye veya belgeler zincirine dayanması tercih edilmesi gereken bir seçenektir.<br>Geçiçi hukuki koruma yargılamasını asıl hukuki koruma yargılamasından ayıran özelliklerden biri ispat ölçüsü noktasındadır. Kanunda açıkça öngörülmemişse ya da işin niteliği gerekli kılmıyorsa, bir davada normal bir yargılamada yaklaşık ispat değil, tam ispat aranır. Çünkü; hakim, mevcut ispat ve delil kuralları çerçevesinde, tarafların iddia ettiği bir vakıa konusunda tam bir kanaate varmadan o vakıayı doğru kabul edemez.<br>Ancak, kanun koyucu bazen ya doğrudan kendisi düzenleme yaparak ya da işin niteliği ve olayın özelliği gereği hakime, bu durumu belirterek, ispat olgusunu düşürme imkanı vermiştir. Bu düşürülmüş ispat ölçüsü çerçevesinde, tam kanaat değil, kuvvetle muhtemel, yaklaşık bir kanaat yeterli görülmektedir. Doktrinde bu yön karar verilmesi için tam ispat ölçüsü yerine yaklaşık ispat ölçüsü olarak ifade edilmektedir. Ancak, yaklaşık ispatla yetinilmiş olması, ispatın aranmayacağı ya da ispat kurallarının tamamen dışına çıkılacağı anlamına gelmez.<br>Bir taraf iddiasını mahkeme önüne ne kadar inandırıcı şekilde getirirse getirsin, bu sadece bir iddiadan ibarettir. İddia edilen vakıanın sabit yani doğru kabul edilebilmesi için, ispat yükü üzerine düşen tarafın bunu kanundaki delil sistemi içinde yine kanunun aradığı ispat ölçüsü çerçevesinde ispat etmesi gerekir.<br>Tam ispatın arandığı durumlarda bu ölçü tereddütsüz ortaya konmalıdır. Yaklaşık ispat durumunda ise hakim o iddianın ağırlıklı ihtimal olarak doğru olduğunu kabul etmekle birlikte, zayıf bir ihtimal de olsa, aksinin mümkün olduğunu gözardı etmez. Bu sebepledir ki, genelde geçici hukuki korumalara, özel de ihtiyati tedbire ve ihtiyati hacze karar verilirken haksız olma ihtimalide dikkate alınarak talepte bulunandan teminat alınması öngörülmüştür.<br>Geçici hukuki korumalarda, bazen karşı tarafın dinlenmemesi, tüm delillerin ayrıntılı bir biçimde incelenmesine yeterli zamanın olmaması gibi sebeplerle yaklaşık ispat yeterli görülmüştür; bu çerçevede, aslında ispat ölçüsü bakımından HMK'nunda bir yenilik getirilmemekle birlikte, “yaklaşık ispat” kavramı kullanılarak doktrinde kabul gören ifade tasarıya alınmış; ayrıca, burada hem tam ispatın aranmadığı belirtilmiş hem de basit bir iddianın yeterli olmadığı, vurgulanmak istenmiştir.<br>Dava konusu somut olaya gelindiğinde ihtiyati haciz talep eden vekilince sunulan dava dilekçesi ve eklerinin incelenmesinden, ihtiyati haciz talep eden tarafından davaya konu alacak Manisa İcra Müdürlüğü'nün 2023/113683 Esas sayılı icra takip dosyasına konu olan ve davacı tarafça davalı adına  düzenlenen 31/07/2023 tarih ve KDV dahil toplam 217.146,73 TL'lik faturaya dayandırılmış ve dava dilekçesi ekinde işbu faturanın bir suretiyle birlikte fatura muhteviyatı malların teslimine ilişkin bir kısım mal teslim fişi başlıklı teslim alan kısmında isim ve imza mevcut olan belgelerin birer suretini dosyaya delil olarak sunmuştur. Davalı tarafça da taraflar arasındaki sözleşmesel ilişki inkar edilmeksizin takip tarihi itibariyle davacının davalıdan takibe konu tutar kadar bir alacağının  olmadığı savunma olarak ileri sürülmüştür. Bu nedenle taraf vekillerince sunulan yazılı beyan dilekçeleri, sunulan deliller ile dosya kapsamı belgelerin birlikte değerlendirilmesi neticesinde bu aşamada yaklaşık ispat koşulunun gerçekleştiği sonucuna varılarak  ilk derece mahkemesince talebe konu tutar  üzerinden İİK 257 ve devamı maddeleri gereğince koşulları oluştuğundan ihtiyati haciz talebinin kabulüne karar verilmesi gerekirken reddine karar verilmesi isabetli olmamıştır. <br>HMK'nın 353/1-b-2 maddesinde yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber, kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına gerek duyulmadığı takdirde düzeltilerek yeniden esas hakkında karar verileceği öngörülmüştür.<br> Yukarıda yapılan açıklamalar ışığında ihtiyati haciz talep eden vekilinin istinaf istemlerinin kabulü ile  kararın kaldırılarak   davanın  kabulüne  dair HMK'nın 353/1-b-2 maddesi gereğince hüküm kurulmasına, karar verilmiştir.<br>HÜKÜM      : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;<br>A-6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-2 maddesi uyarınca ihtiyati haciz talep eden davacı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜNE, <br>1)Manisa Asliye Ticaret Mahkemesinin 2023/832 Esas sayılı dosyasında verilen 23/11/2023 tarihli  ARA KARARININ KALDIRILMASINA,<br>2)İhtiyati haciz talep eden tarafın yatırmış olduğu 269,85 TL istinaf karar harcının kendisine iadesine, <br>3)İhtiyati haciz talep eden  tarafından yatırılan 738,00 TL istinaf kanun yolu harcının davalıdan alınarak ihtiyati haciz talep eden davacıya verilmesine, <br>4)İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından istinaf eden yararına istinaf vekalet ücreti verilmesine yer olmadığına,<br>B-6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-2 maddesi uyarınca yeniden esas hakkındaki kararla;<br>1)İhtiyati haciz talep eden davacı yönünden ihtiyati haciz talebinin teminat mukabilinde KABULÜ ile,<br>2)İİK'nun 257. maddesi uyarınca, yukarıda ismi yazılı davalı/ borçlu ... Şirketi'nin 224.000,24 TL alacağı karşılayacak haczi caiz   menkul, gayrimenkulleri ile 3. şahıslardaki hak ve alacaklarının 224.000,24 TL ile sınırlı olmak üzere İHTİYATEN HACZİNE,  <br>3- Davalı/borçlu  ... Şirketi'nin ve 3. şahısların muhtemel zararlarına karşılık olarak 224.000,24 TL'nin % 15'i oranında hesaplanarak takdir olunan 33.600,00 TL nakit teminatın mahkeme veznesine depo edilmesi veya aynı miktarda kesin ve süresiz bir banka teminat mektubunun mahkemeye ibrazı halinde kararın yerine getirilmesi için bir örneğinin  ihtiyati haciz talep eden davacı vekiline verilmesine,<br>4-HMK'nın 261/1. Maddesi uyarınca 10 gün içinde infaz edilmemesi halinde kendiliğinden kalkmış sayılacağına,<br>5-Harç peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına,<br>6-Görülmekte olan bir dava içinde ihtiyati haciz talep edildiğinden davacı lehine avukatlık ücreti takdirine yer olmadığına, <br>7-Teminat alınması ve devamındaki işlemlerin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine, <br>8-Artan yargılama giderinin istek halinde yatırana iadesine,<br>9-Kararın taraflara tebliği, kesinleştirme, harç ikmali ve gider avansı iadesi işlemlerinin yerel mahkemece yerine getirilmesine,<br>Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda HMK'nun 362/1-f maddesi gereğince kesin olarak  oy birliği ile karar verildi. 23.01.2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"81c83d4235ae5c72","SID":"e7fb6e82f81826a2"}}