{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">    T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM  25. HUKUK DAİRESİ     Esas-Karar No: 2022/2091 - 2024/309<br>T.C.<br>ANKARA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br> 25. HUKUK DAİRESİ<br><br>DOSYA NO\t: 2022/2091 Esas<br>KARAR NO\t: 2024/309<br>KARAR TARİHİ\t: 07/02/2024<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br><br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: ANKARA 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 21/10/2021<br>NUMARASI\t\t: 2020/224 Esas, 2021/684 Karar<br><br>DAVACI\t: <br>VEKİLİ\t:<br>DAVALI\t: <br>DAVANIN KONUSU\t: İtirazın İptali<br> <br>Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonucunda mahkemece davanın kısmen kabulüne dair verilen karara karşı davalı tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dosya incelendi. Gereği görüşülüp düşünüldü. <br>Dava, otoyol/köprü geçiş ücreti ve cezasının tahsili için başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.  <br>Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.<br>Davalı vekili, kararın gerekli ve yeterli araştırma yapılmadan ve deliller toplanmadan, usul ve yasaya aykırı olarak verildiğini, yerel mahkeme kararı incelendiğinde, icra dairesinin, yetkili olup olmadığına dair bir karar verilmediğinin görüleceğini, oysaki müvekkili tarafından, icra dosyasına yapılan itirazda, Ankara İcra Daireleri’nin yetkisiz olduğunun bildirildiğini ve icra dairesinin yetkisine itiraz edildiğini, huzurda görülen itirazın iptali davasında, müvekkilinin yetkiye ilişkin itirazı ile ilgili herhangi bir hüküm kurulmadığını, müvekkilinin icra dairesine yapmış olduğu yetki itirazında belirttiği üzere, Ankara İcra daireleri yetkili olmayıp, davacı şirketin merkez adresinin İstanbul adliyesi, müvekkilinin adresinin ise Bakırköy Adliyesi yetki sınırları dâhilinde olduğunu, şartları oluşmadığı halde, icra inkâr tazminatına hükmedildiğini, talep edilen alacak miktarının likit olmadığını, müvekkilinin davacıya herhangi bir borcu bulunmadığını, mahkeme tarafından,  HGS ve plaka numaraları bildirilmek sureti ile ihlalli geçiş yapıldığı iddia edilen dönemlere ilişkin müvekkili tarafından, HGS hesaplarına ödeme yapılıp yapılmadığının ve yapılan ödemelerin tarih ve miktarlarının ilgili bankadan sorulması gerekmekte iken sorulmadığını, eksik inceleme ile rapor düzenlendiğini, müvekkilinin banka hesabından, ve/veya banka hesabına bağlı kredi kartından HGS hesabına düzenli ödemeler yapıldığını, ... Şubesinden bu HGS numaraları için yapılan ödemeler sorulduğunda ihlalli geçiş yapıldığı iddia edilen tarihlerde ya bakiyenin yeterli olduğunun ve/veya geçiş sırasında yeterli değilse dahi yasal 15 günlük süre içinde HGS hesabına ödeme yapıldığının görüleceğini, müvekkili temerrüde düşmemiş olduğundan, işlemiş faiz talebinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, taraflar arasında ticari bir ilişki bulunmadığından ticari faiz oranının uygulanmasının da mümkün olmadığını, yeniden bilirkişi incelemesi yapılması gerektiğini ileri sürerek istinaf kanun yoluna başvurmuştur.<br>Dairemizce, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesi gereğince istinaf sebepleri ile sınırlı olarak ve kamu düzenine ilişkin hususlar resen gözetilerek inceleme yapılmıştır. <br>6001 sayılı Kanunun “Geçiş ücretini ödememe ve güvenliğin ihlali” başlıklı 30. maddesinin 5. fıkrası “4046, 3465 ve 3996 sayılı Kanunlar çerçevesinde işletme hakkı verilen veya devredilen otoyollar veya erişme kontrolünün uygulandığı karayollarından geçiş ücretlerini ödemeden geçiş yapan araç sahiplerinden, işletici şirket tarafından geçiş ücreti ödemeden giriş çıkış yaptığı mesafeye ait geçiş ücreti ile birlikte, bu ücretin dört katı tutarında ceza, genel hükümlere göre tahsil edilir. (Mülga ikinci ve üçüncü cümle: 16/5/2018-7144/18 md.) (…)…”  <br>Aynı maddenin 7. fıkrası ise; “Geçiş ücretlerini ödemeden geçiş yapanlardan, ödemesiz geçiş tarihini izleyen on beş gün içinde yükümlü olduğu geçiş ücretini usulüne uygun olarak ödeyenlere, bu maddenin birinci fıkrası ile beşinci fıkrasında belirtilen cezalar uygulanmaz.  (Ek cümle: 16/5/2018-7144/18 md.)  Otoyollar ile erişme kontrolünün uygulandığı karayolları için belirlenen geçiş ücretlerini ödemeden geçiş yaptığı tespit edilen yabancı plakalı araçlara uygulanan idari para cezaları için bu fıkrada belirlenen on beş günlük süre beklenmez. (Ek cümle:23/7/2020-7252/9 md.) Ancak, ödemesiz geçiş tarihini izleyen on beş gün içinde geçiş ücretinin ödenmesi halinde idari para cezası tahsil edilmez.” şeklindedir.\t<br>Ankara 3. İcra Müdürlüğünün 2017/21026 Esas sayılı dosyasında; 19.771,25TL asıl alacak (geçiş ücreti +para cezası), 1.278,27TL faiz, 230,09TL KDV olmak üzere toplam 21.279,62TL için ilamsız icra takibi başlatıldığı, borçlu tarafından süresi içinde yetki itirazında bulunulduğu, ayrıca borca, faize ve ferilerine itiraz edilmesi üzerine icra takibinin durduğu, davacı vekili tarafından hak düşürücü sürede eldeki itirazın iptali davasının açıldığı anlaşılmaktadır.<br>2004 sayılı Kanun’un yetkiyi düzenleyen 50. maddesinin 1. fıkrasına göre, para ve teminat borçlarına dair icra takiplerinde yetkili icra dairesi, 6100 sayılı HMK’nın yetkiye dair hükümleri kıyas yoluyla uygulanmak suretiyle belirlenir. 6100 sayılı Kanun’un 6. maddesine göre genel yetkili mahkeme, davalı gerçek veya tüzel kişinin davanın açıldığı tarihteki yerleşim yeri mahkemesidir. Aynı Kanun’un “Sözleşmelerden doğan davalarda yetki” başlıklı 10. maddesinde ise, sözleşmeden doğan davalar için, sözleşmenin ifa edileceği yer mahkemesinin de yetkili olduğu belirtilmiştir ki bu hüküm de özel yetkiye ilişkin bir düzenlemedir. Sözleşmenin yerine getirileceği yerin tarafların açık veya örtülü olarak belirlenmediği durumlarda, şayet borç bir para borcu ise sözleşmenin ifa edileceği yer 6098 sayılı Kanun’un 89. maddesine göre belirlenecektir. Bu maddeye göre, borç bir miktar paradan ibaret ise ödeme, alacaklının ödeme zamanındaki yerleşim yerinde yapılır. Para borçları kural olarak götürülecek borçlardandır. Bu durumda, 6098 sayılı Kanun’un 89. maddesi uyarınca bir para borcunun alacaklısının kendi yerleşim yerinde dava açmasında (veya 2004 sayılı Kanun’un 50. maddesi belirlemesiyle icra takibi başlatmasında) bir usulsüzlük bulunmamaktadır.<br>İlamsız icra takibi yalnız para alacakları için geçerli olacağından, uyuşmazlığın giderilmesi istemlerine konu davaların dayanağı icra takiplerinin de para alacağına ilişkin olduğunda kuşku bulunmamaktadır. İtirazın iptali davalarına konu alacak, işletmeci/hizmet sağlayıcı şirketler tarafından işletilen köprü, otoyol ve tünellerden geçiş yapan araç sahiplerinin yaptığı iddia edilen ihlalli geçişten kaynaklı para alacağıdır. Takip, davacı/alacaklının seçimine göre hem genel ve hem de özel yetkili mahkemede açılabilir. Davanın dayanağı icra takibine konu para alacağı olup, talep edilen borç 6098 sayılı Kanun’un 89. maddesi uyarınca götürülecek borçlardandır. Alacaklı/işletici, kendi yerleşim yeri olan icra dairesinde de takip yapabilecektir. (Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 29/11/2021 tarihli, 2021/23461 esas, 2021/9283 karar sayılı Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairelerinin kesin nitelikteki kararları arasındaki uyuşmazlığın giderilmesi kararı)<br>Tüm bu açıklamalar ışığında somut olaya gelindiğinde; dosyada mübrez Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi kayıtlarına göre takip tarihi olan 15/11/2017 tarihi itibariyle şirketin adresinin Kavaklıdere Mah. Konur Sok. No:58/304 Çankaya Ankara olduğu anlaşılmakla davacı alacaklının seçimlik hakkı gereği takip tarihi itibariyle yerleşim yeri olan Ankara İcra Dairelerinin de yetkili olduğu gözetilerek, icra takibinin yetkili icra dairesinde yapılmış olması nedeniyle davalı borçlunun icra dairesinin yetkisine yaptığı itiraz yerinde değildir. <br>Dosyada bulunan kanıt ve belgelere, kararın dayandığı yasal gerekçelere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına ve özellikle; davacı şirketin işletmesindeki köprü ve otoyoldan, davalı adına kayıtlı bulunan araçların muhtelif saat ve tarihlerde ihlalli geçiş yapmış olmalarına, usulüne uygun dava dilekçesi tebliğine rağmen davalı tarafından davaya cevap ve delillerin sunulmamış olmasına, ihlalli geçişlere ilişkin geçiş ücretlerinin süresinde ödendiğinin davalı tarafça ispat edilememesine, geçişlere ilişkin görüntü ve kayıtlar, bilirkişi raporu ve anılan yasal düzenlemeler gereğince davalının davacıya mahkemece hüküm altına alınan miktarda borcu bulunmasına, istinafa gelenin sıfatına göre bilirkişi raporunun yeterli görülmesine, hüküm altına alınan alacak takip tarihi itibariyle likit ve muayyen olup şartları oluştuğundan icra inkar tazminatına karar verilmesinde isabetsizlik görülmemesine, TTK'nın 12. maddesine göre bir ticari işletmeyi kısmen de olsa, kendi adına işleten kişiye tacir denilmesine, somut uyuşmazlıkta davacının işlettiği otoyoldan ihlalli geçiş yaptığı ileri sürülen araçların ruhsat kayıtlarına göre; kullanım amaçları ticari, kullanım şekilleri yük nakli olan çekici cinsinde araçlar olmalarına, anılan araçların, niteliği gereği ticari kazanç elde etmek için üretilmelerine ve bir nev'i ticari işletme sayılmalarına, araçların ticari nitelik taşımasına ve davalının da tacir sayılmasına, davaya konu alacağın tarafların ticari işletmelerini ilgilendirmesine, bu nedenle avans faizi işletilmesinde usulsüzlük bulunmamasına, ihlalli geçiş ücretlerinin 15 gün içerisinde ödenmediği anlaşılmış olup yasa gereği davalının ihlalli geçişten itibaren 15 gün sonra temerrüde düşmesine, ayrıca bir ihtara gerek bulunmamasına göre; yerel mahkemece bilirkişi raporunda yapılan hesaplama doğrultusunda ve dava dilekçesindeki taleple bağlı kalınarak davanın kısmen kabulüne karar verilmesinde isabetsizlik görülmemiş, davalı vekilinin tüm bu yönlere ilişkin istinaf nedenleri reddedilmiştir.<br>Yukarıda açıklanan nedenlerle, ilk derece mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde, usul ve esas yönünden hukuka aykırılık bulunmadığı anlaşıldığından, HMK’nın 353/1-b.1 maddesi gereğince davalının istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM: Yukarıda açıklanan gerekçelerle;<br>1)İlk derece mahkemesi kararı usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğundan, Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 353. maddesinin 1. fıkrası b bendinin 1 numaralı alt bendi gereğince; davalı tarafın istinaf başvurusunun ESASTAN REDDİNE,<br> 2)492 sayılı Harçlar Kanunu uyarınca alınması gerekli 637,68TL istinaf karar ve ilam harcından peşin alınan 159,42TL harcın mahsubu ile bakiye 478,26TL harcın davalıdan alınarak Hazineye gelir kaydına,<br>3)İstinaf yoluna başvuran davalı tarafından yapılan istinaf kanun yolu giderlerinin üzerinde bırakılmasına,    <br>4)Karar tebliği, kesinleştirme, harç ve gider avansı iadesi işlemlerinin ilk derece mahkemesince yapılmasına,<br>Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 362. maddesi uyarınca kesin olmak üzere 07/02/2024 tarihinde oy birliği ile karar verildi.<br><br>GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 07/02/2024<br>\t\t\t\t<br><br>Başkan<br><br>e-imza <br><br>Üye<br><br>e-imza  <br><br>Üye<br><br>e-imza  <br><br>Katip<br><br> e-imza <br><br><br> <br><br><br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"0e18c277683afb81","SID":"a53864d4733e2f5b"}}