{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İZMİR<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>  17. HUKUK DAİRESİ<br><br>DOSYA NO\t\t: 2020/856 <br>KARAR NO\t\t: 2024/139<br>KARAR TARİHİ\t: 11/01/2024<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t\t: İZMİR 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 17/01/2020<br>NUMARASI\t\t: 2018/415 Esas  2020/43 Karar<br>DAVANIN KONUSU\t: Banka Teminat Mektubunun İadesi Ve Depo Edilmesi (Depo Edilmesi İstemli)<br>BAM KARAR TARİHİ\t: 11/01/2024<br>KARAR YAZIM TARİHİ\t: 11/01/2024<br><br>Davacı ve davalı vekilleri tarafından yukarıda belirtilen karara karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352. maddesi uyarınca yapılan ön inceleme sonucu eksiklik bulunmadığı anlaşılmakla; inceleme aşamasına geçildi. İncelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra dosya incelendi.<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:<br>DAVA: Davacı vekili dava dilekçesi ile özetle; taraflar arasında Kuzey Grubu Birim Fiyat Esaslı Anahtar Teslim Endeks Okuma, Enerji Kesme-Açma, Sayaç Sökme-Takma Hizmet Alımı işi için 07/07/2015 tarihli sözleşmenin imzalandığını, sözleşme kapsamındaki işin ifasını teminen müvekkili tarafından davalıya ... Bankası A.Ş. ... Şubesi’ne ait 07/07/2015 tarihli 517219 numaralı 740.000,00 TL bedelli ve ... Bank A.Ş. ... Şubesi’ne ait 30/07/2015 tarihli 9940TM03817 numaralı 460.000,00 TL bedelli toplamda 1.200.000,00 TL bedelli kesin ve süresiz teminat mektuplarının teslim edildiğini, sözleşmenin amacının ve genel ilkelerin sözleşmenin 3. maddesinde düzenlendiğini, buna göre davalının dağıtım bölgesinde bulunan ... ili, ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... ilçelerindeki ...’nin belirleyeceği bölgelerdeki müşteriler/ elektrik kullanıcıları ile ilgili olarak enerji kesme, açma, endeks okuma, sayaç sökme ve takma, bilgi güncelleme gibi sözleşmenin konusunu   oluşturan   ve   ...   tarafından   verilecek   işlerin   sözleşmede   belirtilen  ücret karşılığında yüklenici tarafından kaliteli olarak azami verimlilik esasına göre yapılmasının amaçlandığını, sözleşmenin anahtar teslim eser sözleşmesi niteliğinde olduğunu, davalının yüklenici çalışanlarına ve çalışanların faaliyetlerine ilişkin hiç bir sorumluluğunun bulunmayacağını, sözleşmenin 10. maddesinde teminata ilişkin hükümlerin düzenlendiğini, kesin teminat mektubunun, iş için garanti süresi olarak daha uzun bir süre öngörülmüş ise garanti süresinin sonunda, garanti süresi öngörülmemiş veya daha kısa bir süre öngörülmüş ise kesin hesabın bağlanarak davalı tarafından onaylandığı tarihten itibaren 24 ay geçtikten sonra sözleşmeye göre iade edileceğini, 11. maddede ödeme yeri ve şartlarının belirlendiğini, sözleşmenin 31/10/2017 tarihinde normal süresinde sona erdiğini, her ne kadar sözleşme türü eser sözleşmesi olarak tanımlansa da müvekkilinin davalıya hizmet niteliğinde edimde bulunmayı üstlendiğini ve müvekkilinin 5. maddede açıklandığı şekilde “elektrik kullanıcılarının sayaçlara ait endekslerin tespiti, tespit edilen endekslerin GPRS özelliğine sahip endeksöre girilmesi, tedarik şirketleri adına fatura veya bildirim tanzimi ve müşteriye bırakılması, müşterilerin alçak gerilim seviyesinde elektrik enerjilerinin haftanın her günü mevzuata ve ... talimatlarına uygun olarak kesilmesi veya açılması, ölçü devresinin sayaçların ve mühürlerin kontrolleri ve tespiti, kaçak ve usulsüz elektrik kullananların tespiti, durum kodu konulacak müşterilerin tespiti, abonelere ait kimlik, adres, iletişim, sayaç bilgilerinin, vergi numaralarının, kullanıcı isimlerinin ve benzeri bilgilerin toplanarak güncellenmesi ve ...’ye bildirilmesi ve sisteme girişlerinin sağlanması, verilecek iş programına göre müşteri sayaçlarının sökülmesi ve takılması gibi” işleri müvekkilinin sözleşme kapsamında yerine getirerek teslim ettiğini, sözleşmede kesin teminat mektubunun, iş için garanti süresi olarak daha uzun bir süre öngörülmüş ise garanti süresinin sonunda, garanti süresi öngörülmemiş veya daha kısa bir süre öngörülmüş ise kesin hesabın bağlanarak ... tarafından onaylandığı tarihten itibaren 24 ay geçtikten sonra iade edileceğini, hizmetin garantisi olmaması gerekmesine rağmen garanti süresi adı altında kesin hesabın kendilerince onaylandığı tarihten 24 ay geçtikten sonra teminat mektubunun iade edileceği yönünde sözleşmeye hüküm koyduklarını, İş Kanunu’nun 6. maddesinde “İş yeri veya iş yerinin bir bölümü hukuki bir işleme dayalı olarak başka birine devredildiğinde, devir tarihinde iş yerinde veya bir bölümünde mevcut olan iş sözleşmeleri bütün hak ve borçları ile birlikte devralana geçer. Devralan iş veren, işçinin hizmet süresinin esas alındığı haklarda işçinin devreden iş veren yanında işe başladığı tarihe göre işlem yapmakla yükümlüdür. Yukarıdaki hükümlere göre devir halinde ve devirden önce doğmuş olan ve devir tarihinde ödenmesi gereken borçlardan devreden ve devralan işveren birlikte sorumludurlar ancak bu yükümlülüklerden devreden işverenin sorumluluğu devir tarihinden itibaren iki yıl ile sınırlıdır. Tüzel kişiliğin birleşme veya katılma ya da türünün değişmesi ile sona erme halinde birlikte sorumluluk hükümleri uygulanmaz. Devreden veya devralan işveren iş sözleşmesini sırf iş yerinin veya iş yerinin bir bölümünün devrinden dolayı feshedemez ve devir işçi yönünden fesih için haklı sebep oluşturmaz. Devreden veya devralan işverenin ekonomik ve teknolojik sebeplerin yahut iş organizasyonu değişikliğinin gerekli kıldığı fesih hakları veya işçi ve işverenlerin haklı sebeplerden derhal fesih hakları saklıdır. Yukarıdaki hükümler iflas dolayısıyla mal varlığının tasfiyesi sonucu iş yerinin veya bir bölümünün başkasına devri halinde uygulanmaz.” hükmünün bulunduğunu, davalının devralan işveren ile devreden işverenin müteselsil sorumluluk süresi olan iki yıllık süreyi yasayı dolanmak amacıya sözleşmeye teminat mektubunun iadesi şartlarından biri olarak garanti süresi şartı olarak koyduğunu, sözleşmenin teminatın iadesine ilişkin bu hükmünün genel işlem koşulu olduğunu ve hakimin müdahalesi gerektiğini, ortada 6098 sayılı TBK çerçevesinde genel işlem koşullarına aykırılığın bulunduğunu, söz konusu maddenin sözleşmeye yazılmamış sayılması gerektiğini, dürüstlük kuralına aykırılığın söz konusu olduğunu,  taraflar  arasındaki  sözleşmenin  genel  işlem  kuralı  koşullarına  tabi  bir  sözleşme olduğunu, zira bu sözleşmelerin Özelleştirme Yüksek Kurulu’nun 02/04/2004 tarihli ve 2004/22 sayılı kararı ile özelleştirme programına alınarak özelleşmiş olan Türkiye’deki tüm özel elektrik şirketlerince tip sözleşme olarak tek taraflı hazırlanıp diğer tarafın kabulüne bir şekilde zorlanan nitelikte bir sözleşme olduğunu, dolayısıyla sözleşmenin maddelerinin yorumlanmasında TBK’nın 23. maddesi gereği sözleşmeyi hazırlayanın aleyhine yorumlanması gerektiğini, müvekkili tarafından 07/07/2015-31/10/2017 tarihleri arasında davalıya verdiği hizmet nedeniyle sözleşme kapsamında davalı şirket bünyesinde çalıştırdığı işçilerden yeni taşeron şirketler tarafından işlerine devam ettirilmeyen ve kıdem tazminatı ödenmesi gereken işçilerin yasal haklarının ödendiğini ve ödenmeye devam edildiğini, yine müvekkilinin 31/10/2017 tarihinde iş yeri SGK kapanış evraklarının verilmesi ile iş yeri dolayısıyla borcu olmadığına ilişkin belgeyi alarak davalıya teslim ettiğini ancak davalının sözleşmenin 10. maddesini gerekçe göstererek teminat mektuplarını iade etmediğini belirterek, sözleşmenin 10. maddesinin sözleşmeye yazılmamış sayılmasına toplam 1.200.000,00 TL bedelli teminat mektuplarının iptali ile müvekkiline iadesine, yargılama sırasında davalı tarafından nakde çevrilmesi durumunda nakde çevrildiği tarihten itibaren işleyecek ticari reeskont faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.<br>CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesi ile özetle; davaya konu teminat mektuplarının 07/07/2015 tarihli sözleşme gereğince alındığını, anılan hizmet alım işimin 01/08/2015-31/10/2017 tarihleri arasında davacı tarafından yürütüldüğünü, işin 24 aylık normal süresine ilave olarak 3 aylık süre uzatımı sonunda 31/10/2017 tarihinde sona erdiğini, teminatın iadesine ilişkin hükümlerin düzenlendiği sözleşmenin 10.3.c maddesinde “Sosyal Güvenlik Kurumu’ndan ilişiksizlik belgesinin getirilmesi” koşulunun düzenlendiğini, bugüne kadar SGK tarafından düzenlenen ilişiksizlik belgesi sunulmadığı gibi ilişiksizlik belgesinin verilmesi için SGK tarafından sözleşme ile ilgili bilgi ve belgelerin istendiği yazının da gelmediğini, ayrıca davacı şirket çalışanları tarafından müvekkiline açılmış olan işçi alacak davaları bulunmakta olup bu alacaklardan davacı şirketle birlikte müvekkilinin de sorumluluğunun bulunduğunu, sözleşmenin kesin teminat ve ek kesin teminatın geri verilmesi başlıklı 12.4 maddesinde teminat mektubunun iade edilme koşullarının düzenlendiğini, davacının bu koşulları yerine getirmemesi nedeniyle teminat mektubunun iade edilmediğini, hizmet alım işlerinin İş Mahkemeleri tarafından devirli iş olarak kabul edilmesi, 4857 sayılı İş Kanunu’nun iş yerinin veya bir bölümünün devri başlıklı 6. maddesine göre devreden işverenin devir tarihinden itibaren 2 yıl ile sınırlı sorumluluğunun olması ve bu süre içerisinde davacı şirkette çalışmış olan ve başka işverene devredilen işçiler tarafından şirketleri aleyhine alacak davaları açılması, davacı şirketçe işçi haklarının ödenmemesi nedeniyle dava açılma riski ile karşı karşıya kalınması gibi sebeplerden dolayı teminat mektubunun iadesinin yapılmadığını, davacının ihale bitimi nedeniyle doğan ve müvekkili şirket tarafından hak edişlere dahil edilerek ödenen personel kıdem tazminatlarını ve sair işçilik alacaklarını çalışanlara ödemeyerek yükümlülüğünü yerine getirmediğini, dolayısıyla müvekkiline borcunun kaldığını, davacı tarafça İzmir 2. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2017/166 Esas sayılı dava dosyasında açılmış olan aynı konulu davada “sözleşme hükümlerinde teminat mektubunun iadesinin sadece SGK’ya çalıştırdıkları kişiler nedeniyle prim borcu  kalmamasına değil, davalı idareye karşı borcunun da olmaması şartına bağlandığı, davalı tarafından belirtilen iş mahkemelerinde görülen bir kısım dava dosyalarının getirtildiği, davalının bu davalarda asıl işveren sıfatı ile davalı olduğu, bu hale göre davacının dava tarihi itibariyle davalıya hiçbir borcunun olmadığını ispat edemediği” gerekçesiyle davanın reddine karar verildiğini, yine İzmir 5. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2015/835 Esas sayılı davanın da savunmalarına dayanak oluşturacak nitelikte olduğunu, bu davanın da reddine karar verildiğini, ayrıca yine İzmir 2. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2015/135 Esas sayılı dosyasında açılan davanın reddine karar verildiğini belirterek, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.<br>MAHKEMECE: \"...Dava; hizmet sözleşmesi nedeniyle verilen teminat mektuplarının iadesi istemine ilişkindir.<br>Taraflar arasında imzalanan sözleşme, eki şartname ve diğer belgeler ile açılan davalar ve dava dosyası birlikte değerlendirildiğinde; taraflar arasında imzalanan 07/07/2005 tarihli sözleşmenin teminatın iade edilebilme koşullarını düzenleyen 10.3. maddesi gereğince hizmetin sözleşme ve ihale dokümanı hükümlerine uygun olarak yerine getirildikten, davacı yüklenicinin davalıya herhangi bir borcunun olmadığı belirlendikten ve Sosyal Güvenlik Kurumu’ndan ilişiksizlik belgesi getirildikten sonra teminatın iade edilmesi gerekli olup, davalı aleyhinde davacı yükleniciye bağlı olarak çalışan işçilerin açtıkları alacak davalarının bulunması, davacının personel alacaklarını ödeme yükümlülüğünü tam olarak yerine getirdiğinden söz edilemeyecek bulunması ve SGK'dan ilişiksizlik belgesinin getirilmemiş olması karşısında, dava konusu teminatların iade edilebilme koşullarının bulunmadığı kanaatine ulaşılmış ve davanın reddine,\" gerekçesi ile, \"davanın reddine,\" şeklinde karar verilmiştir.<br>Mahkeme kararına karşı taraf vekilleri tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.<br>İSTİNAF BAŞVURU SEBEPLERİ:<br>Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; yerel mahkeme heyeti tarafından taleplerinin tamamen anlaşılmadan ve sığ bir inceleme neticesi ve açık olan taleplerinin görmezden gelinerek haklı davalarının red edildiğini, oysa ki; dava ve cevaba cevap dilekçelerinde de açıkladıkları üzere, davalı şirketin İş Kanunu'nun amir hükmü olan 6. maddesinde “ Yukarıdaki hükümlere göre devir halinde, devirden önce doğmuş olan ve devir tarihinde ödenmesi gereken borçlardan devreden ve devralan işveren birlikte sorumludurlar. Ancak bu yükümlülüklerden devreden işverenin sorumluluğu devir tarihinden itibaren iki yıl ile sınırlıdır \"  hükmünü bertaraf etmek/kanunu dolanmak amacı ile sözleşmeye teminat mektubunun iadesi şartlarından biri olarak garanti süresi şartı olarak koyduğu, sözleşmenin teminatın iadesine ilişkin bu hükmünün genel işlem koşulu olduğu, kanundaki genel işlem koşullarına ilişkin düzenlemelerin emredici nitelikteki olduğu, B.K. 20/1 maddesine göre; “ Genel işlem koşulları, bir sözleşme yapılırken düzenleyenin, ileride çok sayıdaki benzer sözleşmede kullanmak amacıyla, önceden, tek başına hazırlayarak karşı tarafa sunduğu sözleşme hükümleridir. ” şeklinde olduğu, B.K. 20 maddesinin son fıkrasında “ Genel işlem koşullarıyla ilgili hükümlerin, sundukları hizmetleri kanun veya yetkili makamlar tarafından verilen izinle yürütmekte olan kişi ve kuruluşların hazırladıkları sözleşmelere de, niteliklerine bakılmaksızın uygulanacağının ” hükme bağlandığını, ayrıca 4077 sayılı Tüketicin Korunması Hakkındaki Kanun ile sözleşmedeki haksız şartlar sadece tüketiciler açısından göz önüne alınırken, 6098 sayılı T.B.K. ile genel işlem şartlarının uygulama alanı oldukça genişletilerek karşı tarafın tüketici olup olmamasına ve tacir/tüketici ayrımına bakılmaksızın, bu tip sözleşmelerle karşılaşan herkes hukuki koruma kapsamına alındığı, dava konusu sözleşmenin GİK koşullarına tabi bir sözleşme olduğunun tartışmasız olduğu, bu sözleşmelerin Özelleştirme Yüksek Kurulu' nun 02.04.2004 tarih ve 2004/22 sayılı kararı ile özelleştirme programına alınarak özelleşmiş olan Türkiye’ deki tüm özel elektrik şirketlerince tip sözleşme olarak tek taraflı olarak hazırlanıp, diğer tarafın kabulüne bir şekilde zorlanan nitelikte bir sözleşme olduğunu ve dolayısı ile sözleşmenin maddelerinin yorumlanmasında T.B.K. 23. maddesi hükmü gereği sözleşmeyi hazırlayanın aleyhine yorumlanması gerektiği ve tüm bu nedenlerle hâkimin sözleşmeye müdehalesi ile sözleşmelerdeki teminatın iadesi maddelerinin genel İşlem Koşulu olduğunu kabulü ile Borçlar Kanunu 25. maddesi gereği bu hükmün sözleşmelere yazılmamış sayılmalarına karar verilmesi ve neticesine göre de konusuz kalacak olan teminatı mektubunun iadesine karar verilmesinin  gerektiğini beyanla ve açıkladıkları diğer nedenlerle istinaf taleplerinin kabulü ile ilk derece mahkemesince verilen kararın usul ve yasaya aykırı olmasından dolayı kaldırılmasına karar verilmesini istinaf başvuru sebebi olarak ileri sürmüştür. <br>Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; İlk derece mahkemesince verilen ilam ile ‘Mahkememize açılan eldeki dava ile İzmir 4.Asliye Ticaret Mahkemesinin 2018/415 esas sayılı dosyası ile açılan davada taraflarının aynı olduğu, her iki davanın da 07.07.2015 tarihli sözleşmeye dayanması ve aynı sözleşmeye istinaden verilen teminat mektuplarının bir kısmının bu davada bir kısmının eldeki mahkememiz dosyasında iadesinin istemine dayandığı, dolayısıyla her iki davanın birleştirilmesinin usul ekonomisine uygun olacağı, ayrıca her iki dava arasında hukuki ve fiili bağlantı bulunduğundan mahkememiz dosyasının daha önce açılan İzmir 4.Asliye Ticaret Mahkemesinin 2018/415 esas sayılı dosyası ile birleştirilmesine’ ve ‘Esas kaydının birleştirme nedeniyle kapatılmasına, birleştirme kararı yazıldıktan sonra dosyanın İzmir 4.Asliye Ticaret Mahkemesinin 2018/415 esas sayılı dava dosyası üzerinden devamına’ yönünde karar tesis ederek  dava dosyasının huzurdaki dava dosyası ile birleştirilmesine karar verdiğini, bu karar sonrasında 31/01/2019 tarihli müzekkere ile birleştirme kararı ile dava dosyası İzmir 4.Asliye Ticaret Mahkemesinin 2018/415 E. sayılı dosyasına gönderildiğini, hal böyle iken ilk derece mahkemesince(2018/415 E.), birleşen dava dosyası yönünden hüküm verilmemesinin usul ve yasaya, kamu düzenine aykırılık teşkil ettiğini, nitekim Yargıtay'ın da birçok kararında birleşen dava yönünden hüküm kurulmamış olmasını bozma gerekçesi yaptığını, beyanla birleşen İzmir 2.Asliye Ticaret Mahkemesi 2018/421 E. 2019/32 K.dava dosyası yönünden karar verilmemiş olması nedeniyle, ilk derece mahkemesinin 2018/415 E. 2020/43 K kararın istinaf incelemesi sonucu kaldırılarak, bu dava dosyası içinde  davanın reddi yönünde   karar verilmek üzere dosyaların ilk derece mahkemesine gönderilmesine karar verilmesini istinaf başvuru sebebi olarak ileri sürmüştür. <br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:<br>Dava, hizmet sözleşmesi kapsamında verilen teminat mektuplarının iptali ile iadesi, yargılama sırasında davalı tarafından nakde çevrilmesi durumunda  davalıdan tahsiline karar verilmesini istemine ilişkindir.<br>İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında; 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine ilişkin aykırılık bulunup bulunmadığı hususlarıyla sınırlı olarak inceleme yapılmıştır.<br>Davacı taraf davalının sözleşmenin 10. maddesini gerekçe göstererek teminat mektuplarını iade etmediğini belirterek, sözleşmenin 10. maddesinin sözleşmeye yazılmamış sayılmasına, toplam 1.200.000,00 TL bedelli teminat mektuplarının iptali ile müvekkiline iadesine, yargılama sırasında davalı tarafından nakde çevrilmesi durumunda nakde çevrildiği tarihten itibaren işleyecek ticari reeskont faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiş, davalı davanın reddini savunmuş, mahkemece yapılan yargılama sonucunda 17/01/2020 tarih,  2018/415 esas 2020/43 karar ile davanın reddine karar verilmiştir.<br>Yargılama aşamasında İzmir 2.Asliye Ticaret Mahkemesinin 14/01/2019 tarih  2018/421 esas,  2019/32 karar sayılı ilam ile dosyanın  İzmir 4.Asliye Ticaret Mahkemesinin 2018/415 esas sayılı dosyası ile birleştirmesine kararı verildiği, bu karar sonrasında  31/01/2019 tarihli müzekkere ve birleştirme kararı ile dava dosyasının İzmir 4.Asliye Ticaret Mahkemesinin 2018/415 esas sayılı dosyasına  gönderildiği, mahkemece bu dosya yönünden işlem yapılmadığı gibi hüküm de kurulmadığı görülmüştür.<br>HMK'nun 353/1-a-maddesinde; Bölge Adliye Mahkemesinin, esası incelemeden kararın kaldırılmasına ve davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye veya kendi yargı çevresinde uygun göreceği başka bir yer mahkemesine ya da görevli ve yetkili mahkemeye gönderilmesine duruşma yapmadan kesin olarak karar vereceği haller düzenlenmiştir. Sözkonusu maddenin (Değişik 22/07/2020-7251/35 md) 6. bendinde; uyuşmazlığın çözümünde etkili olabilecek ölçüde önemli delillerin toplanmamış veya değerlendirilmemiş olması ya da talebin önemli bir kısmı hakkında karar verilmemiş olması da bu hallerden biri olarak kabul edilmiştir. <br>Sonuç olarak yapılan yargılamaya, toplanan delillere ve dosya içeriğine göre, mahkeme kararı ve dayandığı gerekçeler uyuşmazlığın çözümünde etkili olabilecek derecede önemli delillerin toplanmamış veya değerlendirilmemiş olması,  birleşen  İzmir 2.Asliye Ticaret Mahkemesinin 14/01/2019 tarih 2018/421 esas, 2019/32 karar sayılı dosyası yönünden inceleme yapılarak ayrıca hüküm kurulması gerekmesi nedeniyle HMK'nın 353/1-a-4 ve  353/1-a-6 maddeleri gereğince ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına ve dava dosyasının kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.<br>HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;<br>1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun esasa ilişkin sebepler incelenmeksizin KABULÜNE,<br>2-İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 17/01/2020 tarih ve 2018/415 Esas 2020/43 Karar sayılı kararının, 6100 sayılı HMK’nın 355. ve 353/(1)-a-4. ve 6. maddeleri uyarınca  KALDIRILMASINA<br>3-Dosyanın HMK 353/(1)-a maddesi gereğince Dairemiz kararına uygun şekilde yeniden bir karar verilmek üzere MAHKEMESİNE GÖNDERİLMESİNE,<br>4-Kararın kaldırılma sebep ve şekline göre davacı vekilinin tüm istinaf itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, <br>5-İstinaf başvurusuna konu kararın kaldırılması nedeniyle başvuru sırasında alınan peşin harcın başvuru sahibi taraflara iadesine, <br>6-İstinaf başvuru aşamasında başvuru sahibi taraflar tarafından yapılan yargılama giderlerinin mahkemesince verilecek nihai kararla hüküm altına alınmasına, <br>7-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından istinaf kanun yoluna başvuran taraflar yararına vekalet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına, <br>8-Kararın taraflara tebliği, kesinleştirme, harç ikmali ve gider avansı iadesi işlemlerinin yerel mahkemece yerine getirilmesine, <br>Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme neticesinde HMK 353/1-a maddesi gereğince oybirliğiyle kesin olarak karar verildi. 11/01/2024<br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"764cad6d8f2724f2","SID":"4a10cc40c3a08963"}}