{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ <br>26. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2021/2511 - 2024/57<br>T.C.<br>ANKARA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>26. HUKUK DAİRESİ<br><br><br>ESAS NO\t: 2021/2511 <br>KARAR NO\t: 2024/57<br><br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>K A R A R <br><br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: ANKARA 14. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 22/09/2021<br>NUMARASI\t\t: 2020/554 Esas 2021/579 Karar<br><br>DAVACI\t:<br>VEKİLİ\t: <br>DAVALILAR\t: <br>DAVANIN KONUSU\t: Trafik Kazası Nedeniyle Maddi ve Manevi Tazminat <br>KARAR TARİHİ\t: 19/01/2024<br>GEREKÇELİ KARAR <br>YAZILMA TARİHİ\t: 12/02/2024<br>\t<br>\tMahalli mahkemesince verilen karara karşı davalı ... vekili tarafından süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurulmuş olup, başvuru şartlarının yerine getirildiği dosya üzerinde yapılan ön inceleme ile anlaşılmakla yapılan istinaf incelemesi sonunda;<br>\tTARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARI;<br>\tDavacı vekili, 21.12.2019 tarihinde davalıların sürücüsü, işleteni ve zorunlu mali mesuliyet sigortacısı olduğu aracın karıştığı kazada araçta yolcu olarak bulunun davacının yaralandığını, kafa ve yüz kemiklerinde birden fazla kırık oluştuğunu, entübe olup ölümden döndüğünü, kazanın meydana gelmesinde davalı sürücünün tam kusurlu olduğunu belirterek HMK’nın 107. Maddesi gereği fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 1.000,00 TL maddi tazminatın davalılardan kaza tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte müştereken ve müteselsilen, 250.000 TL manevi tazminatın ise kaza tarihinden itibaren sigorta şirketi dışındaki davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiş, ön inceleme duruşmasında talebini, 400,00 TL sürekli, 200,00 TL geçici, 200,00 TL geçici bakıcı tazminatı, 200,00 TL SGK kapsamı dışında tedavi gideri olarak açıklamıştır.<br>\tDavalı ... vekili, davalının kusurunun bulunmadığını, davanın araç sürücüsü davalı ...'un kırmızı ışık ihlali yaptığı iddiası ile açıldığını, bu kişi hakkında ceza davası bulunduğunu, bekletici mesele yapılmasını ve davanın reddini savunmuştur.<br>\tDavalı ... Sigorta AŞ vekili, davacı tarafın usulüne uygun olarak taraflarına başvurmadığını, davanın usulden reddini, davacının maluliyetinin ve tarafların kusur oranının tespitinin gerektiğini, gelirin asgari ücret üzerinden hesaplanmasını, uygun bir başvuru taraflarına bulunmadığından faiz başlangıcının dava tarihi olduğunu, haksız ve mesnetsiz açılan davanın reddini savunmuştur.<br>\tDavalı ..., usulüne uygun tebligata rağmen cevap dilekçesi sunmamış, ön inceleme duruşmasına katılarak davanın reddini savunmuştur.<br>\tİLK DERECE MAHKEMESİ KARARI;<br>\tMahkemece toplanan delilere göre; davanın, davacının yolcu olarak bulunduğu ticari takside geçirdiği trafik kazasından dolayı uğradığı cismani zarardan dolayı açılan maddi ve manevi tazminat davasına ilişkin olduğu, ... plakalı araç sürücüsü ...’un olayda tam kusurlu, ... plakalı araç sürücüsü ...’nin kusursuz olduğu, davacı yolcu ...’un olay sonucu gördüğü bedeni zarardan dolayı müterafik kusurunun olmadığı, bedensel özür oranının sinir sistemi, epilepsi (uygun ve yeterli tedavi altında), nöbeti olmayan ancak nöbet geçirme riski olanlar maddesi uyarınca %5 olduğu, hastanın yüz bölgesinde tarif edilen yaralanmasının sözel iletişimde diyalog mesafesinden özel bir dikkat sarf etmeden fark edilebilir durumda olduğu, yüz bölgesindeki bu özellikteki bir izin sosyal nitelikteki ve insanlarla sürekli iletişim içerisinde olunmasını gerektiren mesleklerde mesleğe kabulde veya meslekte yükselmede önemli ölçüde etkili olabileceği, diğer taraftan evlilik ile ilgili beklentileri etkileyebileceği ve ayrıca kişinin kendini algılaması, özgüveni ve gelecek beklentisi de dahil olmak üzere yaşamının fiziksel, sosyal, ruhsal ve ekonomik boyutlarını da etkileyebileceği hususları dikkate alınarak hastanın yüz bölgesindeki mevcut sekelinin kişi özür oranının deri, hipertrofik skar ve keloid hafif (Vücut yüzeyinin %1-9 'unu kaplayan) maddesi uyarınca değerlendirildiğinde ve hastanın mevcut klinik durumuna göre oranlandığında %1 olduğu, kişinin engel oranlarına Balthazard Formülü uygulandığında (%5 ve %1) % 6 olduğu, 21.12.2019 tarihli kazaya bağlı kişinin tüm vücut engel oranının %6 (yüzdealtı) olduğu, sekel halini aldığı ve sürekli olduğu, kaza nedeniyle kişinin tedavisine başlanmasından itibaren tedavi süresince ortaya çıkan bakıcı ihtiyaç süresinin 4 (dört) ay olduğu, tıbbi iyileşme süresinin meydana gelen kafa içi yaralanma da dikkate alınarak 12 (oniki) aya kadar uzayabileceğinin belirtildiği, davacı vekilinin dosyaya sunduğu feragat dilekçesi ve duruşmadaki beyanında davalı sigorta şirketi ile anlaştıklarından davalarından feragat ettiklerini beyan etmiş olup davalı sigorta şirketi vekili de dosyaya sunduğu beyan dilekçesinde feragat nedeniyle vekalet ücreti ve yargılama gideri talep etmediklerini beyan ettiği, olayın oluş şekli, davalıların kusurlu oluşu, davacının yüz bölgesindeki bu özellikteki bir izin sosyal nitelikteki ve insanlarla sürekli iletişim içerisinde olunmasını gerektiren mesleklerde mesleğe kabulde veya meslekte yükselmede önemli ölçüde etkili olabileceği diğer taraftan evlilik ile ilgili beklentileri etkileyebileceği ve ayrıca kişinin kendini algılaması, özgüveni ve gelecek beklentisi de dahil olmak üzere yaşamının fiziksel, sosyal, ruhsal ve ekonomik boyutlarını da etkileyebileceği tarafların sosyo ekonomik durumlarına, olay tarihine, manevi tazminatın amaç ve içeriğine, hak ve nesafet kaidelerine ve olay tarihindeki paranın alım gücüne göre meydana gelen elim olayda davacı tarafından duyulan acıyı, çekilen sıkıntıyı bir nebze hafifletmek için, manevi tazminata hükmedilmesinin uygun bulunduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile, davacı tarafın tüm davalılara karşı açtığı maddi tazminat talebinin feragat nedeniyle reddine, davacı için belirlenen 100.000,00 TL manevi tazminatın davalılar ... ile davalı ...'tan kaza tarihi olan 21.12.2019 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiş, karara karşı davalı ... vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.<br>\tİLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ;<br>\tDavalı ... vekili istinaf başvuru dilekçesinde, kavşaklara giren araçların yavaşlamak ve dikkatli bir şekilde geçiş yapmalarının KTK ile hüküm altına alındığını, kazaya karışan ... plakalı araç sürücüsü ... olayda her ne kadar asli kusurlu olsa da, ... plakalı araç sürücüsü ...'nin hız limitine dair her hangi bir değerlendirme yapılmadığını, kavşakta yavaşladığına ve kontrollü geçiş yaptığına dair de bir ibarenin de bulunmadığını, şehir içindeki hız limitlerine uyulmuş olsaydı kazanın bu kadar şiddetli olmayacağını, ayrıca ... plakalı aracın kırmızı ışıktan yeşile döndüğü esnada kavşaktan geçiş yaptığının CD görüntülerinden de sabit olduğunu, kendisine kırmızı yanarken dahi hızlı bir şekilde gelmekte olup yavaşlamadığını, sonrasında ışık yeşile dönünce de kavşağa dikkatli bir şekilde girilmediğini, şehir içindeki hız sınırlarına uyulmadığı gibi KTK madde 57'ye uygun olarak da yavaşlamadığını, bu sebeple ... plakalı araç sürücüsü ...’nin kusursuz olduğunun kabul edilebilir olmadığını, bu husus hakkında yeniden kusur raporu alınması gerektiğini, hazırlanan kusur raporunda yolcu pozisyonunda olan davacının müterafik kusuru bulunmadığının belirtildiğini, fakat davacının kemer takmadığını, bunun da yolcu için kusurlu bir davranış olduğunu, kusur raporunun bu açıdan da hatalı olarak düzenlendiğini, manevi tazminata hükmedilirken tazminatın zarar görenin zenginleşmemesi, zarar sorumlusunun da fakirleşmemesi gerektiğini, fakat 100.000,00 TL'lik manevi tazminatın davalının fakirleşmesi anlamına geldiğini, davacı açısından sebepsiz zenginleşemeye yol açabilecek miktarda olduğunu, davalının, davacı hastanede kalırken kendisi ile ilgilendiğini, Yargıtay kararlarına göre hükmedilen manevi tazminatı miktarının fazla olduğunu, davalının bu miktarı karşılamasının mümkün olmadığını, manevi tazminata avans faizi işletilmesinin de hukuka uygun olmadığını yasal faiz hükmedilmesi gerektiğini ileri sürmüştür.<br>\tDELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE;<br>\tDavalı ... vekilinin HMK'nın 355. maddesi gereğince istinaf sebepleri ile sınırlı olarak, dosya içerisindeki bilgi ve belgeler, mahkeme kararının gerekçesi, dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesi ile yapılan inceleme sonunda;<br>\tDava trafik kazasında yaralanmadan kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.<br>\tDavacı vekili, davalıların sürücüsü, işleteni ve zorunlu mali mesuliyet sigortacısı olduğu aracın karıştığı kazada araçta yolcu olarak bulunun davacının yaralandığını belirterek maddi ve manevi tazminat talep etmiş, mahkemece maddi tazminat talebinin feragat nedeniyle reddine, manevi tazminat talebinin kısmen kabulüne karar verilmiştir.<br>\tDavalı ... vekili mahkemece kusur oranlarının hatalı tespit edildiğini ileri sürmüştür.<br>\tKazadan sonra düzenlenen 21.12.2019 tarihli kaza tespit tutanağında, Sürücü ... idaresindeki ... plakalı araç ile Plevne caddesini takiben Aktaş kavşağı istikametinden gelip sinyalizasyon Gültepe cadde kavşağından sola Gültepe caddesine dönüş yaparken Plevne caddesini takiben Aktaş kavşağı istikametine seyreden sürücü ...'nin idaresindeki ... plakalı aracın önü ile sol yandan çarptığı yaralanmalı ve maddi hasarlı trafik kazasında, her iki sürücü de mahalli polis merkezinde verdikleri ifadelerinde kendisine yeşil ışığın yandığını beyan etmiş ise de; KGYS 214 nolu kamera görüntüsüne göre ... plakalı aracın geldiği yöne geçiş sırasında yeşilin yandığı, kazadan 1, 2 saniye sonra sarı ışığın yandığı, akabinde kırmızının yandığı tespit edilmiş olup, ... plakalı araç sürücüsünün sola dönüş ışığının kırmızı yandığı sırada dönüş yaptığı, 2918 Sk. 47-1/b madde kural ihlali olduğu belirtilmiştir. Soruşturma aşamasında Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından alınan 24.02.2020 tarihli kusur raporunda, meydana gelen kazada sürücü ...’un tamamen kusurlu, sürücü ...’nin kusursuz olduğu tespit edilmiştir. Mahkemece alınan 17.05.2021 tarihli kusur raporunda da sürücü ...’un %100 oranında kusurlu, sürücü ...’nin kusursuz olduğu belirlenmiştir. Kaza tespit tutanağı, kaza yeri krokisi, olayın oluş şekli ile uyumlu kusur raporunun mahkemece hükme esas alınmasında bir isabetsizlik görülmemiştir.<br>\tDavalı ... vekili hükmedilen manevi tazminatın fazla olduğunu ileri sürmüş ise de;<br>\tDava konusu 21.12.2019 tarihinde meydana gelen kazada, mahkemece alınan bilirkişi raporunda davacının içinde yolcu olarak bulunduğu araç sürücüsü davalı ...’ın 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 47/b, 57/a ve Karayolları Trafik Işıkları Hakkındaki Yönetmeliğin 9. maddelerini ihlal ettiğinden % 100 oranında kusurlu olduğu belirlenmiştir. Hacettepe Üniversitesi Hastanesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığından alınan raporda, 21.06.2021 tarihli kazaya bağlı olarak davacının bedensel özür oranının %6, bakıcı ihtiyacı süresinin 4 ay olduğu; tıbbi iyileşme süresinin de 12 aya kadar uzayabileceği belirlenmiştir.<br>\tMahkemece, meydana gelen trafik kazası sonucu davacının yaralanması sonucu duyulan acı ve elemin kısmen de olsa giderilmesi amacıyla; davacının yaralanmasının şekli ve niteliği, kazanın meydana gelmesinde davacının kusursuz olması, davacının yüzünde ve sağ frontoparietal bölgede parçalı fraktür, beyin kanaması meydana geldiği, Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirilmesi hakkında Yönetmelik hükümlerine göre maluliyet oranı %6 olarak belirlenmiş ise de; davacının kazadan sonra kraniektomi ameliyatı (çeşitli nedenlerle gelişen kan pıhtıları, bazı yabancı cisimlerin çıkarılması veya travmatik beyin hasarı nedeniyle beyin lezyonu olan hastalarda beyne erişmek için kafatasından geçici olarak kemik çıkarılması) olduğu, ameliyattan sonra entübe halde kaldığı, yaklaşık 6 ay sonra kranioplasti ameliyatı (daha önce yapılan ameliyat ile kaybolan kafa kemiği yerinin tamir edilmesi) olduğu, iyileşme süresi, gördüğü tedaviler, olayın meydana geliş şeklinin davacı üzerindeki etkisi, zararın ağırlığı, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, kaza tarihindeki paranın alım gücü göz önünde bulundurulduğunda davacı için belirlenen manevi tazminatın uygun takdir edildiği görülmüştür.<br>\tDavalı vekili, davacının emniyet kemeri takmadığını müterafik kusurunun olduğunu ileri sürmüştür.<br>\tBorçlar Yasasının, \"Tazminatın belirlenmesi\" üst başlıklı 51/1 maddesi ile Hâkimin, tazminatın kapsamını ve ödenme biçimini, durumun gereğini ve özellikle kusurun ağırlığını göz önüne alarak belirleyeceği hükme bağlanmıştır.<br>\tTazminattan indirim sebeplerini düzenleyen, Türk Borçlar Yasasının 52. maddesinde öngörülen sebepler, daha çok zarar görenle ilgilidir. \"Hiç kimsenin kendi kusurundan yararlanamayacağı\" yönündeki genel hukuk ilkesinin etkisiyle, maddede sayılan belirli hal ve durumlarda tazminattan indirim yapılması mümkün bulunmaktadır.<br>\tZarar görenin müterafik kusurunun tespiti halinde TBK’nın 51 ve 52. maddesi uyarınca tazminattan uygun bir indirim yapılması, gerek öğretide gerekse Yargıtay İçtihatlarında benimsenmiş ve yerleşmiş bulunmaktadır. Müterafik kusur; aynı şartlar altındaki makul, dürüst ve ortalama bir kişinin, kendi menfaati icabı, zarara uğramamak için kaçınacağı veya kaçınması gereken bir davranış tarzını ifade etmektedir. (Eren, Fikret. Borçlar Hukuku Genel Hükümler. Y. 2015. S. 582) Buna göre, müterafik kusur indirimi için zarar görenin, zararı önleyici ya da azaltıcı tedbirleri almaması, bu anlamda kusurlu olması gerekmektedir. <br>\tDavaya konu iş göremezlik zararının davacının kafa bölgesinden yaralanmasına dayandığı, kaza tespit tutanağında davacının arka koltukta oturduğunun belirtildiği ancak emniyet kemerinin takılı olup olmadığının belirsiz olduğu, davacının emniyet kemeri takıp takmadığının, zararın emniyet kemeri takmaması nedeniyle arttığının ve kazanın oluş şekline göre  emniyet kemeri takmaması ile maluliyeti arasında uygun illiyet bağı bulunduğunun davalı tarafca ispat edilemediği anlaşıldığından davalı vekilinin bu yöne ilişkin istinaf sebebi yerinde görülmemiştir.<br>\tDavalı ... vekili hükmedilen manevi tazminata avans faizi işletilmesinin hatalı olduğunu ileri sürmüş olmakla, davalının işleteni olduğu aracın ticari taksi olması sebebiyle avans faiz işletilmesi doğru bulunmuştur.<br>\tAçıklanan nedenlerle dosyadaki bilgi ve belgelere göre, mahkeme kararının gerekçesinde, dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırı bir yön bulunmamasına nedeniyle davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan reddine karar vermek gerekmiştir.<br>\tHÜKÜM : Yukarıda Açıklanan Nedenlerle;<br>\t1-Davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, <br>\t2-Harçlar Kanununa göre davalıdan alınması gereken 6.831,00 TL istinaf karar harcından, peşin alınan 1.707,75 TL harcın mahsubu ile bakiye 5.123,25TL harcın davalı ...’dan tahsili ile hazineye gelir kaydına, <br>\t3-Davalı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, <br>\t4-İstinaf başvurma harcı peşin alındığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına, <br>\t5-Kararın tebliği, kesinleştirme, harç ikmali işlemlerinin yerel mahkemece yerine getirilmesine, <br>\tDosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 362/1-a maddesi uyarınca KESİN olmak üzere 19.01.2024 tarihinde oy birliği ile karar verildi.<br><br><br>Başkan <br>Üye<br>Üye <br>Katip <br> <br><br><br><br><br><br><br>* Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümleri gereğince elektronik imza ile imzalanmıştır. <br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"e126c75a30651748","SID":"027a8e9c56ceebab"}}