{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ <br>26. HUKUK DAİRESİ <br>T.C.<br>ANKARA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>26. HUKUK DAİRESİ<br><br><br>ESAS NO\t: 2021/2344 <br>KARAR NO\t: 2024/33<br><br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>K A R A R <br><br><br>BAŞKAN\t\t: ...  (...)<br>ÜYE\t\t: ...  (...)<br>ÜYE\t\t: ...  (...)<br>KATİP\t\t: ...  (...)<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: ANKARA 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 19/06/2018<br>NUMARASI\t\t: 2014/137 Esas 2018/320 Karar<br><br>DAVACI\t:  <br>VASİ\t:<br>VEKİLİ\t:<br>DAVALILAR\t<br>DAVANIN KONUSU\t: Trafik Kazasından Kaynaklanan Maddi ve Manevi Tazminat<br><br>KARAR TARİHİ\t: 18/01/2024<br>GEREKÇELİ KARAR <br>YAZILMA TARİHİ\t: 09/02/2024<br><br>İlk Derece Mahkemesince verilen karara karşı davalı ... vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla, başvuru şartlarının yerine getirildiği dosya üzerinde yapılan ön inceleme ile anlaşılmakla yapılan istinaf incelemesi sonunda;<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARI<br>Davacı vekili, 07.05.2013 tarihinde davalı ...’in idaresinde olup davalı ... şirketine zorunlu mali sorumluluk sigortası ile sigortalı olan ... aracın karıştığı trafik kazasında yaya olan davacının ağır şekilde yaralandığını, kaza ile ilgili olarak Ankara 17. Sulh Ceza Mahkemesinin 2013/1141 Esas, 2014/237 Karar sayılı dosyasında davalı ...’in cezalandırılmasına karar verildiğini, davacının kaza nedeniyle iş göremez hale geldiğini ve vücudunda geçmeyecek izler kaldığını, davacının ayrıca manevi olarak da zarar gördüğünü ileri sürerek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 1.000,00 TL maddi tazminatın davalı ...’den olay tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte, davalı ... şirketi yönünden poliçe limiti dahilinde dava tarihinden itibaren avans faizi ile tahsiline, 15.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren yasal faiz ile davalı ...’den tahsiline karar verilmesini istemiş, yargılama sırasında 19.06.2018 tarihli duruşmada maddi tazminat talebi yönünden feragat edildiğini bildirmiştir.<br>Davalı ... şirketi vekili, dava öncesinde davalı ... şirketine başvuru bulunmadığından ödeme de yapılamadığını, temerrüde düşmediği gibi davanın açılmasına da sebebiyet vermediğini, sorumluluklarının sigortalı araç sürücüsünün kusuru oranında ve poliçe limitleri ile sınırlı olduğunu, maluliyetin Adli Tıp Kurumu raporu ile belirlenmesi gerektiğini, davacıya SGK tarafından ödeme yapılıp yapılmadığının belirlenmesi gerektiğini, talep edilen faiz türünün hatalı olduğunu, temerrüt tarihinden itibaren yasal faiz talep edilebileceğini belirterek davanın reddini savunmuştur.<br>Davalı ..., davaya karşı cevap dilekçesi vermemiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI<br>Mahkemece, davanın trafik kazasından kaynaklanan yaralanma nedeniyle maddi ve manevi tazminat istemine ilişkin olduğu, maddi tazminat talebinden yargılama sırasında feragat edildiği, manevi tazminat talebi yönünden ise Adli Tıp Kurumu Ankara Trafik İhtisas Dairesinin 01.03.2017 tarihli raporda davacı yaya ...'in % 75 oranında, davalı sürücü ...'in % 25 oranında kusurlu olduğu, dava dışı sürücü ...'in kusurunun bulunmadığı, Dr. Nafiz Körfez Sincan Devlet Hastanesi Başhekimliği tarafından düzenlenen 25.05.2016 tarihli adli raporda davacının yapılan muayenesinde sağ omuz ön kısmında meydana gelen kesi nedeniyle 3x10 cm boyutlarında skar dokusu, göğsünde  hizasında ters V şeklinde muhtemelen kesici yaraya bağlı 2x20 cm büyüklüğünde skar dokusu bulunduğu, davacının vücudunda derin kalıcı izler kaldığı, yaralanmanın niteliği, tarafların sosyal ve ekonomik durumu ile manevi tazminatın belirlenmesine ilişkin ilkeler gözetildiği belirtilerek maddi tazminat talebinin feragat nedeniyle reddine, manevi tazminat talebinin kısmen kabulü ile 10.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihi olan 07.05.2013 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ...'den tahsil edilerek davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiş, hükme karşı davalı ... vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. <br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ<br>Davalı ... vekili istinaf başvurusunda, mahkemece manevi tazminata ilişkin verilen hükmün hatalı olduğunu, kararda davalının % 25 kusurlu olduğunun vurgulanmış olmasına rağmen hastane süreci ve travma ile vücutta sabit izin 10.000,00 TL ile tazmin ediliyor olmasının davalının kusur durumuyla orantısız olduğunu, olay tarihinden itibaren işleyen faiz düşünüldüğünde davalının 28.000,00 TL'lik bir tutarla karşı karşıya kaldığını belirterek istinaf başvurusunda bulunmuştur. <br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE<br>\t6100 sayılı HMK'nın 355. maddesi uyarınca ileri sürülen istinaf sebepleri ile sınırlı olarak dosya içindeki bilgi ve belgeler, Mahkeme kararının gerekçesi, dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesi ile yapılan inceleme sonucunda; <br>\tDava, trafik kazası sonucunda yaralanmadan kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir. <br>\tDavacı vekili, 07.05.2013 tarihinde davalı ...’in idaresinde olup davalı ... şirketine zorunlu mali sorumluluk sigortası ile sigortalı olan ... aracın karıştığı trafik kazasında yaya olan davacının ağır şekilde yaralandığını belirterek maddi ve manevi tazminat talebinde bulunmuş, maddi tazminat talebinden yargılama sırasında feragat edilmiş, mahkemece manevi tazminat talebinin kısmen kabulüne ilişkin hükme karşı davalı ... vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. <br>\tBilindiği üzere 6098 TBK'nın 56/1. maddesinde “Hâkim, bir kimsenin bedensel bütünlüğünün zedelenmesi durumunda, olayın özelliklerini göz önünde tutarak, zarar görene uygun bir miktar paranın manevi tazminat olarak ödenmesine karar verir.” hükmüne, aynı Kanun'un 51.maddesinde “Hâkim, tazminatın kapsamını ve ödenme biçimini, durumun gereğini ve özellikle kusurun ağırlığını göz önüne alarak belirler.” hükmüne yer verilmiştir. Buna göre hâkimin özel halleri göz önünde tutarak manevi zarar adı ile hak sahibine verilmesine karar vereceği bir para tutarı adalete uygun olmalıdır. Hükmedilecek bu para, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer bir fonksiyonu olan özgün bir nitelik taşır. Bir ceza olmadığı gibi mamelek hukukuna ilişkin zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. O halde bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. 22.06.1966 tarihli ve 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı'nın gerekçesinde takdir olunacak manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar da açıkça gösterilmiştir. Bunlar her olaya göre değişebileceğinden hâkim bu konuda takdir hakkını kullanırken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir. Manevi tazminatın miktarı bir taraf için zenginleşme aracı, diğer taraf için de yıkım olmamalıdır. Manevi tazminatın miktarının belirlemesinde her olaya göre değişen özel hal ve şartlar gözetilmelidir. Hâkimin bu takdir hakkını kullanırken, ülkenin ekonomik koşulları, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, paranın satın alma gücü, tarafların kusur durumu, olayın ağırlığı, olay tarihi gibi özellikleri göz önünde tutması ve buna göre manevi tazminat takdir etmesi gerektiği açıkça ortadadır. (HGK 23/06/2004, 13/291-370)\t<br>\tSomut olayda, 07.05.2013 tarihinde davacı yaya ...'in karşıdan karşıya geçmek istediği sırada dava dışı sürücünün idaresindeki ... plakalı aracın sol yan kapı ve ayna kesinlerine çarparak yol içerisine düştüğü, arka geriden gelen dava dışı sürücünün idaresindeki ... plakalı aracın kendisine çarpmadan durduğu, ancak davalı ...'in idaresindeki ... plakalı aracın bu araca arkadan çarpması ile öne savrularak davacıya çarptığı, Adli Tıp Kurumu Ankara Trafik İhtisas Dairesinin 01.03.2017 tarihli raporda davacı yaya ...'in % 75 oranında, davalı sürücü ...'in % 25 oranında kusurlu olduğu, dava dışı sürücü ...'in kusurunun bulunmadığının belirtildiği, kazaya ilişkin olarak Ankara 17. Sulh Ceza Mahkemesinin 2013/1141 Esas, 2014/237 Karar sayılı dosyasında yapılan yargılamada davacının kaza nedeniyle basit tıbbi bir müdahale ile giderilemeyecek ve yaşam fonksiyonlarına 3 (üç) orta derecede etkileyen kemik kırığı oluşacak şekilde yaralandığı belirlenerek davalı sürücü ...'in cezalandırılmasına karar verildiği ve kararın 11.04.2014 tarihinde kesinleştiği anlaşılmıştır. <br>Mahkemece karar gerekçesinde Dr. Nafiz Körfez Sincan Devlet Hastanesi Başhekimliği tarafından düzenlenen 25.05.2016 tarihli adli rapordaki tespitler dikkate alınarak manevi  tazminat miktarının belirlendiği belirtilmiş ise de kazanın 07.05.2013 tarihinde meydana geldiği, Dr. Nafiz Körfez Sincan Devlet Hastanesi Başhekimliği tarafından düzenlenen raporun ise 25.05.2016 tarihinde düzenlendiği, kazadan 3 yıl sonra düzenlenen adli rapor formunda davacının belirtilen skarlarının dava konusu kaza sonucu yaralanması ile illiyet bağı kurulmadığı gibi dava konusu kaza nedeniyle Ankara 17. Sulh Ceza Mahkemesinin 2013/1141 Esas, 2014/237 Karar sayılı dosyasında yapılan yargılamada davacının kaza nedeniyle basit tıbbi bir müdahale ile giderilemeyecek ve yaşam fonksiyonlarına 3 (üç) orta derecede etkileyen kemik kırığı oluşacak şekilde yaralandığı belirtilmiş olup davacının kaza sonucu yaralanıp yaralanmadığı, maluliyetinin bulunup bulunmadığı ve ceza mahkemesi ile dosya kapsamında bulunan adli rapor formunda belirtilen tespitler arasında çelişki bulunduğu gözetilerek öncelikle davacının dava konusu 07.05.2013 tarihinde meydana gelen kaza nedeniyle gördüğü tedavilere ait tüm tedavi evrakları getirilerek yaralanmasının kaza ile illiyetinin bulunup bulunmadığı ve manevi tazminatın belirlenmesinde etkili olan maluliyetinin bulunup bulunmadığına ilişkin rapor alınarak sonucuna göre manevi tazminatın miktarının belirlenmesi gerekirken eskik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmediğinden  davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile HMK.nın 353/1.a.6.maddesi gereğince ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına ve yeniden inceleme yapılmak üzere  dosyanın mahkemesine gönderilmesine karar vermek gerekmiştir. <br>HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle;   <br>1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ İLE; HMK.nın 353/1.a.6 maddesi gereğince ilk derece mahkemesi  kararının KALDIRILMASINA , <br>    Yeniden yargılama yapılması için dosyanın kararı veren mahkemeye GÖNDERİLMESİNE,<br>  2-İstinaf yoluna başvuran tarafca yatırılan peşin harcın istek halinde yatırana iadesine.<br>   3-İstinaf yoluna başvuran tarafça yapılan yargılama giderinin ilk derece mahkemesi tarafından yapılacak yargılamada dikkate alınmasına,<br>   4-Karar tebliği, harç mahsup, iade ve tahsil işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine,<br>   Dosya üzerinden yapılan inceleme sonucu HMK'nun 353/1.a maddesi gereğince  KESİN olmak üzere 18.01.2024 tarihinde oy birliği ile karar verildi.<br><br>\t\t\t\t<br><br>Başkan ...<br> <br><br>Üye ...<br> <br>...<br>Üye ...<br> <br><br>Katip ...<br> <br><br><br><br><br><br>* Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümleri gereğince elektronik imza ile imzalanmıştır.<br><br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"09248416c2eed544","SID":"334eb425b6b9db6c"}}