{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">   Ankara BAM 26. Hukuk Dairesi  2021/2162 Esas - 2024/52 Karar<br>T.C.<br>ANKARA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>26. HUKUK DAİRESİ<br><br>ESAS NO\t: 2021/2162 <br>KARAR NO\t: 2024/52<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>K A R A R<br><br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: ANKARA 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 24/02/2021<br>NUMARASI\t\t: 2017/121 Esas 2021/127 Karar<br><br>DAVACI\t  <br>VEKİLİ\t: <br>DAVALI\t:<br>DAVANIN KONUSU\t: Tazminat<br>KARAR TARİHİ\t: 19/01/2024<br>GEREKÇELİ KARAR <br>YAZILMA TARİHİ\t: 01/02/2024<br><br>\tİlk derece mahkemesince verilen karara karşı davacı vekili ve davalı vekili tarafından süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurulmuş olup, başvuru şartlarının yerine getirildiği dosya üzerinde yapılan ön inceleme ile anlaşılmakla yapılan istinaf incelemesi sonunda;<br>\tTARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARI<br>\tDavacı vekili dava dilekçesinde özetle; 13/12/2014 tarihinde, davalıya ait, davacıya zorunlu mali sorumluluk sigorta poliçesi ile sigortalı ... plaka sayılı aracın, ...'e çarparak yaralanmasına sebebiyet verdiğini, kaza esnasında davalıya ait araç sürücüsünün alkollü olduğunun tespit edildiğini, ... tarafından Ankara 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2015/190 Esas sayılı dosyasında açılan tazminat davasında yargılama aşamasında sulh olunarak ...’e 86.491,00 TL ödeme yapıldığını, sigortalı araç sürücüsünün alkollü şekilde araç kullanması nedeniyle davacı sigorta şirketi yönünden rücu şartlarının oluştuğunu ileri sürerek fazlaya ilişkin her türlü talep ve başvuru hakları saklı kalmak kaydıyla 86.491,00 TL tazminatın ödeme günü olan 18/08/2016 tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. <br>\tDavalı vekili cevap dilekçesinde özetle; talebin zamanaşımına uğradığını, söz konusu trafik kazası sebebi ile Ankara Batı 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 2015/369 Esas sayılı dosyasına kusur belirlemesi yapıldığını, dava dışı yayanın %80, davalı şirkete ait aracın sürücüsünün ise %20 kusurlu bulunduğunu, kazanın münhasıran alkol etkisi ile meydana gelmediğini, rücu talebinin haksız olduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur. <br>\tİLK DERECE MAHKEMESİ KARARI<br>\tMahkemece yapılan yargılama sonunda; trafik kusur uzmanı, aktüer ve nörolog bilirkişiden oluşan heyetten alınan rapora göre, dava dışı yaya ... 'in gece vakti kendisine duramayacak kadar yaklaşmış olan araç ile mesafesini ayarlamadan ani şekilde yola çıkıp geçiş yapmaya çalıştığı sırada kazanın olduğu, davalıya ait araç sürücüsünün 1.30 promil alkollü olduğunun tespit edildiği ancak kazada yaya ... 'in %80, davalıya ait araç sürücüsünün %20 kusurlu olduğu, kazanın salt alkolün etkisi altında meydana gelmediği, salt sürücünün alkollü olmasının zararın teminat dışı kalmasını sağlamayacağı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş; karara karşı davacı vekili ve davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvuru yapılmıştır.<br>\tİLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ<br>\tDavacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; davalıya ait araç sürücüsünün alkollü olmasının kazanın meydana gelmesine asıl etken olduğunu, bilirkişi raporu ile bu durumun belirlendiğini, davalı lehine nispi değil maktu vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğini ileri sürerek ilk derece mahkemesinin kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir. <br>\tDavalı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; kararda davacı lehine hükmedilen vekalet ücreti miktarının tavzih kararı ile değiştirildiğini, maddi hata dışında tavzihle kararın değiştirilemeyeceğini ileri sürerek ilk derece mahkemesinin tavzih kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir. <br>\tDELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE<br>\t6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesi gereğince istinaf sebepleri ile sınırlı olarak ve kamu düzenine ilişkin hususlar resen gözetilerek inceleme yapılmıştır.<br>\tDavacı vekili, davalıya ait, davacıya ZMSS poliçesi ile sigortalı aracın, alkollü sürücü idaresinde iken yaya ...'e çarparak yaralanmasına sebebiyet verdiğini, yayanın malul kalması nedeniyle ödenen tazminatın davalıdan rücuen tazminine karar verilmesini talep etmiştir.<br>\tDava konusu kaza 13/12/2014 tarihinde meydana gelmiş, sigorta şirketi ile davalı arasındaki zorunlu mali sorumluluk sigorta poliçesi 01/12/2014 – 01/12/2015 tarihleri arasında geçerli olmak üzere düzenlenmiştir. Bu nedenle rücu şartlarının belirlenmesinde poliçe tanzim tarihinde yürürlükte olan Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartlarının nazara alınması gereklidir.<br>\tPoliçe tanzim tarihinde poliçenin eki niteliğindeki Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartlarının sigortacının sigortalıya rücu hakkının düzenlendiği B.4.d maddesinde, tazminatı gerektiren olay işletenin veya eylemlerinden sorumlu olduğu kişilerin veya motorlu aracın hatır için karşılıksız olarak kendilerine verilen kişilerin uyuşturucu veya keyif verici maddeler almış olarak aracı sevk ve idare etmeleri esnasında meydana gelmiş veya olay yukarıda sayılan kişilerin alkollü içki almış olmaları nedeniyle aracı güvenli sürme yeteneklerini kaybetmiş bulunmalarından ileri geliyorsa sigortacının sigorta ettirene rücu hakkı olduğu açıklanmıştır.<br>\tHasarın teminat dışı kalabilmesi için kazanın meydana geliş şekli itibariyle sürücünün salt (münhasıran) alkolün etkisi altında kaza yapmış olması gerekmektedir. Diğer bir anlatımla, sürücünün alkollü olması tek başına hasarın teminat dışı kalmasını gerektirmez. Üstelik, böyle bir durumda hasarın teminat dışı kaldığının ispat yükü 6102 sayılı TTK'nın 1409. maddesi hükmü gereğince sigortacıya düşmektedir.<br>\tYargıtay'ın yerleşik uygulamalarında; sürücünün aldığı alkolün oranının doğrudan doğruya sonuca etkisi bulunmadığından, mahkemece nöroloji uzmanı ve trafik konusunda uzman bilirkişilerden oluşan bilirkişi kurulu aracılığıyla olayın salt alkolün etkisiyle gerçekleşip gerçekleşmediğinin, alkol dışında başka unsurların da olayın meydana gelmesinde rol oynayıp oynamadığının saptanması, sonuçta olayın tek başına alkolün etkisiyle meydana geldiğinin belirlenmesi durumunda, oluşan hasar poliçe teminatı dışında kalacağından davanın kabulüne, aksi halinde reddine karar verilmesi gerekeceği ilkesi benimsenmektedir. (YHGK 23.10.2002 gün ve 2002/11-768-840; YHGK 7.4.2004 gün ve 2004/11-257-212; YHGK 2.3.2005 gün ve 2005/11-81-18; YHGK 14.12.2005 gün 2005/11-624-713 sayılı ilamları)<br>\tDava konusu olayda, davacı vekili, davalı adına kayıtlı, davacıya Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası poliçesi ile sigortalı araç sürücüsünün alkollü olarak araç kullanması nedeniyle sigortalısına rücu şartlarının oluştuğunu ileri sürmüşse de, mahkemece nöroloji uzmanı, hesap bilirkişi ve trafik bilirkişisinden oluşan bilirkişi heyetinden alınan raporda, kaza esnasında sigortalı araç sürücüsü ...’in 1.30 promil alkollü olduğunun tespit edildiği, sigortalı araç sürücüsünün bulvar üzerinde seyir halinde iken kavşak ya da yaya geçidi gibi yayaların geçiş önceliği bulunmayan yol kesiminden karşıya geçmek isteyen yaya ...’e çarpması şeklinde meydana gelen kazada, sigortalı araç sürücüsü ...’in %20, yaya ...’in %80 oranında kusurlu olduğunun belirlendiği mütalaa edilmiş olup belirlenen kusur oranının, kaza tespit tutanağı ve kazanın oluşumu ile uyumlu, dosyadaki bilgi ve belgelere uygun olduğu görülmekle hükme esas alınmasında bir isabetsizlik görülmemiş, alınan bilirkişi heyeti raporu ve dosya kapsamından kazanın  sürücü ve yayanın kusuru ile meydana gelmiş olup sürücünün alkollü olması münhasıran etkili olmadığı anlaşıldığından davacı sigorta şirketi yönünden sigortalısına rücu şartlarının oluşmadığı kanaatine varılmış, davacı vekilinin aksi yöndeki istinaf itirazları reddedilmiştir. <br>\t6100 sayılı HMK'nın \"Hükmün Tashihi\" başlıklı 304. maddesinde \"Hükümdeki yazı ve hesap hataları ile diğer benzeri açık hatalar, mahkemece resen veya taraflardan birinin talebi üzerine düzeltilebilir.\" Kanun'un \"Hükmün Tavzihi\" başlıklı 305 maddesinde \"Hüküm yeterince açık değilse veya icrasında tereddüt uyandırıyor yahut birbirine aykırı fıkralar içeriyorsa, icrası tamamlanıncaya kadar taraflardan her biri hükmün açıklanmasını veya tereddüt ya da aykırılığın giderilmesini isteyebilir. Hüküm fıkrasında taraflara tanınan haklar ve yüklenen borçlar, tavzih yolu ile sınırlandırılamaz, genişletilemez ve değiştirilemez.\" hükümlerine yer verilmiştir. <br>\tSomut olayda, mahkemenin gerekçeli kararında, davanın reddine karar verilmesi nedeniyle “Davalı taraf kendisini vekille temsil ettiğinden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesince belirlenen 12.043,83 TL nispi vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine” şeklinde karar verildiği, davalı vekilinin tavzih talebi üzerine 09/04/2021 tarihli tavzih kararı ile “Davalı taraf kendisini vekille temsil ettiğinden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesince belirlenen 12.043,83 TL nispi vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine” şeklinde kararın düzeltildiğinin belirtildiği, bu kez de davacı vekilinin, davalıya nispi değil, maktu vekalet ücreti verilmesi gerektiğini ileri sürerek tavzih talebinde bulunduğu, bunun üzerine mahkemenin 20/05/2021 tarihli tavzih kararı ile “Davalı taraf kendisini vekille temsil ettiğinden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesince belirlenen 4.080,00 TL maktu vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesi\" şeklinde kararın değiştirildiği anlaşılmış olup davalı lehine hükmedilen vekalet ücretinin tavzih ile nispi yerine maktu vekalet ücreti olarak değiştirilmesi, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakları değiştirir nitelikte olduğundan 20/05/2021 tarihli tavzih kararı usul ve yasaya aykırıdır. <br>\tBununla birlikte, karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi’nin 13/4 maddesinde yer alan “Maddi tazminat istemli davaların tamamının reddi durumunda avukatlık ücreti, bu Tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümüne göre hükmolunur.” şeklindeki düzenleme dikkate alındığında davanın tümden reddi nedeniyle davacı tarafın davalıya maktu 4.080,00 TL vekalet ücreti ödemesine karar verilmesi gerekirken nispi 12.043,83 TL vekalet ücreti ödemesine karar verilmesi isabetli olmamıştır.<br>\tAçıklanan nedenlerle, davacı vekilinin ve davalı vekilinin istinaf başvurularının kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının HMK’nın 353/1-b-2 maddesi uyarınca kaldırılması ve düzeltilerek yeniden esas hakkında karar verilmesine, davacı vekilinin sair istinaf sebeplerinin reddine ilişkin aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. <br>\tHÜKÜM\t: Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere;<br>\tI-Davacı vekilinin ve davalı vekilinin istinaf başvurularının KABULÜ İLE, ilk derece mahkemesi kararının KALDIRILMASINA, davacı vekilinin sair istinaf sebeplerinin reddine, <br>\tHMK'nın 353/1-b-2 maddesi uyarınca ESAS HAKKINDA YENİDEN KARAR VERİLMESİNE, <br>\tBuna göre;\t<br>\t1-Davanın REDDİNE, <br>\t2-Harçlar Kanunu gereği alınması gereken 59,30 TL istinaf karar harcının peşin alınan 1.477,06 TL harçtan mahsubu ile bakiye 1.417,76 TL harcın talep halinde davacıya iadesine,<br>\t3-Davalı taraf yargılamada vekil ile temsil edildiğinden  karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesince belirlenen 4.080,00 TL nispi vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, <br>\t4-Davalı tarafından yapılan toplam 50,00 TL yargılama giderinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, <br>\t5-Davacı tarafça yapılan yargılama giderlerinin kendisi üzerinde bırakılmasına,<br>\t6-Kullanılmayan gider avanslarının talep halinde iadesine,<br>\tII - İSTİNAF HARÇ VE YARGILAMA GİDERLERİ YÖNÜNDEN:<br>\t1-Davacı ve davalı tarafından yatırılan istinaf karar harcının talebi halinde yatıranlara iadesine,<br>\t2-İstinaf başvurusu nedeniyle davacı tarafından yapılan 138,00 TL tebligat ve posta masrafı ile 162,10 TL istinaf başvurma harcı olmak üzere toplam 300,10 TL istinaf yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, davalı tarafından yapılan 10,00 TL tebligat ve posta masrafı ile 162,10 TL istinaf başvurma harcı olmak üzere toplam 172,10 TL istinaf yargılama giderinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,<br>\t3-Taraflarca yatırılan delil ve gider avansından kullanılmayan kısım var ise HMK'nın 333. maddesi uyarınca karar kesinleştiğinde ilgili tarafa iadesine, <br>\t4-Kararın tebliği, kesinleştirme, harç ikmali işlemlerinin ilk derece mahkemesi tarafından yerine getirilmesine,<br>\tDosya üzerinden yapılan inceleme sonucu HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince KESİN olmak üzere 19.01.2024 tarihinde oy birliği ile karar verildi.<br>\t\t\t\t<br><br>Başkan <br>Üye <br>Üye<br>Katip<br><br><br><br>* Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümleri gereğince elektronik imza ile imzalanmıştır. <br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"f431fe981c009c94","SID":"fc06e320bfa47585"}}