{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">   T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ    20. HUKUK DAİRESİ     <br>Esas-Karar No: 2023/1195 - 2024/63<br>                     T.C.<br>                 ANKARA <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>         20.HUKUK DAİRESİ <br><br>ESAS NO       : 2023/1195 <br>KARAR NO\t: 2024/63<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>                                                                                                K A R A R <br><br><br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: ANKARA 5. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK <br>                                                  MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 22/03/2023<br>NUMARASI\t\t: 2021/49 E.  -  2023/131 K.<br><br>DAVACI\t<br>VEKİLİ\t:<br>DAVALI\t:<br><br>DAVANIN KONUSU\t:Markaya Tecavüzün Tespiti, Durdurulması, Maddi ve Manevi \t\t Tazminat <br><br>\tTaraflar arasında görülen davada Ankara 5. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 22/03/2023 tarih ve 2021/49 Esas - 2023/131 Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi taraf vekillerince istenmiş ve istinaf dilekçelerinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:<br><br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ\t:Davacı vekili, 2008/64003 sayılı \"...\" ibareli markanın müvekkili adına tescilli olduğunu, bu markanın kullanım hakkını 15.11.2008 tarihli marka lisans sözleşmesi ile 15 yıllığına dava dışı Yüksel Kantarcı’ya verdiğini, pek çok mobilya çeşidi imal eden ve satan davalının imal etmiş olduğu koltuk takımlarından birine müvekkiline ait \"...\" markasının ismini vererek satışa sunduğunu, davalı tarafın, müvekkiline ait \"...\" markasını müvekkilinden izin almaksızın, müvekkili markasının kapsamındaki mallar üzerinde kullandığını ve menfaat elde ettiğini, davalının eylemi üzerine müvekkilinin tescilli markasını taşır ürünlerin, tüketiciler nezdinde davalı tarafın ürettiği ürünün taklidi konumuna düştüğünü, oysa davalı tarafın bu mütecaviz eyleminin, müvekkilinin tescilli markasını taşır ürünlerin satış kabiliyetini de ortadan kaldırdığını, ayrıca, davalı tarafın mütecaviz eylemlerine konu ürünlerinin kalitesiz üretimi nedeniyle müvekkiline ait markanın itibarının zedelendiğini, internet üzerinden yapılan araştırmalarda, davalı tarafın mütecaviz eylemine konu ürünlerin hala satışının yapıldığını ve ayrıca \"... Koltuk Takımı\" için birçok tüketici şikayeti bulunduğunu ileri sürerek, müvekkili adına tescilli ... markasına davalının tecavüzünün tespitine, müvekkili adına tescilli ... markasına davalının tecavüzünün durdurulmasına, şimdilik 1.000,00 TL maddi tazminatın, 10.000,00 TL manevi tazminatın, 10.000,00 TL itibar tazminatının tecavüz tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiş, 03/02/2023 tarihli değer artırım dilekçesi ile maddi tazminat talebini 1.945.844,38 TL'ye yükseltmiştir. <br>\tDavalı vekili, davanın yetkisiz mahkemede açıldığını, müvekkili Şirketin 40 yılı aşkın süredir Türkiye mobilya sektöründe faaliyet gösteren sayılı markalardan biri olduğunu, bünyesinde cumhuriyet tarihinin en eski modüler mobilya markası olan 80 yıllık \"...\" ve 40 yıllık \"...\" markalarını barındırdığını, müvekkiline ait markaların tanınmış olduğunu, müvekkilinin kendine ait \"...\" ve \"...\" markaları altında ürünlerini satışa sunduğunu, bu ürünlere sadece tasarımlarının oluşturduğu rahatlık, şıklık, vs gibi özelliklere göre isimler verildiğini, bunların sadece koltuk takımlarının ismi olup tasarımlara verilen isimler olduğunu, örneğin ... markasından örnek verilecek olursa ... gibi ürün isimlerinin mevcut bulunduğunu, bunların sadece takımların ismi olduğunu, tamamının ... ve ... markası, etiket ve amblemi ile satışa arz edildiğini, davacı tarafından iddia edilen ... isminin taklit edilmek suretiyle hiçbir şekilde kullanılmadığını, \"...\" ibaresinin İtalyanca'da \"özgürlük\" anlamına geldiğini, sadece bu anlamı üzerinden ürün tasarımcıları tarafından olarak koltuk takımlarına \"...\" isminin verildiğini, ... isminin harcı alem olmuş bir isim olduğunu, davacı markası ile iltibasın söz konusu olmadığını, \"...\" isimli koltuk modellerinin üretimden kalktığını, davacının uzun süre sessiz kalması ile dava açma hakkının ortadan kalktığını savunarak, davanın reddini istemiştir. <br><br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, davacı yanın yerleşim yerinin Ankara ili olduğu, 6769 sayılı SMK'nın 156/3 maddesi hükmü uyarınca davalının yetki itirazının yerinde olmadığı, \"... Oturma Grubu\" ve \"... Salon Takımı\" adı ile ... Mobilya tarafından markasal kullanımlarda bulunulduğu, davacının ''...\" markasının tescilli olduğu 20. sınıftaki ürünlerde, davalı yanca markasal olarak bu ibarenin kullanıldığı, bu nedenle tescilli markaya tecavüz eyleminin oluştuğu, davalının, ürünlerin satışında \"...\" ibareli kendi ana markasını kullanmasının da tecavüz eylemini ortadan kaldırmayacağı, zira \"...\" ibaresinin mobilya emtiası açısından jenerik bir ibare olmadığı, davacının tescilli markasına karşı bu gerekçeyle açılmış herhangi bir hükümsüzlük davasının da bulunmadığı, davalının huzurdaki davaya konu marka kullanımının 2017 yılında başlayıp 2020 yılında sona erdiği, davalı tarafın da söz konusu marka kullanımının 2020 Mayıs itibariyle sona erdiğini ikrar ettiği, buna göre davacı açısından sessiz kalma yoluyla hak kaybına yol açabilecek kadar uzun bir tecavüz süresinin geçmediği, davalı tarafından piyasaya sunulan \"...\" serisi koltuk takımlarının satıştan kaldırıldığı için ürünlerin fiilen incelenemediği, bununla birlikte davalının, davacıya ait \"...\" marka ibaresini kullanarak ürettiği/sattığı ürünlerde, davacının tescilli markasının itibarını zedeleyecek bir kalite düşüklüğü veya özensizlik saptanmadığı, davalının ticari kayıtlarına göre 1.945.844,36 TL tutarında kazancı olduğu, davalının, \"...\" ibaresini kullanarak elde ettiği net kazanç SMK'nın 151/2-b maddesi uyarınca 1.945.844,36 TL olarak tespit edilmişse de, aynı Kanunun 151/3 maddesi hükmünün de yoksun kalınan kazancın hesaplanmasında dikkate alınması gerektiği, içinde mobilya sektöründen bilirkişinin de bulunduğu teknik bilirkişi heyetinin 01/09/2022 tarihli kök raporunda belirtildiği üzere davalının sattığı ürünlere yönelik talebin oluşmasında belirleyici etken olan unsurun, davaya konu \"...\" ibaresinden ziyade, davalının reklam gücü daha yüksek olan \"...\" çatı markası olduğu, bu durumun SMK'nın 151/3 maddesi bağlamında dikkate alınması gerektiği, yine davacının, dava dışı ... ile akdettiği 15/11/2008 tarihli marka lisans sözleşmesinin 3. maddesi uyarınca dava dışı lisans alanın defterlerinin incelenmesi sonucu tanzim edilen 06/10/2021 havale tarihli muhasip bilirkişi raporu içeriğine göre lisans alanın mobilya satışlarından 2017 ve 2018 yıllarında elde ettiği ciro ve kâr-zarar durumu, \"...\" ibaresinin \"Özgürlük\" anlamına gelen ve orijinal olmayan bir sözcük olması nedeniyle markasal ayırt etme gücü, bu markanın tanınmışlık mertebesine ulaşmaması, davaya konu ihlal eylemlerinin süresi gibi hususlar dikkate alındığında, davalının elde ettiği net kazanç üzerinden 6769 sayılı SMK'nın 151/3 ve 4721 sayılı TMK'nın 4. maddesinde düzenlenen hak ve nesafet ilkeleri uyarınca takdiren %90 indirim yapılması gerektiği kanaatine varıldığı, söz konusu indirimin uygulanması ile birlikte, davacının, davalı yandan talep edebileceği maddi tazminat miktarının 194.584,44 TL olabileceği, dava dilekçesinde talep edilen manevi tazminat miktarının somut olayın özelliğine göre ölçülü olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, davalının, davacıya ait \"...\" markasına tecavüz eylemlerinde bulunduğunun tespitine, bu eylemlerin durdurulması istemi hakkında karar verilmesine yer olmadığına, 194.584,44 TL maddi tazminatın 30/08/2017 tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine, 10.000,00 TL manevi tazminatın 30/08/2017 tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, itibar tazminatı isteminin reddine karar verilmiştir.       <br> <br> İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili, kanun koyucunun tecavüz suretiyle yapılan satışlardan elde edilen kazanca, markanın katkısı oranında tazminata hükmetmenin düşük tazminatlara ve hakkaniyete aykırı sonuçlara yol açtığından bahisle bu indirim yapılmaksızın, yani markanın satışa olan katkısı nazara alınmaksızın net kazancın tazminat olarak verilmesini amaçladığını, buna göre, hüküm kurmaya elverişli olan bilirkişi kurulu ek raporu ile tereddüte yer vermeyecek şekilde bütün kalemler dahil edilerek hesaplanan ve marka kullanımından kaynaklanan net kazancın tamamının davalıdan tahsiline karar vermek gerektiğini, mahkemece SMK'nın 151/3 maddesi gereği takdiri indirim yapılmasının hukuka aykırı olduğunu, bir markanın talebin oluşmasında belirleyici etken oluşturmasının yalnızca SMK'nın 151/4 maddesi gereği kazancın hesaplanmasında hakkaniyete uygun bir payın daha eklenmesine karar verilmesi sonucunu doğuracağını, dava dilekçesi ekinde sunulan şikayet yazılarından da anlaşılacağı üzere, davalı tarafın, mütecaviz eylemlerle müvekkilinin markasını kullandığı ürünlerinde kötü ve uygun olmayan üretim yaptığını, bu nedenle müvekkilinin markasının itibarının zedelendiğini ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına ve davanın tümden kabulüne karar verilmesini istemiştir. <br>\t Davalı vekili, dosya kapsamında alınan 19/08/2022 tarihli bilirkişi raporunda, \"davalıca yapılan üretim ve satış nedeniyle davacının markasının itibarının zedelendiğine ilişkin bir bulgunun saptanamadığı\" şeklinde açıklama yapıldığını, yapılan bu tespitle davacı tarafın herhangi bir şekilde itibar kaybı yaşamadığının ve manevi tazminat talep hakkının olmadığının ortaya çıktığını, davacının manevi tazminat taleplerinin reddinin gerektiğini, davacı tarafın, yoksun kalınan karını talep edebilmesi için yoksun kaldığı kar ile müvekkili  eylemleri arasında illiyet bağı olduğunu ispat etmesi gerektiğini, ancak davacının lisans geliri yoksunluğu ile müvekkili eylemleri arasında illiyet bağının olmadığının bilirkişi marifetiyle tespit edildiğini, bu nedenlerle davacının lisans geliri yoksunluğu ve yoksun kalınan kar talebine itibar edilemeyeceğini, müvekkili bünyesindeki ... ve ... markalarının oldukça büyük bir sermaye ve ciroya sahip, sektörün ilklerinden olan markalar olduğunu, davacının marka hakkına bir saldırıda bulunulmadığı gibi iki markanın da bu şekilde bir saldırıya ihtiyacı olmadığını, davacının bilinirliği, üretim kapasitesi, ticari hacmi ve cirosu bakımından müvekkilinden üstün bir konumda olmadığından marka saldırısı iddiasının hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, müvekkilinin davacı şirketin marka hakkına tecavüz etmediğini ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir. <br><br>GEREKÇE\t:Dava, marka hakkına tecavüzün tespiti, durdurulması, maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir. <br>\tİnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.<br>\tDosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, davacı adına tescilli \"...\" ibareli markanın, marka kapsamındaki mobilya ürünleri üzerinde davalı tarafından markasal olarak kullanıldığı, bu kullanımın, davacının marka tescilinden doğan haklarına tecavüz oluşturduğu, söz konusu ürünler üzerinde \"...\" ibaresinin yanında \"...\" ibaresinin kullanılmasının, davalının tecavüz eylemini ortadan kaldırmayacağı, itibar tazminatı koşullarının gerçekleştiğinin davacı yanca ispat edilemediği, markaya tecavüz eylemi sübut bulduğundan, davacı yararına manevi tazminata hükmedilmesinde bir isabetsizlik olmadığı, davacının SMK'nın 151/1-b-2 maddesi uyarınca yoksun kaldığı karın tespitini istediği, anılan madde kapsamında sınai mülkiyet hakkına tecavüz edenin elde ettiği net kazanca göre yoksun kalınan kazancın hesaplanması gerektiği, gerçekten de 556 sayılı KHK'den farklı olarak burada markanın elde edilen kazanca etkisinin aranmadığı, bununla birlikte SMK'nın 151/3 maddesinde, yoksun kalınan kazancın hesaplanmasında, özellikle sınai mülkiyet hakkının ekonomik önemi veya tecavüz sırasında sınai mülkiyet hakkına ilişkin lisansların sayısı, süresi ve çeşidi, ihlalin nitelik ve boyutu gibi etkenlerin göz önünde tutulacağının da hüküm altına alındığı, bu hükmün her somut olayın özelliklerine göre değerlendirilmesinde zorunluluk olduğu, dava konusu olayda \"...\" ibaresinin, koltuk takımının ismi olarak kullanılması, davacının ürünlerini ana markası altında satışa sunması, davacı markasının ekonomik önemi gibi hususlar gözetildiğinde, ilk derece mahkemesince hüküm altına alınan maddi tazminat miktarında bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşılmakla, davacı vekili ile davalı şirket vekilinin istinaf başvurularının esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir.<br><br>HÜKÜM\t: Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere;\t<br>\t1-Davacı vekili ile davalı şirket vekilinin istinaf başvurularının HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,<br>\t2-Alınması gereken 427,60 TL maktu istinaf karar ve ilam harcından, davacı tarafça istinaf başvurusunda yatırılan 179,90 TL istinaf karar ve ilam harcının mahsubu ile kalan 247,70 TL bakiye harcın davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına, \t<br>\t3-Alınması gereken 13.975,16 TL nispi istinaf karar ve ilam harcından, davalı tarafça istinaf başvurusunda yatırılan 3.324,00 TL istinaf karar ve ilam harcının mahsubu ile kalan 10.651,16 TL bakiye harcın davalı şirketten tahsili ile Hazineye irat kaydına, <br>\t4-İstinaf aşamasında davacı ile davalı şirket tarafından yapılan yargılama giderlerinin uhdelerinde bırakılmasına, <br>\t5-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,<br>\tDair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 12/01/2024 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde TEMYİZ yolu açık olmak üzere karar verildi. <br><br>GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 12/01/2024<br><br>\t\t\t\t<br><br>Başkan<br><br><br>Üye<br><br><br>Üye<br><br><br>Katip<br><br><br><br><br><br><br>Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır. <br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"74b584fd8ddb880c","SID":"866af0173aeea5eb"}}