{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C. <br>İSTANBUL BAM<br>8. HUKUK DAİRESİ<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F  M A H K E M E S İ  K A R A R I<br>DOSYA NO: 2023/2642 <br>KARAR NO: 2024/65<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 06/07/2023<br>NUMARASI: 2021/854 Esas -  2023/639 Karar<br>DAVANIN KONUSU: Trafik Kazasından Kaynaklanan Maddi Tazminat<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 01/02/2024<br>Yukarıda bilgileri yazılı bulunan ilk derece mahkemesi kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf edenin sıfatına, istinaf nedenlerine ve kamu düzenine ilişkin olup resen gözetilmesi gereken hususlara hasren yapılan inceleme ve değerlendirme neticesinde;<br>K A R A R Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı sigorta şirketi nezdinde ZMM sigortalı bulunan ... plaka sayılı otobüs sürücüsünün direksiyon hakimiyetini yitirmesi neticesinde meydana gelen 13/07/2017 günlü tek  taraflı trafik kazasında, araç içerisinde yolculuk etmekte bulunan ve müvekkilinin resmi nikahsız eşi olan ...'ın hayatını kaybettiğini, bu şekilde ...'ın desteğinden yoksun kalan davacının eldeki dava açılmadan önce davalı sigorta şirketine yapılan başvurudan sonuç alınamaması üzerine eldeki davanın açılmak zorunda kalındığını beyanla; fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydıyla (-belirsiz alacak) şimdilik 200,00-TL destekten yoksun kalma tazminatının temerrüt tarihinden itibaren işletilecek avans faiziyle birlikte davalı sigorta şirketinden tahsiline karar verilmesini istemiştir. Davalı Sigorta Şirketi vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın reddine karar verilmesini savunmuştur. Mahkemece yapılan yargılama sonucunda;  \"... davacı ile müteveffa T.C. İzmir 9. Aile Mahkemesi 15.09.2015 tarih ve 2015/580 Esas , 2015/593 Kara sayılı kararı ile ortak ve birlikte yaşama iradelerini sona erdirmişlerdir. Dolayısıyla taraflar bu karar ile birbirlerine destek olma iradelerini de sona erdirmişlerdir. Bu kapsamda davacı ile müteveffanın aile birliği içerisinde yaşama iradelerinin ortadan kalkması nedeniyle davacı destekten yoksun kalma tazminatı isteyemez, mezkur olayın \"imam nikahlı eş\" ile kıyas edilmesi de mümkün değildir. Zira \"imam nikahlı eş\" veya nikahsız birlikteliklerde tarafların birlikte yaşama iradelerini sona erdirdiğine herhangi bir irade beyanı söz  konusu değildir. Yukarıda yapılan açıklamalar muvacehesinde boşanma kararı ile davacı ve müteveffa birlikte yaşama iradelerini ve aile birliğine ve de birbirlerine güçleri oranında destek olma yükümlülğünü de sona erdirme iradesi ve yükümlülüğü de sona erdirmişlerdir. Bu kapsamda davacı ve müteveffanın açık olarak ortaya koyduğu bir irade varken tanık beyanlarına itibar etmek mümkün değildir. Bu nedenle davacının Aktif Husumet Ehliyetinin bulunmaması sebebiyle davanın Aktif Husumet Ehliyeti  yokluğu nedeniyle reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurmak gerekmiştir.\" gerekçesiyle; davanın reddine karar verilmiş; 15/06/2021 günlü bu karara karşı davacı vekili tarafından istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, Dairece yapılan istinaf incelemesi neticesinde verilen 16/12/2021 gün 2021/2150 Esas-2021/1989 Karar  sayılı ilamla; \"Destekten yoksun kalma tazminatının konusu, desteğin yitirilmesi nedeniyle yoksun kalınan zarardır. Buradaki amaç, destekten yoksun kalanların, desteğin ölümünden önceki yaşamlarındaki sosyal ve ekonomik durumlarının korunmasıdır. Destekten yoksun kalma tazminatı istemi için resmi bir evlilik bağı ile bağlı olunması gerekmediği gibi, mirasçı olunmasına da gerek yoktur. Önemli olan, düzenli ve eylemli bir birliktelik ve destek ihtiyacının kanıtlanmasıdır. Destek kavramı hukuksal bir ilişkiyi değil, eylemli bir durumu hedef tutar ve ne hısımlığa ne de yasanın nafaka hakkındaki hükümlerine dayanır, sadece eylemli ve düzenli olarak geçimini kısmen veya tamamen sağlayacak şekilde yardım eden ve olayların olağan akışına göre eğer ölüm vuku bulmasaydı, az çok yakın bir gelecekte de bu yardımı sağlayacak olan kimse destek sayılır. O halde destek sayılabilmek için yardımın eylemli olması ve ölümden sonra da düzenli bir biçimde devam edeceğinin anlaşılması gerekir. (bkz Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2011/3, K. 2011/142 T. 13.04.2011 kararı) Açıklamalar gözetilerek somut olaya dönülecek olursa, her ne kadar ilk derece mahkemesi tarafından T.C. Buca Kaymakamlığı İlçe Emniyet Müdürlüğü Buca Polis Amirliği tarafından hazırlanan raporlar ve davacı ile ölen desteğin boşanmış olmaları dayanak tutulup desteklik ilişkisinin ispat edilemediği görüşünden hareketle davanın reddine karar verilmiş ise de, eksik araştırma ve inceleme  neticesinde karar verilmesi isabetsiz olduğu gibi hangi delillere hangi hukuki gerekçelerle dayanıldığı denetime olanak tanıyacak şekilde tam olarak açıklanmadan, üstün tutulma nedenleri de denetime olanak sağlayacak şekilde belirtilmeden karar verilmiş olması isabetli olmamıştır. Bu durumda mahkemece, yukarıda açıklanan ilke ve esaslar gözetilerek, davacının sosyal ve ekonomik durumu da araştırılmak sureti ile davacının ölmeden önce müteveffa ile birlikte yaşayıp yaşamadığı, ortak bir hayatları olup olmadığı, etraflıca araştırılıp belirlenerek ve gerektiğinde tanıklar yeniden dinlenerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir. Kabule göre de; vefat edenin davacıya desteğinin ispat edilememesi halinde davanın esastan reddine karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme ile davanın aktif husumet ehliyeti bulunmadığından reddine karar verilmesi de hatalı olmuştur...\" denilmek suretiyle; davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesince verilen kararın HMK m.353/1-a/6 madde hükmü kapsamında kaldırıldığı anlaşılmıştır. Dairece verilen kaldırma kararından sonra mahkemenin 2021/854 Esasına kayıtlanan davanın yargılaması sırasında davacı vekili tarafından dosyaya sunulan 17/03/2023 günlü bedel arttırım dilekçesi ile maddi tazminat miktarına ilişkin talep miktarının 330.000,00-TL'ye çıkartıldığı görülmüştür.Kaldırma kararından sonra ilk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; iddia, savunma, toplanan deliller, tanık beyanları, bilirkişi raporları ve tüm dosya kapsamı yeniden değerlendirilerek;  \"... davanın trafik kazası sonucu gerçekleşen ölüm nedeniyle destekten yoksun kalma zararına ilişkin tazminat davası olduğu, yukarıda da açıklandığı gibi destekten yoksun kalma tazminatının konusunun, desteğin yitirilmesi nedeniyle yoksun kalınan zarar olduğu, destekten yoksun kalanların, desteğin ölümünden önceki yaşamlarındaki sosyal ve ekonomik durumlarının korunmasının amaçlandığı, destekten yoksun kalma tazminatı istemi için resmi bir evlilik bağı ile bağlı olunması gerekmediği gibi, mirasçı olunmasına da gerek bulunmadığı, önemli olanın düzenli ve eylemli bir birliktelik ve destek ihtiyacının kanıtlanması gerekliliği olduğu, bu kapsamda somut olay incelendiğinde, Buca Emniyet Müdürlüğü'nün davacı için yaptığı \"Eşinden ayrıldıktan yaklaşık 3-4 ay sonra tekrar bir araya geldikleri ve beraber yaşadıkları\" tespiti ve tüm tanık beyanları (tanık beyanlarına, tanıkların davacı ve müteveffanın yakın akrabaları/ailesi olması ve tanıklarca doğrudan görgü ve duyuma dayanan bilgilerin aktarılması nedeniyle itibar edilmiştir) dikkate alındığında davacı ile müteveffanın boşanmış olsalar dahi birlikte yaşadıkları ve birlikte çalışıp kazanç sağladıkları, müteveffanın davacının desteği olduğu kanaatine varılması gerektiği, bu sebeple davacının  husumetinin bulunduğu, yine bilirkişi raporu ile de tespit edildiği üzere rizikonun poliçe süresi içerisinde gerçekleştiği, davacının zararının 886.048,66 TL olduğu, ancak davalının poliçe limiti olan 330.000,00 TL ile sınırlı sorumlu olacağı, yine ölümün hatır taşıması neticesinde gerçekleştiğine dair delil bulunmadığı, aksine ölümün dava dışı sigortalının ticari faaliyeti kapsamında gerçekleştiği, yine dosyada emniyet kemeri takılmadığına dair bir delil de bulunmadığı, ek olarak davalının davacı dışında başkaca şahıslara olay nedeniyle sigorta tazminatı ödediğine dair bir delil bulunmaması nedeniyle (davalıya verilen kesin süre içerisinde bu yönde bir beyan ve delil sunulmamıştır) somut olayda garameten hesaplama yapılmasını gerektirir bir durum bulunmadığı, bu sebeple tazminattan indirim yapılmasını gerektiren bir durum bulunmadığı, yine bilirkişi raporunda tespit edildiği üzere sigorta şirketine başvurunun 08/08/2017 tarihinde yapıldığı, bundan 8 iş günü sonrasının 19/08/2017 günü dolmuş olduğu (sürenin son gününün haftasonuna denk gelmediği), temerrütün bu tarihte gerçekleştiği, alacağa işin davacı yönünden ticari iş sayılmasının mümkün olmaması nedeniyle yasal faiz işletilmesi gerektiği...\" gerekçesiyle; -Davanın KABULÜ ile, destekten yoksun kalma zararına ilişkin 330.000,00 TL maddi tazminatın 19/08/2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, karar verilmiştir. Karara karşı davalı sigorta şirketi vekili ve katılma yolu ile de davacı vekili tarafından istinaf yasa yoluna başvurulmuştur. Davalı vekilinin istinaf nedenleri; davacı ile müteveffanın boşanmış oldukları gözetildiğinde, imam nikahlı eş imiş gibi değerlendirme yapılmasının hatalı olduğu, kabule göre de tazminat hesaplamasının ZMM Sigortası Genel Şartlarındaki düzenlemelere göre yapılması gerekirken bunun aksine hesaplama yapılmasının isabetsiz bulunduğu, kaldı ki araç sürücüsünün kazanın oluşumunda herhangi bir kusuru bulunmadığı halde vekil edeni sigorta şirketinin sorumluluğu yoluna gidilmesinin, doğru olmadığı ayrıca  müterafik kusur ve varsa hatır taşıma indirimi yapılmaksızın karar verilmesinin ve faiz başlangıcının doğru biçimde belirlenmemesinin de yanlış olduğu hususlarına ilişkindir. Davacı vekilinin istinaf nedenleri ise; kazaya sebebiyet veren aracın ticari bir araç olduğu gözetildiğinde, talep gibi avans faizine hükmedilmesi gerekirken yasal faize hükmedilmiş olmasının doğru olmadığına yöneliktir. Dava, trafik kazası neticesinde meydana gelen, ölüm olayına dayanılarak açılmış, destekten yoksun kalma tazminatına ilişkindir. 1-Dosya içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesiyle çıkarılan sonuç ve oluşturulan hükümde; usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına ve özellikle olayla ilgili olarak Muğla 1. Ağır Ceza Mahkemesinde görülerek, sigortalı araç işleteni/sigortalı ...ın taksirle birden çok kişinin ölümüne ve birden çok kişinin yaralanmasına sebebiyet verme eylemi nedeniyle 18 yıl 9 ay hapis cezasıyla cezalandırılması ile sonuçlanan 2020/299 Esas-2021/97 Karar sayılı ceza yargılamasına ilişkin kararın Yargıtay 2. Ceza Dairesi denetiminden geçmiş olması karşısında müteveffanın ölümüne sebebiyet verdiği sabit olan araç işleteninin hukuki sorumluluğunu üstelenen sigortacının sorumluluğu yoluna gidilmiş olmasında herhangi bir yanılgı tespit edilememesine; ayrıca  müteveffa gelirinin asgari ücret olduğu varsayımıyla TRH 2010 Yaşam Tablosu ve prograsif rant uygulaması neticesinde, yerleşmiş yargısal uygulamalara uygun ve denetime elverir biçimde düzenlendiği anlaşılan 10/02/2023 günlü aktüer bilirkişi raporunun hükme esas alınmasınında bir isabetsizlik olmamasına;  keza  müteveffa ile davacının boşanmış oldukları sabit ise de, Dairece verilen kaldırma kararından sonra toplanan deliller kapsamında davacı ve müteveffanın boşanmadan sonra birlikte  aynı evde karı koca gibi yaşamaya devam ettikleri, ortak yaşamı paylaştıkları anlaşıldığından davacının destek tazminatı talep hakkı bulunduğu konusunda da herhangi bir duraksama bulunmamasına; tüm bunlardan ayrı anneler günü organizasyonu kapsamında sigortalıya ait araçla yapılan ticari taşıma sırasında araç sürücüsü dahil 24 kişinin hayatını kaybetmesi, 10 kişinin de yaralanması ile sonuçlanan tek taraflı bir trafik  kazasında kazanın oluşumunda herhangi bir kusuru mümkün olmayan müteveffa yolcunun, hangi eylemiyle müterafik kusurlu sayılması gerektiği yönünde davalı tarafça herhangi bir iddia ileri sürülmediği gözetildiğinde, müterafik kusur ve hatır taşıması indirimi yapılmaksızın karar verilmiş olmasında bir yanılgı tespit edilememesine  ve davacı tarafın davalı sigorta şirketine yaptığı başvurunun muhatabına 08/08/2017 tarihinde ulaştığı anlaşıldığından,mahkemece hüküm altına alınan tazminata temerrüt tarihinden itibaren faiz uygulanmış olmasında bir isabetsizlik bulunmadığına göre davalı vekilinin yerinde olmadığı sonucuna varılan istinaf itirazlarının esastan reddi gerekmiştir. 2-Davacı vekilinin istinaf itirazlarına gelince; Talep konusu kazaya sebebiyet veren ... plaka sayılı araç dosyada mevcut ZMM sigorta poliçesindeki mevcut bilgilerden de anlaşılacağı üzere sürücü dahil 18 sıra 30 koltuklu otobüs olup, trafik kazasının da ticari amaçla yapılan yolcu  taşımacılığı sırasında meydana geldiği sabittir. Bu durumda mahkemece talep gibi avans faizine hükmedilmesi gerekirken, yasal faize hükmedilmesi doğru olmamıştır. (Bkn. Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin 2016/12141 Esas-2019/4887 Karar sayılı ilamı) Ancak bu yanılgının giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, davacı vekilinin faiz cinsine ilişkin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesince verilen kararın HMK m.353/1-b/2 hükmü uyarınca kaldırılmasına ve  istinaf yasa yoluna başvuru konusu yapılmayan hususlar ile reddedilen istinaf itirazları nedeniyle taraflar yararına oluşan usulü kazanılmış haklar da gözetilerek, faiz cinsine ilişkin hatalı uygulamanın davacı yararına düzeltilmesi suretiyle yeniden esas hakkında hüküm tesis edilmesi gerektiği  sonuç ve kanaatine varılmıştır.<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ/ Gerekçe uyarınca,1-İstanbul Anadolu 4. Asliye Ticaret Mahkemesi 06/07/2023 tarih ve 2021/854 Esas 2023/639  Karar sayılı kararına karşı  davalı sigorta şirketi vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b/1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, davacı vekili tarafından yapılan istinaf başvurusunun ise az yukarıda (2) sayılı bentte gösterilen nedenle KABULÜNE, a-)İstinaf yasa yoluna başvuran davacı tarafından yatırılan 269,85-TL istinaf karar ve ilam harcının talep halinde davacıya iadesine, b-)İstinaf yasa yoluna başvuran davalı tarafından yatırılması gereken 22.542,3‬0-TL harçtan peşin yatırılan 5.635,58-TL harcın düşümü ile bakiye 16.902,72-TL nispi istinaf karar ve ilam harcının  davalıdan  tahsili ile Hazineye gelir kaydına, c-)İncelemenin duruşmasız olarak yapılması nedeniyle avukatlık ücreti takdirine yer olmadığına, d-)İstinaf yasa yoluna başvuran davacı tarafından istinaf aşamasında yapılan diğer yargılama giderlerinin davanın esası hakkında verilecek kararda dikkate alınmasına, e-)İstinaf yasa yoluna başvuran davalı tarafından yapılan yargılama giderlerinin ise davalı üzerinde bırakılmasına, 2-)İstanbul Anadolu 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 06/07/2023 tarih ve 2021/854 Esas - 2023/639 Karar sayılı kararının HMK.m.353/1-b/2 hükmü uyarınca  KALDIRILMASINA, a-)Davanın KABULÜ ile, destekten yoksun kalma zararına ilişkin 330.000,00-TL maddi tazminatın 19/08/2017 tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, b-)Harçlar Kanunu uyarınca kabul edilen dava değeri (330.000,00 TL) üzerinden hesaplanan ve alınması gereken 22.542,30-TL karar ve ilam harcından dava açılırken peşin olarak alınan 31,40-TL peşin harç ve 1.130,00-TL tamamalama harcının mahsubu ile bakiye 21.380,90-TL harcın davalıdan alınarak Hazineye gelir kaydına, c-)Davacı tarafça yapılan 67,40-TL dava açma masrafı, 37,10-TL vekalet harcı, 1.130,00-TL tamamlama harcı ve 2.933,00-TL bilirkişi/posta masrafı ile 738,00-TL istinaf başvuru harcından ibaret 4.950,50-TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, ç-)Davalı tarafça yapılan yargılama giderlerinin kendisi üzerinde bırakılmasına, d-)Davacı yapılan yargılamada kendisini vekille temsil ettirdiğinden kabul edilen dava değeri (330.000,00-TL) üzerinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca hesaplanan 51.500,00-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, e-)Taraflarca yatırılan gider avanslarından arta kalanın  resen ilgilisine iadesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda ve HMK'nın 362/1-a madde hükmü gereğince miktar itibariyle kesin olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi.01/02/2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"f27f313f9f30a906","SID":"ffce6b5404eaa761"}}