{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İZMİR<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>17. HUKUK DAİRESİ<br><br>DOSYA NO\t\t: 2020/750 <br>KARAR NO\t\t: 2024/138<br>KARAR TARİHİ\t               : 11/01/2024<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t\t: İZMİR 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t              : 04/02/2020<br>NUMARASI\t\t: 2018/392 Esas 2020/75 Karar<br>DAVANIN KONUSU\t: İtirazın İptali (Taşıma Sözleşmesi Kaynaklı)<br>BAM KARAR TARİHİ\t: 11/01/2024<br>KARAR YAZIM TARİHİ\t: 11/01/2024<br><br>Davalı vekili tarafından yukarıda belirtilen karara karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352. maddesi uyarınca yapılan ön inceleme sonucu eksiklik bulunmadığı anlaşılmakla; inceleme aşamasına geçildi. İncelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra dosya incelendi.<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:<br>DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin yük taşımacılığı konusunda önde gelen şirketlerden olduğunu bu ticari faaliyet kapsamında davalıya ait emtianin hava yolu ile Peruya taşımasının gerçekleştirildiğini, bahse konu taşımacılık faaliyeti ile ilgili hakedişi olan navlun ücretini ve lokal masraflarını davalı şirkete fatura ettiğini 09/06/2017 tarihli 7.531,25 USD tutarındaki faturanın ödenmemesi üzerine davalı şirket hakkında Kemalpaşa İcra Müdürlüğünün 2017/2829E sayılı dosyası ile takibe başlandığını davalı şirketin haksiz ve kötü niyetli itirazı üzerine takibin durduğunu, yapılan itirazın iptali ile %20'den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir. <br>CEVAP : Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın itirazları doğrultusunda usuli yönden reddine karar verilmesini, zira iş bu davanın tarafı  \"...  A.Ş.\" olmayıp,  dava dilekçesinin ekinde delil olarak dosyaya sunulan evraklardan da anlaşılacağı üzere; \" ... A.Ş \" olduğu,  bahsi geçen bu şirket ayrı bir tüzel kişilik olup müvekkil şirkete dava yöneltilemez olduğu,  dava konusu edilen taşıma işlemi; davacı ...  Şti.   ile  ... A.Ş  arasında gerçekleşmiş olup, davalı olarak gösterilen müvekkili şirketin dava konusu edilen olayla yakından uzaktan hiçbir alakası bulunmadığı, dosyaya delil olarak sunmuş olduğumuz ..., yükleme notası, menşe şahadetnamesi, bitki sağlık belgesi ve alıcıya kesilen faturaların düzenleyenin ve düzenletenin müvekkili olmayıp, dava dışı ... A.Ş olduğu, bu bakımdan, müvekkili, ...  A.Ş yönünden de husumet    ( pasif husumet yokluğu ) itirazında bulundukları, davanın husumet yönünden reddine karar verilmesini talep ettiklerini, dava dilekçesinde sözü edilen taşıma işlemi; taşıma belgelerinden de anlaşılacağı üzere taşıyan sıfatına sahip davacı  ... Şti. ile müvekkili ...  A.Ş. arasında olmadığı, taşıtan sıfatına sahip dava dışı  ... A.Ş.  arasında  gerçekleştiği, bu husus  delil olarak dosyaya sunulan  Havayolu Taşıma Senedi, ( ...), Yükleme notası, Menşe Şahadetnamesi, Bitki Sağlık Belgesi ile muhtelif tarihli faturalardan da anlaşılacağı, taşıma işlemi davacı ile dava dışı  taşıtan ... A.Ş.  arasında gerçekleşmiş olmasına karşın, faturalar davalı müvekkili şirkete kesildiği, davalı müvekkili şirketin davacının taleplerinin muhatabı olmadığını bir kez daha yineliyor, usul ve yasaya aykırı olarak açılan iş bu davanın reddine karar verilmesini talep ettikleri, dava dışı firma tarafından  taşımaya konu edilen yük kurutulmuş domates olup, niteliği itibarıyla 1 yıl  raf ömrü bulunduğu, dolayısıyla, taşıyıcı firma taşıdığı yüke uygun saklama koşullarını sağlamalı ve yükü teslim aldığı şekliyle alıcıya ulaştırma yükümlülüğü altında olduğu, taşıyıcı davacı şirket söz konusu taşıma işlemlerini gerçekleştirirken,  işbu dikkat ve özen yükümlülüğüne riayet etmemiş ve akabinde de taşıma ücreti ile lokal masraflar karşılığı olarak düzenlemiş olduğu 09.06.2017 tarihli, ...  2017000001930 numaralı ve  7.531,25- TL, bedelli faturayı keserek, davalı müvekkili şirkete gönderdiği, davalı müvekkili şirket de, söz konusu faturaya yasal süresi içerisinde itiraz ederek, davacı şirkete iade ettiği, esasen davacı şirketin öncelikle bu faturayı taşıma işlemini yaptıran dava dışı  ... A.Ş. 'ye kesmesi gerektiği, müvekkili şirketi muhatap almasının mümkün olmadığı, bunun akabinde davacı şirket,   davalı müvekkili şirket aleyhine iş bu dava dosyasına mesnet oluşturan Kemalpaşa İcra Müdürlüğü' nün 2017/ 2829 E. sayılı dosyası ile söz konusu icra takibini başlatıldığı, müvekkili tarafından böylesi bir borcun mevcut olmadığından bahisle takibe ve borca itiraz edildiği,  bu nedenle açılan davanın reddine yargılama gideri ve vekalet ücretinin de davacıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.<br>MAHKEMECE: \"...Dosya kapsamı belgelerin incelenmesinden, davacı tarafça davalıya verildiği iddia olunan uluslararası hava yolu taşıması hizmeti nedeniyle takip ve davaya konu 09.06.2017 tarih ve 7.531,25 USD'lik faturanın düzenlendiği, iş bu faturanın davalı şirkete tebliğ edilmesi üzerine davalı şirket tarafından da bu faturaya ilişkin olarak 06.10.2017 tarihli ve 7.531,25 USD 'lik iade faturası düzenlendiği ve davacı tarafa gönderildiği, davacı tarafça da bu faturanın Kartal 23. Noterliği'nin 10.10.2017 tarihli ihtarnamesiyle kabul edilmediğinden iade edildiği dosya kapsamı belgelerden anlaşılmıştır.<br>Taraflar arasındaki ihtilaf davacı tarafça davalıya verildiği iddia olunan uluslararası hava yoluyla taşıma hizmeti karşılığında davacı tarafça davalı adına düzenlenen 09.06.2017 tarih ve 7.531,25 USD 'lik fatura kapsamında davacının davalıdan takip ve davaya konu edilen miktar kadar alacaklı olup olmadığı, davacı tarafın iş bu davada davalı şirkete husumet yöneltip yöneltemeyeceği, yine davanın esası açısından davacı şirketin taşıma hizmetini gereği gibi yerine getirip getirmediği, davalı tarafın , davacının dava konusu taşıma hizmetini gereği gibi yerine getirmemesi nedeni ile taşınan kurutulmuş domatesten ibaret ürünlerin bozulmasına sebebiyet verdiği, yurt dışı alıcı firma tarafından  bu nedenle imha edilerek davalıya reklamasyon faturası kesilmesi nedeni ile bu zararın  dava konusu taşımada kusurlu olduğu iddia olunan davacıya yansıtılabilmesi açısından  davalı tarafça davacı adına düzenlenen 06.10.2017 tarihli 7.531,00 USD bedelli faturadan dolayı davacının sorumlu olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.<br>Tüm dosya kapsamı belgelerin birlikte değerlendirilmesi neticesinde takip ve davaya konu fatura muhteviyatı taşımanın, uluslararası hava taşıması olması nedeniyle ve de taşımanın yapıldığı tarih dikkate alındığında 1955 tarihli Lahey ve 1975'te  4 Sayılı Montreal Protokolüyle değiştirilen ve Türkiye için yürürlükteki  nihai metin olan 1929 tarihli Varşova Konvansiyonu'nun dava konusu olaya uygulanması gerekmektedir.<br>Varşova Konvansiyonun'un 26.maddesinde ise \"Bagajın veya eşyanın teslim almaya yetkili kişi tarafından itirazda bulunmaksızın kabulünün, bunların taşıma belgesine uygun olarak ve iyi durumda teslim edildiği hususunda, aksi sabit oluncaya kadar geçerli delil sayılacağı, hasar halinde, teslim almaya yetkili kişinin, hasarın öğrenilmesinden sonra derhal ve teslim alınışlarından itibaren bagaj için en geç 7 gün ve yük için en geç 14 gün içinde taşıyıcıya ihbarda bulunmak zorunda olduğu, gecikme halinde bagajın veya yükün kendisine teslime hazır bulunduğu tarihten itibaren en geç 21 gün içinde ihbarda bulunulacağı, her ihbarın yukarıda belirtilen süreler içinde ayrı bir yazılı bildirim olarak gönderilmesi veya taşıma belgesi üzerine yazılmak suretiyle yapılmasının gerektiği, belirtilen süreler içinde ihbarda bulunmaması halinde hileli davranması hali dışında taşıyıcı aleyhine dava açılamayacağı\" düzenleme bulunmakta olup  bu düzenleme göre ihbar sürelerine uyulmaması halinin yalnızca taşıyıcı lehine bir karine oluşturmayıp, taşıyıcının da sorumluluğunu sona erdirmektedir.  <br>Mahkememizce yapılan yargılama sırasında tarafların iddia ve savunmalarının değerlendirilebilmesi açısından her iki tarafa ait ticari defter ve kayıtlar üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılmasına karar verilmiş olup, öncelikli olarak davacı tarafa ait kayıtlar üzerinde talimat yoluyla bilirkişi incelemesi yaptırılmış olup, mali müşavir tarafından alınan rapora göre takip ve davaya konu 09.06.2017 tarih ve 7.531,25 USD'lik faturanın davacı şirkete ait ticari defterlerde aynen kayıtlı olduğu, davalı tarafça düzenlenen 06.10.2017 tarih ve 7.531,25 USD 'Lik iade faturasının davacı defterlerinde kayıtlı olduğuna dair bir kaydın bilirkişi raporunda yer almadığı, sunulan bilirkişi raporunda sonuç olarak takip ve davaya konu fatura tutarı olan 7.531,25 USD kadar davacının davalıdan alacaklı olduğunun kayıtlı olduğunun bildirildiği görülmüştür.<br>Yine mahkememizce yapılan yargılama sırasında davalı şirkete ait ticari defter ve kayıtlar üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılmasına karar verilmiş olup, mali müşavir bilirkişi tarafından düzenlenen raporda davacı tarafça davalı adına düzenlenen takip ve davaya konu 09.06.2017 tarihli, 7.531,25 USD'lik faturanın davalı şirkete ait defterlerde aynen yer aldığı ve vergi dairesine bildirildiği, buna karşılık davalı şirket tarafından davaya konu faturaya karşılık 06.10.2017 tarihli ve 7.531,25 USD 'lik iade faturasını düzenleyerek kendi kayıtlarına aldığı ve vergi dairesine bildirdiği, bu iade faturasının davalı defterlerine kaydedilmesi sonucunda davalı şirket defterlerine göre davalının davacıya olan borcunun sıfırlandığı  ve bu nedenle herhangi bir borcunun bulunmadığının tespit edildiğinin bildirildiği görülmüştür.<br>Her ne kadar davalı vekili tarafından iş bu davada davalı şirkete husumet yöneltilemeyeceği, davaya konu taşımaya ilişkin hava yolu taşıma senedinden de anlaşılacağı üzere taşımanın davacı şirket ile dava dışı ...  A.Ş arasında gerçekleştiği, bu nedenle davalı şirkete husumet yöneltilemeyeceği savunulmuş ise de, mahkememizce yapılan yargılama sırasında davalı şirkete ait ticari defter ve kayıtlar üzerinde yaptırılan bilirkişi incelemesi neticesinde davacı tarafça davalı şirkete düzenlenen dava konusu taşıma işlerine ilişkin faturanın davalı şirkete ait ticari defter ve kayıtlarda yer aldığı ve aynı zamanda vergi dairesine de bildirildiği anlaşılmakla, davalı vekilinin bu yöndeki savunması yerinde görülmemiştir.<br>Mahkememizce yapılan yargılama, toplanan deliller, alınan bilirkişi raporları ve tüm dosya kapsamı belgelerin birlikte değerlendirilmesi neticesinde takip ve davaya konu 09.06.2017 tarih ve 7.531,25 USD 'lik faturanın her iki tarafa ait ticari defterlerde de aynen kayıtlı olduğu, davalı tarafça davacı adına düzenlenen 06.10.2017 tarih ve 7.531,25 USD'lik iade faturasının ise davalı şirket defterlerinde kayıtlı olmasına rağmen davacı şirket defterlerinde kayıtlı olmadığı görülmüş olup, her ne kadar davalı tarafça davacı şirketin takip ve davaya konu faturaya ilişkin uluslararası hava yolu taşımasını gereği gibi yerine getirmemesi nedeniyle davacının kusurundan dolayı taşınan kurutulmuş domates emtiyasının bozulmasına sebebiyet verdiği, bu kapsamda dava dışı firma tarafından reklamasyon faturası kesildiği belirtilmiş ise de, dava dışı firma tarafından düzenlendiği belirtilen reklamasyon faturasının dosyaya sunulmadığı ve davalı şirket kayıtlarında da bu yönde bir faturaya rastlanmadığı ve davalı vekilince 03.01.2019 tarihli dilekçesi ekinde dava dışı Peru'da bulunan müşterinin kurutulmuş domateslerin kullanılamayacağına dair hazırladığı raporu dilekçesi ekinde sunarak domateslerin tamamen imha edildiğinin bildirildiği, dosya kapsamı belgelerin birlikte değerlendirilmesi neticesinde dava konusu taşımaya ilişkin faturanın davacı tarafça 09.06.2017 tarihinde düzenlenerek davalıya gönderildiği, davalı tarafça faturanın aynı tarih itibariyle ticari defterlerine kaydedildiği ve 3 ay kadar sonra 06.10.2017 tarihinde 7.531,25 USD'lik iade faturası düzenlenerek davacı tarafa gönderildiği, bu süre içerisinde Varşova Konvansiyonu'nun 26.maddesinde belirtilen yük için 14 günlük süre içerisinde davalı tarafça davacıya ayıp ihbarında bulunulduğuna ve yine yükün belirtilen ayıp nedeni ile itirazi kayıt ile teslim alındığına dair  bir belgenin dosyada mevcut bulunmadığı ve yine bu süre içerisinde davacının ürünlerin bozulduğundan haberdar olduğuna dair bir belgenin de dosya kapsamında bulunmadığı anlaşılmakla, Varşova Konvansiyonu'nun 26.maddesi gereğince davalının süresi içerisinde ayıp ihbarında bulunmadığının kabulü gerekmiş olup, Varşova Konvansiyonu'nun 26.maddesindeki düzenleme gereği  ihbar sürelerine uyulmaması halinin yalnızca taşıyıcı lehine bir karine söz konusu oluşturmayıp taşıyıcının da sorumluluğunu  sona erdireceğinden davalı tarafça düzenlenen ve davalı defterlerinde kayıtlı olmasına rağmen davacı defterlerinde kayıtlı olmadığı anlaşılan iade faturasından dolayı davacının sorumlu tutulamayacağı ve buna göre her iki taraf ticari defter ve kayıtlarında   aynen yer aldığı anlaşılan takip ve davaya konu 09.06.2017 tarih 7.531,25 USD'Lik faturadan dolayı davacının davalıdan takip tarihi itibariyle fatura tutarı kadar alacaklı olduğu ve bu fatura bedelinin ödenmediği sonuç ve kanaatine varılmakla; davanın  kabulüne, davalı borçlunun kemalpaşa icra müdürlüğü'nün 2017/2829 esas sayılı icra takip dosyasına vaki itirazının iptaliyle 7.531,25 USD asıl alacak üzerinden, her iki tarafın tacir olması nedeni ile yerinde görülen davacı talebi gereğince takip tarihinden itibaren davacı talebini aşmamak üzere değişen oranlarda 3095 sayılı yasa'nın 4/a maddesi gereğince döviz faizi uygulanarak takip talepnamesindeki diğer koşullarla takibin devamına, likit olduğundan kabul edilen kısım üzerinden %20 icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verme gereği doğmuştur,\" gerekçesi ile, \"Davanın  KABULÜNE, davalı borçlunun Kemalpaşa İcra Müdürlüğü'nün 2017/2829 Esas sayılı icra takip dosyasına vaki itirazının iptaliyle 7.531,25 USD asıl alacak üzerinden, takip tarihinden itibaren davacı talebini aşmamak üzere değişen oranlarda 3095 Sayılı Yasa'nın 4/a maddesi gereğince döviz faizi uygulanarak takip talepnamesindeki diğer koşullarla takibin devamına, kabul edilen kısım üzerinden hesaplanan 5.522,96 TL %20 icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine,\" şeklinde karar verilmiştir. <br>Mahkeme kararına karşı davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.<br>İSTİNAF BAŞVURU SEBEPLERİ:<br>Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; İlk derece mahkemesince yasaya, usule ve içtihada aykırı olarak karar verildiğini, müvekkili, ...  A.Ş.  ile Taşıyan, ...  Şti. arasında mevcut ticari ilişki uyarınca müvekkili şirkete ait ve vakumlu torbalar içerisinde bulunan gün kurusu domateslerin İzmir’den Peru’ya taşınması işini üstlendiğini, taşıyan tarafından sunulan dava dilekçesi ile de ikrar edilen bu hususun tartışma konusu olmadığını,  müvekkili şirket tarafından ... – ... , Peru adresinde mukim ... ’ya gönderilen brüt 2.175 KG, net 2.000 KG ağırlığındaki emtianın taşıyan’a teslim edilirken her türlü hasar ve zıyadan ari durumda teslim edildiğini, yargılama kapsamında alınan 13.01.2020 tarihli bilirkişi raporunda ve müvekkili şirket tarafından dosyaya sunulan menşe şehadatnamesinde de belirtildiği üzere 09.06.2017 tarihinde taşıyan tarafından teslim alınan emtiaların, bozulacak ürün olmaları hasebiyle, her ne kadar ivedilikle alıcı’ya teslimleri gerekmekteyse de mezkur emtiaların ancak Haziran ayının 24-25’i gibi alıcıya ulaştırıldığını ve bu nedenle tüm emtianın zıyaa uğradığını, taraflar arasında akdedilen taşıma sözleşmesinin uluslararası eşya taşıma sözleşmesi niteliğinde olduğundan ve kalkış yeri ile varış yeri ülkeleri 1999 tarihli Montreal sözleşmesinin tarafı olduklarından; uyuşmazlığın çözümüne Montreal sözleşmesinin uygulanması gerekirken hatalı bir şekilde Varşova sözleşmesinin olaya tatbik edilmesinin yasaya aykırı olduğunu, Montreal   sözleşmesi gereği taşıyıcı’nın kötü niyetli olması, şikayet sürelerine riayet edilmemesi nedeniyle taşıyıcının sorumluluğunun ortadan kalkması durumunu bertaraf ettiğini, yerel mahkemenin, işbu istinaf başvurusu konusu kararında anılan hususa “dava dışı firma tarafından düzenlendiği belirtilen reklamasyon faturasının dosyaya sunulmadığı ve davalı şirket kayıtlarında da bu yönde bir faturaya rastlanmadığı ve davalı vekilince 03.01.2019 tarihli dilekçesi ekinde dava dışı Peru’da bulunan müşterinin kurutulmuş domateslerin kullanılamayacağına dair hazırladığı raporu dilekçesi ekinde sunarak domateslerin tamamen imha edildiğinin bildirildiği” ifadeleri ile değindiğini ve fakat taraflar arasındaki husumetin temelini oluşturan bu husus üzerine detaylı değerlendirme yapmaktan çekindiğini, yerel mahkemenin, milletlerin kendi mevzuatları ile öngördükleri fatura yahut ticari defter gibi daha çok vergisel boyuttaki unsurların incelenmesini, uyuşmazlık konusunun esasına girmekten daha ön planda tuttuğunu ve işte tam bu nedenle hukuki değerlendirmesini yaparken hakkaniyetten saptığını, alıcı tarafından müvekkil şirket’e reklamasyon faturası düzenlenip düzenlenmemesinin işbu uyuşmazlık ile herhangi bir ilgisinin bulunmadığını, zira Türkiye Cumhuriyeti kanunları ile yahut Avrupa Birliği müktesebatı ile öngörülen bir hukuki kurumun, Peru’da da olmasını beklemenin tamamen şekilci bir tutumla uyuşmazlığın esasına girilmesini engellemekten öteye geçemeyeceğini, taşıma işi ile iştigal eden Taşıyan'ın TTK md. 18 uyarınca \"basiretli bir tacir\" gibi hareket etmesi esas iken, müvekkil şirket'çe kendisine teslim edilen emtianın gümrükte takıldığını bilmesine rağmen bunu müvekkil şirket'e bildirmeyerek emtianın zıyaa uğramasına sebebiyet veren Taşıyan'ın kötü niyetli olduğu, halihazırda bilgisi dahilinde olan bir durumu müvekkil şirket'in zarara uğrayacağını bile bile müvekkili şirket'e söylemekten imtina ettiğinin ortada olduğunu, taşıyanın bilerek ve isteyerek müvekkili şirketi emtianın gümrükte bekletildiğine dair bilgilendirmemiş olması nedeniyle Montreal sözleşmesi dairesinde öngörülen ihbar sürelerinin bu olay kapsamında uygulama alanı bulamayacağının ortada olduğunu, gereği gibi ifa edilmeyen mezkur taşıma işi dairesinde müvekkili şirketin taşıyana borçlu olmadığına karar verilmesinin yasa gereği olduğunu belirterek ve açıklamış oldukları diğer nedenlerle ilk derece mahkemesince verilen kararın kaldırılarak, davanın reddine karar verilmesini istinaf başvuru sebebi olarak ileri sürmüştür. <br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:<br>Dava, hava yolu ile taşıma sözleşmesinden kaynaklı  icra takibine yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir.<br>İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında; 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine ilişkin aykırılık bulunup bulunmadığı hususlarıyla sınırlı olarak inceleme yapılmıştır.<br>Davacı tarafça davalıya ait emtianin hava yolu ile Peruya taşımasının gerçekleştirildiği, bahse konu taşımacılık faaliyeti ile ilgili hakedişi olan navlun ücretini ve lokal masraflarını davalı şirkete fatura ettiği, 7.531,25 USD tutarındaki faturanın ödenmemesi üzerine davalı şirket hakkında Kemalpaşa İcra Müdürlüğünün 2017/2829E sayılı dosyası ile takibe başlandığı itiraz üzerine takibin durduğu iddiasıyla, itirazın iptali için dava açılmış olup, davalı taraf cevap dilekçesinde kendilerine husumet yöneltilemeyeceğini,  taşıyıcı davacı şirketin söz konusu taşıma işlemlerini gerçekleştirirken, dikkat ve özen yükümlülüğüne riayet etmediğini,  borcun bulunmadığını savunmuştur.<br>  Havayolu ile taşıma sözleşmesi, yolcu veya yükün havayolu ile bir ücret karşılığında taşınması için yapılan sözleşmedir. Bu sözleşmede hareket yeri ve varış yeri aynı olan bir taşıma söz konusu ise iç taşımadan; hareket yeri ve varış yeri farklı iki ülkede olan veya her ikisi de aynı ülkede olmasına rağmen başka bir devletin ülkesinde bir duraklama yerinin kararlaştırılmış olduğu taşıma söz konusu ise uluslararası taşımadan bahsedilecektir. <br>  Türkiye’de havayoluyla yapılan iç taşımalarda 2920 sayılı Türk Sivil Havacılık Kanunu (TSHK) uygulanacak; bu Kanun’da hüküm bulunmayan hâllerde ise TSHK’nin 106. maddesi gereğince Türkiye’nin taraf olduğu uluslararası anlaşmaların hükümleri ve bu anlaşmalarda da hüküm bulunmadığı hâllerde Türk Ticaret Kanunu (TTK) hükümleri uygulanacaktır. Uluslararası taşımalarda ise doğrudan Türkiye’nin taraf olduğu uluslararası anlaşmaların uygulanması gerekecektir. Türkiye’nin taraf olduğu uluslararası anlaşmalar ise 1929 tarihli Uluslararası Hava Taşımalarına İlişkin Bazı Kuralların Birleştirilmesi Hakkında Sözleşme ve Eki Protokol ile 4 numaralı Montreal Protokolü (Varşova Konvansiyonu) ve bu Sözleşme ile kurulan sistemin günümüz şartlarına uygun hâle getirilmesi amacıyla hazırlanan 1999 tarihli Hava Yoluyla Uluslararası Taşımacılığa İlişkin Belirli Kuralların Birleştirilmesine Dair Sözleşme’dir (Montreal Konvansiyonu). Ülkemizin Varşova Konvansiyonuna katılması 01.03.1977 tarihli ve 2073 sayılı Kanunla uygun bulunmuştur. Montreal Konvansiyonu ise ülkemiz tarafından 28.05.1999 tarihinde imzalanmış, ancak 26.03.2011 tarihinde yürürlüğe girmiştir. Bu kapsamda taşıma sözleşmesinin tarihi veya akit devletin Montreal Konvansiyonuna taraf olup olmaması gözetilerek Varşova Konvansiyonu da uyuşmazlıklara uygulanacaktır.<br>2920 sayılı Türk Sivil Havacılık Kanununun 128. maddesi;<br>\" Yolcu bagajının veya yükün, bunları teslim almaya yetkili kişi tarafından itiraz edilmeden kabulü, taşıma belgesine uygun olarak ve iyi durumda teslim edildiklerine karine teşkil eder.<br>    Hasar halinde, teslim almaya yetkili kişi tarafından hasarın öğrenilmesinde derhal ve teslimlerinden itibaren yolcu bagajı için en geç yedi gün içinde ve yük için en geç ondört gün içinde taşıyana ihbarda bulunulması gerekir. Gecikme halinde ihbar, bagajın veya yükün tesliminden itibaren en geç yirmibir gün içinde yapılmalıdır.<br>    İhbarın yazılı olarak veya durumun taşıma belgesinin üstünde gösterilmesi sureti ile yapılması gerekir.<br>    İkinci fıkrada belirtilen sürelere uyulmaması halinde, hileli davranması hali hariç, taşıyıcı aleyhine dava açılamaz.\" şeklindedir.<br>Taşımanın Türkiye'den yurt dışına yapılması ve taşımanın hava yolu ile  gerçekleştirilmesi dikkate alındığında,  olayda Türkiye'nin de taraf olduğu 28/05/1999 tarihinde Montreal'de imzalanan  ve 02/04/2009 tarihli ve 5866 sayılı Kanunla onaylanması uygun bulunan Hava Yoluyla Uluslararası Taşımacılığa İlişkin Belirli Kuralların Birleştirilmesine Dair Sözleşme (Montreal Sözleşmesi) hükümleri uygulanacaktır.<br>Sözleşmenin şikayetlerin zamanına ilişkin 31/2 maddesinde hasar durumunda teslim almaya yetkili kimse tarafından hasarın tespiti halinde derhal ve kontrol edilmiş bagajlarda en geç 7 gün, kargo halinde ise en geç 14 gün içinde durumun taşıyıcıya bildirilmesi gerektiği, 4. fıkrasında ise söz konusu süreler içinde şikayette bulunulmaz ise taşıyıcının kötü niyeti dışında taşıyıcıya karşı dava açılamayacağı belirtilmiştir. Varşova Konvansiyonu'nun 26.maddesinde belirtilen yük için 14 günlük süre içerisinde bildirim zorunluluğunun  Montreal Sözleşmesi ile aynı yönde olduğu görülmektedir.<br>Dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgilere, yasaya uygun gerektirici nedenlere, ilk derece mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılmasıyla ulaşılan sonuçta  usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına; incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, kamu düzenine herhangi bir aykırılığın da bulunmamasına, husumet itirazının yerinde olmamasına, davaya konu  emtiada meydana gelen hasara ilişkin ihbarın  Varşova Konvansiyonu'nun 26.maddesinde ve Montreal Sözleşmesi 31/2. maddede öngörülen sürede  yapılmamasına, davalının, davacı taşımacının kötü niyetli olduğunu iddia ve ispat edemediği gibi hasarın taşımadan kaynaklandığını da ispatlayamamasına, borç ödenmediğinden<br> davanın kabulüne karar verilmesinde isabetsizlik bulunmamasına göre davalı vekilinin tüm istinaf itirazları yerinde görülmediğinden 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-1 maddesi uyarınca istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiştir.<br>HÜKÜM     : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;<br>1-İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 04/02/2020 tarih, 2018/392 Esas ve 2020/75 Karar sayılı kararına karşı davalının istinaf başvuru sebeplerinin HMK'nın 353/1-b-1. maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,<br>2-İstinaf kanun yoluna başvuran davalı taraftan alınması gereken 1.965,90 TL istinaf nispi karar harcından başlangıçta alınan 491,50 TL'nin mahsubu ile eksik yatırılan 1.474,40 TL'nin davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına, <br>3-Davalı tarafından yapılan istinaf masrafının üzerinde bırakılmasına, <br>4-Artan gider avansının karar kesinleştiğinde yatırana iadesine,<br>5-İstinaf yargılamasında duruşma açılmadığından karşı taraf yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,<br>6-Kararın taraflara tebliği, kesinleştirme, harç ikmali ve gider avansı iadesi işlemlerinin yerel mahkemece yerine getirilmesine, <br>Dair, dosya üzerinde HMK'nın 353/1-b-1. maddesi uyarınca yapılan inceleme sonucunda; HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince oy birliği ile kesin olmak üzere  karar verildi. 11/01/2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"92147054adc8c4a0","SID":"06e081475d996212"}}