{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C. <br>İSTANBUL <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ <br>13. HUKUK DAİRESİ <br>DOSYA NO: 2024/51 <br>KARAR NO\t: 2024/94 <br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A <br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I <br>İNCELENEN KARARI VEREN <br>MAHKEME  : İSTANBUL ANADOLU 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ  : 01/11/2023 <br>DOSYA NUMARASI : 2023/565 Esas - 2023/810 Karar <br>DAVA: Şirketin İhyası <br>KARAR TARİHİ : 25/01/2024 <br>İlk Derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı davalı tasfiye memuru vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi: <br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili ile sicilden terkin edilen şirket arasında iş sözleşmesi bulunduğunu, müvekkilinin terkin edilen şirket bünyesinde çalışırken iş kazası geçirdiğini, İstanbul Anadolu 12. İş Mahkemesi'nin 2015/847 esas sayılı dosyasında iş kazası sebebiyle maluliyetin belirlenmesi ve tazminat davaları açıldığını, yargılamanın 7 yıl sürdüğünü, yargılamanın iş kazası ile alakalı olduğunu, müvekkilinin baş parmağını çalıştığı spirel makinesine kaptırdığını, sakat kaldığını, 7 yıl boyunca terkin olunan şirketin davayı uzatmak için çabaladığını, kaybedeceklerini anladıklarında hızlı bir şekilde terkin işlemlerine başladıklarını, sicilden terkin edilen şirketin adresinin İstanbul olduğunu,  İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı dosyası ile takip başlatıldığını, şirket terkin edildiği için haciz işlemi uygulanamadığını, terkin edilen şirketin taraf olduğu derdest bir dava mevcut iken usul ve yasalara aykırı bir şekilde şirketin sicilden terkin edildiğini, tüzel kişiliğin sona erdirilmesi için tasfiye işlemlerinin eksiksiz tamamlanması gerektiğini, eksik kalan işlemler için TTK 547 maddesine göre tasfiyenin kapanmasından sonra ek tasfiye işlemlerinin yapılmasının zorunlu olduğunu, bu nedenlerle sicilden kaydı silinerek terkin olunan ... Tic. Ltd. Şti.'nin ihyasına, ticaret siciline tesciline, tasfiye işlemlerinin tamamlanması ve takibi için eski yahut yeni bir tasfiye memuru atanmasına, karar verilmesini  talep   ve dava etmiştir. <br>Davalı İstanbul Ticaret Sicili Müdürlüğü vekili cevap dilekçesinde özetle; Müvekkilinin TTK M.32 ve Ticaret Sicili Yönetmeliği M.34 hükmü çerçevesinde işlem yaptığını, tasfiye sürecinde yetki ve sorumluluğun şirket tasfiye memurunda olduğunu, mahkemece şirketin ek tasfiyesine karar verilmesi durumunda TTK.547/2 maddesi gereğince tasfiye memuru atanmasının zorunlu olduğunu, müvekkilinin davanın açılmasına sebep olmadığını, bu nedenle yargılama giderleri ve vekalet ücretinden sorumlu tutulamayacağını, belirterek açılan davanın reddini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasını talep etmiştir. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacı tarafından öne sürülen iddiaların tümünün mesnetsiz ve soyut iddialar olduğunu, tasfiye sürecinin tamamen usule ve hukuka uygun bir şekilde yürütüldüğünü ve sonlandırıldığını, ihyası istenilen şirketin Üsküdar .... Noterliği'nin 17/11/2021 tarih, ... sayılı ile tasdikli, 17/11/2021 tarihli genel kurul kararı ile tasfiyeye girdiğini, aynı karar ile tasfiye memuru olarak ...'ın seçildiğini, tasfiye alacaklılarına 22/02/2022 tarihinde ilk ilan yapıldığını, 02/03/2022 tarihinde ikinci ilanın yapıldığını, 10/03/2022 tarihinde üçüncü ilanın yapıldığını, yapılan ilanlar ve alacaklılara verilen sürelerin dolması neticesinde usule ve hukuka uygun bir şekilde yürütülen tasfiye sürecinin tamamlandığını, 20/06/2022 tarihinde de şirketin Ticaret Sicil Müdürlüğü'nden Türk Ticaret Kanunu'na uygun olarak terkin edilmesine karar verildiğini, yapılan tüm işlemlerin usul ve yasaya uygun olduğunu, bu nedenlerle açılan davanın reddini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasını talep etmiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ: İlk Derece Mahkemesi  01/11/2023 tarih ve 2023/565 Esas - 2023/810 Karar sayılı kararı ile; \" Dava, hukuki niteliği itibari ile TTK 547 maddesine dayalı olarak açılan şirketin ek tasfiye işlemleri için ihyası istemine ilişkindir. TTK 547 maddesinde \"tasfiyenin kapanmasından sonra ek tasfiye işlemlerinin yapılmasının zorunlu olduğu anlaşılırsa son tasfiye memurları, yönetim kurulu üyeleri, pay sahipleri veya alacaklılar şirket merkezinin bulunduğu yerdeki Asliye Ticaret Mahkemesinden bu ek işlemler sonuçlandırılıncaya kadar şirketin yeniden tescilini isteyebilirler. Mahkeme istemin yerinde olduğuna kanaat getirirse şirketin ek tasfiye için yeniden tesciline karar verir ve bu işlemlerini yapmaları için son tasfiye memurlarını veya yeni bir veya birkaç kişiyi tasfiye memuru olarak atayarak tescil ve ilan ettirir.\"hükmü düzenlenmiştir.Dilekçeler aşaması tamamlanmakla mahkememizin 01/11/2023 günlü ön inceleme duruşmasında dava şartları ve ilk itirazlar incelenmiş, uyuşmazlık noktaları belirlenerek tahkikat aşamasına geçilmiştir. Ek tasfiyesi talep edilen şirkete ait sicil dosyası getirtilmiş, incelenmesinden tasfiyesinin sona erdiği, Ticaret Sicilinde tescil edilerek şirketin sicilden terkin olduğu, şirket tasfiye memurunun ise mahkememiz dosyasında davalı durumunda bulunan ... olduğu görülmüştür. İstanbul Anadolu 12. İş Mahkemesi'nin 2015/847 esas, 2022/405 karar sayılı dosyada davacı tarafından ihyası talep edilen şirket aleyhine açılan tazminat davasında davanın kısmen kabulüne karar verildiği,  ihyası talep edilen şirketin davadan haberdar olduğu, yargılamayı takip ettiği görülmüştür.<br>İstanbul Anadolu .... İcra Müdürlüğü'nün ... sayılı takip dosyasında, davacının bu dosyada ihyası istenilen şirket aleyhine başlattığı  ilamlı icra takibinde İstanbul Anadolu 12. İş Mahkemesi'nin 2015/847 esas, 2022/405 karar sayılı dosyada verilen ilamı takibe konu ettiği anlaşılmıştır. Yapılan yargılama, toplanan deliller uyarınca davacının bu davayı açmakta hukuki yararının bulunduğu, sicilden terkin edilen şirketin İstanbul Anadolu 12. İş Mahkemesi'nin 2015/847 esas, 2022/405 karar sayılı dosyasında verilen kararın infazı için başlatılan İstanbul Anadolu .... İcra Müdürlüğü'nün ... sayılı takip dosyasında yürütülen işlemler ile sınırlı olarak TTK 547. maddesi uyarınca geçici olarak ihyası ve ek tasfiyesinin gerektiği, davacının talebinin TTK 547 maddesi koşullarını taşıdığı görülmekle davanın kabulüne, İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğü'nün ... sicil numarasında kayıtlı iken tasfiye sonucu terkin olan TASFİYE HALİNDE DP PARKE İNŞAAT SANAYİ VE TİCARET LİMİTED ŞİRKETİ'nin İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğü'nün ... sayılı t akip dosyasında yürütülen işlemlerle sınırlı olmak üzere TTK 547 maddesi uyarınca geçici olarak İHYASINA, Şirketin ticaret siciline tesciline, ek tasfiye işlemlerini yürütmek üzere şirketin önceki tasfiye memuru olan ...'ın tasfiye memuru olarak atanmasına, kararın ticaret sicilinde tescil ve ilanına karar verilmiş, davalı Ticaret Sicil Müdürlüğü dosyada yasal hasım durumunda olup ve dava açılmasına sebebiyet vermediğinden  yargılama gideri ve vekalet ücretinden  sorumlu tutulmayarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur. \" gerekçeleri ile; \" 1-DAVANIN KABULÜNE, İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğü'nün ... sicil numarasında kayıtlı iken tasfiye sonucu terkin olan TASFİYE HALİNDE ... LİMİTED ŞİRKETİ'nin İstanbul Anadolu .... İcra Müdürlüğü'nün ... sayılı t akip dosyasında yürütülen işlemlerle sınırlı olmak üzere TTK 547 maddesi uyarınca geçici olarak İHYASINA, Şirketin ticaret siciline TESCİLİNE, Ek tasfiye işlemlerini yürütmek üzere şirketin önceki tasfiye memuru olan ...'ın tasfiye memuru olarak atanmasına, Kararın ticaret sicilinde tescil ve ilanına, ... \" karar verilmiş ve verilen karara karşı, davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. <br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı tasfiye memuru vekili istinaf dilekçesinde özetle; Yerel mahkemece tesis edilen hüküm usul ve yasaya aykırı olduğundan yasal süresi içerisinde istinaf kanun yoluna başvurma zarureti doğduğunu, Yerel mahkemece gerekçe olmaksızın, ilk celsede doğrudan davanın kabulüne karar verildiğine ilişkin olarak; Yerel mahkemenin gerekçeli kararında, dosyada yapılan aşamaların izah edildiğini ve hemen akabinde hiçbir gerekçe sunulmadan ilk celsede doğrudan davanın kabulüne karar verildiğinin belirtildiğini, ancak cevap dilekçelerindeki tüm hususlar üzerinde inceleme yapılmaksızın ve hiçbir gerekçe sunulmaksızın ilk celsede doğrudan davanın kabulüne karar verilmesinin hukuka açıkça aykırı olduğundan kabul edilemez nitelikte olduğunu, Cevap dilekçeleri ile de belirttikleri üzere her ne kadar davacı dava dilekçesi ile tasfiye sürecinin usule ve hukuka uygun bir şekilde tamamlanmadığını ve bu sebeple ek tasfiyeye karar verilmesi gerektiğini ileri sürmüş ve Yerel Mahkemece de hiçbir araştırma yapılmaksızın ve sunmuş oldukları delilleri incelenmeksizin davanın kabulüne karar verilmişse de, davacının işbu iddialarının gerçek dışı olup, tasfiye süreci tamamen usul ve hukuka uygun bir şekilde yürütülmüş ve sonlandırılmış olduğundan, mahkemece istinaf başvurularının kabulü ile davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, Yüksek mahkemenin dosyayı incelemesi ile de görüleceği üzere, ... Tic. Ltd. Şti.'nin, Üsküdar .... Noterliği'nin 17.11.2021 tarih, ... sayı ile tasdikli, 17.11.2021 tarihli sayılı Genel Kurul Kararı ile tasfiyeye girdiğini, aynı karar ile tasfiye memuru olarak müvekkil ... seçildiğini, tasfiye alacaklılarına 22.02.2022 tarihinde ilk ilanın yapıldığını, 02.03.2022 tarihinde ikinci ilanın yapıldığını, 10.03.2022 tarihinde ise üçüncü ilanın yapıldığını, yapılan ilanlar ve alacaklılara verilen sürelerin dolması neticesinde ise usule ve hukuka uygun bir şekilde yürütülen tasfiye sürecinin tamamlandığını, 20.06.2022 tarihinde de şirketin ticaret sicil müdürlüğü'nden Türk Ticaret Kanunu'na uygun olarak terkin edilmesine karar verildiğini, Her ne kadar ek tasfiyeye gidebilmek için tasfiyenin yapılmış, TTK'nın 545. maddesine göre tasfiyenin kapatılmış, şirketin ticaret sicilinden silinmiş olması, tasfiyenin tamamlandığından bahsedebilmek içinde TTK’nın 540 ile 543. maddeleri uyarınca, alacakların ödenmesi, tevdi edilmesi veya teminat altına alınması, altı aylık bekleme süresinin geçmesi ve geriye kalan mal varlığının da pay sahipleri arasında dağıtılması gibi tasfiye işlemlerinin gerçekleştirilmiş ve şirketin ticaret sicilinden silinmiş olması gerekse de yine Yüksek Mahkemenin de bilgisinde olduğu üzere, ek tasfiyeye gidilmesi için sadece bunların mevcut olmasının yetmediğini, ek tasfiye talep edenin bunu talep etmekte mevcut bir yararının ve ek tasfiye işlemlerinin yapılmasının zorunlu olması gerektiğini, Dava konusu olayda ise tasfiye süreci usule ve hukuka uygun bir şekilde tamamlandığından, ek tasfiye işlemlerinin yapılmasının zorunlu olmasını gerektirir herhangi hal ve şart bulunmadığını, oysa yerel mahkemece işbu hususların hiçbirinin incelenmediğini, ilk celsede, hiçbir araştırma yapılmaksızın doğrudan davanın kabulüne karar verildiğini, nitekim hiçbir araştırma yapılmadığı için de yerel mahkemece gerekçeli karara hiçbir gerekçe yazılmadığını ve gerekçesiz bir şekilde davanın kabulüne karar verildiğini, dolayısıyla da tek başına bu nedenle dahi yüksek mahkemece istinaf taleplerinin kabulü ile işbu davanın dorudan reddine karar verilmesi gerektiğini, <br>İzah edilen nedenlerle yapılan tüm işlemlerin usul ve yasaya uygun olduğu, işbu işlemlerin hiçbirinde herhangi bir eksikliğin olmadığı, bu sebeple de ek tasfiyeye ilişkin geçerli bir nedenin mevcut olmadığı, davacının salt haksız kazanç elde etme amacıyla huzurdaki davayı ikame ettiği ve ek tasfiye talebinde bulunduğu sabit olduğundan ve yerel mahkemece de sunmuş oldukları deliller incelenerek karar verilmesi gerekirken usul ve yasaya aykırı olacak şekilde herhangi bir inceleme yapılmaksızın davanın kabulüne karar verildiğinden istinaf başvurularının kabulü ile davanın reddine karar verilmesi gerektiğini ve talep olunduğunu, Ayrıca her ne kadar davacının ek tasfiye talep etmesinde ileri sürdüğü tek neden olarak İstanbul Anadolu 12. İş Mahkemesi'nin 2015/847 E. sayılı  dosyası derdest iken şirketin ticaret sicilden terkin edilmesinin ileri sürüldüğünü ve yerel mahkemece de işbu husus dikkate alınmışsa da, davacının taleplerinin tümünün mesnetsiz ve hukuka aykırı olduğunu, Zira yüksek mahkemece İstanbul Anadolu 12. İş Mahkemesi'nin 2015/847 E. sayılı dosyasının incelenmesi ile de görüleceği üzere söz konusu dosyada 30.03.2023 tarihinde karar verildiğini ve işbu kararın 07.06.2023 tarihinde kesinleşmiş olup, ... Tic. Ltd. Şti.'nin de 20.06.2023 tarihinde terkin edildiği göz önüne alındığında, şirketin terkin edildiği tarih olan 20.06.2023 tarihinde derdest olan herhangi bir mahkeme dosyasının söz konusu olmadığı, tasfiye işlemlerinin tamamen alacaklılara yapılan ilanlar ile usule ve hukuka uygun şekilde gerçekleştirildiğini, tek başına bu nedenle de ek tasfiye işlemlerinin yapılmasını gerektirir herhangi bir neden bulunmamakta olduğundan ve yerel mahkemece de işbu hususların hiçbiri incelenmeksizin, ilk celsede doğrudan karar verildiğinden, Yüksek Mahkemece istinaf taleplerinin kabulü ile huzurdaki davanın reddi gerektiğini, Yerel mahkemece müvekkil hakkında vekalet ücretine hükmedilmesinin hukuka aykırı olduğuna ilişkin olarak; Yüksek Mahkemece incelenmesi ile de görüleceği üzere yerel mahkemece verilen karar ile müvekkilin vekalet ücreti ödemesine hükmedilmiş olup, işbu hususun hukuka aykırı olduğunu, Müvekkilin her işlemi usul ve hukuka uygun bir şekilde yaptığını, ... Tic. Ltd. Şti.'nin, Üsküdar .... Noterliği'nin 17.11.2021 tarih, ... sayı ile tasdikli, 17.11.2021 tarihli sayılı Genel Kurul Kararı ile tasfiyeye girdiğini, aynı karar ile tasfiye memuru olarak müvekkil ...'ın seçildiğini, tasfiye alacaklılarına 22.02.2022 tarihinde ilk ilanın yapıldığını, 02.03.2022 tarihinde ikinci ilanın yapıldığını, 10.03.2022 tarihinde ise üçüncü ilanın yapıldığını, yapılan ilanlar ve ALACAKLILARA VERİLEN SÜRELERİN DOLMASI NETİCESİNDE İSE USULE VE HUKUKA UYGUN BİR ŞEKİLDE YÜRÜTÜLEN TASFİYE SÜRECİnin tamamlandığını, 20.06.2022 tarihinde de şirketin ticaret sicil müdürlüğünden Türk Ticaret Kanunu'na uygun olarak terkin edilmesine karar verildiğini, dolayısıyla da bu aşamadan sonra müvekkilin sorumluluğundan söz edilemeyecek ve işbu sebeple de müvekkil hakkında vekalet ücretine hükmedilemeyeceğini, <br>Ancak buna rağmen Yerel Mahkemece müvekkil hakkında vekalet ücreti ödenmesine karar verildiğinden, Yüksek Mahkemece işbu hukuka aykırı kararın kaldırılarak, istinaf başvurularının kabulü ile davanın reddine karar verilmesi gerektiğini ve talep olunduğunu, Yukarıda izah edilen sebeplerle davacının taleplerinin tümünün mesnetsiz ve hukuka aykırı olduğundan ve yerel mahkemece, hiçbir inceleme yapılmaksızın, ilk celsede doğrudan ve hiçbir gerekçe sunulmaksızın hüküm tesis edilmesi hatalı, eksik ve yetersiz incelemelere dayalı hüküm verildiğini açıkça göstermekte olduğundan ve bunun neticesinde usul ve yasaya aykırı olacak şekilde davanın kabulüne karar verildiğinden istinaf başvurularının kabulü ile davanın reddine karar verilmesi gerektiğini ve talep olunduğunu; Tüm bu sebeplerle usul ve yasaya aykırı, eksik ve yetersiz incelemelere ve hatalı değerlendirmelere dayalı yerel mahkemenin  davanın kabulüne ilişkin kararının kaldırılarak, istinaf incelemesi neticesinde istinaf başvurularının kabulü ile davanın reddine ve kararın kesinleşmesine kadar hükmün icrasının tehirine karar verilmesi gerektiğini ve talep olunduğunu beyanla; <br>Açıklanan ve re'sen nazara alınacak sair hususlar ışığında; Fazlaya ilişkin talep hakları saklı kalmak kaydıyla; - İstanbul Anadolu 8. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 01.11.2023 tarih ve 2023/565 E- 2023/810 K sayılı kararının istinaf incelemesi neticesinde KALDIRILMASINA ve yeniden yargılama yapılarak davanın reddine veya dosyanın yerel mahkemeye iadesine, - Kararın kesinleşmesine kadar hükmün icrasının tehirine, - Yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı üzerine tahmiline karar verilmesini talep etmiştir. <br>İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Dava; 6102 sayılı TTK nın 643 maddesi delaleti ile aynı yasanın 547.maddesine dayalı olarak açılan şirketin ihyası talebine ilişkindir. Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş, karara karşı davalı tasfiye memuru vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. TTK'nın 547 maddesine göre; Tasfiyenin kapanmasından sonra ek tasfiye işlemlerinin yapılmasının zorunlu olduğu anlaşılırsa, son tasfiye memurları, yönetim kurulu üyeleri, pay sahipleri veya alacaklılar, şirket merkezinin bulunduğu yerdeki asliye ticaret mahkemesinden, bu ek işlemler sonuçlandırılıncaya kadar, şirketin yeniden tescilini isteyebilirler. Mahkeme istemin yerinde olduğuna kanaat getirirse, şirketin ek tasfiye için yeniden tesciline karar verir ve bu işlemlerini yapmaları için son tasfiye memurlarını veya yeni bir veya birkaç kişiyi tasfiye memuru olarak atayarak tescil ve ilan ettirir. Somut uyuşmazlıkta ihyası talep edilen Tasfiye Halinde ...İnşaat Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi'nin tasfiyesine karar verilerek tasfiyesinin tamamlanmasına müteakiben 20/06/2022 tarihinde tescil edilerek sicil kaydının terkin edildiği anlaşılmıştır. İstanbul Anadolu 12. İş Mahkemesi'nin 2015/847 esas ve 2022/405 karar sayılı dosyasında davacı tarafından tasfiyesi talep edilen şirket aleyhine 24/07/2015 tarihinde iş kazasından kaynaklı maddi ve manevi tazminat davası açtığı, yapılan yargılama sonucunda Mahkemece 28/03/2022 tarihinde verilen karar ile davanın kısmen kabulüne karar verildiği ve kararın  07/06/2022 tarihinde kesinleştiği, davacı vekili tarafından adı geçen ilamın infazı için  İstanbul Anadolu .... İcra Müdürlüğü'nün ... sayılı takip dosyasında tasfiyesi talep edilen şirket aleyhine 20/05/2022 tarihinde ilamlı icra takibi başlattığı, şirketin terkin edilmesi sebebiyle icra takip işlemlerinin tamamlanması ve alacağın tahsili için davacı tarafından iş bu şirketin ihyası davasının açıldığı anlaşılmıştır. Davacı tarafından ihyası istenen şirket aleyhine  24/07/2015 tarihinde açılan ve bu tarihten itibaren devam eden iş kazasından kaynaklı maddi ve manevi tazminat davasının ve icra takibinin şirketin tasfiye nedeniyle terkin tarihinden önce açıldığı/başlatıldığı anlaşılmıştır. Davalı tasfiye memuru şirket aleyhine açılan dava ve davacı lehine tazminata hükmedilen karar ve bu kararın infazı için başlatılan takip bulunmasına ve söz konusu dava ve icra takibinden haberdar olmasına rağmen şirketi usul ve yasaya aykırı olarak tasfiyesine karar vermiş ve tasfiye nedeniyle sicilden terkin ettirmiştir. Davacının alacağın tahsili için şirketin ihyasını talep etmekte hukuki yararı mevcuttur. Bu sebeple Mahkemece dava konusu şirketin ihyasına ve tasfiye işlemleri için tasfiye memuru atanmasına karar verilmesi ve tasfiye işlemlerinin usulsüz yapılması sebebiyle dava açılmasına davalı tasfiye memuru sebep olduğundan aleyhine yargılama gideri ve vekalet ücretine hükmedilmesi usul ve yasaya uygun olup, davalı tasfiye memuru vekilinin aksi yöndeki istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir. Açıklanan nedenlerle; ilk derece mahkemesi karar ve gerekçesi usul ve yasaya uygun olup, kamu düzenine aykırılık da tespit edilmediğinden, davalı tasfiye memurunun istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nun 353/1-b-1 maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaatine varılmış ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. <br>HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davalı Tasfiye Memurunun istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK' nın 353/1-b-1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 3-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 427,60 TL istinaf karar harcından istinaf eden tarafından peşin olarak yatırılan 269,85 TL harcın mahsubu ile bakiye 157,75‬ TL' nin davalı  tasfiye memurundan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 4-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf talep eden üzerinde bırakılmasına, 5-Artan gider avansı bulunması halinde karar kesinleştiğinde yatıran tarafa iadesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 361/1. maddesi gereğince kararın taraflara tebliğ tarihinden itibaren iki haftalık yasal süre içerisinde Yargıtay temyiz yasa yolu açık olmak üzere 25/01/2024 tarihinde oy birliği ile karar verildi. <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"1092b8887af2c524","SID":"4d896129c8bf0cbb"}}