{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>16. HUKUK DAİRESİ<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>DOSYA NO: 2023/1095 Esas<br>KARAR NO: 2024/220 Karar<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 1. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUKMAHKEMESİ<br>TARİHİ: 13/01/2022<br>NUMARASI: 2021/75 E. - 2022/4 K.<br>DAVANIN KONUSU: Marka (Marka Hakkına Tecavüzden Kaynaklanan)<br>KARAR TARİHİ: 06/02/2024<br>İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla, HMK 353. ve 356. maddeleri gereğince dosya içeriğine göre duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu;<br>G E R E Ğ İ  D Ü Ş Ü N Ü L D Ü:<br>DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin \"...\" ve \" ...\" markası ile tekstil ürünleri üreterek yurt dışına pazarladığını, müvekkilinin markasının Türkiye dışında birçok ülkede de tescilli olduğunu, davalı şirketin adresine Gaziosmanpaşa 1.Sulh Ceza Mahkemesi'nin aldığı arama kararıyla gidilmiş olup \"...\" ibarelerini taşıyan farklı renklerde pantolonlar tespit edildiğini, konuyla ilgili tutanağın düzenlendiğini, davalı şirket hakkında yaptıkları şikayet üzerine Bakırköy 1.FSHCM'nin 2015/294 Esas sırasında kayıtlı kamu davasının açıldığını, ceza yargılamasında alınan bilirkişi raporlarında davalıya ait ürünlerde bulunan \"...\" ibarelerinin müvekkili adına tescilli markalarla iltibas teşkil ettiğini ve ülkesellik ilkesi gereğince suç olduğunun tespit edildiğini, ancak davalı şirket yetkilisinin bu ürünleri Amerika’da tescilli bir marka için ürettiği ve iç pazara satmadığı için beraatine karar verildiğini, ancak ürünlerin suç unsuru olmaları nedeniyle müsadere edildiğini, yaptıkları araştırmada davalının iltibas teşkil eden ürünleri ... Mağazaları aracılığıyla Türkiye iç pazarında da satışa çıkardığının tespit edildiğini, davalının müvekkili şirkete ait markaları izinsiz şekilde kullandığını, bu durumun markaya tecavüz ve haksız rekabet oluşturduğunu belirterek, markaya tecavüz ve haksız rekabetin tespitine, men'ine ve ref'ine, imal edilen ürünlere ve imalatta kullanılan araçlara el konulmasına, ürünlerden \"...\" ibarelerinin silinmesine, silinmesi mümkün olmuyor ise imha edilmesine, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 1.000,00 TL maddi tazminatın tespit tarihinden itibaren ticari faiziyle ve 1.000,00 TL manevi tazminatın tespit tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle davalıdan tahsiline ve hükmün gazetede ilanına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. <br>ISLAH: Davacı vekili, 05/05/2017 tarihli ıslah dilekçesiyle; maddi tazminat talebini 35.248,15 TL'ye yükseltmiştir. <br>CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin el koyma kararının uygulandığı 20/06/2014 tarihinden beri hiçbir şekilde üretim yapmadığını, müvekkilinin bu ürünleri markanın esas ve gerçek sahibi olan ... şirketi için yaptığını, bu karardan sonra bu şirketle çalışmalarını sonlandırdığını ve bir üretim de gerçekleştirmediğini, müvekkilinin herhangi bir marka tecavüzünün bulunmadığını, davacının maddi ve manevi bir zararının bulunmadığını, zarar görenin müvekkili şirket olduğunu, ayrıca müvekkilinin ... firmasına ürün satmadığını, müvekkilinin  ... şirketiyle 14 Ekim 2013 tarihli imalat sözleşmesi imzalandığını ve bu sözleşme gereği ihraç kayıtlı ürünler üretip yurt dışına gönderdiğini, \"...\" markasının dünyada tanınmış bir marka olduğunu, müvekkilinin sözleşme gereğince ürün ürettiğini, Türkiye'de satış yapmadığını, zaten ceza mahkemesinde beraat kararı verildiğini, bu kararın hukuk hakimini de bağlayacağını bildirerek davanın reddini savunmuştur. <br>MAHKEME KARARI:Bakırköy 1. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 19/09/2017 tarih, 2016/86 Esas ve 2017/159 Karar sayılı kararıyla;  \"...Davacının davasının kabulü ile davacıya ait Türkiye de tescilli ... markasına yönelik davalı tarafın fason olarak imal ettiği ürünler üzerinde markanın kullanımının markaya yönelik tecavüz ve haksız rekabet olduğunun tespiti ve menine, davalının ... markalı ürünlere yönelik üretim yapmasının ürünleri satışa sunmasının ihraç etmesinin engellenmesine, ürünlere el konulmasına, el konulan ürünler üzerinde ... ve ... markaları sökülmek suretiyle mümkün değilse ürünlerin imha edilmek suretiyle masrafı alınmak suretiyle tecavüzün giderilmesine, ıslah edilen değerle birlikte 35.248,15 TL maddi tazminatın 20.06.2014 tarihinden itibaren işleyecek değişen oranlarda ticari faizle davalıdan tahsili davacı tarafa ödenmesine, izinsiz kullanım nedeniyle 1.000 TL manevi tazminatın 20.06.2014 tarihinden itibaren yasal faizle davalıdan tahsili davacı tarafa ödenmesine, hükmün kesinleştikten sonra masrafı davalıdan alınmak suretiyle 5 büyük gazeteden birinde ilanına\" karar verildiği, kararın davalı vekili tarafından istinaf edildiği görülmüştür.<br>KALDIRMA KARARI: Dairemizin  \"...mahkemece davalının delil listesinde dayandığı ve Türkçesini sunmadığı delil ve belgelerin Türkçe tercümelerini sunması sağlandıktan sonra dayanmış olduğu yabancı şirkete ait markanın Türkiye'de davacının marka tescilinden önce de satışları bulunup bulunmadığı hususlarında gerektiğinde bilirkişiden ayrıntılı incelemeyi içerir ve istinaf denetimine elverişli rapor alınıp ayrıca davacının markaya tecavüz iddiasının TMK'nun 2.maddesi kapsamında kötüniyetli olup olmadığı hususları üzerinde de durularak (Bakınız. Yargıtay 11.Hukuk Dairesi'nin 2010/12167 Esas, 2012/17493 Karar Sayılı İlamı) tüm deliller birlikte değerlendirildikten sonra davalının adresinde ele geçirilen ürünler yönünden marka tecavüzünün ve haksız rekabetin gerçekleşip gerçekleşmediği hususunda ve diğer talepler konusunda bir karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olduğu gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf talebinin kabulüne\" karar verilmiştir.<br>KALDIRMA SONRASI MAHKEME KARARI: Bakırköy 1. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 13/01/2022 tarihli 2021/75 E. - 2022/4 K. sayılı kararıyla; \"...Yukarıda yapılan açıklama ışığında, dava konusu olaya bakıldığında, davacı adına tescilli marka mevcut ise de, yurt dışında da  davalının fason üretimini yaptığı yabancı şirket adına tescilli olması, davalının yurt dışı şirketiyle olan sözleşme kapsamında üretim yapıp, iç piyasaya herhangi bir satış ve saire olmadan doğrudan yurt dışı şirketine göndermiş olması karşısında kastının bulunmadığı gibi (nitekim aynı sebeple ceza mahkemesince beraat kararı verilmiştir), ihmalinin  bulunduğunun da kabulünün mümkün olmaması karşısında,  davacı yararına maddi ve manevi tazminat koşullarının oluşmadığı sonuç ve kanaatine varılarak, davacının maddi ve manevi tazminata dair talebinin reddine dair; 1-Davacının davasının KISMEN KABULÜNE, davacı adına Türkiye'de tescilli \"...\" ibareli markasına yönelik davalı tarafın fason olarak imal ettiği ürünler üzerinde bu markanın kullanımının davacının markadan doğan haklarına tecavüz teşkil ettiğinin tespitine ve men'ine, davalının \"...\" markalı ürünlerine yönelik üretim yapmasının, ürünleri satışa sunmasının, ihraç etmesinin engellenmesine, bu ibareleri taşıyan ürünlere el konulmasına, el konulan ürünler üzerinde \"...\" markaları sökülmek suretiyle davalıya iadesine, sökülmesi mümkün değil ise imha edilmek suretiyle tecavüzün giderilmesine, 2-Davacının maddi ve manevi tazminata dair taleplerinin reddine, 3-Hüküm kesinleştiğinde, masrafı davalıya ait olmak üzere hüküm özetinin beş büyük gazetenin birinde ilanına,\" karar verildiği görülmüştür. <br>İSTİNAF BAŞVURULARI: Davacı  vekilinin süresinde ibraz ettiği istinaf dilekçesinde; Mahkemece markaya tecavüz edildiğinin isabetli şekilde tespit edildiğini,Maddi ve manevi tazminat koşullarının mevcut olduğunu, davalının müvekkili adına 2004 yılından bu yana tescilli olan markayı birebir kullanarak üretimde bulunduğunu, davalının müvekkilinin markasından haberdar olduğunu,Tazminat sorumluluğu için kastın bulunmasının gerekmediğini, ihmalin bulunmasının yeterli olduğunu, davalının üretim yaptığı markanın başkası adına tescilli olup olmadığını araştırmamasının ihmal derecesinde kusur olduğunu,Davalının ürettiği ürünlerin yurt içinde satıldığını, buna rağmen mahkemece gerekçeli kararda davalının ürünleri yurt içinde üretip doğrudan yurt dışına gönderdiğinin yazıldığını, bu tespitin alenen hatalı olduğunu, Davaya konu ürünün Türkiye'nin en prestijli mağazalarından biri olan ... mağazalarında satışa sunulduğunu, Mahkemece verilen ilk karar dosyaya sunulan İngilizce delillerin Tükçe tercümelerinin incelenmesi ve Amerika'da tescil sahibi olan dava dışı şirketin davacı tarafın tescilinden önce Türkiye'de markayı kullanıp kullanmadığının araştırılması için kaldırılmasına karar verildiğini, alınan bilirkişi raporu ile markaya tecavüzün tespit edildiğini, ancak mahkemece hiç bir somut gerekçeye dayanılmadan tazminat konusunda farklı bir değerlendirme yapıldığını, istinaf kararında tazminat konusunda hiç bir değerlendirmeye yer verilmemiş olduğunu, bu durumun yasaya ve kazanılmış hak ilkesine aykırılık teşkil ettiğini, Mahkeme kararının çelişkili olduğunu, tazminat ve kusur konusunda hiç bir inceleme yapılmadan, bilirkişi raporu alınmadan tazminat taleplerinin reddedilmesinin dosyadaki delillerle çelişkili olduğunu, delillerin yanlış değerlendirildiğini belirterek, mahkeme kararının davanın kısmen reddine dair kısmının kaldırılmasına, davanın tümden kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. Davalı  vekilinin süresinde ibraz ettiği istinaf dilekçesinde; müvekkilinin Amerika'da marka sahibi olan şirket adına yalnızca fason üretim yaptığını, Türkiye'de ürün satışı yapmadığını, Amerika'da tescilli \"...\" markasının Paris Sözleşmesinin 1. mükerrer 6. maddesi uyarınca sektörel tanınmış marka olması nedeniyle Türkiye'de de Paris Sözleşmesi kapsamında korunması gerektiğini, bu durumun ülkesellik ilkesinin bir istisnası olduğunu, Müvekkilinin davacının tescilli markasından haberdar olmadığını, markayı taklit amacı güdülmediğini, iç piyasaya hiç bir zaman satış yapmadıklarını, Mahkemenin 556 sayılı KHK'nın 9. maddesi uyarınca müvekkilinin davacının marka haklarına tecavüz ettiğine ilişkin tespitinin ve kararının hukuka aykırı olduğunu, Müvekkilinin davaya konu ürünleri yalnızca ihraç kayıtlı fason ürün olarak ürettiğini, nitekim ceza davasında da bu nedenle beraatine karar verildiğini, Davacının başkasına ait sektörel tanınmış markayı kötüniyetli olarak kendi adına tescil ettirdiğini, ... 'nin \"...\" markasını 25. sınıfta ilk kullandığı tarihin davacının marka tescil tarihinden daha önce, 28/02/2011, 35. sınıfta ilk kullanım tarihinin ise 16/02/2011 olduğunu belirterek, tüm bu nedenlerle; mahkeme kararının kaldırılarak, haksız, hukuka aykırı ve kötü niyetli davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>DELİLLER: TPMK kayıtları incelendiğinde; davacıya ait ... tescil numaralı \"... +Şekil\" markasının 5, 18, 25 ve 35.sınıflarda 29/07/2004 tarihinde tescil edildiği ve 29/07/2014'den itibaren 10 yıl süreyle yenilendiği, geçerliliğini halen sürdürdüğü; 12/05/2011 başvuru, 03/10/2012 tescil tarihli, ... tescil numaralı \"...\" markasının ise 25.sınıfta tescilli olduğu, 04/11/2011 başvuru, 31/01/2013 tescil tarihli, ... tescil numaralı \"...+Şekil\" markasının 35. sınıfta tescilli olduğu görülmüştür.  Gaziosmanpaşa 1.SCM'nin 20/06/2014 gün ve 2014/709 D.İş sayılı arama kararı uyarınca davalıya ait iş yerinde \"...\" isimli markayla ilgili olarak arama izni verildiği, yapılan aramada bu markayı taşıyan değişik renklerde kot pantolonları görüldüğü (5 farklı model), bunların sahibi olduğunu söyleyen ... isimli şahsa bunların yediemin olarak teslim edildiği, ayrıca 5 adet farklı model ve renklerde numune alındığı anlaşılmıştır. Dava dilekçesi ekinde ... Mağazaları tarafından ... isimli şahsa bir adet Jean pantolonun 27/05/2014'de satıldığı görülmüştür. Bakırköy 1.FSHCM'nin 2015/294 Esas, 2016/75 karar sayılı ilamının incelenmesinde; katılanın davacı şirket olduğu, sanığın ise ... olduğu, atılı suçun marka hakkına tecavüz olduğu, yargılama sonunda söz konusu ürünlerin yıkama aşamasında ele geçirildiği, ürünlerin sanığın Amerika'daki firma için ürettiği ürünlerle birebir aynı olduğu ve bu ürünlerin iç pazar için üretilip satılıp satışa arz edildiğine dair delil elde edilemediği, suçun yasal unsurlarının oluşmadığı gibi, suç işleme kastı altında hareket ettiğini gösterir mahkumiyet için yeterli her türlü şüpheden uzak somut, kesin ve inandırıcı delil elde edilemediği gerekçeleriyle CMK 223/2-a,c,e maddeleri uyarınca sanığın beraatine, adli emanette kayıtlı ürünler ile yediemine teslim edilen ürünlerin suçun konusunu teşkil ettikleri gerekçesiyle TCK 54/4. maddesi uyarınca müsaderesine karar verildiği görülmüştür.Ceza yargılaması sırasında alınan 10/06/2015 tarihli bilirkişi raporunda; ürünler üzerinde müştekiye ait \"...\" markasının kullanıldığı, iltibasa sebebiyet verdiği, fiilin marka hakkına tecavüz teşkil ettiği yolunda görüş bildirildiği görülmüştür. Ceza yargılaması sırasında alınan 10/01/2016 tarihli ek bilirkişi raporunda; ürünlerin müştekiye ait orijinal ürünler olmadığı, müştekiye ait 2011/40171 no'lu markanın kullanıldığı, eylemin ülkesellik prensibi gereğince marka hakkına tecavüz teşkil ettiği yolunda görüş bildirildiği görülmüştür. Davacı vekilinin 26/07/2016 tarihli dilekçesi ekinde; müvekkilinin \"...\" esas unsurlu ilk markasını 2004 yılında tescil ettiğini, davalının dayandığı Amerikan menşeili şirkete ait \"...\" markasının ise 2011 yılında Amerikan Patent Enstitüsüne başvurusunun yapıldığı, müvekkilinin 2011 yılından önce de \"...\" ibareli markayı kullandığına dair faturalar ile gümrük belgelerini sunduğu  görülmüştür. Davalı tarafça ibraz edilen 14/10/2013 tarihli imalat sözleşmesi şeklinde tercüme edilmiş evrakın fotokopisinin incelenmesinde; davalı şirketle Amerika'da bulunan ... arasında ürün özellikleri sipariş formunda tanımlanan ürünlerin üretimini konu aldığı, üretimi davalının yapacağını, ürünleri davalının yurt dışı şirketinin kalite ve standartlarına uygun olarak ve talimatları doğrultusunda yapacağının belirtildiği görülmüştür. Davalının ayrıca yurt dışı firmasının Avrupa OHİM ve Asya tescil belgelerinin yabancı dildeki fotokopilerini sunduğu görülmüştür. ...'dan mahkemeye gönderilen cevabi yazıda; ...'nun satışını yaptığı Jean pantolonun yurt dışından alındığının belirtildiği ve evraklarının sunulduğu görülmüştür. Yargılama sırasında alınan 27/03/2017 tarihli mali müşavir bilirkişi raporunda; davalının ticari defterlerinin incelendiği, davalının sunduğu imalat sözleşmesinin tarafı olan yurt dışı firmasına ilk satış faturasının 20 Ocak 2014 tarihinde düzenlendiği, dava tarihine kadar olan süre içinde toplam 704.962,93 TL'lik satış yapıldığı, davalının 2014 yılı mali tablolarının incelenmesinde net karlılığının %5 olarak hesaplandığı, buna göre dava konusu markaya ilişkin olarak 35.248,15 TL net kar hesabı yapıldığının bildirildiği görülmüştür. Kaldırma kararı sonrası ilk derece mahkemesince,  Dairemiz kararı doğrultusunda alınan 13/12/2021 havale tarihli bilirkişi raporunda; davacının marka hakkına tecavüz iddiasında TMK'nın 2. maddesine aykırılık bulunmadığı, davalının kullanımı yönünden tescil ve ülkesellik ilkelerinin istisnalarından birinin söz konusu olmadığı, davalının dayandığı Amerikan şirketine ait yurt dışında tescilli markanın, davacı markalarının koruma tarihi öncesinde Türkiye’de kullanılmadığı, tanınmış marka statüsüne kavuşmuş olmadığı, davacının kötü niyetinden bahsedilemeyeceği, dolayısıyla davacının tescilli marka haklarının korunması gerektiği yönünde kanaat ve sonuca ulaşıldığı, davalının ihracatta tespit edilen kullanımının, davacının tescilli markaları ile aynı sınıfta olduğu ve aynı/benzer işareti içerdiği, bu itibarla 556 Sayılı KHK'nın 61/f.1 (a) hükmü ve atıf yaptığı aynı KHK 9. maddesinin ilgili hükümleri kapsamında, davacının tescilli marka haklarına tecavüz eder nitelikte olduğu belirtilmiştir.<br>G E R E K Ç E: Dava, marka hakkına tecavüzün tespiti, önlenmesi, maddi ve manevi tazminat davasıdır. Mahkemece markaya tecavüzün tespiti ve önlenmesi davasının kabulüne, maddi ve manevi tazminat taleplerinin reddine karar verilmiş, karara karşı her iki taraf vekili de istinaf yargı yoluna başvurulmuştur. İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi gereğince, ileri sürülen istinaf başvuru nedenleri ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır. Öncelikle davalı vekilinin istinaf talepleri incelenmiştir. Davalı tarafça davaya konu ürünlerin fason olarak üretildiği dava dışı şirkete ait markanın Paris Sözleşmesi kapsamında tanınmış marka olduğu ve Türkiye’de tescilli olmasa bile korunması gerektiği belirtilmişse de, markanın Paris Sözleşmesi 1. Mükerrer 6. maddesi uyarınca tanınmış olduğunu davalının ispatlaması gerektiği, dosya kapsamındaki delillerle ve en son alınan bilirkişi raporu ile dava dışı şirkete ait \"...\" markasının davacının markasının tescil başvurusunun yapıldığı 12/05/2011 tarihinde tanınmış marka olduğuna dair bir delil bulunmadığı, yabancı şirketin davacının marka başvuru tarihinden önce markasını Türkiye’de kullandığına, yani öncelik hakkına sahip olduğuna dair de bir delil bulunmadığı, bu nedenle markalarda ülkesellik ilkesi gereğince dava dışı şirketin yurt dışında tescilli markasına dayanılarak Türkiye’de hak elde edilemeyeceği kanaatine varılmakla, davalı vekilinin buna ilişkin istinaf talebinin yerinde olmadığı anlaşılmıştır. Yine davalı vekili davacının, yabancı şirketin markasının tanınmışlığından yararlanmak amacıyla markasını kötüniyetli olarak tescil ettirdiğini belirterek istinaf talebinde bulunmuşsa da, dava dışı şirketin yurt dışında 25. sınıfta tescil edilen \"...\" markasının en eskisinin dahi tescil başvuru tarihinin davacının markasının tescil başvuru tarihinden sonra olduğu, davalının \"...\" markasının ise 2004 yılından bu yana 25. sınıfta tescilli olduğu, davacının markayı yurt dışında tescil ettiren dava dışı yabancı şirketle bir bağlantısının olduğunun da iddia ve ispat edilemediği, bu nedenle davacının kötüniyetli olduğunun da ispat edilemediği kanaatine varılmıştır. Davalı vekili müvekkilinin davaya konu ürünleri 14 Ekim 2013 tarihli imalat sözleşmesine dayalı olarak yalnızca yurt dışında markayı tescil ettiren dava dışı şirket için fason olarak ürettiğini, Türkiye’de bir satışının bulunmadığını, nitekim müvekkili şirket yetkilisi hakkında ceza mahkemesinde açılan davada bu nedenle beraat kararı verildiğini, bu kararın hukuk hakimini de bağlayacağını belirterek istinaf talebinde bulunmuşsa da, dava açıldığı tarihte yürürlükte olan 556 sayılı KHK’nın 61/1-a maddesinin yollaması ile, 9/2. maddesi uyarınca davacıya ait markanın aynısını tescil kapsamında kalan 25. sınıftaki giysi ürünleri üzerinde kullanmasının ve bu ürünlerin gümrükçe onaylanmış bir işlem veya kullanıma tabi tutulmasının markaya tecavüz teşkil ettiği, ceza mahkemesince suçun kasten işlenmediği gerekçesiyle verdiği beraat kararının hukuk mahkemesini bağlamayacağı, bu nedenle mahkemece davalının davacıya ait markaya tecavüz ettiğinin tespitine ve tecavüzün önlenmesine karar vermesinde hukuka aykırılık bulunmadığı kanaatine varılmakla, davalı vekilinin tüm istinaf taleplerinin reddine karar verilmiştir.Davacı vekilinin istinaf taleplerinin incelenmesinde; her ne kadar Mahkemece davalının kullandığı markanın yurt dışında tescilli sahibi olan yabancı şirket adına fason üretim yapması ve Türkiye’de satış yapmaması nedeniyle kusurunun bulunmadığı gerekçesiyle maddi ve manevi tazminat taleplerinin reddine karar verilmişse de, maddi ve manevi tazminata hükmedilebilmesi için zarar ile fiil arasında nedensellik bağı yanında mütecavizin kusurun varlığı da gereklidir. Ancak kusur, kasıt biçiminde olabileceği gibi, ihmal biçiminde de ortaya çıkabilir. Fail, hukuka aykırı sonucu isteyerek hareket etmiş ise kasıt, hukuka aykırı sonucu istememiş, ancak bundan kaçınmak için iradesini yeterli ölçüde kullanmamış, yeterli özeni göstermemiş, bu yönden irade kullanmamış ise ihmal mevcuttur. İhmal halinde gösterilecek özenin derecesi belirlenirken, objektif kriterler yanında, failin mesleği, iştigal alanı, tacir olup olmadığı, somut olayın özellikleri gibi hususların da gözetilmesi gereklidir. Somut olaya bakıldığında, davalı şirketin tacir olup, basiretli bir tacir gibi davranmakla yükümlü olduğu, aynı sektörde faaliyet gösteren davacı şirketin markasından haberdar olmadığının düşünülemeyeceği, kaldı ki fason üretim ve ihracat faaliyetine başlamadan önce bu markanın Türkiye’de başkası adına tescilli olup olmadığını araştırması gerektiği halde bu konuda ihmali davranışta bulunduğu, ihmali kusuru nedeniyle maddi ve manevi tazminat koşullarının mevcut olduğu halde Mahkemece tazminat taleplerinin reddine karar verilmesinin hukuka uygun olmadığı kanaatine varılmakla, davacı vekilinin istinaf taleplerinin kabulüne, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden yargılama yapılması gerekmediğinden kazanılmış haklar korunarak yeniden hüküm kurulmasına, davanın kabulüne dair aşağıdaki şekilde karar vermek gerekmiştir.<br>H Ü K Ü M: Yukarıda açıklanan gerekçe ile: Davalı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf isteminin 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, Davacı  vekilinin istinaf isteminin KABULÜ İLE;  1-6100 sayılı HMK.'nın 353/1-b-2 maddesi gereğince  BAKIRKÖY 1. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ'nin 13/01/2022 tarihli 2021/75 E. -  2022/4 K.  sayılı  kararının KALDIRILMASINA, 2-Davanın KABULÜNE, a-Davacı adına Türkiye'de tescilli \"...\" ibareli markasına yönelik davalı tarafın fason olarak imal ettiği ürünler üzerinde bu markanın kullanımının davacının markadan doğan haklarına tecavüz teşkil ettiğinin tespitine ve men'ine, b-Davalının \"...\" markalı ürünlerine yönelik üretim yapmasının, ürünleri satışa sunmasının, ihraç etmesinin engellenmesine, bu ibareleri taşıyan ürünlere el konulmasına, el konulan ürünler üzerinde \"...\" markaları sökülmek suretiyle davalıya iadesine, sökülmesi mümkün değil ise imha edilmek suretiyle tecavüzün giderilmesine, c-Islah edilen değerle birlikte 35.248,15 TL maddi tazminatın 20/06/2014 tarihinden itibaren işleyecek değişen oranlarda ticari faizle davalıdan tahsili davacı tarafa ödenmesine, izinsiz kullanım nedeniyle 1.000,00 TL manevi tazminatın 20/06/2014 tarihinden itibaren yasal faizle davalıdan tahsili davacı tarafa ödenmesine, ç-Hüküm kesinleştiğinde, masrafı davalıya ait olmak üzere hüküm özetinin beş büyük gazetenin birinde ilanına, 3-İlk derece yargılaması yönünden; a-Karar tarihinde yürürlükte bulunan harçlar tarifesi gereğince alınması gereken 2.476,11 TL harçtan 29,20 TL peşin ve 601,96 TL ıslah harcının toplamı 631,16 TL’nin mahsubu ile eksik kalan 1.844,95 TL harcın davalıdan alınarak, Hazineye gelir kaydına,  b-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret tarifesi gereğince kabul edilen tecavüz davası nedeniyle hesaplanan 25.500,00 TL vekalet ücretinin, davalıdan alınarak davacıya verilmesine, c-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince kabul edilen maddi tazminat talebi yönünden hesaplanan 25.500,00 TL vekalet ücretinin, davalıdan alınarak davacıya verilmesine, ç-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince kabul edilen manevi tazminat talebi yönünden hesaplanan 1.000,00 TL vekalet ücretinin, davalıdan alınarak davacıya verilmesine,d-Davacı tarafından yapılan 29,20 TL başvuru, 29,20 TL peşin ve 601,96 TL ıslah harcı olmak üzere toplam 660,36 TL harç giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, e-Davacı tarafından yapılan 355,00 TL tebligat-tezkere ve 1.800,00 TL bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 2.155,00 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,  f-Davalı tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, 4-İstinaf yargılaması yönünden; a-İstinaf talebi kabul edildiğinden davacı tarafça yatırılan istinaf harcının karar kesinleştiğinde ve talep halinde iadesine,b-Karar tarihinde yürürlükte bulunan harçlar yasası uyarınca hesap olunan 631,16TL nispi harçtan peşin alınan 179,90 TL harcın mahsubu ile bakiye 451,26 TL'nin davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına, c-İstinaf yargılaması için davacı tarafından yapılan 492,00 TL istinaf yoluna başvurma harcı, 128,00TL tebligat, müzekkere ve posta gideri olmak üzere toplam 620,00TL'nin, davalıdan alınarak  davacıya verilmesine,ç-Artan gider avanslarının karar kesinleştiğinde ve talep halinde ilk derece mahkemesince ilgilisine iadesine, d-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından avukatlık ücreti tayinine yer olmadığına,  Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda iş bu kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içinde Yargıtayda temyiz yolu açık olmak üzere 06/02/2024 tarihinde oy birliği ile karar verildi.</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"433e9ee1356fba9b","SID":"89fa4e83dafa232a"}}