{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C. <br>İSTANBUL <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ <br>13. HUKUK DAİRESİ <br>DOSYA NO: 2024/74 <br>KARAR NO: 2024/95 <br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A <br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I <br>İNCELENEN KARARI VEREN <br>MAHKEME: İSTANBUL ANADOLU 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ <br>TARİHİ: 11/05/2023 <br>DOSYA NUMARASI: 2022/216 Esas - 2023/302 Karar <br>DAVA: Menfi Tespit (Alım Satım), Tazminat (Sözleşmeden Kaynaklanan) <br>KARAR TARİHİ: 25/01/2024 <br>İlk Derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi: <br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkil şirkete yönelik davalı firma tarafından, İstanbul Anadolu .... İcra Müdürlüğü’nün ... sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, ancak bahsi geçen icra takibi kötü niyet teşkil etmekle beraber maddi hakikate de açıkça aykırı olduğunu, bu doğrultuda başlatılan ve müvekkil şirketin kusuru dışında elemanının tebligatı süresinde iletmemesi nedeniyle itiraz süresinin  sehven kaçırıldığını,  bu nedenle haksız olarak kesinleşen icra takibine yönelik, müvekkilin böyle bir borcunun bulunmadığını ispatlayabilmek adına işbu ihtiyati tedbir talepli menfi tespit davasını açma zarureti hasıl olduğunu, dava şartı olan arabuluculuk görüşmelerinin ... Arabuluculuk numarası ile tamamlandığı, 12.01.2022 tarihli son görüşmenin anlaşamama kararı ile neticelendirildiğini beyanla; Müvekkil şirketin İstanbul Anadolu .... İcra Müdürlüğü’nün ... sayılı ödeme emri kapsamında davalı şirkete borcunun bulunmadığının Tespitine, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalıdan alınmasına karar verilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı ... Ltd.vekili cevap dilekçesinde özetle; Mahkemeye taşınan haksız ve mesnetsiz iddialara dayanak işin kaynak sözleşmesinde yetkili Hukuk seçimi Türk Hukuku olmadığı,  İşbu davanın öncelikle bu nedenle reddinin gerektiğini, Davacı şirket yetkilisi  ... sürecin devamında, ... Ltd. ile kendi Şirketi ... arasında gerçek dışı, mesnetsiz Sözleşmeler imzalanmasını sağlayarak, dolandırıcılık eylemini daha sağlam bir zemine oturtmaya çabaladığını, Müvekkillerin Davacı Şirket yetkilisi ... ve suça karışan diğer kişilerin alımına söz verdikleri ... marka eldivenlerin fabrika sahibi olan ... ile görüştüklerini, süreçten bahsettiklerinde kendileriyle herhangi eldiven alışverişi yapılmadığını öğrendiklerini,  Durum karşısında oldukça şaşıran ve başlarına gelen dolandırıcılık hadisesini derinden kavrayan Müştekilerin elinde bu duruma dair yazılı bir belge de bulunmadığını, Davalı Müvekkili Şirket Davacı'dan 12.000 USD ve sair masraflar toplamının alacaklısı olduğunu beyanla, davaya konu haksız iddiaların kaynağı işlemlerin dayanağı sözleşmede uyuşmazlık halinde yetkili kılınan Mahkemenin Türk Mahkemeleri olmaması nedeniyle davanın usülden reddine, Mahkeme'nin iradesi davaya devam etmek olacak ise de İstanbul Anadolu 14. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 2022/37 E. Sayılı dosyasından çıkacak kararın bekletici mesele yapılmasını, yargılama masrafıyla ücreti vekaletin Davacı tarafa yükletilmesine manan verilmesini talep ve beyan etmiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ: İlk Derece Mahkemesi  11/05/2023 tarih ve 2022/216 Esas - 2023/302 Karar sayılı kararı ile; \"Dava; hukuki niteliği itibari ile menfi tespit davasına ilişkindir. HMK 116 maddesi kapsamında davalının ileri sürdüğü tahkim ilk itirazı değerlendirilmiştir. Dosyaya sunulan tarafların kabulünde olan sözleşmenin 14. Maddesinde Bu Sözleşme, Uluslararası Ticaret Odası (ICC) yasalarına tabi olacaktır.Bu Sözleşmeden veya bu Sözleşmeyle bağlantılı olarak ortaya çıkan herhangi bir ihtilaf veya bunun varlığı veya ihlali veya yorumlanması veya performansından doğan herhangi bir ihtilaf, Tarafların burada geri dönülmez bir şekilde yargı yetkisine sunacağı Uluslararası Ticaret Odasının (ICC) münhasır yargı yetkisine tabi olacaktır. Tahkim, İngilizce dilinde yapılacaktır hükmü düzenlenmiştir.  Davalı ilk itiraz olarak uyuşmazlığın tahkim yolu ile çözümlenmesi gerektiğini ileri sürmek suretiyle davanın reddini talep etmiştir. Milletlerarası Tahkim Kanunu 5.maddesi, \"Tahkim anlaşmasının konusunu oluşturan bir uyuşmazlıkta dava mahkemede açılmışsa; karşı taraf, tahkim itirazında bulunabilir. Tahkim itirazının ileri sürülmesi ve tahkim anlaşmasının geçerliliğine ilişkin uyuşmazlıkların çözülmesi, Hukuk Usulü  Muhakemeleri Kanununun ilk itirazlara ilişkin hükümlerine tabidir. Tahkim itirazının kabulü halinde, mahkeme davayı usulden reddeder\" şeklindedir. Tahkim sözleşmesi asıl sözleşmeye konan bir tahkim şartı veya ayrı bir sözleşme ile yapılabilir. Tahkim sözleşmesi veya şartının uyuşmazlığın tahkim yoluyla çözümlenmesi yolundaki taraf iradesini tereddüte yol açmayacak şekilde içermesi gerekmektedir. Tarafların ihtilafın hakemde görülmesi iradesinin kesin ve kararlı olması gerekir.  Dava konusu uyuşmazlık taraflar arasında düzenlenen sözleşmeden  kaynaklanmakta olduğu anlaşılmakla sözleşmenin 14.  maddesinde yer alan tahkim şartı geçerli olduğundan tahkim şartına havi sözleşmeden kaynaklı bir uyuşmazlık nedeniyle süresinde davalı tarafından ileri sürülen tahkim ilk itirazının yerinde olduğu sonucuna varılmıştır. Davacının sözleşmeden kaynaklanan uyuşmazlıkla ilgili sözleşmede yer alan çözüm sürecini takip etmeden doğrudan dava açtığı sabit olduğundan geçerli tahkim şartına rağmen davacının doğrudan dava açma olanağının bulunmadığı dolayısı ile mahkememizin esasa ilişkin inceleme yapamayacağı anlaşılmış, tahkim ilk itirazı yerinde görülmekle davanın HMK 413/1 maddesi uyarınca usulden reddine karar vermek gerekmiş, aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. \" gerekçeleri ile; taraflar arasında tanzim olunan sözleşmedeki tahkim şartı nedeniyle mahkememiz görevsiz olmakla davanın usulden reddine, ... \" karar verilmiş ve verilen karara karşı, davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. <br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı Vekili İstinaf Dilekçesinde Özetle; Yerel mahkemece verilen kararın eksik inceleme sonucu verildiğini ve hukuka aykırı olduğunu, bu nedenle istinaf etme zaruretinin hasıl olduğunu, işbu kararın bozularak kaldırılması gerektiğini, müvekkil şirkete yönelik davalı firma tarafından, İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğü’nün ... sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, ancak bahsi geçen icra takibinin kötü niyet teşkil etmekle beraber maddi hakikate de açıkça aykırı olduğunu, bu doğrultuda başlatılan ve müvekkil şirketin kusuru dışında elemanının tebligatı süresinde iletmemesi nedeniyle itiraz süresi sehven kaçırılan ve bu nedenle haksız olarak kesinleşen icra takibine yönelik, müvekkilin böyle bir borcunun bulunmadığını ispatlayabilmek adına ihtiyati tedbir talepli menfi tespit davasını açma zaruretinin hasıl olduğunu ve Yerel mahkeme huzurunda ilgili davanın açıldığını, Yerel mahkemenin taraflar arasında tanzim olunan sözleşmedeki tahkim şartını gerekçe göstererek davayı usulden reddederek esasa girmediğini, bu kararın hukuka ve yasaya aykırı olup bozulması gerektiğini; Tahkim şartının yargılamanın yapılmasına engel olmadığını, Yerel mahkemenin her ne kadar tahkim şartı sebebiyle davayı usulden reddettiyse de bu durumun usulden reddedilmeyi gerektirmediğini ve mahkemenin esasa girerek dosyayı incelemesi ve karar vermesi gerektiğini, müvekkil şirketin eski çalışanının ihmali davranışı sebebiyle ödeme emrine yasal süresi içerisinde itiraz edemediğini, İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğü’nün ... sayılı ödeme emrinin, müvekkil şirketin yukarıda belirtilen adresine tebliğ edilmiş olup, tebligatı şirket çalışanının resepsiyondan teslim aldığını ancak tebligatı teslim alan kişinin müvekkil şirketin haksız yere uğrayabileceği zararı dikkate almayarak, son derece ihmalkar bir şekilde bahsi geçen tebligatı, şirket yetkilisi ...’e teslim etmediğini ve konu ile ilgili haber dahi vermediğini, çalışanın bu sorumsuzca davranışları ve ihmalkarlığı sebebiyle  iş akdinin müvekkil şirketçe feshedildiğini; Müvekkil şirketin bir plaza bünyesinde yer alan paylaşımlı ofisler dahilinde faaliyetini sürdürdüğünü, paylaşımlı ofislerde ortak alanda bir adet resepsiyon bölümü bulunmakla beraber, her şirketin kendine gelen tebligatı resepsiyon görevlisinden imza karşılığında teslim aldığını, bu hususa yönelik şirket çalışanının resepsiyon defterine tebligatı teslim aldığına yönelik imza attığının delilini de sunacaklarını, izah edilen hususlar doğrultusunda, müvekkil şirket ve şirket yetkilisi ...'in dava konusu icra takibine konu borçla ilgili tebligattan, kendi kusuru ve hatası dışında; yalnızca personelinin dikkatsizliği ve ihmalkarlığı sebebiyle geç haberdar olduğunu ve gerekli yasal aksiyonu alamadığını ve itiraz süresi bu şekilde kaçırıldığından bahisle takibin haksız olarak kesinleştiğini, bu nedenle, müvekkil şirketin tamamen bilgisi ve hatası dışında gelişen ve başlı başına haksız menfaat elde etme saiki ile hazırlanan ödeme emrinde yer alan borcun mevcut olmadığına yönelik Yerel mahkemedeki davanın açıldığını; Müvekkil şirketin davalı firmaya herhangi bir borcu olmadığının aksine alacaklı konumunda olduğunu, .... TİC. LTD. ŞTİ. ile .... arasında nitril eldiven alım-satımına ilişkin bir ticari ilişki bulunduğunu, ticari ilişkiyi kısaca özetlemek gerekirse; tarafların 04.02.2021 tarihli gizlilik ve iş sözleşmeleri ile ticari ilişkilerinin başladığını, ... San. Tic. Ltd. isimli dava dışı şirketin ... markalı nitril eldiven talebinde bulunduğunu ve malın satımına ilişkin tarafların anlaşma yaptığını, alım-satım ilişkisine yönelik proforma kesildiğini ancak ... isimli dava dışı şirketin daha sözleşmeden döndüğünü, müvekkil şirketçe dava dışı şirkete ihtarname gönderildiğini fakat bir dönüş sağlanamadığını, davacı ve davalı tarafın, dava konusu 09.04.2021 tarihli eldiven alım satım sözleşmesini akdettiğini, buna göre 250.000 kutu nitril eldiven için toplamda 1.675.000,00 USD bedel ile sözleşme düzenlendiğini, sözleşmede talep edilen ürünler için müvekkil şirketin .... Ltd. isimli şirket ile malların tedarik edilmesi konusunda irtibata geçtiğini ve sözleşmenin onaylanmasını takiben proforma fatura düzenlendiğini, bu hususun ardından ... . Ltd. talep edilen malları temin edemeyeceği gerekçesiyle sözleşmeyi iptal ettiğini, müvekkil şirketin Vietnam Ticari Müşavirlik ve Ateşeliği’ne .... Ltd.’nin sözleşmeyi haksız şekilde iptal ettiğini bildirdiğini ve gelen cevabi yazıda bahsi geçen şirketin dolandırıcılık yaptığının ortaya çıktığını;Müvekkil şirketin ... Ltd. ürünleri teslim edemeyeceği için davalı şirkete yeni ürün temini veya iade olmak üzere seçimlik hak sunduğunu, davalı şirketin yeni ürün temini yoluna gittiğini ve tarafların aralarında yeni bir sözleşme akdettiğini, davalı şirketin yeniden ürün talebinde bulunmasını takiben müvekkil şirketin davalı şirkete teslim etmek adına Almanya’da bulunan ... isimli şirket ile sözleşme imzaladığını ve fatura kesildiğini, davalı şirketin talep ettiği ürünler için Almanya’daki firma ile iletişime geçen ve anlaşma yapan müvekkil şirket ile bu sefer 500.000 adet kutu nitril eldiven için tekrar sözleşme düzenlediğini ve sözleşme konusu malları teslim alacağına dair antetli kağıdı ile yazılı bildirimde bulunduğunu;Davalı şirketin sözleşme konusu malları keşif için Almanya’daki dava dışı şirketin deposunu ziyaret ettiğini ve burada görüntü aldığını, müvekkil şirketin bu hususu davalının yasal haklarını kullanmasının bir parçası olarak gördüğünden bahisle herhangi bir müdahalede bulunmadığını, ancak davalı şirketin depoda aldığı görüntüleri ve sipariş numaraları açıkça gözüken görselleri internette usulsüz şekilde yayınladığını, bu hususa yönelik davalı şirket yetkilisinin tüm maddi delillere rağmen önce inkar sonra susma yolunu tercih ettiğini, tüm yasal işlemlerin yapılmasına ve sözleşme konusu hususların geçerlilik kazanmasına rağmen gerekli ödemeyi müvekkil şirkete yapmayan ve hatta depoda çektiği görüntüleri izinsiz şekilde internete sızdıran davalı şirkete müvekkil şirketin 01.06.2021 tarihinde ihtarname gönderdiğini, ihtarnameye herhangi bir dönüş sağlanmayınca müvekkil şirketin 04.06.2021’de ikinci ihtarı ve 07.06.2021’de ise üçüncü ihtarı davalı şirkete gönderdiğini;Müvekkil şirketin davalı şirkete 10.06.2021 tarihinde yazılı bildirimde bulunarak mağduriyetinin giderilmesi için yasal yollara başvurmadan önce yüz yüze bir görüşme çağrısında bulunduğunu ancak bu hususun cevapsız kaldığını, müvekkil şirketin davalı şirketin ticari yaklaşımına ve etik değerlerine güvenerek aralarında sözleşme akdettiğini ancak müvekkil şirketin üzerine düşen yasal yükümlülüğü yerine getirmesine rağmen davalı şirket sebebi ile başlı başına mağduriyet yaşadığını, somut olayda müvekkil şirketin, davalı firmadan alacaklı olduğunu, davalı şirketin sözleşme hükümlerine ve yükümlülüklerine aykırı davranmış olup müvekkil şirketi açıkça mağdur ettiğini, sözleşme maddeleri incelendiğinde müvekkil şirketin davalıya cezai şart yaptırımı hakkının mevcut olduğunun ortada olduğunu, her türlü somut delil uyarınca müvekkile borçlu olduğu sabit olan davalının müvekkili borçlu gibi akdederek icra emri göndermesinin hukuka ve hakkaniyete aykırı olduğunu, müvekkil şirketin davalıya yönelik her türlü cezai yaptırım ve tazminat hakkını saklı tuttuklarının bilinmesini istediklerini;Davalının tamamen kötü niyet ile hareket ettiğini ve haksızken haklı duruma geçebilmek adına adalet sistemini aldatıcı şekilde davrandığını, dosyaya sunulan tüm sözleşmeler ve ekler incelendiğinde müvekkilin davalıya herhangi bir borcu olmadığının net bir şekilde görüleceğini, ödeme emrinde talep edilen bedelin, taraflar arasında akdedilen sözleşme hükümleri uyarınca geçersiz olduğunu;Davalı şirketin müvekkil aleyhine göndermiş olduğu ödeme emrinin yukarıda değinilen 09.04.2021 tarihli sözleşmenin kaparo bedeline yönelik olduğunu, ancak işbu dilekçe ekindeki sözleşme metni<br>incelendiğinde, “gecikme cezası” başlıklı 8.maddenin 6.fıkrasında “ürünün belirtilen ülkeye getirilmesi sonrasında ödemenin en geç 5 iş gününde yapılmaması durumunda satıcı sözleşmeyi tek taraflı fesheder. Avans ödeme iade edilmez. Alıcıya %5 fatura toplam tutarı kadar cezai şart fatura edilir.” beyanının yer aldığının sabit olduğunu, müvekkil şirketin davalı şirketin borçlusu değil alacaklısı olduğunu, davalı şirketin tek gayesinin müvekkil şirket üzerinden haksız kazanç elde etmek ve müvekkil şirketi telafisi imkansız ekonomik zararlara sürüklemek olduğunu, hukuka ve hakkaniyete açıkça aykırılık teşkil eden ödeme emrinde yer alan tutarın mevcut olmadığını, müvekkil şirketin böyle bir borcunun bulunmadığını, müvekkil şirket ile davalı şirketin aralarındaki ticari ilişki için gerekli tüm sözleşmeleri iradeleri kapsamında mutabık kalarak imzaladıklarını ve davalı şirketin kaparo mahiyetine haiz avans ödemenin geri alınmayacağını bilmesine ve kabul etmesine rağmen kötü niyetli şekilde ödeme emri gönderdiğini;Taraflar arasındaki alım satım ilişkisinde alıcı konumunda olan davalı şirketin, hiçbir açıklamada bulunmaksızın alım işlemini gerçekleştirmediğini ve sözleşmede kararlaştırılan bedeli müvekkil şirkete ödemediğini, müvekkil şirketin Noter vasıtası ile davalı tarafa üç adet ihtarname gönderdiğini ancak herhangi bir dönüş alınmadığını, davalı şirket temsilcileri ile görüşmeye yönelik çağrıda bulunan şirket yetkilisi ...’in tüm iyi niyetli çabasının da boşa gittiğini, bu doğrultuda 09.04.2021 tarihli sözleşme metni temel alınarak düzenlenen ödeme emrinde yer alan 12.423,00 USD bedelli tutarın, haklı bir sebep olmaksızın müvekkil şirkete ödeme yapmayan davalı tarafından talep edilemeyeceğinin açıkça ortada olduğunu, müvekkil şirketin yine aynı sözleşme maddesi uyarınca davalı şirkete fatura toplam bedelinin %5’i oranında cezai şarta yönelik faturalandırma yapma hakkı bulunup, bu haklarını tüm hukuki yönleriyle saklı tuttuklarının bilinmesini istediklerini; Mevcut olmayan ve mevcut olmadığı davalı şirketçe de bilinen dava konusu borca yönelik ödeme emri düzenlemenin açıkça kamu düzenini ve hukuk sistemini meşgul etmek ve kötü niyetli amaçlar uğruna bir kazanç kapısı olarak görmek olduğunu, davalı şirketin tek gayesinin müvekkil şirketi iflasa sürüklemek ve telafisi imkansız zararların doğmasına sebebiyet vermek olduğunu, talep edilemeyeceği açıkça sözleşme hükmü ile düzenlenmiş ve hür irade kapsamında taahhüt altına alınıp imzalanmış bir bedele yönelik icra takibi başlatmanın kötü niyetten başka şekilde izah edilemediğini, müvekkil şirketin daha fazla mağduriyete ve zarara uğramaması adına mümkünse teminatsız eğer mümkün değilse İİK m.72 uyarınca toplam alacağın %15’inden fazla olmayacak şekilde bir teminat ile alacağa ihtiyati tedbir konulmasını talep ettiklerini, bu sebepler uyarınca taraflar arasındaki anlaşma neticesinde davalının ödeme yapmaması sonucunda mağduriyet yaşayan ve yine de uzlaşmak için tüm gayreti sarf eden, aşamalarda yalnızca iyi niyetli bir tavır takınan müvekkil şirketin geri dönüşü olmayan maddi zarara uğramaması adına bilgileri verilen ödeme emrinde yer alan borcun olmadığına yönelik tespitin mahkemece değerlendirilmesi gerekirken tahkim şartı nedeniyle davayı reddetmesinin hukuka ve usule aykırı olup bozulması gerektiğini, karşı tarafın ilgili kararı henüz icraya koymadıysa da icraya koyma ihtimaline karşılık işbu istinaf dilekçesini tehiri icra talepli olarak sunduklarını beyanla, açıklanan nedenlerle ve resen dikkate alınacak hususlarla, tehiri icra talepli istinaf başvurusunun kabulünü, İstanbul Anadolu 12. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 11.05.2023 tarihli, 2022/216 E. ve 2023/302 Karar sayılı kararının bozularak kaldırılmasını, müvekkil şirketin İstanbul Anadolu .... İcra Müdürlüğü’nün ... sayılı ödeme emri kapsamında davalı şirkete borcunun bulunmadığının tespitini, işbu davanın teminatsız veya Dairemizde günümüz ekonomik düzeni dikkate alınarak müvekkili fakirleştirmeyecek şekilde İİK m.72 uyarınca alacağın %15’i tutarındaki bedeli üzerinden teminatlandırılmasını ve icranın geri bırakılmasına ilişkin ihtiyati tedbir kararı verilmesini, yargılama gideri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. <br>İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Dava; davalı tarafından davacı aleyhine başlatılan İstanbul Anadolu .... İcra Müdürlüğü’nün ... esas sayılı icra takibine konu alacaktan borçlu olmadığının tespitine karar verilmesi talebine ilişkindir. Mahkemece taraflar arasında tanzim olunan sözleşmedeki tahkim şartı nedeniyle mahkemenin görevsiz olduğu gerekçesi ile davanın usulden reddine karar verilmiş, karara karşı davacı vekili tarafından sadece tahkim şartı sebebiyle davanın usulden reddedilmeyeceği, mahkemenin esasa girerek dosyayı incelemesi ve karar vermesi gerektiğini istinaf sebebi olarak ileri sürmüştür. Ancak davacı vekilinin istinaf sebebinin aksine tahkim ilk itirazı ileri sürülmesi ve tahkim şartının usulüne uygun ve geçerli olduğunun Mahkemece kabul edilmesi halinde verilecek olan karar davanın usulden reddi kararıdır. Bu sebeple davacı vekilinin söz konusu istinaf sebebi yerinde görülmemiş ve davacı vekili tarafından bu karara ilişkin başkaca istinaf sebebi ileri sürülmediğinden Mahkemece verilen karar kaldırılmamıştır. Davacı vekili tarafından istinaf dilekçesinde belirtilen diğer hususlar esasa ilişkin beyanlar olduğundan ve henüz esas hakkında verilmiş bir karar olmadığından inceleme sebebi yapılmamıştır. Açıklanan nedenlerle davacı vekilinin istinaf sebebine göre davacının istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaatine varılmış ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. <br>HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davacının istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK' nın 353/1-b-1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 3-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 427,60 TL istinaf karar harcından istinaf eden tarafından peşin olarak yatırılan 269,85 TL harcın mahsubu ile bakiye 157,75‬‬- TL'nin davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 4-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf talep eden üzerinde bırakılmasına, 5-Artan gider avansı bulunması halinde yatıran tarafa iadesine, 6-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 25/01/2024 tarihinde HMK'nın 362/1-c maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi. </font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"a5b687cabbc4b8e0","SID":"ab592c653713fe69"}}