{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C. <br>İSTANBUL <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ <br>13. HUKUK DAİRESİ <br>DOSYA NO: 2024/147 <br>KARAR NO: 2024/215 <br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARI VEREN<br>MAHKEME: İSTANBUL ANADOLU 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ <br>TARİHİ: 23/11/2023 ( Ara Karar ) ( Davacı İstinafı )  22/12/2023 ( Ara Karar ) ( Davalı İstinafı ) <br>DOSYA NUMARASI : 2023/702 Esas (Derdest Dava Dosyası)<br>DAVA: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)  <br>KARAR TARİHİ: 08/02/2024 <br>İlk Derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen kararlara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi: <br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Mahkememizde açılan itirazın iptali davasında, kök yüklenicinin ... Tic. A.Ş olduğu, davalının alt yüklenici olarak inşaatın bir kısmının yapımını üstlendiğini, davalı şirketin ise kendisinden aydınlatma konusunda siparişle emtialar satın aldığını, müvekkili tarafından edimleri yerine getirilerek ... Genel Müdürlüğü ve Ek Hizmet Binası Projesinde kullanılmak üzere asma panel ve ekipmanları ile aydınlatma armatürlerinin bir kısmının bizzat üretildiği, ayrıca davalının üçüncü şahıslara yaptırdığı benzer üretimlerinin de testlerinin ve denetimlerinin sağlandığını; bu aşamada taraflar arasında bir cari hesabında oluştuğunu, cari hesapta 178.868,89 Euro alacaklı olduklarını; önce ihtiyati haciz talep ettiklerini İstanbul Anadolu 9.Asliye Ticaret Mahkemesinin 2023/523 D.İş Esas, 2023/520 D.İş Karar sayılı hükmüyle taleplerinin kısmen kabul edilip mahkememizde dava ettikleri miktar üzerinden ihtiyati haciz kararı verildiğini, ihtiyati haciz kararı ile birlikte İstanbul Anadolu ...İcra Müdürlüğünün ... sayılı dosyasında icra takibi başlattıklarını; davalının haksız bir itirazla takibi durdurduğunu oysa taraflar arasında 31/12/2022 tarihli bir mutabakat metni bulunduğunu, bunun cari hesap mutabakatı olduğunu belirterek; davalının kök yüklenici  ... Tic.A.Ş de onay aşamasında olduğu öğrenilen 7 numaralı ara hak edişine ve onaylanıp ödenmemiş hak edişlerine 152.000 Euro tutarındaki nakit teminat kesintileri üzerine ihtiyati tedbir konulmasını talep etmiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİNİN İHTİYATİ TEDBİR TALEBİNE İLİŞKİN KARARININ ÖZETİ: İlk Derece Mahkemesi 23/11/2023 tarih ve 2023/702 Esas sayılı Ara Kararı ile; \" Dava dilekçesi ile birlikte yapılan ihtiyati tedbir talebine ilişkin mahkememizce tensip 10 nolu ara kararda icra dosyasının celbi ile davalının vereceği cevaba nazaran (cevap verilmesi halinde, cevap verilmezse sürenin sonunda) ihtiyati tedbirin ele alınmasına karar verilmiş olup;Bu belgeler geldiğinde dosyanın incelenmesine; davalının icra takibine itiraz ederken davacıya kesinleşmiş bir cari hesap borcu bulunmadığını beyan ettiği, mahkememize verdiği cevapta ise davacıya hiç bir borcu olmadığı gibi davacıdan alacaklı olduğunu ileriye sürdüğü ve davacının 9.Asliye Ticaret Mahkemesindeki ihtiyati haciz kararına dayanak ettiği cari hesap mutabakatındaki imzanın da hiç bir şirket yetkilisine ait olmadığını bildirdiği görülmüştür.İhtiyati tedbir HMK 389  ve devamı maddelerinde düzenlenmiştir. İhtiyati tedbir için öncelikle davacının dava anında haklılığının tam olmasa da yeterli bir dereceye kadar ispatlaması gerekir. Taraflar arasındaki akdi ilişki ihtilafsız ise de; kimin kime borçlu olduğu, ne miktarda borçlu olduğu ancak yargılama içinde ve sonunda tespit edilecektir. Davacının dayandığı cari hesap mutabakatının da imzalandığı (yetkililerince imzalandığı) davalı tarafından inkar edilmektedir. Bu nedenle konu yargılamayı gerektirdiğinden ve ihtiyati tedbir şartları oluşmadığından talebin reddine karar vermek gerekmiştir. \" gerekçeleri ile; \" Davacını ihtiyati tedbir talebinin REDDİNE, ... \" karar verilmiş ve verilen karara karşı, davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. <br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: <br>DAVACI VEKİLİ İSTİNAF DİLEKÇESİNDE ÖZETLE; Müvekkil (davacı) ... Anonim Şirketi'nin, tamamı Belçika Sermayesiyle Türk Hukukuna göre kurulmuş ve Sicile tescil olunduğu 1991 yılından beri, ulusal mevzuatın yanı sıra Avrupa Birliği Standartlarında üretimini gerçekleştirdiği ve ticari bakımdan da maliki olduğu markaları gibi, (... / ... / ...), tüm knowhow'u kendisine ait Aydınlatma Armatürlerinin yanı sıra aydınlatma amaçlı Asma Tavan Panel ve ekipmanları ile ülkemizin güzide Kamu Kurum ve Kuruluşlarının yanında bir çok nitelikli projede kullanılan tüm bu ürünlerine bağlı olarak Türkiye Aydınlatma Ürünleri Pazarında haklı bir itibar ve saygınlığa sahip olduğunu, (bkz:https://www...com/.../...  ile  www...com/tr uzantılı web sahifeleri) Müvekkil şirketin üretimini yaptığı bu prestijli ürünlerin, Yüksek Cumhurbaşkanlığı Makamı'nın himayesiyle geliştirilen, İstanbul/ Ataşehir - ... bünyesindeki, ... Bankası Genel Müdürlük Hizmet Binası ile Ek Tesislerinde kullanılması amacıyla, Anılan inşaat projesinin (kök) Ana Yüklenicisi konumunda (bu dava dışı) ... Anonim Şirketi'ne, (Alt Yüklenici adayı sıfatıyla) o tarihlerde yazılı bir \"teklif\" sunan (borçlu / davalı) ... Ticaret Limited Şirketi'nin, Alt Yüklenici \"adayı\" olarak, dava dışı Ana (Kök) Yükleniciye verdiği \"teklifinin\", ... (... İnşaat) tarafından kabulünü müteakip, (Ana Yüklenici tarafından taslak olarak hazırlanıp) kendisine gönderilen, 4 Kasım 2021 ve 16 Kasım 2021 tarihli Yüklenim Sözleşmelerini, aşağıda aktarılacak 4,5 - 5 aya yayılan oldukça uzun \"müzakere\" sürecini müteakip, imza etmek suretiyle, sözleşmelere konu, ... - ... Genel Müdürlük Hizmet Binası ile Ek Tesislerinin İnşaa Projesinde, İş Sahibi ... ve Ana Yüklenici (...) tarafından talep edilen \"Asma Tavan Aydınlatma Panel Ve Ekipmanlarının\" yanı sıra \"Aydınlama Armatürlerinin\" mahalline inşa ve montajını, bu işlemlerin ikmalini müteakip test ve devreye alma iş ve işlemlerini, dava dışı ... San. ve Tic. Anonim Şirketine karşı, \"Alt Yüklenici\" sıfatıyla yükümlenmiş olduğunu, Davalı/ borçlu şirketin, (alt) yüklenici sıfatıyla (dava dışı) ... Tic. Anonim Şirketiyle yaptığı bu sözleşmelerin, yaklaşık 4,5 - 5 aya yaygın müzakeresi sürecinde, üzerinde \"prensip\" olarak mutabık kaldığı, 4 Kasım 2021 ve 16 Kasım 2021 tarihli sözleşmeleri uyarınca, akdi muhatabı Ana Yüklenici -  ... Anonim Şirketi tarafından istenen kat'i ve süresiz teminat mektuplarını, çalıştığı banka'dan (ve/ya çalıştığı Şubesinden) temin edemeyeceğini, müvekkil davacı şirkete bildirmesi üzerine, Davalı şirketin yetkilileriyle o tarihlerde yapılan görüşmelerde, taslak olarak iletilen alt yüklenim sözleşmelerine konu işin yapılmasında kullanılacak Asma Tavan Panel ve Ekipmanları ile bir kısım Aydınlatma Armatürlerinin müvekkil (üretici - davacı) ...  Şirketinden, davalı Şirketin bildireceği \"ebatlara uygun siparişleri\" ve bu siparişlere istinaden müvekkilince kendisine bildirilecek \"adet ve ebat bazında fiyatlandırılmış teklif birim fiyatları\" üzerinden, \"ticari satın alma\" yöntemiyle, satın alınacağı hususunda mutabık kalınarak, davalı şirketin, (dava dışı - Ana Yüklenici) ... ile tarafı olmayı hedeflediği alt yüklenim sözleşmelerinin hayata geçirilebilmesi için, davalının, Ana Yüklenici sıfatı ile ... Firmasına sunması gereken kat'i ve süresiz teminat mektuplarının, müvekkili şirketin çalıştığı ..., Kozyatağı Şubesindeki kredi limitleri içerisinden, davalı (boçlu) şirket adına/ yararına düzenlenmek suretiyle verilmiş olduğunu, Söz konusu alt yüklenim sözleşmelerinin yukarıda özetlenen ve yaklaşık 4,5 - 5 aya yayılan \"müzakere sürecinde\", Davalı / Borçlu Şirketin, (alt) yüklenici sıfatıyla (dava dışı - Ana Yüklenici) ... Anonim Şirketi ile mutabık kaldıkları, 4 Kasım 2021 ve 16 Kasım 2021 tarihli Alt Yüklenim sözleşmelerindeki hükümleri de dikkate alınarak, davalı şirketin her iki sözleşmeye konu ve \"Alt Yüklenim\" biçiminde şekillenmiş bu taahhütlerini, -ola ki-, ifa edememesi yahut üstlendiği işi eksik ya da yarım bırakması ihtimallerine istinaden, (Dava dışı) Ana Yüklenicinin (...), müvekkil şirketin kredi limitleri içinden, davalı Şirket adına Ana Yükleniciye sunulmasını sağladığı Kat'i ve Süresiz Teminat Mektuplarının paraya çevrilmesi yahut daha da önemlisi davalı şirketin, taahhüdüne aldığı bu işi ikmal etmeden terk etmesi ihtimalinde, bu işlerin üçüncü bir kişi ile ikmalinin sağlanması suretiyle oluşabilecek risklerinin (mümkün olabilecek düzeyde) en aza indirilebilmesi maksadıyla, anılan sözleşmelerden, 04.11.2021 tarihli olan; ... sayılı, \"Asma Tavan İşleri\" başlıklı ve dava dışı Ana Yüklenici ile Alt Yüklenici konumundaki Davalı (borçlu) Şirketin taraf oldukları Yüklenim Sözleşmesine, müvekkil şirketin de talebiyle hemen aşağıda görüntüsüne yer verilen 12. madde hükmünün eklendiğini ve böylece davacı şirketin \"GARANTÖR\" sıfatıyla, hem anılan sözleşme kapsamında, hem de sözleşme konusu işin ilerleyişine bağlı olarak kendisine, davalı şirket tarafından iletilecek siparişlere bağlı bir biçimde üretimini gerçekleştirip, \"ticari satım\" yöntemiyle davalıya fatura edeceği ürünlerden kaynaklanacak alacaklarının, davalı şirketin \"sözleşme\" ihlali sayılabilecek davranışları sebebiyle olası sözleşmesinin feshi riskine  karşı -nispi mahiyetli dahi olsa- bir güvence temin edilmek üzere, garantör olarak müvekkil şirket hak ve yükümlülüklerinin belirlenmiş olduğunu, Yukarıda sürecinden bahsedilen 04.11.2021 tarihli bu sözleşmenin ardından, yine davalı (borçlu) şirket ve (bu dava dışı) Ana Yüklenici arasında, imza edilen (... sayılı) 16.11.2021 tarihli \"Aydınlatma Armatürleri Temini ve Montajı İşleri\" isimli bir diğer sözleşmeye de, \"endişe - kaygılarla\", müvekkil davacı şirketçe \"garantör\" sıfatıyla taraf olunup, bu anılan ikinci sözleşmenin, \"6.21. maddesine\" de hemen aşağıda görüntüsüne yer verilen benzeri bir hüküm ilave ettirildiğini, Bu yöntem ile müvekkil şirketin, kendi limitlerini kullandırarak, davalı şirket yararına dava dışı Ana Yükleniciye sunulmasını sağladığı teminat mektuplarından kaynaklanabilecek riskler yanında, (davalı) şirketin taahhüdüne aldığı işlerde temerrüte düşmesi yahut eylemleri ile sözleşmesinin feshine sebebiyet vermesi ihtimalleriyle oluşabilecek, nama ifa yahut üçüncü şahıslar eliyle ifa biçimindeki, olası \"adem-i ifa hallerine bağlı zararlar\" ve / ya \"ticari risklerinin\" bertarafının arzu edildiğini, İmzalanma süreçlerinden bahsedilen ve davalı(borçlu) şirket ile dava dışı Ana Yüklenici (...) arasında imza edilen 04.11.2021, 16.11.2021 tarihli bu iki yüklenim sözleşmesinin hemen ardından, davalı (borçlu) şirket tarafından imzalamak suretiyle müvekkil şirkete gönderilen, 24.11.2021 tarihli Çerçeve (Ticari Satın Alma) Sözleşmesi kapsamında, Davalı şirketin, taahhüdüne aldığı 4 ve 16 Kasım 2021 tarihli her iki sözleşmeye konu işler bakımından, 2021 yılı sonundan itibaren ve ağırlıklı olarak 2022 yılı içinde, davalı borçlunun taahhüdündeki (inşaat) projesinin ilerleyişine göre, gereksinimi olduğu ürün ve emtia'nın, müvekkil şirketçe üretilmesi hususundaki siparişleri, onun her bir siparişe cevaben müvekkil şirketçe iletilmiş adet/ ebat bazındaki birim fiyat tekliflerine de uygun bir biçimde, eldeki davanın konusu alacakları doğuracak şekilde üretilmeye başlanmış olduğunu, Böylece davalı (borçlu) şirketin, alt yüklenici sıfatıyla taahhüdüne aldığı \"Asma Tavan Aydınlatma Panel Ve Ekipmanları\" yanı sıra \"Aydınlama Armatürlerinin\" mahalline montajı, test ve devreye alma vs gibi yükümlülükleri çerçevesinde, ... - ... Genel Müdürlüğü ve Ek Hizmet Binası Projesinde kullanılmak üzere, gerek Asma Tavan Panel ve Ekipmanları gerekse Aydınlatma Armatürlerinin (bir kısmının) üretimleri/ tedariği ve yer yer de davalının üçüncü şahıslara üretimini yaptırdığı bazı ürünlerin test ve denetim hizmetleri, onun anılan taahhüdü kapsamındaki inşaat/ montaj sürecinde müvekkil şirkete e-mail olarak iletildiğini, siparişlerine uygun bir biçimde, davacı müvekkil şirketçe üretilip/ karşılanmış, neticede her bir ürün sevkiyatı ile verilen hizmete bağlı olarak tanzim edilen, e-irsaliye/ e-faturalarda ayrıntıları, adetleri, birim fiyatları, tek tek ve ayrıntılı olarak gösterilmek suretiyle, eldeki davanın konusunu oluşturan, her iki tarafın ticari defter ve kayıtlarının yanı sıra Cari Hesap Mutabakatlarında ve hatta Gelir İdaresi Başkanlığı (GİB) e-belge kayıtlarında da yer bulan bu faturaların, davalı (borçlu) şirkete, faturalara konu ürünlerin ise, davalının tarafı olduğu sözleşmelere konu taahhüdünü ifa etmeye çalıştığı işin yapılacağı şantiye sahasına, irsaliyeleri ise kâh davalı şirket yetkilileri/ kâh ana yüklenicinin \"...\" Şantiyedeki Depo Sorumluları tarafından imza olunarak, tevdi ve teslim edilmiş olduğunu, (Eldeki davaya esas Dava Dilekçesi'nin Ek 18'i olarak - Dava konusunu oluşturan ve mutabık kalındığı halde Borçlu tarafından inkar edilen \"euro cinsi\" Cari Hesabın dayanağı faturalara bağlı alacakların, bunların yer aldığı her iki tarafın ticari kayıtlarında ve cari hesaplarında olması yanında, Gelir İdaresi Başnlığı e-belge sisteminde kayıtlı bulunan faturaların, tarih sırasına göre bir klasör halinde İlk derece Mahkemesine müstakil bir klasör olarak sunulduğunu) Yukarıda ana hatlarıyla özetlenen \"akdi işleyişi\" sürecinde; Davalı şirketin (e-belge düzeniyle tutulan) Ticari Defter ve Kayıtlarında mevcut olduğu gibi Gelir İdaresi Başkanlığı e-belge sisteminde de yer alan, çoğunluğu 2022 yılında keşide ve teslim olunmuş fatura ve irsaliyeleriyle yaklaşık, 2.300.000,00.-EURO tutarında, daha da önemlisi, eldeki ihtilafın oluşmaya başladığı Temmuz 2023 ayına kadar, en az beş (5) kez Cari Hesap Mutabakatının da yapıldığını, (EURO Cinsi) Faturalara bağlı, Müvekkil Şirket Cari Hesap alacak kayıtlarının, gerek davalı Cari Hesaplarında gerekse davacı Cari Hesaplarında davalı (borçlu) şirketin, 01.08.2023 tarihi itibarıyla, müvekkil şirkete 178.868,89.-Euro tutarında borçlu olduğunu göstermekte olduğunu, Bir üst paragrafta varlığını ve borç miktarını aktardıkları tüm bu ticari ilişkilerden kaynaklanan müvekkil şirket alacaklarının, davalı şirketin yetkilileri tarafından bilindiği gibi, taraflar arasındaki Euro Cinsi Cari Hesap ilişkisine istinaden, 2021 ile 2022 yılı Aralık aylarının sonları itibarıyla, (borçlu) şirketin muhasebe sorumlusu ... imzasıyla yapılan, Karşılıklı hesap mutabakatlarında davalı şirketçe kabul edilmesi bir yana, hem 31.08.2022 hem de daha bu yılın ortasında,  25 Mayıs 2023 tarihinde, davalı şirketin \"kurumsal\" e-posta hesabından, yine davalı şirketin ortağı ve aynı zamanda finans işlerini de yöneten Ortağı (temsil / ilzam sorumlusu) ... ilgi (cc) tutulmak suretiyle, müvekkil şirkete gönderilmiş elektronik postaların ekinde ise davalı borçlu şirketin cari hesabının eklendiğini, böylece o tarihte de mevcut borcun, davalı tarafından teyit ve ikrar olunduğunu, Tarafların (Euro Cinsi) Cari Hesaplarında 31.08.2022 tarihi itibarıyla gözlenen bir üst sahifede gösterilen bu uyumluluğun, davalı (borçlu) şirketin bu sahifede yer verilen 25.05.2023 tarihli Cari Hesap Mutabakatı gibi, hemen aşağıdaki sayfada yer verilen 31.12.2022 tarihli Cari (Ticari) Hesap Mutabakatında da aynen gözlenmekte olduğunu, ... Genel Müdürlük ve ek Hizmet Binası Projesi bakımından müvekkil (davacı) şirkete verdiği siparişlere istinaden verdiği avans niteliği ile müvekkil Şirket hesaplarına da kaydedilen Vadeli Çekleri nazara alındığında, yukarıda görüntüsü bulunan ve üzerinde mutabakat sağlanmış 31 Aralık 2022 tarihi itibarıyla bu Cari Hesabın;  493.316,16.-EURO - BORÇ (Davalı Şirkete keşide edilmiş ürün faturaları) 5.980.000,00.-TL - ALACAK (Davalı Şirket'in verdiği Vadeli Çekler)  41.898,78.- TL - ALACAK (Davalı Şirket yararına TL Cinsi Cari Hesapta Mahsubu yapılmak kalan cüz'i bakiye)   Bakiyelerini verdiği, Bilahare, taraflar arasındaki Cari Hesap ilişkisinin devam ettiği, 2023 yılının Temmuz ayı sonu itibarıyla, vadelerinde ve fakat bir kısmı borçlunun finans sıkıntısı sebebiyle kısmen tahsili sağlanmış, Türk Lirası cinsi çeklerinin yanı sıra (TL cinsi cari hesabındaki) cüz'i miktarlı - 41.000.-TL- alacağı'nın tenzili neticesi, İşbu dava dosyasına esas dava dilekçelerine ekli olmasının yanı sıra, 02.08.2023 tarihli temerrüt ihtarı ekinde de, davalı (borçlu) şirkete tebliği sağlanmış dokuz (9) sahifelik Cari (Ticari) Hesap Ekstresinin hemen aşağıda yer verilen dokuzuncu (9.) sahifesinden kolaylıkla görülebileceği üzere, müvekkil şirketin, 01.08.2023 tarihi itibarıyla, davalı şirketten, 178.868,89.-euro tutarında, alacaklı olduğu hususunun belirlendiğini, Yukarıda yer verilen ve dava dilekçeleri ekinde, tarih sırası ile müstakil klasör halinde ilk derece mahkemesinin takdirlerine sunulan dava konusu alacakların mesnedinin, büyük bir çoğunluğunun 2022 yılı içinde keşide ve tebliğ edilmiş e-faturalarına nazaran, davalı(borçlu) ... İnşaat Sanayi ve Ticaret Limited Şirketine hitaben kaleme aldıkları, Bakırköy ... Noterliği'nin 02.08.2023 gün ve ... yevmiye sayılı 5 gün süreli, Temerrüt İhtarına  ve bunun tebliğine dair Tebliğ Mazbatasına rağmen, gerek davalı şirket yetkilileri, gerekse onun vekilince kaleme alınıp 15.08.2023 günü tebliğ edilen cevabi (inkâr hükmündeki) ihtarnamesinde, davalı (borçlu) şirketin, taraflar arasında Temmuz 2023 ayına kadar herhangi bir ihtilaf olmaksızın karşılıklı olarak birbirlerine gönderilmiş, 31.12.2022, 31.08.2022, 31.12.2022 ve 25.05.2023 tarihli (Euro Cinsi) Cari Hesap Mutabakatlarına konu borçlarını, dayanağı olmayan, hukuki yahut izani temeli bulunmayan gerekçelerle inkar ve redddettiklerinin öğrenildiğini, Oysa, tarafların özellikle e-posta yazışmaları ile beş (5) ayrı kez ve beş farklı tarihte yaptıkları Cari Hesap mutabakatlarına nazaran, 09.11.2023 tarihine kadar her iki şirket cari hesaplarının birbirlerini kuruşu kuruşuna aynen doğruladığı, (örneğin) davalı Şirketin Ortağı (ve aynı zamanda temsil, ilzamında da yetkilisi) ...'in yanı sıra (Muhasebesinden sorumlu) ... imzasıyla, müvekkil şirkete gönderilen, Bu sayfada görüntüsüne de yer verilen 25.05.2023 tarihli kurumsal e-posta yazışması içeriğinde, davalı şirketin, 31.12.2022 tarihi itibarıyla, müvekkil şirkete 493.319,22.-EURO borçlu olduğu gerçeğinin, bizzat davalı şirketçe de dile getirilip, benimsenmek suretiyle davacı şirkete yazılı olarak bildirildiği (Ek - 1) Hatta aynı durumun, huzurdaki davadan bir müddet sonra, davalı şirketin 10 Kasım 2013 tarihinde yasal yahut akdi bir dayanağı da olmaksızın (290.895,13. EURO bedelli) bir \"İade Faturası\" düzenleyip, (Ek - 1), bunu kendi Cari Hesabına işledikten sonra, söz konusu faturayı davacı şirkete (GİB) e-belge sistemi üzerinden gönderip, bu faturanın hem \"Noter\" marifetiyle hem de Gelir İadesi Başkanlığı (GİB) e-belge sistemi üzerinden itiraz edilerek iade olunmasına rağmen (Ek - 2 ve 3 ), bu asılsız fatura içeriğindeki, 290.895,13.-Euro bedelli alacak iddiasının bir kısmının kendi cari hesabında yer verdiği müvekkil şirkete olan borçlarına mahsup edip (!!!), bakiyesini ise davacı şirket aleyhine başlattığı, İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğü'ndeki takip dosyasında da yaşandığını (Ek - 4), Gerçekten de, celbini talep ettikleri  (ve itiraz üzerine durdurulan Ek - 5), bahse konu İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı takip dosyasında, davalı şirket vekilince  takip dayanağı (!!!!) olarak sunulan, davalı şirkete ait cari hesap ekstresindeki, hesap hareketleri ile özellikle davalı şirketin 10 Kasım 2023 tarihinde, ticari teammüllere aykırı bir biçimde, akdi ve yasal dayanağı da olmaksızın keşide edip müvekkil şirkete e-belge sistemi üzerinden gönderdiği 290.895,13.-Euro bedelli faturasının öncesindeki (kendi kayıtlarına da yansıtığı) borç durumuna, dikkat buyurulabilir ise, eldeki davanın, ilk derece İstanbul 7. Asliye Ticaret Mahkemesi huzurunda açıldığı 05.10.2023 tarihini de kapsar şekilde, 31 Temmuz 2023 tarihinden  09 Kasım 2023 tarihine kadar geçen yaklaşık 4,5 aylık sürede, davalının (kendi) Cari Hesabının da davacı alacaklı -tam da eldeki davaya konu ettikleri alacak iddiası miktarınca- 178.868,61.-Euro borç bakiyesi verdiği hususunun izlenebileceğini, (Ek - 6 ) Hal böyle olunca, yerleşik Yargıtay uygulamasına nazaran, borçlunun mallarını gizlemesi, kaçırmaya çalışması, kaçması yahut alacaklının haklarını ihlal eden hileli ve kötü niyetli iş ve işlemlere girişmesi, «mal kaçırmak» olarak kabul ve telakki edildiğine göre; Eldeki dosyada borçlu şirketin vekilince dile getirilmiş asılsız cevap ve itirazların, 25.05.2023 tarihli ve borçlu şirketi temsil/ ilzama yetkili ...  huzuruyla aynı şirketin \"kurumsal web / e-posta\" adresinden alacaklı şirkete gönderilmiş e-posta yazışmaları ekinde olduğu gibi, davalı şirketin vekilince İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğü' nde davalı şirket adına başlatılan icra takip dosyasına bizzat sunulmuş (davalı / borçlu şirketin, kendi) Cari Hesap Ekstreleriyle çelişmekte olduğunu, Bu itibarla, davalı borçlu şirket hakkında, 18.08.2023 tarihinde, bu dava öncesi İstanbul Anadolu 9. Asliye Ticaret Mahkemesi'nden istihsal olunan ihtiyati haciz kararının infazı sırasında, borçlu şirketin iş yerindeki menkul hacizleri yönünden borçlu şirketin her iki yetkilisinin istihkak iddiası ileri sürmelerindeki suiniyetleri, yine borçlu şirketin banka hesaplarında, eldeki dava konusu 178.898,62.-EURO'yu karşılayabilecek herhangi bir nakit varlığın tespit edilememesi, borçlunun (konut vasıflı) yegane taşınmazının da kaydı üzerinde fevkalade yüksek miktarlarda ipotekler bulunması karşısında, davalı - borçlunun eldeki dava dışı ... (...) İnşaat'tan alabileceği ve tamamı müvekkil şirket üretimi emtianın ... Genel Müdürlük Hizmet Binasına borçlu şirket tarafından monte edilmesi sebebiyle (hak ediş yapıldığında) tahakkuk edecek alacakları dışında başkaca mal varlığı (aktifi) bulunmadığı hususunun da açık bir biçimde aşama itibari ile ortaya çıkarıldığından, Tüm bu nedenlerle, borçlu/ davalı ... Limited Şirketi'nin, hali hazırda piyasaya olan borçlarını ödeyemez durumda olduğunun, infazı sağlanan ihtiyati hacze bağlı işlemler sürecinde tereddüte yer bırakılmaksızın belirlenmesi, Toplam 700.000,00 TL sermayeli davalı/ borçlu ) şirketin envanterinde başkaca bir mal varlığının da bulunmaması, (ihtiyati haciz kararına istinaden) fiilen infaz edilebilen icra takibinde ise yaklaşık 85 ayrı üçüncü şahsa gönderilen haciz müzekkerelerinin çoğuna olumsuz cevaplar verilmesi karşısında, Davalı borçlunun üçüncü şahıslardaki hak ve alacaklarını dahi devir/ temlik işlemlerini tamamladığı yahut tamamlamak üzere olduğu, böylece rehinle temin edilmemiş müvekkil alacakları bakımından, davalı şirketin daha da fazla mal kaçırmasına mani olunabilmesi maksadıyla, davalı şirketin halihazırda, bu dava dışı (ve işbu dilekçede huzurdaki davanın ihbar olunmasını talep ettiğimiz) (Ana Yüklenici) ... Anonim Şirketi'nde bulunan, gerek 7 Numaralı Ara Hak Edişe bağlı alacaklarına, gerekse taahhüdüne konu bitmiş işleri sebebiyle, Kesin Hesap Hak Edişi yapıldıktan sonra serbest bırakılacağı tespit edilen, daha önceki hak edişlerinden nakit teminat adı altında tevkif olunmuş bakiye alacakları üzerine eldeki davanın konusu müvekkil alacağını karşılayacak miktarda ihtiyati tedbir vaazı gerektiğini beyanla; Açıklanan ve re'sen nazara alınacak nedenlerle; Taraflar arasındaki, 24.11.2021 tarihli müstakil sözleşmesi uyarınca, davalı şirkete e-fatura ve e-irsaliyeleriyle teslim olunarak, onun yükümlendiği Asma Tavan Panel ve Aydınlatma Taahhüdü bakımından Alt Yüklenicisi olduğu, (...) ... Genel Müdürlük Hizmet Binasına, montajını sağladığı ve dava dışı ... Genel Müdürlüğünce de işletmeye alınmış inşaat projesindeki, tamamı müvekkil Şirket Üretimi, Asma Tavan Panel ve Ekipmanlarından kaynaklanan, (oldukça büyük bir kısmı ise), 2022 yılı içinde keşide ile borçluya tebliğ ve teslim edilmiş itirazsız faturalara konu ve daha da önemlisi her iki tarafın kendi uhdesinde tuttuğu (Euro Cinsi) Cari Hesap Kayıtları yönünden de, gerek 31 Aralık 2021, gerek 31 Ağustos 2022, gerek 31 Aralık 2022, 25 Mayıs 2023 tarihlerinin yanı sıra bu dilekçelerine ekli belgesinden de anlaşılacağı üzere, 09.11.2023 tarihine kadar karşılıklı cari hesap hesap mutabakatlarıyla borçlu (davalı) şirketin bu davaya kadar kabul ve ikrarında bulunan, davacı şirket alacaklarının tahsili amacıyla, borçlu şirket aleyhine, ilk derece İstanbul Anadolu 7. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2023/702 Esas sayılı dosyasında, daha dava dilekçelerinde birlikte talep ettikleri, ihtiyati tedbir taleplerinin maddi vakıaya uygun düşmeyen gerekçelerle reddine dair 23.11.2023 tarihli mahkeme ara kararının tüm sonuçları ile ortadan kaldırılmasına, Böylece, davalı borçlunun, daha fazla mal kaçırmasına da engel olunabilmesi maksadıyla, davalı borçlunun hali hazırda, dava dışı ... Anonim Şirketi'nde onay aşamasında bulunduğu öğrenilen, gerek 7 numaralı ara hak edişine bağlı alacaklarına, gerekse taahhüdüne konu bitmiş işlerine ait önceki (kısmen ödenmiş) hak edişlerinden tevkif edilerek, Kesin Hesap Hak Edişini müteakip serbest bırakılacağı belirlenen, yaklaşık 152.000.-Euro tutarındaki nakit teminat (kesintileri) üzerine, eldeki davanın konusu davacı müvekkil alacağını karşılayacak miktarda, ihtiyati tedbir konulmasına, Bilumum istinaf giderleri ile mürafaa yapılır ise ücret-i vekaletin ise davalıya tahmiline karar verilmesini talep etmiştir. <br>İHTİYATİ HACZE İTİRAZ YÖNÜNDEN: Dosyanın incelenmesinde, davacı tarafın işbu davayı açmadan önce Değişik İş Esasına kaydettirdiği taleple İstanbul Anadolu 9. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2023/523D.İş dosyasından ihtiyati haciz talep ettiği, söz konusu olan talebin sunulan belgeler ve hesap mutabakatına dayalı olarak kabul edildiği, 2023/520 Karar sayılı hükümle ihtiyati hacze karar verildiği, İşbu dosya davalısının ihtiyati hacze itiraz ettiği, artık esasa ilişkin davanın yerel mahkemede açılmış olması nedeniyle itiraz konusunda yerel mahkemenin görevli hale geldiği gerekçeleri ile yerel mahkemece itiraz üzerine duruşma günü açıldığı ve itirazın duruşmalı olarak değerlendirildiği anlaşılmış olmakla; <br>İHTİYATİ HACİZ KARARINA İTİRAZ EDEN DAVALI VEKİLİ İTİRAZ DİLEKÇESİ İLE; İhtiyati haczin süresinde uygulanmadığını, ihtiyati haciz kararı alındıktan sonra arabuluculuk döneminde sürenin kesildiğini, ancak anlaşamama tutanağından itibaren sürenin yeniden başladığını, başlayan bu sürede 25/09/2023 tarihinden sonra davanın 29/09/2023 te süre geçtikten sona açıldığını belirterek ihtiyati haczin kendiliğinden kalkmış olduğunun tespitine karar verilmesini talep etmiş; ayrıca davacı tarafın dayandığı mutabakatın da davalı şirket temsilcisi tarafından imzalanmadığından bahisle geçersiz olduğunu da bildirerek ihtiyati haczin kaldırılmasını da talep etmiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİNİN İHTİYATİ HACİZ KARARINA İTİRAZA İLİŞKİN KARARININ ÖZETİ: İlk Derece Mahkemesi 22/12/2023 tarih ve 2023/702 Esas sayılı Ara Kararı ile; \" Mahkememizce taraf beyanları duruşmada alınmış olup, İİK 264 madde gereğince dava açılmadan ve icra takibi başlamadan evvel ihtiyati haciz kararı alanın 7 gün içinde icra takibi başlatması ya da dava açması zorunludur.Davalı taraf her ne kadar ara buluculuk anlaşamazlık tutanağının 25/09/2023 tarihinde olduğunu ileriye sürmüşse de iki tarafında kabulünde olduğu gibi ara buluculuk anlaşamama tutanağının 28/09/2023 tarihinde düzenlemiştir. Bu nedenle ara buluculuk süresince kesilen süre anlaşamama tutanağında yazan 25/09/2023 değil tutanağın fiilen yazıldığı 28/09/2023 tarihidir. Mahkememizde ki davada davacı tarafından 1 gün sonra açılmakla süresindedir. Kendiliğinden kalmış değildir. Ayrıca davalı taraf her ne kadar mutabakatın temsilcileri tarafından onaylanmadığını bildiriyor ise de bu husus yargılama esnasında ortaya çıkacak olup taraflar arasındaki ticari ilişkiyi, varlığı davacı tarafın emtia verdiği, bir kısım ödemelerin yapıldığı, davacı tarafın cari hesabına alacak gözüktüğü hususları sabit olduğundan ve davacının haksız çıkması halinde de davalı tarafın alınan teminatta zararını karşılayabileceği nazara alındığından ihtiyati haczin kaldırılması şartlarının oluşmadığı dikkate alınmış TALEBİN REDDİNE KARAR VERİLMİŞTİR. \" gerekçeleri ile; \" İHTİYATİ HACZİN KALDIRILMASI TALEBİNİN REDDİNE, ... \" karar verilmiş olup, verilen karara karşı davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. <br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: DAVALI VEKİLİ İSTİNAF DİLEKÇESİNDE ÖZETLE; Yerel mahkemeye kendileri tarafından, davacının İstanbul Anadolu 9. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2023/529 D. İş sayılı dosyasından aldığı ihtiyati haciz sonrası İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğü' nün ... E. sayılı dosyasından takibe geçilmesi, kendileri tarafından ilamsız takibe itiraz edilmiş olması ve itirazın alacaklıya tebliği sonrası, alacaklının arabuluculuk son tutanağının düzenlendiği 25.09.2023 tarihinden itibaren 7 günlük yasal sürede dava açmamış olması sebebiyle itirazda bulunulduğunu, Yerel mahkeme kararında, \"bu sürede 25/09/2023 tarihinden sonra davanın 29/09/2023 te süre geçtikten sona açıldığını belirterek ihtiyati haczin kendiliğinden kalkmış olduğunun tespitine karar verilmesini talep etmiş ayrıca; davacı tarafın dayandığı mutabakatın da davalı şirket temsilcisi tarafından imzalanmadığından bahisle geçersiz olduğunu da bildirerek ihtiyati haczin kaldırılmasını da talep etmiştir. Mahkememizce taraf beyanları duruşmada alınmış olup, İİK 264 madde gereğince dava açılmadan ve icra takibi başlamadan evvel ihtiyati haciz kararı alanın 7 gün içinde icra takibi başlatması ya da dava açması zorunludur. Davalı taraf her ne kadar ara buluculuk anlaşamazlık tutanağının 25/09/2023 tarihinde olduğunu ileriye sürmüşse de iki tarafında kabulünde olduğu gibi ara buluculuk anlaşamama tutanağının 28/09/2023 tarihinde düzenlemiştir. Bu nedenle ara buluculuk süresince kesilen süre anlaşamama tutanağında yazan 25/09/2023 değil tutanağın fiilen yazıldığı 28/09/2023 tarihidir. Mahkememizde ki davada davacı tarafından 1 gün sonra açılmakla süresindedir.\" şeklindeki gerekçe ile itirazın reddine karar verildiğinden işbu karara karşı başvuruda bulunmaları gerektiğini, Öncelikle, davacının dava tarihinin 29.09.2023 değil, 05.10.2023 tarihi olduğunu, yerel mahkemenin davanın açıldığı tarihi hatalı olarak aldığını, Bunun yanında 25.09.2023 tarihinde gerçekleştirildiği hakkında husumet bulunmadığını, yerel mahkemenin arabuluculuk süresince kesilen sürenin, anlaşamamanın gerçekleştiği toplantı tarihi olan ve tutanakta açıkça yazan 25/09/2023 değil, tutanağın fiilen yazıldığı 28/09/2023 tarihi olduğunun kabulünün ise kanun ve mevzuata aykırı olmakla istinaf incelmesi sonucu bozulması gerektiğini, Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun dava şartı olarak arabuluculuk hususunu düzenleyen 18/A maddesinin 15. ve 16. bendi hükmünün \"Arabuluculuk bürosuna başvurulmasından son tutanağın düzenlendiği tarihe kadar geçen sürede zamanaşımı durur ve hak düşürücü süre işlemez.\" (16) Dava açılmadan önce ihtiyati tedbir kararı verilmesi hâlinde 6100 sayılı Kanunun 397 nci maddesinin birinci fıkrasında, ihtiyati haciz kararı verilmesi hâlinde ise 9/6/1932 tarihli ve 2004 sayılı İcra ve İflas Kanununun 264 üncü maddesinin birinci fıkrasında düzenlenen dava açma süresi, arabuluculuk bürosuna başvurulmasından son tutanağın düzenlendiği tarihe kadar işlemez.\" şeklinde olduğunu, Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği' nin aynı hususu düzenleyen 27. maddesinin \"Adliye arabuluculuk bürosuna başvurulmasından, son tutanağın düzenlendiği tarihe kadar geçen sürede uyuşmazlık konusu hususlarda zamanaşımı durur ve hak düşürücü süre işlemez.\" şeklinde olduğunu, Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun Arabuluculuk Sürecinin Sona Ermesini düzenleyen 17. maddesinin \"(2) Arabuluculuk faaliyeti sonunda tarafların anlaştıkları, anlaşamadıkları veya arabuluculuk faaliyetinin nasıl sonuçlandığı bir tutanak ile belgelendirilir. Arabulucu tarafından düzenlenecek bu belge, arabulucu, taraflar, kanuni temsilcileri veya avukatlarınca imzalanır. Belge taraflar, kanuni temsilcileri veya avukatlarınca imzalanmazsa, sebebi belirtilmek suretiyle sadece arabulucu tarafından imzalanır.\" şeklinde olduğunu, Yasal mevzuat incelendiğinde zamanaşımı ve hak düşürücü sürelerin tespitinde son tutanağın fiilen düzenlendiği tarihi esas almadığı hususunun kanuna göre açıkça ortada olduğunu, \" Son tutanağın düzenlediği tarih \" ibaresinin davacı vekili tarafından da imzalanan dava konusu arabuluculuk anlaşmama belgesinde yer olmakta olduğunu, Arabuluculuk son tutanağının taraflarca imzalanmasının zorunlu olmadığını, zira HUAK- madde 17/2 ve HUAKY, madde 20/2 hükmü gereği Tutanağın, arabuluculuk sürecinin sona erdiğini belgelemek için düzenleneceğini, arabulucu ve taraflar veya vekillerince imzalanacağını, tutanak taraflar veya vekillerince imzalanmazsa, sebebi belirtilmek suretiyle sadece arabulucu tarafından imzalanacağını, Dolayısıyla son tutanağın düzenlendiği tarihin, arabuluculuk sürecinin bittiği tarih olduğunu, fiilen düzenlenmesi ile yerel mahkemenin ne kastettiğinin anlaşılamadığını, eğer kast imza tarihi ise, imza son tutanak için zorunlu bir unsur olmamakla, bir tutanak olan son tutanağın sadece arabuluculuk sürecinin bittiğini ifade etmeye yaramakta olduğunu, arabuluculuk sürecinin bittiği tarihi ise, son oturum toplantısının yapıldığı tarih olduğunu, Tutanağın hukuki anlamının \"Zabıt, zabıtnâme. Bir toplantı ve duruşma ile sorgulama sonunda düzenlenen resmî nitelikli tutanak.\" olarak hukuk sözlüğünde yer almakta olduğunu, bu nedenle toplantı veya duruşma gibi fiilen gerçekleştirilen bir durumu kaydetmeye yarayan tutanakta, fiilen gerçekleştirilen toplantının önem arz etmekte olduğunu, mahkemelerce yapılan duruşmalarda da, duruşma sırasında verilen sürelerin duruşma tutanağının hazırlandığı veya imzalandığı tarihten değil, duruşmanın yapıldığı günden başlamakta olduğunu, örneğin Mahkemelerce tasarruf tedbirleri gereği tutanağın ilgililere verilmediğini, sonradan hazırlanarak UYAP sistemine yüklenebilmekte olduğunu, bu durumda yasal süreler açısından ilgili hakimin tutanağı imzalayıp sisteme yüklediği tarih değil, duruşmanın yapıldığı tarihin esas alınmakta olduğunu, zira duruşma sırasında bu sürelerin verildiğini, yerel mahkemenin uygulamasının ise çifte standart oluşturmakta olduğunu, aynı şekilde arabuluculuk son toplantısı ile arabuluculuk sürecinin sona ermekte olduğunu, HUAK'da son oturumun düzenlendiği tarihe değinildiğini, dava konusu arabuluculuk son tutanağından, son tutanağın düzenlendiği tarihin 25.09.2023 olduğu, imza tarihinin 28.09.2023 olduğu hususlarının açık olduğunu, son tutanağın yukarıda gösterilen üst sayfasında arabuluculuk sürecinin bittiği tarih ile son tutanağın düzenlendiği tarihin yazmakta olduğunu, imza tarihinin ise kanunun değer verdiği bir tarih olmadığını, yerel mahkemenin arabuluculuk son tutanağının fiilen ne zaman düzenlendiği ile ilgilenmesinin de kanuna aykırı olduğunu, zira resmi belge niteliğindeki tutanakta zaten son tutanağın ne zaman düzenlendiğinin gösterildiğini, resmi belgenin aksinin ise ancak resmi belge ile ispat edilebileceğini, ancak mahkemenin, resmi belgede belirtilen tarihin aksini gösteren herhangi bir resmi belge olmamasına rağmen fiilen tutanağın ne zaman düzenlendiğini tespit etmiş olduğunu, sonuç olarak, arabuluculuk başvurusu sonrası son oturumun 25.09.2023'te yapıldığı, arabuluculuk son tutanağının 25.09.2023'te düzenlendiğinin belge üzerinde yazılı olduğu, imza altına alındığına dair 28.09.2023 tarihinin gösterildiği, yasal sürelerin son tutanağın düzenlendiği tarihi esas aldığı, son tutanağın düzenlendiği tarihi gösteren resmi belge niteliğindeki tutanağın aksini gösteren bir resmi belge olmadığı, son tutanağın imzalandığı tarihin hiçbir önem arz etmediği gerekçeleriyle yerel mahkeme kararının ortadan kaldırılarak ihtiyati haczin hükümsüz kaldığının tespitini istemeleri gerektiğini, Yerel mahkemenin \"davalı taraf her ne kadar mutabakatın temsilcileri tarafından onaylanmadığını bildiriyor ise de bu husus yargılama esnasında ortaya çıkacak olup taraflar arasındaki ticari ilişkiyi, varlığı davacı tarafın emtia verdiği, bir kısım ödemelerin yapıldığı, davacı tarafın cari hesabına alacak gözüktüğü hususları sabit olduğundan ve davacının haksız çıkması halinde de davalı tarafın alınan teminatta zararını karşılayabileceği nazara alındığından ihtiyati haczin kaldırılması şartlarının oluşmadığı\" değerlendirmesinde bulunduğunu, davacının muvafakat metninin aslını sunmadığı, muvafakatin fotokopi olduğu hususunun ortada olduğunu, ihtiyati haciz için belgenin varlığını ve geçerliliğini gösteren aslının bulunmasının zorunlu olduğunu, davacı tarafça noterlikçe düzenlendiğini ve TTK anlamında şartları sağlayan mutabakat bulunmamasına rağmen, mutabakat üzerindeki imza da müvekkile ait olmamakla birlikte sadece bu hususa itiraz ediyormuş gibi yapılan değerlendirmenin hatalı olduğunu, Söz konusu mutabakatın şartları ihtiva etmediğini, aslının dosyaya sunulmadığını, müvekkile usule uygun olarak gönderilmediğini ifade ettiklerini, bu nedenle de ihtiyati hacze dair yapılan incelemenin eksik kaldığını, bu yönden de bir inceleme yapılarak itirazlarının kabulü gerektiğini beyanla; Açıklanan ve re'sen gözetilecek nedenlerle, fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydıyla; - İstanbul Anadolu 7. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2023/702 E. sayılı dosyasından verilen 22.12.2023 tarihli ihtiyati haczin hükümsüzlüğü sebebiyle kaldırılması yönündeki itirazının reddine dair kararın ortadan kaldırılmasına ve ihtiyati haczin İİK m.264 gereği kaldırılmasına,  Takdir edilirse, arabuluculuk son tutanağın düzenlendiği tarihin ne zaman olacağı ve HUAK'da düzenlenen hak düşürücü süreler ve zamanaşımı sürelerinin hangi tarihe kadar duracağı hususlarında Arabuluculuk Daire Başkanlığından görüş sorulmasına, - Yargılama giderleriyle vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.<br>İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır.  Talep; taraflar arasındaki 24/11/2021 tarihli Çerçeve Ticari Satın Alma Sözleşmesi kapsamında cari hesaba konu faturalara konu ürünlerin davalıya teslim edilmesine rağmen bakiye cari hesap alacağının ödenmediği iddiası ile alacağın tahsili için başlatılan icra takibine itirazın iptali ve davacı lehine icra inkar tazminatına hükmedilmesi talepli davada ihtiyati tedbir kararı verilmesi talebinin reddine ilişkin kararın kaldırılması ve İstanbul Anadolu 9. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2023/523 değişik iş esas ve 2023/520 değişik iş karar sayılı kararı ile verilen ihtiyati hacze itirazın reddine ilişkin kararın kaldırılması talebine ilişkindir.Mahkemece 23/11/2023 tarihli ara kararı ile davacının ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verilmiş, bu karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. Mahkemece 22/12/2023 tarihli ara kararı ile davalının İstanbul Anadolu 9. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 18/08/2023 tarih, 2023/523 değişik iş esas ve 2023/520 değişik iş karar sayılı kararı ile verilen ihtiyati haciz kararına itirazının reddine karar verilmiş, bu karara karşı davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. Somut uyuşmazlıkta; davacı vekili taraflar arasındaki 24/11/2021 tarihli Çerçeve Ticari Satın Alma Sözleşmesi kapsamında cari hesaba konu faturalara konu ürünlerin davalıya teslim edilmesine rağmen bakiye cari hesap alacağının ödenmediğini iddia etmiş ve alacağın tahsilinin teminat altına alınması için davalının hali hazırda, bu dava dışı ... Anonim Şirketi'nde onay aşamasında bulunduğu öğrenilen, gerek 7 Numaralı ara hak edişine bağlı alacaklarına, gerekse taahhüdüne konu bitmiş işlerine ait önceki (ödenmiş) hak edişlerinden tevkif edilerek, kesin hesap hak edişini müteakip serbest bırakılacağı belirlenen, yaklaşık 152.000.-EURO tutarındaki nakit teminat kesintileri üzerine, eldeki davanın konusu müvekkil alacağını karşılayacak miktarda ihtiyati tedbir konulmasını talep etmiştir. 6100 sayılı HMK'nın 389/1 maddesi uyarınca ancak uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir. Davacı vekilinin ihtiyati tedbir talep ettiği hususlar uyuşmazlık konusu olmayıp, ihtiyati tedbir kararı verilmesi mümkün değildir. Bu sebeple davacı vekilinin istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir. İstanbul Anadolu 9. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 18/08/2023 tarih, 2023/523 değişik iş esas ve 2023/520 değişik iş karar sayılı kararı ile davacının 178.868,69 Euro alacağının tahsili için ihtiyati haciz kararı verilmiş, davacı vekili tarafından ihtiyati haciz kararı İstanbul Anadolu ... İcra Dairesi'nin ... esas sayılı icra takip dosyasında 22/08/2023 tarihinde icra takibine konulmuş ve infaz edilmiştir. Davalı vekili tarafından İİK'nın 264/2 maddesi uyarınca süresi içerisinde dava açılmaması sebebiyle ihtiyati haciz kararının kendiliğinden kalktığının ve bu sebeple ihtiyati haciz kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir. Mahkemece 22/12/2023 tarihli ara kararı ile davalının ihtiyati haciz kararına itirazının reddine karar verilmiştir. İİK'nın 264/2 maddesine göre icra takibinde, borçlu ödeme emrine itiraz ederse bu itiraz hemen alacaklıya tebliğ olunur. Alacaklı, tebliğ tarihinden itibaren yedi gün içinde icra mahkemesinden itirazın kaldırılmasını istemeye veya mahkemede dava açmaya mecburdur. İcra mahkemesi, itirazın kaldırılması talebini reddederse alacaklının kararın tefhim veya tebliği tarihinden itibaren yedi gün içinde dava açması lazımdır. Yine İİK'nın 264/4 maddesine göre alacaklı bu müddetleri geçirir veya davasından yahut takip talebinden vazgeçerse veya takip talebi kanuni müddetlerin geçmesiyle düşerse veya dava dosyası muameleden kaldırılıp da bir ay içinde dava yenilenmezse veya davasında haksız çıkarsa ihtiyati haciz hükümsüz kalır ve alakadarlar isterse lazım gelenlere bildirilir. Somut uyuşmazlıkta, davacı vekili tarafından ihtiyati haciz kararı İİK'nın 264/1 maddesi uyarınca icra takibine konulmuş, davalıya ödeme emrinin tebliği üzerine davalı vekili tarafından icra takibine itiraz edilmiş ve icra takibine itiraz dilekçesi ve takibin durmasına ilişkin karar davacı vekiline 14/09/2023 tarihinde tebliğ edilmiştir. Davacı tarafından 13/09/2023 tarihinde arabuluculuk başvurusunda bulunmuş ve arabuluculuk süreci başlamıştır. Arabuluculuk son tutanağının başlık kısmında arabuluculuk sürecinin bittiği tarih ve son tutanağın düzenlendiği tarih 25/09/2023 tarihi olarak görünmektedir. Ancak arabuluculuk son tutanağının sonuç kısmının \"İşbu arabuluculuk son tutanağı üç sayfa ve 3 nüsha olarak 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu m. 17 ile 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu m. 5/A uyarınca elektronik imza ile imza altına alındı. 28.09.2023\" şeklinde belirtildiği görülmüştür. Arabuluculuk son tutanağından, son tutanağın düzenlenme tarihinin 25/09/2023 tarihi, imzalanma tarihinin ise 28/09/2023 tarihi olduğu, tarafların arabuluculuk görüşmesine telekonferans sistemi ile katılmaları sebebiyle e-imzalarının sonradan tamamlandığı anlaşılmıştır. İş bu dava 05/10/2023 tarihinde açılmıştır. Arabuluculuk sürecinin son tutanağın imzalarının tamamlandığı tarihte sona ermiş olduğu, dava açma süresininde bu tarihten itibaren işlemeye başlaması gerekmektedir. Arabuluculuk Daire Başkanlığı tarafından çıkartılan ticari uyuşmazlıklarda dava şartı arabuluculuk isimli kitapta da \"arabuluculuk sürecinin tüm imzaların tamamlanması ile sona ereceği\" ve dava açma süresinin son tutanaktaki son imzanın tamamlanması ile başlayacağı açıkça belirtilmiştir. Arabuluculuk sürecinin imzaların tamamlandığı 28/09/2023 tarihi itibariyle sonra erdiği anlaşılmakla davacı tarafından süresi içerisinde iş bu davanın açıldığı anlaşılmıştır. Bunun yanında davalı vekili tarafından ileri sürülen davacının muvafakat metninin aslını sunmadığı, muvafakatin fotokopi olduğu hususunun ortada olduğu, ihtiyati haciz için belgenin varlığını ve geçerliliğini gösteren aslının bulunmasının zorunlu olduğu, davacı tarafça noterlikçe düzenlendiğini ve TTK anlamında şartları sağlayan mutabakat bulunmadığına ilişkin istinaf ve itiraz sebebi ise İİK'nın 265/1 maddesi kapsamında sınırlı olarak ileri sürülebilecek itiraz sebepleri arasında bulunmadığından ve yaklaşık ispat koşulu ve İİK'nın 257. maddesi uyarınca ihtiyati haciz şartları gerçekleştiğinden Mahkemece ihtiyati haciz kararına itirazın reddine karar verilmesi isabetli olup,  davalı vekilinin aksi yöndeki istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir. Açıklanan nedenlerle dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere göre, mahkemenin 23/11/2023 tarihli ara karının ve 22/12/2023 tarihli ara kararının gerekçesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığından, davacının ve davalının istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1 maddesi uyarınca ayrı ayrı esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaatine varılarak aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. <br>HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;  1-Tarafların istinaf başvurularının 6100 sayılı HMK' nın 353/1-b1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf edenler tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harçlarının hazineye gelir kaydına, 3-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince davacıdan alınması gereken 427,60TL istinaf karar harcından, istinaf aşamasında peşin olarak yatırılan 269,85 TL harcın mahsubu ile bakiye 157,75‬ TL harcın davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 4-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince davalıdan alınması gereken 427,60TL istinaf karar harcı, istinaf aşamasında peşin olarak yatırılmış olmakla davalı taraftan başkaca harç tahsiline yer olmadığına, yatırılan harcın hazineye gelir kaydına, 5-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf talepler eden üzerinde bırakılmasına, 6-Artan gider avansı varsa talep halinde ilgili avansı yatıran tarafa iadesine, 7-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 08/02/2024 tarihinde HMK'nın 362/1-f maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi. </font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"4c116f94ef198076","SID":"5d6bb44ca4bf8a29"}}