{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C. <br>İSTANBUL <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ <br>13. HUKUK DAİRESİ <br>DOSYA NO: 2024/167 <br>KARAR NO: 2024/216 <br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A <br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I <br>İNCELENEN KARARI VEREN <br>MAHKEME: İSTANBUL 20. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ <br>TARİHİ: 14/12/2023 (Ara Karar Tarihi)<br>DOSYA NUMARASI  : 2023/747 Esas (Derdest Dava Dosyası)<br>TALEP: Tedbir <br>KARAR TARİHİ: 08/02/2024 <br>İlk Derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi: <br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ: Davacı vekili dilekçesinde özetle; ... Bankası Erzurum Şubesi ... seri numaralı keşidecisi ... LTD. ŞTİ.olan 28.05.2023 keşide tarihli 215.000,00 TL bedelli çek, ...  Bankası Erzurum Şubesi ... seri numaralı keşidecisi ... LTD. ŞTİ. Olan 28.06.2023 keşide tarihli 215.000,00 TL bedelli çek ve ... Bankası Erzurum Şubesi ... seri numaralı keşidecisi ... LTD. ŞTİ. Olan 28.07.2023 keşide tarihli 215.000,00 TL bedelli çek lehtar olan müvekkilinin yedinde bulunduğu sırada kaybolmuş veya çalınmış olduğundan ilgili çekler üzerine ödeme yasağı konulması için Erzurum Asliye Ticaret Mahkemesinde dava açılmış olup açılan dava Erzurum Asliye Ticaret Mahkemesi 2023/343 Esas sayılı dosyasıyla derdest olduğunu, ayrıca söz konusu çekler için Erzurum Cumhuriyet Başsavcılığı'na da başvurulmuş ve soruşturması Erzurum Cumhuriyet Başsavcılığı 2023/5154 Soruşturma numarası ile derdest olduğunu, Erzurum Asliye Ticaret Mahkemesi  2023/343 Esas sayılı dosyasında ... A.Ş.'den gelen 22.11.2023 tarihli müzekkere cevabında; Söz konusu çekin 31.07.2023 tarihinde bankamız Sultan Selim Levent İstanbul Şubesi vasıtasıyla ... VKN ... Anonim Şirketi tarafından ibraz edildiği anlaşıldığını, müvekkil şirket davalı şirketi tanımamakta ve daha evvelinde de aralarında herhangi bir ticari iş ilişkisi bulunmadığını, davalı taraf dava konusu çeki kötü niyetle kazanmış olup çekin kazanımında ağır kusuru mevcuttur. Kötü niyetle ve ağır kusurla ellerinde bulundurdukları ilgili çek üzerinde herhangi bir hukuki işlem yahut tahsilat yapma yetkileri bulunmadığını, dava konusu çekin arka yüzündeki ciro zincirinde yer alan ... Vergi Numaralı ... Anonim Şirketinin ve ... Vergi Numaralı ... Limited Şirketinin Ticaret Bakanlığı mersis sorgulamalarında iki firmanın da bir çok çek kısıtlamasının olduğu  tespit edildiğini, ayrıca İstanbul 11. Asliye Ticaret Mahkemesi 2023/696 E. Sayılı dosyasındaki davalı ... Limited Şirketinin adresi ile ...Anonim Şirketinin adres bilgisinin de aynı olması bu durumu desteklediğini, açıklanan nedenlerle müvekkilin zarara uğramaması amacıyla açılacak icra takiplerinin durdurulması yönünde ihtiyati tedbir kararı verilerek dava sonuçlanana kadar uygulanmasına karar verilmesini talep etmiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ: İlk Derece Mahkemesi 14/12/2023 tarih ve 2023/747 Esas sayılı Ara Kararı ile; \" Talep, TTK'nın 792. maddesi uyarınca davacının yetkili hamil ve hak sahibi olduğu ve rızası hilafına elinden çıktığını ileri sürdüğü dava konusu çekin davalıdan istirdadı istemine ilişkin davada tedbir istemine ilişkindir. TTK'nın 792. maddesine göre, çek, herhangi bir suretle hamilin elinden çıkmış bulunursa, ister hamile yazılı,  ister  ciro yoluyla devredilebilen  bir çek  söz konusu  olup da  hamil  hakkını  790 ıncı maddeye göre ispat etsin, çek eline geçmiş bulunan yeni hamil ancak çeki kötü niyetle iktisap etmiş olduğu veya iktisapta ağır bir kusuru bulunduğu takdirde o çeki geri vermekle yükümlüdür. HMK'nın 389. maddesi uyarınca, \"Mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme sebebiyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkansız hale geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hallerinde uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyat tedbir kararı verilebilir. \"Aynı Kanun'un 390/3 maddesi,'' Tedbir talep eden taraf,  dilekçesinde  dayandığı ihtiyati tedbir sebebini  ve türünü açıkca belirtmek ve davanın esası yönünden  kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorundadır'' düzenlemesini içermektedir.İhtiyati tedbir yasada geçici hukuki korumalardan olup, Kanun hükmü, tedbir talep edenin  haklılığını yaklaşık olarak  ispat etmek zorunda olduğunu  düzenlemiştir. Ayrıca sadece uyuşmazlık konusu üzerinde ihtiyati tedbir kararı verilebilir. Somut olayımızda davacının talebi, kaybettiğini iddia ettiği çekin istirdatına dayanmakta olup,  söz konusu uyuşmazlık menfi tespit uyuşmazlığı değildir. Haliyle menfi tespit davalarında uygulanan İİK madde 72'nin olayımızda uygulanabilirliği bulunmamaktadır. Bu aşamada davanın TTK'nın 792. maddesi uyarınca açılmış çek istirdadı davası olduğu, bu nedenle ihtiyati tedbir talebinin HMK'nın 389 vd maddelerine göre değerlendirilmesi gerektiği, dosyanın bulunduğu aşama itibariyle  ara karar tarihi itibariyle dosyada dava konusu çekin davacı elinden rızası hilafına çıktığı, davalının çekin iktisabında kötü niyetli ve ağır kusurlu olduğuna yönelik yaklaşık ispatı sağlar delil bulunmadığı, bu hususların ancak toplanacak deliller ve yapılan yargılama neticesinde tespit edilebileceği yine davaya konu çek üzerindeki ciro silsilesinin düzgün olduğu da gözetilerek mahkemece ihtiyati tedbir verilebilmesi için davacının iddiaları yönünden yaklaşık ispat şartı gerçekleşmediğinden davacı tarafın ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verilmiştir. \" gerekçeleri ile; \" 1-Davacı vekilinin İHTİYATİ TEDBİR TALEBİNİN REDDİNE, ... \" karar verilmiş ve verilen karara karşı, davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. <br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle;  Yerel Mahkemenin ara kararının Yargıtay içtihatları ışığında usul ve yasaya aykırı olduğunu, Erzurum Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2023/343 Esas sayılı dosyasının 18.12.2023 tarihi itibariyle karara çıkmış olup ... seri numaralı 28.05.2023 keşide tarihli 215.000,00 TL bedelli çekin iptaline karar verilmiş ise ... seri numaralı 28.06.2023 keşide tarihli 215.000,00 TL bedelli çek ile ... seri numaralı 28.07.2023 keşide tarihli 215.000,00 TL bedelli çekler hakkında çeklerin kötü niyetli davalıların elinde olasından bahisle karar verilmesine yer olmadığına dair hüküm kurulduğunu, ... seri numaralı 28.06.2023 keşide tarihli 215.000,00 TL bedelli çek üzerinde İstanbul 11. Asliye Ticaret Mahkemesi 2023/696 Esas sayılı dosyası ile açmış oldukları dava nihayetinde ihtiyati tedbir kararı verildiğini, ancak huzurdaki dava konusu ... seri numaralı 28.07.2023 keşide tarihli 215.000,00 TL bedelli çekin müvekkil şirket için hala risk oluşturmakta olduğunu, dava dilekçelerindeki beyanları ve sundukları ekler de gözetildiğinde ihtiyati tedbir şartlarının oluştuğunun görüleceğini, yerel mahkemenin vermiş olduğu ret kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu,  Yargıtay ve Bölge Adliye Mahkemeleri tarafından kanuni düzenlemeye uygun olarak ihtiyati tedbir ve ihtiyati haciz talebi gibi geçici hukuki koruma taleplerinde tam ispat yerine yaklaşık ispatın gerçekleşmesinin yeterli olduğunun kabul edilip uygulanmakta olduğunu, Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2022/ 8964 E- 2022 / 15530 K sayılı ve 28.11.2022 tarihli ilamında \"İİK’nın 257 vd. maddelerinde öngörülen koşulların gerçekleşmesi ve mahkemenin alacağın varlığı konusunda kanaat edinmiş olması halinde, somut olayın özelliklerine ve ölçülülük ilkesine uygun düşecek sekilde ihtiyati haciz kararı verilebilmesine...\" şeklinde hüküm kurulduğunu, yine Yargıtay 17.Hukuk Dairesi 2014/ 16111 E. 2014 / 19845 K. 29.12.2014 tarihli ilamında \" dava konusu alacagın yaklasık ispat seviyesinde ispatlanmıs olmasına göre mahkemece tesis edilen 26.5.2005 tarihli ihtiyati haciz kararının usule ve hukuka uygun bulunduğu IIK'nun 257 ve devamı maddelerinde öngörülen sartları tasıdıgı, davalı tarafın ihtiyati haczin kaldırılması talebinin yersiz oldugu \" seklindeki yerlesik içtihatlardan da anlaşılacağı üzere dava konusu olayda borcun vadesinin geldiğini ve borcun varlığının yaklaşık ispatı aşar nitelikte delillerle ispat edilmiş olduğunu, bu nedenle yerel mahkemenin yargılamayı gerektirmesi nedeniyle ihtiyati haciz mahiyetindeki ihtiyati tedbir taleplerinin reddine karar vermesinin İİK'nın 257. ve devamındaki maddelerde geçici hukuki koruma tedbirlerinden olan ihtiyati haciz müessesesinin düzenlenmiş olduğunu, bu düzenlemeler uyarınca vadesi gelmiş ve rehinle temin edilmemiş bir para borcunun alacaklısının borçlunun yedinde veya üçüncü şahısta olan taşınır, taşınmaz malları ve alacakları ile diğer haklarını ihtiyaten haczettirebilecek olduğunu, aynı kanunun 258. maddesi gereğince alacaklının, alacağı ve icabında haciz sebepleri hakkında mahkemeye kanaat getirecek delilleri göstermek mecburiyetinde olduğunu, bir başka deyişle ihtiyati haciz kararı verilmesi için mutlak ispat şartlarının oluşmasına gerek bulunmayıp, yaklaşık ispat ölçülerinde ispatın yeterli olacağını, 6100 Sayılı Kanun' un 389. maddesinde “Mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkânsız hâle geleceginden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın dogacagından endişe edilmesi hâllerinde, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir.” hükmünün mevcut olduğunu, ihtiyati tedbir kararının verilebilmesi için aranan koşulların talepte bulunan müvekkilleri tarafından fazlası ile sağlanmakta olduğunu, mahkemenin vermiş olduğu söz konusu karara dayanak gösterdiği gerekçelerin hukuki bir isnadı bulunmadığını, ilgili kanun hükmü ile açıkça çelişen bu kararın verilmesinin hukuka aykırılık teşkil etmekte olduğunu, kanun hükmü ve yerleşik içtihatlar gereğince bu taleplerinin kabulü gerektiğini, İhtiyati tedbirin, HMK’da “Geçici Hukuki Korumalar” üst başlığı altında taraflar arasındaki ihtilafın çözümüne katkı sağlayan ve asıl yargılamada verilen hükmün gerçekleştirilmesini temin eden ve hakların korunması bağlamında aynı zamanda hukuk devleti ilkesinin ayrılmaz bir parçası olarak hak arama hürriyeti kapsamında değerlendirilebilecek bir usul hukuku müessesesi olduğunu, şu halde davacı yararına,  kötü niyetle başlatılacak olan icra takiplerinin ve ileride doğabilecek hak kayıplarının önüne geçebilmek için müvekkilin haklarının korunması bağlamında ihtiyati tedbir kararı verilmesi gerekirken iş bu talebin reddedilmesinin hukuk ve hakkaniyete aykırı olduğunu, Yerel mahkemenin, dava dilekçelerindeki tüm açıklamaları ve sundukları delillere rağmen, taleplerini reddetmesinin kabul edilemeyeceğini, koşulları oluşan ihtiyati haciz mahiyetinde ihtiyati tedbir taleplerinin kabul edilmesi ve yasaya ve hakkaniyete aykırılık teşkil eden kararın iptaline karar verilmesi halinde doğacak hakların güvenceye kavuşturulması gerektiğini, işbu nedenle yerel mahkemenin vermiş olduğu ara karara itiraz etme zarureti hasıl olduğunu beyanla; Açıklanan nedenler ile usul ve yasaya aykırı olarak verilmiş olan ihtiyati tedbir talebinin reddi kararının kaldırılmasına ve mahkemece yapılacak olan istinaf incelemesi neticesinde ivedilikle ihtiyati tedbire karar verilmesini talep etmiştir. <br>İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Talep; 6102 Sayılı TTK'nun 792 maddesi kapsamında çek istirdadı istemine ilişkin davada çekin icra takibine konu edilmemesine ilişkin ihtiyati tedbir kararı verilmesi talebine ilişkindir. Mahkemece ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verilmiş, karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.  6102 sayılı TTK’nin 792. maddesi, \"Çek, herhangi bir suretle hamilin elinden çıkmış bulunursa, ister hamile yazılı, ister  ciro yoluyla devredilebilen  bir çek  söz konusu  olup da  hamil  hakkını  790. maddeye göre ispat etsin, çek eline geçmiş bulunan yeni hamil ancak çeki kötüniyetle iktisap etmiş olduğu veya iktisapta ağır bir kusuru bulunduğu takdirde o çeki geri vermekle yükümlüdür.'' hükmünü haizdir. 6100 Sayılı HMK'nın 389. maddesinde, ihtiyati tedbirin şartları düzenlenmiş olup, 1. fıkrası; \"Mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkânsız hâle geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hâllerinde, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir.\" şeklindedir. Yine 6100 Sayılı HMK'nın 390/3 maddesine göre, tedbir talep eden, öncelikle tedbir istemine ilişkin dilekçesinde dayandığı ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkça belirtmek ve davanın esası yönünden haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorundadır. Buradaki ispatın ölçüsü, “yaklaşık ispat” kuralına göre belirlenir. Somut uyuşmazlıkta; davacı vekili, davacının lehtarı olduğu dava konusu çekin çalındığını, çekin arka yüzünde davacının cirosu üzerindeki imzanın davacı şirket yetkilisine ait olmadığını, davalının çeki iktisabında kötü niyetli ve ağır kusurlu olduğunu, bu sebeple çekin icra takibine konu edilmemesine ilişkin ihtiyati tedbir kararı verilmesini talep etmiştir. Ancak davacı vekili tarafından dava dilekçesi ekinde sunulan çek incelendiğinde çekte ciro silsilesinin düzgün olduğu, dilekçe ekinde sunulan belgelerden bu aşamada davalının çeki iktisabında kötü niyetli veya ağır kusurlu olduğuna yönelik iddiasının esası bakımından yaklaşık ispat koşulunun oluşmadığı anlaşılmakla Mahkemece ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verilmesi isabetli olup, davacı vekilinin aksi yöndeki istinaf sebebi yerinde görülmemiştir. Açıklanan nedenlerle; ilk derece mahkemesi  ara karar ve gerekçesi usul ve yasaya uygun olup, kamu düzenine aykırılık da tespit edilmediğinden, ihtiyati tedbir isteyen davacının istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nun 353/1-b1 maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaatine varılmış ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. <br>HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;  1-İhtiyati tedbir isteyen davacının istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK' nın 353/1-b-1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 3-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 427,60 TL istinaf karar harcından, davacı tarafından istinaf aşamasında peşin olarak yatırılan 269,85 TL harcın mahsubu ile bakiye 157,75‬ TL harcın davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 4-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf talep eden üzerinde bırakılmasına, 5-Artan gider avansı bulunması ve talep halinde avansı yatıran ilgili tarafa iadesine,  6-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 08/02/2024 tarihinde HMK'nın 362/1-f maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi.   </font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"777635aef2c6df72","SID":"5fb7781074365d2e"}}