{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C. <br>İSTANBUL <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ <br>13. HUKUK DAİRESİ <br>DOSYA NO: 2021/1371 <br>KARAR NO\t: 2024/65 <br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A <br> B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I <br>İNCELENEN KARARI VEREN <br>MAHKEME : İSTANBUL 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ <br>TARİHİ   : 04/11/2020 <br>DOSYA NUMARASI : 2017/354 Esas - 2020/563 Karar <br>DAVA: İtirazın İptali (Bankacılık İşlemlerinden Kaynaklanan) <br>KARAR TARİHİ : 25/01/2024 <br>İlk Derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi: <br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ: Davacı vekili  dava dilekçesinde özetle; müvekkili banka ile dava dışı ... Tic. Ltd. Şti arasında 12/06/2012 tarihli genel kredi sözleşmesinin imzalandığını, kredi sözleşmesi uyarınca kullandırılan kredilerin   geri ödememesi nedeniyle   Gebze .... Noterliğinin  20/09/2016 tarih ... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile hesaplarının kat edildiğini,  kalan borcun tahsili amacıyla davalı borçlu hakkında İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyası ile ilamsız takibin başlatıldığını,  söz konusu takibe karşı davalı tarafından borca ve ferilerine itirazda bulunulduğunu,  davalının itirazının haksız ve kötü niyetli olduğunu, itirazının iptalinin gerektiğini,  temlik eden banka ile dava dışı  Isı Market İklimlendirme ... Tic. Ltd. Şti arasında   12/06/2012 tarihli genel kredi sözleşmesinin imzalandığını,  davalı şahıs işbu sözleşmeyi müşterek borçlu ve müteselsil kefil sıfatıyla imzalandığını,  davalılar 20/09/2016 tarihinde Gebze .... Noterliğinden gönderilen hesap kat ihtarnamesine itiraz etmediklerini, ihtarnameye itiraz edilmediğinden mevcut ihtarname İİK 68/b maddesine maddesinde sayılan  belgelerden sayıldığını ve itirazın iptali gerektiğini, kaldı ki borçluların imzaya ve sözleşmeye itiraz etmediğini,   davalı borca ve faize  haksız ve  dayanaksız şekilde itiraz ettiğini,  davalının açık kayıtlar karşısında süre kazanmak ve alacaklarının tahsilini güçleştirmek amacıyla takibe itiraz ettiğini ve itirazının kötü niyetli olduğunun bilirkişi incelemesiyle ortaya çıkacağını, açıklanan nedenlerle  davalının itirazının iptaline karar verilmesini, ayrıca yapılacak yargılama sonunda davalı aleyhine %20'den az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı taraf dilekçesinde dava dışı .... Tic Ltd. Şti. ile 12.06.2012 tarihinde Genel Kredi Sözleşmesi’nin imzalandığını ve müvekkilinin işbu kredi sözleşmesi kapsamında kullandırılan kredi borçlarından müşterek borçlu müteselsil kefil sıfatı ile sorumlu olduğunu, davacı tarafın bu iddialarını kabul etmenin mümkün olmadığını,   davacı tarafın dava dışı şirkete müvekkilinin ortaklıktan ayrılmasının ardından yeni bir sözleşme imzalanması ile başka bir sözleşme kapsamında kredi kullandırdığını, ayrıca sözleşme kapsamı incelendiğinde sözleşme bedelinin 500.000,00-TL olarak belirlendiği kefillerin imza kısmında kefalet miktarını ayrıca ve açıkça belirtmediğinin görüldüğünü, müvekkili kefalet bedeli belirtilmeksizin kefil olduğunu, kefaletin kapsamları ve borç ferdileştirilmediğini,  bu sebeple müvekkilinin verdiği kefalet geçerli olmadığını, müvekkilinin ortak olduğu şirket ile davacı taraf arasında 12.06.2012 tarihinde imzalanan sözleşme çek kullanımı için yapıldığını, sözleşmenin imzalandığı tarihte müvekkilin ve şirketin mali durum araştırması yapıldığında bankalardan kredi kullanımının mümkün olmadığını, 02.01.2013 tarihinde Gaziosmanpaşa ... Noteri’nin ... hisse devri sözleşmesi ile şirkette bulunan hissesini diğer ortak ...’ya devrettiğini, müvekkilinin şirket hissesini devretmesinin sebeplerinden biri bankaların müvekkilinin sicili sebebi ile şirkete kredi kullandırdığını, bu sebeple müvekkilinin şirket ortaklığından ayrıldığı tarihte banka ile başlayan bir kredi ilişkisi mevcut olmadığı gibi o tarihte davacı bankaya bir borç bulunmadığını, müvekkiline 26.09.2016 tarihinde tebliğ edilen Gebze.... Noterliği’nin ... yevmiye numaralı ihtarnamesinde kredinin hangi sözleşme ile kullandırıldığına ilişkin bir belge yahut  açıklama  bulunmadığını,  müvekkili 12.06.2012 tarihinde sözleşmeyi imzaladığı tarihte diğer kefil ile aynı kefalet limitini kabul ettiğini,  ...’nun kefalet limiti daha sonra kullandırılan kredi ve sözleşmeler kapsamında artırıldığını, müvekkilinin imzasının bulunmadığı bir kredi sözleşmesi kapsamında kullandırılan krediden müvekkilini sorumlu tutmanın mümkün olmadığını,  bu sebeple davacı bankanın dosya kapsamına mevcut kredi sözleşmelerini, kredi ekranlarını, kullandırılan kredilerin tarihlerini ve türlerini açıklamalı olarak tüm belgeleri sunmasının gerektiğini,  açıklanan nedenlerle  haksız ve hukuka aykırı davanın reddine, davacı tarafın takip konusu alacağın % 20’sinden az olmamak üzere tazminata mahkum edilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini  talep etmiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ: İlk Derece Mahkemesi 04/11/2020 tarih ve 2017/354 Esas - 2020/563 Karar sayılı kararı ile; \" Dava, Bankacılık kredi sözleşmesinden kaynaklandığı iddia edilen ve kefalet  sorumluluğuna dayandırılan alacağın tahsili amacıyla başlatılan ilamsız icra takibine vaki itirazın İİK 67 maddesine göre iptali talebidir.  Mahkememizce, İstanbul .... İcra Müdürlüğü' nün ... esas sayılı dosyası getirtilmiş olup incelenmesinde; alacaklı ... T.A.Ş. tarafından borçlu ... aleyhine ihtarname dayanarak 12.845,42-TL asıl alacak, 930,63-TL temerrüt faizi 46,54-TL faizin %5 gider vergisi, 224,15-TL noter masrafı olmak üzere toplam 14.046,74 TL'nin tahsili talebi ile 05/12/2016 tarihinde ilamsız icra takibi başlatıldığı, yasal süresinde borçlu vekilinin borca, faize, faiz oranına ve tüm fer'ilere itiraz ettiği, itiraz sonucunda icra takibinin durduğu, iş bu itirazın iptali davasının mahkememize İİK 67. maddesi uyarınca 1 yıllık yasal süresi içerisinde açılmış olduğu anlaşılmıştır. Uyuşmazlığın kredi ilişkisinden kaynaklanması nedeniyle, davacı bankanın alacağının belirlenebilmesi için dayanak sözleşmeler, icra dosyası, banka kayıtları incelenerek ve  tarafların sunduğu kayıt ve  belgeler, davalı kefilin kefalet limiti ve sorumluluğu da nazara alınarak, davalının takibe dayanak kredi sözleşmesi nedeni ile takip tarihi itibari ile borçlu olup olmadığı, borçlu ise asıl borç ve faiz miktarı ve uygulanacak faiz tür ve oranının tespiti için bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır. 18/02/2019 tarihli bilirkişi raporunda özetle: \"....Takip tarihinden başlamak üzere 12.824,65-TL asıl alacak, 548.74-TL işlemiş faiz, 27,44-TL  BSMV ve 224,15- TL masraf istenebileceği ve asıl alacak tamamen ödeninceye kadar talep doğrultusunda yıllık %23,76 oranında temerrüt faizi ve bu faiz üzerinden %5 gider vergisinin davalıdan istenebileceğini... Dair rapor tanzim edilmiştir.  Tüm dosya kapsamından; Banka ile dava dışı ... TİC. LTD. ŞTİ. arasında 12.06.2012 tarihinde 500.000,00 TL.lık Genel Kredi Sözleşmesi düzenlendiği ve bu kredi sözleşmesinde davalı ...   şirket ortakları olması sebebiyle müşterek borçlu/kefil sıfatıyla imzalarının olduğu, Kredi sözleşmesi uyarınca kullandırılmış olan kredilerin geri ödenmemesi sebebiyle Gebze .... Noterliği'nın 20.09.2016 tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile hesapları kat edildiği, Kat ihtarnamesinde görülen ortakların kefalet limitleri olduğu ve davalı ...'un 12.06.2012 tarihinde sözleşmeyi imzaladığı tarihte diğer kefil ile aynı kefalet limitini kabul ettiği ve o tarihte şirkette hissesi, ortağı olduğu, sözleşme kapsamı incelendiğinde sözleşme bedelinin 500.000,00-TL olarak belirlendiği,  hükme esas alınan bilirkişi raporuna göre takip tarihi itibariyle davacı bankanın  12.824,65-TL asıl alacak, 548.74-TL işlemiş faiz, 27,44-TL  BSMV ve 224,15- TL masraf talebinde ve  istemiş olduğu faiz oranında yasal mevzuat gereği haklı olduğu anlaşılmakla,  İİK 67/2 maddesi uyarınca icra takibine konu alacağın likit ve hesaplanabilir olması, davalı/borçlunun itirazında haksız olduğunun anlaşılması karşısında hüküm altına alınan alacak miktarının %20'si oranında icra inkar tazminatına dair karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. \" gerekçeleri ile; \" 1-Davanın KISMEN KABULÜNE İstanbul .... İcra Müdürlüğü'nün  ... esas sayılı dosyasına davalı tarafından yapılan itirazın iptali kısmen iptaliyle takibin 12.824,65-TL asıl alacak,  548,74-TL işlemiş faiz, 27,44-TL BSMV, 24,15-TL masraf olmak üzere toplam 13.624,98-TL üzerinden, asıl alacağa takip tarihinden itibaren  %23,76 oranında temerrüt faizi ve bu faiz üzerinden %5 BSMV işletilerek devamına, Alacağın %20'si olan 2.724,99-TL icra inkar tazminatının davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, ... \" karar verilmiş ve verilen karara karşı, davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. <br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Dava dosyasında ilk derece mahkemesince davanın kısmen kabulü ile müvekkil aleyhine icra inkar tazminatı ödemesine karar verilmiş olup ilgili kararın usul, yasa ve yerleşik Yargıtay içtihatlarına aykırı olduğundan kararın kaldırılması gerekmekte olduğunu, Davaya konu kefalet sözleşmesinin geçersiz olduğunu, Davacı tarafın davaya konu genel kredi sözleşmesine istinaden müvekkile icra takibi başlattığını, müvekkilin itirazı ile takibin durması üzerine yukarıda mahkemesi ve esas numarası verilen itirazın iptali davasını açtığını, davacı tarafın borcun sebebini ve dayandığı kredi ekranlarını ayrıca ve açıkça açıkça dosyaya ibraz etmediğini, davacı tarafın icra takibine borcun sebebi olarak kredi sözleşmesi ve ihtarname yazdığını, dosya ekine ise kefilin sorumlu olduğu miktarların birbirini tutmadığı ve borcun doğduğu tarihi ve kredi ekranını içermeyen Gebze .... Noterliği’nin 20.09.2016 tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile ...’nun kefalet limitinin farklı göründüğü 12.06.2012  tarihli genel kredi sözleşmesini sunmuş olduğunu, dilekçelerinde ve mahkemece talep edilmesine karşın borcun doğduğu tarih ve kredi sözleşmesi ve kredi ekranlarının ayrıca dosyaya ibraz edilmediğini, dava aşamasında ortaya çıktığı üzere müvekkilin imzasının ve kefaletinin bulunmadığı ve ihtar tarihinden önce imzalanan 07.02.2013 tarihli 250.000,00-TL limitli 28.03.2014 tarihli 500.000,00-TL limitli 02.07.2014 tarihli 1.000.000,00-TL limitli olmak üzere üç ayrı Genel Kredi Sözleşmesi ve 23.02.2015 tarihli ayrı bir sözleşmenin bulunması nedeniyle icra takibine konulan ve kredi ekranları sunulmayan borcun sebebinin  ekine sunulan 12.06.2012 tarihli sözleşmeden doğduğunu gösteren bir kanıt bulunmamakta olduğunu, bu nedenle müvekkilin borçtan sorumlu tutulmasının kabul edilemeyeceğini, Cevap dilekçelerinde belirtildiği üzere davaya konu genel kredi sözleşmesinin 12.06.2012 tarihinde akdedilmiş olduğunu, her ne kadar sözleşmede müvekkilin müteselsilen kefil olduğu yer alsa da ilgili sözleşmenin Yargıtay’ın yerleşik içtihatlarında aranan ve Türk Borçlar Kanunu 582. maddesinde öngörülen şekil koşullarını karşılamamakta olduğunu, sözleşme incelendiğinde müvekkilin imzası bulunsa da, kefalet limitinin el yazısı ile yazılmaması, tarihin yazılmaması, kefaletin kapsamları ve borç ferdileştirilmemiş olması  müteselsil kefil olma iradesinin el yazısıyla bulunması gerektiği hususlarının sağlanmamakta olduğunun görüleceğini, bu hususların sağlanmamasının sözleşmenin geçersiz olduğu sonucunu ve ilk derece mahkemesi kararının hukuka aykırı olduğu sonucunu doğurmakta olduğunu, Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 28.09.2020 tarihli, 2020/4614 E. ve 2020/3587K. sayılı ilamında da; Dava, kredi sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsiline yönelik icra takibine yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir. Davaya konu genel kredi sözleşmesinde davalı …. müteselsil kefil olarak yer almaktadır. Ancak sözleşmenin yapıldığı 27.01.2012 tarihinde 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun yürürlükte olması nedeniyle söz konusu yasanın 583/1 maddesi uyarınca “kefilin, kefilin sorumlu olduğu azami miktarı, kefalet tarihini ve müteselsil kefil olma durumunda, bu sıfatla veya bu anlama gelen herhangi bir ifadeyle yükümlülük altına girdiğini kefalet sözleşmesinde kendi el yazısı ile belirtmesi gerekir.” Her ne kadar sözleşmede kefil olunan miktar el yazısıyla yazılmış ise de kefalet tarihi yazılmadığından Türk Borçlar Kanunu 583/1 maddesinde öngörülen şekil koşullarının gerçekleşmemesi nedeniyle KEFALET SÖZLEŞMESİ GEÇERSİZDİR.Bu nedenle davalı … hakkında DAVANIN REDDİNE KARAR VERİLMESİ GEREKİRKEN YAZILI ŞEKİLDE KARAR VERİLMESİ DOĞRU GÖRÜLMEMİŞ ,HÜKMÜN BOZULMASI GEREKMİŞTİR.” şeklinde karar verilmiş olduğunu, Müvekkilin imzasının bulunmadığı bir başka kredi sözleşmesi kapsamında kullandırılan krediden  müvekkili sorumlu tutmanın hukuka aykırı olduğunu, Dosya kapsamına sundukları dilekçelerden de ayrıntılı olarak görüleceği üzere; müvekkilin şirket ortaklığından 02.01.2013 tarihinde ayrılmış olup bu hususun 18.01.2013 tarih ve ... yevmiye numaralı Türkiye Ticaret Sicil Gazetesi’nde tescil edilmiş olduğunu, müvekkilin dava dışı şirket ortaklığından ayrıldığı dönemden önce şirketin kullandığı kredi ve kredi borcu bulunmadığını, davacı bankanın krediyi müvekkil ortaklıktan ayrıldıktan uzun bir süre sonra 23.02.2015 tarihinde kullandırdığını belirtmekte olduğunu, Yargıtay 19. Hukuk Dairesi'nin 17.12.2018 tarihli 2017/1029E. ve 2018/6660K. sayılı ilamında; mahkemece, toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre, icra dosyası içeriğinden alacağı temlik eden …. tarafından dava dışı …. şirketi ile iki ayrı kredi taahhütnamesi imzalandığı, davalının 2005 tarihli sözleşmede imzasının bulunduğu ancak 2011 tarihli sözleşmede imzasının olmadığı, takibe konu kredinin 2011 tarihli kredi sözleşmesine istinaden kullandırıldığı, Yargıtay yerleşik uygulamaları gereğince de sonraki tarihli başka bir kredi sözleşmesine istinaden kredi kullandırılmış ise sonraki sözleşmeden dolayı, kefilin sorumlu olmayacağından davanın reddine karar verilmiş, karar davacı vekili tarafından bozulması istemiyle temyiz edilmiş ve usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA\" karar verilmiş olduğunu, Davacı tarafın 19.11.2019 tarihinde mahkemeye sunduğu dilekçesinde müvekkilin kefalet tarihinden sonra müvekkilin kefaletinin bulunmadığı ayrı sözleşmeler kapsamında   Isı Marketi İklimlendirme ... Tic. Ltd. Şti. tarafından krediler kullandırıldığını ve limit artışı yapıldığını kabul etmiş olduğunu,  Davacı tarafın beyanında müvekkilin imzası olmayan ve ortaklıktan ayrılmasının ardından 07.02.2013 tarihli 250.000,00-TL limitli 28.03.2014 tarihli 500.000,00-TL limitli  02.07.2014 tarihli 1.000.000,00-TL limitli olmak üzere üç ayrı Genel Kredi Sözleşmesi imzaladığını kabul etmiş olduğunu,  23.02.2015 tarihli ayrı bir sözleşmenin daha imzalandığını kabul etmiş olduğunu, Yukarıda tek tek sayılan sözleşmelerde müvekkilin imzası bulunmadığını, Gebze .... Noterliği’nin 20.09.2016 tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesinde yer alan borcun daha sonraki sözleşmelere dayandığı hususunun gerçek olduğunu, ihtarda yer alan kefalet limitlerinin farklı olduğunu, davacı tarafın borcun doğduğunu gösterir kredi ekranlarını dosyaya ibraz etmemiş olduğunu, açıklanan nedenlerle davanın reddi gerekirken davanın kısmen kabulüne karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, Hükme esas alınan bilirkişi raporunun usul ve yasaya aykırı olduğunu, Dosya kapsamında hükme esas alınmış olan bilirkişi raporuna defaatle itirazlarını sunduklarını, ancak itirazlarının yerel mahkemece göz önünde bulundurulmadığını, hatta ve hatta bilirkişi raporunda Yargıtay kararı eklemek suretiyle hukuki değerlendirme yapılmış olan bilirkişi raporunun hükme esas alındığını, hukuki değerlendirme hususunda görev ve takdirin bilirkişinin değil, mahkemenin olduğunu, Dosya kapsamında iki adet bilirkişi raporu alınmış olup 05.01.2019 ve 18.02.2019 tarihli bu bilirkişi raporlarının tamamen birbirleriyle çelişmekte olduğunu, raporlar arasındaki çelişkinin giderilmesi yönünde itirazlarını sunmalarına rağmen hiçbir itirazların göz önünde bulundurulmadığını, Yargıtay 19. Hukuk Dairesi 12.03.2019 tarihli 2017/5358E. ve 2019/1595K sayılı ilamında da bu hususun; “Mahkemece yapılması gereken iş, konusunda uzman bir bankacı bilirkişiye dosya tevdii edilerek kendisine gerektiğinde banka kayıtlarını inceleme ve örnek alma yetkisi verilerek ayrıntılı denetime elverişli rapor alınması ve rapora taraflarca itiraz edilmesi durumunda itirazlar karşılanarak sonucuna göre karar verilmesinden ibarettir. Bu durumda eksik incelemeye dayalı yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamış ve bozmayı gerektirmiştir.” şeklinde belirtilmiş olduğunu, Müvekkil aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, Davacı tarafın müvekkile borcun neden kaynaklandığının belli olmadığı bir icra takibi yönelttiğini ve müvekkilin haklı olarak itirazda bulunduğunu, müvekkilin kötü niyetinin söz konusu olmadığını, davacı tarafın dahi dava süresince tek Genel Nakdi Gayri Kredi Sözleşmesinin söz konusu olduğunu belirtmesine rağmen daha sonra 4 farklı sözleşmenin bulunduğunun mahkemeye bildirildiğini, müvekkilin sebebi belli olmayan borca yasal haklarını kullanarak itiraz ettiğini, bu sebeple müvekkilin kötü niyeti söz konusu olmayıp icra inkar tazminatına hükmedilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, Yukarıda açıklanan ve resen gözetilecek diğer nedenlerle; İstinaf taleplerinin kabulü ile inceleme sonunda İstanbul 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 04.11.2020 tarih ve 2017/354 E ve 2020/563 K sayılı kısmen kabule yönelik kararının kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmesini ve istinaf incelemesi sonuçlanıncaya kadar İstanbul .... İcra Dairesi'nin ... E. sayılı itirazın iptali davasına konu icra takibinin geri bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. <br>İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Dava; genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili için başlatılan icra takibine itirazın iptali ve davacı lehine icra inkar tazminatına hükmedilmesi talebine ilişkindir. Mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, karara karşı davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.  Davacı vekili, davacı banka ile dava dışı asıl borçlu .... Tic. Ltd. Şti. arasında akdedilen 12/06/2012 tarihli genel kredi sözleşmesi kapsamında dava dışı borçlu şirkete kullandırılan taksitli kredi borcunun asıl borçlu tarafından ödenmediğini, hesabın kat edilerek asıl borçlu ve kredinin kefillerine ihtarname gönderildiğini, borcun ödenmemesi üzerine alacağın tahsili için  asıl borçlu ve davalı kefilinde arasında bulunduğu kefiller aleyhine İstanbul .... İcra Dairesi'nin ... esas sayılı icra takip dosyasında ilamsız icra takibi başlatıldığını, takibe davalı borçlu tarafından haksız itiraz edildiğini, haksız itirazın iptali ve davacı lehine icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir. Davalı vekili, dava ve icra takibine dayanağı olan 12/06/2012 tarihli genel kredi sözleşmesinde davalı kefilin sorumlu olduğu miktarın belirtilmediğini, bu sebeple kefalet sözleşmesinin geçersiz olduğunu, ayrıca davalının kefil olduğu genel kredi sözleşmesi miktarının 500.000,00 TL olmasına rağmen davalı kefil dışında kefil olan ... kefalet miktarının kat ihtarnamesinde farklı gösterildiğini ve davalının sonradan kullandırılan genel kredi sözleşmelerinde kefaletinin ve imzasının bulunmadığını, banka tarafından kullandırılan kredinin hangi genel kredi sözleşmesi kapsamında kullandırıldığının ispat edilemediğini, bu sebeplerle davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Somut uyuşmazlıkta; davacı banka ile dava dışı asıl borçlu ... Tic. Ltd. Şti. arasında 12/06/2012 tarihli genel kredi sözleşmesi akdedilmiş ve söz konusu sözleşmeyi davalı ve dava dışı ... müteselsil kefil olarak imzalamıştır. Bunun dışında davacı banka ve dava dışı asıl borçlu  ... Tic. Ltd. Şti. arasında 07/02/2013 tarihli ve 250.000,00 TL limitli, 28/03/2014 tarihli ve 500.000,00 TL limitli, 02/07/2014 tarihli ve 1.000.000,00 TL limitli genel kredi sözleşmesi akdedilmiş ve söz konusu üç sözleşmeyi dava dışı ... müteselsil kefil olarak imzalamıştır. Sonrada akdedilen söz konusu bu genel kredi sözleşmelerinde davalının müteselsil kefil olarak imzası bulunmamaktadır. Banka tarafından asıl borçluya dava ve icra takibinin konusu olan 24 ay vadeli 35.500,00 TL bedelli taksitli kredi kullandırılmış ve bakiye borcun ödenmemesi üzerine Gebze .... Noterliği'nin 20/09/2016 tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile hesap kat edilerek asıl borçlu ve kefillere ihtarname tebliğ edilmiş ve borcun ödenmemesi üzerine asıl borçlu ve kefiller aleyhine ilamsız icra takibi başlatılmış, davalı borçlunun icra takibine itiraz etmesi üzerine icra takibi durmuştur. 12/06/2012 tarihli genel kredi sözleşmesi tarihinde yürürlükte bulunan 818 Sayılı BK'nun 484/1 maddesine göre kefaletin geçerli olması için yazılı şekilde yapılması ve kefilin sorumlu olduğu miktarın belirtilmesi gerekmektedir. Davalı kefilin müteselsil kefil olarak imzaladığı 12/06/2012 tarihli genel kredi sözleşmesinde kredi miktarının 500.000,00 TL olarak belirtildiği ve genel kredi sözleşmesinin her sayfasının asıl borçlu ve kefiller tarafından imzalandığı, kefilin sorumlu olduğu miktarın 500.000,00 TL olarak belirli olduğu ve kefalet sözleşmesinin geçerli olduğu anlaşılmıştır. Bu sebeple davalı vekilinin bu yöndeki istinaf sebebi yerinde görülmemiştir. Dava konusu alacak taksitli kredi sözleşmesi ve kat ihtarnamesi ile likit olduğundan Mahkemece davalı aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesi isabetli olup, davalı vekilinin bu yöndeki istinaf sebebi de yerinde görülmemiştir. Davalı banka ve dava dışı asıl borçlu  ... Tic. Ltd. Şti. arasında 12/06/2012 tarihli ve 500.000,00 TL limitli genel kredi sözleşmesi akdedilmiş ve bu sözleşmeye davalı ve dava dışı ... müteselsil kefil olarak imzalamıştır. Yine davacı banka ve dava dışı asıl borçlu ... Tic. Ltd. Şti. arasında 07/02/2013 tarihli ve 250.000,00 TL limitli, 28/03/2014 tarihli ve 500.000,00 TL limitli, 02/07/2014 tarihli ve 1.000.000,00 TL limitli genel kredi sözleşmesi akdedilmiş ve söz konusu üç sözleşmeyi dava dışı ... müteselsil kefil olarak imzalamıştır. Dava ve icra takibinin konusu olan ve bakiye borç ödenmeyen  24 ay vadeli 35.500,00 TL bedelli taksitli kredi 23/02/2015 tarihinde dava dışı asıl borçlu şirkete kullandırılmıştır.  Sözleşmenin imzalandığı tarihte borçlu şirketin ortağı olan kefilin sonradan şirket ortaklığından ayrılmış olması tek başına kefaletinin sona ermesi sonucunu doğurmaz ve davalının kefalet imzasını taşıyan 12/06/2012 tarihli sözleşme genel kredi sözleşmesi olup, kefalet süresince ve limiti ile sınırlı olmak üzere davalı kefilin, kefalet sorumluluğunu daha sonra aynı sözleşmeye dayalı olarak kullandırılan krediler yönünden sona erdirmez. Ancak banka tarafından yeni bir sözleşme düzenlenerek bu yeni sözleşmeye göre kredi kullandırılması ve yeni sözleşmede ilk sözleşmeye kefil olan kefilin imzasının bulunmaması  halinde bu yeni kullandırılan krediden dolayı davalının sorumluluğundan söz edilemez. Mahkemece süre verilmesine rağmen ispat yükü kendisinde olan davacı banka tarafından taksitli kredinin hangi genel kredi sözleşmesi kapsamında kullandırıldığına ilişkin bilgi ve belgeler dosyaya sunulmamış ve taksitli kredinin davalının kefili olduğu 12/06/2012 tarihli genel kredi sözleşmesi kapsamında kullandırıldığı ispat edilememiş ve bilirkişi incelemesi ile de tespit edilememiştir. Dava ve icra takibine konu kredinin davalının kefili olmadığı yeni kredi sözleşmelerinden sonra kullanıldığı da dikkate alındığında davalının dava ve icra takibine konu kredi borcundan sorumlu olduğu söylenemez. Bu hususlar dikkate alınarak Mahkemece davanın reddine karar verilmesi gerekirken kabulüne karar verilmesi isabetli olmamış ve davalı vekilinin bu yöndeki istinaf sebebi yerinde görülmüştür. <br>Açıklanan nedenlerle, davalının istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile, ilk derece mahkemesi kararının HMK'nın 353/1-b2 maddesi uyarınca kaldırılmasına, yeniden yargılama yapılması gerekmediğinden Dairemizce yeniden hüküm kurulmak suretiyle; davanın reddine, kötü niyet tazminatı şartları oluşmadığından davalı vekilinin kötü niyet tazminatı talebinin reddine, karar verilmesi gerektiği kanaatine varılmış ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1- Davalının istinaf başvurusunun  KISMEN KABULÜ ile; İstanbul 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 04/11/2020 tarih ve 2017/354 Esas - 2020/563 Karar sayılı kararının HMK'nın 353/1-b2 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA, Dairemizce yeniden hüküm kurulmak suretiyle; 2- Davanın REDDİNE, İLK DERECE MAHKEMESİ YÖNÜNDEN: 3-Dairemiz karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan harçlar tarifesi gereği alınması gereken 427,60 TL harçtan peşin alınan 239,89-TL harcın mahsubu ile bakiye 157,75‬ TL harcın davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 4-Davacı tarafından sarf edilen harç ve yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına, 5-Davalı tarafından yargılama gideri sarf edilmediğinden bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, 6-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden dairemiz karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca red edilen miktar ve tarifenin 13/2 maddesi dikkate alınarak takdir olunan 14.046,74 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine, 7-Taraflarca yatırılan gider ve delil avansından arta kalan kısmın avansı yatıran tarafa iadesine, İSTİNAF YÖNÜNDEN: 8-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden davalı tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 9-Davalı tarafından yatırılan istinaf karar harcının talep halinde davalıya iadesine, 10-Davalı tarafından istinaf aşamasında sarf edilen 162,10-TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı ve dosyanın istinafa gidiş dönüş gideri olan 30,00-TL olmak üzere; toplam 192,10‬-TL'nin davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine, 11-Artan gider avansı bulunması halinde yatıran tarafa iadesine, 12-Kararın ilk derece mahkemesi tarafından taraflara  tebliğe gönderilmesine, 13-Dairemiz kararının niteliği gereğince davalı tarafından icranın geri bırakılması sırasında yatırılan teminatın İİK'nın 36/5 maddesi uyarınca davalıya İADESİNE, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 25/01/2024 tarihinde HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile  karar verildi.   <br><br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"3bf3161c20bded52","SID":"e5877fe1f118ca9e"}}