{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>15.HUKUK DAİRESİ <br>DOSYA NO: 2023/1734 <br>KARAR NO: 2024/147<br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 13/04/2023<br>NUMARASI: 2020/105 Esas, 2023/299 Karar<br>DAVANIN KONUSU: Alacak<br>KARAR TARİHİ: 31/01/2024 <br>Taraflar arasında görülen davanın yerel mahkemece yapılan yargılaması sonucunda verilen hükme karşı  istinaf yoluna başvurulmuş olup, duruşmasız olarak dosya üzerinde yapılan inceleme ve istinaf talepleriyle sınırlı olarak yapılan değerlendirme sonunda; <br>GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ: Dava; eser sözleşmesinden kaynaklanan bakiye hakediş alacağı ve paraya çevrilen teminat mektubu bedelinin iadesi talebine  ilişkin olup, mahkemece davanın kısmen kabulüne dair verilen karara karşı taraflarca istinaf talebinde bulunulmuştur.Temlik eden davacı vekili verdiği dava dilekçesi ile; davacı şirketin 1961 yılından beri tarama, kurtarma, yardım, deniz altı ve üstü yapıların inşası ve buna benzer konularda faaliyet gösteren davalı şirketle 21/05/2008 tarihinde ‘‘İzmir Aliağa Nemrut Limanı Tesisleri Tarama İşleri” sözleşmesinin akdedildiğini, ilgili sözleşme ile Nemrut Limanı içerisinde yer alan deniz tabanından taş, balçık ve kumun çıkarılarak, çıkarılan malzemenin, davalı şirket tarafından alınacak dökme izni kapsamında, belirtilen yere dökülmesinin üstlenildiğini, sözleşmenin imzalanmasından sonra davacı şirketin sahaya yerleşerek gerekli çalışmalara başladığını, davalı tarafından gerekli iznin alınmaması nedeniyle bir belirsizlik ortamı oluştuğunu ve sahada verimli çalışmanın önüne geçildiğini, 21/05/2008 tarihli sözleşme tahtında taşıma işinin 1,5 metre dalga boyuna ve 4 şiddetinde rüzgar kuvvetine göre yapılabileceğinin kararlaşmadığını, bu koşullar ağırlaştığında çalışmanın yapılması mümkün olmakla birlikle bunun yapılmasının daha fazla maliyet ve ekipman gerektirdiğini, çalışmaların başlamasından sonra süresinin yalnızca % 5’inde dalga yüksekliği ve rüzgar kuvvetinin kararlaştırılan limitin altında gerçekleştiğini, bu nedenle davalı tarafından devamlı ekipman takviyesi istendiğini, davalı tarafından işlerin geciktiği gerekçesi ile ödeme yapılmadığını, ayrıca ek maliyetlerin davacı şirketin onayı olmadan, davacı şirkete fatura edildiğini, davacının deniz ve rüzgar koşullarına rağmen işin tamamlayabildiği kısmı ile ilgili olarak davalı şirkete 55.244,24 ABD doları bedelli fatura düzenlediğini, faturanın davalı şirket tarafından ödenmeyerek iade edildiğini, davalı şirketten dava konusu işin yapılması ile ilgili gerekli izinlerin alınması istenmişse de; davalı şirketin sessiz kaldığını, davalı şirket tarafından keşide edilen 21/11/2008 tarihli ihtarname ile işlerin 3 gün içerisinde tamamlanması aksi halde teminat mektubunun paraya çevrileceği ihtarında bulunulduğunu, davalı şirket tarafından 25/12/2008 tarihli ihtarname ile sözleşmenin feshedildiğinin bildirildiğini, aslında davalı şirketin bir önceki ihtarname ile sözleşme süresinin bittiğini bildirerek, sözleşmeyi hitam tarihinden 40 gün önce feshettiğini, davalı şirketin 22/12/2008 tarihinde kendilerine verilen 100.000 Amerikan Doları bedelli teminat mektubunu paraya çevirdiğini belirterek, paraya çevrilen 100.000 ABD doları teminat mektubu karşılığı ile 18/11/2008 tarihli faturaya konu 55.244,24 ABD dolarının tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.  Davalı vekili,  taraflar arasındaki sözleşme ile davacı şirketin İzmir Aliağa Nemrut Limanı deniz dibi tarama işini üstlendiğini, sözleşmenin 4. maddesinde işin süresinin 150 takvim günü olarak belirlendiğini, taraflarca müştereken imzalanan 16/06/2008 tarihli yer teslim tutanağı ile sözleşmede belirlenen sürenin başladığını, dolayısıyla davacının en geç 13/11/2008 tarihine kadar işi teslim etmekle yükümlü olduğunu, davacıya mobilizasyon ve demobilizasyon bedeli olarak 70.725 TL+ KDV’nin nakden ve defaten ödendiğini, taraflarca imzalanan sözleşmenin eklerine bakıldığında tarama ile ilgili harita ve dokümanların davacının uhdesinde ve bilgisinde olduğunu, sözleşmenin 21. maddesi gereğince Çevre ve Orman Bakanlığı Çevresel Etki Değerlendirmesi ve Planlama Genel Müdürlüğüne 25.12.2007 tarihinde müracaat edilerek 29.05.2008 tarihli yazı ile gerekli iznin alındığını, delil listesi ekinde sunulan ve davacı yanın imzasına havi belgeden de anlaşılacağı üzere davacının Liman Başkanlığı tarafından düzenlenen yazı örneğini aldığını beyan ettiğini, davacının kendisine yer teslimi ile işe başlarken bu izin belgesinde belirtilen şartlarda işe başladığını, davacının teklif mektubunda dahi koordinatların yer aldığını, davacının sözleşmede belirlenen sürenin sona ermesine rağmen işi tamamlamamış olması nedeniyle 21.11.2008 tarihinde keşide edilen ihtarname ile sözleşme süresi sona ermesine rağmen işin teslim edilmediği ve üç gün içinde teslim edilmemesi halinde sözleşmeden kaynaklanan hakların kullanılacağının bildirildiğini, davacının davalı şirketin gerekli izinleri almadığı yönündeki iddiasının mesnetsiz olduğunu, gerekli izinler alındığı için davacı şirketin işe başlayabildiğini, davacının sözleşmeye uygun şekilde düzenlenmiş bir hak ediş raporu olmadığından davacı tarafından tanzim edilen faturanın iade edildiğini, davacı tarafça işe başlandıktan sonra gözle görülür oranda bir faaliyet olmaması ve sözleşme hilafına usulsüz fatura tanzim edilmesi üzerine Aliağa Sulh Hukuk Mahkemesinin 2008/65 D.İş sayılı dosyası ile delil tespiti yaptırıldığını ve yapılan tespit sonucunda düzenlenen 16.12.2008 tarihli bilirkişi raporunda, belirlenen süre dolmuş olmasına rağmen işin bitirilmediği, keşif günü itibarıyla herhangi bir çalışma olmadığı, yapılan batimetri ölçümleri sonucunda sözleşmede belirlenen derinliğe ulaşılmadığının tespit edildiğini, davacının sözleşmenin akdedilmesinden sonra 6-7 aylık bir süre geçmesine rağmen işi bitirmemesi nedeniyle davalı şirketin zarara uğradığını, 25.12.2008 tarihli ihtarname ile sözleşmenin feshedildiğini, sözleşme konusu işin yapılması için başkaca firmalarla görüşülerek teklifler alındığını, alınan tekliflerde davacı ile akdedilen sözleşmeye göre önemli fîyat farkının oluştuğunu, ayrıca limanın kısıtlı olarak kullanılabildiğini, davacının söz konusu zararlardan sorumlu olduğunu, nakde dönüştürülen teminat mektubunun bu zararları karşılamaya yetmediğinden bu konulardaki talep haklarının mahfuz tutulduğunu, davacı hava ve iklim şartlarının uygun olmadığından bahisle çalışma yapılmadığını ileri sürmekte ise de; sözleşmenin ifa edileceği zaman diliminin yaz olması, sözleşmenin ifa edileceği alanın açık deniz olmayıp kapalı bir koy olması ve bölge insanlarının tatile gittiği ege bölgesi olması göz önüne alındığında hava ve iklim şartları nedeniyle çalışılamadığını iddia etmesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, sözleşmenin ifa edileceği dönem ve sözleşmenin ifa edileceği bölgede yaz aylarında, fırtına, kuvvetli dalga ve olumsuz hava şartları oluşmasının mutad olmadığını, davacının işi yapmaması, savsaklaması nedeniyle sözleşme konusu taahhütlerini yerine getiremediğini belirterek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.   Yerel mahkeme kararına karşı taraf vekillerinde istinaf buşvurusunda bulunulması üzerine, Dairemizin 15/01/2020 tarih ve 2019/1376 esas, 2020/70 karar sayılı ilamı ile; taraflar arasındaki sözleşmenin sabit birim fiyat usulünde götürü bedel olarak imzalandığı, işin süresinde teslim edilmediğinin sabit olduğu, davalının eksik olarak bırakılan işlerin dava dışı üçüncü kişilere tamamlatıldığını iddia ettiği, mahkemece, gecikmede davacı yüklenicinin kusuru bulunmadığı belirtilerek davanın kabulüne karar verildiği,  sözleşmede hangi hallerde çalışılamayacağı başka bir ifade ile mücbir sebep sayılan hususlar kararlıştırılmış, işin yapılacağı limanda rüzgar şiddet ve dalga boyu için belirlenen derecelerin aşılması hali bu kapsamda belirlendiği, yargılama sırasında keşfen alınan bilirkişi teknik heyet raporuna göre rüzgar şiddeti ve dalga boyu ile ilgili kararlaştırılıp sözleşmede belirtilen rakamların tüm Ege kıyısı esas alınarak belirlendiği, bu nedenle sözleşmenin süresinde ifa edilmesinin imkansız olduğu, yıllarca sürebileceği, oysa sadece işin yapılacağı yerin bulunduğu Nemrut limanındaki ölçülerin esas alınması ve buna göre sözleşmenin imzalanması gerektiğinin belirtildiği, eser sözleşmesinde yüklenici sözleşmeyi imzalamadan önce yapılacak işi, işin yapılacağı yeri tüm durum ve koşulları ile inceleyip değerlendirilerek sonucuyla ilgili iş sahibini de  bilgilendirdikten sonra sözleşme şartlarını belirlenmesinin gerektiği, aksi halde kusuruyla sorumlu olacağı, somut olayda, yüklenici sorumluluğu gereği sadece işin yapılacağı limandaki verileri esas almak yerine tüm kıyı boyunca belirlenen ölçülere göre sözleşme süresini belirlediğini göre bunda kusurlu olduğu,  sözleşmenin ifası davacı yüklenicinin kusuru nedeniyle ve subjektif olarak imkansız olduğundan geçerli olmadığı, bu durumda geçersiz sözleşmeye dayanılarak istemde bulunamayacağından yerel mahkeme kararının kaldırılarak, sözleşmenin geçersiz olduğu kabul edilerek taraf taleplerinin buna göre incelenip değerlendirilerek sonucu uyarınca yeniden esas hakkında hüküm kurulmak üzere dosyanın yerel mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir. <br>Dairemizin kaldırma kararı sonrasında mahkemece; İzmir Aliağa Nemrut Limanı tesislerinde işverenin koordinatlarını tam olarak belirleyip yükleniciye teslim ettiği kısımların işverenin talepleri ile rıhtımdan 3,00 metre açıktan başlayarak, 8,50-12,50 metre deniz derinliğine kadar tarama işlerini imzalanan sözleşme şartlarına, sözleşme ekindeki teklif koşullarına, iş programına, tüm proje, resim ve dökümanlara, fen ve sanat kaidelerine uygun olarak davacı şirket tarafından yapılmasına ilişkin taraflar arasında 21/05/2008 tarihinde sözleşme yapıldığı, sözleşmenin 2.maddesinde sözleşme bedelinin 822.500 USD + KDV olduğu, sözleşmedeki asgari iş miktarının 45.000 metreküp olduğu, yapılan işin bu miktarı aşması halinde m3 fiyatı ile ilave bedel birim fiyatı üzerinden yükleniciye ödeme yapılacağı, işin miktarı 35.000 m3'ün altına düşmesi halinde 35.000 m3 üzerinden ödeme yapılacağının düzenlendiği, birim fiyatlarına ilişkin 3. maddesinde kayak kazısı ve nakliyesi: 45.000 m3 x 17 $ / m3 = 765.000 $ mobilizasyon = 26.500 $ demobilizasyon = 31.000 $ olmak üzere toplam 822.500 $ olduğu,  sözleşmenin 4. maddesine göre işin süresinin yer teslimi yapıldığı tarihten başlayarak 150 takvim günü olduğu, meterolojinin yayınladığı 3 günlük deniz tahmin bülteninde 1,50 mt dahil üzerinde oluşabilecek dalga ve 4 kuvvet dahil rüzgar kuvveti hallerinde çalışma yapılmayacağı, bu nedenle çalışma yapılmayan sürenin süre uzatımı olarak iş süresine ilave edileceğinin düzenleniği, süre uzatımlarıda dahil olmak üzere her hal ve şartta sözleşmenin 31/12/2008 tarihinde sona ereceği, işin teminatı olarak yükleniciden 100.000 USD tutarında banka teminat mektubu alınacağının düzenlendiğinin anlaşıldığını,  taraflar arasındaki ihtilafın deniz tabanından taş, balçık ve kumların çıkartılacak belirlenecek yere dökülmesi işi nedeniyle eser sözleşmesi ilişkisinden kaynaklandığı ve davacı şirketin yüklenici, davalı şirketin ise iş sahibi olduğu, sözleşmede hangi hallerde çalışılamayacağı başka bir ifade ile mücbir sebep sayılan hususlar kararlıştırıldığı, işin yapılacağı limanda rüzgar şiddet ve dalga boyu için belirlenen derecelerin aşılması hali bu kapsamda belirlendiği, keşfen alınan bilirkişi teknik heyet raporuna göre rüzgar şiddeti ve dalga boyu ile ilgili kararlaştırılıp sözleşmede belirtilen rakamların tüm Ege kıyısı esas alınarak belirlendiğini bu nedenle sözleşmenin süresinde ifa edilmesinin imkansız olduğu, yıllarca sürebileceği, oysa sadece işin yapılacağı yerin bulunduğu Nemrut limanındaki ölçülerin esas alınması ve buna göre sözleşmenin imzalanması gerektiğinin tespit edildiğini, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 15. Hukuk Dairesinin kararında da bu hususlar tespit edilmiş olup, sözleşmenin ifası  davacı yüklenicinin kusuru nedeniyle ve subjektif olarak imkansız olduğundan geçerli olmadığı, bu durumda geçersiz sözleşmeye göre  tarafların taleplerinin incelenmesi gerektiği, yüklenici davacının işi üstlenmede kusurlu olduğu, sözleşmeye dayalı  hak iddiasında tarafların birbirlerinden aldıklarını geri vermekle yükümlü olacakları, buna göre 100.000 USD tutarlı teminat mektubunun davacıya verilmesi gerektiği, ayrıca davacının sözleşmenin sona erme tarihine kadar yaptığı iş bedelininde davacıya ödenmesi gerektiği, buna göre davacının talep ettiği 55.244,24 USD'nin sebepsiz zenginleşme kapsamında davalının geri verme yükümlülüğü bulunduğu,  sözleşmede mobilizasyon ve demobilizasyon bedelleri belirlenmiş olup, davacıya verilen 26.500 USD mobilizasyon, 31.000 USD demobilizasyon bedeli toplamının 57.500 USD olduğu ve bunların karşılığı 70.725 TL ödenmiş olduğu, bu tutarlar da sözleşmeye dayalı olduğundan geçersiz sözleşme kapsamında bunların da geri verme yükümlülüğü kapsamında olduğu, davacının işi üstlenmede kusurlu olması nedeniyle ifanın imkansızlığı ve sözleşmenin geçersiz olmasından dolayı  davalının olumsuz zararlarını talep edebileceği ancak davalının olumsuz zararına ilişkin her hangi bir delil veya belge sunmadığı,  zararlarının giderilmesinin isteyemeyeceği kabul edilmiş, davacıya 100.000 USD teminat mektubu bedeli ve yaptığı iş karşılığı 55.244,24 USD olmak üzere toplam 155.244,24 USD talep ettiği,  davalıya iadesi gereken mobilizasyon ve demobilizasyon bedelinin 57.500 USD olup, bu miktarın mahsubundan sonra davacının, davalıdan 97.744,24 USD alacaklı olduğu kabul edilerek,  davanın kısmen kabulü ile, 97.744,24 USD‘nin dava tarihinden itibaren 3095 sayılı yasanın 4/a maddesi uyarınca devlet bankalarınca bir yıl vadeli USD mevduat hesabına uyguladıkları en yüksek faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir.  Davacı vekili istinaf dilekçesiyle,  mobilizasyon ve demobilizasyon bedeli olarak 57.500-USD nin müvekkili şirketin 155.244,24 USD alacağından mahsup edilmesinin hatalı olduğunu,  davalının yargılama sırasında böyle bir talepte bulunmadığını, davalının müvekkiline 57.500 USD karşılığı 70.725,00 TL ödeme yaptığını,  bu tutarın davalının sebepsiz zenginleşmesine sebebiyet verdiğini, mahkeme kararının bu yönüyle hatalı olduğunu, kararın kaldırılmasını, mahkemece 57.500 USD nin, 155.244,24 USD'den mahsubu sonucunda verilen kararın kaldırılmasına ve davanın kabulüne karar verilerek davalı tarafından haksız olarak paraya çevrilen 100.000 USD tutarlı teminat mektubunun karşılığının iadesi ve  davacının yaptığı işe karşılık toplam 55.244,24 USD nin davalıdan tahsiline karar verilmesi gerektiğini belirterek yerel mahkeme kararının kaldırılması için istinaf kanun yoluna başvurmuştur. Davalı vekili istinaf dilekçesiyle,  davacının kusurlu olduğunu, bu kusurun sonucunda da davalı şirketin zarara uğradığını, bu zararın tazmininin gerektiğini, davacının tacir olup,  imzaladığı sözleşmeler ve taahhütlerle bağlı olduğunu, davacı tarafından sözleşme geçersiz kalsa dahi davalının zararlarını ödeyeceği yönündeki taahhüdünin gözardı edildiğini, davalının kalan işi başka bir yükleniciye yaptırmak zorunda kalması ve bu nedenle de aleyhe fiyat farkından dolayı zarara uğradığını, mahkemenin bu hususları değerlendirilmediğini, raporlar arasındaki çelişki ve farklar giderilmeden verilen kararın hatalı olduğunu belirterek yerel mahkeme kararının kaldırılması için istinaf kanun yoluna başvurmuştur.Uyuşmazlık, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 470. ve devamı maddelerinde düzenlenen eser  sözleşmesinden  kaynaklanmaktadır. Temlik alan davacı yüklenici, davalı ise iş sahibidir. Taraflar arasında 21/05/2008 tarihinde ‘‘İzmir Aliağa Nemrut Limanı Tesisleri Tarama İşleri” sözleşmesi  akdedilmiştir.Mahkemece dosyada alınan bilirkişi raporlarına göre yüklenici tarafından sözleşmede bedeli tespit edilen 26.500 USD bedelli mobilizasyon işi ve 31.000 USD bedelli demobilizasyon işinini yapıldığı kabul edilmiştir. 100.000 USD tutarlı teminat mektubunun davacı tarafından davalıya verildiği ve davalı tarafça paraya çevrildiği hususunda da taraflar mutabık olup herhangi bir uyuşmazlık bulunmamaktadır. Davalı tarafça 26.500 USD bedelli mobilizasyon işi ve 31.000 USD bedelli demobilizasyon işinine karşılık 70.725,00 TL ödeme yapılmıştır. Her ne kadar bu işin toplam bedeli 57.500 USD ise de, davacı tarafça 100.000 USD teminat mektubu bedeli ve yapılan işe karşılıkta 55.244,24 USD olmak üzere toplam 155.244,24 USD talep edilmiştir. Davacıya ödenmesi gereken 100.000 USD teminat bedeli ile davacı talebine göre 55.244,24 USD yapılan iş bedeli olup, davalı tarafça yapılan ödeme ise 57.500 USD karşılığı (77.125,00 TL) olduğundan 155.244,24-57.500= 97.744,24 USD nin davacıya verilmesi gerekmektedir. Davacı üstlenmede kusurlu olduğu ve imkansızlık nedeniyle geçersiz olan sözleşmeden dolayı olumsuz zararını ispat edememiş olup, yaptığı iş bedeli düşüldükten sonra davalı tarafça davacıya ödenmesi gereken 97.744,24 USD nin davalıdan tahsiline ilişkin mahkemece verilen karar dosya kapsamına göre isabetli olup, tarafların istinaf taleplerinin reddine karar verilmesi gerekmiştir.  Açıklanan nedenlerle, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzeni gözetilerek yapılan istinaf incelemesi sonucunda, dosya kapsamına, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenler ve ileri sürülen istinaf sebeplerine göre, mahkeme kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla, taraf vekillerinin istinaf başvurularının HMK'nın 353/1-b-1. bendi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir. <br>HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-İstanbul 9. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 13/04/2023 tarih ve 2020/105 Esas, 2023/299 Karar sayılı kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırı bir durum bulunmamasına göre, taraf vekillerinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan REDDİNE,  2-Davacıdan alınması gereken 427,60 TL istinaf karar harcından peşin alınan 269,85 TL'nin mahsubu ile bakiye 157,75 TL istinaf karar harcının davacıdan alınarak HAZİNEYE GELİR KAYDINA, 3-Davalı tarafça yatırılması gereken 10.249,05 TL nisbi istinaf karar harcından peşin olarak yatırılan 2.832,85 TL harcın mahsubu ile bakiye 7.416,20 TL harcın davalıdan alınarak HAZİNEYE GELİR KAYDINA,4-Taraflarca yapılan istinaf yargılama giderlerinin üzerlerinde BIRAKILMASINA, 5-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından taraflar yararına vekalet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA, Dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı HMK'nın 362/1-a bendi gereğince KESİN olmak üzere 31/01/2024 tarihinde oybirliği ile karar verildi. \t</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"64449fe1bea176cc","SID":"74221636e2f4dcf4"}}