{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>15.HUKUK DAİRESİ  <br>DOSYA NO: 2021/393 <br>KARAR NO: 2024/99<br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 15/09/2020<br>NUMARASI: 2018/97 Esas, 2020/364 Karar<br>DAVANIN KONUSU: İtirazın iptali<br>KARAR TARİHİ: 30/01/2024<br>Taraflar arasında görülen davanın yerel mahkemece yapılan yargılaması sonucunda verilen hükme karşı  istinaf yoluna başvurulmuş olup, duruşmasız olarak dosya üzerinde yapılan inceleme ve istinaf talepleriyle sınırlı olarak yapılan değerlendirme sonunda; <br>GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ: Dava; taraflar arasında düzenlenen eser sözleşmesinden kaynaklanan bakiye iş bedeli alacağının tahsili için yapılan icra takibine vaki itirazın iptaline, takibin devamına ve icra inkar tazminatı talebine ilişkin olup; mahkemece davanın kısmen kabulüne dair verilen karara karşı davalılar vekilince istinaf talebinde bulunulmuştur.Davacı vekili, taraflar arasında imzalanan 08/08/2017 imza tarihli sözleşmeye göre müvekkilinin üretim ve montajını sağladığı mutfak, vestiyer, kapı vs. ürünler ile ilgili davalıların Ataşehir adresindeki konut projesine bu ürünletin satışı ve montaj hizmetini sunmayı taahhüt ettiğini, müvekkilinin üzerine düşen edimleri tam ve zamanında yerine getirmiş olmasına rağmen davalıların sürekli olarak müvekkilini zor durumlara soktuğunu, davalıların müvekkilinin hak edişlerini ödemedikleri gibi müvekkili yanca yapılan işlere karşılık davalı yana düzenlenen toplam 116.884,96 TL bedelli faturaların davalı defterlerine işlenmediğini, gönderilen tüm ihtarnamelere rağmen bakiye iş bedelinin ödenmemesi üzerine müvekkili tarafından davalı hakkında İstanbul Anadolu ...İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyasından takip yapıldığını, ancak davalı yanın haksız itirazı üzerine takibin durdurulduğunu ileri sürerek itirazın iptaline, takibin devamına ve icra inkar tazminatı ile sorumlu tutulmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili, davacı şirketin sözleşmesel ilişkiden doğan edimlerini gereği gibi ifa etmediğini, müvekkilerine ait iş ortaklığını hem maddi hem de manevi büyük bir zarara uğrattığını, sözleşmeye göre; ürünler seçilip konsept oluşturulduktan sonra 8-10 hafta içinde işin teslimi mecburiyeti bulunmasına karşın üretimi yapılacak ürünlerin seçiminin ardından sözleşme gereği tanınan süreyi davacının fazlası ile kullanmasına ve hatta fazladan süre verilmesine rağmen iş teslimini -eksik ve ayıplı olarak- 30 gün gecikmeli yaptığını, halen tamamlanmayan kısımlar ve ayıplı imalatlar bulunduğunu, gecikmeli ve ayıplı şekilde iş teslimi yapılması nedeniyle müvekkili ortaklığın kendi edimlerini yerine getiremediğini, fazladan kira ödeme yükü altına girdiğini ve davacının edimine bağlı devam eden işlere zamanında başlayamadığını, ayrıca gecikme nedeniyle iç bölüm ve dış cephe temizliklerinin de müvekkilleri tarafından yaptırıldığını, bu nedenle; 50.000,00 TL gecikme sebebiyle maliklere fazladan ödenen kira bedeli ile 8.000,00 TL dış cephe ve iç bölümler temizlik bedeli olmak üzere toplam 58.000,00 TL'nin davacının müvekkili şirkete ödeme yükümlülüğü bulunduğunu savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiş, davayı kabul anlamına gelmemek üzere davalının ödemek zorunda olduğu toplam 58.000,00 TL bakımından takas ve mahsup talebinde bulunduklarını belirtmiştir. Mahkemece, taraflar arasında imzalanan sözleşmenin \"Garanti \"başlıklı 3. Maddesinde, yüklenicinin yapacağı iş ile ilgili olarak 2 yıl süre ile imalat ve montaj hatalarına karşı garanti verdiği,   dolayısıyla iş sahibinin TBK'nın 474 ve 477 maddelerinde ön görülen süreler ile bağlı olmayıp, garanti uyarınca  ayıp ihbarına gerek bulunmaksızın davalıların savunmasında ileri sürdükleri ve teknik bilirkişi tarafından da tespit edilen ayıplar nedeni ile davacının alacağından yine teknik bilirkişinin tespit ettiği 14.192,18 TL nin mahsubunun gerektiği, davacı tarafça gönderilen ihtarnamenin \"... İnşaat İş Ortaklığı\" muhatap tutularak, tebligatın da yine aynı şekilde tebliğ edildiği, oysa adi ortaklığın pasif husumet ehliyeti olmaması nedeni ile davacının ortaklığı oluşturan şirketlere ayrı ayrı ihtarname tebliğ etmesi gerektiğinden davalıların usulüne uygun temerrüde düşürülmediğinden davacının işlemiş faiz talep edemeyeceği, bu itibarla; taraflar arasındaki dayanak sözleşme uyarınca davacının davalılara kestiği 326.884,96 TL'lik fatura karşılığı işi yaptığı, davacının imalatları 30 gün geç teslim etmesi sebebi ile iş programının aksadığından bahisle kat maliklerine 50.000,00 TL fazladan kira bedeli ve dış cephe ve iç bölümler için temizlik bedeli olarak 8.000,00 TL ödendiği yönündeki savunmayı destekleyici herhangi bir delil, işin süresinde bitirilmediğinden bahisle davacıya gönderilmiş bir uyarı bulunmadığından bu yöndeki savunmaya itibar edilmediği gerekçesiyle davalıların İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı takip dosyasına yaptıkları itirazın 102.692,78 TL asıl alacak yönünden iptaline,  takibin 102.692,78 TL asıl alacak üzerinden takip tarihinden itibaren yıllık % 9,75 ve değişen oranlarda avans faizi yürütülmesine, fazlaya dair istemin reddine, hükmolunan asıl alacak miktarı yargılama sonucunda belirlendiğinden davacının icra inkar tazminat isteminin reddine, reddedilen miktar yönünden davalı tarafın kötü niyet tazminat isteminin yasal koşulları oluşmadığından reddine karar verilmiştir. Davalılar vekili istinaf dilekçesiyle, dosyada HMK'nın 3267. maddesine aykırı olarak iki kişinin bilirkişi olarak atandığını, kök raporun 6. sayfasında davacının ticari defterlerinde müvekkilinin toplam 210.000,00 TL ödeme yaptığının, müvekkili ticari defterlerinde ise toplam 216.392,71 TL ödeme yapıldığının gözüktüğünü, bu iki farklı miktarın karşılaştırmasının yapılmayıp, hangi rakamın doğru olduğunun belirtilmediğini, müvekkili şirket ticari defterlerinde müvekkilinin davacıya 76.392,71 TL borçlu olduğunun özellikle belirtildiğini, oysaki ticari defterlerde müvekkili şirketin borcu olmadığının görüldüğünü, bilirkişi heyetinin sadece 2 adet dairede keşif yaptığını, oysa diğer tüm dairelerin de gezilip incelenerek ayıplı imalat iddialarının araştırılması gerektiğini, raporun bu bakımdan da hatalı olduğunu, ek raporda da bu eksikliğin giderilmediğini, kök raporda 01/12/2017 tarihli ve 16.520,94 TL'lik faturanın sözleşme harici düzenlendiği belirtilmesine rağmen bu faturanın bedelinin ödenmesinin gerektiğinin belirtilmesinin yasal dayanağı bulunmadığını, davacının cevaba cevap dilekçesinde; ödeme (çek) alamadığı için eksik imalat yaptığı iddiasında bulunduğunu, bu beyanın esasında eksik imalat yapıldığının da açıkça ikrarı olduğunu, dolayısı ile gecikmeye ilişkin olarak bir belgeye artık ihtiyaç dahi bulunmadığını, davacının gecikmesinin bizzat kendi ikrarı ile sabit olduğunu, kaldı ki davacının iş teslimini yazılı delil ile ispatlamak zorunda olduğunu, böyle bir belgenin de sunulmadığını, o halde mahkemenin kat karşılığı inşaat sözleşmesi gereği ödenmesi gereken aylık kira bedeli kadar bir bedeli davacıya borç olarak yansıtması ve davacının varsa hakedişinden düşmesi gerektiğini belirterek yerel mahkeme kararının kaldırılması için istinaf kanun yoluna başvurmuştur. Uyuşmazlık, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 470. ve devamı maddelerinde düzenlenen eser sözleşmesinden  kaynaklanmaktadır. Davacı yüklenici, davalılar ise iş sahibidir.Davacı şirket ile davalı şirketlerin oluşturduğu iş ortaklığı arasında  08/07/2017 tarihli sözleşme imzalanmıştır. Bu sözleşme kapsamında davacı şirket yüklenici sıfatıyla, davalı şirketlere ait konut projesindeki mutfak ve vestiyer gibi ürünlerin üretim ve montajını sağlamayı taahhüt etmiştir.Sözleşmenin 2. maddesinde iş bedeli toplamı KDV dahil 330.400,01 TL olarak kararlaştırılmış, \"Garanti\" başlıklı 3.maddesi uyarınca davacı yüklenici yaptığı işlerdeki  ayıplar için 2 yıl süre ile garanti yükümlülüğü altına girmiş, \"İşin Süresi\" başlıklı 4. Maddesinde; ürünlerin seçilip konsept oluşturulmasından itibaren 8-10 hafta içerisinde teslimatın yapılacağı düzenlenmiştir. Davacı yüklenici şirket tarafından davalı iş ortaklığını oluşturan şerik şirketler hakkında fatura alacağına istinaden İstanbul Anadolu ...İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyası ile 05/01/2018 tarihinde 117.290,86 TL alacağın tahsili için ilamsız takip yapıldığı, davalının itirazı üzerine takibin durdurulduğu anlaşılmaktadır. Takip ve dava dayanağı olan faturalar; 30/09/2017 tarih ve ... nolu, 216.392,71 TL bedelli fatutadan bakiye kalan 6.392,71 TL, 01/12/2017 tarih ve ... nolu, 93.971,31 TL bedelli fatura ile 01/12/2017 tarih ve  ... nolu, 16.520,94 TL bedelli fatutalar olup, faturaların toplam bedeli; 116.884,96 TL'dir.Yargılama sırasında inşaat mühendisi ... ve mali müşavir ... tarafından hazırlanan 06/03/2019 tarihli bilirkişi kurul raporunda;  taraflar arasında imzalanan sözleşme bedelinin 330.400,01 TL olup, sözleşmede belirtilen birim fiyatlarla ve sözleşmede yer alan adetlerde ürün imalat ve montajı yapıldığı, davacı tarafından kesilen ilk faturada %18 yerine, KDV% 8'e düşürüldüğü için ve ilave işler bedeli olarak KDV dahil 16.520,94 TL'lik fatura kesildiğinden davacının kestiği faturalar toplamının 326.884,96 TL olduğu, davacının kestiği 326.884,96 TL'lik fatura karşılığı işi yaptığı, incelenen davacı ticari defter kayıtlarına göre davacının davalıdan takip tarihi itibariyle 116.884,96 TL alacaklı gözüktüğü, davacının 281,00 TL işlemiş faiz talep edebileceği, açık ayıplı imalatlar  bedelinin 14.192,18 TL olduğu, davalının mahsubunu istediği gecikme tazminatı ile temizlik giderine ilişkin iddiaların ispatlanamadığı belirtilmiş, aynı kurul tarafından düzenlenen 28/01/2020 tarihli ek raporda; incelenen davacı defterlerine göre davacının davalıdan takip tarihi itibariyle; 116.884,96 TL alacaklı gözüktüğü, incelenen davalı ticari defter kayıtlarına göre de davalının 76.392,71 TL borçlu gözüktüğü, davacının ticari defter kayıtlarına göre davalının davacıya 210.000,00 TL'lik ödeme yaptığı, davalının ticari defter kayıtlarına göre 140.000,00 TL'lik bir ödeme yaptığı, davacı kayıtlarına yer alan fakat davalının yaptığı 70.000,00 TL'lik çek ödemesinin davalı kayıtlarında yer almadığı belirtilmiştir. Yapılan bu açıklamalar ışığında; davacının yanlar arasında imzalanan sözleşme kapsamında belirlenen birim fiyatlarla ve sözleşmede yer alan adetlerde ürün imalat ve montajını yaptığı, sözleşme bedelinin 330.400,01 TL olarak kararlaştırıldığı,  incelenen davacı ticari defter kayıtlarına göre davacının davalıdan takip tarihi itibariyle 116.884,96 TL alacaklı gözüktüğü, davalının davacıya 210.000,00 TL ödeme yaptığı, açık ayıplı imalatlar  bedelinin 14.192,18 TL olduğu bilirkişi kök ve ek raporu ile belirlenmiştir. Her ne kadar davalı yanca cevap dilekçesinde ayıplı iş bedeli yönünden mahsup talebinde bulunulmadığı halde mahkemece bilirkişilerce tespit edilen ayıplı işler bedeli davacı yanın bakiye iş bedelinden mahsup edilerek hüküm tesisi hatalı olmuş ise de; istinaf talebinde bulunanın sıfatı gözetildiğinde Dairemizce bu husus eleştirilmekle yetinilmiştir. Davalı yan cevap dilekçesinde açıkça sadece gecikme tazminatı ile temizlik gideri toplamı olan 58.000,00 TL'nin iş bedelinden mahsubunu istemiş olup; dosya kapsamına bu iddiayı destekler nitelikte herhangi bir bilgi ya da belge sunulmadığı tespit edilmiştir. O halde somut olayda mahkemece, denetime elverişli bilirkişi kök ve ek raporu esas alınmak suretiyle yukarıda açıklanan gerekçelerle yazılı şekilde davanın kısmen kabulüne karar verilmesi dosya kapsamına göre usul ve yasaya uygun olmuştur. Açıklanan nedenlerle, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzeni gözetilerek yapılan istinaf incelemesi sonucunda, dosya kapsamına, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenler ve ileri sürülen istinaf sebeplerine göre, mahkeme kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla, davalılar vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1. bendi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir.<br>HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-İstanbul Anadolu 9. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 15/09/2020 tarih ve 2018/97 Esas, 2020/364 Karar sayılı kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırı bir durum bulunmamasına göre, davalılar vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan REDDİNE, 2-Alınması gereken 7.014,94 TL nisbi istinaf karar harcından davalılar tarafça peşin olarak yatırılan toplam 3.507,46‬ TL harcın mahsubu ile bakiye 3.507,48 TL harcın davalılardan alınarak HAZİNEYE GELİR KAYDINA, 3-Davalılar tarafça yapılan istinaf yargılama giderlerinin üzerilerinde BIRAKILMASINA, 4-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından vekâlet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA, Dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince KESİN olmak üzere 30/01/2024 tarihinde oybirliği ile karar verildi. </font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"ebca8b2adcce7388","SID":"24cb13d72d5b4d1e"}}