{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">    T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM  20. HUKUK DAİRESİ     <br><br>                     T.C.<br>                 ANKARA <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>         20.HUKUK DAİRESİ <br><br>ESAS NO         : 2021/1865 <br>KARAR NO\t: 2024/179<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>                                                                                                                   K A R A R <br><br>BAŞKAN \t\t: ... \t     ... <br>ÜYE\t\t: ...       ...<br>ÜYE\t\t: ...\t     ...<br>KATİP\t\t: ...\t     ...<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t\t: ANKARA 3. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 07/10/2021<br>NUMARASI\t\t: 2021/112 E.  -  2021/334 K.<br><br>DAVACI\t:\t  <br>VEKİLİ\t:<br>DAVALI\t<br><br>DAVANIN KONUSU\t: Marka ile ilgili Kurum Kararının İptali<br><br>\tTaraflar arasında görülen davada Ankara 3. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 07/10/2021 tarih ve 2021/112 E. - 2021/334 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:<br><br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekili, müvekkili şirketin 2006/24483 sayılı ve \"...\" ibareli tanınmış markalarının sahibi olduğunu, davalının, bu marka ile karıştırma ihtimali bulunacak derecede benzer nitelikteki “...” ibaresini marka olarak tescil ettirmek üzere davalı ... başvuruda bulunduğunu, 2019/88425 kod numarasını alan başvuruya yaptıkları itirazın Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu tarafından nihai olarak reddedildiğini, oysa \"...\" ibareli marka başvurusunun müvekkili adına tescilli \"...\" ibareli marka ile ayırt edilemeyecek kadar benzer olduğunu, başvurunun aynı/benzer/ilintili mal/hizmetler bakımından tescili halinde müvekkili adına tescilli \"...\" ibareli markası ile görsel ve fonetik açıdan iltibas yaratacağını, söz konusu markanın müvekkiline ait markanın tescilli olduğu ürünler ve ilintili ürünlerde tescil edilmek istenmesinin SMK’nın 5. ve 6. maddelerine açıkça aykırılık teşkil ettiğini, müvekkiline ait markaları akla getirdiği için de seri marka izlenimi verdiğini, tüketicilerin marka sahipleri arasında idari/ekonomik bir bağ olduğu zannına kapılabileceklerini, \"...\" markasının kötüniyetle tescile konu olduğunu ve haksız rekabet oluşturduğunu ileri sürerek, YİDK'nın 2021-M-1044 sayılı kararının iptali ile dava konusu markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>Davalı ... vekili, müvekkili kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.<br>Diğer davalı şirket vekili, davacı markasının düşük ayırt ediciliğe sahip olduğunu, bu durumun ayırt ediciliği olmayan marka üzerinde tekel kullanma hakkı vermeyeceğini, yem katkıları sektöründe “...” ibaresini içeren yaklaşık 900 marka bulunduğunu, kullanım yoğunluğu yüksek olan ve ayırt ediciliği düşük olan bir ibareye yer vermenin karıştırılma ihtimali belirlemesinde tek başına dikkate alınabilecek bir husus olmadığını, taraf markalarında başında yer alan ve ilgili sektörde sıklıkla kullanılan “...” ibaresi çıkartıldığında geriye “-...” ve “-...” ibarelerinin kaldığını, markaların benzer olmadığını, davacı tarafa ait “...” markasını içeren emtianın sektörde kendi yemini üreten işletmelere satıldığını, satış aşamasında işletme büyüklüğüne göre 1 tonluk IBC tanklarda ya da 20 tonluk büyük tankerler ile sevk edildiğini, yani davacıya ait olan markanın karşılaştırılabilecek herhangi bir ambalaj şekli veyahut görselinin olmadığını, müvekkiline ait markasının ise 500 ml’lik plastik şişelerde ambalajlı şekilde satışa sunulduğunu, tüketici grubunun uzman olduğunun dikkate alınması gerektiğini, iki ürünün de ortalama tüketici olan halkın perakende satış yapan yerlerden veyahut da başka satış yerlerinden self servis şeklinde almasının mümkün olmadığını, söz konusu ürünlerin hayvancılık sektöründe kullanılmakla beraber mutlaka bir uzmanın (veteriner, ziraat mühendisi, vb.) önerisi üzerine uzmanların yönlendirmesi ile alındığını, davacı tarafın varsayımsal ifadelerle müvekkili hakkında kötü niyet iddialarında bulunduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.<br><br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamından, davacıya ait marka başvurusunun kapsamında bulunan “SINIF KODU: 31 Hayvan yemleri; hayvan yemleri için tıbbi amaçlı olmayan katkılar... ;” malları ile aynı/aynı tür malların davalıya ait markanın başvuru kapsamında da bulunduğu; taraf markalarının herhangi bir anlamının bulunmadığı, markalar arasında “...-*” harflerinin ortak olduğu görülmekle birlikte, markaların ilk üç harfini oluşturan “...” ibaresinin “...” ibaresinin kısaltması ya da bir ürün/hizmetin üst modelini belirtmek için yaygın kullanılan bir ibare olduğu, markaların dördüncü harf bakımından farklılaştığı (c/v), ayrıca diğer bir farklılık olarak davalıya ait markanın sonunda “e” harfinin de bulunduğu, belirtilen farklılıkların markaları görsel ve işitsel anlamda farklılaştırmak için yeterli olduğu, markalar arasındaki farklılıkların karıştırılma ihtimalini bertaraf edebilecek nitelikte bulunduğu; dosya içeriği itibari ile 6769 sayılı SMK’nın 6/5. maddesinde yer alan koşullar oluşmadığı gibi taraf markaları arasında SMK’nın 6/1. maddesi anlamında karıştırılma tehlikesi bulunmadığı ve dolayısıyla tanınmışlığın bu duruma bir etkisinin olmayacağı, başvurunun kötüniyetle yapılmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir. <br><br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde, kabul anlamına gelmemekle birlikte zayıf markaların da iltibas yaratacak kullanımlara karşı korunması gerektiğini, bir markanın zayıf olup olmadığının o markanın hangi mal ve hizmetler için tescil edileceğine göre belirleneceğini, \"...\" ibaresinin bir anlamının bulunmadığını, üzerinde kullanıldığı mal ve hizmetlerle böyle bir bağlantısının bulunmadığını, taraf markalarının görsel ve işitsel olarak benzer olduklarını, başvurunun farklılaşmadığını, davalı markasının \"...\" olarak okunduğunu, başvuru ile müvekkili markası arasında tek harf farklılığının bulunduğunu, başvuru kapsamındaki malların da benzer olduğunu ileri sürerek, yerel mahkemenin kararının istinaf incelemesi yapılarak kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir. <br><br><br>GEREKÇE\t: Dava, marka ile ilgili kurum kararının iptali istemine ilişkindir.<br>\tİnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.<br>\tDosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, dava konusu başvuru ile davacının itiraza mesnet markalarının başında \"...-\" ibaresi ortak olarak yer almakta ise de, ilk derece mahkemesi kararında da tartışıldığı üzere bu ibarenin ayırt ediciliğinin düşük olduğu, taraf markalarında bu ibareyi takip eden \"-...\" ve \"-...\" ibareleri itibariyle de yeterince farklılaştığı, görsel olarak uzaklaşan markalar arasında kavramsal bir benzerliğin de bulunmadığı, bu hali ile davaya konu başvurusunun davacının itiraza mesnet markasından farklı bir marka olduğunun derhal ve ilk bakışta algılandığı, öte yandan davacı tarafın tanınmışlık iddiası ispatlanamadığı gibi taraf markaları benzer olmadığından tanınmışlığın somut uyuşmazlığa bir etkisinin de bulunmadığı anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir.<br><br><br><br><br>HÜKÜM\t: Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere;<br>\t1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,<br>\t2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 427,60-TL maktu istinaf karar ve ilam harcından, davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda yatırılan 59,30-TL istinaf karar ve ilam harcının mahsubu ile bakiye 368,3‬0-TL'nin davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına, \t<br>\t3-İstinaf aşamasında davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin uhdesinde bırakılmasına,<br>\t4-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,<br>\tDair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 26/01/2024 tarihinde HMK'nın 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi. <br><br>GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH: 10/02/2024\t\t<br><br>Başkan<br>...<br> <br><br>Üye<br>...<br> <br><br>Üye<br>...<br> <br><br>Katip<br>...<br> <br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"887fe92cdd4a534f","SID":"20438f2536e45c2e"}}