{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>43. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2020/1932 <br>KARAR NO: 2023/1461<br>KARAR TARİHİ: 21/12/2023<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 11/03/2020<br>NUMARASI: 2017/1035 Esas -  2020/260 Karar<br>DAVA: Tazminat (Haksız Rekabetten Kaynaklanan)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 21/12/2023<br>Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davacı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ <br>DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin kimyevi maddeler ile tutkal ve yapıştırıcı sektöründe faaliyet gösterdiğini, davalının 07/09/2009 tarihli hizmet sözleşmesine dayalı olarak müvekkili firmada satış ve pazarlama koordinatörü olarak çalışmaya başladığını, 14/11/2016 tarihli istifa dilekçesi ile 13/01/2017 tarihinde işten ayrıldığını, taraflarca imzalanmış olan hizmet sözleşmesinin 15.maddesinde rekabet yasağına ilişkin düzenleme bulunduğunu, bu düzenleme kapsamında söz konusu maddenin ihlali halinde 30.000,00 TL cezai şart ödeneceğinin hüküm altına alındığını, davalının müvekkilinde görev yaptığı 7 yıllık süre içerisinde müvekkilinin tüm müşteri çevresi ile ticari sırlarına vakıf olduğunu, davalının işten ayrıldıktan hemen sonra ...  bünyesinde yer alan ... unvanlı şirkette yönetim kurulu üyesi olduğunu ve aynı zamanda .... için çalışmaya başladığını, ... kimya sektöründe faaliyet göstermekte olup davalının çalışmaya başlamasının hemen ardından ahşap yapıştırıcı ve yapı kimyasallarını ürün portföyüne dahil ettiğini, dolayısıyla müvekkilinin iştigal alanı olan hızlı yapıştırıcı kategorisinde faaliyet göstermeye başladığını, davalının müvekkilinin ticari sırlarını kullanarak ve ... ürünleri için müvekkilinin ürünlerinden daha düşük fiyat teklifi vererek müşterileri yanılttığını, bu süreçte müvekkilinin ticari ilişkilerinin gerilediğini ve müşteri kaybetme tehlikesine girdiğini, dolayısıyla davalının müvekkili ile haksız rekabet yaptığını belirterek 30.000,00 TL cezai şart bedelinin davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; taraflar arasında imzalanmış olan sözleşmenin 15.maddesinin geçerliliğinin bulunmadığını, rekabet yasağının işçinin ekonomik geleceğini hakkaniyete aykırı olarak tehlikeye düşürecek şekilde sınırlamalar getirildiğini, işçi tarafından üstlenilen cezai şart koşulu karşılığında işveren tarafından üstlenilmiş bir edim bulunmadığını, rekabet yasağı genel işlem koşulları kapsamında olup müvekkilinin içeriğini öğrenme imkanının sağlanmadığını, müvekkili tarafından rekabet yasağının ihlal edilmediğini, müvekkilinin işten ayrıldıktan sonra iş hayatını sürdürmek zorunda olduğunu, bu nedenle ... firmasında yönetim kurulu üyesi olarak hizmet vermeye başladığını, bu firmanın ... ile bağlantısının bulunmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, \"Tüm dosya kapsamına göre; davalının davacı şirkette satış ve pazarlama koordinatörü olarak çalışmakta iken 13/01/2017 tarihinde kendi isteğiyle işten ayrıldığı, davalının işten ayrıldıktan sonra, daha sonra davacı şirket ile aynı sektörde faaliyet gösteren,  iştigal konuları benzer olan ... unvanlı şirkette yönetim kurulu üyesi olarak görev yapmaya başladığı, taraflar arasında düzenlenmiş olan iş sözleşmesinin rekabet yasağına ilişkin 15.maddesi hükmünde coğrafi yer sınırlamasının bulunmadığı, ayrıca işçinin ekonomik geleceğini hakkaniyete aykırı olarak tehlikeye düşürecek şekilde herhangi bir sınırlama olmaksızın kimya sektöründe bulunan Türk veya yabancı tüm firmalarda çalışılmayacağının taahhüt edildiği, TBK'nın 445.maddesinde belirtildiği üzere rekabet yasağının işçinin ekonomik geleceğini hakkaniyete aykırı olarak tehlikeye düşürecek bizimde yer, zaman ve işlerin türü bakımından uygun olmayan sınırlamalar içermesinin mümkün olmadığı, dolayısıyla coğrafi sınır bulunmayan ve işlerin türü bakımından sınırlama içermeyip çok geniş kapsamlı olarak düzenlenen rekabet yasağı sözleşmesinin yasa hükmüne aykırı olduğu, ayrıca sözleşmede rekabet yasağına aykırılığa son verilmesine ilişkin açık bir hüküm bulunmaması nedeniyle davacının rekabet ihlalinin durdurulmasını talep koşullarının da oluşmadığı, sonuç olarak rekabet yasağına ilişkin sözleşme hükmünün geçersiz olduğu anlaşılmış ve davanın reddine, ...\" karar verilmiştir.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; rekabet yasağına ilişkin hükümde coğrafi bakımından yer sınırlamasına yer verilmemiş olması, rekabet yasağına ilişkin hükmü geçersiz kılmamakta olup TBK 445/2 hükmü gereğince, takdir yetkisine dayanılarak hükmün sınırlandırılması yoluna gidilmesi gerektiğini, sözleşme hükmü incelendiğinde her ne kadar yer bakımından bir sınırlama yer almasa da bu hükmü geçersiz kılmadığını, Yargıtay'ın birçok kararında yer sınırı olmayan sözleşmelerin, içinde bulunulan duruma göre geçerli olarak kabul edilmesi gerektiğine yer verildiğini, Yargıtay'ın amaca uygun istikrarlı uygulaması ile bir arada değerlendirildiğinde, rekabet yasağına ilişkin hükümde yer sınırlamasının yer almamasının tek başına hükmü geçersiz hale getirmeyeceği izahtan vareste olup gerekçeli kararda rekabet yasağının, davalının ekonomik geleceğini hakkaniyete aykırı olarak düşürecek mahiyette olduğu ifade edilmişse de bu tamamiyle hatalı bir değerlendirme olduğunu, açık bir şekilde rekabet yasağı hükmünde net bir şekilde yapıştırıcı maddelere ilişkin faaliyet gösteren firmalar denilmek suretiyle ayrıma gidildiğini, rekabet yasağı sözleşmesinin/geçerli bir rekabet yasağı hükmünün kuruluş şartları TBK md 444 vd. hükümlerde düzenlendiğini, rekabet yasağı hükmünün Yargıtay içtihatlarıyla da sabit olduğu üzere batıl olmayıp revize edilmesi gerektiği, yani yer bakımından sınırlamaya yer verilmemiş olmasının hükmü geçersiz kılacağı yönünde bir sonuç çıkarılamayacağı, öte yandan, davalının davacı şirketten önceki çalışmalarını, davacı şirketin faaliyet alanının tamamiyle dışında yapmış olması ve rekabet yasağı hükmünün, kimya sektöründeki tüm şirketleri değil davacı şirketin iştigal ettiği yapıştırıcı sektöründe faaliyette bulunan şirketleri kapsadığı, yani işlerin türü bakımından gerekçeli karardaki hatalı değerlendirmenin aksine kapsam bakımından gerekli sınırlamalara yer verildiği, açık olduğu ve TBK'nın md 444 vd hükümlerinde rekabet yasağı düzenlemesinin geçerlilik koşulları arasında \"sözleşmede rekabet yasağına aykırılığa son verilmesine ilişkin açık bir hüküm\" şeklinde bir şartın sayılmadığı göz önünde bulundurularak rekabet yasağına ilişkin sözleşme hükmün geçerli olduğunu bu nedenle hatalı değerlendirme ve eksik inceleme ile davanın reddine karar verilmesi hakkaniyete,  TBK'nın ilgili maddelerinin konulma amacına ve Yargıtay'ın istikrarlı uygulamalarına aykırı olduğunu beyanla, ilk derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.Davalı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle: davaya konu rekabet yasağı sözleşmesinde de coğrafi olarak sınırların belirtilmediği, dolayısıyla söz konusu sözleşmenin sözleşmenin rekabet yasağını düzenleyen hükmünün T.C. Anayasası ile güvence altına alınan çalışma hürriyeti ilkesine aykırı olması, tarafların bu özgürlüğün ihlali niteliğinde herhangi bir düzenleme yapmalarının mümkün olmaması nedenleriyle geçersiz olduğunu, davaya konu olaya ilişkin rekabet yasağı hükmünün uygulanabilmesi ve sözleşmenin hakim tarafından hakkaniyete uygun biçimde kapsam ve süresinin sınırlandırılabilmesi için sözleşmenin kesin hükümsüzlük haline ulaşmayacak şekilde aşırı nitelikte rekabet yasağı hükümleri içermesi gerektiğini, ancak söz konusu rekabet yasağına ilişkin hükümde gerekçeli kararda da belirtildiği gibi işin türü bakımından yapılan sınırlandırma geçersiz olduğundan ve yer yönünden herhangi bir sınırlandırma da bulunmadığından sözleşmede belirtilen rekabet yasağı hükmü kesin hükümsüz olup davacı firmanın yapıştırıcı/hızlı yapıştırıcı sektöründe piyasaya sunmuş olduğu ürün ambalajları ile dava dışı ... A.Ş. tarafından piyasaya sunulan yapıştırıcı/hızlı yapıştırıcı ürünlerinin ambalajlarının birbirine benzer olduğu, ancak zaten aynı ürün grubunda pazara ürünlerini sunan sektördeki diğer firmaların ürünlerinin de ambalaj ve etiket tasarımı açısından birbirine benzediği belirtilmekte olup istinaf talebinin reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>GEREKÇE: Dava, Türk Borçlar Kanunu'nun 444 vd. maddelerinde düzenlenen  ve iş sözleşmesi ile kararlaştırılan işçinin rekabet etme yasağını ihlal etmesi nedeniyle rekabet yasağı kaydına bağlanan cezai şartın tahsili davasıdır. İstinafa gelen uyuşmazlık temelde, rekabet etme yasağı kaydının geçerli olup olmadığı ve davalının eylemlerinin rekabet yasağını ihlal niteliğinde olup olmadığı noktasındadır.Taraflar arasında 07/09/2009 tarihinde belirsiz süreli iş sözleşmesi imzalanmıştır. Davalının işyerindeki pozisyonu iş sözleşmesinde \"satış ve pazarlama koordinatörü\" olarak belirtilmiştir. Davalı, 13/01/2017 tarihinden itibaren geçerli olmak üzere istifa etmek suretiyle iş akdini feshetmiştir.Ticaret sicili kayıtlarına göre, davalı işçi, davacı nezdindeki iş akdini feshettikten sonra, 13/01/2017 tarihinden itibaren dava dışı ... Ticaret A.Ş. nezdinde \"yönetim kurulu üyesi ve müşterek imza yetkilisi\" olarak göreve başlamıştır.Davacı taraf, işçinin iş sözleşmesiyle kararlaştırılan rekabet yasağına aykırı davrandığından bahisle kararlaştırılan cezai şartın tahsili istemiyle eldeki davayı açmıştır. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu(TBK)'nun 444/1. maddesinde, fiil ehliyetine sahip olan işçinin, işverene karşı, sözleşmenin sona ermesinden sonra herhangi bir biçimde onunla rekabet etmekten, özellikle kendi hesabına rakip bir işletme açmaktan, başka bir rakip işletmede çalışmaktan veya bunların dışında, rakip işletmeyle başka türden bir menfaat ilişkisine girişmekten kaçınmayı yazılı olarak üstlenebileceği, aynı maddenin 444/2. maddesinde ise, rekabet yasağı kaydının, ancak hizmet ilişkisi işçiye müşteri çevresi veya üretim sırları ya da işverenin yaptığı işler hakkında bilgi edinme imkânı sağlıyorsa ve aynı zamanda bu bilgilerin kullanılması, işverenin önemli bir zararına sebep olacak nitelikteyse geçerli olacağı düzenlenmiştir. Taraflar arasında fesihle sonuçlanan 07/09/2009 tarihli belirsiz süreli iş sözleşmesinin 15. maddesinde, personelin, iş yerinden ayrıldıktan sonra şirketin faaliyet alanı olarak çalışmış bulunduğu yapıştırıcı maddelere (P.V.A. Tutkallar, Hızlı yapıştırıcılar, Poliüretan yapıştırıcı tutkallar, ... yapıştırıcılar, Poliüretan köpükler, Silikon vb. gibi) ilişkin Kimya sektöründe bulunan üretim ve/veya toptan satış yapan Türk ve/veya yabancı diğer firmalardan  herhangi birinde iki yıl (24 ay) boyunca çalışmayacağını ve/veya danışmanlık yapmayacağını, rekabet oluşturacak dolaylı ya da doğrudan herhangi bir faaliyette bulunmayacağını şimdiden kabul ve taahhüt ettiği düzenlenmiş ve ayrıca personelin oluşan zarar kadar, cezai şart tazminatını faiz ve masraflarıyla birlikte bu maddeyi ihlal ettiği takdirde ödemeyi peşinen  kabul ettiği ve bu cezai şart miktarının 30.000,00 TL'yi geçemeyeceği düzenlenmiştir.Rekabet yasağı kaydının geçerliliği için esasen zararın gerçekleşmesi şart olmayıp, işçinin edindiği bilgilerin iş verenin önemli bir zararına sebep olacak nitelikte olması yeterlidir. Ancak, eldeki davada, rekabet yasağınında düzenlendiği sözleşme maddesinde  açıkça 30.000,00 TL'yi geçmemek üzere oluşan zarar kadar cezai şart tazminatının ödeneceği belirtilmiş olup, cezai şart tutarı zarar miktarı kadar olduğundan, davacının, davalı işçinin rekabet yasağını ihlali nedeniyle uğradığı zararı ispatlaması gerekir. Ancak dava dosyasında bu yönde bir delil ve ispat bulunmamaktadır. Bu nedenle sözleşme ile kararlaştırılan cezai şartın koşulları oluşmamış olup ilk derece mahkemesince davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.HMK'nın 355. maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; ilk derece mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davacı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun reddine karar vermek gerekmiştir.<br>KARAR: Yukarıda ayrıntısı ile açıklanan nedenlerle;1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,2-Davacı tarafından başvuru sırasında istinaf karar harcı peşin olarak yatırıldığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına,3-Davacı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 362(1)a maddesi uyarınca kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.21/12/2023</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"bcc53d8148f49b9b","SID":"949c3f4191ea9e6b"}}