{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>43. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2020/2065 <br>KARAR NO: 2023/1481<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 28/02/2020<br>NUMARASI: 2018/11 Esas -  2020/265 Karar<br>DAVA: Menfi Tespit (Ticari Satımdan Kaynaklanan)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 22/12/2023<br>Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davacı ve davalı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle ; müvekkiline karşı alacağın kaynağının ne olduğu belirsiz, müvekkilinin hiçbir imzasının olmadığı ve icra dosyasında da hiçbir takibin dayanağı evrak bulunmayan bir takip başlatıldığını, müvekkilinin iş bu takipten Tebligat Kanunu madde 35'e göre yapılan usulsüz tebligat nedeniyle 25.12.2017 tarihinde haciz sırasında haberdar olduğunu, usulsüz tebligata ilişkin şikayet yoluna başvurulduğunu ve icra takibindeki borca itiraz ettiğini, ancak Bakırköy 3. İcra Hukuk Mahkemesi 2017/1449 E. Sayılı dosyasından henüz verilmiş bir tedbir kararı bulunmadığını, müvekkilinin takipte alacaklı görünene karşı herhangi bir borcu bulunmadığını, ... 2013-2014 yılları arasında 5 ay kadar kısa bir süre için müvekkil firmada sigortalı olarak çalıştığını, takip dayanağında 13 adet makbuz ile bir ödemeden bahsedildiğini, müvekkili firmanın onama imzası taşımayan, hiçbir geçerliliği olmayan ve her zaman herkes arasında düzenlenebilir nitelikteki adi makbuzlara dayalı olarak müvekkile karşı 77.492,78 TL tutarındaki takibin kabul edilemez olduğunu, Bakırköy .... İcra Müdürlüğü'nün ... e. sayılı dosyasında takibe dayanak evrakların bulunmaması, müvekkili şirketin davalıya borcu olmaması, takibin sırf kötü niyetli bir şekilde kişisel husumet kaynaklı ve haksız kazanç sağlama amacıyla yapıldığından davanın kabulü ile borçlu olmadığının tespitine, %20'den aşağı olmamak üzere kötüniyet tazminatına mahkumiyetine,  karar verilmesini talep ve dava etmiştir. <br>CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle ; müvekkili ve davacı şirket yetkilileri arasında akrabalık ilişkisi olup, davacının ekonomik olarak zor durumda olması nedeniyle davacının 3. kişilere olan borçlarının müvekkili tarafından ödendiğini, müvekkilinin davacının ekonomik olarak zor duruma düşmesini engelleyerek 3. kişi ve kurumlardan alacakları temlik aldığını, davacının bünyesinde ... adında market işletmiş olup gıda sektöründe faaliyet gösteren birçok kurum ve kuruluştan ürünler aldığını ve ödeme kabiliyetinin olmamasından dolayı borçların müvekkili tarafından ödendiğini, bu kuruluşlar haricinde ayrıca davacının ... Bankası'ndan çektikleri kredinin 2 taksidinin de müvekkili tarafından ödendiğini belirterek davanın reddine dair karar verilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, \"... davacı davalıya borçlu olmadığını iddia etmiş, davalı ise davacı şirketin 3. kişilere ve kurumlara olan borcunu ödediğini ve alacakları temlik aldığını savunmuştur. Borçlunun rızası alınmaksızın alacak üçüncü bir kişiye devredilebilir. TBK 184. maddesi uyarınca alacağın devrinin geçerliliği yazılı şekilde yapılmış olmasına bağlıdır. Davalı tarafından alacağın temlik alındığına ilişkin dava dışı  ... ile imzalanan 30/01/2016 tarihli sözleşme, dava dışı ... Tic ve Ltd. Şti. ile imzalanan 13/03/2015 tarihli sözleşme, dava dışı ..., ..., ..., ... Tic. Ltd. Şti., ... Tic. Ltd. Şti. ve ...Tic. Ltd. Şti  ile imzalanan tarihsiz sözleşmeler ve ... Bankasına davalı tarafından yapılan 09/02/2015 ve 09/03/2015 tarihli ödeme dekontları dosyaya sunulmuştur. Her ne kadar ... Bankasına müşteri ... Tic. Ltd. Şti.'nin borç geri ödemesi işlemi davalı ... tarafından yapılmış ise de, dava dışı bankadan alacağın temlik alındığına dair yazılı bir sözleşme dosyaya sunulmamıştır. Alacağın temliki sözleşmesi yapılan dava dışı 3. kişilerin ise davacıdan alacaklı olduğunun usulüne uygun olarak ortaya konulamaması, alacağın varlığının davalı tarafından ispatlanamaması nedeniyle davanın kabulü ile davacının Bakırköy .... İcra Müdürlüğünün ... E. sayılı takip dosyasına dayanak yapılan 3. Kişilere yapılan ödemelere ilişkin, 13 adet makbuz nedeniyle davalıya borçlu olmadığının tespitine karar verilmiş, davalının kötü niyetli olduğunun dosya kapsamı itibariyle sabit olmaması nedeniyle kötü niyet tazminatı talebinin reddine\" karar verilmiştir.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Önemle belirtmek gerekirse; müvekkilin davalı tarafa borcu olmadığı dosya kapsamında sunulan deliller ve alınan bilirkişi raporları ile sabit olduğundan müvekkil firma yetkililerine duyulan kişisel husumet nedeniyle takip başlatan karşı tarafın kötü niyetli olduğunun kabulü ile kötüniyet tazminatına hükmedilmesi gerektiğini, öncelikle, müvekkil firmanın davalı tarafa hiçbir borcu bulunmamakta olup işbu durum dosya içerisinde bulunan bilirkişi raporları ve sunulan deliller ile sabit olduğunu, müvekkile karşı takipte alacaklı görünen davalı ... müvekkil yetkilisi ... amcası ...'in eski damadı olduğunu, ... ve müvekkil firma yetkililerinin kuzeni ... boşanmış olup, karşı taraf sırf kişisel husumetten dolayı müvekkil firmaya karşı kendi tarafından oluşturulmuş ve hiç bir geçerliliği olmayan belgeler ile takip başlatıldığını, ayrıca, ... 2013-2014  yılları arasında 5 ay kadar kısa bir süre müvekkil firmada sigortalı olarak çalışmış olup bunun dışında müvekkil firma ile herhangi bir ticari alış verişi bulunmadığını, işbu durum dosya içerisinde mevcut bilirkişi raporları ve SGK'dan gelen evraklar ile de sabit olduğunu,müvekkil firma ve ... arasında hiçbir ticari ilişki ve alacak borç ilişkisi mevcut olmadığını, takip talebinde yer alan ve karşı tarafça tek taraflı olarak hazırlanıp imzalanan ve müvekkil firmanın imzasını ve herhangi bir kabulüne içermeyen bir belge ile takip yapıldığını, takibe konu belgelerin hangi firmadan alındığı belli olmamakla karşı tarafça bir kaç firma ismi verilmiş ancak söz konusu firmaların bazıları defterlerini ibraz etmemiş defterlerini ibraz edenler de ise dosyada mevcut bilirkişi raporlarında belirtildiği üzere söz konusu firmaların ticari defterlerinde karşı tarafın iddia ettiği gibi herhangi bir ticari ilişkiye rastlanmadığı belirlendiğini, takip dayanağı olmayacak derecede adi nitelikte belgeler ve hayali ticari ilişkilere dayanılarak takip başlatılmasının tek nedeni tamamen müvekkil firmayı zora sokmak ve itibarını zedelemek adına kişisel husumetinden dolayı usulsüz tebligat ile takip yapılıp hacze gelindiğini, işbu nedenlerle dava dilekçemizde de talep edildiği üzere, kötü niyetli olduğu apaçık ortada olan karşı tarafın müvekkil şirket yetkililerine karşı kişisel husumet kaynaklı sözde alacak iddiasıyla takip başlatması ve müvekkile karşı hacze gelinmesine neden olup itibarını zedelediğinden yüzde 20'den aşağı olmamak üzere kötüniyet tazminatına hükmedilmesi gerekirken mahkemece kötünüyet tazminatına hükmedilmemesi hukuka aykırı olup yeniden yargılama yapılarak talebimiz doğrultusunda karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Müvekkil davacının 3.Kişilere Olan borçlarını bizzat ödediğini, davalı bu hususta müvekkile olan borçlarını ödemediğini, haciz mahalinde muhafaza yapmaya bir engel olmadığı halde müvekkilce borçluya iyiniyetli olarak yeniden süre verildiğini, icra takibine geçildikten sonra 16.05.2017 tarihinde takip kesinleşmiş olmasına rağmen 25.12.2017 tarihine kadar her hangi bir haciz işlemi uygulanmadığını, davacı borçlu bu süre zarfında müvekkile borcunu ödeyeceğini şifahen bildirmiş ve müvekkil tarafından kendilerine iyiniyetli olarak süre tanındığını, 25.12.2017 tarihinde haciz mahaline gidildiğini, hukuken muhafaza yapmaya engel bir durumun olmasına rağmen müvekkilce borçlulara yeniden süre tanındığını, müvekkil takibin kesinleşmesinden sonra 7 aydan fazla kendilerine yeniden süre verdiğini, 16.05.2017 tarihinden itibaren haciz ve muhafaza yapabilecekken borçlulara her defasında iyiniyetli olarak süre tanındığını, müvekkil yaptığı iyiliğe karşılık, alacağını alamadığı gibi kötü niyetli davayla karşı karşıya kaldığını, dosyada ki mevcut deliller ve dosyanın tüm kapsamı birlikte değerlendirildiğinde müvekkilin davacı tarafın borçlarını ödediği çok açık bir şekilde gözüktüğünü, daha öncede belirttiğimiz üzere mevcut durum müvekkilin davacı adına bankaya ödeme yaptığı dekontlarda ve yine davacının borçlandığı sektörün önde gelen şirketlerinin müvekkile verdiği temlik sözleşmelerinden de anlaşıldığını, zira kendi faaliyet alanlarının önde gelen firmalarının herhangi bir alacak ilişkileri olmadığı  halde müvekkile alacakları varmış gibi temlik etmeleri de mümkün olmadığını, mahkeme tarafından verilen bu karar neticesinde müvekkilin haklı alacakları zarara uğradığını, dolayısıyla tüm bu nedenlerle istinaf kanun yoluna başvurma gerekliliği ortaya çıktığını, yukarıda kısaca açıklanan nedenler ve mahkemeniz tarafından resen göz önüne alınacak hususlar birlikte değerlendirilerek Bakırköy 7.Asliye Ticaret Mahkemesinin verdiği 2018/11 Esas ve 2020/265 karar numaralı ilamının bozulmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. <br>GEREKÇE: Dava, menfi tespit istemine ilişkin olup ilk derece mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir. Karara karşı davalı vekili tarafından 06/10/2020 tarihinde istinaf kanun yoluna başvurulmuş ve istinaf dilekçesi davacıya 13/10/2020 tarihinde tebliğ edilmiş, bunun üzerine davacı tarafça da 15/10/2020 tarihli dilekçeyle katılma yoluyla karar istinaf edilmiştir.Bu arada, mahkemenin 23/10/2020 tarihli istinaf başvurusunun değerlendirilmesi ek kararı ile, davalının istinaf harç ve masraflarını verilen kesin sürede yatırmadığından istinaf başvurusunun yapılmamış sayılmasına karar verilmiştir.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu(HMK)'nun 348/2. maddesine göre, istinaf yoluna başvuran, bu talebinden feragat eder veya talebi bölge adliye mahkemesi tarafından esasa girilmeden reddedilirse, katılma yolu ile başvuranın talebi de reddedilir. Mahkemece davalı ...'in istinaf başvurusunun yapılmamış sayılmasına karar verilmiş olması ve dolayısıyla davalı tarafın esasına girilebilecek geçerli bir istinaf başvurusunun bulunmaması nedeniyle davacının katılma yoluyla başvuruya ilişkin istinaf dilekçesinin reddi gerekir.Her ne kadar ilk derece mahkemesi kararına karşı katılma yoluyla istinaf yoluna başvurulmuş ise de; karşı tarafın esastan incelenebilecek usulüne uygun bir istinaf başvurusu bulunmadığından HMK'nın 348/2. maddesi uyarınca davacının istinaf dilekçesinin reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. <br>HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle:  1-Davacı vekilinin istinaf dilekçesinin HMK'nın 346/1. maddesi uyarınca REDDİNE,2-İstinaf yoluna başvuru sırasında alınan istinaf karar harcı ile istinaf başvuru harcının istemi halinde davacıya iadesine,3-İstinaf yoluna başvuran davacı tarafından yapılan masrafların kendi üzerinde bırakılmasına, Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 362(1)a maddesi uyarınca kesin olarak oy birliğiyle karar verildi. 22/12/2023</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"16052804b504f7bc","SID":"096c602a7003c2ab"}}