{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">  T.C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi    21.Hukuk Dairesi    2022/1347 Esas 2023/1906  Karar <br>T.C.<br>ANKARA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>21.HUKUK DAİRESİ<br><br>DOSYA NO\t: 2022/1347 <br>KARAR NO\t: 2023/1906<br><br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br>KARAR <br><br>BAŞKAN\t\t: ...\t  ...<br>ÜYE\t\t: ...\t  ...<br>ÜYE \t\t: ...\t\t  ...<br>KATİP\t\t: ...\t...<br><br>İNCELENEN DOSYANIN<br>MAHKEMESİ\t: ANKARA 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ\t<br>TARİHİ\t\t:  26/05/2022<br>NUMARASI\t\t:  2021/46 Esas 2022/350 Karar\t<br>DAVACI <br>VEKİLİ<br>DAVALI \t<br>DAVA\t: İtirazın İptali <br>DAVA TARİHİ\t: 22/01/2021<br>KARAR TARİHİ\t:  28/12/2023<br>GEREKÇELİ KARARIN<br>YAZILDIĞI TARİH\t:  28/12/2023<br><br><br>\tTaraflar arasındaki itirazın iptaline  ilişkin davanın yargılaması sonunda ilamda yazılı gerekçelerle davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükme karşı  davalı vekilince süresinde istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. <br>\tDAVA<br>\tDavacı vekili dava dilekçesinde özetle;  müvekkilinin, Ankara 6.Noterliğinin 13.03.2018 tarih 03096 sayı ile tasdikli, 08.03.2018 tarihli genel kurul kararı ile 08.03.2021 tarihine kadar davalı şirketin yönetim kurulu üyesi olarak seçildiğini, yönetim kurulu görevinin Ankara 43.Noterliğinin 01.04.2020 tarih 5130 sayı ile tasdikli, 27.03.2020 tarihli genel kurul kararı ile sona erdiğini, davalı şirketin, olağan genel kurul kararı ile belirlenmiş olan ve yönetim kurulu üyelerine 6.000 TL olarak ödenen gereken huzur haklarını 30.06.2019 tarihinden itibaren -müvekkili tarafından 20.02.2020 tarihinde ihtarname gönderilmesine rağmen ödemediğini, bunun üzerine Ankara 26.İcra Müdürlüğünde icra takibi başlatılmış olup, davalı tarafından yapılan itiraz üzerine ticari davalarda dava şartı olan zorunlu arabuluculuğa başvurulduğu fakat anlaşmaya varılamadığını, davalının Türk Ticaret Kanunun 394.maddesi uyarınca, \"genel kurul kararı ile belirlenmiş huzur hakkı ücretlerini\" ödemediğini,  borca haksız yere itiraz ederek takibi sürüncemede bıraktığını iddia ederek asıl alacak ve tüm ferilere ilişkin itirazlarının iptali ile icra takibinin devamına karar verilmesi ve hükmolunan meblağın yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. <br>\tCEVAP<br>\tDavalı vekili cevap dilekçesinde özetle;  davacının da üyesi bulunduğu müvekkili şirketin yönetim kurulunun, Ankara 32. Noterliği'nin 18/04/2019 tarih ve 06423 yevmiye sayısıyla onaylanan 18/04/2019 tarih ve 813 sayılı yönetim kurulu kararı ile şirketin 19. olağanüstü genel kurul toplantısının 07/05/2019 günü saat 14:00'te yapılmasına karar verildiğini, genel kurul gündeminin 3. maddesinde \"2019 faaliyet yılında görevli yönetim kurulu üyelerinin ibrası\" ve 4. maddesinde ”yeni yönetim kurulu üyelerinin seçimi ve görev sürelerinin belirlenmesi\" yer aldığını, genel kurulun toplantıya çağrılmasına ve gündeme ilişkin yönetim kurulu kararının 22/04/2019 tarih ve 9814 sayılı Türkiye Ticaret Sicili Gazetesinde ilan edildiği, gündeme -Ankara 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 26/09/2019 tarih ve 2019/307 Esas 2019/756 Karar sayılı kararı ile olağanüstü genel kurul ile yönetim kurulunun üyelerinin üyeliğinin sona erdiğini, aynı zamanda müvekkili şirkette pay sahibi olmadığını, davacı ile aynı genel kurulda seçilen ve aynı genel kurulda-görevine son verilen eski üyeler tarafından açılan iptal davasının dahi husumetten reddine karar verildiğini ve bu kararın kesinleştiğini, davacının yönetim kurulu üyeliği yetkili organ genel kurul kararı ile sona erdirildiğinden davacının 2020/9812 E. Sayılı dosyasında Ankara 26. İcra Dairesinde takibe konu alacak talebine haklı nedenle itiraz etme gereği doğduğunu, İcra İflas Kanunu madde 67/2'de \"Bu davada borçlurun itirazının haksızlığına karar verilirse 'borçlu; takibinde haksız ve kötüniyetli görülürse alacaklı; diğertarafın talebi üzerine ikitarafın durumuna, davanın ve hükmolunan şeyin tahammülüne göre. red veya hükmolunan meblağın yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere, uygun bir tazminatla mahkum edilir.\" düzenlemesi bulunduğunu, dava konusu takibin haksız ve kötüniyetle açılmış olup davacı aleyhine takip miktarının %20'sinden aşağı olmamak üzere kötüniyet tazminatına hükmedilmesini talep ettiklerini, davacının yönetim kuruülu üyeliğini sona erdiren genel kurül toplantısı, her ne kadar Ankara Ticaret Sicil Müdürlüğü tarafından tescil edilmemiş olsa da hukuka uygun olduğunu, toplantıya ilişkin gündem ve çağrı, toplantıdan iki hafta önce, Türkiye Ticaret Sicil Gazetesi'nin 22/04/2019 tarih ve 9814 sayılı nüshasında yayımlanmış olduğunu, ayrıca toplantıya ilişkin olarak gündemi de ihtiva eder şekilde çağrı, şirket hissedarlarının tamamına tebliğ edildiğini, genel kurul'da katılanların oy birliği ile karar alındığını, şirket hissedarları tarafından TTK'nın 37.maddesi çerçevesinde gerek mahkemeye gerekse de ticaret siciline itirazda bulunulmamış olduğunu, bu itibarla inceleme yetkisini aşarak tescil talebini reddeden Ticaret Sicil Müdürlüğü işlemi karşısında, davacının yönetim kurulu üyeliğini sona erdiren genel kurulun geçerli bir genel kurul olduğunu bildirerek davanın reddini istemiştir. <br>\tİLK DERECE MAHKEMESİ KARARI<br>\tMahkemece;  davacının yönetim kurulu üyeliğini sonlandıran ve ticaret sicilde tescili davalı şirket tarafından talep edilen genel kurul kararının kesinleşen yargı kararlarına göre yok hükmünde olduğu, yok hükmünde olan yönetim kurulu kararı ile yapılan genel kurul kararının da yok hükmünde olduğunun açıkça tespit edildiği anlaşıldığından davacının yönetim kurulu üyeliği hukuken geçerli bir şekilde devam etmekte olmakla, takibe konu ettiği dönemlere ilişkin talep ettiği huzur hakkı bedellerinin davacıya işlemiş faizi ile birlikte ödenmesi gerektiği gerekçeleriyle davanın kabulüne, davalının Ankara 26. İcra Müdürlüğünün 2020/9812 esas sayılı takip dosyasına vaki itirazının iptali ile takibin; 54.000,00 TL asıl alacak, 5.010,90 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 59.010,90 TL üzerinden aynen devamına, asıl alacağa (54.000,00 TL) takip tarihinden geçerli yıllık %9 yasal faiz yürütülmesine, hükmolunan alacağın (59.010,90 TL) %20'si oranında takdir edilen icra inkar tazminatının davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine karar verilmiştir.<br>\tİSTİNAF SEBEPLERİ<br>\tDavalı vekili istinaf dilekçesinde özetle;  Mahkemece Ankara 14. ATM'nin 2019/245 esas sayılı dosyasında verilen kararın Ankara BAM 21. HD Başkanlığı'nın 09/07/2020 tarihli 2019/1106 - 2020/702 E.K sayılı ilamı ile kaldırılarak davanın reddine ilişkin yeniden verilen kararın incelemesi bekletici mesela yapıldığını,  bahsi geçen karar Yargıtay 11 HD Başkanlığı'nın 27/01/2022 tarihli 2020/6704  - 2022/708 E.K sayılı ilamı ile onanarak kesinleştiğini, fakat bu kararın oy birliği ile alınmamış olup karara karşı hukuki güvenin tam olarak sağlanmadığını, nitekim huzur hakkının niteliği düşünüldüğünde kararın tescili yada edilmemesi bu yargılamada dikkate alınması gereken hususlardan yalnızca biri olup müvekkil aleyhine karar kurulmasında gerekçe olarak gösterilemeyeceğini, mahkemece, diğer itirazları değerlendirilmeksizin, dosya kapsamında yalnızca Ankara BAM 21. HD Başkanlığı'nın 09/07/2020 tarihli ilamı ile Yargıtay 11 HD Başkanlığı'nın onama ilamı dikkate alınarak davacının yönetim kurulu üyeliğini sonlandıran ve ticaret sicilde tescili talep edilen genel kurul kararının kesinleşen yargı kararlarına göre yok hükmünde olduğu, bu karar ile yapılan genel kurul kararının da yok hükmünde olduğunun tespit edildiği gerekçe gösterilerek davacının takibe konu ettiği dönemlere ilişkin talep ettiği huzur hakkı bedellerinin davacıya işlemiş faizi ile birlikte ödenmesi gerektiğine karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu,  davacının yönetim kurulu üyeliği'nin 07/05/2019 tarihinde sona ermiş olduğu ve genel kurul kararının alınmasına yönelik yönetim kurulu kararında imzasının olduğunun dikkate alınmadığını, davacının yönetim kurulu üyeliğini  07/05/2019 tarihinde toplanan 19. olağanüstü genel kurulunun bu tarihli kararı ile son bulduğunu, yukarıda süreç açıklandığı üzere bu karar her ne kadar Ticaret Sicil Müdürlüğünce tescil ve ilan edilmemiş olsa da TTK m. 408 uyarınca genel kurul tarafından seçilen yönetim kurulu üyesi, üyeliği kabul etmekle birlikte yönetim kurulu üyeliğini kazanır ve yine TTK m. 364 uyarınca genel kurul tarafından alınan kararla yönetim kurulu üyeliği sona erdiğini,  07.05.2019 tarihinde şirket yönetiminin değiştirilmesi amacıyla toplanan genel kurul'un kararı ile yeni yönetim seçilmiş olup, eski yönetimin görevinin sona erdiğini, bu seçimin kurucu değil bildirici nitelikte olması nedeniyle tescil ve ilan edilmeksizin yeni yönetim kurulunun göreve başladığını, ve bu genel kurulda seçilmeyen üyelerin üyeliği sona erdiğini, nitekim 6102 sayılı TTK uyarınca doktrinde kabul gören hakim görüşe göre üye olarak atanan kişinin göreve başlayabilmesi için tescil ve ilan edilmesinin şart olmadığını,   yönetim kurulu üyesi ve ortaklar arasındaki güvene dayalı vekalet ilişkisinin değerlendirilmediğini, anonim şirketlerde yönetim kurulu üyeliğinin güvene dayalı bir görev olup, yönetim kurulu üyesi ve ortaklık arasındaki vekâlet ilişkisine dayandığını,  bu niteliğinden dolayı ortaklığın, yönetim kurulu üyelerini her zaman tek taraflı olarak azledebilmesinin mümkün olduğunu, anonim şirket yönetim kurulu üyeleri, ister seçimle gelmiş ister ise esas sözleşme ile atanmış olsunlar, genel kurul kararıyla her zaman görevden alınabildiklerini (TTK, m.364/f.1), genel kurulca yönetim kurulu üyelerinin görevden alınabilmesine karar verilebilmesi için, şirket esas sözleşmesinde daha ağır bir yetersayı öngörülmemiş ise, şirket sermayesinin en az dörtte birine (%25’ine) sahip olan pay sahiplerinin veya temsilcilerinin toplantıda hazır bulunması ve toplantıda (asaleten ve vekaleten) hazır bulunan oyların çoğunluğu ile karar alınması gerektiğini,  yönetim kurulu üyelerinin görevden alınmasının, anonim şirket genel kurulunun devredilemez yetkileri arasında olduğunu,  yönetim kurulu üyeliği  güvene dayalı bir görev olup, şirket ortağı da olmayan davacının her ne kadar genel kurul kararı ticaret sicil müdürlüğü işlemi neticesinde tescil edilmemiş olsa da şirket ortaklarının iradesine saygı duyması gerektiğini,  mahkemece bu hususun dikkate alınmadığını,  genel kurul'un iradesi açık ve tescili kurucu olmadığından, yönetim kurulu üyeliği sona eren davacının haksız olarak işbu davayı ikame etmek yerine iyi niyet kuralları ve güven ilişkisi çerçevesinde adını tescilden sildirmesinin gerektiğini, nitekim bu tarihten sonra davacının da şirketin yönetiminde aktif olarak yer almadığını,  üyeliğinin ticaret sicil tescilinden ibaret kaldığını,   ve huzur hakkına hak kazanamadığını, mahkemece bu hususun  göz ardı edildiğini, icra inkar tazminatı koşullarının oluşmadığını bildirerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.<br>\tHUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ<br>\tDava, yönetim kurulu üyelerine ödenmesi kararlaştırılan huzur hakkının tahsili amacıyla  icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. <br>\t6100 Sayılı HMK'nın 355.maddesi gereğince, istinaf incelemesinin istinafa gelen tarafın sıfatı ile istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırılık bulunup bulunmadığı hususu gözetilerek ilk derece mahkemesinin taraflar arasındaki ihtilafta görevli mahkeme oluşu ve eldeki davada kesin yetki kuralına da aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla işin esasına girilerek yapılan incelemede;  <br>\tTicaret sicil kayıtları, davalı şirketin ana sözleşmesi, karar defteri fotokopileri, davacı tarafından davalıya hitaplı 20/02/2020 tarihli ihtarname, arabuluculuk tutanağı, Ankara 14. Asliye Ticaret Mahkemesinin  2019/245 Esas 2019/454 Karar sayılı dosyası vs deliller dosya arasında mevcuttur.<br>\tAnkara 26. İcra Müdürlüğünün 2020/9812 esas sayılı dosyasının incelenmesinde, davacı tarafından davalıya karşı 01/07/2019-01/03/2020 tarihleri arasındaki 9 aylık dönem için aylık 6.000 TL ve işlemiş faizlerinin toplamı olan 59.010,90 TL alacağın tahsili amacıyla başlatılan icra takibinin davalının süresinde itirazı üzerine durduğu, eldeki itirazın iptali davasının İİK.nun 67.maddesinde öngörülen 1 yıllık hak düşürücü süre içerisinde açıldığı görülmüştür.<br>\tDavacı taraf, 08/03/2018 tarihli genel kurul kararı ile 08/03/2021 tarihine kadar davalı şirketin yönetim kurulu üyesi olarak seçildiğini, ancak bu görevinin  27/03/2020 tarihli genel kurul kararı ile sona erdiğini, davalı şirketin olağan genel kurul kararı ile belirleyerek yönetim kurulu üyelerine 6.000,00 TL olarak ödenmesi gereken huzur hakkı bedelini 30/06/2019 tarihinden itibaren ihtarname gönderilmesine karşın davacıya ödenmediğini, bu nedenle davalı şirket aleyhine Ankara 26. İcra Müdürlüğünün 2020/9812 esas sayılı dosyasında takibe geçildiğini, davalının haksız itirazı ile takibin durduğunu ileri sürmektedir. <br>\tDavalı taraf ise, 18/04/2019 tarihli 813 sayılı yönetim kurulu kararı ile davalı şirketin 19. olağanüstü genel kurul toplantısının 07/05/2019 tarihinde yapılmasına karar verildiğini, genel kurul gündeminin 3.maddesi uyarınca gündeme uygun olarak toplantı yapılarak karar alındığını, buna göre yeni yönetim kurulu seçimi yapılarak davacının yönetim kurulu üyeliğinin sona erdiğini, davacının 07/05/2019 tarihinden itibaren fiilen yönetim kurulu üyeliğini sürdürmesinin ve huzur hakkına hak kazanmadığını savunmaktadır. <br>\tUyuşmazlık, Ankara 26. İcra Müd.'nün 2020/9812 esas sayılı takip dosyasına konu edilen 01/07/2019 - 01/03/2020 tarih aralığına ilişkin huzur hakkı bedeli ile işlemiş faiz alacağını davacının davalıdan talep edip edemeyeceği, yasal şartların bulunup bulunmadığı hususlarına ilişkindir. <br>\tAnkara 14. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 29/05/2019 tarih 2019/245 esas 2019/454 Karar sayılı dosyasının incelenmesinde; davacı tarafından  07/05/2019 tarihli olağanüstü genel kurul toplantısının tescil ve ilanı için Ankara Ticaret Sicil Müdürlüğü'ne başvurulduğu, ancak müdürlüğün tescil talebini ticaret sicil yönetmeliğinin 35.maddesi uyarınca reddedilmesi üzerine Ankara Ticaret Sicil Müdürlüğü'nün tescil talebinin reddine ilişkin kararının iptali ile olağanüstü genel kurul kararının sicile tescili talebi ile açılan davada  Ankara 14. Asliye Ticaret Mahkemesi'nce tescil kararı verildiği, bu karara karşın ticaret sicil müdürlüğü tarafından istinaf yoluna başvurulduğu,  Dairemizce 09/07/2020 tarih 2019/1106 Esas ve 2020/702 Karar sayılı kararı ile istinaf başvurusunun kabulü ile davanın reddine karar verildiği, Dairemiz kararının davacı tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 11. Hukuk Başkanlığı'nın 27/01/2022 tarihli 2020/6704  - 2022/708 E.K sayılı ilamı ile onanarak kesinleştiği anlaşılmıştır.<br>\t01/11/2021 tarihli bilirkişi raporunda özetle; 07.05.2019 tarihli olağanüstü genel kurul toplantısında alınan kararla davacının yönetim kurulu üyeliğinin sona erdiği değerlendirildiği takdirde; davacıya en son Haziran/2019 dönemi için huzur hakkı ödendiğini, banka ekstresinden tespit edildiği, davacının davalı firmadan herhangi bir alacağının bulunmadığı, Ankara -43.Noterliğinin 01.04.2020 tarih 5130 sayı ile tasdikli, 27.03.2020 tarihli genel kurul kararı ile, davacının yönetim kurulu üyeliğinin sona erdiği değerlendirildiği takdirde; Ankara 26. İcra Müdürlüğü 2020/9812 esas sayılı dosya ile 11.11.2020 tarihli icra takibine koru 54.000,00 TL huzur hakkı asıl alacağı talep edebileceği, davacı tarafından talep edilen faiz tutarlarının, %9 yasal faiz üzerinden hesaplamasının doğru olduğu, 5.010,90 TL faiz talebinin takdir ve hukuksal değerlendirmesinin mahkemeye ait olduğu bildirilmiştir. <br>\tBilindiği üzere TTK'nın 394. maddesi gereği (6762 sayılı TTK'nın 333. maddesi) yönetim kurulu üyelerine, ana sözleşmeyle veya genel kurul kararıyla belirlenmiş olmak şartıyla huzur hakkı verilebilir. Şayet ortaklık ana sözleşmelerinde yönetim kuruluna ücret ödeneceği hakkında bir hüküm yoksa veya yönetim kurulu yahut genel kurulca ücret ödenmesine dair herhangi bir karar almamışsa, T.C. Anayasası’na göre angarya yasak olup, burada ayrıca bir vergi kaybı da söz konusu olacağından, bu konuda alınmış bir karar olmasa bile yönetim kurulu üyeleri için uygun bir ücret verilmelidir. (Yargıtay 11. HD. 04.03.1991 1991/9421 E.-1464 K., G. Eriş, Ticari İşletme ve Şirketler Hukuku, 3. Baskı, Cilt 2, s:1919 vd.) <br>\tNitekim davalı şirketin 05/06/1991 tarihli 2791 sayılı Ticaret Sicil Gazetesi'nde yayımlanan şirket ana sözleşmesinin 16.maddesinde, yönetim kurulu üyelerine bu ana sözleşme hükümleri içerisinde genel kurulca kararlaştırılacak bir ücret ve huzur hakkı verileceği, yönetim kurulu üyelerinin her toplantı için ücret almayacakları, aylık bir huzur hakkı alacakları düzenlenmiştir. \t<br>\tDosya kapsamından, davacının 20.03.2018 tarihli 9540 sayılı Ticaret Sicil Gazetesinde yayımlanan 13206 sayılı ilana göre Ankara 6. Noterliğinin. 13.03.2018 tarih 03096 sayı ile tasdikli, 08.03.2018 tarihli genel kurul kararı ile davalı şirketin yönetim kurulu üyesi olarak seçildiği, Ankara 32. Noterliğinin  18/04/2019 tarih ve 06423 yevmiye sayısıyla onaylanan 18/04/2019 tarih ve 813 sayılı yönetim kurulu kararı ile şirketin 19. olağanüstü genel kurul toplantısının 07/05/2019 günü saat 14:00'te yapılmasına karar verildiği, bu toplantıda alınan kararda davacının yönetim kurulu üyeliğinin sona erdiği, ancak söz konusu kararın Ticaret Sicil Müdürlüğü tarafından tescil ve ilan edilmediği, konunun davalı şirket  ile Ticaret Sicil Müdürlüğü arasında dava konusu edildiği, Ankara 14.Asliye Ticaret Mahkemesi 2019/245 Esas numarası ile görüşülen davada \"davanın kabulüne, davalının tescil talebinin reddine ilişkin kararının iptali ile Ankara Ticaret Sicil Müdürlüğünün 15/05/2019 tarih 62752911-101.99-E.25156 sayılı yazısına dayanak, 13/05/2019 tarihli başvuruya esas davacı şirketin 07/05/2019 tarihli Olağanüstü Genel Kurulunun tesciline.” şeklinde karar verildiği,  söz konusu karara karşı davalı yanca istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine Dairemizin     09/07/2020 tarih 2019/1106 Esas ve 2020/702 Karar sayılı kararı ile istinaf başvurusunun, yönetim kurulu başkanının çağrısı olmadan fiilen yapılan yönetim kurulu toplantısının yok hükmünde olduğunun kabulünün gerektiği, yok hükmünde olan yönetim kurulu kararı ile yapılan genel kurul kararının da yok hükmünde olduğu (Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 26/01/2016 tarih ve 2015/3129 Esas 2016/804 Karar sayılı emsal ilamı) gerekçesiyle davanın reddine karar verildiği, Dairemiz kararının davacı tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 11. Hukuk Başkanlığı'nın 27/01/2022 tarihli 2020/6704  - 2022/708 E.K sayılı ilamı ile onanarak kesinleştiği, davalı şirketin bu süreçte Ankara 43.Noterliğinin. 01.04.2020 tarih 5130 sayı ile tasdikli, 27.03.2020 tarihli genel kurul kararı ile, davacının yönetim kurulu üyeliğini sona erdirdiği anlaşılmıştır.<br>\t Hal böyle olunca, davacının  08.03.2018 tarihli genel kurul kararı ile davalı şirketin yönetim kurulu üyesi olarak seçildiği ve yönetim kurulu üyeliğinin  27.03.2020 tarihli genel kurul kararına kadar devam ettiği, davacıya 01/01/2019-30/06/2019 tarihleri arasında aylık 6.000 TL huzur hakkı ödendiği, bu tarihten sonra huzur hakkı ödemesi yapılmadığı,  böylelikle davalı şirketin ana sözleşmesinin 16.maddesindeki düzenleme de gözetildiğinde, davacının dava konusu ettiği 01/07/2019-01/03/2020 tarihleri arasındaki dönem için aylık 6.000 TL huzur hakkı ücretine hak kazandığı, ödenmeyen dönemler için faiz işletilmesinin yerinde olduğu anlaşılmakla ilk derece mahkemesince davacının davasında haklı olduğunun kabulünde bir isabetsizlik bulunmamaktadır.<br>\tBununla birlikte, davacının yönetim kurulu üyeliğinden alındıktan sonraki dönemde yalnızca 04/10/2019 ve 21/10/2019 tarihli  yönetim kurulu toplantılarına katıldığı, başkaca herhangi bir yönetim kurulu toplantısına katılmadığı, böylelikle katılmadığı yönetim kurulu toplantıları yönünden tasarruf ettiği masraf ile yönetim kurulu üyesi olarak görev yapmasından kaynaklanan elde edeceği kazanç gözetilerek TBK.nun 50.maddesi gereğince davacının huzur hakkı alacağından takdiren %25 oranında indirim yapılması gerektiği  kanaatine varıldığından  (Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 19/12/2023 tarihli 2023/625 Esas 2023/7461 Karar sayılı emsal ilamı)  dava konusu dönem için tahakkuk eden toplam 54.000 TL huzur hakkı ücreti ve 5.010,90 TL işlemiş faizden %25 indirim yapılmak suretiyle davacının dava konusu dönem için 40.500 TL asıl alacak ve 3.758,17 TL işlemiş faiz alacağının bulunduğu hesaplanmış ve takibin bu miktarlar üzerinden devamına, asıl alacağa takip tarihinden itibaren %9 oranında yasal faiz işletilmesine, alacak likit olduğundan hükmolunan alacağın %20 oranında icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmesi gerekmiştir.<br>\tDavacının hesaplanan huzur hakkından Dairemizce TBK. 50.maddesine göre takdiri indirim yapıldığından davalı yararına masraf ve vekalet ücretine hükmedilmemiştir. <br>\tTüm bu nedenlerle davalı vekilinin istinaf başvurusunun  kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar vermek gerekmiş ve takdiren aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. <br>\tHÜKÜM: Yukarıda Açıklanan Nedenlerle;<br>\tA)1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ ile,<br>\t Ankara 9. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin  26/05/2022 tarih ve 2021/46 Esas 2022/350 Karar sayılı kararının HMK'nın 353/(1).b-2 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA,<br>\tB)1-Davanın KISMEN KABULÜ ile, <br>\tDavalının Ankara 26. İcra Müd.'nün 2020/9812 esas sayılı takip dosyasına vaki itirazının iptali ile takibin 40.500 TL asıl alacak, 3.758,17 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 44.258,17‬ TL üzerinden aynen devamına, <br>\tAsıl alacak tutarı olan 40.500,00 TL'nin takip tarihinden geçerli yıllık %9 oranında yasal faiz yürütülmesine,<br>\tHükmolunan alacağın (44.258,17 TL) %20'si oranında hesaplanan 8.851,63 TL icra inkar tazminatının davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, <br>\t4-Alınması gereken 3.023,28 TL nispi karar ve ilam harcından peşin alınan 1.007,76  TL harcın  mahsubu ile bakiye 2.015,52 TL harcın davalıdan tahsili ile Hazineye gelir kaydına, <br>\t5-Davacı tarafça başlangıçta yatırılan 1.007,76 nispi harç, ile 59,30 TL başvuru harcı toplam 1.067,06 TL harcının davalıdan  tahsili ile davacıya verilmesine, <br>\t6-Davacı tarafından yapılan 250,00 TL tebligat  ve posta, 1.000,00 TL bilirkişi gideri olmak üzere toplam 1.250,00 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,<br>\t7-İstinaf karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T.'ne göre takdir ve tayin olunan 17.900,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,<br>\t8-Yatırılan gider avansının kullanılmayan kısmın karar kesinleştiğinde ve istekleri halinde yatırana iadesine,<br>\tC)1-Davalı taraftan istinaf karar harcı olarak alınan 1.008,00 TL harcın talep halinde davalıya iadesine, <br>\t2-Davalı tarafça istinaf aşamasında yapılan   220,70 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı ile dosyanın istinafa gönderim giderinin 77,00  TL yargılama gideri olmak üzere toplam  297,70 TL'nin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, <br>\t3-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından taraflar yararına vekalet ücreti taktirine yer olmadığına,   <br>\tDosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda uyuşmazlık konusu miktar dikkate alındığında HMK'nın 362. maddesi gereğince kesin olmak üzere, tarafların yokluğunda oy birliği ile karar verildi.  <br><br>    Başkan- ...                Üye - ...           Üye - ...               Zabıt Katibi -...<br>    ...                   ...         ...               ...<br><br><br><br><br>Bu belge 5070 sayılı Elektronik İmza Kanunu hükümlerine göre UYAP sistemi üzerinden  elektronik imza ile imzalanmıştır.<br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"bd6618ef1851169f","SID":"a6b9520d3c1e4abf"}}