{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>43. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2020/2085 <br>KARAR NO: 2023/1482<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 3. ASLİYE TİCARET \t  MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 17/12/2019<br>NUMARASI: 2016/1085 Esas -  2019/1375 Karar<br>DAVA: Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 22/12/2023<br>Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davacı ve davalı vekillerince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ <br>DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle ; .... Mahallesi ... Caddesi No. ... adresinde bulunan davacı şirkete ait \"... \" binasının davalı şirket tarafından ... nolu \"Yeni Tüm İşyeri Sigorta Poliçesi\" ile 19.02.2016-19.02.2017 tarihleri arasında tüm rizikolara karşı sigortalanmış olduğunu, Sigortalı binaya ait Jeneratör ve Jeneratör binasının 31.03.2016 tarihinde yanarak hasar gördüğü, hasarın tazmini için davalı şirkete müracaat edildiğini, davalı şirketçe 16.05.2016 tarihli yazı ile talebinin reddedildiğinin bildirildiğini, davaya konu yeni tüm işyeri sigorta poliçesinden de anlaşılacağı üzere davacı şirkete ait çok katlı çok sayıda şirket ofislerinin bulunduğunu, plazanın tüm risklere karşı sigortalanmış olduğunu, ana bina ve jeneratörün aynı adreste olduğunu, poliçede enerji kaynaklarının ve hatlarının ana binada binanın dışında olabileceğinin yazılı olduğunu, davaya konu poliçeden önceden geriye doğru bir çok dönemde taraflar arasında sigorta poliçeleri olduğunu, jeneratörün bu poliçelerin kapsamında sayılmış olduğunu, davaya konu jeneratörün şirket demirbaşlarına 2002 yılında 45.738,61 TL olarak geçmiş olduğunu, yeni jeneratörlerin KDV dahil yaklaşık 250.000,00 TL civarında olduğunu, hasar gören binanın yaklaşık değerinin 100.000,00 TL olduğunu, bu sebeplerle, fazlaya ilişkin talep haklan saklı tutularak, şimdilik jeneratör ve jeneratör binasının yanması sebebiyle oluşan zarardan 10.000,00 TL'nin olay tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalı şirketten tahsili ile davacı şirkete ödenmesine, masraf ve ücreti vekaletin karşı tarafa yüklenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle ; dava konusu hasarın poliçede riziko adresi olarak belirlenen adreste meydana gelmediğini, hasarın gerçekleştiği adresin poliçede teminat altına alınmamış oluşu nedeniyle müvekkili sigorta şirketinin davacı yana karşı herhangi bir tazminat ödeme yükümlülüğü bulunmadığını, hasarın riziko adresi dışında gerçekleştiği anlaşıldığını, dava konusu yangın olayının poliçede riziko adresi olarak belirtilen mahalde değil sigortalı binanın arka cephesinde bulunan ... sokak üzerindeki bağımsız müstakil konutun müştemilat binasında meydana geldiğini, hiçbir şekilde kabul anlamına gelmemek kaydı ile müvekkili olan şirketin meydana gelen hasar dolayısıyla sorumlu olduğunun tespit edilmesi halinde davacının gerçek zararının huzurdaki davada bilirkişi incelemesi yapılmak suretiyle tespit edilmesi gerekmekte ve taraflarınca talep edilmekte olduğunu, davacı tarafça talep edilen faize ve faiz başlangıç tarihine açıkça itiraz ettiklerini, sigorta tazminatı veya bedelinin, rizikonun gerçekleşmesini müteakip ve rizikoyla ilgili belgelerin sigortacıya verilmesinden sonra, sigortacının edimine ilişkin araştırmaları bitirince ve her halde 1446. Maddeye göre yapılacak ihbardan 45 gün sonra muaccel olur hükmünün mevcut olduğunu, faiz başlangıç tarihinin 16.05.2016 olarak belirlenmesi gerektiği kanaatinde olduklarını, faiz türünün yasal faiz olduğunu, bu nedenlerle, müvekkili olan sigorta şirketi aleyhine açılan haksız ve mesnetsiz davanın reddine, masraf ve vekalet ücretinin davacı taraf yüklenmesine talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, \" ...davanın işyeri sigorta poliçesi kapsamında yangın nedeniyle hasar gören jeneratör ve binada meydana gelen zararın tahsili istemli maddi tazminat davası olduğu anlaşılmış, jeneratörün sigortalı binanın elektrik enerjisi için kullanılıyor olması sebebiyle; Yangın Sigortası Genel Şartları'na göre jeneratörün bulunduğu binanın eklenti niteliğinde olduğu ve davalı sigortacının poliçe kapsamında davacı tarafa tazminat ödemesi gerektiği tespit edilmiş, Mahkememizce alınan bilirkişi raporları hüküm kurmaya ve denetime elverişli bulunmakla davanın kısmen kabulüne 10.000,00-TL hasar bedelinin her iki tarafın tacir olması da dikkate alınarak, alacağın muaccel olduğu ve davalının TTK 1427. Maddesi uyarınca temerrüte düştüğü 16/05/2016 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile davalıdan tahsiline karar vermek gerekmiş, davanın kısmi dava olarak açılmış olması ve davalı vekilinin ıslah dilekçesine karşı süresinde zamanaşımı itirazında bulunması sebebiyle bakiye kısım yönünden davanın zamanaşımı nedeniyle reddine\" karar verilmiştir.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Dava dilekçesi, cevap ve cevaba cevap dilekçelerinden anlaşılacağı üzere davamız “belirsiz alacak” davası niteliğinde olduğunu, hasar bedelinin tek taraflı olarak tespit ve tayinin mümkün olmadığı için, öncelikle hasar bedelinin tespiti ve tespit edilen miktarın tahsili talebi olduğunu, yargılama devam ederken, alınan bilirkişi raporlarına  uygun olarak müddeabih iki kez yükseltilmiş  ve artırılan miktarın harcı da ikmal edildiğini, cevap dilekçesinde de davamızın belirsiz alacak davası olduğu davalı tarafça kabul edildiğini, dava dilekçesi içerik olarak  değerlendirilmeden sadece lafza bakarak davanın reddi usul ve yasaya aykırı olduğunu, usulüne uygun bir yargılama yapılamamış, davacının uğradığı zarar  tespit edilip, davaya esas olarak kabul edilecek nitelikte kesinleştirilemediğini, davalı  sigorta şirketinin hasar bedelinden sorumlu olduğu, tereddüte mahal vermeyecek derecede net olmasına rağmen, hasarı tazmin etmemesi  kötü niyetten kaynaklandığını, mahkemelerin ağır işlemesinden ve adli hatalardan istifade ile haksız kazanç temin ettiğini, dava, sigorta şirketleri açısından karlı olduğunu, yasalar kötü niyeti korumadığını, izah edilen ve resen dikkate alınacak sebeplerle, usul ve yasaya aykırı mahkeme kararının kaldırılmasına, icranın tehirine, davamızın kabulüne karar verilmesini, masraf ve ücreti vekaletin karşı tarafa yüklenmesini talep etmiştir. Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle;  Dava konusu hasar, poliçede \"riziko adresi\" olarak belirtilen mahalde meydana gelmediğini, hasarın gerçekleştiği adresin, poliçede teminat altına alınmamış olduğunu, taraflar arasında akdedilen sigorta sözleşmesi (poliçe) ile sabit olduğunu, bu sebeple, haksız ve dayanaksız olarak kurulan yerel mahkeme ilamının kaldırılması gerektiğini, davacı taraf ile müvekkil şirket arasında tanzim edilen 19.02.2016 – 19.02.2017 vadeli ve ... no’lu “Yeni Tüm İşyeri Sigorta Poliçesi” ile davacıya ait “... mahallesi ... Caddesi ... Plaza No:... Beykoz/İstanbul” adresinde bulunan işyerinin sigortalandığı hususu belirttiğimiz poliçe ile sabit olduğunu, ancak, yangın sigortalı binanın arka cephesindeki bağımsız müstakil konuta ait müştemilat binasında gerçekleştiğini, riziko adresi dışındaki binaya ait poliçede herhangi bir not bulunmadığını, ancak hasar konusu müştemilat binasının ve bu binada bulunan jeneratörün bina teminatına konu olduğuna ilişkin herhangi bir not bulunmadığını, demirbaş tanımında ise, sigortalının faaliyet gösterdiği katta (binanın 8. katı) bulunan demirbaşların teminata konu olduğu yazılı olduğunu, Jeneratör de bu katta bulunmadığından demirbaş teminatında da konu edilmediği anlaşıldığını, bu çerçevede, hasarın riziko adresi dışında gerçekleştiği anlaşıldığını, hasarın gerçekleştiği adresin poliçede teminat altına alınmadığı görüldüğünü,\"  bilakis sigortalı binanın arka cephesinde bulunan şebnem sokak üzerindeki bağımsız müstakil konutun müştemilat binasında meydana geldiği açık bir şekilde belirtildiğini, oysa ki; yangının meydana geldiği yer, sigortalı binanın arka cephesinde bulunan ... Sokak üzerindeki bağımsız müstakil konutun müştemilat binası olduğunu, bu nedenle, jenaratörün bulunduğu bağımsız müstakil müştemilat binasının eklenti olarak değerlendirilemeyeceğini, bilindiği üzere sigortacı konumunda olan müvekkil şirketin sorumluluğu, ortaya çıkacak hasarın/hasarların poliçe limiti çerçevesinde tazmini ile sınırlı olduğunu, huzurdaki davaya dayanak teşkil eden ... no’lu poliçeye baktığımızda ise, riziko adresinin “... Mahallesi ... Caddesi ... Plaza No:... Beykoz/İstanbul” olduğu görülmekte olup; bu adreste meydana gelebilecek muhtelif risklerin (ki bunlar poliçe üzerinde ayrı ayrı belirtilmiştir) sigorta teminatı kapsamına dahil edildiği anlaşıldığını, 31.03.2016 tarihli yangın olayı ise, riziko adresi olarak belirtilen binada gerçekleşmediğinden (sigortalı binanın arkasındaki Şebnem Sokak üzerinde bulunan ve sigortalı binadan bağımsız müstakil bir binaya ait müştemilatta meydana gelmiştir) haksız ve mesnetsiz mahkemece ilamının kaldırılması gerektiğini, tüm bu açıklamalarımız çerçevesinde, belirttiğimiz hususlar göz önünde bulundurularak emsal yargıtay kararları doğrultusunda, mahkemece kararının kaldırılmasını talep etmiştir.<br>GEREKÇE: Dava, davaya konu yangın sebebiyle oluşan zararın işyeri sigorta poliçesi kapsamında tazmini istemine ilişkindir.İlk derece mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, taraf vekillerince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinafa gelen uyuşmazlık temelde, davanın niteliğinin kısmi-belirsiz dava olup olmadığı ile davanın kısmen zamanaşımından reddinin yerinde olup olmadığı ve davaya konu yangının poliçe kapsamında olup olmadığı, noktalarında toplandığı anlaşılmıştır.Taraflar arasında 19/02/2016-19/02/2017 tarihleri arasında geçerli Yeni Tüm İşyeri Sigorta Poliçesi ile riziko adresi ''... Mah. ... caddesi ... No.... Beykoz/İstanbul'' olan davacıya ait işyerinin sigorta teminatı altına alındığı, 31/03/2016 tarihinde sigortalı işyerinde meydana gelen yangın sebebiyle hasar oluştuğu, 02/04/2016 tarihli yangın raporunda, yangının çıkış sebebinin jeneratörün elektrik tesisatında oluşan kısa devre sonucu çıkan kıvılcımların kablo izolasyonunu tutuşturması olduğunun belirtildiği, görülmüştür.21/04/2016 tarihli Ekspertiz Raporunda ise, hasarın, yakın nedeninin alevli yangın olduğu belirlenmiş olup gerçekleşen riziko için poliçede teminat olduğu, ancak hasarın riziko adresi dışında gerçekleştiğinin ve poliçede yangının gerçekleştiği jeneratör binasına ilişkin herhangi bir not görülmediği belirtilmiştir.İlk derece mahkemesinin aldığı 03/01/2018 ve 30/05/2018 tarihli kök ve ek raporlarında, ekspertiz raporunda, yangının binanın arka cephesindeki bağımsız müstakil konuta ait müştemilat binasında gerçekleştiği belirtilmekle birlikte yangının gerçekleştiği binanın mülk sahibinin ... olduğu aynı zamanda sigortalı ... İnşaat firmasının ortağı olduğu, jeneratörün sigorta konusu binaya ait olup, iletilen amortisman listesinde kayıtlı olduğu, hasar konusu jeneratörün sigortalı binanın elektrik enerjisi için kullanılmakta olduğunun belirtilmiş olduğunu, bununla birlikte Yangın Sigortası Genel Şartları 2.1- Taşınmaz mallarda: başlıklı maddesinde, \"1.1-Aksine sözleşme yoksa; binaların dışındaki bahçıvan evi, garaj, su deposu, kömürlük gibi eklentiler ile binaların içlerinde veya üzerlerinde bulunan her çeşit sabit tesisat, asansör ve yürüyen merdivenler, yıldırımlık, televizyon anteni gibi binayı tamamlayan şeyler ile temeller ve istinat duvarları sigorta bedelinin kapsamı içindedir.\" hükmü uyarınca jeneratörün bu kapsamda değerlendirilebileceği, bu nedenle sigorta ekspertizin tespit ettiği amortisman listesinde de kayıtlı bulunan hasar konusu jenaratörün sigortalı binanın elektirik enerjisi için kullanılmakta olduğu belirtildiğinden yangın sigortası genel şartları 2.1. maddesi çerçevesinde, Yargıtay Kararları da göz önüne alınarak müstakil konuta ait müştemilat binasında gerçekleşen yangından dolayı meydana gelen hasarın sigorta kapsamı içinde olduğu kanaati ile sigorta eksperi tarafından yapılan hesaplama doğrultusunda davacının 72.297,75 TL hasar bedelini talep edebileceği, belirtilmiştir.Zarar tespiti yönünden sektör bilirkişisinin de heyete eklenmesi ile oluşan üç kişilik bilirkişi heyetinden alınan 19/08/2019 tarihli heyet raporunda ise,  mevcut hasarlı jeneratörün 2002 model olduğu, ikame jeneratörün 2004 model olduğu dikkate alındığında ikame jeneratörün 2 sene daha yeni olduğu,diğer bütün özelliklerinin ise aynı olduğu, ikame jeneratör sadece 2 yıl yeni olduğu için %4 eskime indirimi yapılmasının yeterli olduğunu, ikame jeneratörde farklı bir teknoloji kullanıldığına ilişkin tespit olmadığını, sovtaj teklifinin uygun olduğunu, jeneratörde meydana gelen hasar karşılığı 149.878,00 TL tazminat ödenmesi gerektiğini, jeneratör binası hasarı karşılığı 4.275,00 TL komşu bina hasarı karşılığı 3.330,00 TL olmak üzere toplam 157.483,00-TL alacağın davalıdan talep edebileceği yönünde tespitte bulunulmuştur.Davacı istinaf başvurusunda davayı belirsiz alacak davası olarak açtığını belirtmiş olup ilk derece mahkemesince davanın kısmi dava olarak nitelendirilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu iddia etmiş ise de dava dilekçesinde davacının davaya konu jeneratör şirket demirbaşlarına 2002 yılında 45.738,61 TL olarak geçtiği, yeni jeneratör fiyatının yaklaşık 250.000 TL ve hasar gören binanın değerinin de yaklaşık 100.000 TL olduğunu belirtmiş, fazlaya ilişkin talep hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik, davacı şirkete ait jeneratör ve jeneratör binasının yanması sebebiyle oluşan zarardan 10.000 TL nin olay tarihinden itibaren işleyecek faizi ile birlikte tahsilini talep etmiştir.Bu bakımdan davanın kısmi dava mı yoksa belirsiz alacak davası mı olduğuna gelince; davacı vekili dava dilekçesinde, davanın belirsiz alacak davası olduğuna dair herhangi bir ibareye yer vermemiştir. Yargıtay 3. HD'nin 2021/5148 E- 2021/9250 K sayılı, 29.09.2021 tarihli karar gerekçesinde de belirtildiği üzere; davacı vekili dava dilekçesinin hiç bir yerinde belirsiz alacak davasında söz etmemiş, hukuki dayanak olarak HMK'nın 107. maddesine dayanmamıştır. İstisnai dava türlerinden olan belirsiz alacak davasından söz edebilmek için bunun açıkça belirtilmesi ya da davanın belirsiz alacak davası olarak açıldığının anlaşılması gerekir. Dava dilekçesinde bu konuda bir açıklık bulunmadığı  sürece dava, kısmi dava kabul edilir. Kaldı ki davacı vekilinin dava dilekçesinde ''şimdilik'' ''fazlaya ilişkin talep haklarımız saklı tutularak'' ibarelerini kullandığı, hukuki tasnif hakime ait olmakla bu ibarelerden davanın kısmi dava olduğu anlaşılmıştır.Davacı kısmi dava olarak açtığı davada 10/01/2019 tarihinde davasını ıslah ederek dava değerini 72.297,75-TL ye yükseltmiş, 31/10/2019 tarihinde de tamamlama harcı yatırmıştır. Davacı vekilinin 10/01/2019 tarihli ıslah dilekçesi davalı tarafa tebliğ edilmiş ve süresi içerisinde ıslah edilen miktara zamanaşımı itirazında bulunulmuştur. Kısmi davada yalnızca dava konusu edilen alacak için, davanın açıldığı tarihten itibaren zamanaşımı kesilir. Dava dışı tutulan alacak tutarı bakımından zamanaşımı işlemeye devam eder ve bir defaya mahsus olmak üzere ıslah yoluna başvurabilir.Somut olayda, sigortalı işyerinde meydana gelen yangın sebebiyle sigortalı olan davacı bakımından davalı sigorta şirketine ihbar yapıldığı ve bunun üzerine davalının eksper görevlendirerek olaya ilişkin rapor aldığı sabittir. Eksper tarafından hasarın, riziko adresi dışında gerçekleştiği belirtilmiş ise de, mahkemece alınan bilirkişi raporunda jeneratörün amortisman listesinde kayıtlı olması, sigortalı binanın elektrik enerjisi için kullanılıyor olması ve Yangın Sigortası Genel Şartları A.1, A.2.1 maddesinde, taşınmaz mallarda başlıklı maddesinde; \"1.1-Aksine sözleşme yoksa; binaların dışındaki bahçıvan evi, garaj, su deposu, kömürlük gibi eklentiler ile binaların içlerinde veya üzerlerinde bulunan her çeşit sabit tesisat, asansör ve yürüyen merdivenler, yıldırımlık, televizyon anteni gibi binayı tamamlayan şeyler ile temeller ve istinat duvarları sigorta bedelinin kapsamı içindedir\" hükmünü içerdiği, dolayısıyla hasara uğrayan jeneratörün bulunduğu binanın eklentisi kabul edilmesi gerektiği bu anlamda hasarın riziko adresi dışında oluştuğu iddiasının yerinde olmadığı, anlaşılmıştır. Gerek bilirkişi raporu ve gerekse eksper raporu ve içeriğindeki fotoğraflar ile hasara neden olan yangının sigortalı binanı arka cephesindeki bağımsız müstakil konuta ait müştemilat binada gerçekleştiği, jeneratörün sigorta konusu binaya ait olduğu, amortisman listesinde de kayıtlı olduğu ve jeneratörün sigortalı binanın elektrik enerjisi için kullanıldığının tespiti karşısında raporlar arasında bir çelişki de bulunmamaktadır. Buna göre, davaya konu hasar poliçe teminatı kapsamında olup, davalı sigorta şirketi zarardan sorumludur. TTK'nın 1420. maddesinde, \"Sigorta sözleşmesinden doğan bütün istemler, alacağın muaccel olduğu tarihten başlayarak iki yıl ve 1482 nci madde hükmü saklı kalmak üzere, sigorta tazminatına ve sigorta bedeline ilişkin istemler her hâlde rizikonun gerçekleştiği tarihten itibaren altı yıl geçmekle zamanaşımına uğrar\" hükmünü içermektedir. Alacağın muaccel olduğu tarihi ve dolayısıyla zamanaşımı süresinin başlangıcını düzenleyen TTK'nın 1427. maddesinde ise;\"Sigorta tazminatı veya bedeli, rizikonun gerçekleşmesini müteakip ve rizikoyla ilgili belgelerin sigortacıya verilmesinden sonra sigortacının edimine ilişkin araştırmaları bitince ve her hâlde 1446 ncı maddeye göre yapılacak ihbardan kırkbeş gün sonra muaccel olur. Can sigortaları için bu süre onbeş gündür. Sigortacıya yüklenemeyen bir kusurdan dolayı inceleme gecikmiş ise süre işlemez. Borç muaccel olunca, sigortacı ihtara gerek kalmaksızın temerrüde düşer.\" düzenlemesine sahiptir. Davacı şirkete ait jeneratörün 30/03/2016 tarihinde hasar gördüğü, ihbarın davalı şirkete aynı gün yapıldığı, sigorta şirketince ihbardan 45 gün sonra (kanunen muacceliyet için öngörülen sürenin sonunda) 16/05/2016 tarihinde ret kararı verildiği anlaşılmaktadır. Bu durumda alacağın 16/05/2016 tarihinde muaccel olduğu anlaşılmakla davalının bu tarihten itibaren temerrüde düştüğü, hasar nedeniyle zamanaşımı bitiş tarihinin ise 16/05/2018 tarihi olduğu tespit edilmiştir. Davacının 10/01/2019 tarihinde davayı ıslah etmesi nedeniyle ıslah tarihi itibariyle  62.297,75-TL'lik kısım yönünden dava zamanaşımına uğramıştır. Açıklanan sebeplerle, ilk derece mahkemesince tesis edilen kararın isabetli olduğu anlaşılmakla taraf vekillerinin istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir. HMK 'nın 355. maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda, dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığından, taraf vekillerinin istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. <br>HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle: 1-Davacı ve davalı vekillerinin istinaf başvurularının HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ayrı ayrı  ESASTAN REDDİNE,2-Davacı tarafından başvuru sırasında istinaf karar harcı peşin olarak yatırıldığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına,3-Davalı tarafından başvuru sırasında peşin olarak yatırılan 170,78 TL harcın, alınması gerekli olan 683,10 TL harçtan mahsubu ile bakiye 512,32 TL istinaf karar harcının davalıdan alınarak hazineye irat kaydına,4-Taraflarca istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 362(1)a maddesi uyarınca kesin olarak oy birliğiyle karar verildi. 22/12/2023</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"41ecdf3e7ba43f9a","SID":"903e25770cf62d09"}}