{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br> İSTANBUL BAM<br>8. HUKUK DAİRESİ<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F  M A H K E M E S İ  K A R A R I<br>DOSYA NO: 2023/2651 <br>KARAR NO: 2024/64<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 11/07/2023<br>NUMARASI: 2020/41 Esas -  2023/595 Karar<br>DAVANIN KONUSU: Trafik Kazasından Kaynaklanan Maddi ve Manevi Tazminat <br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 01/02/2024<br>Yukarıda bilgileri yazılı bulunan ilk derece mahkemesi kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf edenin sıfatına, istinaf nedenlerine ve kamu düzenine ilişkin olup resen gözetilmesi gereken hususlara hasren yapılan inceleme ve değerlendirme neticesinde;<br>K A R A R Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı sigorta şirketi nezdinde ZMM sigortalı olan, davalılardan ...'ın sürücüsü, diğer davalı ... Otomotiv'inde maliki bulunduğu ... plaka sayılı aracın, vekil edeninin sevk ve idaresindeki ... plaka sayılı motosiklete kusurlu bir şekilde çarpması neticesinde 23/06/2012 tarihinde meydana gelen trafik kazasında vekil edeninin yaralanarak 2 ay süreyle hiç çalışamadığını ve beden gücü zararına uğradığını  belirterek, uğramış olduğu maddi zararlara karşılık olmak ve fazlaya ilişen haklar saklı kalmak kaydıyla 30.000,00-TL maddi tazminatın tüm davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini istemiş ve maddi tazminat bakımından, davalı sigorta şirketi yönünden temerrüt tarihi olan 28/08/2013 tarihinde ticari faiziyle birlikte, diğer davalılar yönünden ise kaza tarihinden itibaren yasal faiz uygulanmasını istemiş ve ayrıca 20.000,00-TL manevi tazminatın kaza tarihinden işletilecek yasal faizi ile birlikte davalı sigorta dışında kalan davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsil edilmesini istemiştir. Davalılardan ... San. A.Ş.  vekili cevabında özetle; dava konusu trafik kazasına neden olduğu ileri sürülen ve vekil edenine ait bulunan ... plaka sayılı aracın uzun süreli kira sözleşmesi uyarınca, dava dışı ... San ve Tic. Ltd. Şti'ne kiralanmış olduğunu, bu nedenle vekil edeninin işleten sıfatı kalmadığını, dolayısıyla husumet yöneltilemeyeceğini ileri sürerek, davanın reddine karar verilmesini istemiş, ayrıca davacının iddialarını kanıtlaması gerektiğini belirterek, ... İnşaat'a davanın ihbarını talep etmiştir.Diğer davalılar vekilleri ayrı ayrı verdikleri cevaplarında özetle; davanın reddine karar verilmesini savunmuşlardır. Mahkemece; dava konusu kazanın oluşumunda davacının %25 oranında kusurlu olduğu, kaza nedeniyle herhangi bir maluliyetin bulunmadığı, geçici iş göremezlik dönem zararınını bilirkişi raporu ile belirlendiği ancak SGK'ca bu döneme ilişkin olarak, davacıya yapılan ödemenin düşülmesi sonucunda, davalıların sorumlu olduğu maddi tazminata ilişkin miktarın 309,31-TL bulunduğu ve kusur durumu, maluliyetin olmaması gözetildiğinde davacı yararına 2.000,00-TL manevi tazminata hükmedilmesinin uygun olacağı görüşünden hareketle; \"-Davacının davasının KISMEN KABUL, KISMEN REDDİNE, Maddi tazminat bedeli olarak 309,31 TL nin kabulü ile kalan kısmın REDDİNE, Dava tarihinden itibaren faiz hesaplanarak davalıdan tahsili ile davacı tarafa ödenmesine, Manevi tazminat talebi olan 20.000,00 TL nin 18.000,00 TL sinin REDDİNE, 2.000 TL lik kısmın KABULÜ ile davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile ( sigorta şirketi hariç )  davacı tarafa ödenmesine, Dava tarihinden itibaren davalılardan ( sigorta şirketi hariç ) yasal  faiz hesaplanarak davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacı tarafa ödenmesine, \" karar verilmiştir.Karara karşı; davalılardan ... San A.Ş. vekili ve katılma yolu ile davacı vekili tarafından istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine Dairemizce yapılan istinaf incelemesi neticesinde verilen 16/12/2021 ün 2020/15 Esas-2020/96 Karar sayılı ilamla; \"1-2918 sayılı yasanın 3. maddesinde \"işleten: araç sahibi olan veya mülkiyeti muhafaza kaydıyla satışta alıcı sıfatıyla sicilde kayıtlı görünen veya aracın uzun süre kiralama, ariyet veya rehin gibi hallerde kiracı, ariyet veya rehin alan kişidir. Ancak ilgili tarafından başka bir kişinin aracı kendi hesabına ve tehlikesi kendisine ait olmak üzere işlettiği ve araç üzerinde fiili tasarrufu bulunduğu ispat edilirse, bu kimse işleten sayılır.\" şeklinde tanımlanmıştır. Bu yasal düzenlemeden de anlaşılacağı üzere araç malikleri sahip oldukları bir aracı herhangi bir nedenle yararlanması için başka bir kişiye diğer bir ifadeyle aracın fiili tasarrufunu bir üçüncü kişiye devredebilir. Bu durumda üçüncü kişinin işleten sıfatını kazanacağı ortadadır. Davalı ... San A.Ş. vekili yargılama sırasında, kazaya neden olduğu ileri sürülen ve vekil edenine ait bulunan ... plaka sayılı aracın, kaza tarihinde uzun süreli kiralama sözleşmesi uyarınca, davalının ihbar edildiği ... İnşaat'a kiralandığını, bu nedenle işleten sıfatı bulunmadığını ileri sürerek, 01/08/2011 günlü kiralama sözleşmesi ile 30/06/2012 günlü kiralama bedeline ilişkin fatura ibraz etmiş, gerektiğinde her iki şirketin ticari defterleri de incelenerek, kiralama sözleşmesinin 3.kişiyi bağlayacak nitelikte bir sözleşme olup olmadığının belirlenmesini istemiştir. Mahkemece; davacının bu  yöndeki savunmaları ve talepleri konusunda herhangi bir açıklama ve gerekçe bildirmeksizin, yazılı biçimde karar verilmiştir. Oysa, tüm mahkeme kararlarının gerekçeli olması yasal bir zorunluluk olup, davalının savunmalarına neden itibar edilmediği konusunda yeterli ve denetime imkan verecek ve istinaf incelemesine tabi tutulabilecek nitelikte  bir karar mevcut olmadığından, davalı vekilinin bu yöne ilişen istinaf talebinin kabulü gerekmiştir. 2-Davacının sevk ve idaresindeki ... plaka sayılı motosiklet ile davalı ...'ın sürücüsü olduğu ... plaka sayılı aracın çarpışması sonucunda meydana gelen 23/06/2012 günlü trafik kazasında yaralanan davacının maluliyetin bulunmadığı, iyileşme süresinin 3 ay olacağı, Adli Tıp Kurumu 3. Adli Tıp İhtisas Kurulundan temin edilen 27/08/2014 günlü raporla tespit edilmiş ise de; davacı vekili bu rapora itiraz ederek, vekil edeninin elini kullanamadığını, el bileğindeki kırığın sekel bırakmadan iyileşmesinin mümkün olmadığını ileri sürerek, durumun Adli Tıp Genel Kurulunca değerlendirilmesi isteğinde bulunmuş ve daha sonra Üsküdar  Devlet Hastanesi Başhekimliğince düzenlenen 31/07/2015 günlü sağlık kurulu raporun ibraz ederek, bu raporun maluliyet durumunda gelişme olduğunu gösterdiğini belirterek, dosyanın Adli Tıp Kurumu Genel Kuruluna gönderilmesi yönündeki isteğini yinelemiştir. Bu durumda mahkemece, davacı tarafın yargılama sırasında  ileri sürdüğü hususlar ve itirazlar doğrultusunda ATK İhtisas Genel Kurulundan; kaza tarihinde yürürlükte bulunan \"Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği\" hükümleri doğrultusunda, davacıda var olduğu ileri sürülen bedensel zararların, görmüş olduğu tüm tedavilere ilişkin belgeler ile davacı hakkında verilmiş ve dosyada mevcut tüm raporlar değerlendirilerek, 23/06/2012 tarihinde meydana gelen trafik kazasından kaynaklanıp kaynaklanmadığı, kaynaklanıyor ise, trafik kazasına bağlı tedavinin ne zaman sonuçlandığı, kalıcı bir sakatlığın olup olmadığı,  ATK 3. Adli Tıp İhtisas Kurulunca verilen rapordan sonra  gelişen ve değişen bir durumun bulunup bulunmadığı, varsa kalıcı beden gücü kaybı oranı ile iyileşme süresinin ne olduğu konularında açık, denetime imkan verecek nitelikte rapor alınmadan, davacının kaza sonucunda maluliyetinin oluşmadığı görüşünden hareketle karar verilmiş olması isabetsizdir.3-Bundan ayrı mahkemece; davacıya, geçici iş göremez olduğu dönemde SGK'ca ödeme yapıldığı, bu nedenle de yapılan bu ödemenin belirlenen maddi tazminat miktarından düşülmesi gerektiği düşüncesinden hareket edilmiş ise de; SGK'ya ait 20/03/2014 günlü cevabi yazıda, davacıya yapılan bu ödemenin rücua tabi bir ödeme niteliğinde bulunup bulunmadığı veya kazanın trafik iş kazası olup olmadığı konusunda bir açıklama yapılmamış, aksine yapılan ödeme miktarı yanına (hastalık kodu) yazılmıştır. Bu durumda mahkemece;  SGK'ca davacıya yapılan ödemenin belirlenen geçici iş göremezlik dönem zararından düşülebilmesi için gerekli araştırma ve inceleme yapılmadan, diğer bir ifadeyle yapılan bu ödemenin iş kazası kolunda yapılmış rücua tabi bir ödeme niteliğinde olup olmadığı, kazanın bir iş kazası niteliğinde bulunup bulunmadığı, açıkça SGK'dan sorulup belirlenmeden, rücua tabi bir ödeme imiş gibi belirlenen tazminattan düşülmesi de doğru olmamıştır. 4-Tüm bunlardan ayrı; görülmekte olan davada maddi tazminata ilişkin talep, kazaya neden olduğu ileri sürülen aracın malikine, sürücüsüne ve ZMM sigortacısına yöneltilerek açılmış ve tüm davalıların müştereken ve müteselsilen sorumluluğuna hükmedilmesi istenilmiştir. Mahkemece; davacının davasının kısmen kabul ve kısmen reddine dendikten sonra; maddi tazminat bedeli olarak 309,31-TL'nin kabulü ile, kalan kısmın reddine, dava tarihinden itibaren faizin hesaplanarak davalıdan tahsili ile davacı tarafa ödenmesine karar verilmiş, söz konusu kararda, maddi tazminata ilişkin olarak hüküm altına alınan tazminatın, hangi davalıdan alınacağı açıklanmamıştır. Hüküm, bu haliyle infaz sırasında tereddüt  oluşturacağından, karar bu yönü ile de isabetsizdir.\" denilmek suretiyle; davalı ... Tic. San. A.Ş vekili ve  davacı vekilinin istinaf itirazlarının kabulü ile ilk derece mahkemesince verilen kararın HMK m.353/1-a/6 hükmü kapsamında kaldırılmasına karar verildiği görülmüştür. Dairece verilen kaldırma kararından sonra 2020/41 Esasına kaydedilen davanın yargılaması sonucunda mahkemece; iddia, savunma, toplanan deliller, bilirkişi raporları ve tüm dosya kapsamı yeniden değerlendirilerek; \" 23/06/2012 tarihinde davalı sigorta şirketine ZMSS poliçesi ile sigortalı, davalı ... A.Ş.'nin maliki, diğer davalı ...'ın sürücüsü olduğu ... plakalı aracın sürücüsünün asli ve %75 kusurlu olarak davacının sevk ve idaresindeki ... plakalı motosiklet ile çarpışması sonucu davacının yaralandığı, ATK raporuna göre davacının yaralanmasının fonksiyonel araz bırakmadan iyileşmiş olduğu, tüm vücut engellilik oranının %0 olduğu, iyileşme (iş göremezlik) süresinin kaza tarihinden itibaren 3 aya kadar uzayabileceği yönünde görüş bildirilmiştir. Davacının sadece geçişci iş göremezlik zararı bulunduğundan ve sürekli maluliyeti bulunmadığından zarar miktarının değişmemesi nedeniyle 07/05/2015 tarihli hesap raporuna itibar edilebileceği anlaşılmıştır. Söz konusu raporda sonuç olarak davacının  geçici iş göremezlik maddi zararı olarak 309,31-TL talep edebileceğinin belirtildiği anlaşılmış olup, sonuç olarak ATK tarafından düzenlenen maluliyet ve kusur raporları ve bilirkişi heyeti tarafından düzenlenen hesap raporunun denetime ve hüküm kurmaya elverişli olduğuna karar verilmiştir. Davacının yaralanması sebebiyle 309,31-TL geçici iş göremezlik tazminatının davalı ... Sigorta A.Ş. yönünden davacı vekilinin talebi ile de gözetilerek 28/08/2013 tarihinden, diğer davalı ... yönünden kaza tarihi olan 23/06/2012 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılar ... Sigorta A.Ş. ve ...'tan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya ödenmesine karar verilmiştir. Davacının kaza sırasında kask taktığının anlaşılması ve davalılar tarafından somut bir şekilde başka bir müterafik kusur nedeni ortaya konulmamış olması nedeniyle davacıya ilişkin müterafik kusur indirimi yapılmamıştır. Manevi tazminat yönünden davacının ve davalı gerçek kişilerin sosyal ekonomik durum araştırmaları yapılmıştır. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 56. maddesine göre, hakimin özel halleri göz önünde tutarak manevi zarar adı ile hak sahibine verilmesine karar vereceği bir para tutarı adalete uygun olmalıdır. Manevi tazminat, zarara uğrayanda, manevi huzuru gerçekleştirecek ve tazminata benzer bir fonksiyonu da olan özgün bir nitelik taşır. Manevi tazminat bir ceza olmadığı gibi, mamelek hukukuna ilişkin zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. Zarar görenin zenginleşmemesi, zarar sorumlusunun da fakirleşmemesi gerekmektedir. Takdir edilecek miktarın, mevcut halde elde edilmek istenen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. 22.6.1976 günlü ve 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı’nın gerekçesinde de takdir edilecek manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar da açıkça gösterilmiştir. Bunlar her olaya göre değişebileceğinden, hakim bu konuda takdir hakkını kullanır iken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir. Somut davada, davacının %25 oranında kusurlu olması, maluliyet durumu ve yaralanma şekli, sadece geçici işgöremezliğinin bulunması, kazanın gerçekleşme biçimi ve tarafların sosyal ve ekonomik durumları dikkate alınarak davacının manevi tazminat talebinin kısmen kabulü ile 5.000,00-TL manevi tazminatın davalı ...'tan tahsiline karar verilmiştir. Her ne kadar davalı ... vekili, davalı sigorta şirketi nezdinde ihtiyari mesuliyet sigorta poliçesi olduğunu ve bu kapsamda manevi tazminatın da sigortaya dahil olduğunu ileri sürmüşse de hem davanın davalı ... yönünden reddedilmiş olması hem de davacı vekilinin manevi tazminatı sadece davalılar ... ve ...'tan talep etmesi nedenleriyle taleple bağlılık ilkesi gereği bu husus Mahkememizce değerlendirme konusu yapılmamıştır.\"  gerekçesiyle; -Davanın KISMEN KABULÜNE, KISMEN REDDİNE; -Davalı ... TİCARET VE SANAYİ ANONİM ŞİRKETİ yönünden pasif husumet yokluğu nedeniyle maddi ve manevi tazminat davasının REDDİNE, -Maddi tazminat talebi yönünden; Davacının yaralanması sebebiyle 309,31-TL geçici iş göremezlik tazminatının davalı ... Sigorta A.Ş. yönünden davacı vekilinin talebi ile de gözetilerek 28/08/2013 tarihinden, diğer davalı ... yönünden kaza tarihi olan 23/06/2012 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılar ... Sigorta A.Ş. ve ...'tan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya ödenmesine, -Manevi tazminat talebi yönünden; Davacının, manevi tazminat talebinin KISMEN KABULÜNE, 5.000 TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 23/06/2012 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ...'tan tahsili ile davacıya verilmesine;  fazlaya ilişkin kısmın REDDİNE; karar verilmiştir. Karara karşı davalı ... vekili tarafından istinaf yasa yoluna başvurulmuştur. Davalı vekilinin istinaf nedenleri; hükme esas alınan maluliyet raporundaki belirlemeler dikkate alındığında, davacının maddi ve manevi tazminata ilişkin taleplerinin haksız kazanç elde etmek amacı taşıdığı anlaşıldığından, davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı biçim ve şekilde davanın kısmen kabulüne karar verilmesinin isabetsiz olduğu, bu nedenle de ilk derece mahkemesince verilen kararın kaldırılması gerektiğine yöneliktir. Dava, trafik kazasında neticesinde meydana gelen bedensel zarara dayanılarak açılmış, maddi ve manevi tazminat isteğine ilişkindir. 1-29906 sayılı Resmi Gazetede yayınlanarak 02/12/2016 tarihinde yürürlüğe giren 6773 sayılı kanunun 41.maddesi ile değişik HMK'nın 341/2 madde hükmü uyarınca miktar ve değeri 3.000,00-TL'yi geçmeyen mal varlığı davalarına ilişkin kararlar kesin olup, hüküm tarihi olan 2023 yılı itibariyle kesinlik sınırı 17.830,00-TL'ye çıkartılmıştır. Görülmekte olan davada, davacı, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 30.000,00-TL maddi tazminat yönünden dava açmış ve  yerel mahkemece maddi tazminat talebinin  kısmen kabulü ile 309,31-TL maddi tazminatın  davalılar ... Sigorta A.Ş ve ...'tan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya ödenmesine karar verilmiştir. Bu durumda davalı aleyhine hükmedilen maddi tazminat tutarı 309,31- TL olup, davacı tarafça  maddi tazminat yönünden karar  istinaf edilmediğinden ve davalı yönünden aleyhe  hükmolunun maddi tazminat miktarı  ilk derece mahkemesi karar tarihi itibariyle kesin nitelikte olduğundan yasa yolu kapalı bulunmaktadır. HMK.m.346/1 hükmü uyarınca, miktar itibariyle ret kararının yerel mahkemesince verilmesi gerekli ise de; temyiz merciine de aynı yetkinin tanındığı 01/06/1990 gün ve 1989/03-1990/04 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı da gözetilmek suretiyle, maddi tazminata ilişkin davalı ... vekili tarafından yapılan istinaf başvurusunun, maddi tazminat yönünden kararın kesin olması nedeniyle usulden  reddine karar vermek gerekmiştir. 2-Davalı ... vekilinin manevi tazminata ilişkin istinaf itirazına gelince; 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 56/1. maddesine göre, hakimin olayın özelliklerini göz önünde tutarak manevi tazminat adı ile hak sahibi yararına takdir edeceği para tutarı adalete uygun olmalıdır. Hükmedilecek bu para, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer işlevi olan özgün bir nitelik taşır. Bir ceza olmadığı gibi, malvarlığı hukukuna ilişkin zararın karşılanması da amaç edinilmemiştir. O halde, tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerektiği kadar olmalıdır. 22/06/1966 günlü ve 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı'nın gerekçesinde, takdir olunacak manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar açıkça gösterilmiştir. Bunlar, her olaya göre değişebileceğinden; hakim, bu konuda takdir hakkını kullanırken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir. Kazanın meydana geldiği tarih (-23/06/2012),oluş şekli, kusur durumu (-davacının %25 oranında, davalı araç  sürücüsünün ise %75 oranında kusurlu oluşu) davacının yaralanmasının özellikleri (- davacı kaza neticesinde maluliyete uğramamış ise de, bileğinde radius alt uç kırığı oluşacak ve 3 ayda iyileşebilecek biçimde yaralanmıştır.) , davacının yaşı (-29), böyle bir kazanın ve sonuçlarının kalan yaşamında yaratacağı etki,  tarafların dosyaya yansıyan ekonomik ve sosyal durumları, olay tarihindeki paranın alım gücü ve  manevi tazminatın bir sebepsiz zenginleşme aracı olmaması ancak tatmin duygusuna ulaşılacak kadar olması gereği ile yukarıda açıklanan ilkeler göz önünde tutulduğunda; mahkemece takdir edilen manevi tazminat miktarının somut olayın özelliklerine göre fazla olmadığı, anlaşıldığından; davalı vekilinin manevi tazminata ilişkin istinaf başvurusunun da  yerinde olmadığı reddi gerektiği sonuç ve kanaatine varılmıştır.<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ/ Gerekçe uyarınca, 1-İstanbul Anadolu 3. Asliye Ticaret Mahkemesi tarafından verilen 11/07/2023 tarih ve 2020/41 Esas - 2023/595 Karar  sayılı kararın maddi tazminata ilişkin hüküm bölümüne yönelik olarak davalı ... vekili tarafından yapılan istinaf başvurusunun yukarıda (1)  sayılı  bentte işaret edilen  nedenlerle  HMK'nın 341/2, 346/1 ve 352. madde hükümleri gereğince USULDEN; manevi tazminata ilişkin hüküm bölümüne yönelik olarak yapılan istinaf başvurusunun ise,  yukarıda (2) sayılı bentte açıklanan sebeplerle  HMK'nın 353/1-b/1 madde hükmü gereğince ESASTAN REDDİNE,2-İstinaf eden davalı İrfan Demirtaş'dan  alınması gereken 427,60-TL harçtan peşin yatırılan 269,85-TL harcın düşümü ile bakiye 157,75-TL istinaf karar ve  ilam harcının istinaf eden bu davalıdan tahsili ile Hazineye gelir kaydına, 3-İncelemenin duruşmasız olarak yapılması nedeniyle avukatlık ücreti takdirine yer olmadığına,4-İstinaf yasa yoluna başvuran davalı... tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama  giderlerinin  üzerinde  bırakılmasına, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda ve HMK'nın 362/1-a madde hükmü gereğince miktar itibariyle kesin olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi.01/02/2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"462b5dbb1e843dda","SID":"026a1d0842f7c73d"}}