{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">    T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM  31. HUKUK DAİRESİ     <br>                    T.C.<br>               ANKARA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>       31.HUKUK DAİRESİ\t\t\t<br><br>DOSYA NO\t: 2022/300  Esas<br>KARAR NO\t: 2024/127                                     (İnceleme aşamasında / Duruşmasız)<br>\t\t   \t                 (Kararın Kaldırılarak Yeniden Hüküm                                                                                                         \t Kurulması 353/1-b-2)<br><br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br><br><br>BAŞKAN\t\t: ...  (...)<br>ÜYE\t\t: ...  (...)<br>ÜYE\t\t: ...  (...)<br>KATİP\t\t: ...  (...)<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: ANKARA 14. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 13/12/2021<br>NUMARASI\t\t: 2019/571 Esas-2021/844 Karar<br><br>DAVACI\t: ... ...<br>VEKİLİ\t<br>DAVALI\t: ... ...<br>VEKİLİ\t:<br>DAVANIN KONUSU\t: Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan Alacak<br><br>KARAR TARİHİ\t: 06/02/2024<br>KARAR YAZIM TARİHİ\t: 08/02/2024<br><br>Davacı vekili tarafından davalı aleyhine açılan eser sözleşmesinden kaynaklanan alacak davasında mahkemece davanın kabulüne dair verilen karara karşı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine, dairemize gönderilen dosyanın yapılan istinaf incelemesi sonucunda;<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:<br> İSTEM;<br>Davacı vekili tarafından verilen 11/11/2019 tarihli dava dilekçesinde özetle; Müvekkili ile davalı arasında 03.08.2017 tarihinde “İmalatçı Firma Sözleşmesi” imzalandığını, taraflar arasındaki sözleşme gereğince, müvekkili tarafından üretilen ve kurulumu yapılacak güneş enerjisi panellerinin taşıyıcı kısmı olan sigma ve c profil işlerinin imalat ve galvalizlenmesi işini davalının üstlendiğini, sözleşme gereğince 154 ton üretim için ton başına 900 USD bedel üzerinden anlaştıklarını, sigma dikmelerinin tamamının en geç 30.08.2017 tarihine kadar imal edilmiş olması ve üst konstrüksiyonunun ilk 1 megawatt yani 166 adetlik bölümünün 20/08/2017 tarihine kadar imal edilmiş olması, üst konstrüksiyonunun ikinci 1 megawatt yani 166 adetinin ise 20/09/2017 tarihine kadar imal edilmesinin davalının yükümlülüğünde olduğunu,  müvekkilinin sözleşmeye uygun olarak ödeme yükümlülüğünü yerine getirerek 25/08/2017 tarihinde 15.11.2017 vadeli 150.000 USD bedelli çeki davalıya teslim ettiğini  ve davalının çeki tahsil ettiğini, söz konusu çek haricinde davalı tarafından müvekkiline fatura edilen bedeller karşılığı olarak da toplam 40.000 USD olarak ödeme yapıldığını, bu şekilde davalıya toplam 190.000 USD ödeme yapıldığını, müvekkilinin edimlerini süresinde yerine getirmesine rağmen davalının sözleşeme konusu 154.000 kg üretimi eksik ve sözleşmedeki sürelere uymaksızın yerine getirdiğini, müvekkilinin eksik üretimi tespit etmesi üzerine 02/11/2017 tarihinde davalıya ihtarname ile ek süre verilerek imalatların 06/11/2017 tarihine kadar yerine getirilmesinin istenildiğini, belirtilen süreye kadar eksik imalatların yerine getirilmemesi üzerine ikinci ihtarname keşide edilerek yapılan imalattan fazla ödeme yapıldığını, yapılan imalat miktarının 130.232 kg olduğu ve üretimi yapılan miktarın KDV dahil 152.137,02 TL olduğunun belirtildiğini, eksik yapılan imalat bedeli olan 37.862,98 USD’nin sözlü olarak kararlaştırılan 16.11.2017 tarihine kadar müvekkiline ödenmesinin ihtar ediliğini, davalı tarafından eksik imalat bedelinin ödenmediğini, arabuluculuk yolu ile de tarafların anlaşamadıklarını belirterek fazlaya ilişkin haklarını saklı tutarak şimdilik 10.000,00 TL'nin 10.11.2017 tarihinden itibaren işleyecek olan avans faizi ile tahsiline karar verilmesini istemiştir.   <br>Davalı vekili tarafından dosyaya sunulan 09/03/2020 tarihli beyan dilekçesinde özetle; Müvekkili tarafından eksik üretimde bulunulmadığını, sözleşmeye göre işin belirlenen koşullarda ve sürede tamamlanarak davacı yana sunulduğunu, müvekkilinin sözleşme gereği edimini tam ve eksiksiz olarak yerine getirdiğini, bu nedenle davanın haksız olduğunu, müvekkili tarafından işin tamamı için fatura kesilmiş olduğunu ancak davacı şirketin haksız olarak faturaları iade ettiğini, müvekkilinin sözleşme gereği işi tam ve eksiksiz yaptığını ve yaptığı iş karşılığı da fatura kestiğini, ancak davacı yanın bu faturaları haksız olarak iade ettiğini, davacı yanın dava dilekçesinin ekinde taraflar arasında imzalanan bir kısım sevk irsaliyelerini dosyaya sunduğunu ancak bir kısım sevk irsaliyelerinin ise davacı tarafça imzalanmadığını, bu durumun işin tamamlanmadığı veya üretimlerin tesliminin sağlanmadığı anlamına gelmediğini, ispat yükünün davacı üzerinde olduğunu, işin eksik yapıldığına dair davacı tarafça yaptırılan bir delil tespiti de bulunmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ : <br>Ankara 14. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 13/12/2021 tarihli 2019/571 Esas 2021/844 Karar sayılı kararında özetle; Dava taraflar arasında imzalanan eser sözleşmesi kapsamında, sözleşmede kararlaştırılan miktarda imalat yapılmadığından bahisle fazladan yapılan ödemenin iadesi istemine ilişkindir. Uyuşmazlık tacirler arasındaki uyuşmazlıktan kaynaklandığından mahkememiz görevlidir. Mahkememizin yetkisine itiraz  edilmemiştir. <br>Taraflar arasındaki uyuşmazlık;  davacının imalat sözleşmesi kapsamında yapıtığı iş miktarının ne kadar olduğu, davacı tarafından sözleşme kapsamında yapmış olduğu ödeme miktarı, davacının ödeme yatığı miktardan eksik imalat yapılıp yapılmadığını, sözleşmedeki birim fiyat uygulanması hükümleri çerçevesinde yapılan iş ve alacak miktarı, eksik imalat mevcut ise sözleşme kapsamıdna iadesini talep edebileceği miktarın ne kadar olduğu,  davacının 16.11.2017 tarihinde TL karşılığını talep etmesine göre eksik ödeme var ise TL karşılığının TCMB efektif satış kuruna göre ne kadar olacağına ilişkidir. <br> Davacı vekili, 30/01/2021 tarihli bilirkişi raporu doğrultusunda ıslah dilekçesi sunarak, 146.950,01 TL alacağının tahsilini talep etmiş, harcını ikmal etmiştir.<br> Dosyanın bir önceki inceleme talebi yapılan ve davacının tespit edilen alacağından farklı belirlenen 83.940,15 TL'nin açıklanması istenmişken ek raporda bu hususta net bir açıklama yapılmamakla birlikte alacağın 75.045,15 TL olduğunun tespiti sonrasında yine sonuç olarak belirlenen alacağın farklı tespit edildiği anlaşılmakla, davalı tarafın itirazları ile birlikte özellikle bu itirazın açıklanması için ek rapor düzenlenmesi amacıyla bilirkişi heyetine tevdiine karar verilmiş, Sözleşmeler Konusunda Nitelikli Hesap Uzmanı Bilirkişi ...'tan alınan 23/09/2021 tarihli rapora göre; 30.01.2021 tarihli bilirkişi ek raporumuzun 2 ve 3. Sayfasında davalının davacıya tanzim ettiği 587.309,76 TL’lik 4 adet faturanın her iki yanın defterlerinde de kayıtlı olduğu, bu nedenle faturalar konusunda taraflar arasında ihtilaf bulunmadığı, faturalar bakımından her iki tarafın defterinin birbirini teyit ettiğinin tespit edildiği, davacının, davalı yana yaptığı 140.622,90 TL’lik banka havalesinin her iki yanın yasal defterlerinde kayıtlı olduğu, yapılan havale bakımından her iki tarafın defterinin birbirini teyit ettiğinin tespit edildiği, davacı yanca davalı yana keşide edilen 150.000,00 USD bedelli çekin hem davalı yan hem de davacı yanca defterlere kaydedilirken Türk Lirasına çevrilmek sureti ile kaydedildiği, her iki tarafın da 150.000,00 USD’lik bedeli kendi defterine işlediği tarihteki kur üzerinden Türk Lirasına çevirerek işlem yaptığı, bu nedenle 150.000,00 USD bedelli çek bakımından defter kayıtlarının birbirini tutması gerekirken, hem davalı hem de davacı tarafından farklı kurlar üzerinden Türk Lirasına çevrim yapıldığından davacı ve davalı defter kayıtları arasında fark oluştuğunun tespit edildiği, bilirkişi ek raporlarında açıklandığı üzere, 150.000,00 USD’lik çek davacı defterlerine 530.625,00 TL olarak, davalı yan defterlerine 521.715,00 TL olarak kaydedildiğini, her iki Türk Lirasına çevirme işleminin de muhasebeleştirme tekniği açısından zorunlu işlemlerden olduğu, ancak davacının deftere kayıt yaptığı tarihteki kuru değil çekin teslim edildiği tarihteki kuru baz alarak kayıt işlemini gerçekleştirmesi gerektiğinden 150.000,00 USD’lik çek bakımından davalı ve davacı defterleri arasında uyuşmazlık olduğu tespit edildiği, bu uyuşmazlığın bilirkişi heyeti tarafından, davacının 150.000,00 USD’lik çeki 25.8.2017 tarihi kur üzerinden kaydetmesi gerekmektedir. 150.000,00 USD’nin 25.08.2017 tarihindeki TL karşılığı 521.730,00 TL’dir. Böylelikle davacı defterinde yer alan 83.940,15 TL’lik alacak kaydı ile davalı defterinde yer alan 75.028,14 TL’lik borç kaydı arasında fark açıklanmaya çalışılmak suretiyle çözüldüğü, bilirkişi ek raporunun devamında söz konusu kur farkının doğru kaydedilmesi halinde davacı ticari defterlerine göre davacının davalıdan ne miktarda alacaklı olacağı belirtilmiş ancak bu bedellerin tamamının kaydi bedeller olduğu reel alacak-borç ilişkisinin yalnızca defter kayıtları ile tespit edilemeyeceği bu nedenle hem hesaplama yönteminin değiştirilmesi hem de diğer delillerin de değerlendirilmesi gerektiği değerlendirilmek sureti ile taraf ticari defterlerine göre yapılan hesaplamadan vazgeçildiği, defter kayıtları sayın mahkemenizin takdirine sunulduğundan sanki burada farklı iki sonuca gidilmiş gibi bir anlam ortaya çıktığı, ancak işbu raporda da yer aldığı üzere ek raporun 3. sayfasında yapılan 75.045,15 TL’lik alacak tespiti davacı ticari defterlerine göre hesaplama yapılmış olsa idi ortaya çıkacak olan alacak bakiyesi olduğu,  bu nedenle sonuç kısmında yer alan davacının davalıdan 146.950,01 TL alacaklı olduğu yönündeki heyet görüşü ile sadece davacı defterlerine göre yapılan tespit arasında fark oluşmasının son derece doğal olduğu, davalının bahsi geçen itirazı dışında kalan tüm itirazları bilirkişi ek ve kök raporunda detaylıca açıklandığından burada tekrara düşmemek açısından yeniden açıklanmayacağı, bilirkişi ek raporunun 3. sayfasında yer alan tespitler ile sonuç kısmında yer alan tespit arasındaki fark yukarıda açıklanmış ve ek raporumuzun sonuç kısmında yer alan görüşümüzde değiştirilmesi gereken bir husus bulunmadığının değerlendirildiği, mütala edilmiştir.<br>Alınan bilirkişi raporuna davalı tarafça itiraz edilmişse de, delillerin takdiri mahkememize ait olmakla itirazların reddine dair karar verilmiştir. <br> Toplanan delillere,  taraların ticari defter ve kayıtları ile takibe konu faturalara göre; taraflar arasında ticari hizmet ilişkisi sabit olup davacı söz konusu faturalara esas 146.950,01 TL alacaklı olduğundan alacağın tahsilini talep edebilir. Davalı tarafın ticari defter ve kayıtları ile davacı yanın ticari defter ve hayatlarının birbirini teyit ettiği, davalı yan defterinde kayıtlı olup da davacı defterinde kayıtlı olan her hangi farklı bir faturanın bulunmadığı, davaya konu çekin avans olarak ve ürün teslimi karşılığı verildiğine ilişkin hususun taraflar arasında akdedilen sözleşme içeriğinden anlaşıldığı bu durumda siparişe konu ürünlerin teslim edildiğini ispat yükünün davalı tarafta olduğu, ancak davacı tarafın sunmuş olduğu teslim irsaliyelerinin dışında daha fazla ürün teslim edildiğine dair ilave irsaliye ve benzeri bilgi ve belgeye davalı delterlerinde rastlanılmadığı, bu nedenle davacının 16.11.2017 tarihi itibari ile yapmış olduğu toplam ödemelerin ödeme larihleri itibari ile T.C. Merkez Bankası efektif satış kürü üzerinden USD'ye çevrilmesi sonucu 190.000,00 USD olduğu ve fakat davalı tarafından kesilen faturalar toplamının 152.137.02 USD olduğu ve davacının davalıya 16.11.2017 tarihi itibari ile 37.862.98 USD fazla ödeme yaptığı, fazla ödemenin 16.11.2017 tarihi itibari ile T.C. Merkez Bankası efektif satış kuru üzerinden Türk Lirası karşılığının 146.950,01 TL olduğu alınan bilirkişi raporları ile doğrulanmıştır, bu nedenlerle davanın, alınan gerekçeli bilirkişi raporu ile sabit olan 146.950,01 TL alacak yönünden davacının dava tarihi öncesinde davalıyı temerrüte düşürdüğü sabit olmadığından dava tarihinden itibaren işletilecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine dair kabulüne karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle davanın kabulüne ve 146.950,01 TL alacağın dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine dair karar verildiği görülmüştür.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ :<br>Davalı vekili tarafından verilen 15.03.2022 tarihli istinaf kanun yolu başvuru dilekçesinde özetle; Davacı şirket tarafından taraflar arasında imzalanan 03.08.2017 tarihli sözleşme gereği yaklaşık 154 ton olarak öngörülen üretimin, 130.232 kg olarak eksik yapıldığını ve eksik olduğunu, 37.862,98 USD'ın TL cinsinden karşılığının talep edildiği huzurdaki davanın açıldığını,  Ankara 14. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 13.12.2021 tarihli ve 2019/571 Esas, 2021/844 Karar sayılı kararıyla davanın kabulüne karar verildiğini, kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, bilirkişi raporunda davacının kendi defterlerine göre dahi müvekkilinden alacağının 83.940,15 TL olduğunu, ancak buna rağmen defter kayıtlarına itibar edilmediğini, davacının müvekkilinden toplam alacağının 146.950,01 TL olduğunun tespit edildiğini, bu tespite katılmalarına imkan bulunmadığını, davacının defter kayıtlarının aksini ancak yazılı belgeyle ispat etmesinin mümkün olduğunu, davacı tarafından dosyaya sunulmuş böyle bir belge bulunmadığını, hukukta davacının, davasını ispatlamakla mükellef olduğunu, huzurdaki davada da davacının iddiasını yazılı belgeyle ispatlaması gerektiğini, ancak hükme esas alınan bilirkişi raporunda ve mahkeme kararında davalı olan müvekkilinin davacının iddiasının aksini ispatlayamadığını, bu sebeple davacının alacağa hak kazandığı şeklinde karar verildiğini, işbu sebeple anılan kararın usul ve yasaya açıkça aykırı olduğunu, müvekkili şirketin sözleşmeye aykırı olarak işi süresinde yapmadığına veya tamamlamadığına ilişkin dava dilekçesinde somut delillere dayanılmış olmadığını, işin o dönemde eksik yapıldığına ilişkin delil tespiti vs. yaptırılmadığını, mahkemeye sunulan 20.10.2020 tarihli bilirkişi raporunun \"teknik incelemeler ve tespitler\" başlıklı kısmında da bu hususun vurgulandığını, işin tamamlanan kısmının nasıl tespit edildiğinin, hesaplamaların nasıl yapıldığının vs. konularında dosyada belge bulunmadığının belirtildiğini, Yargıtay içtihatlarına göre bir sözleşmenin fesih ya da başka bir sebeple ortadan kaldırılmadıkça o sözleşme kapsamında kalan işlerin o sözleşmenin yüklenicisi tarafından yapıldığı karine olduğunu, ancak sözleşme feshedilmiş ve işin üçüncü kişiye yaptırıldığı iddia edilmişse iddia eden bu iddiasını ispatlamakla yükümlü olduğunu, davacının, müvekkilinin işi eksik yaptığını iddia ediyorsa bunu ispatlamakla yükümlü olduğunu, müvekkili tarafından işin tamamının yapıldığını ve davacıya teslim edildiğini, davacının, malzemelerin tamamını kullandığını, malzemeleri müvekkilinin yapmadığı iddiasındaysa bunu ispat etmekle mükellef olduğunu, davacı tarafından eksik olduğu iddia edilen malzemelerin üçüncü kişiye yaptırıldığına dair fatura vs. dosyaya sunulmadığını, davacının, müvekkilinin işi eksik yaptığını iddia etmekle yetindiğini, mahkemece de hukuka aykırı olarak davacının iddiasının aksini ispat yükünün müvekkiline yükletilerek davanın kabulüne karar verdiğini, hükme esas alınan bilirkişi raporunda taraf defterlerine itibar edilmediğinin belirtildiğini, raporun bu yönüyle de hatalı olduğunu, hükme esas alınmasının mümkün olmadığını, dosyaya sunulan 30.03.2021 tarihli raporda davalı defterlerine göre müvekkilinin davacıya borcunun 75.028,14 TL olduğunun belirtildiğini, taraf defterlerinin birbirini teyit etmediğini, davacı defterlerine göre dahi davacının müvekkilinden alacağının 75.028,14 TL olduğunu, işbu sebeple davacının müvekkilinden herhangi bir alacağı bulunsa dahi 75.028,14 TL'yi aşan kısmının davacı defterlerine göre dahi reddine karar verilmesi gerektiğini, <br>Yine mahkemece 146.950,01 TL alacağın dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte tahsiline karar verildiğini, kararın faiz başlangıç tarihi yönünden de hukuka aykırı olduğunu, şöyle ki, davanın 10.000,00 TL üzerinden kısmi dava olarak açıldığını ve davanın belirsiz alacak davası olarak açıldığına dair herhangi bir iddiada bulunulmadığını, Yargıtay içtihatlarına göre dava dilekçesinde, fazlaya ilişkin haklar saklı tutularak açılan davanın kısmi dava olarak açıldığının kabul edildiğini, kısmi davada da, dava dilekçesi ile talep edilen kısma dava tarihinden, ıslah edilerek arttırılan kısma ise ıslah tarihinden itibaren faize hükmedilmesi gerektiğini, ayrıca davacının dava dilekçesinde 10.000,00 TL yönünden faiz talebi olsa da 08/04/2021 tarihli ıslah dilekçesinde ıslah ettiği 146.950,01 TL'ye faiz işletilmesi yönünde bir talebi olmadığını, mahkemenin de talep olmadan faize hükmetmesinin hukuka aykırı olduğunu, bu sebeplerle davacının müvekkilinden alacağı olduğunu kabul etmemekle birlikte herhangi bir alacak varsa da bu alacağın 10.000,00 TL'sine dava tarihinden itibaren faiz işletilmesine, kalan kısmına ise faiz talebi olmadığından faiz işletilmemesine karar verilmesi gerektiği, mahkeme kararının bu açıdan da usul ve yasaya aykırı olup kaldırılması gerektiğini tüm bu nedenlerle istinaf başvurularının kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>Davacı vekili tarafından dosyaya sunulan istinaf başvurusuna karşı verilen cevap dilekçesinde özetle; Mahkeme kararının usul ve yasaya uygun olduğunu, istinaf dilekçesinde davalı tarafça, nama ifa taleplerinin olduğu ve nama ifa nedeniyle tazminat talep ettikleri yönünde asılsız beyanlarda bulunulduğunu, ancak davalı tarafın, dava dilekçesindeki taleplerinin içeriğini dahi gözetmeden verdiği cevapların hukuki karşılığının bulunmadığını, bilirkişi raporlarında da görüleceği üzere, sözleşmede işin, 154 ton olduğunun kararlaştırıldığını, davalı tarafın yaptığı teslimatların tamamının ise, davalı tarafından düzenlenen sevk irsaliyeleri ile sabit olduğunu, sevk irsaliyelerindeki ürünlerin toplamının 130.232 kg olduğunu davalı tarafın edimlerini tam olarak yerine getirdiğini iddia etmesine karşın, 154 ton ürün teslim ettiğini ispat edemediğini, davalının yaptığı eksik teslimat ve bedeli ödenmiş olan 130.232 kg ürün bedelinin müvekkili davacıya iade edilmesine yönelik ilk derece mahkemesi kararının usul ve yasaya uygun olduğunu, davanın belirsiz alacak davası olarak açıldığının dava dilekçesinde açık ve net şekilde ifade edildiğini, bu sebeple davalının, kısmi davaya yönelik itirazlarının reddi gerektiğini, yine ıslah dilekçesinde faiz talep edilmediğinden bahisle ıslah edilen miktar yönünden faize hükmedilmemesi gerektiğine yönelik davalı itirazlarının Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu'nun 2017/8 esas 2019/9 Karar sayılı kararı içeriğine göre reddi gerektiğini ve ıslahla faiz istenmese bile ıslah ile arttırılan miktar bakımından dava dilekçesindeki faiz talebine bağlı olarak faize hükmedilebileceğini belirterek davacının istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir. <br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE :<br>İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında; HMK'nın 355.maddesindeki düzenleme uyarınca, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine ilişkin aykırılık bulunup bulunmadığı yönü gözetilerek yapılan inceleme sonucunda; <br> Dava, eser sözleşmesinden kaynaklanan iş bedeli karşılığı olarak yapılan toplam 190.000 USD ödemeye rağmen sözleşmede kararlaştırılan miktarda malların teslim edilmediği iddiasıyla davalıya yapılan fazla ödemenin iadesi istemine ilişkin olup davacı ıslah dilekçesi ile talebini 146.950,00 TL'ye yükseltmiştir.  <br>Davalı davaya cevabında, edimlerin sözleşmeye uygun olarak ve süresinde ifa edildiğini belirterek haksız davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. <br>Mahkemece taraf ticari defterleri üzerinde yaptırılan bilirkişi incelemesi sonucu üç kişilik uzman bilirkişi kurulundan alınan kök ve ek raporlar sonucunda, davalı tarafça düzenlenen faturaların davacı ticari defterlerinde kayıtlı olduğu, davaya konu çeklerle yapılan ödemeler konusunda taraflar arasında uyuşmazlığın bulunmadığı ancak davacı tarafın defterlerine kayıtlı olan faturalarda belirtilen miktardaki kadar malların teslim edilmediği yönündeki iddiasının aksinin yani davacı ticari defterlerine kayıtlı faturalarda belirtilen miktar kadar malın davacı iş sahibine teslim edildiği yönündeki savunmanın davalı yanca ispatı gerektiği ancak davalı yüklenicinin faturalarda belirtilen miktar kadar malları davacıya teslim ettiğini ispatlayamadığı, davacı tarafından dosyaya sunulan sevk irsaliyelerine göre teslim edilen mal bedeli ve davacı tarafça yapılan ödemeler gözetildiğinde davacı iş sahibi tarafından yapılıp teslim edilen imalat tutarlarına göre davalı yükleniciye 37.862,98 USD tutarında fazla ödemede bulunulduğu, fazla ödemenin, davacı tarafından yapılan 16/11/2017 tarihli ödeme tarihine göre T.C. Merkez Bankası Efektif satış kuru üzerinden Türk Lirası karşılığının 146.950,01 TL olduğu anlaşıldığından ve dava tarihinden önce davalının temerrüde düşürülmediği kabul edilmek suretiyle dava ve ıslah dilekçelerine göre davanın kabulüne, 146.950,01 TL alacağın dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine karar verilmiş, bu karara karşı davalı vekilinin yukarıda belirtilen gerekçelerle istinaf kanun yoluna başvurduğu anlaşılmıştır. <br>Mahkemece yukarıda belirtilen hususların tespiti ile davacı iş sahibinin davalı yükleniciden aralarındaki taşeron sözleşmesi uyarınca davalıya yapılan fazla ödeme tutarlarına göre dava tarihi itibariyle 146.950,01 TL tutarında alacaklı olduğunun kabulü ile bu alacak yönünden davanın kabulüne karar verilmiş olmasında dairemizce usul ve yasa hükümleriyle taraflar arasındaki sözleşme hükümlerine ve toplanan delillere aykırı bir durum görülmemiştir. <br>Ancak davacı vekili dava dilekçesinde fazlaya ilişkin haklarını saklı tutmak suretiyle 10.000,00 TL alacaklarının 10/11/2017 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiş, ıslah dilekçesi ile alacak istemlerini toplam 146.950,01 TL'ye çıkarmış, böylece aradaki 136.950,01 TL kadar dava değeri arttırılarak davanın ıslah edildiği bildirilmiştir. Davacı dava dilekçesinde fazlaya ilişkin haklarını saklı tutmak suretiyle alacağının bir kısmını dava etmiş olduğundan eldeki davanın kısmi dava niteliğinde olduğu anlaşılmaktadır. Bu suretle davacı vekilinin yargılama sırasında ıslah isteminde bulunarak alacak talebini 146.950,01 TL olarak arttırmış bulunmasına ve dava dilekçesinde talep edilen temerrüt faizi isteminin, ıslah edilen miktarı da kapsadığının sabit olması nedeniyle mahkemece ıslah edilen kısım için de temerrüt faizine hükmedilmiş olmasında bir isabetsizlik yok ise de ıslah ile arttırılan alacak kesimi yönünden ıslah tarihinden itibaren avans faizine hükmedilmesi gerekirken tüm alacak için dava tarihinden itibaren temerrüt faizi uygulanmasına karar verilmiş olması sebebiyle davalı vekilinin istinaf başvurusu dairemizce haklı görülmüştür. (Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 2015/8120 Esas 2016/4160 Karar sayılı kararı.)<br>Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-2 maddesi uyarınca yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı takdirde düzelterek yeniden esas hakkında karar verilebileceğinden  mahkeme kararının, HMK'nun 353/1-b.2 maddesi gereğince kaldırılmasına, yukarıda belirtilen gerekçelerle davanın ıslah edilmiş şekli ile 146.950,01 TL alacak üzerinden kabulüne, bu alacağın dava dilekçesi ile talep edilen 10.000,00 TL'lik kısmına dava tarihinden itibaren 136.950,01 TL'lik kısmına ise ıslah tarihi olan 08/04/2021 tarihinden itibaren avans faizi uygulanmasına dair dairemizce yeniden esas hakkında karar verilmesi gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM:Yukarıda Açıklanan Nedenlerle;<br>1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun,  HMK'nın 353/1-b.2 maddesi gereğince KABULÜNE,<br>2-Ankara 14. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 13/12/2021 tarih ve 2019/571 Esas 2021/844 Karar sayılı kararının HMK'nın 353/1-b.2 maddesi gereğince  KALDIRILMASINA,<br>3-Davanın KABULÜNE,<br>4-146.950,01 TL alacağın 10.000,00 TL'sinin dava tarihi olan 11/11/2019 tarihinden itibaren 136.950,01 TL'sinin ıslah tarihi olan 08/04/2021 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,<br>5-Karar tarihi itibariyle hüküm altına alınan alacak üzerinden alınması gerekli 10.038,16 TL nispi karar ve ilam harç bedelinden ıslah ile birlikte alınan toplam 2.509,78 TL harç bedelinin mahsubu ile kalan 7.528,38 TL harç bedelinin davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, <br>Davacı tarafından peşin olarak yatırılan toplam 2.509,78 TL harç bedelinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, <br>İlk derece mahkemesinin 13/12/2021 tarihli 2019/571 Esas, 2021/844 Karar sayılı kararında belirtilen ve davalıdan alınmasına karar verilen 7.528,38 TL harç bedelinin davalıdan tahsil edilmiş ise davalıya iadesi, tahsil edilmemiş ise harç tahsil müzekkeresinin işlemsiz iade edilmesi konusundaki prosedürün ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine, <br>6- Davacı kendini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'nin 13/1 ve 2 maddeleri uyarınca hesaplanan 23.512,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,<br>7- Davanın zorunlu arabuluculuğa tabi olması nedeniyle suç üstü ödeneğinden karşılanan 1.320,00 TL zorunlu arabuluculuk ücretinin davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına, <br>8-Davacı tarafından ilk derece mahkemesinin yargılaması sırasında harç, bilirkişi ücretleri ve tebligat gideri olarak yapılan toplam 2.209,80 yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, <br>9- HMK'nun 333/1 maddesi gereğince gider ve delil avansından bakiye kısmın yatıran taraflara iadesine, <br>İstinaf incelemesi yönünden;    <br>10-Davalının istinaf başvurusunun kabul edilmiş olması sebebiyle istinaf karar harcı alınmasına yer olmadığına, davalı tarafından yatırılan 2.510,00 TL peşin harç bedelinin talep halinde davalıya iadesine,<br>11- Davalı tarafından yapılan 220,70 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı ile 64,60 TL dosya gönderme gideri 6,50 TL bir adet tebligat giderinden oluşan toplam 291,80 TL istinaf yargılama giderinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, <br>12-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından taraflar lehine  vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,<br>13-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,<br>Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince KESİN olmak üzere 06/02/2024 tarihinde oybirliği ile karar verildi.<br><br>Başkan ...\t                     Üye ...                    Üye ...                Katip ...<br>e- imzalıdır                             e- imzalıdır                     e- imzalıdır                    e- imzalıdır<br><br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"40de94eef011f69d","SID":"da925c736ab6c581"}}