{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">  T.C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi    21.Hukuk Dairesi    2023/1811 Esas 2024/139  Karar <br>T.C.<br>ANKARA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>21.HUKUK DAİRESİ<br><br>DOSYA NO\t: 2023/1811 <br>KARAR NO\t: 2024/139<br><br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br>KARAR <br><br><br><br>İNCELENEN DOSYANIN\t<br>MAHKEMESİ\t: ANKARA 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 28/09/2022<br>NUMARASI\t\t: 2022/167 Esas 2022/582 Karar<br>DAVACI \t:<br>VEKİLİ\t:<br>DAVALI \t:<br>DAVA\t: Şirketin İhyası<br>DAVA TARİHİ\t: 02/03/2023 <br>KARAR TARİHİ\t: 30/01/2024<br>GEREKÇELİ KARARIN<br>YAZILDIĞI TARİH\t: 01/02/2024<br>\tTaraflar arasındaki şirketin ihyası istemine ilişkin davanın yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükme karşı dahili davalı vekilince süresinde istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine Dairemizce dahili davalı vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulüne, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın kabulüne dair verilen karara karşı davacı vekili tarafından temyiz kanun yoluna başvurulması sonucunda Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin bozma ilamı ekinde Dairemize gönderilen dosyada açılan duruşmada gereği konuşulup düşünüldü. <br>\tDAVA<br>\tDavacı vekili dava dilekçesinde özetle; .... San. A.Ş.'nin sigortalı işçisinin meslek hastalığına yakalandığının tespit edildiğini, müvekkili tarafından sigortalıya bağlanan gelirler ve ödenen masrafların rücuen tazmini için şirket aleyhine Ankara 37. İş Mahkemesinin 2019/314 Esas sayılı dosyasında dava açıldığını, yapılan yargılama sırasında şirketin ticaret sicilinden terkin edildiğinin anlaşıldığını, taraflarına ihya davası açmak için süre verildiğini belirterek .... San. A.Ş.'nin ihyasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>\t\t\t       CEVAP<br>\tDavalı temsilcisi vekili cevap dilekçesinde özetle; ihyası talep edilen şirketin genel kurulunda tasfiye kararı alındığını, tasfiye memurluğuna ...'nin seçildiğini, tasfiyeye girdiğine dair alacaklılara çağrıya ilişkin ilanların yapıldığını, 3. ilandan itibaren 6 yılı aşkın süre geçtikten sonra 17/06/2009 tarihli tasfiyenin kapatılmasına ilişkin genel kurul kararının 29/06/2009 tarihinde tescil edildiğini, derdest davaların bilinmesinin mümkün olmadığını, Müdürlüğün yasal hasım olduğunu, aleyhe vekalet ücreti ve yargılama giderine hükmedilemeyeceğini bildirerek ek tasfiye kararıyla şirkete tasfiye memuru atanmasını istemiştir.  <br>\tİLK DERECE MAHKEMESİ KARARI<br>\tMahkemece, davacı tarafından ihyası talep edilen şirket aleyhine Ankara 37. İş Mahkemesinin 2019/314 Esas ayılı dosyasında dava açıldığı, yargılama sırasında davacı tarafa şirketin ihyası için dava açmak üzere süre verildiği, şirketin ticaret sicilinden terkin edilmiş olması nedeniyle TTK'nun 547. maddesi gereğince ek tasfiye amacıyla ihyası gerektiği, davalı Ticaret Sicil Müdürlüğü yasal hasım olduğundan ve dava açılmasına sebebiyet vermediğinden yargılama giderlerinden davalı tasfiye memurunun sorumlu tutulacağı gerekçesiyle davanın kabulüne, Tasfiye Halinde ...Anonim Şirketi'nin Ankara 37. İş Mahkemesi'nin 2019/314 Esas sayılı dosyasındaki dava ile sınırlı olmak üzere TTK'nun 547. maddesi gereğince ihyasına, şirketin son tasfiye memuru ...'nin tasfiye memuru olarak atanmasına karar verilmiştir.<br>\tİSTİNAF SEBEPLERİ<br>\tDahili davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davanın kabul edilerek müvekkili aleyhinde vekalet ücretine hükmedildiğini, ancak bu şekilde hükmedilen vekalet ücretinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, diğer davalı ve yasal hasım olan Ticaret Sicil Müdürlüğün'den gelen cevabi yazıya göre şirketin 17/10/2002 tarihli genel kurulunda tasfiye edilme kararı alındığını ve tasfiye memurluğuna müvekkilinin seçildiğini, tasfiyeye girdiğine dair alacaklılara çağrı yapılan ilanların Türkiye Ticaret Sicil Gazetesinde yayınlandığını, 3. ilandan itibaren 6 yılı aşkın süre geçtikten sonra 17/06/2009 tarihli şirketin tasfiyesinin sonlandığına dair aldığı genel kurul kararının 29/06/2009 tarihinde tescil edildiğini, söz konusu şirketin terkininin 02/07/2009 tarihli Türkiye Ticaret Sicil Gazetesinde ilan edildiğini, bu şekilde tasfiyenin eksiksiz tamamlandığının açıkça ortaya çıktığını, işbu davanın açılmasına neden olan Ankara 37. İş Mahkemesinin davasının esasının 2019/314 olup, usulüne uygun şekilde yapılan tasfiyeden 10 yıl sonra açılan bir dava olduğunu, tasfiye devam ederken, devam eden ve sonuçlanmayan bir dava ve icra takibi bulunmadığını, buna göre tasfiyeden 10 yıl sonra açılabilecek bir davayı müvekkilinin öngörebilmesinin mümkün olmadığını, açılan davada müvekkilinin sorumlu olup olmadığının da ancak yargılama sonucunda ortaya çıkacağını, bu nedenle işbu davanın açılmasına kendi kusuru ve hatası ile neden olmayan müvekkili aleyhine vekalet ücretine hükmedilmesinin hukuka aykırı olduğunu belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, müvekkili aleyhine vekalet ücreti ve yargılama giderine hükmedilmemesini istemiştir. <br>\tHUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ<br>\tDava; şirketin ihyası istemine ilişkindir.<br>\tDairemizin 12/04/2023 tarih ve 2023/84 Esas 2023/566 Karar sayılı kararıyla dahili davalı vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulüne, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın kabulüne karar verilmiş, anılan karara karşı davacı vekili tarafından temyiz yoluna başvurulması üzerine,<br>\tYargıtay 11. Hukuk Dairesinin 06/09/2023 tarih ve 2023/3931 Esas 2023/4694 Karar sayılı kararı ile;   <br>\t\"... Dava, genel kurulu kararı ile fesih ve tasfiyesine karar verilen anonim şirketin tasfiyesi sonucu sicilden kaydının silinmesinden sonra, davacı alacaklının mahkemece verilen mehil gereğince açmış olduğu şirket tüzel kişiliğinin ihyası davasıdır. Bu davada husumet, tasfiyeyi sağlayan memur ile Ticaret Sicil Müdürlüğü'ne düşer. Ticaret Sicil Müdürlüğü yasal hasım olduğundan yargılama giderlerinden sorumlu değil ise de, davalı tasfiye memurunun tasfiyeyi eksik gerçekleştirmesi nedeniyle davacı taraf, ek tasfiye davası açmakta haklı olduğundan, ilk derece mahkemesince davanın kabulüne karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığından davalı tasfiye memurunun tüm yargılama giderlerinden sorumlu tutulması gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmamış ve kararın davacı yararına bozulmasına karar verilmesi gerektirmiştir.<br>\" gerekçeleriyle bozulmuştur.<br>\tBozma ilamı davacı vekili, davalı temsilcisi ile dahili davalı vekiline usulüne uygun olarak tebliğ edilmiş, davacı vekili duruşmaya katılarak bozma ilamına uyulmasını talep etmiş, dahili davalı vekili davanın reddine karar verilmesini istemiş, davalı temsilcisi ise duruşmaya katılmamış, bozma ilamına karşı beyanda da bulunmamıştır. <br>\tDairemizce önceki kararımızda direnilmesine oy birliği ile karar verilmiştir.<br>\tDİRENME GEREKÇESİ\t<br>\tİşbu davaya dayanak iş mahkemesi dosyaları şirketin tasfiye karar tarihi ve tasfiye kapanış tarihinden sonra açıldığı gibi, anılan iş mahkemesi dosyalarında rücuen  tazmini talep edilen ödemelerin yapıldığı dava dışı işçinin maluliyetine ilişkin hastalığına dair raporların da şirketin tasfiye karar tarihi ve tasfiye kapanış tarihinden sonraki tarihlidir. <br>\tBu nedenle dahili davalının tasfiye kapanışını usulüne uygun olarak yaptığı, tasfiye karar tarihinde ve tasfiye kapanış tarihinde şirketin taraf olduğu herhangi bir dava dosyası bulunmadığı gibi, işçilerinden herhangi birinin maluliyetine ilişkin bir rapor olmadığı, dahili davalının davanın açılmasına sebebiyet vermediği gözetilerek yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesi gerekir. Bu gerekçeyle direnme kararı verilmekle;<br>\tAnkara Ticaret Sicil Müdürlüğü yazı cevabı, Ankara 37. İş Mahkemesinin 2019/314 Esas dosyası ve bu dosya ile birleşen Ankara 62. İş Mahkemesinin 2021/496 Esas sayılı dosyasının Uyap'tan gelen sureti dosya içerisinde yer almaktadır.\t<br>\tİhyası talep edilen .... San. A.Ş.'nin genel kurul kararıyla tasfiyeye girmesine ve tasfiye memurluğuna ...'nin atanmasına karar verildiği, alınan tasfiye kararının 15/01/2003 tarihinde tescil edildiği, tasfiye kararına ilişkin ilanların Türkiye Ticaret Sicil Gazetesinde yapıldığı, şirketin tasfiye kapanışına ilişkin 25/06/2009 tarihli genel kurul kararı üzerine 29/06/2009 tarihinde ticaret sicilinden terkin edildiği dosya içeriğiyle sabittir. \t<br>\tDahili davalı ... vekilinin istinaf itirazlarına gelindiğinde; 6102 sayılı TTK'nun \"Ek Tasfiye\" başlıklı 547. maddesinde; tasfiyenin kapanmasından sonra ek tasfiye işlemlerinin yapılmasının zorunlu olduğu anlaşılırsa, son tasfiye memurları, yönetim kurulu üyeleri, pay sahipleri veya alacaklıların, şirket merkezinin bulunduğu yerdeki asliye ticaret mahkemesinden, bu ek işlemler sonuçlandırılıncaya kadar, şirketin yeniden tescilini isteyebilecekleri, mahkemenin istemin yerinde olduğuna kanaat getirmesi halinde şirketin ek tasfiye için yeniden tesciline karar verileceği ve bu işlemlerini yapmaları için son tasfiye memurlarını veya yeni bir veya birkaç kişiyi tasfiye memuru olarak atayarak tescil ve ilan ettirileceği düzenlemeleri yer almaktadır. <br>\tSomut olayda; ihyası istenen .... San. A.Ş.'nin davalı, davacı ... Başkanlığının davacı olduğu rücuen tazminat davasının Ankara 37. İş Mahkemesinin 2019/314 Esas sırasında kayıtlı bulunduğu, ihyası istenen .... San. A.Ş.'nin davalı, davacı ... Başkanlığının davacı olduğu rücuen tazminat davasının Ankara 62. İş Mahkemesinin 2021/496 Esas sırasında kayıtlı bulunan dosyanın Ankara 37. İş Mahkemesinin 2019/314 Esas dosyası ile birleştirildiği, yapılan yargılama sırasında 16/02/2022 tarihli celsede anılan şirketin ihya davası açması için davacı vekiline kesin süre verildiği görülmüştür.<br>\tŞirketlerin tüzel kişiliği ticaret sicilinden terkin ile sona ermektedir. Ancak tüzel kişiliğin sona erebilmesi için şirketin tasfiye işlemlerinin eksiksiz ve tam olarak yapılmış olması gerekmektedir. Tüzel kişiliğin son bulmasını ifade eden fesih ve tasfiye işlemi aynı zamanda hukuki bir işlemdir. Bu işlemin veya kararın hatalı veya eksik olması halinde gerçek anlamda tasfiyeden söz etmek mümkün değildir. Eksik veya hatalı işlem sonucu şirketin sicilden tasfiye sonucu terkinine karar verilmiş ise, bundan zarar görenler veya o işlemi gerçekleştirenler tasfiyenin kaldırılmasını ve şirketin ihyasını talep etme hakkına sahiptir. <br>\tİhyası talep olunan şirketin ortaklar kurulunca 15/01/2013 tarihinde tasfiye kararı alınmış, ... tasfiye memuru olarak atanmış, tasfiye sonu kararı alınarak tasfiye memurunun yaptığı işlemlerden dolayı ibra edilmesine karar verilmiş ve şirketin 29/06/2009 tarihi itibariyle tasfiye nedeniyle sicilden terkini gerçekleştirilmiştir. İhya davasına dayanak Ankara 37. İş Mahkemesinin 2019/314 Esas sayılı dosyası ile anılan dosyayla birleşen Ankara 62. İş Mahkemesinin 2021/496 Esas sayılı dosyası şirket tasfiye karar tarihi olan 15/01/2003 tarihinden sonra açılmıştır. Yapılan açıklamadan anlaşılacağı üzere, tasfiye kararı alındığı tarihte ihyası talep olunan şirketin davalı olarak yer aldığı rücuen tazminat davası bulunmadığı gibi, davacının ödeme yaptığını bildirdiği dava dışı işçinin dava dışı ... Ltd. Şti.'nin iş yerinde çalıştığı süre içerisinde akciğerlerinden rahatsızlandığı, hastaneden aldığı 28/12/2010 tarihli rapor ile kaynakçı akciğeri tanısıyla tozsuz ve dumansız işlerde çalışmasının uygun görüleceği, ancak bu koşullara uymadan çalıştırıldığı tespit edilerek sigortalıda sürekli iş göremezlik hali oluştuğu, sigortalının maluliyet sebebiyle 14/12/2011 onay tarihli tedavi giderlerinin yapıldığı, dava dışı işçiye ilişkin hastalık ve rapor tarihlerinin de tasfiye karar tarihinden ve ihyası talep olunan şirketin tasfiye kapanışı nedeniyle ticaret sicilinden terkin edildiği tarihten sonra olduğu görülmüştür. <br>\tBu durumda mahkemece Ankara 37. İş Mahkemesinin 2019/314 Esas sayılı dosyası ile anılan dosyayla birleşen Ankara 62. İş Mahkemesinin 2021/496 Esas sayılı dosyasının ihyası talep edilen şirketin terkin tarihi olan 29/06/2009 tarihinden sonra açıldığı, açılan davanın derdest olduğu, ilgili mahkemece davacı vekiline şirketin ihyasına yönelik dava açma hususunda süre verildiği, davacı tarafın derdest davasından ötürü şirketin ihyasını istemekte hukuki yararı bulunmakta olduğu ve şirketin ek tasfiye için ihyası gerektiği, davanın verilen dahili dava dilekçesi ile tasfiye memuruna da yöneltilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşıldığından ilk derece mahkemesinin ihyaya ilişkin kararında usul ve yasaya aykırılık bulunmamaktadır. <br>\tÖte yandan TTK'nun 547/2. maddesi kapsamında açılacak ihya davasında herhangi bir hak düşürücü süre öngörülmediğinden davanın süresinde açıldığının da kabulü gerekmiştir. <br>\tDahili davalı vekilinin yargılama giderlerine yönelik istinaf itirazlarına gelindiğinde, işbu davaya dayanak iş mahkemesi dosyaları şirketin tasfiye karar tarihi ve tasfiye kapanış tarihinden sonra açıldığı gibi, anılan iş mahkemesi dosyalarında rücuen  tazmini talep edilen ödemelerin yapıldığı dava dışı işçinin maluliyetine ilişkin hastalığına dair raporların da şirketin tasfiye karar tarihi ve tasfiye kapanış tarihinden sonraki tarihli olduğu görülmüştür. <br>\tHal böyle olunca, mahkemece dahili davalının tasfiye kapanışını usulüne uygun olarak yaptığı, tasfiye karar tarihinde ve tasfiye kapanış tarihinde şirketin taraf olduğu herhangi bir dava dosyası bulunmadığı gibi, işçilerinden herhangi birinin maluliyetine ilişkin bir rapor olmadığı, dahili davalının davanın açılmasına sebebiyet vermediği gözetilerek yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesi gerekirken bu husus gözetilmeden dahili davalı üzerinde bırakılmasında isabet görülmemiştir. Dahili davalı vekille temsil olunmuş ise de, davanın ve verilen hükmün niteliği, davacının dava açılmasına sebebiyet vermediği gözetilerek dahili davalı yararına vekalet ücretine hükmedilmemiştir. <br>\tTasfiye memuru ticaret sicil müdürlüğü ile birlikte zorunlu dava arkadaşı olduğundan usul ekonomisi de gözetilerek davaya dahil edilerek taraf teşkili sağlandığından, gelinen aşama itibarıyla ilk derece mahkemesi kararının kaldırılması nedeni olarak kabul edilmemiştir. \t<br>\tTüm bu nedenlerle dairemiz kararında direnilmesine, dahili davalı vekilinin istinaf talebinin kısmen kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının dahili davalı aleyhine hükmedilen yargılama giderleri ve vekalet ücreti yönünden kaldırılmasına, sair istinaf itirazlarının reddine karar vermek gerekmiş ve takdiren aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuş  olup, istinaf incelemesi sırasında açılan duruşma bozma ilamı gereği olduğundan Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 04/03/2021 tarih ve 2021/2-96 Esas 2021/205 Karar sayılı emsal içtihadı gözetilerek taraflar yararına vekalet ücretine hükmedilmemiştir. <br>\tHÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;<br>\tA)Dairemizin 12/04/2023 gün 2023/84 esas 2023/566 karar sayılı kararında DİRENİLMESİNE, <br>\tB)1-Dahili davalı vekilinin istinaf başvurusunun  KISMEN KABULÜNE, <br>\t2-Ankara 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 28/09/2022 tarih ve 2022/167 Esas 2022/582 Karar sayılı kararının HMK'nın 353/(1).b-2 maddesi uyarınca dahili davalı aleyhine hükmedilen vekalet ücreti ve yargılama giderleri yönünden KALDIRILMASINA, sair istinaf itirazlarının reddine, <br>\tC)1-Davanın KABULÜNE, Ankara Ticaret Sicil Müdürlüğü'nün ... Sicil Numarasına kayıtlı Tasfiye Halinde ...Anonim Şirketi'nin Ankara 37. İş Mahkemesi'nin 2019/314 Esas sayılı dosyasındaki dava ile sınırlı olmak üzere TTK'nun 547. maddesi gereğince ihyasına, <br>\t2-Tasfiye memuru olarak ...T.C. Kimlik Numaralı ...'nin atanmasına, <br>\t3-Karar kesinleştiğinde tescil ve ilan için bir suretin Ankara Ticaret Sicil Müdürlüğü'ne gönderilmesine, <br>\t4- Harçlar Tarifesi uyarınca alınması gerekli 179,90 TL karar ve ilam harcından peşin alınan 80,70 TL harcın mahsubu ile bakiye 99,20 TL'nin davacıdan alınarak hazineye iratd kaydına, <br>\t5-Davacı tarafından yapılan yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına,<br>\t6-Davacı yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, <br>\t7-Davacı tarafça yatırılıp kullanılmayan gider avansının karar kesinleştiğinde davacı tarafa iadesine, <br>\tD)1-Dahili davalı tarafından yatırılan 80,70 TL istinaf karar harcının karar kesinleştiğinde ve talep halinde dahili davalıya iadesine, <br>\t2-Dahili davalı tarafından istinaf aşamasında yapılan 220,70 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı ile 52,00 TL yargılama gideri toplamı 272,70 TL'nin davacıdan alınarak dahili davalıya verilmesine, <br>\t3-Bozma ilamı sonrasında Dairemizce açılan duruşma nedeniyle taraflar yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,  <br>\tDair, davacı vekilinin yüzüne karşı, davalı Sicil ile davalı ... vekilinin yokluğunda HMK'nın 361. maddesi uyarınca gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre  içerisinde Yargıtay'da temyiz kanun yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 30/01/2024<br><br>Başkan-           Üye -                 Üye - \t           Zabıt Katibi -<br><br>Bu belge 5070 sayılı Elektronik İmza Kanunu hükümlerine göre UYAP sistemi üzerinden  elektronik imza ile imzalanmıştır.<br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"c3e5a757e86e4558","SID":"1ce105015336e24b"}}