{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">  T.C.Ankara Bölge Adliye Mahkemesi               21.Hukuk Dairesi  2022/103  Esas 2024/64  Karar <br>T.C.<br>ANKARA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>21.HUKUK DAİRESİ<br><br>DOSYA NO\t: 2022/103 <br>KARAR NO\t: 2024/64<br><br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br>KARAR <br><br><br><br>İNCELENEN DOSYANIN\t<br>MAHKEMESİ\t: ANKARA 8. ASLİYE  TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 21/10/2021<br>NUMARASI\t\t: 2021/98 Esas 2021/655 Karar <br>DAVACI<br>VEKİLİ\t<br>DAVALI <br>DAVA\t: Menfi Tespit (Genel Kredi Sözleşmesinden Kaynaklanan)<br>DAVA TARİHİ\t: 12/02/2021<br>KARAR TARİHİ\t: 17/01/2024<br>GEREKÇELİ KARARIN<br>YAZILDIĞI TARİH\t: 01/02/2024<br><br>\tTaraflar arasındaki menfi tespit istemine ilişkin davanın yargılaması sonunda ilamda yazılı gerekçeyle davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükme karşı davalı  vekilince süresinde istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.  <br>\tDAVA<br>\tDavacı vekili dava dilekçesinde özetle; dava dışı ... ile davalı banka arasında akdedilen genel kredi sözleşmesi kapsamında kredi kullanıldığını, müvekkilinin kefaletinin alındığını, asıl borçlu tarafından kredi borcunun ödenmemesi üzerine hesabın kat edilerek müvekkili ve diğer borçlulardan 316.683,92 TL'nin ödenmesinin talep edildiğini, müvekkilinin kefalet sözleşmesi gereğince davalıya borcunun bulunmadığını, kefalet sözleşmesinde eş rızasının zorunlu bulunduğunu, müvekkilinin eşinin okuma yazma bilmediğini, başkası tarafından imza atılarak muvafakatnamenin alındığını, müvekkilinin eşinin imza atamadığını, yapılandırma nedeniyle kefaletin sona erdiğini belirterek müvekkilinin kredilerden kaynaklı olarak ihtarnamede belirtilen toplam 316.832,92 TL tutarındaki asıl tutar, işlemiş/işleyecek faiz ve tüm diğer fer'ileriyle birlikte borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. <br>\tCEVAP<br>\tDavalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkili tarafından dava dışı borçluya kredi kullandırıldığını, davacının bu krediye ilişkin imzaladığı kefalet sözleşmesi gereği bankaya borçlu olduğunu, yapılandırma şartlarının yerine getirilmediğini, yapılandırma sözleşmesinin yok hükmünde olduğunu belirterek davanın reddini istemiştir. <br><br>\tİLK DERECE MAHKEMESİ KARARI<br>\tMahkemece, her ne kadar davacın kefil olduğu 26/07/2017 tarihli genel kredi sözleşmesine davacının eşi ...'nun 10.11.2017 tarihinde onay vermiş olduğu iddia edilmiş ise de, işbu muvafakatnamedeki imzanın imza incelemesine elverişli olmaması ve davacının eşine ait olup olmadığının belli olmaması, basiretli tacir olan davalı bankanın hiç bir karakteristik unsur içermeyen  karalama şeklindeki imzanın geçersizliğini bilebilecek durumda olması ve bu durumun neticelerine katlanması gerektiği, davacının kefaletinde TBK'nun 584 maddesi gereğince verilmiş bir eş rızası bulunmaması nedeniyle kefaletin geçerli olmayacağı, bu itibarla davacının davalıya icrai sonuçlara haiz ihtarnamede belirtilen borç nedeniyle borçlu olmadığı, ihtarnamede belirtilen kredi sözleşmeleri ve borç nedeniyle davalıya borçlu olmadığının tespitine karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle davanın kabulüne, davacının davalı tarafından keşide edilen T.C. Beyoğlu 48. Noterliğinin 21.01.2021 tarih ve 7041 yevmiye numaralı ihtarnamede belirtilen kredi sözleşmeleri ve borç nedeniyle davalıya borçlu olmadığının tespitine karar verilmiştir.<br>\tİSTİNAF SEBEPLERİ<br>\tDavalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkili tarafından dava dışı borçluya kredi kullandırıldığını, davacının bu krediye ilişkin imzaladığı kefalet sözleşmesi gereği müvekkiline borçlu olduğunu, davacı tarafında borcun yapılandırıldığı ancak kefile bildirilmediğinden bahisle kefaletinin sonlanacağına ilişkin iddialarının kabul edilmeyeceğini, müvekkili ile davacı arasında imzalanan kefalet sözleşmesinin taahhütler başlıklı 3.1 maddesi gereğince, davacının dava dışı ...'nin doğmuş ve doğacak olan kredilerine kefil olduğunu, bu nedenle müvekkili tarafından davacı aleyhine kefalet limiti tutarında takip başlatıldığını, bilirkişi raporunun denetime elverişli olmadığını, hükme esas alınamayacağını, rapora itirazları değerlendirilmeksizin karar verildiğini, geçerli bir kefalet sözleşmesi mevcut olup, davacının müvekkiline borçlu olduğunu, imzanın geçerliliği hususunun teknik bir konu olduğunu, mahkemelerin dahi imzaların geçerliliği konusunda karara varabilmek için bilirkişi kök ve ek raporları aldırdığını, adli tıp kurumunda inceleme yaptırdığını, dolayısıyla bu konuda teknik bilgiye sahip olmayan banka çalışanlarının imzanın geçerliliği hususunu bilebilecek durumda olduğundan bahisle, müvekkilinin durumun neticelerine katlanması gerektiği yönündeki kararın kabul edilemeyeceğini belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmesini istemiştir. <br>\tHUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ<br>\tDava; kefalet sözleşmesinin geçersizliği nedeniyle davalı bankaya borçlu olunmadığının tespiti istemine ilişkindir.<br>\t6100 Sayılı HMK'nın 355. maddesi gereğince, istinaf incelemesinin istinafa gelen tarafın sıfatı ile istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırılık bulunup bulunmadığı hususu gözetilerek ilk derece mahkemesinin taraflar arasındaki ihtilafta görevli mahkeme oluşu ve eldeki davada kesin yetki kuralına da aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla işin esasına girilerek yapılan incelemede;  <br>\tHesap kat ihtarnamesi, genel kredi sözleşmesi, kefalet sözleşmeleri, yargılama aşamasında grafolog bilirkişiden alınan 14/07/2021 tarihli rapor dosya içerisinde yer almaktadır.<br>\tDavacı tarafından dava dışı asıl borçlu ... ile davacı ve diğer borçlulara 21/01/2021 tarihli hesap kat ihtarnamesi gönderilerek toplam 316.832,92 TL kredi borcunun 1 günlük atıfet süresi içerisinde ödenmesi talep edilmiştir. <br>\tDavacı ile davalı banka arasında dava dışı ...'nin 200.000,00 TL limitli 26/07/2017 tarihli genel kredi sözleşmesinin teminatını teşkil etmek üzere 12/01/2018 tarihli 200.000,00 TL limitli kefalet sözleşmesi imzalanmış, davacının eşi ...'nun anılan kefalete ilişkin 12/01/2018 tarihli eş muvafakati alınmış, dava dışı ...'nin 300.000,00 TL limitli 26/07/2017 tarihli genel kredi sözleşmesinin teminatını teşkil etmek üzere 10/11/2017 tarihli 300.000,00 TL limitli kefalet sözleşmesi imzalanmış, davacının eşi ...'nun anılan kefalete ilişkin 10/11/2017 tarihli eş muvafakati alınmıştır. <br>\tDavacının işbu davada kefalet sözleşmesine ilişkin eş rızasındaki eş imzasını inkar etmesi nedeniyle davacının eşi ...'nun mahkeme 20/05/2021 tarihinde istiktap imza örnekleri alınmış, davalı bankadan işbu davaya konu 10/11/2017 tarihli kefalet sözleşmesine ilişkin 10/11/2017 tarihli eş rızası muvafakat belgesi aslı getirtilmiştir. <br>\tYargılama aşamasında grafolog bilirkişiden alınan raporda, 10/11/2017 tarihli eş rızası belge aslı incelenerek mukayeseye esas ...'nun huzurda alınan imza örnekleri ile karşılaştırılmak suretiyle gerek muvafakatnamedeki imzalar, gerekse mukayese imzaların karalama niteliğinde atılmış basit tersimli çizgisel hareketlerden oluştuğu, aidiyet tespiti için uygun nitelikte ve yeterlikte karakteristik özellikler içermediği, kendi aralarında da istikrarsız olduğu, muvafakatnamedeki imzanın ...'nun eli ürünü olup olmadığı konusunda herhangi bir saptamaya gidilmediği tespit edilmiştir. <br>\tDavacı yan, davalı tarafından dava dışı asıl borçlu ...'nin kredi hesabının kat edilerek hesap kat ihtarnamesi gönderildiğini, kefalet sözleşmesine ilişkin eş muvafakat belgesindeki imzanın eşine ait olmadığını, kefaletin geçersiz olduğunu, hesap kat ihtarnamesiyle ödenmesi talep edilen borç nedeniyle bankaya borçlu olmadığını iddia etmiş, davalı yan ise davanın reddini savunmuştur. Mahkemece yapılan yargılama sonunda yukarıda özetlenen gerekçeyle davanın kabulüne karar verilmiştir.<br>\tTaraflar arasında davalı ile dava dışı asıl borçlu ... arasında akdedilen 26/07/2017 tarihli genel kredi sözleşmesinin teminatını teşkil etmek üzere davalı ile davacı arasında 10/11/2017 tarihli 300.000,00 TL limitli kefalet sözleşmesi imzalandığı, dava dışı asıl borçlunun kredi borcunu ödemediği iddiasıyla kredi hesabının kat edildiği, hesap kat ihtarnamesinin davacı ile dava dışı asıl borçlu ve diğer borçlulara gönderildiği hususlarında herhangi bir ihtilaf bulunmamaktadır. <br>\tUyuşmazlık, davacının kefalet sözleşmesinin geçerli olup olmadığı, geçerli ise dava tarihi itibarıyla kefaletinin bulunduğu genel kredi sözleşmesi nedeniyle davalıya borçlu olup olmadığı, borçlu değil ise miktarı hususlarından kaynaklanmaktadır. <br>\tDavalı vekilinin istinaf itirazları incelendiğinde, davacı yan dava dilekçesinde ve aşamalarda kefalet sözleşmesine ilişkin eş muvafakat belgesindeki imzanın eşine ait olmadığını, kefalet sözleşmesinin geçersiz olduğunu iddia etmiştir.<br>\tİddianın ileri sürülüşü karşısında işbu davada ispat külfeti davalı banka üzerinde olup, davalının kefalet sözleşmesinin geçerli olduğunu, hesap kat ihtarnamesi nedeniyle davacıdan alacaklı olduğunu usulüne uygun delillerle ispatlamakla yükümlüdür.  <br>\tYukarıda açıklandığı üzere işbu dava konusu kefalet sözleşmesi 10/11/2017 tarihli, 300.000,00 TL limitli olup, aynı tarihte davacının eşi ...'nun eş muvafakat belgesi imzalanmıştır. <br>\tKefalet tarihinde yürürlükte bulunan TBK'nun 583/1. maddesi uyarınca kefilin sorumlu olduğu azami miktar, kefalet tarihi ve müteselsil kefil olunması durumunda bu sıfatla veya bu anlama gelen herhangi bir ifadeyle yükümlülük altına girdiğinin kefilin kefalet sözleşmesinde kendi el yazısıyla belirtmesi şarttır. <br>\tDavacının imzasının bulunduğu kefalet sözleşmesinde kefil olunan azami miktar, kefalet tarihi ve müteselsil kefil ibaresi el yazısı ile yazılı olup, davacının anılan yazı ve imzaya yönelik bir inkarı bulunmamaktadır. <br>\tYukarıda yer alan şekil koşullarının yanı sıra TBK'nun 584/1. maddesi uyarınca eşlerden biri mahkemece verilmiş bir ayrılık kararı olmadıkça veya yasal olarak ayrı yaşama hakkı doğmadıkça, ancak diğerinin yazılı rızasıyla kefil olabilecektir. Anılan rızanın sözleşmenin kurulmasından önce ya da en geç kurulması anında verilmiş olması şarttır. Hükümde düzenlenen şekil koşulunun istisnaları ise TBK'nun 584/3. maddesinde düzenlenmiş olup, anılan hükümdeki istisnai durumlar somut olayda söz konusu değildir. <br>\tDavacının imzasının yer aldığı 10/11/2017 tarihli kefalet sözleşmesine ilişkin, anılan tarih ile aynı tarihli ... imzalı eş muvafakat belgesi düzenlenmiştir. Anılan belge şeklen TBK'nun 584/1. maddesine uygun ise de, belgenin geçerliliğine yönelik itiraz bulunmaktadır. Davacı yan anılan belgedeki imzanın eşine ait olmadığını ileri sürmüştür. <br>\tYargılama aşamasında imzası inkar edilen eş muvafakat belgesi aslı getirilip, davacı eşinin mahkeme huzurunda istiktap imza örnekleri alınarak grafolog bilirkişiden rapor alınması yoluna gidilmiştir. <br>\tAlınan bilirkişi raporunda muvafakatnamedeki imzanın ve mukayeseye esas mahkeme huzurunda alınan imzaların karalama niteliğinde atılmış, basit tersimli, çizgisel karakterlerden oluştuğu, aidiyet tespiti için uygun nitelikte ve yeterlikte karakteristik özellikler içermediği, kendi aralarında da istikrarsız olduğu, imzanın davacının eşinin eli ürünü olup olmadığı konusunda herhangi bir saptama yapılamadığı tespit edilmiştir. <br>\tBir belgedeki imzanın inkar edilmesi durumunda belge aslı getirtilmesi gerektiği gibi, imzası inkar edilenin mahkeme huzurunda alınan istiktap imza örnekleri ile birlikte imzanın yer aldığı belge tarihinden önce imzası inkar edilenin resmi makamlar önünde attığı imzalarının bulunduğu belge asıllarının bulunduğu yerlerin davalıdan sorularak bu belgelerin de getirtilmesi, yapılacak bilirkişi incelemesinde bu belgelerin de istiktap imza örnekleriyle birlikte mukayeseye esas alınması gerekir. <br>\tSomut olayda ise, davacının eşinin eş muvafakat belge tarihi olan 10/11/2017 tarihinden önce resmi makamlar önünde atmış olduğu imzalara ilişkin belge asılları getirtilmeden mahkeme huzurunda istiktap imza örneklerinin alınması ile yetinilerek dosya grafolog bilirkişiye tevdi edilmiştir. Bilirkişi de istiktap imza örneklerini mukayeseye esas belge olarak esas alıp, raporunu düzenlemiştir. <br>\tAlınan bilirkişi raporunda muvafakatnamedeki ve mukayeseye esas istiktap imzalarının karalama niteliğinde olduğu aidiyet tespiti için uygun nitelikte ve yeterlikte karakteristik özellikler içermediği tespit edilmiştir. <br>\tAnılan bu tespit karşısında incelemeye esas eş muvafakat belgesindeki imzanın karalama niteliğinde olduğu, aidiyet tespiti için uygun nitelikte ve yeterlikte karakteristik özellikler içermediğinden, imza incelemesi için kural olarak imzası inkar edilen belge tarihinden önceki tarihli imzaları içerir belge asıllarının getirtilerek bilirkişi incelemesinde mukayeseye esas alınması gerekmekte ise de, imzası inkar edilen belgedeki imzanın aidiyet tespitinin uygun olmadığı gözetilerek bu husus sonuca etkili görülmemiştir. <br>\tYargılama aşamasında alınan bilirkişi raporu ayrıntılı, denetime ve hüküm kurmaya elverişli niteliktedir. <br>\tHal böyle olunca, mahkemece yargılama aşamasında alınan ayrıntılı, denetime ve hüküm kurmaya elverişli bilirkişi raporu ile davacının kefalet sözleşmesine ilişkin eş muvafakat belgesindeki imzanın davacının eli ürünü olduğunun saptanamadığı, davalının kefalet sözleşmesinin yasanın aradığı şekil koşullarına uygun bulunduğunu usulüne uygun delillerle ispatlayamadığı gözetilerek hüküm kurulmasında bir isabetsizlik görülmemiştir. <br>\tDavalı vekilinin istinaf itirazlarının kamu düzenine aykırılık yönünden incelenmesine gelindiğinde, davacı yan işbu davada kefalet sözleşmesinin geçersiz olduğuna dayanarak davalı tarafından gönderilen hesap kat ihtarnamesi nedeniyle borçlu olmadığının tespitini talep etmiştir. Mahkemece yapılan yargılama sonunda davanın kabulü ile birlikte davacının davalı tarafından keşide edilen 21/01/2021 tarihli ihtarnamede belirtilen kredi sözleşmeleri ve borç nedeniyle davalıya borçlu olmadığının tespitine karar verilmiş ise de, hükümde borçlu olunmadığının tespitine karar verilen kredi sözleşmesi/kefalet sözleşmesinin hangi tarihli olduğu belirtilmemiştir. Hüküm bu hali ile infazda tereddüt yaratacak nitelikte olup, bu durum ise kamu düzenine aykırılık teşkil ettiğinden re'sen gözetilmiştir. <br>\tTüm bu nedenlerle davalı vekilinin istinaf başvurusunun kamu düzenine aykırılık gözetilerek kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kamu düzenine aykırılık yönünden kaldırılmasına, davalı vekilinin sair istinaf itirazlarının reddine, davanın kabulüne karar vermek gerekmiş ve takdiren aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. <br>\tHÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;<br>\tA)1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun kamu düzenine aykırılık gözetilerek KABULÜNE,<br>\tAnkara 8. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 21/10/2021 tarih ve 2021/98 Esas 2021/655 Karar sayılı kararının kamu düzenine aykırılık yönünden KALDIRILMASINA, davalı vekilinin sair istinaf itirazlarının reddine, <br>\tB)1-Davanın KABULÜNE, davacının davalıya Beyoğlu 48. Noterliğinin 21/01/2021 tarih ve 7041 yevmiye numaralı ihtarnamesi ve dava dışı ... ile davalı banka arasında akdedilen 26/07/2017 tarihli genel kredi sözleşmesinin teminatı olan 10/11/2017 tarihli 300.000,00 TL limitli kefalet sözleşmesi nedeniyle borçlu olmadığının tespitine,<br>\t2-Alınması gerekli 21.632,68 TL nispi karar ilam harcından peşin alınan 5.408,16 TL harcın mahsubu ile bakiye 16.224,52 TL harcın davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına,<br>\t3-Davacı tarafından yapılan 5.467,46 TL peşin harç giderinin davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, <br>\t4-Davacı tarafından yapılan 57,00 TL posta ve tebligat gideri ile 600,00 TL bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 657,00 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, <br>\t5-Arabuluculuk Kanununun 18/A(13). maddesi uyarınca karar tarihinde yürürlükte bulunan Arabuluculuk Ücret Tarifesi uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanan 1.320,00 TL arabuluculuk giderinin davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına,<br>\t6-Kendisini vekille temsil ettiren davacı yararına, kararın kaldırma gerekçesi de gözetilerek hüküm tarihinde yürürlükte olan AAÜT gereğince takdir ve tespit edilen 30.617,87 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, <br>\t7-Bakiye gider avansından artan kısmın talep halinde yatırana iadesine, <br>\tC)1-Davalı tarafından yatırılan 5.408,17‬ TL istinaf karar harcının talep halinde davalıya iadesine, <br>\t2-Davalı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin davadaki haklılık durumu gözetilerek davalı üzerinde bırakılmasına, <br>\t3-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından taraflar yararına vekalet ücreti taktirine yer olmadığına,  <br><br>\tDosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda uyuşmazlık konusu miktar dikkate alındığında HMK'nın 362. maddesi gereğince kesin olmak üzere, tarafların yokluğunda oy çokluğu ile karar verildi. 17/01/2024<br><br>Başkan -              Üye -                     Üye -              Zabıt Katibi - <br>\t                (Karşı Oy)<br>\t\t<br>\t\t          KARŞI OY<br><br>\tDavacı yan dava dilekçesinde kefalet sözleşmesine ilişkin eş rızası belgesindeki imzanın eşinin eli ürünü olmadığını ileri sürerek hesap kat ihtarnamesinde belirtilen toplam 316.832,92 TL'den borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep etmiştir. <br>\tMenfi tespit davasında davacı tarafından borçlu olunmadığının tespitinde hukuki yarar bulunması gerekir. Hukuki yararı oluşturan ise davacıyı menfi tespit davası açmaya zorlayan ihtar ve/veya icra takibidir. Bir başka anlatımla davacıyı menfi tespit davası açmaya zorlayan ihtar ve/veya icra takibi yok ise, salt sözleşmenin varlığı ileri sürülerek sözleşme nedeniyle menfi tespit davası açılmasında davacının hukuki yararının bulunmadığı kabul edilmelidir. <br>\tSomut olayda da davacı yan hesap kat ihtarnamesi nedeniyle borçlu olmadığının tespitini talep etmiş, davasını da kefalet sözleşmesine ilişkin eş rızası belgesindeki eş imzasının inkarına dayandırmıştır. <br>\tNitekim davacı yan da dava dilekçesinde hesap kat ihtarnamesi nedeniyle borçlu olmadığının tespitini talep etmiştir. <br>\tİddianın ileri sürülüş şekli karşısında mahkemece yapılacak yargılama sonunda davacıyı işbu davayı açmaya zorlayan, dava açmakta hukuki yararının oluşmasını sağlayan belge nedeniyle borçsuzluğun tespitine karar verilecektir. <br>\tHal böyle olunca, mahkemece davacının davalıya hesap kat ihtarnamesi nedeniyle borçlu olmadığının tespitine karar verilmesi gerekirken, hesap kat ihtarnamesinde belirtilen kredi sözleşmeleri ve borç nedeniyle davalıya borçlu olmadığının tespitine karar verilmesinde isabet görülmediğinden sayın çoğunluğun hesap kat ihtarnamesi ve kefalet sözleşmesi nedeniyle davacının davalıya borçlu olmadığının tespitine karar verilmesi gerektiği, kararın infazda tereddüt yarattığı gerekçesiyle ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmesine ilişkin gerekçesine katılamamaktayım. 17/01/2024\t<br>\t\t\t\t<br>\t\t\t\t\tÜye-<br>Bu belge 5070 sayılı Elektronik İmza Kanunu hükümlerine göre UYAP sistemi üzerinden  elektronik imza ile imzalanmıştır.<br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"5563ea6aaedb6a47","SID":"6ed09702381eb95a"}}