{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>KAYSERİ<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>6. HUKUK DAİRESİ<br>ESAS NO: 2024/321 <br>KARAR NO: 2024/315<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ  K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: KAYSERİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 26/12/2023 ARA KARAR<br>NUMARASI: 2023/331 Esas<br>DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 07/02/2024<br>İSTİNAF KARAR YAZIM TARİHİ: 07/02/2024<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekili dilekçesinde özetle;  Müvekkil ile ... arasında gerçekleşen alım-satıma dayalı ticari ilişki sebebi ile müvekkilin cari alacağı oluşmuş olup iş bu alacağımızın tahsili hususunda defaten talepte bulunulmuş ise de davalı yanca herhangi bir ödeme yapılmadığını, bunun üzerine Kayseri İcra Müdürlüğü ... Esas sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, ancak iş bu takibe karşı yapılan haksız ve hukuka aykırı itiraz üzerine takibin durdurulmasına karar verilmiş olduğundan sayın mahkemeye başvuru zorunluluğu doğduğunu, cari kayıtlar incelendiğinde müvekkilin alacağının sabit olduğu anlaşılacağını, karbon oranı incelemesi yapılmasına kadar dökülmeye sebep olabilecek birçok husus bulunduğunu, davalı ve değişik dosyasında inceleme yapan bilirkişi bu hususları göz ardı ederek karbon oranı üzerinden belirleme yapmaya çalışmıştır ki bu hususun kabulü mümkün olmadığını, tüm yüzey işlemlerinde olduğu gibi emaye kaplamalarda uygun ortam ve şartlarda kaplama yapılmasının  zaruri olduğunu, ekte belirtilen akademik çalışmada emaye kaplamaların çelik üretiminden sonra 6-10 hafta içerisinde yapılması gerektiği belirtilmiştir. Bu ürünlerin saklama koşullarındaki uygunsuzluklar ve buna bağlı olarak dış etkenlere maruz kalması bu süreyi çok kısıtlı kılabileceğini, bu hususun raporda değerlendirilmediğini, bilirkişi raporunda emaye kalınlığının tüm parçalarda benzer neticeler verdiğini ispat ettiğini, verimsiz bir kaplamada farklı noktalardan alınan kaplama kalınlık ölçümlerin değişeceğinin açık olduğunu, bu hususun değerlendirilmediğini, parlak fama ürün hangi sıcaklıkta ne kadar sürede bekletmeye bırakıldığını, müvekkil firma tarafından davalıya ayıplı yada hurda bir ürün satılmadığını, davalı yanca ödememe haline sebep olarak iddia edilen/ cevap dilekçesi ile iddia edilecek  tüm hususlara peşinen itiraz ettiklerini, davalı yan set üstü ocak vs. Üreten bir firma olduğunu, müvekkil firma ve aynı sektörde faaliyet gösteren diğer firmalardan parlak kangal, parlak lama vs. Gibi ham ürünleri aldığını, bu ürünleri çeşitli üretim safhalarından geçirerek set üstü ocak ve sair ürünler haline getirdiğini, dolayısı ile aslen ham madde alan davalı bu ürünü doğrudan tüketici önüne çıkaracağı tüketim/ Endüstri malzemelerine dönüştürdüğünü, alacağa yönelik iddiaya ilişkin olayda da  nereden satın alındığı dahi belli olmayan ürün birçok üretim aşamasından geçirildiğini, işlenmiş ve tüketiciye sunulduğunu, müvekkil yalnızca davalı firmaya değil davalı firma ile aynı sektörde veya bu ürünü işleyecek birçok firma ile ticari ilişkisini yürüttüğünü, hiçbirinden ayıplı ürün şikayeti almadığını, yalnızca bu husus bile davalının borçtan kurtulmaya yönelik iradesini ortaya koyduğunu, bilirkişi kendisinden istenen görevi ' ... A.Ş. Den mutfak ocakları üzerinde ızgara seti olarak kullanılmak amacıyla; parlaklama ürünü satın alınan ...A.Ş.'nin ... MAH ... CadNo:... ...- ... adresinde bulunan, kendilerine göre 'ayıplı ürün' içindeki karbon oranı ve ürün üzerindeki emayenin dökülme sebeplerinin belirlenmesi' şeklinde tanımladığını, karbon oranının 'davalıya göre' farklı olmasının müvekkil nezdinde bir hukuki sonucunun olması mümkün olmadığını, buna rağmen müvekkil 'süreci iyi niyetle yürütmek adına' numune ölçümlerini gerçekleştirdiğini, buna göre 'uluslararası standartlar gereği üretime uygun ürün satıldığı, kullanılan ürünün Tüm dünyada emaye kaplama prosesinde kullanılan ... olduğu ' ispatlanmış durumda olduğunu, davalının iddia ettiği emayenin dökülme hususunun 'müvekkil tarafından satılan ürünle ilgisinin bulunmadığı açıkça ortada olduğunu, konusunda uzman bir bilirkişi vasıtası ile durumun tespit edileceği açık olduğunu, tüm yüzey kaplamalarına ilişkin akademik çalışmalar incelendiğinde bekleme süresinin kaplama kalınlığı, sertlik, kaplama adhezyon davranışı, aşınma dayanımı ve korozyon dayanımına etki ettiği defalarca ispatlandığını, bilirkişi raporunda parlak lama ürünün hangi sıcaklıkta ne kadar süre tutulduğuna ilişkin olarak herhangi bir veriye yer vermediğini, çelik malzemelerde genel olarak kaplama sıcaklığının ve kaplama süresinin artması kaplama tabakasının kalınlığını artırıcı bir etkisi mevcut olduğunu, ancak bu değerler adeta bir çan eğrisi gibi belirli bir doyum noktasına ulaştığında kaplamalar verimsiz hale geldiğini, bu husus araştırılmadığını, kaplama bileşenlerinin kaplama verimliliğine doğrudan etkisi olduğu genel bir kural olduğunu, kaplama bileşenlerinin detaylı ve açıkça belirtilmesi artık zaruridir. Bilirkişi raporunda balık pulu dökülmenin karbon oranı ile ilgili olduğunu belirtmiştir. Ancak bu ifade ekte tarafınıza iletilen akademik çalışma ile çürütülmüştür. Bu çalışmada bilirkişinin iddia ettiği balık pulu dökülmenin Fırın atmosferindeki su buharı ve emayenin kurutulmadan pişirilmesi bu hata türünün oluşumuna sebep olan etmenler olarak açıklandığını, hidrojen çıkışı, emaye öncesi yüzey hazırlama gibi hususlar hiç değerlendirme dahi alınmadığını, icra inkar tazminatı talebimiz yönünden: huzurda görülmekte olan iş bu uyuşmazlığın niteliği itibarıyla; davalı tarafın ayrıca alacağın %20'sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatı ödemesine karar verilmesini talep etmek gerektiğini, ihtiyati haciz talebi yönünden; 01.10.2011 tarihinde yürürlüğe giren ve 1086 sayılı HUMK'yı iptal eden 6100 sayılı HMK'nın da 1086 sayılı Yasanın 101 ve takip eden maddelerindeki ihtiyati tedbirle ilgili öngörülen düzenlemelerden ayrılacak değişik hükümlere yer verildiğini, bunlardan bir tanesi ihtiyati tedbir isteğinin reddine dair verilen veya itiraz üzerine verilen karara karşı kanun yolunun açılmış olması, öncelikle incelenip, kesin olarak karara bağlanması olduğunu, izah edilen ve re'sen gözetilecek hususlar ışığında; Kayseri İcra Müdürlüğü ...Esas sayılı dosya nezdinde yapılan itirazın iptali ile, Sayın mahkemece yapılacak tensip ile birlikte İİK'nin m. 257 ve devamı maddeleri uyarınca (dava değeriyle sınırlı olacak şekilde) davalı/borçlu şirketin menkul-gayrimenkul ve 3.kisilerde bulunan hak ve alacaklan ile ilgili olarak İHTTYATI HACIZ-IHTIYATI TEDBIR kararı, alacağın likit/belirlenebilir olduğu da dikkate alınarak takip alacağın %20 sinden az olmamak Üüzere borçlu şirketin icra inkar tazminatına mahkum edilmesine, yargılama giderlerinin karşı tarafa yükletilmesine, 1136 Sayılı Avukatlık Kanunu'nun 4667 Sayılı Kanun'la değişik 164/son fıkrası uyarınca karşı taraf vekalet ücretinin Avukat olarak  hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ : İlk derece Mahkemesi tarafından  kararı ile;  Somut uyuşmazlık, yapılan genel açıklamalar ve bahse konu yasa maddeleri bir bütün halinde değerlendirildiğinde; alacağın yargılamayı gerektirmesi, dosyaya sunulan deliller itibariyle de ihtiyati haciz kararı vermek için gerekli yaklaşık ispatın ortaya konulamaması nedeniyle ihtiyati haciz talebinin reddine karar vermek gerekmiş  \"1-Davacının ihtiyati haciz talebinin REDDİNE,\" şeklinde ara karar kurulmuştur.Davacı vekili işbu ara kararı yasal süresi içerisinde istinaf etmiştir.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle ;Alacağın varlığı sabit olup davalı yanca \"kötü niyetli olarak\" ödeme yapılmadığını, dava konusunun 'para alacağı olduğu' ve davalı yanca ödeme yapmaktan kaçınılması hali ivedilikle tedbir/haciz uygulanmasını zorunlu hale getirdiğini, sayın mahkemece alacağın vadesi gelmediği şeklinde değerlendirme yapılarak bir takım kriterler sayılmış ise de iş bu somut durum açısından sayılan şartların geçerli olmadığını, zira alacağın muaccel olduğu ve vadesinin geldiği dava dilekçesi ekinde sunulu kayıtlar ile sabit olup davalı yanca bırca itiraz dilekçesinde 'muaccel olmayan bir alacak\" dan da bahsedilmediğini,  müvekkil yalnızca davalı firmaya değil davalı firma ile aynı sektörde veya bu ürünü işleyecek birçok firma ile ticari ilişkisini yürüttüğünü, hiçbirinden ayıplı ürün şikayeti almadığını, yalnızca bu husus bile davalının borçtan kurtulmaya yönelik iradesini ortaya koyduğunu, değişik iş dosyasına mübrez raporların bilimsel dayanak ve gerçeklikten uzak olduğunu beyan ile ; bilirkişi kendisinden istenen görevi  '... A.Ş. Den mutfak ocakları üzerinde ızgara seti olarak kullanılmak amacıyla; parlak lama ürünü satın alan ...A.Ş.'nin ... MAH ... CadNo:... ...- ... adresinde bulunan, kendilerine göre 'ayıplı ürün' içindeki karbon oranı ve ürün üzerindeki emayenin dökülme sebeplerinin belirlenmesi'  şeklinde tanımladığını, karbon oranının ' ayıp iddiası' ile herhangi bir ilgisinin bulunması mümkün değildir. zira müvekkil tarafından karbon oranının ne olacağı yönünde davalıya verilmiş taahhüt bulunmadığını, dolayısı ile karbon oranının 'davalıya göre' farklı olmasının müvekkil nezdinde bir hukuki sonucunun olması mümkün olmadığını, buna rağmen müvekkil 'süreci iyi niyetle yürütmek adına' numune ölçümlerini gerçekleştirdiğini, buna göre 'uluslararası standartlar gereği üretime uygun ürün satıldığı, kullanılan ürünün Tüm dünyada emaye kaplama prosesinde kullanılan ... olduğu ' ispatlanmış durumda olduğunu, davalının iddia ettiği emayenin dökülme hususunun 'müvekkil tarafından satılan ürünle ilgisinin bulunmadığı açıkça ortada olduğunu, bahse konu oran 'müvekkil üretimini ayıplı mal' haline getirecek bir oran olmadığını, zira uluslararası standartlara uygun bir karbon oranı tespit edilmiş olup değişik iş dosyasına sunulan raporda yer alan %0.05 oranın hangi bilimsel veriye dayandığınında anlaşıladığını,  zira Dünyaca ünlü çelik firmalarından biri olan ... firmasının emaye kaplamaya uygun çelik olarak piyasaya sürdükleri ürünlerin kimyasal komposizyon oranı incelendiğinde % C oranının 0,030-0,10 arasında değişiklik gösterebildiği anlaşıldığını, bu firmanın piyasaya sürdüğü ürünler incelendiğinde çelik içerisinde yer alan karbon oranının emaya kaplamalar için uygunluğunda bir sorun bulunmadığını, emaye dökülmesinin birçok sebebi bulunmakta olup bu hususta tespit edilen tez ve çalışmalarını ekte sunduğunu, bu hususların değerlendirilmeden 'dünya standardına dayanmayan' bir oran belirlenerek yalnızca karbon oranı üzerinden ürünün ayıplı olduğu sonucunu çıkarmak mümkün olmadığını, bu aşamada bilirkişinin hangi numune üzerinde çalıştığı, hangi nitelik ve şartlarda çalıştığı bilinmediğinden bu yönü ile itiraza yönelik şerhi tekrarladığını, emaye dökülmesinin davalı süreci sebebi ile gerçekleştiği kuvvetle muhtemel olup davalının kendi kusuruna dayanan işlemi sebebi ile borçtan kurtulması mümkün olmadığını , nitekim karbon oranı incelemesi yapılmasına kadar dökülmeye sebep olabilecek birçok husus bulunduğunu, davalı ve değişik dosyasında inceleme yapan bilirkişi bu hususları göz ardı ederek karbon oranı üzerinden belirleme yapmaya çalışmıştır ki bu hususun kabulünün  mümkün olmadığını, tüm yüzey işlemlerinde olduğu gibi emaye kaplamalarda uygun ortam ve şartlarda kaplama yapılması zaruri olduğunu, ekte belirtilen akademik çalışmada emaye kaplamaların çelik üretiminden sonra 6-10 hafta içerisinde yapılması gerektiği belirtildiğini, bu ürünlerin saklama koşullarındaki uygunsuzluklar ve buna bağlı olarak dış etkenlere maruz kalması bu süreyi çok kısıtlı kılabileceğini, bu hususun raporda değerlendirilmediğini, bilirkişi raporunda emaye kalınlığının tüm parçalarda benzer neticeler verdiğini ispat ettiğini, verimsiz bir kaplamada farklı noktalardan alınan kaplama kalınlık ölçümlerin değişeceğinin açık olduğunu, bu hususun değerlendirilmediğini, tüm yüzey kaplamalarına ilişkin akademik çalışmalar incelendiğinde bekleme süresinin kaplama kalınlığı, sertlik, kaplama adhezyon davranışı, aşınma dayanımı ve korozyon dayanımına etki ettiği defalarca ispatlandığını, borçlu, yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu bilebilecek durumda ise/ tespit edebiliyor ise , ki huzurdaki davada borçlunun borcunu bilmemesi mümkün olmadığını,  kötüniyetli olmasa dahi icra inkar tazminatına hükmedilmesi gerektiğini, borçlu yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu bilebilecek durumda ise/tespit edebiliyor ise alacağın likit ve muayyen olduğunun kabulü zorunlu olduğunu, bu durumda takibe konu alacak ile bilirkişi incelemesi neticesinde hesaplama sonucu bulunan miktar aynı ise icra inkar tazminatına hükmedilmesi gerektiğini,  ihtiyati tedbir diğer fonksiyonları yanında davanın devamı sırasında ve verilecek hükmün kesinleşmesine kadar olan süreç içerisinde dava konusu şey üzerinde yeni bir takım ihtilafların çıkmasını da önleyici niteliği itibariyle geçici bir hukuki koruma olduğunu,  tüm bu ileri sürülen hususlar ışığında işbu haklı davayı ikame etme zarureti elzem olduğunu, sayın mahkemece yapılacak inceleme sonucu işbu davanın kabulüne karar verileceğine dair inancı olduğunu, Kayseri 1. Asliye Ticaret Mahkemesi 2023/331 Esas sayılı dosyası kapsamında 26.12. 2023 tarihli \"ihtiyati tedbir ve ihtiyati haciz taleplerinin ayrı ayrı reddine \" şeklinde verilen ara kararın sayın dairenizce yapılacak inceleme sonucunda kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.<br>Davalı vekili istinaf dilekçesine karşı sunduğu cevap dilekçesinde özetle ; Davacının alacak iddiasına dayanak gösterdiği faturaya ilişkin olarak da iade faturası düzenlendiğini, müvekkil davacı tarafından satılan ve gizli ayıplı olduğu anlaşılan malları geri vermeye hazır olduğunu da bildirirek sözleşmeden döndüğünü, müvekkilin ayıplı çıktığı anlaşılan malzemeleri üretimde kullanmaya son verdiğini ve bu malzemeler kullanıldığı için iade dönen işlenmiş ürünlerini kullanılamaz vaziyette olduğu için deposuna almak zorunda kaldığını, müvekkil tarafından yapılan bildirim sonrasında da davacı firma yetkililerinden gelip inceleme yapılmış ancak davacı tarafından ayıplı malzemelerin teslim alınmasından imtina edildiğini, müvekkil söz konusu malzemeleri kullanamayacağını , kullandığı malzemeler nedeni ile de çok ciddi zarara uğradığını söylemesine rağmen davacı müvekkilin bu zararlarını görmezden gelip ayıplı olan malları ile ilgili de haksız bir şekilde ödeme talebinde bulunduğunu, müvekkil davacıdan sorunun çözümüne dair bir sonuç alamayacağını ve sadece oyalama yoluna gidildiğini görünce ayıplı malzemelere ilişkin faturaya dair iade fatura düzenleyerek davacıya gönderdiğini, davacı bu iade faturayı kabul etmediğini belirttiğini ve bu itiraza ilişkin olarak da davacıya Kayseri 7. Noterliğinin ... tarih ...yevmiye numaralı ihtarı ile de cevap verildiğini, söz konusu ihtarda Kayseri 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2021/390 D.iş numaralı dosyasında yapılan tespit sonucu müvekkilin sözleşmeden dönme hakkını kullandığı , ayıplı malların kullanılamaz vaziyette olduğu ve müvekkilin bu malları vermeye de hazır olduğu , müvekkil deposundan bu malların teslim alınması gerektiği davacıya iletildiğini, müvekkil adına da ayıplı çıkan mallar nedeni ile sözleşmeden dönmeye bağlı olarak davacıya borçlu olunmadığının tespiti ve uğranılan zararların tazmini için arabuluculuk başvurusunda (Kayseri Arabuluculuk Bürosu 2022/70570 Dosya No) bulunulduğunu, ancak davacı ile anlaşma sağlanamadığını, açıklanan nedenlerle davacının haksız ve hukuki dayanaktan yoksun ikinci kez yaptığı ihtiyati haciz talebine yönelik  istinaf başvurusunun reddini ,  davacının haksız ve hukuki dayanaktan yoksun istinaf başvurusunun reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı taraf üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.<br>H.M.K 355. Maddesi gereğince inceleme Kamu Düzenine aykırılık halleri dışında istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılmıştır.<br> HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ : Dairemizin işbu derdest dosyada daha önce verdiği 18/07/2023 tarihli,2023/1401 esas-2023/1246 karar sayılı ilamıyla:<br>\" Davacı vekili 06/04/2023 tarihli dilekçesinde özetle; Müvekkil ile ... arasında gerçekleşen alım-satıma dayalı ticari ilişki sebebi ile müvekkilin cari alacağı oluşmuş olup iş bu alacağımızın tahsili hususunda defaten talepte bulunulmuş ise de davalı yanca herhangi bir ödeme yapılmadığını, bunun üzerine Kayseri İcra Müdürlüğü ... Esas sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, ancak iş bu takibe karşı yapılan haksız ve hukuka aykırı itiraz üzerine takibin durdurulmasına karar verilmiş olduğundan sayın mahkemeye başvuru zorunluluğu doğduğunu, cari kayıtlar incelendiğinde müvekkilin alacağının sabit olduğu anlaşılacağını, karbon oranı incelemesi yapılmasına kadar dökülmeye sebep olabilecek birçok husus bulunduğunu, davalı ve değişik dosyasında inceleme yapan bilirkişi bu hususları göz ardı ederek karbon oranı üzerinden belirleme yapmaya çalışmıştır ki bu hususun kabulü mümkün olmadığını, tüm yüzey işlemlerinde olduğu gibi emaye kaplamalarda uygun ortam ve şartlarda kaplama yapılmasının  zaruri olduğunu, ekte belirtilen akademik çalışmada emaye kaplamaların çelik üretiminden sonra 6-10 hafta içerisinde yapılması gerektiği belirtilmiştir. Bu ürünlerin saklama koşullarındaki uygunsuzluklar ve buna bağlı olarak dış etkenlere maruz kalması bu süreyi çok kısıtlı kılabileceğini, bu hususun raporda değerlendirilmediğini, bilirkişi raporunda emaye kalınlığının tüm parçalarda benzer neticeler verdiğini ispat ettiğini, verimsiz bir kaplamada farklı noktalardan alınan kaplama kalınlık ölçümlerin değişeceğinin açık olduğunu, bu hususun değerlendirilmediğini, parlak fama ürün hangi sıcaklıkta ne kadar sürede bekletmeye bırakıldığını, müvekkil firma tarafından davalıya ayıplı yada hurda bir ürün satılmadığını, davalı yanca ödememe haline sebep olarak iddia edilen/ cevap dilekçesi ile iddia edilecek  tüm hususlara peşinen itiraz ettiklerini, davalı yan set üstü ocak vs. Üreten bir firma olduğunu, müvekkil firma ve aynı sektörde faaliyet gösteren diğer firmalardan parlak kangal, parlak lama vs. Gibi ham ürünleri aldığını, bu ürünleri çeşitli üretim safhalarından geçirerek set üstü ocak ve sair ürünler haline getirdiğini, dolayısı ile aslen ham madde alan davalı bu ürünü doğrudan tüketici önüne çıkaracağı tüketim/ Endüstri malzemelerine dönüştürdüğünü, alacağa yönelik iddiaya ilişkin olayda da  nereden satın alındığı dahi belli olmayan ürün birçok üretim aşamasından geçirildiğini, işlenmiş ve tüketiciye sunulduğunu, müvekkil yalnızca davalı firmaya değil davalı firma ile aynı sektörde veya bu ürünü işleyecek birçok firma ile ticari ilişkisini yürüttüğünü, hiçbirinden ayıplı ürün şikayeti almadığını, yalnızca bu husus bile davalının borçtan kurtulmaya yönelik iradesini ortaya koyduğunu, bilirkişi kendisinden istenen görevi ' ... A.Ş. Den mutfak ocakları üzerinde ızgara seti olarak kullanılmak amacıyla; parlaklama ürünü satın alınan ... A.Ş.'nin ... MAH ... CadNo:... ...- ...adresinde bulunan, kendilerine göre 'ayıplı ürün' içindeki karbon oranı ve ürün üzerindeki emayenin dökülme sebeplerinin belirlenmesi' şeklinde tanımladığını, karbon oranının 'davalıya göre' farklı olmasının müvekkil nezdinde bir hukuki sonucunun olması mümkün olmadığını, buna rağmen müvekkil 'süreci iyi niyetle yürütmek adına' numune ölçümlerini gerçekleştirdiğini, buna göre 'uluslararası standartlar gereği üretime uygun ürün satıldığı, kullanılan ürünün Tüm dünyada emaye kaplama prosesinde kullanılan ... olduğu ' ispatlanmış durumda olduğunu, davalının iddia ettiği emayenin dökülme hususunun 'müvekkil tarafından satılan ürünle ilgisinin bulunmadığı açıkça ortada olduğunu, konusunda uzman bir bilirkişi vasıtası ile durumun tespit edileceği açık olduğunu, tüm yüzey kaplamalarına ilişkin akademik çalışmalar incelendiğinde bekleme süresinin kaplama kalınlığı, sertlik, kaplama adhezyon davranışı, aşınma dayanımı ve korozyon dayanımına etki ettiği defalarca ispatlandığını, bilirkişi raporunda parlak lama ürünün hangi sıcaklıkta ne kadar süre tutulduğuna ilişkin olarak herhangi bir veriye yer vermediğini, çelik malzemelerde genel olarak kaplama sıcaklığının ve kaplama süresinin artması kaplama tabakasının kalınlığını artırıcı bir etkisi mevcut olduğunu, ancak bu değerler adeta bir çan eğrisi gibi belirli bir doyum noktasına ulaştığında kaplamalar verimsiz hale geldiğini, bu husus araştırılmadığını, kaplama bileşenlerinin kaplama verimliliğine doğrudan etkisi olduğu genel bir kural olduğunu, kaplama bileşenlerinin detaylı ve açıkça belirtilmesi artık zaruridir. Bilirkişi raporunda balık pulu dökülmenin karbon oranı ile ilgili olduğunu belirtmiştir. Ancak bu ifade ekte tarafınıza iletilen akademik çalışma ile çürütülmüştür. Bu çalışmada bilirkişinin iddia ettiği balık pulu dökülmenin Fırın atmosferindeki su buharı ve emayenin kurutulmadan pişirilmesi bu hata türünün oluşumuna sebep olan etmenler olarak açıklandığını, hidrojen çıkışı, emaye öncesi yüzey hazırlama gibi hususlar hiç değerlendirme dahi alınmadığını, icra inkar tazminatı talebimiz yönünden: huzurda görülmekte olan iş bu uyuşmazlığın niteliği itibarıyla; davalı tarafın ayrıca alacağın %20'sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatı ödemesine karar verilmesini talep etmek gerektiğini, ihtiyati haciz talebi yönünden; 01.10.2011 tarihinde yürürlüğe giren ve 1086 sayılı HUMK'yı iptal eden 6100 sayılı HMK'nın da 1086 sayılı Yasanın 101 ve takip eden maddelerindeki ihtiyati tedbirle ilgili öngörülen düzenlemelerden ayrılacak değişik hükümlere yer verildiğini, bunlardan bir tanesi ihtiyati tedbir isteğinin reddine dair verilen veya itiraz üzerine verilen karara karşı kanun yolunun açılmış olması, öncelikle incelenip, kesin olarak karara bağlanması olduğunu, izah edilen ve re'sen gözetilecek hususlar ışığında; Kayseri İcra Müdürlüğü ... Esas sayılı dosya nezdinde yapılan itirazın iptali ile, Sayın mahkemece yapılacak tensip ile birlikte İİK'nin m. 257 ve devamı maddeleri uyarınca (dava değeriyle sınırlı olacak şekilde) davalı/borçlu şirketin menkul-gayrimenkul ve 3.kisilerde bulunan hak ve alacaklan ile ilgili olarak İHTTYATI HACIZ-IHTIYATI TEDBIR kararı, alacağın likit/belirlenebilir olduğu da dikkate alınarak takip alacağın %20 sinden az olmamak Üüzere borçlu şirketin icra inkar tazminatına mahkum edilmesine, yargılama giderlerinin karşı tarafa yükletilmesine, 1136 Sayılı Avukatlık Kanunu'nun 4667 Sayılı Kanun'la değişik 164/son fıkrası uyarınca karşı taraf vekalet ücretinin Avukat olarak  hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ :İlk derece Mahkemesi tarafından  kararı ile;  <br> İhtiyati haciz talebine ilişkin yapılan incelemede; İİK'nun 257. maddesinin 1. fıkrası uyarınca \"Rehinle temin edilmemiş ve vadesi gelmiş bir para borcunun alacaklısı, borçlunun yedinde veya üçüncü şahısta olan taşınır ve taşınmaz mallarını ve alacaklarıyla diğer haklarını haczettirebilir.\" Bu hükme göre, bir para alacağının vadesi gelmesi halinde alacaklı ihtiyati haciz talebinde bulunabilecektir. İİK'nun 257. maddesinin 2. fıkrası uyarınca \"Vadesi gelmemiş borçtan dolayı yalnız aşağıdaki hallerde ihtiyati haciz istenebilir: 1- Borçlunun muayyen yerleşim yeri yoksa; 2- Borçlu taahhütlerinden kurtulmak maksadıyla mallarını gizlemeye, kaçırmaya veya kendisi kaçmaya hazırlanır yahut kaçar ya da bu maksatla alacaklının haklarını ihlal eden hileli işlemlerde bulunursa.\" Bu suretle ihtiyati haciz konulursa borç yalnız borçlu hakkında muacceliyet kesbeder. İİK'nun 258. maddesinin 1. fıkrası uyarınca \"... Alacaklı alacağı ve icabında haciz sebepleri hakkında mahkemeye kanaat getirecek deliller göstermeye mecburdur...\" Bu hükme göre, alacaklı alacağının varlığı ile birlikte alacağın vadesinin geldiği veya alacağın vadesi gelmemişse, İİK'nun 257/2. maddesi hükmündeki sebeplerin varlığı hakkında mahkemeye kanaat verecek delilleri göstermek zorundadır. Daha açık bir anlatımla, sadece alacağın varlığı, ihtiyati haciz kararı verilmesi için yeterli veya tek şart değildir. Somut uyuşmazlık, yapılan genel açıklamalar ve bahse konu yasa maddeleri ile  bir bütün halinde değerlendirildiğinde, ihtiyati haciz talep edenin, aleyhine talep ettiği kişiden alacağının mevcut olduğunu ve miktarını gösterir, daha geniş bir anlatımla İİK'nun 257. maddesinde sayılan yasal koşulların bulunduğu ispat etmeye elverişli, mahkemeye yaklaşık ölçüde kanaat verici delil bulunmaması, alacağın yargılamayı gerektirmesi ve davanın esasını çözümler mahiyette tedbir kararı verilemeyecek olması nedeniyle talebin reddine karar vermek gerekmiş \"1-Davacının ihtiyati tedbir ve ihtiyati haciz taleplerinin ayrı ayrı REDDİNE,\" şeklinde hüküm kurulmuştur. <br>Davacı vekili işbu ara kararını süresinde istinaf etmiştir.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle ; Alacağın varlığı sabit olup davalı yanca \"kötü niyetli olarak\" ödeme yapılmadığını, dava konusunun 'para alacağı olduğu' ve davalı yanca ödeme yapmaktan kaçınılması hali ivedilikle tedbir/haciz uygulanmasını zorunlu hale getirdiğini, mahkemece alacağın vadesi gelmediği şeklinde değerlendirme yapılarak bir takım kriterler sayılmış ise de iş bu somut durum açısından sayılan şartların geçerli olmadığının açık olduğunu, zira alacağın muaccel olduğu ve vadesinin geldiği dava dilekçesi ekinde sunulu kayıtlar ile sabit olup savalı yanca bırca itiraz dilekçesinde 'muaccel olmayan bir alacak\" dan da bahsedilmediğini, müvekkilin alacağı sabit olup vadesi geçmiş olmasına rağmen alacak tahsil edilemediğini, müvekkil ile ... arasında gerçekleşen alım-satıma dayalı ticari ilişki sebebi ile müvekkilin  cari alacağı oluşmuş olup iş bu alacağın tahsili hususunda defaten talepte bulunulduğu ise de davalı yanca herhangi bir ödeme yapılmadığını, bunun üzerine Kayseri İcra Müdürlüğü ... Esas sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, iş bu takibe karşı yapılan haksız ve hukuka aykırı itiraz üzerine takibin durdurulmasına karar verilmiş olduğundan sayın mahkemeye başvuru zorunluluğu doğduğunu, cari kayıtlar incelendiğinde müvekkilin alacağının sabit olduğunun anlaşılacağını, müvekkil firma alacağının bulunduğuna ilişkin hiçbir tereddüt bulunmamakta olup davalı yanca kötü niyetli olarak ödeme yapılmadığının açık olduğunu, bu hususta arabulucuk süreci de yürütülmüş olup  anlamama şeklinde sona erdiğini, müvekkil firma tarafından davalıya ayıplı yada hurda bir ürün satılmadığını, davalı yanca ödememe haline sebep olarak iddia edilen/ cevap dilekçesi ile iddia edildiğini, davalı yan set üstü ocak vs. Üreten bir firma olduğunu, müvekkil firma ve aynı sektörde faaliyet gösteren diğer firmalardan  parlak kangal, parlak lama vs. Gibi ham ürünleri aldığını, bu ürünleri çeşitli üretim safhalarından geçirerek set üstü ocak ve sair ürünler haline getirdiğini, dolayısı ile aslen hammadde alan davalı bu ürünü doğrudan tüketici önüne çıkaracağı tüketim/Endüstri malzemelerine dönüştürdüğünü, alacağa yönelik iddiaya ilişkin olayda da   nereden satın alındığı dahi belli olmayan ürün birçok üretim aşamasından geçirildiğini, işlendiğini ve  tüketiciye sunulduğunu, davalı maillerinden anlaşıldığı üzere; Tüketici tarafından gelen şikayetler üzerine 'müvekkilden alınan ürünün ayıplı olduğu/ karbonlu çıktığı!' iddiası ile sürecin yürütülmeye başlandığını, davalının ayıplı olduğunu iddia ettiği ürünün 'müvekkil firmadan alınan ürün' olup olmadığının dahi şüpheli olduğunu, davalının  satın aldığı ürünü  işlediğini, sattığını ve akabinde satış yaptığı kişilerden olumsuz dönüşler aldığı gerekçesi ile \"müvekkilden aldığını varsaydığı ürünün\" ayıplı olduğunu iddia ettiğini, karbon oranının ' ayıp iddiası' ile herhangi bir ilgisinin bulunması mümkün olduğunu, zira müvekkil tarafından karbon oranının ne olacağı yönünde davalıya verilmiş taahhüt bulunmadığını, dolayısı ile karbon oranının 'davalıya göre' farklı olmasının müvekkil nezdinde bir hukuki sonucunun olması mümkün olduğunu, buna rağmen müvekkil 'süreci iyi niyetle yürütmek adına' numune ölçümlerini gerçekleştirdiğini, buna göre 'uluslararası standartlar gereği üretime uygun ürün satıldığı, kullanılan ürünün tüm dünyada emaye kaplama prosesinde kullanılan...olduğu ' ispatlanmış durumda olduğunu, davalının iddia ettiği emayenin dökülme hususunun 'müvekkil tarafından satılan ürünle ilgisinin bulunmadığı açıkça ortada olduğunu, İcra İflas Kanunu uyarınca icra inkar tazminatına hükmedilmesi için borçlunun takip sırasında ödeme emrine itiraz etmesi ve alacaklının alacağını doğrudan mahkemede dava ederek haklı çıkması yasal koşullardan olduğunu, ayrıca alacağın likit ve muayyen olması gerektiğini , bu tazminat, işin itiraz ederek çabuk bitirilmesine engel olan borçluya karşı konulmuş bir yaptırım olup borçlu tarafından alacağın miktarı belli, sabit veya belirlemek için bütün unsurlar bilinmekte veya bilinmesi gerekmekte ve böylece borçlu tarafından tahkik ve tayin edilmesi mümkün ise hükmedilmesi gerektiğini , borçlu, yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu bilebilecek durumda ise/ tespit edebiliyor ise –ki huzurdaki davada borçlunun borcunu bilmemesi mümkün olmadığını, kötüniyetli olmasa dahi icra inkar tazminatına hükmedilmesi gerektiğini, borçlu yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu bilebilecek durumda ise/tespit edebiliyor ise alacağın likit ve muayyen olduğunun kabulü zorunlu olduğunu, bu durumda takibe konu alacak ile bilirkişi incelemesi neticesinde hesaplama sonucu bulunan miktar aynı ise icra inkar tazminatına hükmedilmesi gerektiğini, ihtiyati haciz talebimiz yönünden; 01.10.2011 tarihinde yürürlüğe giren ve 1086 sayılı HUMK'yı iptal eden 6100 sayılı HMK'nın da 1086 sayılı Yasanın 101 ve takip eden maddelerindeki ihtiyati tedbirle ilgili öngörülen düzenlemelerden ayrılacak değişik hükümlere yer verildiğini, bunlardan bir tanesi ihtiyati tedbir isteğinin reddine dair verilen veya itiraz üzerine verilen karara karşı kanun yolunun açılmış olması, öncelikle incelenip, kesin olarak karara bağlanması gerektiğini, ihtiyati tedbir diğer fonksiyonları yanında davanın devamı sırasında ve verilecek hükmün kesinleşmesine kadar olan süreç içerisinde dava konusu şey üzerinde yeni bir takım ihtilafların çıkmasını da önleyici niteliği itibariyle geçici bir hukuki koruma olduğunu,  6100 sayılı HMK'nın onuncu kısmının birinci bölümünde düzenlenen ihtiyati tedbir müessesesi 389.madde başlığında \"geçici hukuki korumalar\" olarak vasıflandırılmış ve aynı maddenin birinci fıkrasında \"mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkansız hale geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hallerinde, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir\" şeklinde şartları belirtildikten sonra takip eden maddelerde bu konudaki talep verilecek karar ve içereceği hususlar, teminat, kararın uygulanması gibi sair hususlar da duraksamaya yer bırakmayacak şekilde takip edilmesi ve yapılması gerekli usul ve prosedür olarak belirtildiğini, Kayseri 1. Asliye Ticaret Mahkemesi 2023/331 Esas sayılı dosyası kapsamında 07.04. 2023 tarihli \"ihtiyati tedbir ve ihtiyati haciz taleplerinin ayrı ayrı REDDINE \" şeklinde verilen ara kararın sayın dairenizce yapılacak inceleme sonucunda KALDIRILMASINA karar verilmesini talep etmiştir.H.M.K 355. Maddesi gereğince inceleme Kamu Düzenine aykırılık halleri dışında istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılmıştır.<br> HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ : Derdest dava, ilamsız icra takibine yapılan itirazın iptali talebine ilişkindir.Davacı, takip ve dava konusu para alacağı yönünden ihtiyati tedbir ve ihtiyati haciz talep etmiştir.Mahkeme 07/04/2023 tarihli gerekçeli ara kararı ile davacının ihtiyati tedbir talebinin HMK 389 vd. Maddeleri gereğince, ihtiyati haciz talebinin de İİK 257. Vd maddeleri gereğince aranan gerekli ve yaklaşık ispata yeterli koşulları bulunmadığından bahisle ayrı ayrı reddine karar vermiş, davacı vekili işbu ara kararını süresinde istinaf etmiştir.İstinaf dilekçesinde ileri sürülen istinaf sebepleri, mahkemece verilmiş ve istinaf edilmiş olan gerekçeli ara kararda yazılı açıklamalar ile bu aşamadaki mevcut derdest dava dosyası kapsamı birlikte incelenip değerlendirildiğinde ; Derdest işbu bir miktar para alacağının tahsili için başlatılmış ilamsız icra takibine yapılan itirazın iptali talebine ilişkin davada , takip ve dava konusu para alacağı yönünden istenen ihtiyati tedbir talebinin kabulü için HMK 389 vd mad. Gereğince aranan gerekli (üzerine ihtiyati tedbir konulması istenen mal varlığının bizzat kendilerinin, ayınlarının yani mülkiyetlerinin doğrudan işbu davanın/uyuşmazlığın konusu olmamaları nedeniyle) koşullarının bulunmaması , ihtiyati haciz talebinin ise İİK 257 vd. Gereğince kabulü için yasaca aranan gerekli ve alacağın varlığı ile miktarı yönlerinden olmak üzere yaklaşık ispata dair yeterli koşulların , bu aşamadaki mevcut derdest dava dosyası kapsamına göre bulmadığından ayrı ayrı reddi gerektiği sonucuna varılmıştır. <br>Açıklanan nedenlerle , istinaf edilen ara kararda usul, yasa ve mevcut dosya kapsamı yönlerinden bir isabetsizlik ve aykırılığın bulunmadığı , ara kararının hukuka uygun olduğu , bu nedenlerle davacı vekilinin istinaf sebeplerinin yerinde olmadığı anlaşıldığından, istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 gereğince reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur. <br>HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle ;<br>Kayseri 1. Asliye Ticaret Mahkemesi 'nin 2023/331 Esas sayılı 07/04/2023 tarihli ara kararının hukuka uygun olduğunun anlaşılması nedeniyle davacının istinaf başvurusunun H.M.K. 'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,<br>Alınması gereken 269,85 TL istinaf karar harcından peşin olarak alınan 179,90 TL harcın mahsubu ile eksik kalan 89,95 TL harcın istinaf eden davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına , <br>Davacı  tarafından yapılan istinaf kanun yoluna başvuru harcı ve istinaf posta giderlerinin derdest dava sonunda ilk derece mahkemesince verilecek nihai kararda değerlendirilmesine, <br>İstinaf incelemesi aşamasında duruşma yapılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına , <br>HMK 302/5 maddesi gereğince işbu ilamın kesinleşme kaydı yapılan kararın yerine getirilmesi için gerekli bildirimlerin , harç tahsil işlemlerinin, HMK 359/4 Maddesi gereğince bu kararın taraflarına tebliği işlemlerinin yapılması ve artan gider avansının ilgili tarafa iadesi işlemlerinin İlk Derece Mahkemesi tarafından yapılmasına,<br>Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme ile İİK 258/son ,  HMK 362/1-f , 391/3 maddeleri  uyarınca KESİN \" şeklinde karar verilmiştir.<br>Dairemizin işbu karardan sonra ve davanın yargılanması devam ederken 20/12/2023 tarihli duruşmada (ön inceleme ) davacı vekilince sözlü olarak yeniden ihtiyati haciz talep edilmiş yani ihtiyati haciz taleplerinin devam ettiği bildirilmiştir.<br>Yeniden istenen işbu ihtiyati haciz talebi hakkında mahkemece verilen 26/12/2023 tarihli gerekçeli ara kararla davacı vekilinin söz konusu ihtiyati haciz talebinin, dosyaya sunulan delillere göre ihtiyati haciz kararı vermek için gerekli yaklaşık ispatın ortaya konulamaması nedeniyle reddine karar verilmiş , davacı vekili işbu ara kararını da süresinde istinaf etmiştir.<br>Davacı, takip ve dava konusu para alacağı yönünden ihtiyati haciz talep etmiştir.<br>Mahkeme 26/12/2023 tarihli gerekçeli ara kararı ile davacının ihtiyati haciz talebinin İİK 257. Vd maddeleri gereğince aranan gerekli ve yaklaşık ispata yeterli koşulları bulunmadığından bahisle reddine karar vermiş, davacı vekili işbu ara kararını süresinde istinaf etmiştir. <br>İstinaf dilekçesinde ileri sürülen istinaf sebepleri, mahkemece verilmiş ve istinaf edilmiş olan gerekçeli ara kararda yazılı açıklamalar ile bu aşamadaki mevcut derdest dava dosyası kapsamı birlikte incelenip değerlendirildiğinde ; Derdest işbu bir miktar para alacağının tahsili için başlatılmış ilamsız icra takibine yapılan itirazın iptali talebine ilişkin davada  istenen ihtiyati haciz talebinin İİK 257 vd. Gereğince kabulü için yasaca aranan gerekli ve alacağın varlığı ile miktarı yönlerinden olmak üzere yaklaşık ispata dair yeterli koşulların , bu aşamadaki mevcut derdest dava dosyası kapsamına göre bulmadığından reddi gerektiği sonucuna varılmıştır. <br>Açıklanan nedenlerle , istinaf edilen ara kararda usul, yasa ve mevcut dosya kapsamı yönlerinden bir isabetsizlik ve aykırılığın bulunmadığı , ara kararının hukuka uygun olduğu , bu nedenlerle davacı vekilinin istinaf sebeplerinin yerinde olmadığı anlaşıldığından, istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 gereğince reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur. <br>HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle ;<br>Kayseri 1. Asliye Ticaret Mahkemesi 'nin 26/12/2023 tarih ve  2023/331 Esas sayılı ara kararının hukuka uygun olduğunun anlaşılması nedeniyle davacının  istinaf başvurusunun H.M.K. 'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,<br>Alınması gereken istinaf karar harcı istinaf eden davacı taraftan  peşin olarak alındığından harçla ilgili yeniden karar verilmesine yer olmadığına, <br>Davacı  tarafından yapılan istinaf yoluna başvuru harcı ve istinaf posta giderlerinin  derdest dava sonunda ilk derece mahkemesince verilecek nihai kararda değerlendirilmesine, <br>İstinaf incelemesi aşamasında duruşma yapılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına , <br>HMK 302/5 maddesi gereğince işbu ilamın kesinleşme kaydı yapılan kararın yerine getirilmesi için gerekli bildirimlerin , harç tahsil işlemlerinin, HMK 359/4 Maddesi gereğince bu kararın taraflarına tebliği işlemlerinin yapılması ve artan gider avansının ilgili tarafa iadesi işlemlerinin İlk Derece Mahkemesi tarafından yapılmasına,<br>Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme ile İİK 258/son uyarınca KESİN olarak oy  birliği ile karar verildi. 07/02/2024<br><br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"6a594e55bf60084a","SID":"6e21155a3bb3ab13"}}