{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>15.HUKUK DAİRESİ <br>DOSYA NO: 2023/1401 <br>KARAR NO: 2024/71<br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 01/06/2023<br>NUMARASI: 2021/567 Esas, 2023/492 Karar\t <br>DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali<br>KARAR TARİHİ: 18/01/2024 <br>Taraflar arasında görülen davanın yerel mahkemece yapılan yargılaması sonucunda verilen hükme karşı  istinaf yoluna başvurulmuş olup, duruşmasız olarak dosya üzerinde yapılan inceleme ve istinaf talepleriyle sınırlı olarak yapılan değerlendirme sonunda; <br>GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili, taraflar arasında 26/07/2013 tarihinde imzalanan sözleşme kapsamında işin bedeli olan 220.000-USD'nin davalıya ödendiğini, davacının sözleşmedeki yükümlülüklerini yerine getirdiğini, davalı şirketin ise sözleşme gereği imal ettiği makineyi 14/04/2014 tarihinde teslim ettiğini, yapılan kontrollerde imalatta eksik ve hata olduğunun görülmesi üzerine 23/04/2014 tarihli tutanak ile bu durumun tespit edildiğini, davalı şirketin tespit edilen hata ve eksiklikleri gidermeyi taahhüt ettiğini, ancak aradan uzun süre geçmesine rağmen taahhüdü yerine getirmediğini, yaptırılan tespit sonucu makinede yapılacak işlemlerin tutarının KDV hariç 358.844 TL olarak belirlendiğini, ihtara rağmen davalının yükümlülüğünü yerine getirmediğini, bunun üzerine davalıya ödenen 220.000 USD'nin TL karşılığı olan 561.954,00 TL'nin iadesi için davalı aleyhine icra takibine giriştiklerini, haksız olarak takibe itiraz edildiğini ileri sürerek, itirazın iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili, taraflar arasında düzenlenen sözleşme ve davacının talepleri doğrultusunda makinenin imal edildiğini, malın teslim edildiğini, ancak davacı şirketin teslim aldığı makinelerde değişiklik istediğini, saç kalınlıklarının 30 milimetreye çıkartılmasını talep ettiğini, bu değişikliğin maliyet bedelinin davacı tarafça kabul edilmediğini, davacının talebi doğrultusunda plaka kalınlığının 20 milimetre olarak imal edildiğini, davalının edimini sözleşme kapsamında yerine getirdiğini savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Mahkemece 2014/1231 Esas, 2018/682 Karar sayılı ilamı ile; davacı yüklenicinin makineyi 14/04/2014 tarihinde davacının şantiyesinde teslim ettiği, 23/04/2014 tarihli malzeme teslim tutanağında da belirtildiği şekilde makinedeki yeniden yapılacak imalatların belirlendiği, eksikliklerin tespit edildiği, buna rağmen davalı tarafın bu eksiklikleri tamamlamadığı, öte yandan eserdeki ayıbın tümüyle sözleşmeden dönmeyi gerektiren bir durum olmadığı, makinadaki eksikliklerin giderilme bedelinin 60.180,00 TL olduğu, alacak likit olmadığından ve şartları oluşmadığından taraflar lehine tazminat şartları oluşmadığı gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile, davalının icra takibine itirazının iptaline, takibin 60.180,00 TL asıl alacak üzerinden devamına, fazlaya ilişkin talebin reddine dair karar verilmiştir. Yerel mahkeme kararına karşı istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Dairemizin 14/06/2021 tarih ve  2018/2144 Esas,  2021/1171 Karar sayılı ilamı ile,  Dosya kapsamında mevcut 23/04/2014 tarihli tutanak incelendiğinde, tutanakta belirtilen  bir kısım hususların davalının eksik ve hatalı imalatlarına ilişkin, bir kısmının ise davacının değişiklik veya ek iş taleplerine ilişkin olabileceği, ne var ki hükme esas alınan bilirkişi raporunda tutanakta belirtilen hangi kalemlerin eksik veya hatalı imalata, hangilerinin değişiklik veya ek iş taleplerine ilişkin olduğu açıkça tespit edilmemiş  olup, rapor bu haliyle denetime açık olmadığı gibi hüküm kurmaya elverişli mahiyette de görülmediği, o halde mahkemece  mevcut bilirkişi heyetinden, 23/04/2014 tarihli tutanakta belirtilen hangi kalemlerin eksik veya hatalı imalata, hangilerinin değişiklik veya ek iş taleplerine ilişkin olduğu yönünde açık bir tespit ve buna göre hesaplama içeren, ayrıca Kavak Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2014/20 D.İş. sayılı dosyasında varılan sonuç ile farklı bir sonuca varılması halinde bunun nedenlerini açıklayan bir ek rapor alınarak sonucuna göre karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle yerel mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmiştir. Dairemizin kaldırma kararı sonrasında yerel mahkemece,   dosya kapsamında mevcut 23/04/2014 tarihli tutanak incelendiğinde, tutanakta belirtilen  bir kısım hususların davalının eksik ve hatalı imalatlarına ilişkin olduğu,  bir kısmının ise davacının değişiklik veya ek iş taleplerine ilişkin olabileceğinin görüldüğü kaldırma kararı doğrultusunda 23/04/2014 tarihli tutanakta belirtilen hangi kalemlerin eksik veya hatalı imalata, hangilerinin değişiklik veya ek iş taleplerine ilişkin olduğu yönünde açık bir tespit ve buna göre hesaplama içeren, ayrıca Kavak Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2014/20 D.İş. sayılı dosyasında varılan sonuç ile farklı bir sonuca varılması halinde bunun nedenlerini açıklayan bir ek rapor alınması için dosya raporu hükme esas alınan bilirkişi heyetine tevdi edildiği, bilirkişi heyeti tarafından tablo halinde karşılaştırmalı olarak  değişik iş dosyası da gözönünde bulundurularak inceleme yapıldığı ve hazırlanan 28/03/2023 tarihli ek raporun denetime elverişli olması nedeniyle hükme esas alındığı, 26.08.2014 tarihli  Kavak Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2014/20 D.İş. sayılı dosyasına konu tespit raporundaki toplam maliyetin 358.844,00 TL olarak hesaplandığı, hükme esas alınan 14.07.2017 tarihli bilirkişi raporunda ise yapılan hesaplamada 300.844,00 TL olarak tespit edildiği, iki rapor arasındaki fark 58.000,00 TL olduğu, bu farkın 20 mm yerine 25 mm kalınlığında plaka kullanılması nedeniyle oluşan maliyet farkının hesaplanma şeklinden ve 12.000,00 TL’lik nefaset bedelinden kaynaklandığının anlaşıldığı, davacı ve davalı vekillerinin itirazları yönünden yeniden yapılan incelemede, bu itirazların esas olarak 20 mm kalınlığındaki plakaların kullanılmasından kaynaklandığı, ancak taraflar arasındaki sözleşmeye göre plaka kalınlıklarının 25 mm olması gerektiğinden yapılan itirazlarla ilgili olarak kök raporda yapılan değerlendirmelerde bir görüş değişikliği oluşmadığı, 14.07.2017 tarihli bilirkişi kök raporu ile aynı heyet tarafından hazırlanan 31.05.2022 tarihli  rapor arasındaki farklılığın ise çelik plakaların ağırlıklarının hesaplanmasından kaynaklandığı, bu farklılığın maliyetinin ise 66.000,00 TL olarak hesaplandığı, bu açıklamalar ışığında davacı yüklenicinin makineyi 14/04/2014 tarihinde davacının şantiyesinde teslim ettiği, 23/04/2014 tarihli malzeme teslim tutanağında da belirtildiği şekilde makinedeki yeniden yapılacak imalatların belirlendiği, eksikliklerin tespit edildiği, buna rağmen davalı tarafın bu eksiklikleri tamamlamadığı, öte yandan eserdeki ayıbın tümüyle sözleşmeden dönmeyi gerektiren bir durum olmadığı, makinadaki eksikliklerin giderilme bedelinin 66.000,00 TL olduğunun anlaşıldığı gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile, Bakırköy ... İcra Müd.'nün ... Esas sayılı dosyasındaki davalı borçlunun itirazının kısmen iptali ile, 66.000,00 TL asıl alacak üzerinden icra takibinde belirtilen faiz oranları üzerinden takibin devamına, fazlaya ilişkin talebin reddine, söz konusu alacağın yargılamayı gerektirmesi nedeniyle likit olmadığı kabul edilerek icra inkar tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir. Davacı vekili istinaf dilekçesiyle, sözleşme hükümlerinin dikkate alınmadığını, gizli ayıp olduğunu, gizli ayıp olduğunda sözleşmeden dönülebileceğini, değişik iş raporlarının dikkate alınması gerektiğini, davalı tarafça belirtilen vekalet ücreti hususundaki hesaplamaların da yanlış olduğunu, Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi tebliğinin “Tarifelerin üçüncü kısmına göre ücret” başlıklı 13. maddesinin 3-4. Fıkraları gereğince, davalı lehine hükmedilecek ücret davacı lehine hükmedilecek vekalet ücretini geçemeyeceğini, söz konusu husus maddi tazminat davaları bakımından da geçerli olduğunu, dolayısıyla davalı tarafın vekalet ücreti yönündeki beyanları da hükme esas alınamayacağını belirterek, yerel mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesini istemiştir. Davalı  vekili istinaf dilekçesiyle, davalı lehine hükmedilen vekalet ücretinin eksik hesaplandığını, davalı yararına reddedilen kısım üzerinden icra inkar tazminatına hükmedilmesi gerektiğini, davacının makineleri çalışır vaziyette itirazsız teslim aldığını, davacının sözleşme dışı 20 mm saç kalınlığı istediğini, saç kalınlığının 20 mm olduğunu bilerek itirazsız kabul ettiğini, yerel mahkeme kararının istinaf kararına aykırı olduğunu, davacının kötü niyetli olduğunu, reddedilen kısım üzerinden vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiği belirterek, yerel mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir. Taraflar arasındaki uyuşmazlık, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu 470 ve devamı maddelerinde düzenlenen eser sözleşmesinden kaynaklanmaktadır. Davacı iş sahibi, davalı yüklenicidir.Dosya kapsamına göre, Dairemizin kaldırma kararı doğrultusunda yerel mahkemece ek rapor alınmış olup, karşılaştırmalı, gerekçeli biçimde hazırlanan rapor dayanak yapılarak mahkemece 66.000,00-TL üzerinden davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Mahkemece denetime açık ve dosya kapsamına uygun bilirkişi raporu esas alınarak yazılı şekilde karar verilmesi yerinde olmuştur. Dava konusu alacağın yargılama sonucunda bilirkişi raporları doğrultusunda kabul edildiğinden likit bulunmadığı anlaşılmakla mahkemece icra inkar tazminatı talebinin reddine karar verilmesi yerinde olmuştur. Mahkemece davacı ve davalı yararına hükmedilen vekalet ücretlerinin karar tarihindeki Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine uygun olduğu anlaşıldığından bu husustaki taraf vekillerinin istinaf itirazları yerinde görülmemiştir.  Açıklanan nedenlerle, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzeni gözetilerek yapılan istinaf incelemesi sonucunda, dosya kapsamına, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenler ve ileri sürülen istinaf sebeplerine göre, mahkeme kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla, taraf vekillerinin istinaf başvurularının HMK'nın 353/1-b-1. bendi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir. <br>HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1-Bakırköy 6. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 01/06/2023 tarih ve 2021/567 Esas, 2023/492 Karar sayılı kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırı bir durum bulunmamasına göre, taraf vekillerinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan REDDİNE, 2-Davacıdan alınması gereken 427,60 TL istinaf karar harcından peşin alınan 269,85 TL'nin mahsubu ile bakiye 157,75 TL istinaf karar harcının davacıdan alınarak HAZİNEYE GELİR KAYDINA, 3-Davalı tarafça yatırılması gereken 4.508,46 TL nisbi istinaf karar harcından peşin olarak yatırılan 1.127,12 TL harcın mahsubu ile bakiye 3.381,34 TL harcın davalıdan alınarak HAZİNEYE GELİR KAYDINA,4-Taraflarca yapılan istinaf yargılama giderlerinin üzerlerinde BIRAKILMASINA,5-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından taraflar yararına vekalet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı HMK'nın 361. maddesi gereğince kararın tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'da temyiz yolu açık olmak üzere 18/01/2024 tarihinde oybirliği ile karar verildi. </font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"40031f3947383867","SID":"7a4e22256294d4aa"}}