{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>15.HUKUK DAİRESİ  <br>DOSYA NO: 2023/1825 <br>KARAR NO: 2024/88<br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 18/07/2023<br>NUMARASI: 2022/75 Esas, 2023/639 Karar<br>DAVANIN KONUSU: İtirazın iptali<br>KARAR TARİHİ: 30/01/2024 <br>Taraflar arasında görülen davanın yerel mahkemece yapılan yargılaması sonucunda verilen hükme karşı istinaf yoluna başvurulmuş olup, duruşmasız olarak dosya üzerinde yapılan inceleme ve istinaf talepleriyle sınırlı olarak yapılan değerlendirme sonunda; <br>GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ: Dava; taraflar arasında düzenlenen eser sözleşmesinden kaynaklanan alacak talebine ilişkin olup; mahkemece davanın zamanaşımını nedeniyle reddine dair verilen karara karşı davacı vekilince istinaf talebinde bulunulmuştur.Davacı vekili, İstanbul Anadolu ... icra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı (Eski  ... Esas sayılı) dosyasından taraflarınca başlatılmış olan ilamsız icra takibine aynı davalı/borçlu şirket tarafından yasal süresi içerisinde yapılan itiraz üzerine İstanbul Anadolu Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2014/452 Esas sayılı itirazın iptali davasında 25/05/2017 tarih ve 2017/565 Karar sayılı karar ile davalarının kısmen kabulüne karar verildiğini, bu kararın istinaf incelemesi sonucu Dairemizin 28/02/2019 tarih, 2017/1275 Esas ve 2019/259 Karar sayılı kararı ile kaldırılarak yeniden hüküm tesis tesis edildiğini, Dairemiz kararının davalı şirket tarafından temyiz  edildiğini, Yargıtay (Kapatılan) 15. Hukuk Dairesi'nin 27/11/2019 tarih ve 2019/1845 Esas, 2019/4871 Karar sayılı kararı ile Dairemiz kararının onanarak kesinleştiğini, kararda, asıl alacak üzerinden ve takip tarihinden itibaren \"3095 Sayılı Yasanın 4/a Maddesi uyarınca devlet bankalarının USD cinsi döviz ile açılmış 1 yıl vadeli mevduat hesabına ödenen en yüksek faiz oranının uygulanmasına karar verildiğini, akabinde 2,5 oranındaki \"nakdi teminat kesintisi\" bakiye alacağı için aynı davalı/borçlu şirket aleyhine taraflarınca yeniden yasal takip başlatıldığını, kesinleşen Dairemiz kararında \"...davacı taşeronca yapılan imalat bedelinin; 361.934,54 Dolar, ödemelerin is;  271.641,66 Dolar, buna göre bakiye alacağın 90.292,88 Dolar olduğu, gümrük vergisi ile ilgili olarak her ne kadar sözleşme kapsamında fatura edilmiş tutar üzerinden denilmiş ise de %7 gümrük vergisi kesintisi hakediş bedeli üzerinden hesaplandığında 25.335,41 Dolar gümrük vergisi kesintisi yapıldığında davacı tarafın bakiye alacağının 64.957,47 Dolar olduğu, taraflar arasında düzenlenen sözleşmenin 3.Maddesinde sözleşmenin konusunun davalı ... Şirketi'nin Kazakistan Cumhuriyeti'nin başkenti Astana'da yapımımı üstlenmiş olduğu otomobil kavşağı inşaat işi ile yatay ve düşey trafik işaretleme işi 2 ayrı işe ilişkin olmakla birlikte, hakedişin 2 ayrı iş için tek olarak düzenlenmiş olması ve %5 -nakdi teminat- kesintisinin 18.096,73 Dolar olduğu, 332 nolu sözleşme kapsamında kesin kabulün davaya konu takip tarihinden (takip tarihi: 14/05/2010' dur) sonraki tarih olan 31/08/2010 olduğu, takip tarihindeki şartlara göre değerlendirildiğinde nakdi teminat kesintisinin 42,5 olarak kabulünün gerekeceği, davalının yukarıda belirtilen işe ilişkin kesin kabul yapılmadığından kesin teminatın %2,5'u olan 9.048,36 Dolar -nakdi kesinti teminatı- ödememekte haklı bulunmasına göre, davacının bakiye alacağı olan 64.957,47 Dolar'dan mahsubu ile davanın 55.909,11 Dolar üzerinden ve takip tarihinden itibaren 3095 sayılı Kanun'un 4/a maddesinde öngörülen faiz uygulanmak sureti ile devamına şeklinde yeniden hüküm kurulduğu...\"nun açıkça belirtildiğini, Dairemiz kararı gereğince 31/08/2010 tarihli kabul belgesinin imzalandığı günden bugüne kadar sözleşme kapsamında yapılan tüm işlerin kurum/idare tarafından kabul edilip hak edişlerinin de tamamen ödendiğinin  belirlendiğini, yine takip tarihinin 14/05/2010 olduğu, %5 olan nakdi teminat kesintisinin 18.096,73 Dolar olduğu, 332 nolu sözleşme kapsamında kesin kabulün davaya konu takip tarihinden sonraki bir tarih olan 31/08/2010 olduğunun ifade edildiğini, ilk icra takibinin yapıldığı 14/05/2010 tarihindeki şartlara göre değerlendirilme yapıldığında, nakdi teminat kesintisinin %2,5 olarak kabulünün gerekeceği, kesin kabulün ise, önceki ilk takipten sonraki bir tarihte yapılmış  olması  nedeniyle, kesin teminatın %2,5 u olan bakiye 9.048.36 Dolar \"nakdi teminat kesintinin\" davalı/borçlu şirket tarafından ödenmesi gerektiğine hükmedildiğini, buna göre Dairemizin teminat alacaklarının %2,5 oranındaki kesinti haricindeki diğer tüm alacaklarını kabul ettiğini ve bu kararın onanarak kesinleştiğini, taraflarınca 14/05/2010 tarihli icra takip dosyasında, davacı müvekkili şirketin bakiye alacaklarının tamamen ödenmesine karar verilmesinin talep edildiğini, dayanak mahkeme kararından da görüleceği üzere taraflarınca açılmış olan önceki itirazın iptali davasının, %2,5 oranındaki teminat kesinti alacağı takip tarihi itibarıyla muaccel olmadığı için kısmen kabulüne karar verilrdiğini, karar kesinleştiğinden %2,5 nakti teminat kesintisinden bakiye kalan 9.048,36 USD alacaklarının ödenmesi için davalı hakkında İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyası ile yeniden takip yapmak zorunda kaldıklarını, alacağın mahkeme karınının kesinleşmesi akabinde muaccel olduğunu, bu nedenle alacaklarının zamanaşımına uğramadığını, davalı yanın haksız itirazı üzerine takibin durdurulduğunu ileri sürerek itirazın iptaline, takibin devamına ve davalı yanın icra inkar tazminatı ile sorumlu tutulmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, dava konusu sözleşmeye ilişkin kesin kabulün 31/08/2010 tarihinde yapıldığının Dairemiz tarafından  tespit edildiğini, davaya konu nakdi teminat alacağının \"icra takibi (İstanbul Anadolu .... İcra Müdürlüğü'nün ...) tarihi itibariyle talep edilebilir durumda olmadığı için\" reddedildiğini, taraflar arasındaki sözleşme eser sözleşmesi niteliğine olduğundan alacağın 01/09/2015 tarihi itibariyle zamanaşımına uğradığını, davacı tarafın alacağın 27/11/2019 tarihinde muaccel olduğunu iddia etmiş olmasına rağmen icra takibinde asıl alacağa 13/08/2010 tarihinden itibaren faiz işletmiş olduğu gibi eldeki davada da 31/08/2010 tarihinden itibaren işleyecek faizi ile birlikte tahsilinin talep edildiğini, bir an için dava süresince zamanaşımı süresinin işlemediği ve sürenin Yargıtay onama ilamı tarihi olan 27/11/2019 tarihinden başlayacağı düşünülse dahi TBK'nın 158. madde hükmünün buna engel olduğunu, davacının  kesinleşen dosya safahatindeki dilekçelerinde eksik ve kusurlu işlerini ikrar ettiğini, o dosyada yapmış olduğu ikrarların eldeki dosyada da kendisi açısından bağlayıcı olduğunu, davacının işlemiş faiz talep etmesi için yasal koşulların  oluşmadığını, davacının işlemiş faiz talebi, faiz başlangıç tarihi, faiz oranı ve türünün de hatalı olduğunu, davacının icra inkar tazminatı talebinin de reddinin gerektiği savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Mahkemece, olayda işin kesin kabulünün 31/08/2010 tarihinde yapıldığı, taraflar arasında akdedilen sözleşmenin 13. maddesinde yarısının geçici, diğer yarısının ise kesin kabul ile birlikte alt yükleniciye iade edileceğinin yazılı olduğu,davacının talep ettiği kalan %2,5 oranındaki teminat kesinti bedelinin kesin kabulün yapıldığı 31/08/2010 tarihinde muaccel olduğu, BK'nın 126/1-4. Maddesine göre davacının alacağının tabi olduğu zamanaşımı süresinin 5 yıl olduğu, buna göre davacının eldeki davaya konu teminat alacağının 31/08/2015 tarihinde zamanaşımına uğradığı, davacının alacağı için bu süreden sonra  01/12/2021 tarihinde takip başlattığı, davacı yanca bu süre içerisinde daha önce açtıkları davanın devam ettiği, yeniden dava açmaları halinde derdestlik itirazına uğrayacağı ileri sürülmüş ise de; BK 137. Maddesi kapsamında davacının Yargıtay'ın kesin olarak verdiği onama 27/11/2019 tarihinden itibaren 60 günlük zamanaşımı süresi içerisinde dayanak takibi başlatması gerektiği, ancak bu süreye riayet edilmeden takip yoluna başvurulduğu, davalının borca itiraz dilekçesinde zamanaşımı açısından da itirazlarını ileri sürdüğü gerekçesiyle davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiştir. Davacı vekili istinaf dilekçesiyle, 02/10/2022 tarihli bilirkişi raporunda  davacı müvekkili şirketin bakiye alacağının sübut bulduğunu, ilk icra takibinin 14/05/2010 tarihinde başlatıldığını, 332 nolu sözleşme kapsamındaki kesin kabulün ise, ilk takip tarihinden sonra 31/08/2010 tarihinde yapıldığını ve %5 olan toplam \"nakdi teminat kesintisinin\" ise 18.096,73 USD olduğunu, ilk derece mahkemesinin \"davanın zamanaşımı nedeniyle reddine\" dair karardaki gerekçesinde belirtilenin aksine; takip ve dava konusu olan bakiye teminat kesintisi alacağının, Yargıtay ( Kapatılan) 15. Hukuk Dairesi'nin 2019/1845 Esas, 2019/4871 Karar ve 27/11/2019 tarihli kararının kesinleşmesi ile muaccel hale geldiğini ve zamanaşımı süresinin de bu tarihten itibaren işlemeye başladığını, kaldı ki, davalı/borçlu şirket tarafından, dava ve takip konusuna dayanak yapılan kesinleşmiş mahkeme kararındaki %2,5'luk \"bakiye teminat kesintisi alacak/larının\" müvekkili şirkete ödendiğine dair kendilerince herhangi bir delil ve/veya ödeme makbuzunun da dosyaya ibraz edilemediğini belirterek yerel mahkeme kararının kaldırılması için istinaf kanun yoluna başvurmuştur. Uyuşmazlık, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 470. ve devamı maddelerinde düzenlenen eser sözleşmesinden  kaynaklanmaktadır. Davacı taşeron, davalı ise yüklenicidir.Taraflar arasında Astana/Kazakistan şehri ... caddesi ile ... sokağı kesişimindeki köprülerin, otoyolların ve ... Ticaret Merkezi yanındaki köprünün inşaatı sırasında çapraz yolu ile doğrudan yola yatay ve düşey trafik işaretlerinin yerleştirilmesi konusunda 332 nolu ve 30/05/2007 tarihli taşeronluk sözleşmesi imzalanmıştır.  Sözleşmenin 4.3.2.maddesinde, %5 oranında teminat kesintisi yapılacağı; 13.Maddesinde de  davacının hak edişinden kesilecek olan %5 oranındaki teminatın yarısının (1/2’sinin) geçici kabulden ve kalan kısmının da kesin kabulden sonra taşeron davacı firmaya iade edileceği kararlaştırılmıştır. Dosya kapsamından; yanlar arasında ... numaralı eser sözleşmesi imzalandığı, davacının sözleşmeden kaynaklı ödenmeyen fatura ve teminat alacaklarının tahsili için davalı hakkında İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyası  (eski Üsküdar .... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyası) ile 14/05/2010 tarihinde icra takibi başlatıldığı, davalının takibe itirazı üzerine takibin durdurulduğu, davacı yanca İstanbul Anadolu 5. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2014/452 Esas sayılı dosyası ile itirazın iptali davası açıldığı, mahkemece davanın kısmen kabulü ile, İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğü'nün  ... yeni  Esas sayılı dosyasından davalının 42.501,88 USD fiili ödeme günündeki T.C Merkez Bankası efektif satış kuru üzerinden hesaplanacak TL karşılığına yönelik itirazın iptali ile takibin devamına, fazlaya ilişkin talebin reddine, asıl alacak 42.501,88 USD ye takip tarihinden itibaren 3095 sayılı yasanın 4/a maddesi gereğince devlet bankalarının USD cinsi döviz ile açılmış  1 yıl vadeli mevduat hesabına ödenen en yüksek faiz oranın uygulanmasına, her iki tarafın icra inkar tazminatı taleplerinin reddine dair karar verildiği,  verilen kararın Dairemizce kaldırıldırılarak yeniden hüküm tesis edildiği, verilen kararın Yargıtay temyiz incelemesinden geçerek 27/11/2019 tarihinde kesinleştiği, Dairemiz kararındaki otomobil kavşağı inşaat işi ile yatay ve düşey trafik işaretleme işinin 2 ayrı işe ilişkin olmakla birlikte, hakedişin 2 ayrı iş için tek olarak düzenlenmiş olduğu ve %5  nakdi teminat  kesintisinin 18.096,73 Dolar olduğu, 332 nolu sözleşme kapsamında kesin kabulün davaya konu takip tarihinden (14/05/2010 ) sonraki tarih olan 31/08/2010 olduğu, takip tarihindeki şartlara göre değerlendirildiğinde nakdi teminat kesintisinin %2,5 olarak kabulünün gerekeceği, davalının yukarıda belirtilen işe ilişkin kesin kabul yapılmadığından kesin teminatın %2,5'u olan 9.048,36 Dolar -nakdi kesinti teminatı- ödememekte haklı bulunduğunun tespit edildiği,bu itibarla 14/05/2010 tarihli ilk icra takip talebi ile davacı şirket tarafından, davalı şirketten, dava konusu olan %2,5 \"bakiye teminat kesintisi\" alacağı da dahil olmak üzere; %5'lik teminat kesintisinin tamamının ödenmesi için icra takibi yapıldığı, davalının yukarıda belirtilen işe ilişkin kesin kabul yapılmadığından kesin teminatın %2,5'u olan 9.048,36 Dolar nakdi kesinti teminatı ödememekte haklı bulunduğu, dava ve takip konusu olan %2,5 oranındaki \"bakiye teminat kesinti alacağı\" nın takip tarihi itibariyle henüz muaccel hale gelmediği gerekçesiyle mahkeme kararının kaldırılarak davacının bakiye alacağı olan 64.957,47 Dolardan kesin teminatın %2,5'u olan 9.048,36 Doların mahsubu ile davanın 55.909,11 Dolar üzerinden ve takip tarihinden itibaren 3095 sayılı Kanun'un 4/a maddesinde öngörülen faiz uygulanmak sureti ile devamına şeklinde yeniden hüküm tesis edildiği, Dairemiz kararının Yargıtay (Kapatılan) 15 HD'nin 2019/1845 Esas ve 2019/4871 Karar sayılı ilamı ile onanarak kesinleştiği anlaşılmaktadır. Yapılan bu açıklamalar ışığında somut olayda; davacı yanlar arasında imzalanan ve ihtilaf konusu olmayan sözleşmenin 4.3.2 maddesine göre belirlenen %5 oranındaki teminat kesintisinin aynı sözleşmenin 13. Maddesine göre yarısının geçici kabul, kalan yarısının kesin kabulden sonra taşerona  iade edileceği düzenlemesine dayanarak, %2,5 oranındaki teminat kesinti bedelini yukarıda açıklanan ve kesinleşen Dairemiz kararına istinaden aldığı, bakiye %2,5 nakti teminat kesintisinin tahsili için ise Yargıtay ilamı akabinde eldeki davanın konusunu oluşturan İstanbul Anadolu .... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyası ile takip yaptığı görülmektedir.O halde eldeki davada uyuşmazlık; zamanaşımı süresinin başlangıç tarihinin tespiti noktasında toplanmaktadır.Arsa payı karşılığı inşaat yapım sözleşmesi, eser sözleşmesi ile birlikte satış vaadi sözleşmesinden oluşan karma bir akit olup eksik işler ve ayıplı imalâtların giderim bedeli, gecikme tazminatı ve cezai şart alacaklarında zamanaşımı süresi genel kural olarak sözleşme tarihinde yürürlükte bulunan mülga 818 sayılı Borçlar Kanunu 126/4. ve 01.07.2012 tarihinde yürürlüğe giren 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 147/6. maddesi gereğince 5 yıllık zamanaşımı süresine tabidir. Gerek eksik ve kusurlu işlerin giderim bedeli, gerekse gecikme tazminatı ve cezai şart alacakları teslim ile istenebilir hale geleceğinden zamanaşımı süresi teslim tarihinde başlayacaktır (bkz. Yargıtay 6 HD, 08.03.2023 tarih,  2022/712 Esas, 2023/947 Karar sayılı kararı). Kısmi davada fazlaya ilişkin hakların saklı tutulmuş olması, saklı tutulan kesim için zamanaşımını kesmez. Zamanaşımı,  alacağın yalnız kısmi dava konusu yapılan miktar için kesilir. (emsal Yargıtay 6 HD; 11.05.2023 gün,  2022/435 E.,  2023/1773 K.sayılı kararı)Yukarıda anılan Yargıtay kararları ve kanun maddeleri kapsamında somut olay incelendiğinde , davacının taşeron olarak üstlendiği işin kesin kabulünün 31/08/2010 tarihinde yapıldığı, taraflar arasındaki sözleşmenin 4.3.2. maddesi uyarınca belirlenen %5 oranındaki nakti teminat kesintisinin yine aynı sözleşmenin 13. maddesi gereğince yarısının geçici, diğer yarısının ise kesin kabul ile birlikte  taşerona iade edileceğinin kararlaştırıldığı, bu itibarla davacının talep ettiği kalan %2,5 oranındaki teminat kesinti bedelinin kesin kabulün yapıldığı 31/08/2010 tarihinde muaccel hale geldiği, sözleşme tarihi itibariyle uyuşmazlığa 818 sayılı Borçlar Kanununun eser sözleşmesi hükümlerinin uygulanmasının gerektiği, buna göre BK 126/1-4. Maddesine göre davacının alacağının tabi olduğu zamanaşımı süresinin 5 yıl olduğu, kanun maddesi uyarınca davacının eldeki davaya konu bakiye teminat kesinti alacağının 31/08/2015 tarihi itibariyle zamanaşımına uğradığı, davacının ise bakiye teminat kesintisi  alacağı için bu tarihten sonra 01/12/2021 tarihinde takip başlattığı ve Dairemiz kararının kesinleştiği 27/11/2019 tarihinden itibaren 60 günlük hak düşürücü süre içinde eldeki davanın açılmadığı, bu nedenle olayda BK'nın 137.maddesinin uygulanma imkanının da bulunmadığı anlaşıldığından bu gerekçeyle ilk derece mahkemesinin davanın zamanaşımı nedeniyle reddine dair kararı dosya kapsamına göre usul ve yasaya uygun bulunmuştur.  Açıklanan nedenlerle, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzeni gözetilerek yapılan istinaf incelemesi sonucunda, dosya kapsamına, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenler ve ileri sürülen istinaf sebeplerine göre, mahkeme kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1. bendi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir.<br>HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-İstanbul Anadolu 6. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 18/07/2023 tarih ve 2022/75 Esas, 2023/639 Karar sayılı kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırı bir durum bulunmamasına göre, davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan REDDİNE, 2-Alınması gereken 427,60 TL istinaf karar harcından peşin alınan 269,85 TL'nin mahsubu ile bakiye 157,75‬ TL istinaf karar harcının davacıdan alınarak HAZİNEYE GELİR KAYDINA, 3-Davacı tarafça yapılan istinaf yargılama giderlerinin üzerinde BIRAKILMASINA,4-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından vekâlet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA,Dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince KESİN olmak üzere 30/01/2024 tarihinde oybirliği ile karar verildi.</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"7abf2a91b3a91b88","SID":"0ca33da4a92abd86"}}