{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>15.HUKUK DAİRESİ  <br>DOSYA NO: 2023/2067 <br>KARAR NO: 2024/66<br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 15. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 10/10/2023<br>NUMARASI: 2019/570 Esas (Derdest)  <br>DAVANIN KONUSU: Tazminat, Alacak<br>Birleşen  İstanbul 15. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2014/815 E., 2015/416 K. Sy. Dosyası: <br>DAVANIN KONUSU: Menfi tespit<br>KARAR TARİHİ : 17/01/2024<br>Taraflar arasında görülen davanın yerel mahkemece yapılan yargılaması sırasında verilen ara kararına karşı istinaf yoluna başvurulmuş olup, duruşmasız olarak dosya üzerinde yapılan inceleme ve istinaf talepleriyle sınırlı olarak yapılan değerlendirme sonunda; <br>GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ: Asıl dava, sözleşmenin ifa edilmemesi nedeniyle menfi ve müsbet zararın tazmini ve fazladan yapılan ödemenin iadesi; birleşen dava ise, davalı-alacaklının davacı aleyhine yürüttüğü ve kesinleşen Şişli .... İcra Dairesi'nin ... dosyasında icraya konulan 17.605.145,35 TL bedel yönünden borçlu olmadığının tesbiti talebine ilişkin olup; mahkemece, isbatlanamayan her iki davanın reddine dair verilen karar asıl ve birleşen dosya davacısı vekili tarafından usulünce istinaf edilmiş; Dairemizin 08/10/2019 tarih ve 2019/1001 esas, 2019/1219 karar sayılı kararı ile,  davacı kooperatifin önceki yöneticileri hakkında açılan kamu davası ile davacı kooperatifin dava dışı arsa sahibi kooperatife karşı açtığı bedel davasının kesinleşmesi beklenerek kesinleştikten sonra ilgili kararlar ile taraflar arasında görülen davalar ve alınan bilirkişi raporları ile tüm bilgi ve belgelere göre taraf iddia ve savunmaları kapsamında taraflar arasında yapılan davaya konu sözleşme ve hükümleri birlikte değerlendirilerek varılacak sonuca göre yeniden esas hakkında hüküm kurulması gerektiği gerekçesiyle yerel mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmiştir. Mahkemece yapılan yargılama sırasında davalı vekili, davacı ... Kooperatifi'nin tasfiye halinde olduğunu, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun Geçici Madde 7/2  maddesinde \"Davacı veya davalı sıfatıyla devam eden davaları bulunan şirket veya kooperatiflere bu madde hükümleri uygulanmaz.\" hükmünün haiz olduğunu, anılan kanun maddesi kapsamında İstanbul .... İcra Dairesinin ... Esas nolu icra dosyasına ilişkin menfi tespit davası görülmekteyken davacı sıfatı ile devam eden davası bulunan kooperatifin tasfiyesine ve ticaret sicilden silinmesine engel teşkil ettiğini, davaları devam eden kooperatiflerin tasfiye edilemeyeceğini belirterek, tasfiyenin ivedilikle tedbiren durdurulmasına ve ticaret sicilindeki terkin işleminin iptaline karar verilmesini talep etmiştir.Mahkemece, davalı tarafça, davacının tasfiyenin durdurulması ve ticaret sicilindeki terkin işleminin iptaline ilişkin ihtiyati tedbir talep edilmiş olduğu, taraflara arasındaki uyuşmazlık asıl davada eser sözleşmesi nedeniyle  alacak, birleşen davada ise eser sözleşmesi nedeniyle menfi tespit istemine ilişkin olduğu, bu aşamada ibraz edilen belgelerin niteliği ve dosya kapsamına göre, yaklaşık ispat koşulu gerçekleşmediği gibi, davalı açısından telafisi güç veya imkansız zararlara yol açma ihtimali bulunmadığı, tedbir talep edilen kooperatif tasfiyesinin durdurulmasının uyuşmazlığın konusunu da oluşturmadığından,  HMK'nın 389 vd. maddelerinde ön görülen koşullar oluşmadığı gerekçesi ile tedbir talebinin reddine, davalı vekilinin tasfiyenin dava sonuna kadar tedbiren durdurulması ve ticaret sicilindeki terkin işleminin iptali talebinin reddine karar verilmiştir. Davalı vekili istinaf dilekçesinde, mahkemece ihtiyati tedbir talebinin reddilmesinin hukuka, hakkaniyete ve usule aykırı olduğunu, yaklaşık ispat koşulunun oluşmadığına yönelik gerekçe salt icra dosyası ile  buna ilişkin mahkemede görülmekte olan menfi tespit davasından dolayı hukuka aykırı olduğunu, HMK kapsamında mevcut durumun değişmesi hâlinde, hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşması, hakkın elde edilmesinin tamamen imkânsız hâle gelmesi, gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğması tehlikesi varsa, ihtiyati tedbir sebebi var kabul edileceğini, somut sebep gösterilmediğini, bunu en azından açıklayacak veya asgari ölçüde ikna edecek delil değerlendirmesi yapılmadığını, yaklaşık ispat ölçüsünü yakalayamıyor ise  tedbire karar vermesi gerektiğini, ancak bu da hiçbir zaman tam bir ispat seviyesinde ispat şartına dönüşmemesi gerektiğini, tedbir talebinin 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu Geçici Madde 7/2 kapsamından da anlaşılacağı üzere davacının devam eden davası bulunduğundan ve İstanbul ... İcra Dairesinin ... Esas numaralı dosyasında  kesinleşmiş alacağın varlığını devam ettirdiğinden bu durumun ...Kooperatifi'nin tasfiyesine ve ticaret sicilden silinmesine engel teşkil ettiğini ve bu durum başlı başına somut bir sebep olduğunu, davacı ... Kooperatifinin tasfiye halinde olduğunu, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun geçici madde 7/2  \"Davacı veya davalı sıfatıyla devam eden davaları bulunan şirket veya kooperatiflere bu madde hükümleri uygulanmaz.\" hükmünün haiz olduğunu, İstanbul .... İcra Dairesi ... esas sayılı icra dosyasına ilişkin menfi tespit davası görülmekteyken davacı sıfatı ile devam eden davası bulunan kooperatif ... Kooperatifi'nin tasfiyesine ve ticaret sicilden silinmesine engel teşkil ettiğini, davaları devam eden kooperatiflerin tasfiye edilemeyeceğini, Hukuk Muhakemeleri Kanunu 389/1. maddesi uyarınca, mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle bir hakkın elde edilmesi önemli ölçüde zorlaşacağını ya da tamamen imkansız hale gelecek ise veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hallerinde uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilebileceğini, HMK 355. Madde hükmü gereğince re'sen gözetilecek nedenlerle istinaf incelemesi yapılarak mahkemenin verdiği ihtiyati tedbir talebinin reddi kararının  kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.Taraflar arasındaki uyuşmazlık, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu 470 ve devamı maddelerinde düzenlenen eser sözleşmesinin bir türü olan kat karşılığı inşaat sözleşmesinden kaynaklanmaktadır.  İhtiyati tedbirin şartları 6100 Sayılı HMK'nın 389/1. maddesinde genel olarak düzenlenmiştir. Buna göre, mevcut durumda meydana gelebilecek değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkânsız hale geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hallerinde, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir.  HMK'nın 390/3 maddesine göre, tedbir talep eden, öncelikle tedbir istemine ilişkin dilekçesinde dayandığı ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkça belirtmek ve davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak, yasal delillerle ispat etmek zorundadır. Buradaki ispatın ölçüsü, “yaklaşık ispat” kuralına göre belirlenir. Yaklaşık ispat kuralı uygulanırken, iddianın  doğruluğunu kabul etmekle birlikte, aksinin mümkün olduğu ihtimalini de gözetmelidir. Bu nedenle, ihtiyati tedbire karar verilirken, talebin haksız olma ihtimali de dikkate alınarak talepte bulunandan kural olarak teminat alınır. Geçici hukuki koruma kapsamında olan ihtiyati tedbir kararı verirken hakim, asıl uyuşmazlığı çözecek içerikte bir karar vermemelidir. Bununla birlikte, ihtiyati tedbire karar verilirken tarafların çıkar dengesini ve ihtiyati tedbirin amacını hakimin gözetmesi gerekli ve zorunludur. İhtiyati tedbir kararı verilmesinde hakime geniş bir takdir alanı bırakılmışsa da; hakim, her somut olayda, ihtiyati tedbir şartlarının gerçekleşip gerçekleşmediğini dikkatlice incelemelidir ve hangi yasal sebebe ve hangi somut duruma göre ihtiyati tedbir kararını verdiğini kararında belirtmelidir. İhtiyati tedbir şartları mevcut değilse, Yasa’nın öngördüğü ölçüde ispat edilememişse, ihtiyati tedbir isteminin reddine karar verilmelidir. Anayasanın 141/3. Maddesine göre Mahkeme ihtiyati tedbir isteminin kabulü ile ihtiyati tedbir kararı vermesi veya istemin reddine karar vermesi hallerinde kararında hukuksal gerekçe göstermek zorundadır.   Davalı vekili 05.10.2023 tarihli dilekçesi ile, mahkemede davacı veya davalı sıfatıyla menfi tespit davası devam ederken, davacı şirketin tasfiyesinin yapılamayacağını belirterek, davacı şirketin tasfiyesinin ivedilikle ihtiyati tedbir kararı ile  durdurulmasını talep etmiş; mahkemece 10.10.2023 tarihli ara kararı ile, asıl davanın eser sözleşmesi nedeniyle alacak davası olduğu, birleşen davanın ise eser sözleşmesi nedeniyle menfi tespit davası olduğu, bu aşamada yaklaşık ispat koşulunun gerçekleşmediği, davalı açısından telafisi güç ve imkansız zarara yol açma ihtimali olmadığı gerekçesi ile ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verilmiştir. Somut olayda asıl ve birleşen davaların konusu tazminat, alacak ve menfi tespit istemlerine ilişkindir. Asıl ve birleşen davalarda, davacı kooperatifin tasfiyesine ilişkin bir talep bulunmadığından kooperatifin tasfiyesi davaların konusu değildir. Bu nedenle mahkemece ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verilmesi usul ve yasaya uygun bulunmuştur.  Açıklanan nedenlerle, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzeni gözetilerek yapılan istinaf incelemesi sonucunda, dosya kapsamına, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenler ve ileri sürülen istinaf sebeplerine göre, mahkeme ara kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla, davalı istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1. bendi gereğince esastan reddine  karar verilmesi gerekmiştir. <br>HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1-İstanbul 15. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 10/10/2023tarih ve 2019/570 Esas sayılı ara kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırı bir durum bulunmamasına göre, davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince REDDİNE, 2-Alınması gereken 427,60 TL istinaf karar harcından peşin alınan 269,85 TL'nin mahsubu ile bakiye 157,75 TL istinaf karar harcının davalıdan  alınarak HAZİNEYE GELİR KAYDINA, 3- Davalı tarafça yapılan istinaf yargılama giderlerinin üzerinde BIRAKILMASINA,4-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından vekâlet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA,Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 362/1-f bendi gereğince  KESİN olmak üzere 17/01/2024 tarihinde oybirliği ile karar verildi.    </font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"67315b073457ca29","SID":"74f5addb2db430bb"}}