{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">    T.C. KONYA BAM   6. HUKUK DAİRESİ     <br>T.C.<br>KONYA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>  6. HUKUK DAİRESİ<br><br><br>DOSYA NO\t: <br>KARAR NO\t: <br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br><br><br>BAŞKAN\t\t: ...  (...)<br>ÜYE\t\t: ...  (...)<br>ÜYE\t\t: ...  (...)<br>KATİP\t\t: ...  (...)<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: KONYA . ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 30/11/2022<br>NUMARASI\t\t:  Esas - 2Karar<br><br>İSTİNAF EDEN DAVACI\t: ... <br>VEKİLİ\t: Av. ... - <br><br>DAVALILAR\t: 1 -... <br>VEKİLLERİ\t: Av. ... - <br>\t  2 -... <br>VEKİLLERİ\t: Av. ... & Av. ... -  <br>\t 3- ... (Konya . İcra ve İflas Dairesi -  İflas Sayılı Dosyası) <br>İFLAS İDARE MEMURU\t: ... -<br>DAVA\t\t: Tazminat (Ticari Satımdan Kaynaklanan)<br><br>İSTİNAF KARARININ<br>KARAR TARİHİ\t: 26/01/2024<br>YAZIM  TARİHİ\t: 01/02/2024<br>Davacı tarafından davalılar aleyhine Konya . Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... esas sayılı dosyası ile açılan tazminat davasında 30/11/2022 tarihinde tesis edilen davanın reddine ilişkin karara karşı davacının istinaf kanun yoluna başvurması üzerine üye hakimin görüşleri alındıktan sonra dosya incelendi; <br>DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı .... şirketinin... isimli yağın üretici şirketi,  davalı ... Gıda şirketinin ilgili yağın aracı şirketi, davalı .... Gıda şirketinin de diğer davalıların distribütörü olarak müvekkili şirkete ilgili yağı satan ve fatura eden şirket olduğunu, müvekkilinin 22.04.2015-30.04.2015-27.05.2015 ve 09.06.2015 tarihlerinde faturalı olarak almış olduğu yağların Kırıkkale ve Karaman sanayi bölgelerindeki fabrika binalarına teslim edildiğini, davalıların tamamının alınan yağdaki peroksit oranının 0,80 oranında olduğu yönünde teyit ve garantilerinin olduğunu, alınan yağlarla yurt içi ve yurt dışı satışı yapılan ürünler yapıldığını, ürünlerin çeşitli mağazalarda satıldığını, gelen şikayetler üzerine ürünler üzerinde yapılan analizlerde peroksit oranının yüksek olması nedeniyle ürünlerde bozulmalar olduğunu, satılan malların iadelerinin geldiğini, durumun davalılara bildirildiğini, müvekkilinin iade gelen mallar nedeniyle büyük zarara uğradığını, müvekkilinin zararlarının giderilmesi için Karaman.. Noterliğinin 21/09/2015 tarih ... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile davalılara ihtar gönderildiğini ancak sonuç alınamadığını, TBK'nun 219 ve devamı maddeleri uyarınca satıcının ayıba karşı sorumluluklarının olduğunu, davalıların bu işi meslek edinmiş kuruluşlar olup sorumluluktan kaçınamayacaklarını, Karaman.. Asliye Hukuk Mahkemesini ... d.iş dosyası ve Kırıkkale .. Asliye Hukuk mahkemesinin ... d.iş sayılı dosyaları ile müvekkilinin fabrika binalarında bulunan numuneler üzerinde tespit davaları açılarak raporlar alındığını, her iki dosyada alınan raporlarda da ürünlerin bozulmalarına neden olarak peroksit oranının yüksek olduğunun tespit edildiğini, müvekkilinin yine bağımsız laboratuvarda yaptırmış olduğu analizlerde de aynı sonuçların çıktığını, müvekkilinin daha sonra başka firmadan aldığı yağlarla ürettiği aynı ürünlerde herhangi bir bozulma ve şikayet almadığını, bu durumun  davalılardan alınan yağlar nedeniyle ürünlerde bozulma olduğununu açık kanıtı olduğunu beyanla fazlaya ilişkin haklarının saklı kalması kaydıyla müvekkilinin maddi zararının dava sürecinde bilirkişi aracılığıyla tespit edilmek üzere şimdilik 10.000,00TL, manevi anlamda da 500.000,00TL olmak üzere toplam 510.000,00TL'lik zararlarının ihtarname tarihinden itibaren işleyecek en yüksek faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalılardan tahsiline karar verilmesini talep etmiş,  20/09/2021 tarihli ıslah dilekçesi ile de fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydı ile 10.000,00 TL maddi, 500.000,00 TL manevi tazminatın davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiş, 20/09/2021 tarihli ıslah dilekçesi ile de maddi tazminat talebini  875.521,63 TL'ye yükseltmiştir. <br>CEVAP: Davalı .... A.Ş. vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin davaya konu edilen yağlarla ilgili ne üretim aşamasında, ne tedarik ve taşıma aşamasında bir müdahalesinin olmadığını, müvekkiline husumet yöneltilemeyeceğini,  bu nedenle öncelikle pasif husumet nedeniyle davanın usulden reddine karar verilmesi gerektiğini, davacı tarafın bozulup zarar gördüğünü iddia ettiği malların bozulma sebebi olarak göstermiş olduğu ayıplı mallara ilişkin kanunda öngörülen süreler içinde ayıp ihbarında bulunmadığını, bu hususta üzerine düşen sorumluluğu yerine getirmediğini, aradan uzun bir zaman geçtikten sonra kendilerine noter aracılığıyla ihtarname gönderildiğini, davacı şirketin basiretli bir tacirin göstermesi gereken özeni göstermediğini, diğer davalılar tarafından teslim edilen davaya konu yağlara ilişkin gerekli kontrollerin ürünün teslim alınmasından sonra yapılarak ayıplı olması halinde durumun hemen ortaya çıkmasını sağlayabileceğini, ancak davalının bu hususta gerekli özeni göstermediğini, davacının ürünlerin bozulmasını kullanılan yağlara bağlamasını ispat etmek durumunda olduğunu,  ancak iddiasını kanıtlayamadığını, Karaman .. Asliye Hukuk Mahkemesinin tespit dosyasında alınan TÜBİTAK tarafından hazırlanan raporda bozulmanın kullanılan yağdan kaynaklı olup olmadığıyla ilgili yorum yapılamayacağının raporlandığını, müvekkili şirketin piyasada başkaca şirketlere de ticari satışı olduğunu, ancak satılan mallara ilişkin başkaca şirketlerden bir şikayet olmadığını savunarak   davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. <br><br>Davalı....  şirketi vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı şirketin piyasadan toplattığı ve iade aldığı mallarda müvekkili şirket tarafından satılan yağların kullanıldığının ispat edilemediğini, bozulma sebebinin de yağlardan kaynaklandığının ispat edilemediğini, yine yağların davacı şirkete teslim edildiğinde ayıplı olduğunun ispat edilemediğini, bu nedenlerle davacının iddialarının kanıtlayamadığını, tespit dosyalarında alınan TÜBİTAK raporlarında da bozulmanın yağdan kaynaklı olduğunun tespitinin yapılamadığının raporlandığını, müvekkili tarafından satılan yağların tesliminden sonra davacı tarafından hangi şartlarda saklandığının, ne zaman kullanıldığının belli olmadığını, yine yağların saklama ve kullanılma sürelerine bağlı olarak içerisinde bulunan peroksit oranının artmasının doğal olabileceğini, teslim yapıldıktan ve kullanıldıktan 10 ay sonra yapılan analizlerde oranın yüksek çıkmasının da doğal olabileceğini,  yağ deposunun bir gece boyunca açık bırakılarak oksijenle temas etmesinin bile peroksit oranının artmasına neden olabileceğini, üretimde kullanılan yağların ve üretilen malların saklama koşullarının da bu sürece etki edebileceğini, müvekkili şirketin satılan yağların marka sahibi olup pasif husumet ehliyetinin olmadığını, davacı şirketin müvekkili şirkete karşı ayıp ihbarı külfetlerini yasal hak düşürücü süreler içinde yerine getirmediğini, iddia edilen ayıbın gizli ayıp olduğu düşünülse dahi yine zamanında ayıp ihbarı yapılmadığını, müvekkili şirketin satıcı sıfatına sahip olmadığını ve sözleşmede yer almadığını, müvekkili şirketin kusurunun bulunmadığını, davacı şirketin istemiş olduğu manevi tazminat miktarının da fahiş olup sebepsiz zenginleşmeye yönelik bir talep olduğunu ayrıca  ticari itibarının zedelendiği iddiasının da kanıtlayamadığını savunarak la açılan davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. <br>Davalı .... şirketi vekili cevap dilekçesinde özetle; davaya konu yağların diğer davalı .... şirketine ait  olduğunu, alım satım akdi nedeniyle müvekkilinin illiyet bağının olmadığını, müvekkili şirketi husumet yöneltilmesinin mümkün olmadığını bu nedenle öncelikle husumet eksikliğinden davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, davacının hak düşürücü süre içinde iş bu davayı açmadığını, bu nedenle de davanın dava şartı yokluğundan  reddine karar verilmesi gerektiğini, davacıya satışı yapılan ürünlerin ürün analiz sertifikalarıyla birlikte teslim edildiğini, bu durumun yağların teslim edildiği tarih itibariyle peroksit oranının belirlenen standartlara uygun olduğunun kanıtı olduğunu, muhafaza koşullarına bağlı olarak peroksit oranının hızla artabileceğini, davacı şirketin teslim edilen yağları hangi koşullarda muhafaza ettiğine ilişkin bir delilin dosyada mevcut olmadığını, davaya konu edilen yağların başkaca firmalara da satıldığını ancak herhangi bir şikayet ve ayıp ihbarının söz konusu olmadığını, tüketici şikayetli üç ürünün üretim tarihinin davaya konu yağların teslim tarihinden önce olduğunun tespit edildiğini bu nedenle bozulan ürünlerin tamamında davaya konu yağların kullanılıp kullanılmadığının  tespit edilmediğini, tespit dosyalarında alınan raporlarda açıkça bozulmanın yağlardan kaynaklı olduğunun da tespit edilmediğini, davacı tarafın dürüstlük kuralına aykırı bir şekilde deliller ortaya koyduğunu, müvekkili şirket ile bir ticari ilişkisinin bulunmadığını ancak ticari defter ve kayıtlarının incelenmesine karar verilirse tüm yasal unsurların mevcut olduğunu savunarak davanın reddine  karar verilmesini talep etmiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: İlk derece mahkemesince; TBK 41. Maddesi gereğince üreticinin alıcı ile arasında sözleşme ilişkisi bulunmasa bile üründeki ayıptan sorumlu olduğu,  davalı .... şirketinin, ayıplı olduğu ileri sürülen dava konusu yağın  üreticisi olması, davalı ... Gıda şirketinin, ürünün tasarımını ve imalatını yaptırıp piyasaya arzını sağlaması, davalı .... Gıda şirketinin de  ilgili yağı satan ve fatura eden şirket olması karşısında davalıların pasif husumet ehliyetlerinin olduğunun kabulü gerektiği, dava taraflarının iddia ve savunmaları ile dosyaya sundukları deliller, yukarıda yer verilen yasa hükümleri ve yüksek mahkeme içtihatları ile aldırılan bilirkişi heyeti raporu birlikte değerlendirildiğinde; Davacı şirketin, ürettiği ürünlerin ambalajlarında da belirtili olan  ......, Helal ve TSE, Çevre Yönetim Sitemi gibi kalite standardına ilişkin uygunluk belgeleri olan gıda üreticisi bir firma olduğu, hal böyle olmakla gıda üretiminde kullandığı dava konusu yağın, kalitesini ve uygunluğunu gerekli ekipmanlar ve uzmanlar eliyle derhal muayene ettirmesi gerektiği, salt kendisine gelen yağların üzerindeki son kullanma tarihine veya satıcının gönderdiği analiz raporlarına göre hareket ederek sağlık açısından risk oluşturabilecek şekilde kendisi veya bağımsız bir uzman ekip tarafından muayene yaptırılmaksızın kendisine gelen hammaddeyi üretimde kullanmasının ve ürünlerine bunu göre raf ömrü belirlemesinin almış bulunduğu sertifikalara ve basiretli tacir ilkesine aykırı nitelikte olduğu, buradan hareketle davacının TTK 23/1-c maddesinde düzenlenen 2-8 günlük ayıp ihbarı sürelerine uygun hareket etmediği,  kaldı ki tüketiciler tarafından yapılan ilk şikayet tarihi ile analiz yaptırma ve bunun davalılara bildirilmesi arasında geçen süre dikkate alındığında somut olayda TBK 223. Maddesinde düzenlenen derhal bildirim koşuluna göre de hareket edilmediğinin  anlaşıldığı, ayıp ihbarının zamanında yapılmaması sebebiyle davacının satın aldığı ürünü olduğu gibi kabul ettiği ve bundan doğan bir zararı varsa bile bunun tazminini isteyemeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. <br>İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; dava dilekçesini ve yargılama aşamasındaki tüm beyanlarını tekrar etmekle, delillerin toplanmadan karar verildiğini, mahkemece, ayıbın gizli mi açık ayıp mı olduğu belirlenmeden ve buna dair deliller toplanmadan tahkikatın bitirildiğini, paketli son mamül (bisküvi, çikolata, kek vs ürünler) ürünlerinde hammaddeden meydana gelen ayıbın tespitinin ancak tüketiciden gelen geri dönüşlerin üzerine yapılacak inceleme sonucunda ortaya çıkabilecek gizli bir ayıp olup, bunun tespitinin de hayatın olağan akışına göre 2 veya 8 günlük süre içerisinde olmasının mümkün olmadığını, o halde bu tür ayıpların tespitinin öncelikle şikayetlerin gelmesi, şikayetlerin nedeninin araştırılması ve akabinde de yetkili laboratuvarlarda yapılacak incelemeler sonucunda ortaya çıktığından TTK'nın 23. maddesi hükümlerinin burada uygulanma imkanı olmadığını, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 2014/591 Esas- 2015/875 Karar sayılı ilamında da vurgulandığı gibi, eğer ayıp, ağır kusur veya hile ile gizlenmiş ise zamanaşımı süresinin işlemeyeceğini, aynı zamanda da ayıbın ihbarının kural olarak herhangi bir şekle bağlı tutulmadığını, davalıların ...yağlarını gizli ayıplı olarak teslim ettiğini, yağların geliş tarihleri ile üretimde kullanılması ve ürünlerin teslim tarihleri de dikkate alındığında yağların tümünün SKT tarihleri içerisinde kullanıldığını, bu husus ile ilgili daha önce beyan dilekçelerinde gerekli açıklamaların yapıldığını, ancak, bilirkişi kurulu tarafından bu hususun gözden kaçırıldığını, müvekkili şirketin her ne kadar süresi içerisinde ayıp ihbarında bulunulmadığı gerekçesi ile dava reddedilmiş ise de; 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun “Ticari Satış ve Mal Değişimi” başlıklı 23. Maddesinin (c) bendinde; “Malın ayıplı olduğu teslim sırasında açıkça belli ise alıcı iki gün içinde durumu satıcıya ihbar etmelidir. Açıkça belli değilse alıcı malı teslim aldıktan sonra sekiz gün içinde incelemek veya incelettirmekle ve bu inceleme sonucunda malın ayıplı olduğu ortaya çıkarsa, haklarını korumak için durumu bu süre içinde satıcıya ihbarla yükümlüdür. Diğer durumlarda Türk Borçlar Kanunu’nun 223’üncü maddesinin ikinci fıkrası uygulanır.” şeklinde düzenleme olduğunu, müvekkili şirkete gelen bu hammaddelerin açık ayıplar bakımından laboratuvarında incelendiğini ve ilk inceleme sonucunda alım kriterine aykırılık tespit edilemediğinden hammaddenin kabul edildiğini, müvekkili şirketin her basiretli tacir gibi kanundan doğan sorumluluğunun farkında ve bilincinde olup kendi üzerine düşen gözden geçirme yükümlülüğünü yerine getirdiğini, hal böyle iken kanun maddesinin TBK 223. e atıfta bulunduğunu, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 223’üncü maddesinin ilgili fıkrasında ise; ''(2)Alıcı gözden geçirmeyi ve bildirimde bulunmayı ihmal ederse, satılanı kabul etmiş sayılır. Ancak, satılanda olağan bir gözden geçirmeyle ortaya çıkarılamayacak bir ayıp bulunması hâlinde, bu hüküm uygulanmaz. Bu tür bir ayıbın bulunduğu sonradan anlaşılırsa, hemen satıcıya bildirilmelidir; bildirilmezse satılan bu ayıpla birlikte kabul edilmiş sayılır.'' denildiğini, müvekkil şirketin müşteri şikayetlerini davalı yana da bildirdiğini ve davalı yanca da bu durumun kabul edildiğini, kaldı ki ayıp süresi içerisinde ihbar edilmese dahi  6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 225'inci maddesinde; ''Ağır kusurlu olan satıcı, satılandaki ayıbın kendisine süresinde bildirilmemiş olduğunu ileri sürerek sorumluluktan kısmen de olsa kurtulamaz. Satıcılığı  meslek edinmiş kişilerin bilmesi gereken ayıplar bakımından da aynı hüküm geçerlidir.'' denildiğini, 6098 Sayılı TBK'nın 227 ila 229.cu maddeleri ayıplı mal satımı konusunda alıcıya seçimlik haklar tanımış olup, satıcının bu seçimlik hakkını kullanan alıcının zararlarını gidermek zorunda olduğunu belirterek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir. <br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:<br>Dava, ayıplı ürün satışı nedeniyle uğranılan zararların tazmini talebine ilişkindir.  <br>İstinaf incelemesi HMK 355. maddesi gereğince istinaf dilekçesinde ileri sürülen sebeplerle ve resen  kamu düzenine aykırılık yönünden sınırlı olarak yapılmıştır.<br>Davacı taraf, davalıların üreticisi, distribütörü ve satıcısı olduğu yağların ayıplı olduğunu, bu nedenle zarara uğradığını,  süresi içerisinde ayıp ihbarı yapıldığını ileri sürerek maddi ve manevi  tazminat  talep etmekte, davalılar ise davacının satın aldığı yağın ayıplı olmadığını, süresinde ayıp ihbarı yapılmadığını savunarak davanın reddini talep etmektedir. <br>Türk Ticaret Kanunu'nun 23/1-c maddesinde \"Malın ayıplı olduğu teslim sırasında açıkça belli ise alıcı iki gün içinde durumu satıcıya ihbar etmelidir. Açıkça belli değilse alıcı malı teslim aldıktan sonra sekiz gün içinde incelemek veya incelettirmekle ve bu inceleme sonucunda malın ayıplı olduğu ortaya çıkarsa, haklarını korumak için durumu bu süre içinde satıcıya ihbarla yükümlüdür. Diğer durumlarda, Türk Borçlar Kanununun 223 üncü maddesinin ikinci fıkrası uygulanır\" düzenlemesi bulunmaktadır. Türk Borçlar Kanunu'nun 223 üncü maddesinde ise; <br>\" Alıcı, devraldığı satılanın durumunu işlerin olağan akışına göre imkân bulunur bulunmaz gözden geçirmek ve satılanda satıcının sorumluluğunu gerektiren bir ayıp görürse, bunu uygun bir süre içinde ona bildirmek zorundadır.<br>Alıcı gözden geçirmeyi ve bildirimde bulunmayı ihmal ederse, satılanı kabul etmiş sayılır. Ancak, satılanda olağan bir gözden geçirmeyle ortaya çıkarılamayacak bir ayıp bulunması hâlinde, bu hüküm uygulanmaz. Bu tür bir ayıbın bulunduğu sonradan anlaşılırsa, hemen satıcıya bildirilmelidir; bildirilmezse satılan bu ayıpla birlikte kabul edilmiş sayılır\" hükmü bulunmaktadır. Bu itibarla, öncelikle; dava konusu malzemenin ayıplı olup olmadığının saptanması, ayıplı olduğunun belirlenmesi halinde ise yukarıda sözü edilen yasa hükmünde belirtilen sürelerde ayıp ihbarı bulunup bulunulmadığı belirlenerek, sorumluluk durumunun değerlendirilmesi icap etmektedir. (Yargıtay 11. HD 2014/8643 E., 2015/6135 K. Sayılı karar)  Dava konusu somut olayda davacı taraf, yağların ayıplı olduğunun yağların kullanıldığı ürünlerin satıldığı şirketlerin müşterilerinden gelen şikayetler nedeniyle ürün iadeleri yapılması nedeniyle ortaya çıktığını beyan etmekte olup davacının bu beyanına göre dava gizli ayıp iddiasına dayalıdır. Buna göre öncelikle dava konusu yağın gizli ayıplı olup olmadığının ve davacı tarafça TBK 223/2. Maddesine uygun olarak ayıp ihbarı yapılıp yapılmadığının belirlenmesi gerekmektedir. Mahkemece dava konusu uyuşmazlık ile ilgili olarak alınan 20.12.2019 tarihli bilirkişi raporunda ve 13.10.2020 tarihli ek bilirkişi raporunda   dava konusu yağların raf ömrüne ilişkin değerlendirmeler yapıldığı,  ancak yağların ayıplı olup olmadığı, ayıplı ise ayıbın niteliğinin ne olduğu  yönünde herhangi bir değerlendirme yapılmadığı görülmektedir. Ayrıca, mahkemece davacı tarafça  tüketiciler tarafından yapılan ilk şikayet tarihi ile analiz yaptırma ve bunun davalılara bildirilmesi arasında geçen süre dikkate alındığında somut olayda TBK 223. Maddesinde düzenlenen derhal bildirim koşuluna göre de hareket edilmediğinin  anlaşıldığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmişse de tüketiciler tarafından yapılan şikayetler davacıya değil, davacının müşterilerine yapıldığından davacının ayıbı tüketici şikayetleri ile birlikte öğrendiğinin ve dolayısıyla  ayıp ihbarı süresinin söz konusu  tüketici şikayetleri ile başlayacağının kabulü mümkün değildir.  Ayrıca, davacı taraf, davalılara göndermiş olduğu ihtarnamede ürün iadeleri üzerine durumu davalılara bildirdiğini, davalıların da gelerek yağlardan numune aldıklarını beyan etmektedir. Yine davacı tarafça ibraz edilen ve davacı şirket adına hareket ettiği anlaşılan .... tarafından davalı ...com adresine gönderilen 11 Eylül 2015 tarihli elektronik iletide davalı şirketin 11.09.2015 tarihinde gelen yetkililerin numune aldığından söz edilmektedir. Mahkemece dava konusu ürünlerin ayıplı olup olmadığının belirlenmesi için konusunda uzman gıda ve kimya mühendislerinden oluşturulacak üç kişilik bilirkişi heyetinden dava konusu yağların ayıplı olup olmadığı, ayıplı ise ayıbın gizli ayıp niteliğinde olup olmadığı hususunda denetime elverişli bilirkişi raporu alınmasından sonra ürünlerin ayıplı olduğu anlaşılırsa, ayıp ihbarının süresinde yapılıp yapılmadığının davacının iddia ettiği gibi davalıların yağlardan numune alıp almadığı hususu davalılardan sorularak ve davacının müşterileri tarafından davacıya kesilen iade faturaları ve  davacı tarafça sunulan 11 Eylül 2015 tarihli elektronik ileti de dikkate alınarak belirlenmesinde sonra oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamıştır. Bu nedenlerle davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, HMK'nın 353/1-a.6 maddesi gereğince ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, yukarıda belirtildiği şekilde işlem yapılarak oluşacak sonuca göre karar verilmek üzere dosyanın mahkemesine gönderilmesine ilişkin aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. <br>HÜKÜM: Gerekçesi  yukarıda  açıklandığı üzere;<br>1- Davacının istinaf talebinin KABULÜ ile; Konya . Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 30/11/2022 tarih, .. Esas .. Karar sayılı KARARININ KALDIRILMASINA,<br>2-Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-a maddesi gereğince dosyanın ilk derece mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,<br>3- İstinaf başvurusunda bulunan davacı tarafından yatırılan 179,90 TL istinaf karar harcının talep halinde davacıya iadesine, <br>4- İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından ücret-i vekalet ile ilgili hüküm kurulmasına yer olmadığına, <br>5- İstinaf başvurusunda bulunan davacı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda dikkate alınmasına,<br>6- Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 359/4 maddesi gereğince; kararın tebliğ işlemlerinin ilk derece mahkemesi tarafından yapılmasına, <br>Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 26/01/2024 tarihinde oybirliği ile HMK'nın 353/1-a maddesi gereğince kesin olarak  karar verildi.  <br><br>\t\t\t\t<br>Başkan ...<br> e-imzalıdır<br>Üye ...<br>e-imzalıdır <br>Üye ...<br>e-imzalıdır <br>Katip ...<br>e-imzalıdır <br><br><br><br><br><br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"635b4f324227eb04","SID":"79d97ea879d09e9d"}}