{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>15.HUKUK DAİRESİ <br>DOSYA NO: 2021/31 <br>KARAR NO: 2024/57<br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 16/09/2020<br>NUMARASI: 2017/365 Esas, 2020/397 Karar<br>DAVANIN KONUSU: İtirazın iptali <br>KARAR TARİHİ: 17/01/2024<br>Taraflar arasında görülen davanın yerel mahkemece yapılan yargılaması sonucunda verilen hükme karşı istinaf yoluna başvurulmuş olup, duruşmasız olarak dosya üzerinde yapılan inceleme ve istinaf talepleriyle sınırlı olarak yapılan değerlendirme sonunda; <br>GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili, müvekkili şirketin davalı şirketten fatura alacağının bulunduğunu, ancak davalı tarafın fatura borcunu ödememesi üzerine alacağın tahsili amacıyla İstanbul  .... İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyası üzerinden takibe geçildiğini, davalının itirazı üzerine takibin durdurulduğunu belirterek, davalının itirazının iptali ile takibin devamına, % 20 oranında icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, müvekkili tarafından onaylanmayan siparişlere ilişkin davacı tarafından faturalar düzenlendiğini, müvekkilinin talep etmediği ürünler faturalandırıldığından müvekkilinin davalıya herhangi bir borcunun bulunmadığını, yazışmaların müvekkil şirketi temsil ve ilzama yetkili olmayan ve montaj elemanı olarak çalışan ... gönderildiğini ve e-postaların bu kişi tarafından cevaplandığını, ancak bu kişinin çalıştığı departmanda sadece eleman pozisyonu bulunup şirket adına sipariş onaylama ve şirket adına tasarruf yapma yetkisi bulunmadığını, bu nedenle e-postaların içeriğinin kabul edilmediğini belirterek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Mahkemece, davacı şirketin tasarım ve üretim hizmetleri veren bir firma olduğunu, taraflar arasında 2015 yılı içerisinde bir alım-satım ilişkisi olduğu, davalı şirketin 2015 yılı içerisinde şubelerine ait iç mekan stand ürünlerini davacıdan temin ettiği, uyuşmazlık konusu ürünlerin stok olarak üretilen ürünler olduğu, davaya konu stok ürünlerin bir kısım ön siper aksesuarı dışında kalan hiçbir parçasına yerinde inceleme esnasında rastlanamadığı, ürünlerin hurdaya verildiği ve bu ürünlerin hurda değerinin ürünlerin %12'si mertebesinde olabileceği, bu oran üzerinden yapılan hesaplamada ürünlerin hurda değerinin 3.491,10 TL olduğunun 15/01/2020 tarihli hükme elverişli teknik mimar bilirkişi raporundan anlaşıldığı, davacı ve davalı tarafça ibraz edilen yasal defterlerin HMK md. 222 uyarınca tarafların lehine delil niteliğinin bulunduğu, davacı defterlerinde davacının davalıdan 29.127,65 TL alacağının bulunduğu ve davalı defterlerinde ise takip tarihi itibari ile davacının herhangi bir alacağının olmadığı, taraflar arasındaki hesap farkının davacı tarafça tanzim edilen ancak davalı defterlerinde kayıtlı olmayan 08.06.2016 tarih ... nolu  9.710,30 TL’lik, 15.07.2016 tarih ... nolu  9.531,88 TL’lik ve 01.08.2016 tarih ... nolu 9.850,28 TL’lik faturalar ile 35,08 TL’lik devir olmak üzere toplam 29.127,54 TL’lik işlemlerden kaynaklandığının anlaşıldığı, davacının 23.12.2016 takip tarihi itibari ile alacağının 29.092,46 TL olduğu, teknik mimar bilirkişi tarafından belirlenen 3.491,10 TL  ürünlerin hurda değeri düşüldükten sonra davacı alacağının 23.12.2016 takip tarihi itibari ile davalı taraftan 25.636,55 TL’sı alacaklı olacağının hükme elverişli kök ve ek bilirkişi heyet raporlarından anlaşıldığı, taleple bağlılık ilkesi gereğince harca esas bedelle bağlı kalındığı gerekçesiyle, davanın kabulü ile takibin 9.710,30 TL üzerinden devamına, asıl alacak 9.710,30 TL'ye takip tarihinden itibaren avans faizi işletilmesine, alacak likid ve belirlenebilir olduğundan kabul edilen alacak miktarı üzerinden hesaplanan % 20 oranındaki 1.942,06 TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.Davalı vekili istinaf dilekçesiyle, 02/07/2018 tarihli bilirkişi raporunda faturaların davalı tarafça kabul edilmediğini, 16/01/2020 tarihli bilirkişi raporunda faturalardaki ürünlerden ön siper aksesuarı hariç hiç birinin mahalde bulunmadığını, alacağın likit olmadığını, icra inkar tazminatına hükmetmenin hatalı olduğunu belirterek, yerel mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.Uyuşmazlık, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 470. ve devamı maddelerinde düzenlenen eser  sözleşmesinden  kaynaklanmaktadır. Davacı yüklenici, davalı ise iş sahibidir. Somut olayda, taraflar arasında yazılı sözleşme bulunmamaktadır.  Davacı tarafça gönderilen e-postalara davalı çalışanı tarafından cevap verilmiş ise de davalı taraf bu kişinin şirketi temsil ve ilzama yetkili olmadığını savunarak e-posta içeriklerine itiraz edilmiştir.  Bu durumda, davalı taraf davacının ileri sürdüğü eser sözleşmesi ilişkisini kabul etmemektedir. Davacı tarafça sözleşmenin varlığının yasal delillerle ispatı gerekmektedir. E-postalara cevap veren davalı çalışanının davalıyı temsil ve ilzama yetkili olduğu ispatlanamadığı gibi, davacı taraf eser sözleşmesini ispatlayacak yazılı delil de sunamamıştır. Ancak, davacı delilleri arasında yemin delili de bulunmaktadır. Şu halde, mahkemece, davacı tarafa, sözleşme ilişkisinin ispatı bakımından davalıya yemin teklif etme hakkı bulunduğu hatırlatılarak, sonucuna göre karar verilmesi gerekmektedir. Bu husus üzerinde durulmaksızın yazılı şekilde karar verilmesi hatalı olmuştur. Açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin istinaf talebinin kabulü ile usul ve yasaya uygun bulunmayan yerel mahkeme kararının 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince kaldırılarak yukarıda açıklanan şekilde inceleme ve araştırma yapıldıktan sonra oluşacak uygun sonuç dairesinde bir karar verilmesi için dosyanın yerel mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi gerekmiştir.<br>HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1-Davalı  vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜNE,  2-İstanbul 5. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 16/09/2020 tarih, 2017/365 Esas, 2020/397 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA,3-Dosyanın Dairemiz kararına uygun şekilde inceleme yapılarak yeniden bir karar verilmek üzere yerel mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, 4- Davalı  tarafından yatırılan istinaf karar harcının istek halinde kendisine İADESİNE,5- Davalı tarafça yapılan istinaf yargılama giderinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda DİKKATE ALINMASINA,6-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekâlet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA,Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-3 maddesi gereğince KESİN olmak üzere 17/01/2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi. </font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"675e35b9a104eb28","SID":"431b6edb4124e709"}}