{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>16. HUKUK DAİRESİ<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>DOSYA NO: 2023/796 Esas<br>KARAR NO\t: 2024/246<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 15/02/2023<br>NUMARASI\t: 2022/970E, 2023/119K.<br>DAVANIN KONU: Menfi Tespit (Kıymetli Evraktan Kaynaklanan)<br>KARAR TARİHİ 06/02/2024<br>İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla, HMK 353. Maddesi gereğince dosya içeriğine göre duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu;<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ <br>DAVA: Davacılar vekili dava dilekçesinde;Müvekkilleri ile davalı arasında ticari, mali, hukuki, sözleşmesel yahut başkaca bir münasebet bulunmadığını, davalının cebir ve tehdit suretiyle kendi lehine 500.000,00 TL bedelli senet imzalattığını ve aldığını, müvekkillerinden ...'un asıl borçlu, ...'un da kefil olarak yer aldığını, müvekkili ... dava dışı ...'ya 3,5 yıl önce araç alım satımı için 74.333 Euro para gönderdiğini, dava dışı ...'nın davalıya olan borcunun bir kısmını bu para ile ödediğini, ...'nın müvekkilinden aldığı para doğrultusunda araç satışı yapamadığını, aldığı parayı da müvekkiline ödemediğini, müvekkilinin alacağına kavuşmak amacıyla dava dışı ...'nın yanında iş toplantılarına katıldığını, ...'nın davalı  ile iş münasebeti bulunduğunu, davalının iş yerine bir çok kez gittiklerini ve davalı ile müvekkilinin bu şekilde münasebeti ortaya çıktığını, ...'nın davalıya müvekkilinin eşinin evinden bahsettiğini, davalı ile dava dışı ... arasındaki ticari ilişkinin bozulduğunu, davalının müvekkili ile ...'ya kendisine borçlu olduğunu söylediğini, davalının ...'nın borcunu müvekkillerinden tahsil etme yoluna gittiğini ve müvekkillerini tehdit ettiğini, müvekkili ile ...'yı zorla araca bindirip götürdüğünü, davalının müvekkili ve dava dışı ...'dan senet vermelerini istediğini, müvekkillerinden ...'un zorla, baskı, korku altında senedi imzalamak zorunda kaldığını, davalı hakkında suç duyurusunda bulunulduğunu ileri sürerek müvekkillerinin davalıya borçlu olmadıklarının tespitine, davalının %20'den az olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>CEVAP:Davalı vekili cevap dilekçesinde; Davacı iddialarının mesnetsiz olduğunu, davacıların bilerek ve isteyerek dava dışı ...'nın müvekkiline olan borcundan mahsup edilmek üzere davaya konu senedi düzenleyip verdiklerini, müvekkili ile davacılar arasındaki borç ilişkisinin ...'nın borcundan kaynaklandığını, davacıların daha önce de dava dışı şahısın borcunu müvekkiline ödediklerini, davacının senedin düzenlenmesinden çok sonra müvekkili hakkında suç duyurusunda bulunduğunu, dava konusu senedin cebir ve tehdit ile imzalandığını iddiasının gerçek olmadığını, davacının bu durumu ispat edemediğini belirterek davanın reddini ve davacının dava konusu senet bedelinin  %20'sinden aşağı olmamak üzere  kötü niyet tazminatına hükmedilmesini savunmuştur. <br>İLK DERECE MAHKEMESİNİN  İLK KARARI:İlk derece mahkemesinin istinafa konu 2019/199E, 2020/581 Karar sayılı, 03/11/2020 tarihli ilamında; \"...1-Davanın REDDİNE,2-Mahkememizce verilmiş ve infaz edilmiş ihtiyati tedbir kararı olmadığından İİK m. 72/4 maddesi uyarınca davacılar aleyhine tazminat takdirine yer olmadığına\" şeklinde karar vermiştir.<br>DAİREMİZİN KARARI:Dairemizin 2021/726 Esas, 2022/1956 karar sayılı 24/11/2022 tarihli ilamı ile;  \"... Dava tarihi itibarı ile yürürlükte olan 5235 sayılı Kanun'un 5/3.maddesine göre;  dava değeri üç yüz bin Türk lirasının üzerinde olan dava ve işlerin tüm yargılama safhaları, bir başkan ve iki üye ile toplanacak heyetçe yürütülür ve sonuçlandırılır. 7251 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun’un  54.maddesi ile  “üç yüz bin” ibaresi “beş yüz bin” şeklinde değiştirilmişse de; 5235 sayılı Kanun'daki düzenleme; mahkemenin Yasaya uygun teşekkülüne, mahkemenin görevine ilişkin olup görev yönünden dava tarihinin esas alınması gereklidir.  Anılan husus kamu düzenine ilişkin olmakla HMK 355 maddesi gereğince re'sen dikkate alınarak kararın bu yönü ile kaldırılması gerekmiştir. Açıklanan nedenlerle ilk derece mahkemesinin kararının re'sen dikkate alınan sebeplerle HMK 355., 353/1-a-4 maddesi gereğince kaldırılmasına, kaldırma sebebine göre davacı vekilinin sair istinaf isteminin incelenmesine yer olmadığına,\" şeklinde karar verilmiştir.<br>DAİREMİZ KARARINDAN SONRA İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARI:İlk derece mahkemesinin istinafa konu 2022/970E, 2023/119 Karar sayılı, 15/02/2023 tarihli ilamında; \"... Dinlenen davacı tanıklarının beyanları ile dosyada olayın oluş biçiminin davacı tarafça aktarılış biçimi  değerlendirildiğinde davacı vekilinin dava dilekçesinde davalının davacı ...'u ve dava dışı ...Iyı zorla bir araca bindirerek ilk önce Anadolu yakasında Kalamış Parkına götürdüğünü, bir süre sonra arabada davalı, davacı ... ve dava dışı ... var iken davacı ...'un evinin önüne  davalı tarafından götürüldüklerini, davacı ...'un çağırması üzerine gelen diğer davacı ...'ın senedi asıl borçlu olarak zor ve tehdit ile imzaladığını bildirmişse de davacı tanığı ... beyanında davalının iş yerinde aralarında çıkan tartışmadan sonra davalının, davacı ...'in  evinin bulunduğu yere davacıyı ve kendisini götürdüğünü ve arabaya zorla bindirmediğini beyan etmiş davacı vekilinin dava dilekçesinde ileri sürdüğü zorla arabaya bindirilip Kalamış Parkına götürüldükleri yönünde beyanı olmadığı  gibi  davacı tarafın iddiasının aksine araca zorla bindirilmediklerini beyan etmiştir. Davacı tanığı ... beyanında davacı ...'in telefonla diğer davacı ...'ı çağırması üzerine davacı ... ile birlikte davacıların evinin önüne gittiklerini ve evin önünde beyaz bir araba yanında bir aracın daha olduğunu ve içinde dava dışı olan ... ağladığını, diğer araçta oturan davalının davacı ...'a arabaya binmesini söylediğini, arabada davalı, ..., davacı ..., diğer davacı ... ve  kendisi varken senedin imzalatıldığını, senet imzalandığı sırada ...'ın  arabada olduğunu ve  arabanın ön kısmında oturduğunu beyan etmiş  diğer davacı tanığı ... ise beyanında senetlerin imzalanması sırasında  arabanın dışında kenarda olduğunu söylemiş ayrıca senetleri davacı ... ve eşi imzaladıktan sonra eşini çağırdığını ve eşinin geldiğini ancak senedi imzalamadığını beyan etmiştir. Bu haliyle davacı yanın olayın oluş biçimine dair aktarımları ile tanık beyanları çelişkili olduğu gibi tanıkların beyanlarında da çelişkiler olduğu  anlaşılmıştır. Öte yandan  İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığının 2018/218822 soruşturma sayılı dosyasında da takipsizlik kararı verildiği itirazın reddedildiği belirlenmiştir. Mahkememizce dinlenen tanık beyanlarının davacıların iddiasıyla çelişen yanları, tanıkların kendi beyanları içinde çelişen hususlar dikkate alındığında davacıların senedin  tehdit ve zorla  imzalatıldığı iddiasının  sübuta ermediği kanısına varılmıştır. Bunun yanı sıra taraflar arasında hiçbir ticari ilişki bulunmadığı, senetten ötürü davacıların borçlu olmadıkları yönündeki iddia ise yazılı delil ile ispatı mümkün olan bir husus olup bu yönde hiçbir delil ibraz edilmediğinden ispatlanamayan davanın reddine, Mahkememizce verilmiş ve infaz edilmiş ihtiyati tedbir kararı olmadığından İİK m. 72/4 maddesi uyarınca davalının tazminat talebinin reddine,1-DAVANIN REDDİNE\" şeklinde karar vermiştir.<br>İSTİNAF İSTEMİ:Davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkilleri ile davalı arasında  herhangi bir şekilde ticari, iş, mali, hukuki, sözleşmesel yahut başkaca bir ilişki bulunmadığını, cebir ve tehdit ile 500.000 TL Miktarında senet imzalatıldığını, Taraflar arasında ticari ilişki olduğunadair davalı tarafça sunulmuş bir delil bulunmadığını, Müvekkillerimden ...'un  ev hanımı olup davalıyı hiçbir şekilde tanımadığın, sadece olay günü gördüğünü, bu kişiden 500.000 TL miktarında alacaklı olduğunu iddia etmesinin hayatın olağana akışına ve mantık kurallarına aykırı olduğunu,Davalı ...’ın dava dışı ... ile iş ilişkisinde olduğu ve kendi aralarında anlaşmazlık yaşadıklarını, Davalı ...  dava dışı ...’ da olan alacağını ...’ dan tahsil edemeyeceğini anlayınca hukuk dışı yol ve yöntemlerle bu alacağı müvekkillerinden tahsil etmek düşüncesine girdiğini,Müvekkili ... 'un dava dışı ...’ ın arkadaşı olması ve davalının işyerine birkaç kez bu şahısla birlikte gitmiş olmasının, davacının, ...’ ın iş ortağı olarak kabul edilmesinin hatalı olduğunu, davalının bonoyu alma gerekçesini bu hususa dayandırdığını, Mahkemenin senedin neden alındığını sorgulamadığını, alacaklı olduğunu ispat edemediğini, kabul anlamına gelememekle birlikte senette neden ...' ın düzenleyen olarak yer almadığının açıklanması gerektiğini, Davalının hem ...'dan hem müvekkillerinden olmak üzere 2 ayrı senet aldığını, şikayete başvuru sürecinin suçu ortadan kaldırmayacağını, müvekkilinin tehditler nedeni ile şehir dışına taşındığını, devam etmesi üzerine şikayetçi olduklarını, suç duyurusu yönünden KYOK verilmiş ise de kanun yararına bozma yoluna gidildiğini, Ancak KYOK kararı içeriğine göre de; senedin hukuk dışı yollarla alındığının anlaşılacağını, kararda \"müştekilerin tanık olarak gösterdikleri ... ve ... nın da ifadelerinde müştekileri benzer şekilde beyanda bulundukları...\" tespitine rağmen takipsizlik kararı verildiğini,Mahkemenin karar gerekçesinde tanık beyanları arasında çelişkiler bulunması gerekçe gösterilerek davanın reddine karar verilmesinin de yerinde olmadığını, tanık ... , tanık ...'nın beyanlarının dikkate alınması gerektiğini, tanığa sorulan soruların gerekçeli kararda yer almadığını, tanık beyanlarına göre tehditin ispatlandığını, mahkemenin gerekçesindeki tanık beyanlarının çelişkili olduğuna ilişkin tespitlerin hatalı olup olayın özünden uzaklaşıldığını müvekkillerinin iradesinin fesada uğratıldığını, tanık delili ile ispatın mümkün olduğunu, İstanbul Anadolu 10 Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2021/366 Esas sayılı tasarrufun iptali davasında senedin gerekçesi olarak \"... ve ... arasındaki ticari ilişkiden kaynaklı olduğunu\" beyan ettiğini, bu durumda davalının beyanarının çelişkili olduğunu savcılıkta da ...'un senedi verdiği gün tanıdığını beyan ettiği belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.<br>GEREKÇE Dava menfi tespit istemine ilişkindir.İlk derece mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. Bu karara karşı davacılar vekili, yasal süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi gereğince, ileri sürülen istinaf başvuru nedenleri ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Davacılar senetteki imzalarını inkar etmemiş; ancak, senedin zorla tehdit ile alındığını, davalıya herhangi bir borçları olmadığını ileri sürmüş olmakla iddialarını ispatla yükümlüdürler.Davacıların şikayeti hakkındaki İstanbul Anadolu CBS 2018/218822 sor sayılı dosyada; \"müştekilerin tanık olarak gösterdikleri tanık ... ve ...'nın ifadelerinde müştekileri destekler beyanda bulundukları, şikayetin olaydan yaklaşık 10 ay sonra icra takibinin başlatılması ile gerçekleşmesi ve şüpheli ile müşteki ... ve tanık ... arasında alacak borç ilişkisine dayanan hukuki ihtilaf olması, şikayet konusu edilen ve icra takibine konu olan senedin de bu kapsamda düzenlenmiş olup imzaların açıkça kabul edilmesi ve tek başına olan şüphelinin müştekiler ve ... nın huzurunda senedi alması değerlendirildiğinde soyut nitelikte kalan iddia dışında tehdit zoru ile senedin alındığına dair şüpheli hakkında kamu davasının açılmasına yeterli delil bulunmadığı\" gerekçesi ile kovuşturmaya yer olmadığı kararı verilmiş ve karar itirazın reddi ile kesinleşmiştir. Bununla birlikte mahkemece dinlenen davacı tanıklarının beyanlarında birbirleri ile çelişkiler olduğu gibi, tanık ...'nın davacıların annesi/kayınvalidesi olduğu, oluşa göre tanık ...'nın eşi ... de senet imzalamasının istendiği, ancak ... senedi imzalamadığı, davacıların ise imzaladığı, davalının olay mahallinde tek başına olup mevcut delil durumunun senedin tehdit ile zorla alındığının ispatına yeterli olmadığı, kambiyo senetlerinde illetten mücerretlik ilkesinin esas olduğu, davalının savunmasına göre senedin nedenini ispat yükümlülüğü olmadığı, davacıların borçsuzluk iddiasını da yazılı delil ile ispat edemedikleri anlaşılmakla ilk derece mahkemesinin davanın reddi kararında usul ve esas yönünden hukuka aykırılık bulunmadığından davacıların istinaf isteminin reddi gerekmiştir. Açıklanan nedenle ilk derece mahkemesinin kararında usul ve esas yönünden hukuka aykırılık bulunmadığından davacılar vekilinin istinaf isteminin esastan reddi gerekmiştir.<br>HÜKÜM: Gerekçesi ayrıntılı kararda açıklandığı üzere;1-6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince, davacılar vekilinin yerinde görülmeyen istinaf isteminin ESASTAN REDDİNE, 2-Alınması gereken 427,60-TL harçtan, peşin alınan 359,80-TL harcın mahsubu ile bakiye 67,80-TL harcın davacılardan alınarak hazineye irat kaydına, 3-Davacılar tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,-Davalının gider avansından kullanıldığı anlaşılan 20-TL istinaf masrafının davacılardan alınarak davalıya verilmesine,4-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,5-Artan gider avanslarının, karar kesinleştiğinde ve talep halinde ilk derece mahkemesince taraflara iadesine, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, HMK'nun 361.maddesi uyarınca tebliğden itibaren iki haftalık süre içerisinde Yargıtay ilgili hukuk dairesinde temyiz yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi.06/02/2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"cc37ed5c78d714be","SID":"e908dda744e0b07a"}}