{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">    T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM  35. HUKUK DAİRESİ     Esas-Karar No: 2022/1854 - 2024/145<br>\t\t\tT.C.<br>ANKARA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>35. HUKUK DAİRESİ<br><br>DOSYA NO\t: 2022/1854 <br>KARAR NO\t: 2024/145<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>K A R A R <br><br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: ANKARA 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 11/05/2022<br>NUMARASI\t\t: 2020/690 Esas - 2022/339 Karar<br><br>DAVACILAR\t:<br>VEKİLİ\t: <br>DAVALI\t<br>DAVANIN KONUSU\t: Tazminat <br>KARAR TARİHİ\t: 07/02/2024<br>GEREKÇELİ KARAR <br>YAZILMA TARİHİ\t: 07/02/2024<br><br>\tMahalli mahkemesince verilen karara karşı davalı ... Sigorta Şirketi vekili tarafından süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurulmuş olup, başvuru şartlarının yerine getirildiği dosya üzerinde yapılan ön inceleme ile anlaşılmakla yapılan istinaf incelemesi sonunda;<br>\tTARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARI<br>\tDavacı vekili dava dilekçesinde; 31.01.2018 tarihinde dava dışı sürücü ...’nin sevk ve idaresinde bulunan ... plaka sayılı araç ile seyir halinde iken yolun karşısına geçmeye çalışan müvekkiline çarpması sonucu yaralamalı trafik kazasının meydana geldiğini, kazanın meydana gelmesinde müvekkilinin hiçbir kusurunun bulunmadığını, dava konusu trafik kazası sebebiyle ağır şekilde yaralanan müvekkilinin geçici ve kalıcı iş göremezliğe maruz kaldığını, aynı zamanda bakıcı ihtiyacının da doğduğunu, müvekkilinin zararının tazmini için davalı sigorta şirketine 08.09.2020 tarihinde başvuruda bulunulduğunu ancak yasal süre içerisinde herhangi bir ödeme yapılmadığını belirterek, HMK 107/2 maddesi uyarınca başlangıçta belirtilen taleplerini artırım hakkı saklı kalmak üzere 100,00-TL kalıcı iş göremezlik bedeli, 100,00-TL geçici iş göremezlik bedeli, 100,00-TL bakıcı gideri tazminatı olmak üzere toplam 300,00-TL bakiye maddi tazminatın  kaza tarihinden itibaren işleyecek değişen oranlarda avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.<br>\tDavalı vekili, cevap dilekçesi vermemiştir. <br>\tİLK DERECE MAHKEMESİ KARARI<br>\tMahkemece, 31/01/2018 tarihinde, saat 10:50 sıralarında dava dışı sürücü ...'nin, mülkiyeti dava dışı ... şirketine ait olan ve olay tarihinde davalı sigorta şirketi nezdinde sigortalı bulunan ... plakalı araç ile Mimar Sinan Caddesi üzerinden, Mimar Sinan İlkokulu istikametine seyir ile olay mahalline geldiğinde, taşıt yolunun karşısına geçiş yapmak için aniden taşıt yoluna çıkan kaza tarihinde 4 yaşındaki davacı ...'e aracın sağ ön tarafından çarpması neticesinde davacının yaralandığı, Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi ATK'nın 02/06/2021 tarihli raporunda kaza dolayısı ile davacının %9 oranında sürekli malul kaldığı ve iki ay süre ile de bakıcı ihtiyacının oluştuğu, her ne kadar Antalya Eğitim Araştırma Hastanesi tarafından düzenlenen 16/10/2018 tarihli sağlık kurulu raporunda davacının engel oranının %4 olduğu belirtilmiş ise de; işbu raporun, kaza tarihinde yürürlükte bulunan yönetmelik hükümlerine göre ve ayrıca hükme esas alınacak rapor tanzim etmeye yetkili birimlerce düzenlenmediğinden Hacettepe Üniversitesi tarafından düzenlenen rapor ile çelişki oluşturmayacağı ve hükme esas alınamayacağı, davalı şirket nezdinde sigortalı araç sürücüsünün %30 oranında kusurlu olduğunun belirlendiği, dosya arasına alınan ceza dosyasına ait bilgi ve belgeler ile kusura ilişkin bilirkişi raporu gözetildiğinde, davalı şirket nezdinde sigortalı araç sürücüsünün seyir hızını fren intikal mesafesine uydurmadığı, davacıdaki yaralanmanın niteliği de dikkate alındığında azami hız sınırını aştığı ve böylelikle bilirkişi tarafından atfedilen kusur oranının dosya kapsamına ve oluşa uygun olduğu kanaati ile davalı şirket nezdinde sigortalı araç sürücüsünün %30 kusurlu sayılmasının uygun olacağı ,sürekli iş göremezlik yönünden TRH 2010 Tablosu'na göre muhtemel bakiye ömrün belirlenmesi ve %1,8 teknik faiz uygulanmadan bilinmeyen işleyecek devre hesabı yapılırken, bilinen son gelirin her yıl için %10 artırılıp %10 iskonto edilmesi yönteminin kullanılması suretiyle sürekli işgöremezlik tazminat hesabı yaptırıldığı, davacı kaza tarihinde 4 yaşında olduğundan ve gelir getiren bir işte çalışması mümkün olmadığından geçici iş göremezlik tazminatı talep edemeyeceği değerlendirilerek bu talebinin reddine karar verilmesi gerektiği, sürekli iş göremezlik ve bakıcı gideri yönünden ise davalı tarafından yapılan ödemeler düşüldükten sonra aktüer bilirkişi tarafından hazırlanan 24/03/2022 tarihli rapordaki hesaplama esas alınarak tazminata hükmedildiği, temerrüt tarihi olarak kısmi ödeme tarihinin belirlendiği ve ayrıca zarara sebebiyet veren aracın kiralama şirketi adına kayıtlı ticari işlerde kullanılan bir araç olması sebebiyle ticari avans faizine hükmedilmesi gerektiği gerekçesiyle; \"davanın kısmen kabulüne; geçici iş göremezlik tazminatı isteminin reddine, 1.217,70 TL bakıcı gideri tazminatı ve 82.761,16 TL sürekli iş göremezlik tazminatı olmak üzere toplam 83.978,86 TL maddi tazminatın 11/05/2018 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine\" karar verilmiştir. <br>\tİLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ<br>\tDavalı ... Sigorta Şirketi vekili istinaf dilekçesinde; davacının maluliyet oranının Adli Tıp Kurumu 3.İhtisas Dairesi tarafından tespit edilmesi ve bu tespit edilen oran üzerinden hesaplama yapılması gerektiğini, maluliyet oranlarının tespitine ilişkin raporun “Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırılması Ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkındaki Yönetmelik”e göre düzenlenmesi gerektiğini, bilirkişi tarafından yapılan hesaplamada başvuranın %9'luk maluliyet oranına göre hesaplama yapıldığını, ancak müvekkil şirket tarafından medikale yaptırılan değerlendirme neticesinde; %4'lük maluliyet oranına ve %25'lik kusur durumuna göre hesaplama yapılarak, müvekkil şirket tarafından 11.05.2018 tarihinde 3,591,43 TL, akabinde  09/11/2018 tarihinde ise 929,42 TL bakiye ödeme yapıldığını, karara esas olan bilirkişi raporunda 09/11/2018 tarihli ödeme dikkate alınmayarak; bu ödemenin tenzil işleminin de yapılmadığını, ayrıca karara  konu bilirkişi raporu ile neredeyse aynı maluliyet oranı üzerinden hesaplanmış olmasına rağmen; %5'lik oran farkı bulunmasına rağmen fahiş bir fark söz konusu olduğunu, aradaki bu farkın neden kaynaklandığı açıklanması gerektiğini, kabul anlamına gelmemekle birlikte ödeme tarihindeki hesaplamaya göre hesaplamanın büyük çoğunluğu karşılanmış olup, başvuru sahibi müvekkil şirketi ibra ettiğinden başvurunun reddi gerektiğini, Karayolları Trafik Kanunu’nun 111. maddesi 2. fıkrasının; “Tazminat miktarlarına ilişkin olup da, yetersiz veya fahiş olduğu açıkça belli olan anlaşmalar veya uzlaşmalar yapıldıkları tarihten başlayarak iki yıl içinde iptal edilebilir” şeklinde düzenlendiğini, müvekkil şirket tarafından başvurana 08.06.2018  tarihinde 60.877,46 TL ödenmesi neticesinde müvekkil kurumun  ibra edildiğini, madde hükmünde açık olduğu ve Yargıtay kararları ile de sabit olduğu üzere yetersiz ve fahiş olduğu belli olan anlaşmalar ve uzlaşmalar iptal edilebilir niteliktedir oysa ki, müvekkil Şirket ödemesi ile bilirkişi  tarafından yapılan hesaplama arasında fahiş bir fark bulunmamakta olup, aradaki farkın dikkate değer bir fark olmadığını, bilirkişi raporunda güncel asgari ücretin kabul edildiği hesaplamanın ise kabul edilmesinin mümkün olmadığını, zira Yargıtay içtihatlarıyla da sabit olduğu üzere ödeme tarihinin esas alınması gerektiğini belirterek, kararın kaldırılmasını istemiştir. <br>\tDELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE<br>\tİstinaf talebinde bulunan davalı ... Sigorta Şirketi vekilinin  istinaf sebepleri doğrultusunda, kamu düzenine aykırılıklar resen gözetilerek, dosya içerisindeki bilgi ve belgeler, mahkeme kararının gerekçesi, dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesi ile yapılan inceleme sonunda; <br>\tDava, trafik kazasından kaynaklanan cismani zarar nedeniyle maddi tazminat istemine ilişkindir. <br>\tDosya kapsamındaki bilgi ve belgelerden; Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Dekanlığı Dahili Tıp Bilimleri Bölüm Başkanlığı Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığı tarafından düzenlenen raporda; 31/01/2018 tarihinde gerçekleşen trafik kazasına bağlı hastada meydana gelen sol tibia — fibula şaft kırığı, sol klavikula kırığı, pnömotarks dikkate alınarak; 30 Mart 2013 tarih ve 28603 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan “Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik” ve ekindeki cetveller esas alınmak kaydıyla bedensel özür oranı hesaplandığında, sinir sistemi, nöbeti olmayan ancak nöbet geçirme riski olanlar...%5 olduğu, Kas İskelet Sistemi, Alt Ekstremiteye Ait Sorunlarda Özürlülük Oranları, Kas Atrofisi, Tablo 3.5-Bacak kaslarındaki atrofiye bağlı özürlülük yüzdeleri için; Uyluk Hafif (1-19) %4, Balthazard formülü uygulandığında %9 olduğu, 31/01/2018 tarihli trafik kazasına bağlı kişinin tüm vücut özür oranının %9 dokuz) olduğu, sürekli olduğu ve sekel halini aldığının belirlendiği, Antalya Eğitim ve Araştırma Hastanesi tarafından düzenlenen Engelli Sağlık Kurulu raporunda ise, %4 engel oranının belirlendiği ve çelişki oluştuğu anlaşılmaktadır. <br>\tBu durumda, maluliyet raporları arasında çelişki oluştuğu gözetilerek, mahkemece Adli Tıp Kurumu'ndan; kaza tarihindeki yönetmelik hükümlerine göre kaza nedeniyle davacıda hangi arızalar nedeniyle ve hangi oranda maluliyet oluştuğu ve maluliyet ile kaza arasında illiyet bağı bulunup bulunmadığı konusunda, açık net, denetime elverişli ve dosyadaki maluliyet raporları arasındaki çelişkiyi giderecek nitelikte yeniden maluliyet raporu alınarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile karar verilmesi doğru görülmemiştir.<br>\tAyrıca, davalı sigorta vekili, istinaf dilekçesi ekinde bilirkişi raporunda mahsup edilen 3.591,43 TL tutarına ek olarak 929,42 TL daha ödeme yapıldığına ilişkin dekont ibraz etmiş olup, yargılama sırasında ileri sürülmeyen belgelerin istinaf aşamasında ileri sürülmesi mümkün değilse de borcu söndüren belge bu durumun istisnasıdır.<br>\tYargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 2017/7-2097 Esas - 2017/894 Karar sayılı ilamında da; \"Kural olarak, yargılama aşamasında dayanılıp sunulmayan deliller, temyiz veya karar düzeltme aşamasında sunulamazlar; sunulmuş olsalar bile, bu aşamalardaki incelemeler sırasında dikkate alınamazlar. Bu kuralın tek istisnası, dayanılıp sunulan delillin, o davaya konu borcu söndüren bir nitelik taşıması; örneğin, davaya konu borcun ödenmiş olduğunu gösteren makbuz, ibraname gibi bir belge olmasıdır.<br>\tDavanın hukuksal niteliği ve somut olayın özelliği gereği davalı, temyiz aşamasında dava konusu borcu söndüren nitelikte bir belge vermişse, bu belge üzerinde gerekli inceleme yapılmak suretiyle bir karar verilmesi gerekir. Diğer bir anlatımla, yargılama aşaması henüz tamamlanmamış ise böyle durumda, borcu itfa eden belge değerlendirmeye alınmalıdır. Gerçekten de, yargılamada davayı inkâr eden davalının savunması, borcun bulunmadığı savunmasını da kapsar. O nedenle, davalının borcun ne sebeple bulunmadığını açıklama ve iddianın aksine delillerini ikame etme hakkının ortadan kalktığından söz edilemez.  Belirtilen nedenlerle, temyiz aşamasında sunulan ve borcu söndüren bir belgenin varlığı karşısında savunmanın genişletilmesi yasağından söz edilemeyeceğinin kabulü de zorunludur.\" denilmiş, buna göre borcu söndüren bir belgenin varlığı halinde bu belgenin Yargıtay incelemesi aşamasında dahi ileri sürülmesi durumunda değerlendirilmesi gerektiğinin altını çizmiştir.<br>\tBu nedenle, belirtilen ödemeye ilişkin olarak da Mahkemece bir değerlendirme yapılması gerekmektedir. <br>\tYukarıda açıklanan nedenlerle, davalı ... Sigorta Şirketi vekilinin istinaf talebinin kabulüne, kararın uyuşmazlığın çözümünde etkili deliller toplanılmadan ve değerlendirilmeden verilmiş olması nedeniyle HMK'nın 353/1-a-6. maddesi gereğince kaldırılmasına, davanın yeniden görülerek, yukarıda açıklanan hususlardaki değerlendirmeler yapılarak, davanın esası hakkında olumlu olumsuz bir karar verilmesi için dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine, kaldırma sebebine göre davalı ... Sigorta Şirketi vekilinin sair istinaf sebeplerinin incelenmesine yer olmadığına karar vermek gerekmiştir.<br>\tHÜKÜM \t: Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere;<br>\t1-Davalı ... Sigorta Şirketi vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ ile; Ankara 1. Asliye Ticaret Mahkemesi tarafından verilen 11/05/2022 tarihli, 2020/690 Esas - 2022/339 Karar sayılı kararın, HMK’nın 353/1-a-6. maddesi gereğince KALDIRILMASINA,<br>\tKararın kaldırılma sebebine göre, davalı ... Sigorta Şirketi vekilinin sair istinaf taleplerinin incelenmesine yer olmadığına,<br>\t2-Dosyanın, davanın yeniden görülmesi için mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,<br>\t3-İstinaf eden tarafından yatırılan istinaf karar harcının isteği halinde yatıran tarafa iadesine, <br>\t4-İstinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesinde değerlendirilmesine, <br>\t5-Karar tebliği, kesinleştirme, harç ve gider avansı iadesi işlemlerinin ilk derece mahkemesince yapılmasına, <br>\tDair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, HMK.nın 353/1-a maddesi uyarınca KESİN olmak üzere 07/02/2024 tarihinde oy birliği ile karar verildi.<br><br>\t\t\t\t<br><br>Başkan <br>Üye<br>Üye <br>Katip <br> <br><br><br><br><br><br><br><br><br>* Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümleri gereğince elektronik imza ile imzalanmıştır.<br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"b36cd6c3b51cd367","SID":"b82ca2acf9de993d"}}