{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>16. HUKUK DAİRESİ<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>DOSYA NO: 2023/1069 Esas<br>KARAR NO: 2024/212<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 27/02/2023<br>NUMARASI: 2020/452 Esas  2023/184 Karar <br>DAVANIN KONUSU: Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan)<br>KARAR TARİHİ: 05/02/2024<br>İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla, HMK 353. Maddesi gereğince dosya içeriğine göre duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu; <br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:<br>DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin lehdarı olduğu, ... AŞ. Şişli Şubesi muhataplı, keşidecisi ... Ltd. Şti.olan, ... çek nolu, 19.500 TL bedelli çekin çekin evin içinde kaybolduğunu, bu nedenle çek iptali davası açarak ödeme yasağı kararı aldıklarını, daha sonra bu çekin arka yüzüne müvekkilinin imzasının taklit edilerek sahte imza ile ciro  edilerek davalının eline geçtiğini, çekin arkasındaki ciro ve imzanın müvekkiline ait olmadığını, davalıya hiçbir borçlarının bulunmadığını ileri sürerek, müvekkilinin davaya konu çekten dolayı davalıya borcu olmadığının tespitine, çekin davalıdan alınarak müvekkiline verilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. <br>CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkil şirketin gerekli araştırmaları yapmadan ve  faturayla tevsik edilmemiş hiçbir alacağı temlik almadıklarını, somut olayda da çekin, davacı ...’dan dava dışı ... ile arasındaki ilişki ve çekin mahiyeti konusunda teyit alındıktan sonra aralarındaki ticari ilişkiyi gösterir 26/01/2016 tarihli ... numaralı fatura ile birlikte ciro yoluyla devralındığını, yani müvekkilinin kanuni yükümlülüklerine uygun hareket ettiğini, üzerine düşen özen sorumluluğunu yerine getirdiğini, çek hakkında iptal davası açılması ya da ödeme yasağı kararı verilmesinin çekin kambiyo vasfını ortadan kaldırmayacağını savunarak davanın reddine,  davacı aleyhinde %20’ den aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına karar verilmesini talep etmiştir.   <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İlk derece mahkemesince  05/06/2017 tarih ve 2016/558 E.- 2017/579 K.sayılı karar ile davanın kabulüne karar verilmiş, davalının istinafı üzerine verilen bu karar; Dairemizin  09/07/2020 tarih ve 2017/4914 -2020/1237 K.sayılı ilamı ile kaldırılmıştır. İlk derece mahkemesince Dairemizin kaldırma kararı sonrası yapılan yargılama sonucunda; istinaf ilamı doğrultusunda davacının emsal imza örnekleri celbedildikten sonra alınan ATK raporunda,  inceleme konusu çekin arka yüzde davacıya  atfen atılı 1.ciro imzası ile davacının mevcut mukayese imzaları arasında ilgi ve irtibat tespit edilemediği, yargılama aşamasında 3.kişi tarafından 30/06/2016 tarihinde 27.000,33-TL'nin istirdat talebi yönünden ise, her ne kadar davacıya ödenmesine yönelik muvafakat verilmişse de, usulüne uygun  alacağın temliki sözleşmesi sunulmadığı,  davacı tarafça da yapılan bir ödeme olmadığı,  çekin istirdatı talebine yönelik davalı hamilin çeki iktisabında  kötüniyeti ya da ağır kusurlu olduğunun davacı tarafça ispat edilemediği gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile, davacının İstanbul ... İcra Dairesinin ... E. sayılı takip dayanağı çekten dolayı  davalıya borçluya olmadığının tespitine, çekin bedelinin istirdatı talebinin aktif husumet noksanlığı nedeniyle reddine, çekin istirdatı talebinin şartları oluşmadığından reddine karar verilmiştir.<br>İSTİNAF İSTEMİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde yargılama sırasında ileri sürdüğü bir kısım vakıaları tekrar ederek; ATK tarafından davaya konu çekin arkasındaki 1.ciro imzasının müvekkiline ait olmadığının tespit edildiği, icra dosyasında borcun keşideci tarafından müvekkilinin alacağına mahsuben ve müvekkili lehine ödendiğini, müvekkilinin davaya konu uyuşmazlıkta aktif husumet ehliyetinin bulunduğunu, İİK'nın 72.maddesi uyarınca borçludan başka kimse ödeme yaptığı ihtimalde dahi borçlunun açılacak olan istirdat davasında aktif husumetinin bulunduğunu, dava konusu çekin çalınması nedeniyle istirdat davası şartlarının oluştuğunu ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir.Davalı vekili istinaf dilekçesinde  yargılama sırasında ileri sürdüğü savunmaları tekrar ederek; faktoring şirketi olan müvekkilinin kanuni yükümlülüklerine uygun hareket ederek, üzerine düşen özen sorumluluğunu yerine getirdikten ve gerekli araştırmayı yaptıktan sonra çeki devraldığını, somut olayda da, müvekkilin kötü niyetinin ya da ağır kusurunun söz konusu olmadığını, çekteki ciro zincirinin düzgün olduğunu, iyi niyetli yetkili hamil olan müvekkilinin borçlulara karşı icra takibi başlatılmasında herhangi bir hukuka aykırılık bulunmadığını ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir.<br>GEREKÇE: Dava, menfi tespit ve çekin istirdatı istemine ilişkindir.İnceleme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda, yukarıda yazlı şekilde davanın  kısmen kabulüne karar verilmiştir.Karar davacı vekili ve ve davalı vekili tarafından istinaf ayrı ayrı istinaf edilmiştir.Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, ATK raporunda davaya konu çekteki lehdara atfedilen imzanın davacıya ait olmadığının tespit edildiği, raporun denetime ve hükme elverişli olduğu, mutlak def'ilerden olan imza inkarı herkese karşı ileri sürülebileceği gibi, davalının iyi niyetli hamil olmamasının da sonuca etkili olmadığı, davaya konu takip  borcunun çekin keşidecisi olan dava dışı borçlu tarafından ödendiği, davacı tarafından yapılmış bir ödeme bulunmadığından, davacı yönünden menfi tespit davası istirdat davasına dönüşmediği gibi,  başkası tarafından yapılan ödemenin davacı adına istirdatının isteyemeyeceği anlaşılmakla, davacı vekili ve davalı  vekilinin yerinde görülmeyen istinaf isteminin reddine karar verilmiştir.<br>HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;1-Davacı vekilinin ve davalı vekilinin istinaf talebinin HMK'nun 353/1-b-1 maddesi uyarınca ayrı ayrı ESASTAN REDDİNE, 2-Davacıdan alınması gereken 427,60 TL harçtan, peşin alınan 179,90 TL harcın mahsubu ile bakiye 247,7 TL harcın davacıdan alınarak HAZİNEYE İRAT KAYDINA, 3-Davalıdan alınması gereken 1.511,94 TL harçtan, peşin alınan 333,01 TL harcın mahsubu ile bakiye 1.178,93 TL harcın davalıdan alınarak HAZİNEYE İRAT KAYDINA, 4-Taraflar tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin kendi üzerinde  bırakılmalarına, 5-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 6-HMK'nın 333. maddesi gereğince, mahkeme veznesine depo edilen gider avansından kullanılmayan kısmının kararın kesinleşmesi ile birlikte yatıran tarafa iadesine,Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, oy birliğiyle kesin olarak karar verildi.05/02/2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"6abd209d3fa538c9","SID":"9c2eb5a9ffdd49d3"}}