{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>16. HUKUK DAİRESİ<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F  K A R A R I<br>DOSYA NO: 2023/1496 Esas<br>KARAR NO: 2024/255<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 4.FİKRÎ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 21/12/2022<br>NUMARASI: 2022/105E, 2022/170K.<br>DAVANIN KONUSU: Tazminat (Fikir Ve Sanat Eserleri Sahipliğinden Kaynaklanan)<br>KARAR TARİHİ: 06/02/2024<br>İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla, HMK 353. Maddesi gereğince dosya içeriğine göre duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu;<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 18 Kasım 1987 yılında Adana ... Noterliğinde Onaylattığı \" ...\"  adlı bestesinin davalı ...'in  okumuş olduğu \"...\" adlı şarkısının aranağmesi ve meyan kısmı ile aynı notaları çağrıştırdığını,  haksız yere duygularına sahiplenildiğini, bu şarkıdan maddi manevi rant sağlayan MESAM üyesi, \"...\" şarkısında besteci olarak görünen ... haksız yere duygularını sahiplenerek bu olaydan maddi ve manevi rant sağladığını, \"...\" şarkısının kendi eseriyle %80 oranında yakın derecede paralellik gösterdiğini ve bu durumun maddi-manevi haklarını zedelediğini, ayrıca eserinin izni olmadan işlenmiş, çoğaltılmış ve umuma iletilmiş olmasından kaynaklı olarak ta haklarının zayi olduğunu, bu nedenle FSEK hükümleri uyarınca üç katı tazminat talebine karşılık  şimdilik 50.000,00 TL'nin olay tarihlerinden  itibaren işleyecek reeskont faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tazminine, FSEK md. 70/1 uyarınca ihlal edilen maddi manevi haklarına karşılık her maddi paranın olay tarihlerinden itibaren işleyecek reskont faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tazminine karar verilmesini talep ve dava ettiği anlaşılmıştır.<br>CEVAP: Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle;   dava dilekçesinde davacının TC kimlik numarasının yer almadığını, davalıların açık adreslerinin bulunmadığını , açık bir şekilde talep sonucunun   bulunmadığını, delil olarak belirtilen hususların açık olmadığını, bu nedenlerledava dilekçesinnde HMK 119. Maddede belirtilen zorunlu unsurların tamamlanması için davacı tarafa 7 günlük kesin süre verilmesi, bu süre içerisinde eksik hususlar tamamlanmadığı takdirde davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesi gerektiğini, Kültür Bakanlığı tarafından onaylanarak kayıt ve tescili yapılan ve 21.12.1999 tarihinde Eser İşletme Belgesi çıkartılan eser için, davacının zamanaşımı süresinin dolduğunu, bu nedenle zamanaşımı itirazlarının bulunduğunu, davanın bu yönü ile usulden reddinin gerektiğini, dava konusu eserin yapımının müvekkili şirkete  ait olmadığını,  işbu eseri barındıran albümler, albümlerin yapımcısı olan \"... Tic. A.Ş.\" nin iflası sonucu Beyoğlu İflas Müdürlüğünün 16.12.2009 tarih ... sayılı yazısına istinaden 01.12.2009 tarihinde yapılan ihale sonucunda \"TÜM TAKYİDATLARINDAN ARİ OLARAK\" ihale edildiğini ve ihalenin kesinleşerek ...Tic. Ltd. Şti. Adına tescil edildiğini,  10.02.2010  tarihinden itibaren ise eserin kullanım hakkının Noter Satış Sözleşmesi ile müvekkili şirkete devredildiğini, müvekkili şirketin dava konusu eseri, Eser İşletme Belgesinde de açıkça görüldüğü üzere,   tüm takyidatlarından ari olarak icra satışı yoluyla devir alan ... Müzik'ten devraldığını, eserin yapımına ilişkin  herhangi bir sorumluluğunun bulunmadığını, bu nedenle davanın müvekkili şirket yönünden husumet nedeni ile reddinin gerektiğini, huzurdaki davaya konu eserin umuma arzının 1999 yılında gerçekleştiğini, davacının yaklaşık 20 yıl boyunca dava konusu esere ilişkin herhangi bir talepte bulundığını, iktibas iddiasında bulunmadığını, sessiz kaldığını ve 20 yıl sonra huzurdaki davayı açtığını, davaya konu eserin davacının iddia ettiği gibi kendi eseri ile aynı notaları çağırıştırıyor idiyse, yaklaşık yirmi yıl boyunca bu hususta herhangi bir talebinin, itirazının bulunmaması ve yirmi yıl sonra huzurdaki davayı açmış olmasının hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, davacı tarafın tamamen kötü niyetli bir şekilde zamanaşımı süresinin dahi dolmasından uzun yıllar sonra dava açtığını, ayrıca kabul anlamına gelmemekle birlikte talep edilen tazminat miktarının da fahiş olduğunu, davacının kötü niyetli olduğunu beyanla öncelikle dava dilekçesinin HMK 119 da düzenlenen unsurları taşımaması nedeniyle, davacı tarafa eksik hususların tamamlanması için 7 günlük kesin süre verilmesine, bu süre içinde eksik unsurlar tamamlanmadığı takdirde davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesine, davada zamanaşımı süresinin dolmuş olmasından ötürü haksız ve mesnetsiz davanın reddine, davanın müvekkili şirket açısından husumet yönünden reddine, davanın esasına girilmesi halinde, haksız ve mesnetsiz davanın reddine karar verilmesini talep ettiği anlaşılmıştır. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkilinin  ihtilafa konu şarkıyı sadece seslendirdiğini,  “...” isimli şarkının ve şarkının yer aldığı albümün yani ilgili eserlerin sahibinin davalılardan .... Tic. LTD. ŞTİ.’nin de cevap dilekçesinde Mahkemeye sunduğu  21.12.1999 tarihli Müzik Eseri İşletme Belgesinde de yer aldığı üzere ... Tic. A.Ş.  Olduğunu,  eserlerin kullanım hakkının 10.02.2010 tarihinde .... Tic. LTD. ŞTİ.’ye devredildiğini, hal böyleyken müvekkilinin sadece FSEK kapsamında icracı sanatçı olduğunu ve eser üzerinde herhangi bir hak sahipliğinin bulunmadığı dikkate alındığında müvekkilin davada taraf olma sıfatının bulunmadığını, bu nedenle  davanın pasif husumet yokluğu sebebiyle reddinin gerektiğini, dava konusu “...” şarkısınin müvekkili tarafından “...” isimli albümde 1999 yılında seslendirildiğini,  davacı tarafından da 1999 yılında “...” şarkısının duyulduğu ve bilindiği dikkate alındığında davacının iddia etmiş olduğu bahse konu şarkının bestesinin kendi eseriyle benzerliğini de 1999 yılında fark etmiş olacağı gerçeği karşısında dava açma süresinin de 1999 yılında işlemeye başladığını, hal böyleyken  davanın zamanaşımı nedeniyle reddinin ayrıca davacının tazminat talebinde bulunma hakkının da  zamanaşımına uğraması nedeni ile  davanın reddinin gerektiğini, “...” isimli şarkının ve şarkının yer aldığı albümün yani ilgili eserlerin sahibinin 21.12.1999 tarihli Müzik Eseri İşletme Belgesinde de yer aldığı üzere ... Tic. A.Ş. olduğunu,  müvekkili ile ... Tic. A.Ş. arasında 1998 tarihinde imzalanan sözleşmenin 4.3.maddesi;“Sanatçının ... Müzik nam ve hesabına banda okuduğu eserlerin tüm dünya üzerinde her türlü çoğaltma, yayma, dağıtım ve yayın hakları 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu, 3527 Sayılı Sinema Video ve Müzik Eserleri Yasası, 3984 Sayılı Radyo ve Televizyonların Kuruluş ve Yayınları Hakkında Yasa ve konu ile ilgili diğer yasal düzenlemeler muvacehesinde süre, yer ve sayı bakımından sınırlandırılmamış olarak marş müziğe aittir.”  şeklinde düzenlendiğini, müvekkilinin eser üzerinde herhangi bir hak sahipliği bulunmadığının açık olduğunu, müvekkilinin  eser açısından eseri icra eden iyiniyetli üçüncü kişi konumunda olduğunu,  bu nedenle davacının müvekkilinden herhangi bir hak talep etmesinin dürüstlük kurallarına aykırılık teşkil ettiğini, hakkın kötüye kullanılması soncunu doğurduğunu beyanla  haksız davanın pasif husumet yokluğu sebebiyle reddine, Mahkemenin aksi kanaatte olması  halinde ise bu kez davanın zamanaşımı nedeniyle reddine, Mahkemenin usulen herhangi bir eksiklik bulunmadığı kanaatinde olması halinde ise davanın esastan reddine karar verilmesini talep ettiği anlaşılmıştır.Davalı ... cevap dilekçesinde özetle Sözü ve müziği kendisine ait olan \"...\" şarkısını  1997 yılında bestelediğini, 1999 yılında ... tarafından seslendirildiğini, davacıyı tanımadığını, davacının \"...\" adlı eserinin 1987 yılı ile 1999 yılları arasında okunmadığını, hiçbir yayında ve sosyal medyada hiçbir sanatçı tarafından seslendirildiğinin duyulmadığını, 19 sene sonrasında bu şarkının müziğinin kendisine ait olduğunu iddia etmesinin manidar olduğunu, bütün şarkıların azda olsa birbirine benzeyebileceğini, kendisinin bir çok sanatçıların söylediği pek çok şarkısı olduğunu, piyasada bir çok eserinin okunduğunu ve seslendirildiğini, davacının hiçbir yerde yayınlanmayan, hiçbir sanatkar tarafından okunmayan eserinden esinlenmiş olmasının imkansız olduğunu beyanla davanın reddine karar verilmesini talep ettiği anlaşılmıştır.<br>İLK DERECE MAHKEMESİNİN  İLK KARARI: İlk derece mahkemesinin istinafa konu 2018/415E, 2021/319 Karar sayılı, 26/10/2021 tarihli ilamında; \"...Davalı vekilinin cevap dilekçesi ekinde sunmuş olduğu Kültür ve Turizm Bakanlığı, Müzik Eseri İşletme Belgesinden de anlaşılacağı üzere, ihlal iddiasına konu ... isimli eserin tescil tarihi 21/12/1999 olup, dava tarihi 27/08/2018'dir. Tescil tarihi üzerinden 19 yıl sonra davacı yanın mali ve manevi hak ihlaline dayalı açmış olduğu davada eylemin haksız fiil olması nedeniyle Borçlar Kanunu'ndaki haksız fiillere ilişkin 2 yıllık ve 10 yıllık zamanaşımı süreleri bulunmakta olup, ayrıca FSEK 68.maddesinde de farazi sözleşme ilişkisinin doğma ihtimali gereğince 10 yıllık sözleşmesel zamanaşımı süresinin uygulanacağı açıktır. Tüm bu nedenlerle dosya kapsamı, sunulan deliller, alınan bilirkişi raporu, FSEK md. 70 ve TBK 72 VE 146. Maddeleri  bir bütün olarak değerlendirildiğinde davanın zamanaşımına uğradığı sonucuna varılmakla, Davanın reddine\" şeklinde karar vermiştir.<br>DAİREMİZİN KARARI:Dairemizin 2022/596 Esas, 2022/963 karar sayılı 01/06/2022 tarihli ilamı ile;  \"... Davalı ... cevap verme süresinin uzatılması için talepte bulunduğu, mahkemece cevap süresinin uzatıldığı, davalının mahkemece verilen bu süre içinde cevaplarını ve zamanaşımı defini ileri sürdüğü anlaşıldığından; davacının zamanaşımı savunmasının süresinde ileri sürülmediği yönündeki iddiası yerinde değildir.  Davacı vekili, \"Davalılar tarafından gerçekleştirilen hak ihlalinin bir cezai müeyyidesi mevcut olup, bu hususta bir ceza davasının açılmamış olmasının uzamış ceza davası süresinin uygulanmasına engel olmadığını, olayda uzamış ceza davası zamanaşımının uygulanması gerektiğini.\" ileri sürmüş ise de; davanın açıldığı tarih itibariyle ceza zamanaşımı süresinin de dolduğu, buna göre mahkemenin zamanaşımı süresi hesabının yerinde olduğu görülmüştür. Ancak, davalı ... cevap dilekçesinde açıkça zamanaşımı savunmasını ileri sürmediği anlaşıldığından, zamanaşımı defini ileri sürmeyen davalı yönünden de davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmesi hatalı olduğundan, davacı vekilinin istinaf isteminin kısmen kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmiştir\" şeklinde karar vermiştir.<br>DAİREMİZ KARARINDAN SONRA İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARI: İlk derece mahkemesinin istinafa konu 2022/105E, 2022/170 Karar sayılı, 21/12/2022 tarihli ilamında;  \"...1-Davanın davalılardan ...  yönünden kısmen KABULÜ İLE; FSEK madde 68 uyarınca tespit edilen 7.500,00 TL'nin üç katı tutarındaki 22.500,00 TL maddi tazminatın davalı ... alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine, 2-25.000,00 TL manevi tazminatın davalı ... alınarak davacıya verilmesine, 3-Davacı ile davalı ...  arasında farazi sözleşme ilişkisi kurulduğundan ref talebinin reddine,4-Diğer davalılar ...  ve ... yönünden davanın zaman aşımı yönünden reddine\" şeklinde karar vermiştir.<br>İSTİNAF İSTEMİ: Davalı  ... istinaf dilekçesinde özetle;  Davacının tüm davalılara birlikte dava açtığını, diğer davalılar yönünden dava zamanaşımından reddedildiğinden bu durumun kendisi yönünden de geçerli olması gerektiğini,Zamanaşımı itirazının ileri sürüldüğünü, ... adlı eseri 1997 yılında bestelediğini, 1999'da ... tarafından icra edildiğini, Davacıyı tanımadığı gibi, dava konusu olan şarkının da kamuoyu  tarafından bilinmediğini, sanat camiasında söylenmediğini, daha önce duymadığı bilmediği bir eserden esinlenmesinin mümkün olmadığını, davacının şarkısının 2017'de  MESAM'a kayıt yaptırdığını, şarkının varlığından dahi bu davanın açılması ile haberdar olduğunu, mahkemenin bu iddialar üzerinde durmadığını, bilirkişi raporunda şarkıların aynı olmadığı sadece bazı yerlerde kısmen benzerlik bulunabileceği yönünde görüş bildirildiğini, bazı şarkılar arasında tesadüfi benzerlik olabileceğini, mahkemenin eksik inceleme ile karar verdiğini, Dava konusu şarkının hiçbir yerde çalınmadığını, okunmadığını, esinlenmenin fiilen mümkün olmadığını belirterek kararın kaldırılmasını davanın reddini talep etmiştir.<br>İNCELEME: Davacı delil olarak Adana ... Noterliğinin 18.11.1987 tarih ... yevmiye sayılı belge suretini sunmuştur. Davacı MESAM'ın 14.09.2017 tarihli cevabi yazısını sunmuş olup yazıda; 08.09.2017 tarihli teknik Bilim Kurulu toplantısında  ... tarafından sunulan noter tasdikli nota ile ...  tarafından icra edilen eserin ses akydı karşılştırıldığında; eserlerin  ara nağme ve nakarat bölümlerinin işleme farkı olmakla birlikte aynı olduğunun tespit edildiği, ... isimli eserin şan böümünün ... isimli eserde yer almadığı, eserdeki pay oranının belirlenmesi için tarafların anlaşması yahut yargı yoluna başvurması gerektiği yönünde görüş bildirildiği anlaşılmıştır.  Bilirkişiler FSEK uzmanı ..., BESTECİ- SÖZ YAZARI MÜZİK YÖNETMENİ  ... ile hukukçu Yayıncı FSEK Uzmanı ...  07/06/2022 tarihli bilirkişi raporunda özetle ;  Dosyada mübrez CD, nota ve diğer bilgi ve  belgelerden davaya konu ... isimli yaratımın gerek güfte gerekse beste açısından birlikte şekillendirme, seslerin birbirini izlemesindeki uslup, birbirine bağlanış ve ritminin hususiyet taşıdığı bu çerçevede FSEK 3 anlamında musiki eseri olduğu, Dosyada mübrez noter onay belgesi dikkate alındığında davacının FSEK 11'deki karine çerçevesinde davaya konu ettiği bestenin eser sahibi olduğu, Davacının 1987 tarihinde noterde onaylattığı ... isimli eserin 1997'de noterde onaylanmış ...  isimli eserin de internet ortamından indirilip notası yazılarak dosyaya eklendiğini, davalı taraf ait eserin nakarat ve ara söz bölümlerinin davacıya ait ... isimli eserin tamamını oluşturan ana tema ile kuvvetli benzerlik arz ettiği, iki eserin sözlerinin farklı oluşu nedeni ile doğal olarak nota değerleri, nota bağ hususiyetleri gibi  özellikleri farklı olmasına karşın sözü edilen kısımlarda ayniyet olduğu, ayniyet olduğu belirtilen kısımların raporda kırmızı çerçeve ile işaretlendiğini, Raporda notaları yazılan ...  1999 yılında yorumladığı ...  adlı eserin aranje edildiği ve bu işleme sonucunda  eserin ana gövdesinden bağımsız bir intro oluştuğunu, intronun 65 bpm hızında icra edildiğini, introdan sonra gelen kısmın ise 75bpm hızında icra edildiği, bu eserin de notalarında ayniyet olan kısımların kırmızı olarak çerçevelendiğini, Davacının bestesinin izin alınmadan kullanılması nedeniyle davacının mali haklarından FSEK 22'de düzenlenen çoğaltma hakkının ihlali sayılabileceği,  Dava konusu eserin işleme bedelinin 7.500- TL olabileceği, bu bedelin FSEK 68 çerçevesinde 3 katı talebinin Takdirinin Mahkemeye ait olacağı,  görüş ve kanaati bildirilmiştir. 17/12/2020 tarihli ek bilirkişi raporunda özetle ; Kök raporda ayrıntılı belirtildiği üzere davacının bestesinin izin alınmadan müzik eseri içinde iktibas sınırlarını aşan şekilde kullanılması nedeni ile davacının mali haklarından FSEK 22 md düzenlenen çoğaltma hakkının ihlali sayılabileceği,  davaya konu ... isimli yaratımın FSEK 3 anlamında musiki eseri olduğu,  Davacının bestesinin izin alınmadan kullanılması nedeniyle davacının mali haklarından FSEK 22'de düzenlenen çoğaltma hakkının ihlali sayılabileceği, Dava konusu eserin işleme bedelinin 7.500- TL olabileceği, bu bedelin FSEK 68 çerçevesinde 3 katı talebinin Takdirinin Sayın Mahkemeye ait olacağı, Davacı tarafın dava dilekçesinde FSEK 68 çerçevesinde maddi tazminat talep ederken “FSEK 70/1 uyarınca ihlal edilen maddi ve manevi haklarıma karşılık her maddi paranın” tahsilini talep ettiği, Davacının bu talebinin FSEK 70 kapsamında maddi tazminat talebine mi manevi tazminat talebine mi ilişkin olduğu anlaşılamadığı, Sayın Mahkemece davacının dava dilekçesindeki talebinin FSEK 70 çerçevesinde maddi tazminat talebine ilişkin olduğu şeklinde bir kanaate varılması ihtimalinde ise Karın iadesinin tespiti için Heyetimize mali bilirkişi eklenip mali bilirkişinin davalıların defter ve kayıtları üzerinde inceleme yapılmasından sonra FSEK 70 kapsamında hesaplama yapılabileceği, bununla birlikte Yargıtay'a göre, hem FSEK.m.68, hem de FSEK.m.70.f.2 kapsamında maddi tazminat talep edildiğinde, talep edilen toplam bedelin, anılan seçenekler uyarınca istenebilecek “en çok bedel” ile sınırlı olup davacının bu taleplerinden hangisi yüksek ise, en yükseğine hükmedilebileceği, bu çerçevede davacının FSEK 68 çerçevesinde hesaplanan tazminat ile FSEK 70 çerçevesinde hesaplanacak tazminat arasında seçim yapmasının gerektiği,  görüş ve kanaati bildirilmiştir. 17/12/2020 tarihli 2. ek bilirkişi raporunda özetle ; Dosyada mübrez CD, nota ve diğer bilgi ve belgelerden davaya konu ... isimli yaratımın gerek güfte gerekse beste açısından birlikte şekillendirme, seslerin birbirini izlemesindeki uslup, birbirine bağlanış ve ritminin hususiyet taşıdığı bu çerçevede FSEK 3 anlamında musiki eseri olduğu, Dosyada mübrez noter onay belgesi dikkate alındığında davacının FSEK 11'deki karine çerçevesinde davaya konu ettiği bestenin eser sahibi olduğu,  Davacının bestesinin izin alınmadan kullanılması nedeniyle davacının mali haklarından FSEK 22'de düzenlenen çoğaltma hakkının ihlali sayılabileceği, Dava konusu eserin işleme bedelinin 7.500- TL olabileceği, bu bedelin FSEK 68 çerçevesinde 3 katı talebinin Takdirinin Sayın Mahkemeye ait olacağı, Davacı tarafın dava dilekçesinde FSEK 68 çerçevesinde maddi tazminat talep ederken “ESEK 70/1 uyarınca ihlal edilen maddi ve manevi haklarıma  karşılık her maddi paranın” tahsilini talep ettiği, Davacının bu talebinin FSEK 70 kapsamında maddi tazminat talebine mi manevi tazminat talebine mi ilişkin olduğu anlaşılamadığı, Sayın Mahkemece davacının dava dilekçesindeki talebinin FSEK 70 çerçevesinde maddi tazminat talebine ilişkin olduğu şeklinde bir kanaate varılması ihtimalinde ise Karın iadesinin tespiti için Heyetimize mali bilirkişi eklenip mali bilirkişinin davalıların defter ve kayıtları üzerinde inceleme yapılmasından sonra FSEK 70 kapsamında hesaplama yapılabileceği, bununla birlikte Yargıtay'a göre, hem FSEK.m.68, hem de FSEK.m.70.f.2 kapsamında maddi tazminat talep edildiğinde, talep edilen toplam bedelin, anılan seçenekler uyarınca istenebilecek “en çok bedel” ile sınırlı olup davacının bu taleplerinden hangisi yüksek ise, en yükseğine hükmedilebileceği, bu çerçevede davacının FSEK 68 çerçevesinde hesaplanan tazminat il FSEK 70 çerçevesinde hesaplanacak tazminat arasında seçim yapmasının gerektiği, Davacının FSEK 68 ve FSEK 70'e dayalı maddi tazminat taleplerinin zamanaşımına uğrayıp uğramadığının Takdiri  Mahkemeye ait olacağı görüş ve kanaati bildirilmiştir.<br>GEREKÇE Davacı, 18.11.1987'de noterde onaylanan... isimi eserinin ... isimli eserde haksız olarak kullanıldığını iddia ederek maddi tazminat ve manevi tazminata hükmedilmesini, tecavüzün refini talep etmiştir.  İlk derece mahkemesi tarafından davalı ... yönünden davanın kısmen kabulüne, diğer davalılar yönünden davanın zamanaşımı yönünden reddine karar verilmiştir. Karara karşı davalı ... tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. İnceleme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun(HMK) 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.Dairemizin ilk kararında; davalı ... tarafından süresi içince açıkça zamanaşımı defi ileri sürülmediği gerekçesi ile uyuşmazlığın esas yönünden incelenmesi gerekçesi ile ilk derece mahkemesi kararı kaldırılmış olmakla davalı ... bu aşamada zamanaşımına ilişkin istinaf sebepleri yerinde görülmediğinden reddine karar verilmiştir. Dosyada besteci-söz yazarı-müzik yönetmeni bilirkişinin de bulunduğu bilirkişi kök raporunda; davacının 18.11.1987 yılında noterde onaylattığı ... isimli eserinin davalının bestecisi olduğu  ... adlı eser ile karşılaştırmasının yapıldığı, raporda davalı tarafa ait eserin davacının eserinin tamamını oluşturan ana tema ile kuvvetli benzerlik arz ettiği tespit edildiği, ek raporda da \"bestenin izin alınmadan müzik eseri içinde iktibas sınırlarını aşan şekilde kullanıldığına\" yer verildiği açıklanarak kök rapordaki görüşün sürdürüldüğü dikkate alındığında ilk derece mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmesinde usul ve esas yönünden hukuka aykırılık görülmemiştir.Açıklanan nedenle davalı ... istinaf isteminin esastan reddine karar verilmiştir.<br>HÜKÜM: Gerekçesi ayrıntılı kararda açıklandığı üzere;1-6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince, davalı  ... yerinde görülmeyen istinaf isteminin ESASTAN REDDİNE, 2-Alınması gereken 2.224,72-TL harçtan, peşin alınan 556,20-TL harcın mahsubu ile bakiye 1.668,52-TL harcın davalı ... alınarak Hazine'ye irat kaydına, 3-Davalı ... tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,-Davacının gider avansından kullanıldığı anlaşılan 78,50-TL istinaf masrafının davalı ... alınarak davacıya verilmesine,4-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,5-Artan gider avanslarının, karar kesinleştiğinde ve talep halinde ilk derece mahkemesince taraflara iadesine,Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, HMK'nun 361.maddesi uyarınca tebliğden itibaren iki haftalık süre içerisinde Yargıtay ilgili hukuk dairesinde temyiz yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi.06/02/2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"16dd69cfe003440c","SID":"c3400d67a800155d"}}