{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\"><br>T.C.<br>DİYARBAKIR<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>  6. HUKUK DAİRESİ<br><br><br>DOSYA NO\t: 2023/3112 <br>KARAR NO\t: 2024/183<br><br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A <br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ  K A R A R I<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t:\tDİYARBAKIR ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>DAVANIN KONUSU\t:Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan)<br><br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>KARAR TARİHİ\t:11/01/2024<br>KARAR YAZIM TARİHİ\t:11/01/2024<br><br>Taraflar arasında görülen davada Mahkemece verilen kararın istinaf incelemesi davacı vekili tarafından istenmiş, 6100 sayılı HMK’nın 353. maddesi gereğince tetkikatın evrak üzerinde yapılmasına karar verildikten ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları, tüm belgeler okunup incelendikten sonra, gereği görüşülüp düşünüldü:  <br><br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:<br>Davacı vekili; davacı şirketin hamili olduğu çekin kargoda kaybolduğunu ve bu çekten dolayı çek iptali davasını açtığını, dava konusu çekten dolayı, davacı aleyhine davalı tarafından icra takibi yapıldığını, bu çekten dolayı müvekkilinin borcu bulunmadığını, çeklerin kargoda kaybolduğuna ilişkin delillerin çek iptali için açılan dava dosyasında bulunduğunu, çek için ödeme yasağı konulduğunu, bedellerinin bankada olduğunu, davalı şirketin yetkili hamil olmadığını, çekin arkasında sahte cirolar bulunduğunu, ciro silsilesinin bozuk olduğunu, çekin arkası TTK hükümlerine göre yazılmadığından çekin kambiyo vasfını kaybettiğini, davalı şirketin, çek iptali davasına müdahale talebinde bulunduğunu, Mahkeme tarafından davalıya istirdat davası açması için süre verildiğini, istirdat davasının sonucunun bekletici mesele yapılacağından İİK madde 72 uyarınca icra dosyasında bulunan paranın alacaklıya ödenmemesi için %15 teminat karşılığında ihtiyati tedbir talebine karar verilmesini talep etmiştir.<br><br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: <br>Mahkemece yapılan yargılama neticesinde; ..... tarihli ara karar ile eldeki davanın icra takibinden sonra açılan menfi tespit davası niteliğinde bulunduğu ve İİK'nun 72/3 maddesi gereğince tedbir yoluyla takibin durdurulmasına karar verilemeyeceği ve yaklaşık ispat bulunmadığı gerekçesiyle tedbir talebinin reddine karar verilmiştir.  <br>Karara karşı, davacı vekili tarafından  istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.<br><br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:<br>İstinaf kanun yoluna başvuran davacı vekili; Talep edilen tedbirin alacaklının zararına bulunmadığını, İİK madde 72/3’deki şartların dosyada mevcut olduğunu beyan ederek istinaf isteminde bulunmuştur.<br><br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ, HUKUKİ SEBEPLER VE  GEREKÇE:<br>6100 sayılı HMK'nın 355. maddesi uyarınca, istinaf sebepleri ve kamu düzeni ile sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda;<br>Dava, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu (\"İİK\") m. 72 hükmü uyarınca, dava konusu çek yönünden icra takibinden sonra açılan menfi tespit istemine ilişkindir.<br>Dosya kapsamına göre;<br>► Bismil İcra Dairesinin ...E. sayılı dosyasında alacaklı .... Şti tarafından borçlular .... aleyhine .... keşide tarihli ... seri nolu ve ...TL bedelli çek nedeniyle kambiyo senetlerine mahsus icra takibi yapıldığı, <br>► Davaya konu ....Şubesine hitaben keşide edilen .... keşide tarihli ....seri nolu ve ....TL bedelli çekin keşidecisinin .... olduğu, lehtarının .... olduğu, çekin ilk cirosunun lehtar .... tarafından yapıldığı, sırayla... ciro edildiği, çekin ... tarafından bankaya ibrazında Malatya .... Asliye Hukuk Mahkemesinin ihtiyati tedbir (ödemeden men) kararı nedeniyle ödeme yapılamadığının çekin arkasına şerh düşüldüğü anlaşılmaktadır. <br>Davacı  tarafından varlığı inkâr edilen bir hukukî ilişkinin mevcut olmadığının tespiti için açılan davaya menfi (olumsuz) tespit davası denir (Kuru, Baki: İcra ve İflâs Hukuku El Kitabı, İstanbul 2013, s. 346). <br>Menfi tespit davası 2004 sayılı İİK'nın 72. maddesinde düzenlenmiştir. Bu maddeye göre, borçlu, icra takibinden önce veya takip sırasında borçlu bulunmadığını ispat için menfi tespit davası açabilir. İcra takibinden önce açılan menfi tespit davasına bakan mahkeme, talep üzerine alacağın yüzde on beşinden aşağı olmamak üzere gösterilecek teminat mukabilinde, icra takibinin durdurulması hakkında ihtiyati tedbir kararı verebilir. İcra takibinden sonra açılan menfi tespit davasında ise ihtiyati tedbir yolu ile takibin durdurulmasına karar verilemez. Ancak, borçlu gecikmeden doğan zararları karşılamak ve alacağın yüzde on beşinden aşağı olmamak üzere göstereceği teminat karşılığında, mahkemeden ihtiyati tedbir yoluyla icra veznesindeki paranın alacaklıya ödenmemesini isteyebilir.<br>Bu düzenlemeden de anlaşılacağı üzere menfî tespit davasında amaç, bir hukukî ilişkinin veya bir hakkın gerçekten mevcut olmadığının tespitidir.<br>Ayrıca, 6100 sayılı HMK m. 389 vd. hükümlerinde geçici hukukî himayenin bir türü olan ihtiyatî tedbirlere ilişkin düzenleme genel nitelikte olup; 2004 sayılı İİK m. 72 hükmünde menfî tespit davaları hakkındaki tedbirlerin özel olarak düzenlenmiş olması, bu davada, 6100 sayılı HMK m. 389 vd. hükümlerinin uygulanmasına engel teşkil etmeyecektir. <br>Geçiçi hukuki koruma yargılamasını, asıl hukuki koruma yargılamasından ayıran özelliklerden biri, ispat ölçüsüdür. Kanunda açıkça öngörülmemişse ya da işin niteliği gerekli kılmıyorsa, bir davada yaklaşık ispat değil, tam ispat aranır. Çünkü hâkim, mevcut ispat ve delil kuralları çerçevesinde, tarafların iddia ettiği bir vakıa konusunda tam bir kanaate varmadan o vakıayı doğru kabul edemez. Oysa, 6100 sayılı HMK m. 390(3) hükmünde, ihtiyati tedbire karar verebilmek için yaklaşık ispat gerekli ve yeterli görülmüştür. Madde gerekçesinde ise, HMK m. 390(3) hükmündeki düşürülmüş ispat ölçüsü çerçevesinde, tam kanaat değil, kuvvetle muhtemel, yaklaşık bir kanaat yeterli görülmektedir.<br>Ancak, yaklaşık ispatla yetinilmiş olması, ispatın aranmayacağı ya da ispat kurallarının tamamen dışına çıkılacağı anlamına gelmez. Bir taraf iddiasını mahkeme önüne ne kadar inandırıcı şekilde getirirse getirsin, bu sadece bir iddiadan ibarettir. İddia edilen vakıanın sabit yani doğru kabul edilebilmesi için, ispat yükü üzerine düşen tarafın, bunu kanundaki delil sistemi içinde yine kanunun aradığı ispat ölçüsü çerçevesinde ispat etmesi gerekir. <br>Yukarıda anılan ilke ve esaslar çerçevesinde somut olayın değerlendirilmesinde; <br>2004 sayılı İİK m. 72/3 hükümleri kapsamında menfi tespit istemiyle dava açan borçlunun sadece ihtiyati tedbir isteminde bulunması ve teminat yatırması yeterli değildir. Zira geçici hukuki korumalar hakkında genel nitelikteki 6100 sayılı HMK m. 390(3) hükmündeki yaklaşık ispat olgusunun 2004 sayılı İİK m. 72 kapsamında hükmedilecek tedbirler bakımından da aranması gerekir. Bu durumda davacı tarafça sadece çeklerin kargoda kaybolduğu ve ciro silsilesi bozukluğu sebebiyle davalının yetkili hamil olmadığı iddiasının bu aşamada sadece beyandan ibaret olduğu, davacının iddialarının yargılamayı gerektirdiği, uyuşmazlıkta yaklaşık ispat olgusunun gerçekleşmediği, buna ilişkin somut herhangi bir delil sunulmadığı anlaşılmakla, davacı tarafın dava konusu çek yönünden 2004 sayılı İİK m. 72/3 gereği icra veznesine yatan paranın alacaklıya ödenmemesi yönündeki ihtiyati tedbir talebinin reddedilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.<br>Öte yandan dairemizin ....K. Sayılı ilamında dava konusu çeklere ilişkin borca itiraz incelemesinde  takibe dayanak .... çekin ....tarihinde muhatap bankaya ibraz edildiği, buna göre söz konusu çekin kambiyo vasfını haiz olduğu görülmüştür.<br>Netice itibarıyla; Mahkemece ihtiyati tedbirin Dairemiz kararında belirtilen gerekçelerle reddedine karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçe ile reddedilmesi doğru değil ise de, bu durum yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, davacı vekilinin istinaf itirazları yerinde görülmemekle birlikte, İlk Derece Mahkemesinin kararının gerekçe yönünden 6100 sayılı HMK m. 355 hükmü uyarınca kamu düzeni ilkesi gözetilerek re'sen kaldırılmasına, 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-2 maddesi gereğince ihtiyati tedbir kararının Dairemiz kararında benimsenen gerekçeler ile reddine dair yeniden esas hakkında aşağıdaki şekilde hüküm kurulmasına karar vermek gerekmiştir.<br><br>H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;<br>I-)  Davacı vekilinin istinaf sebeplerinin yerinde görülmemesi nedeniyle REDDİNE,<br>II-) 6100 sayılı HMK’nın 355. maddesinin birinci fıkrası ikinci cümlesi gereği re'sen görülen kamu düzenine aykırılık nedeniyle İlk Derece Mahkemesinin yukarıda anılan kararın KALDIRILMASINA, HMK m. 353/1-b-2 hükmü gereğince YENİDEN HÜKÜM KURULMASINA, Buna göre; <br>1-)Davacı vekilinin Bismil İcra Müdürlüğü'nün .... Esas sayılı dosyasındaki paranın alacaklıya dava kesinleşinceye kadar ödenmemesine yönelik ihtiyati tedbir talebinin REDDİNE,<br>2-)Kararın taraflara İlk Derece Mahkemesince TEBLİĞİNE,<br>III-) İstinaf kanun yoluna başvuran davacı tarafından yatırılan 492,00 TL istinaf başvuru harcının Hazineye GELİR KAYDINA, 179,90 TL istinaf karar harcının talep halinde İlk Derece Mahkemesinde istinaf kanun yoluna başvuran davacıya İADESİNE,<br>IV-) İstinaf kanun yoluna başvuran davacı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderinin takdiren davacı üzerinde BIRAKILMASINA,<br>V-) İstinaf incelemesi duruşma açılmadan yapıldığından vekâlet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA,<br>VI-) 6100 sayılı HMK'nın 7035 sayılı Kanun ile değişik m. 359(4) hükmü uyarınca Dairemiz kararının İlk Derece Mahkemesince taraflara TEBLİĞİNE,<br>dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı HMK'nın m. 362(1)-f hükmü uyarınca KESİN olmak üzere oybirliği ile karar verildi.11/01/2024<br><br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"32af1b7acae41525","SID":"001f534efdf8476f"}}