{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.                                                                                   <br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>18. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2024/311 <br>KARAR NO: 2024/306                                <br>TÜRK  MİLLETİ  ADINA     <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 17/11/2023 tarihli ara karar<br>NUMARASI: 2023/496 Esas,<br>DAVANIN KONUSU: Alacak<br>KARAR TARİHİ:  08/02/2024<br>Taraflar arasındaki alacak davasında; kararda yazılı nedenlerden dolayı davacının ihtiyati tedbir isteminin koşulları bulunmadığından reddine yönelik verilen karara karşı davacı vekili tarafından süresinde istinaf yoluna başvurulduğundan, dosya içeriğine göre incelemenin duruşmalı yapılmasına gerek görülmediğinden, dosyanın tevdi edildiği Dairemiz Üye Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra, yapılan müzakerede de ön inceleme ve usule ilişkin eksikliğin bulunmadığının anlaşılması üzerine, işin esasına geçilmek suretiyle dosya üzerinden heyetçe yapılan inceleme ve değerlendirme sonunda;<br>GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili  dava dilekçesinde özetle;  Müvekkili ... eşi  ..., ... A.Ş. ve  ... Tic. Ltd. Şti. Arasında 03.01.2018 tarihinde gerçekleşen 7.500.000 TL değerindeki kredi sözleşmesine müteselsil kefil olduğunu, müvekkilinin  aile yaşamını sürdürdüğü konutun bu sözleşmeye ipotek verildiğini ve müvekkilinin bu husustan haberi olmadığını, ... İli, ... İlçesi,  ... Mahallesi ... Ada ... Parselde kayıtlı ... Kat ... Nolu bağımsız bölüm sayılı taşınmazın ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla satışına başlandığını, İstanbul Anadolu ... İcra Dairesinin ... Talimat sayılı dosyası ile ihale alacaklısı ... tarafından alındığının müvekkilinin sonradan öğrendiğini, müvekkilinin açık rızasının  banka huzurunda alınmadığını, sözleşme yapılırken müvekkilinin sözleşmenin yapıldığı ortamda dahi bulunmadığını, müvekkili ve eşinin söz konusu evi 1998 yılında temelden/topraktan aile konutu olarak satın aldıklarını ve binaya ilk yerleşen kişiler olduklarını,  söz konusu taşınmazda yıllardır kesintisiz oturan müvekkilinin aile konutu olarak kullandıkları bu taşınmazın ipotek edildiğini de ne yazık ki çok geç öğrendiğini fakat bu süreçte ağır bir tedavi gördüğünden bir şey yapamadığını beyanla bahse konu ... İli ... İlçesi ... Mahallesi ... Ada ... Parselde, kayıtlı ... Kat ... No'lu Bağımsız Bölümde bulunan taşınmazın devrinin önlenmesi için teminatsız olarak ihtiyati tedbir kararı verilmesini, Trabzon İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı dosyasında 09.05.2022 tarihli tahliye kararının durdurulmasını, davalarının kabulü ile, ... İli, ... ilçesi, ... Mahallesi, ... Ada ... Parselde kayıtlı ... Kat ... No'lu Bağımsız Bölümde bulunan taşınmazın devrinin tapusunun iptali ile her türlü takyidattan ari şekilde müvekkili adına tesciline,  bunun mümkün olmaması halinde davaya konu taşınmazın rayiç değerinin mahkemece bilirkişi marifetiyle belirlenecek tutarı fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 10.000TL'sinin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tazminine karar verilmesini talep etmiştir.  Davalı ... T.A.Ş. vekili cevap dilekçesinde özetle; husumet ve görev yönüyle itirazlarının bulunduklarını, ... kefaleti dışında müvekkil banka lehine vermiş olduğu ayni teminatlardan ipotek tutarınca da sorumlu olduğunu, dava konusu taşınmazın tapu kaydında aile konutu şerhi bulunmamakta olup, davacı  ... dava konusu taşınmaz üzerinde müvekkili banka lehine tesis edilen ipoteğe ilişkin olarak muvafakati da bulunmadığını,  Davacı ...'nun dava konusu taşınmaz için eşi ... tarafından müvekkili Banka nezdinde kullanılacak kredilere ilişkin olarak ipotek verilmesine 29.04.2016 tarihli muvafakati bulunduğunu,  dava dışı ... ile müvekkili banka arasında mevcut olan kefalet ilişkisinin hukuka uygunluğu için davacı ... muvafakati aranmamakta olduğunu, davacının davası ve iddiaları iyi niyetli olmaktan uzak ve medeni kanun'un 2. maddesindeki iyi niyet ilkesine aykırı olduğunu belirterek, haksız ve hukuka aykırı davanın müvekkili banka açısından husumetten usulden ve esastan reddini istemiştir. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkilinin, İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğü'nün ... Talimat dosya numarasından yapılan cebri kanalıyla satış sonucu ... İli ... İlçesi ... Mahallesi ... Ada ... Parselde kayıtlı ... Kat ... No'lu bağımsız bölüm sayılı taşınmazı satın aldığını, müvekkili ile ... arasında doğrudan bir satış işlemi olmadığını, zira müvekkilinin ne davacıyı ne de davacının eşi taşınmazın eski maliki icra borçlusu ...'nu tanımadığını, müvekkilinin ihale katılımcısı olduğunu, iyiniyetli üçüncü kişi konumunda olduğunu, İhaleye konu taşınmazın satış işlemlerinde ve dayanak olan sözleşmelerde herhangi bir hukuka aykırılık veya usulsüzlük söz konusu olmadığını, iddiaların gerçek dışı olduğunu ve davacının kötüniyetli olduğunu, davacının eşinin icra dosyası borçlusu ... aynı hukuki  sebeplere dayanarak ihalenin feshi davası açtığını, İstanbul Anadolu 14 İcra Hukuk Mahkemesi'nin 2020/216 Esas sayılı dosyasında ihalenin feshi talebi reddedildiğini, iş bu kararın istinaf ve Yargıtay onamasından geçerek kesinleştiğini, bilindiği gibi Yargıtay 19.hukuk Dairesi'nin 27.12.2016 tarih, 2016 / 10333 Esas 2016 / 16192 Karar sayılı kararında da belirtildiği üzere İcra Hukuk Mahkemeleri'nin ihalenin feshi davalarında verdiği kararlar maddi anlamda kesin hüküm teşkil ettiğini, bu nedenle  satış ve tapuya tescil işleminin de kesinleştiği anlamına geldiğini, ihale usulüne göre satışın yapılacağı gazetede ilan edildiğini, gazete ilanı ihaleye katılacaklara ve ihaleye itirazı olanlara tebliğ yerine geçtiğini, davacının buna rağmen ihaleye iş bu davadaki gerekçelerle  bir itirazda bulunmadığını, bu halde kefalet sözleşmesinin geçersizliğine dayalı olarak tapu iptal ve tescil istemi mümkün olmadığını, davacının davaya konu taşınmazın aile konutu olduğu ileri sürdüğünü ancak, tapu da aile konutu şerhi bulunmadığını, iddiaların iş bu davanın değil, ihalenin feshi davasında tartışılması gereken konular olduğunu belirterek davanın reddini istemiştir.İlk derece mahkemesince 08/11/2023 tarihli celsede; tedbir istemi yönünden ara karar oluşturulmasına karar verildiği, 17/11/2023 tarihli gerekçeli ara kararda; \"Davacının ihtiyati tedbir isteminin koşulları bulunmadığından REDDİNE...\" karar verilmiş olup, karar süresinde davacı vekilince istinaf edilmiştir.Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; ihtiyati tedbire ilişkin ara kararın taraflar dinlenilmeden verilmiş olduğunu, bu hususun hatalı olduğunu, HMK m.394/4'de bu hususun belirtildiğini, Yaklaşık ispat koşulunun sağlanmamasının ihtiyati tedbir talebinin red gerekçesi olarak belirtildiğini, ancak Anayasa'nın 2.maddesindeki hukuk devletinin ilkesi gereği hukuki himaye sağlanması gerektiğini, bu hususla ilgili, Yargıtay İçtihatı Birleştirme Kurulu'nun 2013/1 Esas, 2014/1 Karar sayılı Kanun hükmünde kararında; hak arama hürriyetinden bahsedildiğini, YHGK 'nin2017/2-1604 Esas, 2017/967 Karar sayılı kararında eşin rızasını alma yükümlülüğünden bahsedildiğini, eş rızasının somut ve belirli bir kefalet sözleşmesi için her sözleşmede ayrı ayrı olmak üzere verilmiş olduğunu, genel muvafakat verilemeyeceğini, bunun aksine anlaşmalar yapılamayacağını, bu rızanın alınmamasının kesin hükümsüzlük sonucunu doğuracağını, bankanın eşin rızasının alındığını ispatlaması gerektiğini, İstanbul Anadolu .... İcra Dairesi'nin ... Talimat dosyası ile aile konutunun satıldığını, Trabzon İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı dosyası ile tahliye kararı ile evden çıkmaya zorlanıldığını, ihtiyati tedbir şerhi konulmadığı durumda telafisi imkansız sonuçların ortaya çıkacağını, Yargıtay 1. HD'nin yaklaşık kanaatle ilgili kararının bulunduğunu, tapu kayıtları, kredi sözleşmesi, tanık beyanları, bilirkişi ilgili icra dosyalarının celbi gibi delillere dayanıldığının sabit olduğunu, uygun bir teminat karşılığında ihtiyati tedbir verileceğinin aşikar odluğunu, redde ilişkin kararın bozularak ihtiyati tedbir talebinin kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.Davalı ...  vekili istinaf dilekçesine cevap dilekçesinde özetle; ihtiyati tedbir kararı verilebilmesi için davacının davasını yaklaşık olarak ispat etmesi ve buna dair emareler sunması gerektiğini, aksi halin davalının mülkiyet hakkını ihlal edilmesi noktasına getireceğini, davacı kefalet sözleşmesinde muvafakatinin olmadığını iddia ettiğini ancak diğer davalı tarafından davacının kefalet sözleşmesindeki muvafakat beyanının dosyaya ibraz edildiğini, taşınmazın ihale yolu ile alındığını, müvekkilinin iyiniyetli 3.kişi olduğunu, taşınmazın aile konutu olup olmadığını bilme şansının olmadığını, aile konutu şerhi bulunmadığı gibi kefalet sözleşmesinde eşin imzasının mevcut olduğunu, aksi halde dahi müvekkilinin iyiniyetli 3.kişi durumunda olduğunu, ihalenin belli tirajın üzerinde satış yapan gazetede ilan edildiğini, ihalenin feshi davası açılmadığını, davacının eşi tarafından açılan fesih davasının da esastan reddedildiğini ve ihalenin kesinleştiğini, Asliye Hukuk Mahkemesi tedbir kararı verse de İstanbul BAM 18.HD kararı ile kaldırıldığını, yeni bir delilin dosyaya girmediğini belirterek başvurunun reddine karar verilmesini talep etmiştir.Davalı ... Anonim Şirketi vekili istinaf dilekçesine cevap dilekçesinde özetle; 08.11.2023 tarihli celsede sözlü talep üzerine verildiğinden tarafların dinlenilmeden karar verilmesinin hukuka aykırı olduğu şeklindeki iddianın yerinde olmadığını, davacının tedbir talebinin önceki taleplerinin yenilenmesinden ibaret olduğunu, HMK m.389/1'de ihtiyati tedbirin şartlarının belirtildiğini, mahkemecede koşulların oluşmadığının belirtildiğini, HMK m.389'da; gelecekte meydana gelebilecek telafisi güç ve imkansız zarar aramakta olduğunu, davacı tarafın iddialarının geçmiş yaşanmış olduğundan tedbir kararının temel teşkil edemeyeceğini, 17.06.2022 tarihli haciz tutanağında dava konusu taşınmazda ... isimli şahsın kiracı olarak oturduğunu, kira kontratının görüldüğünü, icra memurunca ve ilgililerce tutanağın imza altına alındığını, dava konusu taşınmazın kiralandığı hususunun kesin delil mahiyetindeki belge ile ispatlanmış olduğunu, bu hususla ilgili Yargıtay 2.HD kararının bulunduğunu, dava konusu taşınmazın aile konutu olmadığının da kesin delil ile sabit olduğunu, ipoteğe konu başka bir taşınmazın bulunmadığını, sadece dava konusu bağımsız bölümün gösterildiğini, davacı tarafın muvafakat verdiği teminatın belirlenemeyen bir hukuku ilişkiye verilme ihtimali bulunmadığını, dava konusu uyuşmazlığın kefalet ilişkisine değil ipotek tesis işlemine dayandığını, bu işlemin eş muvafakatinin ipotek tesis işleminden sonra da verilmesinin mümkün olduğunu, nitekim Yargıtay 2.HD'nin 2009/8276 Esas, 2010/1146 Karar numaralı kararında bu hususun belirtildiğini, kredinin asıl borçlusunun ... Ltd. Şti. Ortağı ve yöneticisi olan ... olduğu için dava dışı ...'nun muvafakatine bağlı olmadığını, dava konusu taşınmazın değeri yüksek olduğu için tedbir kararının satış yolu ile taşınmazın devrini zorlaştıracağı gibi kira olanağını da ve kira gelirini de olumsuz etkileyeceğini, bu sebeple teminat ile tedbir talebinin yersiz olduğunu, HMK m.390/3 gereğince davasını haklılığını yaklaşık olarak ispat edemediğini belirterek istinaf talebinin esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir. Dava, ihtiyati tedbir talebine ilişkindir. Davacı vekili,  Müvekkili ...'nun eşi ...'nun, ...  A.Ş. ve   ... Tic, Ltd. Şti. Arasında 03.01.2018 tarihinde gerçekleşen 7.500.000 TL değerindeki kredi sözleşmesine müteselsil kefil olduğunu, müvekkilinin  aile yaşamını sürdürdüğü konutun bu sözleşmeye ipotek verildiğini ve müvekkilinin bu husustan haberi olmadığını, ... İli, ... İlçesi,  ... Mahallesi ... Ada ... Parselde kayıtlı ... Kat ... Nolu bağımsız bölüm sayılı taşınmazın ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla satışına başlandığını, İstanbul Anadolu .... İcra Dairesinin ... Talimat sayılı dosyası ile ihale alacaklısı ... tarafından alındığının müvekkilinin sonradan öğrendiğini, müvekkilinin açık rızasının  banka huzurunda alınmadığını, sözleşme yapılırken müvekkilinin sözleşmenin yapıldığı ortamda dahi bulunmadığını, müvekkili ve eşinin söz konusu evi 1998 yılında temelden/topraktan aile konutu olarak satın aldıklarını ve binaya ilk yerleşen kişiler olduklarını,  söz konusu taşınmazda yıllardır kesintisiz oturan müvekkilinin aile konutu olarak kullandıkları bu taşınmazın ipotek edildiğini de ne yazık ki çok geç öğrendiğini fakat bu süreçte ağır bir tedavi gördüğünden bir şey yapamadığını beyanla bahse konu ... İli ... İlçesi ... Mahallesi ... Ada ... Parselde, kayıtlı ... Kat ... No'lu Bağımsız Bölümde bulunan taşınmazın devrinin önlenmesi için teminatsız olarak ihtiyati tedbir kararı verilmesini talep etmiş olup, görevsizlik kararı üzerine dosyanın görevli mahkemeye tevzi edildikten sonra 08.11.2023 tarihli duruşma tutanağını davacı tarafın tedbir taleplerinin yenilediğini, mahkemece tedbire ilişkin duruşma zaptında ara karar oluşturulacağına dair hüküm kurulduğu görülmüştür.İlk derece mahkemesince 08/11/2023 tarihli celsede; tedbir istemi yönünden ara karar oluşturulmasına karar verildiği, 17/11/2023 tarihli gerekçeli ara kararda; davacının ihtiyati tedbir isteminin koşulları bulunmadığından reddine karar verilmiş, karar süresinde davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.Dairemizin  26/10/2022 tarihli, 2022/3603 Esas, 2022/2574 Karar sayılı kararı ile; \"Dava, dava dışı şirketin genel kredi sözleşmesi ile  kullanmış olduğu kredi nedeniyle kredi kefili dava dışı kişiye ait olan  taşınmaz üzerine konulan ipoteğin ve sonrasında  ihale ile yapılan satışın geçersizliği ile  taşınmazın devrinin tapusunun iptali ile her türlü takyidattan ari şekilde müvekkili adına tesciline,  bunun mümkün olmaması halinde davaya konu taşınmazın rayiç değerinin mahkemece bilirkişi marifetiyle belirlenecek tutarı fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 10.000TL'sinin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesi talebini içermektedir.Davacı iş bu dava ile tedbiren ipoteğe konu  taşınmazın devrinin önlenmesi için teminatsız olarak ihtiyati tedbir kararı verilmesini, Trabzon İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı dosyasında 09.05.2022 tarihli tahliye kararının durdurulmasını da talep etmiştir.Mahkemece tedbir talebi  taşınmazın tapu kaydı üzerine  ihtiyati tedbir konulması yönünden kabul edilmiş olup davalıların itirazı üzerine yapılan murafaa duruşması sonrasında da davalıların itirazının reddine karar verilmiştir.Görev, usul hukukunda hem kamu düzeninden hem de dava şartından olmakla  Hukuk Muhakemeleri Kanununun 390/1 maddesi uyarınca da ihtiyati tedbir kararı esas hakkında görevli ve yetkili mahkeme tarafından verilebilir. Ayrıca aynı maddenin 3. fıkrası gereğince de tedbir talep eden davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorundadır.Somut olayda TTK 4.ve 5. Maddeleri gereğince ticari banka kredilerinden kaynaklanan her türlü uyuşmazlıkta görevli mahkemeler Asliye Ticaret Mahkemeleri olmakla görevsiz mahkeme olan  İstanbul Anadolu 1. Asliye Hukuk Mahkemesi tarafından verilen tedbir ve tedbire itirazın reddine dair kararların yerinde olmadığı, kaldı ki davacının bu aşamada davasını yaklaşık olarak da ispat edemediği kanaatiyle davalıların istinaf başvurularının kabulü ile anılan kararların kaldırılması gerektiği anlaşılmıştır.Bu değerlendirmeler ve yasal düzenlemeler uyarınca, davalıların istinaf taleplerinin kabulü ile HMK m. 353/1-b-2 uyarınca ihtiyati tedbir ve ihtiyati tedbire itirazın reddine ilişkin kararların kaldırılmasına, tedbir talebinin reddine karar verilmesi gerektiği sonuç ve kanaatine varılmakla aşağıdaki hüküm kurulmuştur....\" şeklinde karar verilmiştir.Dairemizin vermiş olduğu kararda kredinin ticari kredi olduğu bahisle Asliye Ticaret Mahkemeleri görevli olduğu gerekçesiyle ile yaklaşık olarak da ispat edilemediği belirtilerek istinaf talepleri yerinde  görülmüştür. 6100 sayılı HMK'nın 389 – 399.maddelerinde ihtiyati tedbir kararının usul ve esasları düzenlenmiş olup, bu yasal düzenlemeye göre; HMK m. 389- \"(1) Mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkânsız hâle geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hâllerinde, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir. (2) Birinci fıkra hükmü niteliğine uygun düştüğü ölçüde çekişmesiz yargı işlerinde de uygulanır.\" HMK m. 390- \"(1) İhtiyati tedbir, dava açılmadan önce, esas hakkında görevli ve yetkili olan mahkemeden; dava açıldıktan sonra ise ancak asıl davanın görüldüğü mahkemeden talep edilir. (2) Talep edenin haklarının derhâl korunmasında zorunluluk bulunan hâllerde, hâkim karşı tarafı dinlemeden de tedbire karar verebilir. (3) Tedbir talep eden taraf, dilekçesinde dayandığı ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkça belirtmek ve davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorundadır.HMK m. 391- \"(1) Mahkeme, tedbire konu olan mal veya hakkın muhafaza altına alınması veya bir yediemine tevdii ya da bir şeyin yapılması veya yapılmaması gibi, sakıncayı ortadan kaldıracak veya zararı engelleyecek her türlü tedbire karar verebilir. (2) İhtiyati tedbir kararında; a) İhtiyati tedbir talep edenin, varsa kanuni temsilcisi ve vekilinin ve karşı tarafın adı, soyadı ve yerleşim yeri ile talep edenin Türkiye Cumhuriyeti kimlik numarası, b) Tedbirin, açık ve somut olarak hangi sebebe ve delillere dayandığı, c) Tereddüde yer vermeyecek şekilde, neyin üzerinde ve ne tür bir tedbire karar verildiği, ç) Talepte bulunanın, ne tutarda ve ne türde bir teminat göstereceği, yazılır. (3) İhtiyati tedbir talebinin reddi hâlinde, kanun yoluna başvurulabilir. Bu başvuru öncelikle incelenir ve kesin olarak karara bağlanır.\" şeklinde düzenlenmiştir. Dosya görevli mahkemeye tevzi edilmiş olduğu görülmüş olup ilk duruşmada tedbir talepleri yenilendiği anlaşılmıştır.  Mahkeme duruşmada ara karar kurulacağını belirtmiş ve ara kararın gerekçesinde; \" Mahkememize gelmiş, henüz ön incelemesi yapılmamış, tahkikata geçilmemiş olup yukarıda açıklanan yasal düzenleme ve prensipler çerçevesinde istem değerlendirildiğinde,  delil durumu itibariyle mevcut durumda meydana gelebilecek değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağı, gecikme sebebiyle ciddi bir zararın doğabileceğine ilişkin kanaat oluşmamakla koşulları oluşmayan tedbir isteminin reddine \"şeklinde belirtildiği, davalı taraf ise kiracının oturduğunu beyan ettiği, İstanbul ....İcra ... talimat dosyası haciz tutanağında  ... isimli şahıs tarafından imzalandığı görüldüğü, şahsın ve ailesinin  kendisinin ikamet etmediği anlaşılmakla, bu aşamada dosyadaki mevcut delil durumuna göre kararın yerinde olduğu anlaşılmıştır. Bu değerlendirmeler ile dava konusu uyuşmazlığa ilişkin yasal düzenlemeler doğrultusunda; davacının istinaf başvurusunun HMK m.353/1-b-1 uyarınca oybirliğiyle esastan reddine karar verilmesi sonuç ve kanaatine varılmakla aşağıdaki hüküm kurulmuştur.<br>H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere ;1.HMK m.353/1-b-1 gereğince davacının istinaf başvurusunun esastan REDDİNE, 2.İstinaf incelemesinin duruşmasız yapılması nedeni ile AAÜT m. 2/2 hükmü uyarınca davalı lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 3.Alınması gereken 427,60 TL harçtan peşin olarak yatırılan 269,85 TL'nin mahsubu ile bakiye‭ 157,75‬ TL'nin davacıdan tahsili ile Hazineye irad kaydına, gereğinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine,‬‬‬‬‬‬4.İstinaf başvurusu için yapılan yargılama giderlerinin HMK'nın 360 ıncı maddesi yollamasıyla, madde 323 uyarınca istinafı talep edenler üzerinde bırakılmasına, 5.Dosyanın ilk derece mahkemesine iadesine, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 08/02/2024 tarihinde, oy birliğiyle ve kesin olarak karar verildi. </font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"c8158dceb673a329","SID":"a92f3cdbabb5aaed"}}