{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">    <br>                      T.C.<br>                 SAKARYA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>  3. HUKUK DAİRESİ<br><br>ESAS NO\t\t: 2023/1927 <br>KARAR NO\t\t: 2024/267<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br><br>BAŞKAN\t\t: ...        (...)<br>ÜYE\t\t: ...        (...)<br>ÜYE\t\t: ...        (...)<br>KATİP\t\t: ...        (...)<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: GEBZE ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 20/10/2023<br>NUMARASI\t\t: 2023/815 Esas -  2023/960 Karar<br><br>İSTİNAF YOLUNA<br>BAŞVURAN DAVACI\t: SEDES HOLDİNG ANONİM ŞİRKETİ <br>VEKİLİ\t: Av. ...-...<br><br>DAVALI\t: KOCAELİ GEBZE GÜZELLER ORGANİZE SANAYİ BÖLGESİ - ...<br><br>DAVANIN KONUSU\t: Ticari Şirket (Genel Kurul Kararının İptali İstemli)<br>BAŞVURU TARİHİ\t: 27.10.2023 <br>İSTİNAFA GELİŞ TARİHİ     : 07.12.2023 <br>KARAR TARİHİ\t: 07.02.2024    <br>YAZIM TARİHİ\t: 08.02.2024<br> <br>İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyadaki tüm belgeler ve dairemiz üyesi tarafından hazırlanan raporlar incelendi. Davanın dairemizin görev alanına girdiği, ilk derece mahkemesi kararının kesin olmadığı, istinaf başvurusunun süresi içinde yapıldığı, başvuru şartlarının yerine getirildiği anlaşılmakla;<br><br>GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ: <br>Davacı vekili dava dilekçesinde;  davacı firmanın 2007 yılında, davalı Gebze Güzeller Organize Sanayi Bölgesine başvurarak, \"Ambalajlama, Paketleme, Depolama ve Lojistik\" faaliyetleri yapmak üzere arsa satın almak istediğini bildirmesi sonucunda  davalı tarafın yetkili organlarında görüştükten sonra, ... ada, ... nolu parselin, 06.04.2007 tarihinde davacı firmaya satışını yaptığını, davacı firmanın dava konusu taşınmazı “Ambalajlama, Paketleme, Depolama ve Lojistik“ faaliyetlerinde kullanmak üzere hazırladığı projelerin davalı tarafça onaylandığını, yapı ruhsatı ve son olarak da yine aynı amaçla kullanılacağı bilgisini içeren yapı kullanma izni de 11.02.2009 tarihinde davacı firmaya verildiğini, bu işyerini kiralayan DHL bu işyerini kiralayan DHL Lojistik Hizmetleri A.Ş.'ye davalı tarafından; 06.11.2012 tarihinde \"Ambalajlama, Paketleme, Depolama, Lojistik, Gıda Depolama ve Antrepo İşletmeciliği Tesisi\" olarak kullanılmak üzere, çalışma ruhsatı verildiğini ve bu firma ile olan kira ilişkisinin sonlandığı 17.11.2020 tarihine kadar bu işyerinin bu maksatla kullanılmasının, bir önceki onaya tabi tüm işlemlerde olduğu gibi tamamen kanuna ve hukuka uygun bir şekilde gerçekleştiğini, davalı tarafından; davacı firmanın yeni kiracısı olan Ceva Lojistik Ltd. Şti'ne; “sanayi parselinde bu faaliyetlerin yürütülemeyeceği ve başka firmalara ait ürünlerin bulundurulamayacağı” gerekçesi ile, üstelik yetkili organlarınca alınmış bir karar da olmadan çalışma ruhsatı verilmemesine dair işlemler gerçekleştirildiğini, davacı firma kiracısı tarafından; çalışma ruhsatı talebi ile davalı tarafa yapılan başvurulara olumlu bir karşılık verilmediğini, davalının yapılan hiç bir başvuruya olumlu cevap vermemesi üzerine son olarak kendisine Beyoğlu 10.Noterliğinden 18.09.2023 tarih ve ... sayılı İhtarname gönderildiğini, ancak davalı tarafın noter ihtarnamesine rağmen de, önceki ret içerikli karar ve işlemlerini devam ettirdiğini davalı işlemlerinin; ilgili mevzuatta belirtilen emredici hukuk kuralları, dürüstlük kuralı ve kamu yararına aykırı, temel hakları ortadan kaldırır nitelikte olduğu, tüm bu nedenlerden tüm işlemlerin TBK 27.maddesi ve TTK 447.maddesinde yazılı yokluk ve hükümsüzlük hallerinin dava konusu olayda gerçekleşmiş sayılacağı, bu sebeplerle; çalışma ruhsatı talebini karşılamayan, ret niteliğindeki tüm işlemlerin, yoklukla malul ve kesin hükümsüz olduklarının tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>İlk derece mahkemesi tarafından Davanın HMK'nın 114/1-c ve 115/2 maddeleri gereğince usulden reddine dair karar verilmiştir. <br>Yerel mahkemenin bu kararına karşı davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur. <br>Davacı vekili istinaf dilekçesinde; açılan davanın OSB Yönetim kurulu kararının iptali davası olmadığını, bu şekilde nitelendirilmesinin hukuka aykırı olduğunu davanın  davalı tarafın; yetkili karar organı olan müteşebbis heyetince bir karar alınmadığı halde, sanki böyle bir karar alınmış ve varmış gibi gerçekleştirdiği karar ve işlemlerin yoklukla malul ve hükümsüzlüğün tespiti davası olduğunu, mahkeme kararının 4. Sayfasında bakanlıktan emekli olmuş, hali hazırla avukatlık yapan, karşılıklı davalarının da olduğu meslektaşının görüşüne atıfta bulunulmasının hem etik hem de hukuki açıdan yanlış olduğunu, yerel mahkemenin görevsizlik kararının belirtilen diğer gerekçeler itibariyle de son derece hukuka aykırı olduğunu, kararın 3. Sayfasının ilk paragrafında yer alan OSB’ler TTK’nın 16/1.maddesinde yazılı ve tacir sayılabilecek kişiler arasında yer verilmediği, ancak 16/2.maddesinde sayılan, tacir sayılmayacak kişiler arasında da yer almadığı” yönündeki tespit ile kararın çeliştiğini, Yargıtay İçtihadı Birleştirme Genel Kurulunun 2020/2 esas 2021/3 sayılı kararında belirtilen ilkeler temelinde dayalı OSB'ya bakıldığında tacir sayılması gerektiğinin açık olduğunu, OSB kanunu genel hükümlerinden hareketle OSB'lerin de herhangi bir şirket gibi mal varlığına ve işletmeye sahip olduğu ve gelir kaynakları bulunduğunu, TTK'nun anonim şirketlere ilişkin defter ve kayıtları tutmak zorunda olduğunu yine, TTK da anonim şirketler için olan hükümlerin OSB'lerde de aynen uygulanacağı, hatta OSB'lerin sadece Anonim şirketler için gerekçeli olan gayrimenkul yatırım ortaklıkları dahi kurabileceğinin açıkça görüldüğünü, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 2013/4-329 esas 2014/147 karar sayılı ilamında davalı OSB'nin müteşebbis heyet kararına karşı asliye ticaret mahkemesinde açılan iptal davasında, yerel mahkemenin süre yönünden davanın reddine ilişkin kararında görevli mahkemenin asliye ticaret mahkemesi olduğu ve süreler konusunda da yönetmelik değil, TTK'nun genel kurul kararlarının iptaline ilişkin sürelerin dikkate alınması gerektiğini belirtmek suretiyle aksi yöndeki yerel mahkemenin direnme kararını bozduğunu, yine çok sayıdaki Yargıtay kararı ile OSB'lere yönelik davalarda asliye ticaret mahkemesinin görevli olduğuna karar verildiğini, Yargıtay İçtihadı Birleştirme Genel Kurulunun 2020/2 esas 2021/3 sayılı kararında yürüttüğü mantık, yaptığı hukuki nitelendirme ve benimsediği ilke ve gerekçelerin dava konusu olayda da aynen geçerli olduğundan bu ilkeler temelinde davalının tacir sayılacağını ve yargılamanın da bu temelde yapılması gerektiğinin açıkça ortada olduğunu, yerel mahkeme kararı, YİBGK, YHGK, Yargıtay 3. HD Uyuşmazlık mahkemesi ve davada istinaf mahkemesi olan Sakarya B.A.M 3. Hukuk Dairesi'nin \"OSB'lerin tacir olduğu ve haklarında açılacak davaların ticaret mahkemelerinde görülmesi gerektiği\" yönündeki emsal kararlarına da aykırı olduğundan, istinaf taleplerinin kabulü ile görevsizlik kararının kaldırılmasına, Gebze Asliye Tİcaret Mahkemesinin 2görevli olduğuna dair karar verilmesini talep etmişlerdir.<br>Dava, davacı ve kiracısının ... ada ... parsel sayılı işyeri ile ilgili yaptığı çalışma ruhsatı talebiyle ilgili olarak davalı Organize Sanayi Bölgesi Yetkili organı tarafından kanuna uygun olarak alınmış bir ret kararı olmadığı gibi reddini gerektirecek yasal bir neden bulunmadığı halde ret kararı varmış gibi gerçekleşen eylem ve işlemlerinin yok hükmünde olduğunun tespiti  istemine ilişkindir.<br>4562 sayılı Kanun'un 5 inci maddesi gereğince OSB'ler özel hukuk tüzel kişisidir. Bununla birlikte 6102 sayılı Kanun'un 11 inci maddesindeki tanıma göre esnaf işletmeleri için öngörülen sınırı aşan düzeyde gelir sağlamayı amaçlayan faaliyetlerin devamlı ve bağımsız bir şekilde yürütüldüğü işletmeleri işletmedikleri için aynı Kanun'un 16 ncı maddesi gereğince tacir olarak kabul edilmeleri mümkün değildir.  Öte yandan OSB'lerin ticaret şirketi olduğu yönünde herhangi bir yasal düzenleme de bulunmamaktadır. Bu sebeple OSB'lerin taraf olduğu davalarda diğer taraf tacir olsun ya da olmasın, uyuşmazlığın mutlak ticari dava olmadığı hâllerde yargılamanın Asliye Hukuk Mahkemelerinde görülmesi gerekir.<br>Yargıtay 11. Hukuk Daresi'nin 2022/4599 E.-2023/3797 K. Sayılı Bölge Adliye Mahkemeleri kararları arasındaki uyuşmazlığın giderilmesine dair kararında da OSB'lerin taraf olduğu davalarda diğer taraf tacir olsun ya da olmasın, uyuşmazlığın mutlak ticari dava olmadığı hâllerde Asliye Hukuk Mahkemesinin görevli olduğu belirtilmiş olup bağlayıcı olan işbu içtihat gereğince darimezcede Asliye Hukuk Mahkemesinin görevli olduğuna karar verilmiştir.<br>\tGörev kamu düzeni ile ilgili dava şartı olduğundan (HMK m. 114/c) iddia ve savunma olarak ileri sürülmese bile yargılamanın her aşamasında mahkemece resen göz önünde bulundurulur (HMK m. 115/1).<br>\tHâl böyle olunca; davanın, genel mahkeme sıfatıyla Asliye Hukuk Mahkemesi'nde görülmesi gerektiği anlaşıldığından ilk derece mahkemesi kararı doğru bulunmuş olup  davacı vekilinin istinaf itirazları yerinde görülmemiştir.<br>\tYukarıda yapılan tüm açıklamalar ve göreve ilişkin usul hükümleri birlikte  değerlendirildiğinde, ilk derece mahkemesinin uyuşmazlık hakkında görevsiz olduğu anlaşılmakla, davanın görev yönünden usulden reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığından; davacı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf talebinin reddine karar vermek gerekmiştir.<br>H Ü K Ü M\t\t: Yukarıda açıklanan nedenlerle;<br>1-Gebze Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 20.10.2023 tarih ve 2023/815 Esas, 2023/960 Karar sayılı kararı usul ve yasaya uygun bulunduğundan, HMK'nun 353/1-b-1 maddesi gereğince davacı vekilinin istinaf başvurusunun ESASTAN REDDİNE,<br>2- Davacıdan alınması gereken  427,60 TL  maktu istinaf karar harcından peşin alınan  269,85 TL harcın mahsubu ile bakiye 157,75 TL harcın davacıdan tahsili ile Hazineye gelir kaydına,<br>3-Davacının istinaf başvurusu için yaptığı giderlerin üzerlerinde bırakılmasına, kullanılmayan  istinaf avansının yatırana iadesine, <br>4-Karar tebliği, harç takibi ve avans iade işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine, <br>Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda HMK.362/1-a maddesi gereğince kesin olmak üzere oybirliği ile karar verildi. 07.02.2024 <br><br>Başkan ...<br>   e-imzalıdır  <br><br>*Üye ...<br>   e-imzalıdır  <br><br> Üye ...<br>  e-imzalıdır   <br><br>Katip ...<br>   e-imzalıdır  <br><br><br><br>        *İşbu evrak 5070 sayılı Kanunun 5. Maddesi gereğince Güvenli Elektronik İmza ile imzalanmıştır*<br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"28a6532af527cab2","SID":"6616408544d39b08"}}