{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">   T.C. KONYA BAM   3. HUKUK DAİRESİ     Esas-Karar No: <br>T.C.<br>KONYA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>  3. HUKUK DAİRESİ<br><br>DOSYA NO\t: <br>KARAR NO\t: <br>KARAR TARİHİ\t: 06/02/2024<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br><br>BAŞKAN\t\t: <br>ÜYE\t\t: <br>ÜYE\t\t: <br>KATİP\t\t: <br><br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: KONYA\t. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>KARAR TARİHİ\t: 22/02/2023<br>NUMARASI\t: Esas  Karar <br><br>Mahkememiz  esas sayılı dosyası yönünden (ana dava);<br>DAVACI \t: <br>VASİ\t: <br>VEKİLİ\t: Av. <br>DAVALI \t: 1-<br>VEKİLİ\t: Av. <br>DAVALI \t: 2-.... <br>VEKİLİ\t:Av. <br>DAVALI \t: 3-<br>DAVA\t: Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat)<br>DAVA TARİHİ\t: 27/11/2020<br><br>Konya Asliye Ticaret Mahkemesinin  esas sayılı dosyası yönünden (birleşen dava);<br>DAVACI \t: <br>VASİ\t: <br>VEKİLİ\t: Av. <br>DAVALI \t: <br>VEKİLİ\t: Av. <br>DAVA\t: Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat)<br><br>İSTİNAF KARAR TARİHİ\t : 06/02/2024<br>İSTİNAF KARAR YAZIM TARİHİ: 06/02/2024<br><br>Yukarıda bilgileri yazılı mahkemece verilen karara ilişkin istinaf talebi üzerine mahkemece dosya istinaf incelemesi yapılmak üzere dairemize gönderildiğinden yapılan ön inceleme ve incelemeyle heyete tevdi olunan dosyanın gereği görüşülüp aşağıdaki karar verilmiştir.<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ :<br>Davacı vekili ana dava yönünden mahkememize vermiş olduğu 27/11/2020 tarihli dava dilekçesinde özetle; 25/09/2019 tarihinde meydana gelen trafik kazasında müvekkilinin anne ve babasının vefat ettiğini, müvekkilinin de kazada yaralandığını, kazaya ..... ve araca bağlı ..... plakalı römorkun sebebiyet verdiğini, kazaya karışan aracın davalı sigorta şirketinden sigortalı olduğunu, kazayla ilgili açılan soruşturma sonrasında Konya.. Ağır Ceza Mahkemesinin .... esas sayılı dosyası ile açılan davada davalı sürücüye hapis cezası verilmesine karar verildiğini, kaza sonrası müvekkilinin uzun süre hastanede bilinci kapalı bir şekilde yattığını bu süreç içerisinde de dedesi olan ....'ın mahkeme kararı ile kendisine vasi olarak atandığını, sonrasında da müvekkilinin %97 malul kaldığını, müvekkilinin ömür boyu bakıma muhtaç hale geldiğini, dava açılmadan önce davalı sigorta şirketine yapmış oldukları müracaatın sonuçsuz kaldığını, arabuluculuk görüşmelerinin de olumsuz sonuçlandığını beyanla SGK'dan rücuya esas olmak üzere müvekkiline yapılan ödemelerin tespit edilmesini, davalı sigorta şirketinden sigorta poliçesi ve hasar dosyasının celp edilmesini, müvekkili ve davalı şahıs kişiler hakkında sosyal ve ekonomik durum araştırması yapılmasını, müvekkilinin zararlarının tespitini, BK'nun 76 maddesi uyarınca geçici ödeme yapılmasını, ileride arttırılmak üzere şimdilik 100,00TL tedavi gideri, 150,00TL bakıcı gideri, 250,00TL geçici iş göremezlik tazminatı, 500,00TL sürekli iş göremezlik tazminatı olmak üzere toplam 1.000,00TL maddi tazminatın davalı sigorta şirketi yönünden poliçe limitleri ile sınırlı olmak kaydıyla temerrüt tarihi, diğer davalılar yönünden kaza tarihi itibariyle işleyecek faiziyle birlikte davalılardan tahsilini, 250.000,00TL manevi tazminatın davalılardan kaza tarihi itibariyle işleyecek faiziyle birlikte tahsilini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalılardan tahsilini talep ve dava etmiştir. <br>Davacı vekili birleşen Konya .. Asliye Ticaret Mahkemesinin ...  esas sayılı dosyası yönünden vermiş olduğu 30/03/2022 tarihli dava dilekçesinde özetle; mahkememiz ana davasında konu kazaya sebebiyet veren ..... plakalı aracın kasko sigorta poliçesi kapsamında davalı ..... Sigorta şirketince sigortalı olduğunu, kasko poliçesi kapsamına davalının da sorumluluğunun bulunduğunu, davalıya usulünce yapılan başvuruya rağmen sonuç alınamadığını, mahkememiz... esas sayılı dosyasından aldırılan rapor ile müvekkilinin %100 malul kaldığının tespit edildiğini, müvekkilinin sürekli olarak başkasının bakımına muhtaç olduğunu, arabuluculuk görüşmelerin de sonuçsuz kaldığını,  ZMMS kapsamında sorumlu olan davalı sigorta şirketi, araç işleteni ve araç sürücüsünden maddi ve manevi tazminat talepleri hususunda mahkememiz ... esas sayılı dosyası ile dava açıldığını, açılan bu davada tespit edilen zararların sigorta teminat limitlerini aştığını, bu nedenle Yargıtay içtihatları doğrultusunda kasko poliçesi kapsamında sorumlu olan sigorta şirketinden de zararların talep edilebileceğini beyanla öncelikle mahkememiz ... esas sayılı dosyası ile birleştirme kararı verilmesini, müvekkilinin yargılama giderlerini karşılayacak imkanı olmadığından adli yardım taleplerinin kabulünü, 250.000,00TL sürekli iş göremezlik ve bakıcı giderinden oluşan maddi zararlarının kaza tarihinden işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsilini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir. <br>Davalı .... Sigorta A.Ş. vekili ana dava yönünden mahkememize vermiş olduğu 18/01/2021 havale tarihli cevap dilekçesinde özetle; öncelikle yetki itirazlarının olduğunu, müvekkili şirketin adresinin İstanbul ili olup yetkili mahkemelerin İstanbul Asliye Ticaret Mahkemeleri olduğunu bu nedenle yetkisizlik kararı verilerek dosyanın yetkili mahkemeye gönderilmesine karar verilmesini, davacının belirsiz alacak davacı açmakta hukuki yararının bulunmadığını, mahkememizce kusur durumunun ilgili yönetmelikleri uygun olarak Adli Tıp Kurumu aracılığıyla tespit edilmesini, SGK'dan rücuya tabi ödeme olup olmadığının tespit edilmesini, aktüerya bilirkişisinden hesap raporu alınmasını, müvekkili şirketin geçici iş göremezlik zararından dolayı sorumluluğunun bulunmadığını, tazminat belirlenirken asgari ücret tarifesinin baz alınması gerektiğini, davacı tarafın manevi tazminat taleplerinin müvekkili yönünden teminat dışı olup müvekkilinin sorumluluğunun olmadığını beyanla davanın reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. <br>Davalı .... Sigorta A.Ş. vekili 22/04/2022 tarihli beyan dilekçesinde özetle; davacı tarafın müvekkili yönünden manevi tazminat talebi için dosyayı takipsiz bıraktıklarını ve bu yönden davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesi taleplerini kabul etmediklerini, müvekkilleri yönünden davayı takip ettiklerini, manevi tazminat talebine ilişkin müvekkili yönünden davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. <br>Davalı... vekili ana dava yönünden mahkememize vermiş olduğu 01/02/2021 havale tarihli cevap dilekçesinde özetle; açılan davanın belirsiz alacak olarak açılamayacağını, tazminat miktarının belirlenebilir olmasına  rağmen belirsiz alacak olarak açılan bu davada öncelikle bu nedenle davanın usulden reddine karar verilmesini, davacı tarafın ceza yargılamasında müvekkilinin ceza aldığına yönelik beyanlarının olduğunu ancak ceza davasında verilen kararın henüz kesinleşmediğini, dosyanın temyiz aşamasında olduğunu, ceza dosyasında alınan kusur raporunun hukuk dosyasını bağlamayacağını, mahkememizce yeniden kusur durumunun tespit edilmesini, müvekkilinin asli kusurlu olduğu iddia edilerek 251.000,00TL tazminat talep edilmesinin kabul edilemez olduğunu, davacı tarafın geçici ödeme taleplerini de kabul etmediklerini, manevi tazminat taleplerinin fahiş olup Yargıtay içtihatlarına uygun olmadığını ve sebepsiz zenginleşmeye sebebiyet verebileceğini, manevi tazminat taleplerine ilişkin tarafların sosyal ekonomik durumları da dikkate alınarak tarafları mağdur etmeyecek şekilde belirlenmesi gerektiğini beyanla davanın reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. <br>Davalı ..... ...Sigorta A.Ş. vekili birleşen ve ana dava yönünden mahkememize vermiş olduğu 17/05/2022 havale tarihli cevap dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin ZMMM poliçesi kapsamında teminat limitleri aşıldığı takdirde  kasko poliçesi kapsamında teminat limitleri ile sorumluluğunun olduğunu, dava dilekçesinde ileri sürülen iddiaları kabul etmediklerini, davacının %100 malul olduğuna yönelik tespit ile davaya konu kaza arasında illiyetlik bağı kurulması gerektiğini, dava açılmadan önce sigorta şirketlerine usulüne uygun olarak başvuru ön şartının yerine getirilmediğini bu nedenle de davanın usulden reddine karar verilmesi gerektiğini, davanın iki yıllık zamanaşımı süresinde açılması gerektiğini, zaman aşımı süresinde açılmamışsa davanın reddine karar verilmesini, kusur durumunun mahkememizce tespit edilmesini, aktüerya bilirkişisinden hesap raporu alınmasını, gelirin asgari ücret üzerinden hesaplanması gerektiğini, hatır taşıması ve müterafik kusur durumlarının da dikkate alınmasını, manevi tazminatın zenginleşme aracı olarak kullanılmaması gerektiğini beyanla davanın reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. <br>Davalı.... Sigorta A.Ş. vekili tarafından mahkememize sunulan 05/10/2022 havale tarihli  sulh protokolü ekli beyan dilekçesinde özetle; davacı taraf ile müvekkili yönünden sulh olduklarını, yapılan sulh anlaşmasının dilekçe ekinde mahkememize sunulduğu, anlaşma nedeniyle davadan feragat nedeniyle reddine, karşılıklı vekalet ücreti ve yargılama giderine hükmedilmemesine karar verilmesini talep etmiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ :<br>Konya.. Asliye Ticaret Mahkemesi ...Esas ... Karar sayılı gerekçeli kararında özetle; \"Somut olayda; tarafların sosyal ve ekonomik durumları, kaza tarihinde paranın satın alma gücü, dosya kapsamına uygun olduğundan hükme esas alınan yukarıda belirtilen kusur raporu ve adli tıp raporu, davacının yaralanma bölgesi, sonrasında ortaya çıkan zararlar sebebiyle duyduğu manevi acı dikkate alınarak davacıların manevi tazminat isteminin kısmen kabulüne karar vermek gerekmiş ve;<br>1-Birleşen Konya .. Asliye Ticaret Mahkemesinin ... esas sayılı dosyası yönünden DAVANIN ESASI HAKKINDA KARAR VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA, <br>2-Mahkememiz ana dava dosyası yönünden;<br>A-)Davacının maddi tazminat davasının KISMEN KABULÜ İLE; <br>a-)Davacının geçici iş göremezlik zararından kaynaklı tazminat talebinin REDDİNE,  <br>b-)Davacının sürekli iş göremezlik zararından kaynaklı tazminat talebinin KISMEN KABULÜ İLE, 4.371.484,54TL sürekli iş göremezlik zararının davalı sigorta şirketinin sorumluluğu kaza tarihinde geçerli ölüm/sakatlanma teminat limiti olan 390.000,00TL ile sınırlı olmak kaydıyla, davalı sigorta şirketi yönünden temerrüt tarihi olan 04/03/2020 tarihinden, diğer davalılar yönünden kaza tarihi olan 25/09/2019 tarihinden işleyecek avans faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine,<br>-Fazlaya ilişkin talebin REDDİNE, <br>c-)Davacının tedavi gideri ve bakıcı gideri zararından kaynaklı tazminat talebinin KISMEN KABULÜ İLE, 25.000,00TL tedavi gideri, 5.170.852,24TL bakıcı gideri toplamı olan  5.195.852,24TL tazminatın davalı sigorta şirketinin sorumluluğu kaza tarihinde geçerli sağlık/tedavi teminat limiti olan 390.000,00TL ile sınırlı olmak kaydıyla, davalı sigorta şirketi yönünden temerrüt tarihi olan 04/03/2020 tarihinden, diğer davalılar yönünden kaza tarihi olan 25/09/2019 tarihinden işleyecek avans faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine,<br>-Fazlaya ilişkin talebin REDDİNE, <br>B-)a-)Davacının manevi tazminat davasının davalı sigorta şirketi yönünden REDDİNE, <br>b-)Davacının manevi tazminat davasının davalılar... ve ..... yönünden KABULÜ İLE; 250.000,00TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 25/09/2019 tarihinden işleyecek avans faizi ile birlikte adı geçen davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine\"  şeklinde hüküm kurulmuştur. <br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ :<br>Davalı .... Sigorta A.Ş vekili sunduğu istinaf dilekçesinde özetle; davacının maluliyetinin hatalı hesaplandığını, davaya konu kaza tarihi(25.09.2019) dikkate alındığında, davacının ''Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik\" hükümlerine göre tüm vücut fonksiyonlarında kayıp olup olmadığının kayıt altına alınması gerekirken,  Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği hükümlerinin dikkate alınmış olmasının hatalı olduğunu, davaya konu kazaya ilişkin kusur durumunun hatalı değerlendirildiğini, dosyada hükme esas alınan tazminat hesabı noktasındaki bilirkişi raporunun hatalı değerlendirme sonucu hazırlandığını, söz konusu bilirkişi raporunda hesaplama yapılırken Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları'nda düzenlenmiş olan %1,8 iskonto oranının(teknik faiz) dikkate alınmamış olmasının hatalı olduğunu, usulüne uygun bir başvurudan bahsedilemeyeceğinden müvekkil sigorta şirketinin temerrüdünün söz konusu olmadığını, kabul anlamına gelmemekle birlikte davalı müvekkil sigorta şirketinin poliçe limiti ile ilgili sorumluluğu tüm hükmedilen alacaklar yani sürekli iş göremezlik tedavi ve bakıcı giderleri için sadece tek bir teminat limiti (390.000-TL) ile sorumlu tutulması gerekirken ayrı ayrı 390.000-TL üzerinden dolayısıyla toplam 780.000-TL üzerinden sorumlu tutulmasının da usul ve yasaya aykırı olduğunu, tüm bu nedenlerle istinaf başvurularının kabulü ile Konya.. Asliye Ticaret Mahkemesinin... Esas... Karar  ve 22/02/2023 tarihli kararının kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmesini talep ve beyan etmiştir. <br>Davacı vekili sunduğu istinaf dilekçesinde özetle, istinaf konusu kararın tazminat hesabında ömür belirlenmesinde PMF 1931 yaşam tablosu kullanılarak yapılan tazminat hesabı üzerinden hüküm tesis edildiğini, oysaki bakiye ömür belirlenmesinde TRH 2010 tablosu gerekirken PMF 1931 yaşam tablosunun kullanılarak hüküm tesis edilmesinin hukuka aykırı olduğunu, .... Sigorta A.Ş lehine karşı yan vekalet ücretine hükmedilmiş olmasının hukuka aykırı olduğunu, tüm bu nedenlerle  istinaf başvurularının kabulü ile Konya .Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 22.02.2023 tarih, ... E. ve ... K. sayılı dosyası kapsamında tesis edilen hükmün kaldırılarak davalılar aleyhine ve müvekkil davacı lehine talepleri doğrultusunda karar verilmesini talep ve beyan etmiştir. <br><br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE :<br>6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 341 ve devamı maddeleri uyarınca  ve özellikle istinaf incelemesinin kapsamının öngörüldüğü 355. maddeye göre re'sen gözetilecek kamu düzenine aykırılık halleri dışında istinaf incelemesi istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılır.<br>Dava; yaralanmalı trafik kazası sebebiyle geçici, sürekli iş göremezlik, tedavi ve  bakıcı giderlerine ilişkin maddi tazminat ve manevi tazminat  istemine ilişkindir.<br>Mahkemece verilen karar, davacı ve davalı .... Sigorta tarafından istinaf edilmiştir. <br>-Tarafların Aktüer ve maluliyete yönelik yapılan incelemede; <br>             AYM nin 09/10/2020 tarihli resmi gazetede yayınlanan 17/07/2020 tarihli ve 2019/40 esas 2019/40 sayılı  kararına göre Karayolları Trafik Kanunu'nun zorunlu trafik sigortasına ilişkin 90 ve 92. maddelerinde yer alan, \"Trafik Sigortası Genel Şartları\" ifadelerini iptal ettiği anlaşılmakta olup bu iptal kararının somut davada uygulanabilirliğinin tespiti gerekmektedir.<br>           Anayasa'nın 153.maddesi uyarınca, Anayasa Mahkemesinin iptal kararları gerekçesi yazılmadan açıklanamamakta ve ancak Resmi Gazetede yayımlandıktan sonra yürürlüğe girmektedir.Anayasa Mahkemesinin iptal kararlarının yasama,yürütme ve yargı organları,idari makamlar,gerçek ve tüzel kişileri bağlayacağı açıktır.<br>Diğer taraftan HMK 33 maddesinde “Hakim Türk hukukunu resen uygulanır.”<br>Şeklinde ifadesini bulan yasal ilke gözetildiğinde; Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararlarının bu gibi kesin hüküm halini almamış derdest dosyalar yönünden uygulanmasının zorunluluğu ortadadır.<br>Zira Anayasa Mahkemesinin iptal kararları usulü kazanılmış hakların istisnasını teşkil ederler.<br>T.C Anaysası’nın 153 üncü maddesinin 6 ncı fıkrasında, “Anayasa Mahkemesi kararları Resmî Gazetede hemen yayımlanır ve yasama, yürütme ve yargı organlarını, idare makamlarını, gerçek ve tüzelkişileri bağlar.” düzenlemesi mevcut olup, bu düzenlemenin doğal sonucu olarak Anayasa Mahkemesi’nce bir kanun veya kanun hükmünde kararnamenin tümünün ya da bunların belirli hükümlerinin Anayasa’ya aykırı bulunarak iptal edildiğinin bilindiği halde görülmekte olan davaların Anayasa’ya aykırılığı saptanan kurallara göre görüşülüp çözümlenmesi, Anayasa’nın üstünlüğü prensibine ve hukuk devleti ilkesine aykırı düşeceği için uygun görülmeyeceği kabul edilmektedir (Danıştay 4. Dairesi. 09.05.2011 tarih ve 2011/2546 E., 2011/3384 K. sayılı kararı).<br>          Bu konudaki Anayasa Mahkemesinin 12.12.1989 tarih ve 1989/11-48 sayılı kararında;“Anayasanın 152. maddesine göre, itiraz yoluna başvuran mahkemeler, Anayasa Mahkemesi'nce verilecek kararlara uymak zorundadırlar. Bu durumda, itiraz eden mahkeme, elinde bulunan ve Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararından önce açılmış olan bir davayı Anayasa Mahkemesi kararına göre çözecek ve doğrudan iptal kararının etkisini önceye uygulayacaktır. Ayni durum, itiraz yoluna başvurmayan mahkemeler yönünden de geçerlidir. İptal davası veya itiraz üzerine bir kuralın iptali sonucu, Mahkemeler bakmakta oldukları davaları bu karara göre çözmekle yükümlüdürler. Bu sonuç Anayasa'nın, \"Anayasa Mahkemesi kararları Resmi Gazete’de hemen yayımlanır ve yasama, yürütme ve yargı organlarını, idare makamlarını, gerçek ve tüzel kişileri bağlar.\" yolundaki 153. Maddesinin altıncı fıkrasında yer alan kuralın sonucudur. …” gerekçesine yer verilmiştir.<br>           Yine, 09.05.1960 tarihli ve 21/9 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararında da;“Sonradan çıkan içtihattı birleştirme kararının, Temyiz Mahkemesinin bozma kararına uyulmakla meydana gelen usule ait müktesep hak esasının istisnası olarak henüz mahkemede veya Temyiz Mahkemesinde bulunan işlere tatbiki gereklidir. Anayasa Mahkemesi iptal kararlarında da aynı ilke geçerlidir.” şeklinde açıklama yapılmış, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 13.07.2011 tarihli ve 2011/1-421 Esas, 2011/524 K. Sayılı kararında da “Eldeki dava sonuçlanıp kesinleşmeden o davaya uygulanabilecek olan yasa metni Anayasa Mahkemesince iptal edilip, yürürlüğün durdurulmasına karar verildiğine göre, iptal kararı sonucu oluşan durumun 05.09.1960 tarihli, 21/9 sayılı YİBK'da da belirtildiği üzere maddi anlamda kesinleşmemiş olup, derdest olan eldeki davaya da uygulanması zorunludur.” denilmiş, aynı yöndeki içtihat, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 21.03.2012 tarihli ve 2012/20-12 E., 2012/232 K. sayılı kararında da oy birliği ile kabul edilmiştir. Keza 21.01.2004 tarihli ve 2004/10-44 E., 2004/19 K. sayılı ve 03.02.2010 tarihli ve 2010/4-40 E., 2010/54 K. sayılı kararlarında da: “Uygulanması gereken bir kanun hükmü, hüküm kesinleşmeden önce Anayasa Mahkemesince iptaline karar verilirse, usulî kazanılmış hakka göre değil, Anayasa Mahkemesi'nin iptal sonrası oluşan yeni duruma göre karar verilebilecektir.” yönünde değerlendirme ve açıklama yapılmıştır.<br>            Görüldüğü üzere, Anayasa Mahkemesi’nin somut norm denetimi neticesinde verdiği iptal kararlarının Resmî Gazete’de yayımlanması ile sonuç doğuracağı ve bu durumun da bozma kararına uyulmakla meydana gelen usulî müktesep hakkın istisnası olduğu ve eldeki tüm uyuşmazlıklara uygulanması gerektiği uyulması zorunlu yargısal içtihatlar ile kabul edilmiştir.<br>           Anayasa’nın 153. maddesinin birinci fıkrasında herhangi bir denetim yolu tanınmamış ve Anayasa Mahkemesi kararlarının kesin olduğu belirtilmiş, beşinci fıkrada  \"İptal kararları geriye yürümez\" kuralına yer verilmiştir.<br>          Türk Anayasal sisteminde, \"Devlete güven\" ilkesini sarsmamak ve ayrıca devlet yaşamında bir kargaşaya neden olmamak, kazanılmış hakları korumak için iptal kararlarının geriye yürümezliği kuralı kabul edilmiştir. Böylece hukuksal ve nesnel alanda etkilerini göstermiş, sonuçlarını doğurmuş bulunan durumların, iptal kararlarının yürürlüğe gireceği güne kadarki dönem için geçerli sayılması sağlanmıştır. Bir kural işlemle kurulan statünün Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararıyla ya da bir başka kural işlemle kaldırılması durumunda, bu statüye bağlı öznel (sübjektif) işlemlerin de geçersiz duruma düşmesi doğaldır. Dolayısıyla bu öznel işlemlerle, ortadan kalkan statüye dayanarak ileriye dönük haklar elde edilemez. Anayasa'nın bağlayıcılığı, Anayasa Mahkemesi kararlarına tüm devlet organlarının uyma zorunluluğu ve Anayasa'nın üstünlüğü ilkesi, Anayasa'ya aykırı bir kuralın aykırılığının saptanmasından sonra uygulama alanı bulmasını kesinlikle önler. Anayasa Mahkemesi iptal kararlarının zaman içerisindeki etkisi böylece çıkmakta ve \"İptal kararlan geriye yürümez\" kuralı belirtilen anlamı taşıyarak geçerli olmaktadır. Anayasa’nın 153. maddesindeki “İptal kararları geriye yürümez” kuralının, geriye yürümezlik kuralının, yalnız lafza bağlı kalınarak yorumlanması hukuk devleti ilkesine ve bu ilke içinde var olan adalet ve eşitlik ilkelerine aykırı sonuçlar doğurabileceği gibi itiraz yoluyla yapılacak denetimin amacına da ters olduğu aşikârdır. Ayrıca iptal kararının geriye yürümezliği kuralı çoğu zaman iptal kararlarını işlevini ve etkinliğini azaltmaktadır.<br>               Yukarıda yapılan tespit, açıklama ve değinilen uyulması zorunlu yargısal içtihatlara göre somut uyuşmazlık ele alındığında;<br>             AYM nin 09/10/2020 tarihli resmi gazetede yayınlanan 17/07/2020 tarihli ve 2019/40 esas 2019/40 sayılı  kararına göre Karayolları Trafik Kanunu'nun zorunlu trafik sigortasına ilişkin 90 ve 92. maddelerinde yer alan, \"Trafik Sigortası Genel Şartları\" ifadelerini iptal ettiği,iptal kararı içerine göre  sigorta şirketlerinin trafik kazalarından doğan tazminat sorumluluğunun öncelikle Karayolları Trafik Kanunu,Türk Borçlar Kanunu'nun haksız fiillere ilişkin hükümlerinin uygulanacağı, dolayısıyla trafik sigortası kapsamındaki tazminatların belirlenmesinde artık 'Genel Şartlar'ın kural olarak belirleyici olmayacağı, genel Şartlar\"ın  sadece Karayolları Trafik Kanunu ve Borçlar Kanunu'na aykırı olmayan hükümlerinin uygulanabileceği, dolayısıyla bu karardan sonra sigorta şirketlerinin tazminat sorumluluğunu azaltan 'Genel Şartlar'ın birçok hükmünün uygulanamaz hale geldiği görülmektedir.<br>               Bu kapsamda açılan davalarda TBK nın haksız fiile ilişkin hükümleri,KTK kanunu hükümleri ile genel şartların bunlara aykırı olmayan hükümleri ile  bu doğrultuda yeni genel şartlarla çeliştiği durumda Yargıtay'ın genel şartların yürürlüğe girmesinden önceki  yerleşmiş içtihatları doğrultusunda uygulama yapılması gerekecektir.<br>              Zorunlu mali sorumluluk sigortası sözleşmesinin konusu, karayolunda motorlu taşıt işletenin, motorlu taşıtın işletilmesi sebebiyle üçüncü kişilerin uğrayabileceği destekten yoksun kalma zararını, bedensel zararı ve/veya eşya zararını tazmin yükümlülüğünü teminat altına almaktır. Başka bir ifadeyle sigorta şirketinin bu  sözleşme ile yüklendiği borç, işletenin motorlu taşıtın işletilmesi sebebiyle üçüncü kişilere zarar vermesi hâlinde doğacak tazminat borcunu sigorta teminat limiti dâhilinde ödeme borcudur.  Sigorta şirketinin zorunlu mali sorumluluk sigortası sözleşmesinden doğan sorumluluğunun kapsamı düzenlenmemiş olup bu kapsamın idarenin düzenleyici nitelikte işlemi olan genel şartlar ile belirlenmesi öngörülmüştür. Böylece sigorta şirketinin zorunlu mali sorumluluk sigortası sözleşmesinden doğacak borcu, idare tarafından her zaman değiştirilebilir nitelikteki kurallar olan genel şartlara göre belirlenecektir. Borcun kapsamının tespiti hususunda temel çerçeve ve ilkelerin kanunda belirlenmediği, idareye geniş bir takdir yetkisinin tanındığı anlaşılmaktadır. <br>                 Mali sorumluluk sigortası sözleşmesinin içeriğine ilişkin düzenleme öngören itiraz konusu kuralların, sözleşmenin tarafları olarak motorlu taşıt işleten ile sigorta şirketinin yanında motorlu taşıt işletilmesi sebebiyle zarara uğrama riskine maruz kalan üçüncü kişilerin menfaatleri arasındaki dengenin dikkate alınarak değerlendirilmesi gerekmektedir. Motorlu taşıt işletilmesi sebebiyle üçüncü kişilerin zarara uğraması hâlinde işletenin tazminat borcunun kapsamı 6098 sayılı Kanun’un gerçek zararın tazminini öngören kurallarına göre belirlenmektedir. Bu tazminat borcunun ödenmesini teminat altına almak amacıyla zorunlu kılınan mali sorumluluk sigortası uyarınca sigorta şirketinin borcunun kapsamı ise itiraz konusu kurallarda atıf yapılan genel şartlara göre belirlenmektedir. Bu da zarar gören üçüncü kişi ve işleten aleyhine buna karşılık sigorta şirketi lehine menfaat dengesinin bozulmasına yol açabileceği gibi aksi durum da söz konusu olabilecektir. İşleten sorumluluk sigortası yaptırmış olmasına rağmen sigorta şirketi tarafından ödenen tazminat ile gerçek zarara karşılık gelen tazminat arasındaki farktan zarar görene karşı sorumlu olmaya devam edecektir. Zarar görenin sigorta şirketi tarafından tazmin edilmeyen zararı ise ancak işletenin ekonomik durumunun bu zararın karşılanması için yeterli olması hâlinde tazmin edilebilecektir. Şeklinde tezahür eden AYM İPTAL GERKÇESİNDE VURGULANDIĞI ÜZERE  AYNI KAZA İLE İLGİLİ OLMAK ÜZERE  İŞLETEN VE FİİLİ YAPAN KİŞİYE YÖNELİK AÇILAN DAVA İLE SİGORTANIN DAVALI OLMASI DURUMUNDA  UYGULANACAK Yönetmelik ve hesaplama tablolarındaki farklılık sorumlular arasında eşitsizliğe ve idarenin tek taraflı olarak düzenleyici olan işlemlerin sonucunda sorumlu olacak tazminat miktarlarında farklılık oluşturacaktır.<br>                Bu halde Aym'ce verilen  iptal kararı sonrası düzenlenecek maluliyet raporlarında 01/06/2015 tarihinden itibaren uygulanan genel şartların bu halde genel şartlarla belirlenen özürlülük ölçütü yönetmeliği ile engelliler yönetmeliğinin  uygulanma imkanı kalmadığından;<br>              Adli Tıp Kurumu İhtisas Dairesi veya Üniversite Hastanelerinin Adli Tıp Anabilim Dalı bölümleri gibi kuruluşlardan, çalışma gücü kaybı olduğu iddia edilen kişide bulunan şikayetler dikkate alınarak oluşturulacak uzman doktor heyetinden, haksız fiilin gerçekleştiği tarihte yürürlükte olan hükümlere göre ,haksız fiil tarihi  11/10/2008 tarihinde önce ise Sosyal Sigortalar Sağlık İşlemleri Tüzüğü, 11/10/2008 tarihi ile 01/09/2013 tarihleri arasında ise Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği, 01/09/2013 tarihinden sonra ise Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliği (ancak Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliği hükümlerine göre rapor düzenlenmesi teknik olarak mümkün olmadığı bu dönem için de yine 11 Ekim 2008 tarih ve 27021 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği uygulanacak) hükümlerine uygun olarak düzenlenmesi gerekir.Kökleşmiş Yargıtay 17. HD uygulaması ve içtihatlarına göre maluliyet raporlarının düzenlenmesinde  haksız fiilin gerçekleştiği tarihte yürürlükte olan yönetmelik ve yasa hükümlerine göre değerlendirme  yapılması gerekmektedir.Nitekim Yargıtay 17 HD nin  2016/16240 esas 2019/7273 karar 2016/15369 esas  2019/6853 karar sayılı ilamları.<br>                  Keza Düzenlenecek aktüerya raporlarına ilişkin olarak da  genel şartlar ile getirilen TRH 2010 ve 1,8 teknik faizin ve bu genel şartlarla belirlenen  vergilendirilmiş  belgeli gelir, olmadığı takdirde asgari ücretin kazanç olarak nazara alınacağı düzenlemesinin uygulanma ihtimali kalmadığı gözetilerek ;<br>                   Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 1989/4-586 Esas,1990/199 K sayılı kararı ve Yargıtay 17. Hukuk ve 4 Hukuk  dairesinin yerleşik içtihatları gereği, Population Masculine Et – Feminine (PMF 1931) Tablosu esas alınarak davacının veya müteveffanın  muhtemel yaşam süresinin belirlenmesi; davacının veya müteveffanın muhtemel gelirinin her yıl için % 10 artırılıp % 10 iskonto edilmesi ile belirlenecek peşin değeri esas alınıp işleyecek dönem tazminat hesabı yapılması , davacının veya müteveffanın asgari ücret üstünde kazancı olduğunun iddia edilmesi durumunda kaza tarihindeki gelirine dair delillerini ibrazının sağlanması, varsa; ilgili meslek odaları ve meslek kuruluşlarından,vergi dairesinden ,işyerinden kaza tarihindeki sürekli ve net kazanç durumunun sorulması, geriye doğru maaş bordrosu ve sosyal güvenlik kayıtlarının getirtilmesi, davacının veya müteveffanın  kaza tarihinde fiili olarak çalışmadığının belirlenmesi halinde asgari ücretin gözönüne alınacağının düşünülmesi gerekmektedir.<br>Bu halde, mahkemece AYM iptal kararı doğrultusunda belirlenen esaslara  göre PMF yaşam tablosu ve Progressif Rant sistemine, Çalışma Gücü Kaybı Yönetmeliğine göre alınan raporların  hükme esas alınmasında bir isabetsizlik bulunmadığından, tarafların buna yönelik itirazlarının reddi gerekmiştir. <br>-Davalı sigortanın kusur raporuna ilişkin istinaf itirazının incelenmesinde; <br>Olayla ilgili kaza tespit  ile yine olayla ilgili gerek ceza gerekse hukuk mahkemesinden aldırılan ATK kusur raporların birbirini teyit edip, söz konusu kazanın oluş şekline ve dosya kapsamına uygun olduğu sonucuna varılarak hüküm verilmesinde  usul ve yasaya aykırı bir durumun olmadığı anlaşılmakla, kusura yönelik itirazlar yerinde değildir.<br>-Davalı sigortanın faiz başlangıcına yönelik itirazında; <br>Haksız eylem faili, ihtar ve ihbara gerek olmaksızın, zararın doğduğu anda, başka bir anlatımla haksız eylem tarihinden itibaren zararın tamamı için temerrüde düşmüş sayılır. Dolayısıyla, zarar gören, gerek kısmi davaya, gerekse sonradan açtığı ek davaya veya ıslaha konu ettiği kısma ilişkin olarak haksız eylem tarihinden itibaren temerrüt faizi isteme hakkına sahiptir. Ancak, trafik kazaları esas itibariyle haksız eylem sayılan hallerden olmakla birlikte trafik sigortasını yapan sigortacı bakımından temerrüdün bu tarihte oluştuğunun kabulü mümkün değildir. 2918 sayılı KTK'nın 99/I. maddesi ve Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel şartları uyarınca, rizikonun bilgi ve belgeleri ile birlikte sigortacıya ihbar edildiği tarihten itibaren 8 iş günü içinde sigortanın tazminatı ödeme yükümlülüğü bulunmakta, bu sürenin sonunda ödememe halinde temerrüt gerçekleşmektedir. Kazanın ihbar edilmesiyle, zararın miktarını belirlemek sigortanın sorumluluğundadır.<br>Ancak, davalının davadan önce temerrüde düşürüldüğü davacı tarafça ispatlanmaması, davalı sigortanın da başvuru yapıldığı hususunu kabul etmemiş olması, \"belirsiz alacak\" davası müessesesinin getirildiği 6100 Sayılı HMK ile birlikte 17. Hukuk Dairesinin süreklilik arz eden kararlarına göre de daha sonra ıslah yapılmış olması halinde dahi tüm tazminat miktarına kaza (veya dava) tarihinden itibaren faiz işletilmek gerektiğinden mahkemece isabetsiz şekilde dava ve ıslah tarihlerine göre ayrı ayrı faiz işletimesi usule uygun olmadığından  davacı tarafın buna yönelik itirazları yerindedir. Haksız eylem faili, ihtar ve ihbara gerek olmaksızın, zararın doğduğu anda, başka bir anlatımla haksız eylem tarihinden itibaren zararın tamamı için temerrüde düşmüş sayılır. Dolayısıyla, zarar gören, gerek kısmi davaya, gerekse sonradan açtığı ek davaya veya ıslaha konu ettiği kısma ilişkin olarak haksız eylem tarihinden itibaren temerrüt faizi isteme hakkına sahiptir. Ancak, trafik kazaları esas itibariyle haksız eylem sayılan hallerden olmakla birlikte trafik sigortasını yapan sigortacı bakımından temerrüdün bu tarihte oluştuğunun kabulü mümkün değildir. 2918 sayılı KTK'nın 99/I. maddesi ve Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel şartları uyarınca, rizikonun bilgi ve belgeleri ile birlikte sigortacıya ihbar edildiği tarihten itibaren 8 iş günü içinde sigortanın tazminatı ödeme yükümlülüğü bulunmakta, bu sürenin sonunda ödememe halinde temerrüt gerçekleşmektedir. Kazanın ihbar edilmesiyle, zararın miktarını belirlemek sigortanın sorumluluğundadır.<br>Ancak, davalının davadan önce temerrüde düşürüldüğü davacı tarafça ispatlanmaması, davalı sigortanın da başvuru yapıldığı hususunu kabul etmemiş olması, 6100 Sayılı HMK ile birlikte 17. Hukuk Dairesinin süreklilik arz eden kararlarına göre de daha sonra ıslah yapılmış olması halinde dahi tüm tazminat miktarına kaza (veya dava/temerrüt) tarihinden itibaren faiz işletilmek gerekmektedir. Bu sebeple, daha önce gerekli belgelerle birlikte başvuru tarihi ve gerekli süre  nazara alınarak oluşan temerrüt nedeniyle,  faiz başlangıcının belirlenmesinde bir isabetsizlik bulunmadığından, buna yönelik itirazlar da yersizdir. <br>-Davalı sigortanın, faiz türüne yönelik itirazında; <br> Kazaya konu davalı sürücünün kullandığı araç ticari kamyon olup ıslah dilekçesinde hükmedilecek maddi tazminatlara avans faiz uygulanması talep edilmiş bulunup, avans faizine hükmedilmesi yerinde olup, buna yönelik istinafın reddi gerekmiştir. <br>-Davacının, manevi tazminat yönünden .... Sigorta'ya vekalet verilmemesi gerektiği itirazında; <br>6100 sayılı HMK'nun 323. maddesinin (ğ) bendindeki düzenlemeye göre, vekille takip edilen davalarda kanun gereğince takdir olunacak vekalet ücreti yargılama giderlerindendir; yine aynı kanunun 331/3 maddesine göre ise davanın açılmamış sayılmasına karar verilen hallerde yargılama giderleri davacıya yükletilir. <br>Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin \"davanın açılmamış sayılması başlıklı\" 7/1. maddesine göre; “Görevsizlik veya yetkisizlik nedeniyle dava dilekçesinin reddine, davanın nakline veya davanın açılmamış sayılmasına ön inceleme tutanağı imzalanıncaya kadar karar verilmesi durumunda Tarifede yazılı ücretin yarısına, ön inceleme tutanağı imzalandıktan sonra karar verilmesi durumunda tamamına hükmolunur. Şu kadar ki, davanın görüldüğü mahkemeye göre hükmolunacak avukatlık ücreti, Tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümünde yazılı miktarları geçemez. Davanın dinlenebilmesi için kanunlarda öngörülen ön şartın yerine getirilmemiş olması ve husumet nedeniyle davanın reddine karar verilmesinde, davanın görüldüğü mahkemeye göre Tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümünde yazılı miktarları geçmemek üzere üçüncü kısımda yazılı avukatlık ücretine hükmolunur.<br>Somut olaya gelince; davacı, dava sırasında beyan dilekçesi ile davalı .... Sigorta yönünden manevi tazminat taleplerini takipsiz bıraktığını beyan etmekle, bu davalı yönünden ve manevi tazminat bakımından davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesi gerekirken, davanın reddine karar verilmesinde isabet bulunmamakla birlikte, netice itibariyle bu talep yönünden davanın reddine karar verilip, istinaf konusu da vekalet ücretine yönelik olup, davanın  açılmamış sayılmasına karar verilmesi halinde de  kendisini  vekil  ile  temsil  ettiren davalı .... Sigorta lehine karar tarihindeki Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre maktu vekalet ücretine hükmedilmesi gerekip, mahkemece maktu vekalete hükmedildiğinden, netice itibariyle doğru olan karara yönelik itirazın reddi gerekmiştir. <br>Bu halde, kamu düzeni ve istinaf sebepleri çerçevesinde; dosya içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde, dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön ile kamu düzenine aykırılık hallerinin bulunmamasına; dosya kapsamındaki bilgi, belge ve toplanan deliller değerlendirilip ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkeme kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırılığın olmamasına göre  davacı ve davalı .... Sigorta A.Ş vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir.<br>H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; <br>1-İlk Derece Mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığından davacı ve davalı .... Sigorta A.Ş vekilinin istinaf başvurularının HMK'nun 353/1-b-1 maddesi gereği  ESASTAN REDDİNE,<br>2-Davacı tarafın istinaf talebi yönünden karar ve ilam harcı olarak 427,60 TL alınması gerektiğinden peşin olarak yatırılan 179,90 TL'nin mahsubu ile bakiye 247,70 TL istinaf karar harcının davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına,<br>3-Davalı .... Sigorta A.Ş'nin  istinaf talebi yönünden karar ve ilam harcı olarak 53.281,80 TL alınması gerektiğinden peşin olarak yatırılan 13.321,00 TL'nin mahsubu ile bakiye 39.960,80 TL istinaf karar harcının bu davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına,<br>4-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf talep eden taraflar  üzerinde bırakılmasına,<br>5-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,<br>Dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda HMK'nun 361 maddesi gereğince kararın taraflara tebliğ tarihinden itibaren İKİ HAFTA içinde TEMYİZ YOLU AÇIK olmak üzere OYBİRLİĞİ ile karar verildi.06/02/2024<br><br>\t\t\t\t<br><br>Başkan<br><br>e-imzalı <br><br>Üye<br><br>e-imzalı  <br><br>Üye<br><br>e-imzalı<br><br>Katip<br><br>e-imzalı <br><br> <br><br><br>  Bu evrak 5070 sayılı Yasa kapsamında elektronik imza ile imzalanmıştır.<br><br><br><br> <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"c75d06e0816f2711","SID":"6b1d8a4a548d76d8"}}