{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>9.HUKUK DAİRESİ <br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>K A R A R <br>ESAS NO: 2023/2179 <br>KARAR NO: 2024/87<br>İNCELENEN DOSYANIN<br>MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>KARAR TARİHİ: 25/01/2023<br>NUMARASI: 2022/763 Esas - 2023/88 Karar<br>DAVA: İtirazın İptali  (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle)<br>KARAR TARİHİ: 18/01/2024<br>Yukarıda yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda;     <br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle;  12.11.2016 günü ... plakalı çekicinin ... isimli sürücünün yönetiminde iken aldığı alkol ve esrarın etkisiyle Almanya'da birden fazla araca, yol materyallerine ve şahıslara zarar verecek şekilde trafik kazasının oluşumuna sebebiyet verdiği Uniform Anlaşma'nın 5. Maddesi uyarınca büronun ...'in talebi üzerine maddi tazminat ile tedavi ücreti toplamı 564.911,65 Euro tutarında zarar-ziyan ödemesi yapıldığını, Trafik Sigortası Genel Şartları 4. madde, TTK, KTK gereğince büronun yapmış olduğu ödemenin rücuen tahsili maksadıyla sorumluluğun tam olarak yerine getirildiği tarihten itibaren borçluya hatırlatılmasına rağmen ödenmediğinden Büyükçekmece ... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı takip dosyası ile takip başlattığı ancak borçlunun itiraz ettiğini belirterek davalı-borçlunun itirazının iptali ile takibin devamına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; İİK'nın 67. maddesinde  itirazın iptali davasının, borçlu itirazının tebliğinden itibaren bir yıl içinde açılması gerektiğinin düzenlendiğini, bu sürenin hak düşürücü süre olduğunu, Büyükçekmece ... İcra Dairesinin ... Esas Sayılı dosyasına yapılan itirazın tebliğ edilip edilmediği veya ne zaman tebliğ edildiği hususları bir yana davalının, araç maliki ve Yeşil Kart Poliçesinin tarafı olmadığını, KTK.nın 95. ve Poliçe Genel Şartlarının 4. maddesi ile emsal kararlardan da görüleceği üzere davacı sigortanın ancak sigorta sözleşmesinden dolayı sigortalıya rücu edebileceği, sözleşmenin  tarafı olmayana rücu hakkının olmadığının açık olduğunu,  kazanın 12.11.2016 tarihinde gerçekleştiği, zarar görenin bu tarihte zarara ve zarar gören yükümlüsü öğrendiği gözetildiğinde, olaydan yaklaşık 6 yıl sonra açılan bu davanın  zamanaşımı nedeni ile reddine karar verilmesini, yapılan ödemenin yerinde olduğunu  kanıtlanması gerektiğini, kazaya sebebiyet veren sürücünün alkollü olması veya uyuşturucu almış olmasının tek başına sorumluluk için yeterli olmadığını zira ZMMS'de bu haller teminat harici ve rücu hakkı veren haller olarak düzenlendiğini istisnai halin mevcut olduğunu davacının kanıtlamakla yükümlü olduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Mahkemece yapılan yargılama sonucunda, \"Davanın hak düşürücü süreden reddine\" karar verilmiştir. Bu karara karşı davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Bir yıllık hak düşürücü sürenin itirazın alacaklıya tebliği tarihinden itibaren başladığını, itiraz tebliğ edilmedikçe sürenin başlamayacağını, alacaklı tarafından arabulucuya başvurulmasının itirazın tebliğ edildiği anlamına gelmeyeceğini, itirazın iptali davası açmak için öngörülen bir yıllık hak düşürücü süre borçlunun itirazının alacaklıya tebliğ tarihinden itibaren başlayacağını, bunun dışında bir yolun kanunda öngörülmediğini, buna ilişkin emsal kararların olduğunu, tebliğ edilmeyen itiraz dilekçesini arabulucuya başvurulduğu için tebellüğ ettiğinin varsayımının kanuna ve hukuka aykırı olduğunu  belirterek istinaf yasa yoluna başvurmuştur. Dava, itirazın iptali  istemine ilişkin olup istinaf açısından uyuşmazlık konusu HMK'nın 355. maddesine göre kamu düzeni ve istinaf nedenleri ile sınırlı olmak üzere İlk Derece Mahkemesince verilen kararın usul, yasa ve dosya içeriğine uygun olup olmadığıdır İcra ve İflas Kanununun 67. maddesinin birinci fıkrasında; \"Takip talebine itiraz edilen alacaklı, itirazın tebliği tarihinden itibaren bir sene içinde mahkemeye başvurarak, genel hükümler dairesinde alacağının varlığını ispat suretiyle itirazın iptalini dava edebilir.\" hükmü yer almaktadır. Bu bilgiler ışığında somut olay değerlendirildiğinde; davacı tarafça davalı aleyhine Büyükçekmece  ... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı takip dosyası ile icra takibi başlatıldığı, ödeme emrinin davalıya 14/01/2021 tarihinde tebliğ edildiği, davalı borçlu tarafından da aynı tarihte süresi içerisinde ödeme emrine itiraz ettiği, icra dosyası kapsamında davacı alacaklı vekiline yapılmış tebligat tespit edilmemiştir. Davacı tarafından ilk derece mahkemesine konu itirazın iptali  davasını öncesi itirazın iptali davasına ilişkin 18/02/2021 tarihinde ise arabuluculuk süreci başlatılmış, 05/03/2021 tarihinde  arabuluculuk son oturum tutanağı düzenlenmiştir. Eldeki itirazın iptali davası 06/09/2022 tarihinde açılmıştır. Bu durumda her ne kadar icra dosyası kapsamında davacı alacaklıya davalı borçlunun itirazına ilişkin tebligat yapılmamış ise de  davacının 18/02/2021 arabuluculuk başvurusu anında veya  en geç arabuluculuk son oturum tutanağının düzenlendiği 05/03/2021  tarihinde borçlunun itirazdan haberdar olduğunun kabulü gerekecektir. Çünkü itirazın iptali davasının dinlenebilmesi için davalı borçlunun borca itiraz etmiş olması gerekir. Davacının arabulucuğa başvurma amacın icra dosyasına yapılan itirazın iptali olması nedeni ile arabuluculuk son oturum tutanağının imzalandığı tarih olan 05/03/2021 tarihi itibariyle itirazdan haberdar  olması karşısında,İİK’nın 67. maddesinde öngörülen bir yıllık sürenin itirazın kaldırılması için 05/03/2021 itibariyle işlemeye başladığı ve itirazın iptali davasının hak düşürücü süre geçtikten sonra açıldığı anlaşıldığından ilk derece mahkemesi tarafından davanın reddine karar verilmesinde isabetsizlik bulunmamaktadır. Bu nedenlerle; davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b/1. maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.  <br>KARAR: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere: 1-Davacı vekilinin yukarıda esas ve karar numarası yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı yapmış olduğu istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b/1. maddesi uyarınca  ESASTAN REDDİNE,2-Harçlar Yasası'na göre alınması gereken 427,60 TL harçtan peşin alınan 269,85 TL harcın mahsubu ile bakiye 157,75 TL harcın davacıdan  tahsili ile Hazineye irat kaydına, 3-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf eden üzerinde bırakılmasına, 4-Duruşma yapılmadığından,vekalet ücreti hükmedilmesine yer olmadığına,5-İstinaf aşaması için yatırılan gider avansından artan kısmın yatıran tarafa iadesine, Dosya üzerinde yapılan  inceleme sonunda, HMK'nın 361. maddesi uyarınca kararın  tebliğ tarihinden  itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay ilgili hukuk dairesine hitaben verilecek temyiz dilekçesi ile temyiz yasa yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi.18/01/2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"bc1d41004dbc0126","SID":"af412b94e981da65"}}