{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>53.HUKUK DAİRESİ  <br>DOSYA NO: 2022/612 <br>KARAR NO: 2024/9<br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 21/10/2020<br>NUMARASI: 2018/321 Esas, 2020/477 Karar<br>DAVANIN KONUSU: Alacak <br>KARAR TARİHİ: 09/01/2024<br>Taraflar arasında görülen davanın yerel mahkemece yapılan yargılaması sonucunda verilen hükme karşı  istinaf yoluna başvurulmuş olup, duruşmasız olarak dosya üzerinde yapılan inceleme ve istinaf talepleriyle sınırlı olarak yapılan değerlendirme sonunda;<br>GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirket ile davalı arasında mevcut Bakırköy ... Noterliğinin 30/09/2010 tarih ... yevmiye numaralı KKİS'ye göre davalı şirket tarafından ödenmesi gereken emlak vergilerinin ödenmediğini, söz konusu vergilerin tamamının müvekkili tarafından ödendiğini, bu nedenlerle sözleşme gereğince davalı tarafından ödenmesi gereken toplam 645.259,97-TL'nin temerrüt tarihinden itibaren davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafın iddialarının doğru olmadığını, sözleşmeye göre müvekkili tarafından ödenmesi gerekip de davacı tarafından ödenen herhangi bir verginin söz konusu olmadığını, bu nedenlerle yasal dayanağı bulunmayan davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Mahkemece, dosyaya sunulan belge ve kayıtlar, celp edilen emlak vergisi beyanname ve ödeme makbuzları ile birlikte bilirkişi heyetinin düzenlemiş olduğu 24/09/2019 havale tarihli raporlarında KKİS'nın 5.maddesinin G bendine göre davalı tarafından ödenmesi gerektiği halde davacının ödemiş olduğu emlak vergisi tutarının toplam 645.259,97-TL olduğunun belirtildiği,  her ne kadar bilirkişi heyetinin düzenlemiş olduğu 16/02/2020 havale tarihli ek raporlarında davalı tarafın yapılandırma kapsamında yapmış olduğu ödemenin dikkate alınması halinde davacı tarafın talep edebileceği alacak miktarının 185.682-TL olduğu belirtilmiş ise de; vergi borcunun ödenmesine ilişkin yapılandırma kapsamında düzenli ödemenin yapılmaması nedeniyle yeniden vergi borcunun hesaplandığı, ilgili belediye tarafından tahakkuk ettirilen ve davalının yapılandırma kapsamında yapmış olduğu 114.318-TL ödemeden sonra davacı tarafın yapmış olduğu ödemenin 645.259,97-TL olduğu resmi belgelerle sabit olduğundan bilirkişinin ek rapordaki görüşüne itibar edilmediği, taraflar arasında düzenlenen ve inkar edilmeyen Bakırköy ... Noterliğinin 30/09/2010 tarih ... yevmiye numaralı KKİS'nin 5.maddesinin G bendine göre inşaatın anahtar teslimi koşuluyla davalı tarafından ödenmesi gereken ve ancak ödenmediğinden bizzat davacının ödemiş olduğu emlak vergisi borcunun bilirkişi heyeti tarafından düzenlenen asıl raporda tespit edildiği üzere 645.259,97-TL olduğu, işbu alacağın ödenmesi için davalı tarafa Beyoğlu ...Noterliğinin 01/06/2016 tarih ... yevmiye numaralı ihtarnamenin çekildiği, ihtarnamede borcun ödenmesi için davalı tarafa 7 gün süre verildiği, ihtarnamenin 03/06/2016 tarihinde davalıya tebliğ edildiği, temerrüt tarihinin 11/06/2016 olduğu ve bu tarih itibariyle hükmedilen alacağa avans faizi uygulanması gerektiği gerekçesiyle Arttırım talebi kapsamında davacının davasının KABULÜ ile 645.259,97-TL'nin temerrüt tarihi olan 11/06/2016 tarihinden itibaren avans faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, karar verilmiş, karara karşı davalı vekili istinafa başvurmuştur. Davalı vekili istinaf dilekçesiyle, taraflar arasında imzalanmış olan Kat Karşılığı İnşaat Sözleşmesinin (KKİS) hiç bir yerinde söz konusu vergilerin müvekkiline ait olacağına dair hüküm içermediğini, bu nedenle söz konusu vergilerden müvekkilinin sorumlu tutulmasının hukuken mümkün olmadığını, bu yönü ile kararın hatalı olduğunu, dava konusu uyuşmalığa ilişkin arsanın alındığı 2010 yılında kanunen vergi tahakkuk etmediğini, ilk vergilendirmenin 2011 yılında yapıldığını, müvekkili aleyhine doğabilecek emlak vergisi borçlarının müvekkilinin ilgili alanda çalışmalarına başlamasından, KKİS imzalanmasından evvel doğmasının mümkün olmadığını, müvekkiline yüklenmeye çalışılan emlak vergisi borçlarının tahakkuk tarihleri incelendiğinde müvekkilinin emlak vergisi borcuna konu alanda çalışmalarına henüz başlamadığının görüleceğini, davaya konu KKİS imzalandıktan sonraki vergilendirmelerin davalı müvekkilinin sorumluluğunda olduğunu, çift cepheli arsa olmasına rağmen, satın alındığı tarihte davacı tarafından, davacının kendi kusuru yahut alenen lehine menfaat sağlamak amacı ile idareyi yanıltma kastıyla 2010 yılında söz konusu arsanın tek cepheli ve hatalı  olarak beyan edilmesinden doğan vergi cezalarından hiç bir şekilde müvekkilinin sorumlu tutulamayacağını, müvekkilinin, davacının yapmış olduğu işbu hatalı bildiriminden, ancak 2016 yılında belediye aracılığı ile haberi olduğunu, nitekim 2014 Ağustos ayı itibariyle kat irtifakı kurulup daire beyan sistemine geçildiğini, dolayısıyla arsa vergisi tahakkukunun 2014 Ağustos ayı itibariyle sona erdiğini, ancak ilgili belediyeden celp edilen ödeme dekontlarına ve tahakkuklara bakıldığı zaman; tahakkukun 2016 yılında, ödeme tarihinin ise 2011 yılında olduğunun görüldüğünü, 2016 yılında tahakkuk eden arsa vergisinin hatalı olduğunu, hatalı bildirimin Mayıs 2016 tarihinde Belediye aracılığı ile tespit edilip açığa çıkınca, davacı tarafın kötü niyetli biçimde 6 yıllık süre boyunca hiçbir şekilde takip etmediği, 2016 yılındaki 3119/3 parsele ait 300.000-TL borcu nakit ödeme ile ifa ettiğini ve davalı müvekkiline bu hususta hiçbir bildirim yapmadığını, akabinde ise süreçten bilgisi bulunmayan müvekkilini zor duruma düşürmek amacı ile, Ağustos 2016'da yapılandırma kanununun yürürlüğe girmesi sonrası 29 Eylül 2016 tarihinde, hatalı beyanından kaynaklanan 331.401-TL + 12.086-TL = 345.487-TL bedeli bu kez havale yoluyla ilgili belediyeye ödediğini, davacının tamamen kendi kusuru kaynaklı oluşan borcunu kötü niyetli bir şekilde davalı müvekkilinden talep ettiğini, 345.487,26-TL tutarındaki makbuzlar incelendiğinde son ödeme tarihinin 2011 ve 2012 takvim yılları olmakla birlikte tahakkuk tarihinin 29 Eylül 2016 olduğunu, dolayısıyla ilgili vergilerin tahakkuk tarihinde tahakkuk etmediği yada sonraki bir tarihte geçmişe yönelik olarak tahakkuk ettirildiklerinin açık olduğunu, kabul anlamına gelmemek kaydı ile taraflar arasında imza edilmiş olan KKİS'ne konu olabilecek emlak vergilerinin 3119 ada 3 parsel için doğmuş olan emlak vergileri olduğunu, KKİS'nin 30/09/2010 tarihinde imzalandığını, sözleşme imzası sonrası inşaatın yapımına başlanıldığı dönemde ise 2011-2012-2013-2014 yılları için emlak vergilerini ödemek amacı ile müvekkilince teşebbüste bulunulduğunu, davacının ise mevcut bölgede birden fazla arsası bulunduğundan ve ilgili belediyede tüm mülkiyetlere ilişkin tek hesap tutuluyor olması nedeniyle müvekkilinin KKİS'ye konu taşınmaz için doğan borcu tespit etmek ve tek parsel için vergi borçlarını ödemenin mümkün olmadığını, müvekkilinin tüm bu olumsuzluklara rağmen edimini ifaya çalıştığını,  ancak davacı arsa sahibi ... firmasının; ... parselden kaynaklanan 4.323,46 TL; 1539/2 parselde arsa payı karşılığı müteahhite verilmiş olan arsası üzerinden alınmış olunan dairelerden kaynaklanan 30.671,62 TL; 1539/2 parsel arsa payından kaynaklanan 228.674,90 TL olmak üzere toplamda 263.670,00 TL emlak vergisi borcu bulunduğunu, ilgili belediye kayıtlarında ise, ... ada 15 parsel, ... ada ... parsel ve ... ada ... parsel için biriken borçların aynı hesap tablosunda tutuluyor olması sebebi ile müvekkili tarafından ödenen bedellerin tümünün diğer borçlar için yapılmış olacağı kabul edileceğinden, davacının evvela bu borçlarını kapatmasının beklendiğini, 2014 yılında ise biriken emlak vergisi borçları için gündeme gelen yapılandırma imkanı doğrultusunda ve arsa sahibinin de isteği ile, arsa sahibinin yasal vekaleti ile müvekkilince belediyeye yapılan başvuru yapıldığını, bu süreç sonunda, arsa sahibinin ... parsel için biriken toplam 737.693,96 TL faizler dahil borcu bulunduğunun anlaşıldığını, tüm bu bedel içinde 14 Ekim 2014 tarihi itibari ile ... ada 3 parsel için mevcut borcun ise 360.107,00 TL ve faizinin 82.194,53 TL olduğunu, yapılan bu tespit sonrası arsa sahibinin de bilgi ve onayı ile 22 Ekim 2014 tarihinde ... sayılı dilekçe ile yapılandırma talep edildiğini, bu yapılandırma ile faizlerin düşüldüğünü, borç miktarının (arsa sahibi adına olan tüm parseller dahil) 546.174,90 TL olarak hesaplandığını ve 19 eşit taksit haline getirildiğini, müvekkilinin ise 3119 ada 3 parselde mevcut alacaktan mahsup edilmek suretiyle ilk 4 taksidi ödediğini, tüm bu beyan ve açıklamalarının bilirkişilerce göz ardı edildiğini ve salt davacı talepleri doğrultusunda haksız ve hukuka aykırı bir rapor düzenlendiğini, bu hali ile dosyaya sunulan raporun hatalı ve denetime elverişli olmadığını, dolayısı ile öncelikle bilirkişi tarafından müvekkilinin vergi borçlarından sorumlu olup olmadığının belirlenmesi, sonrasında ise; 2011-2012-2013-2014 yıllarında ödenmesi gereken vergi ile 2016 yılında geçmişe yönelik tahakkuk ettirilen vergiler arasındaki fark ortaya konularak ve bu noktada müvekkilinin sorumlu olacağı net rakam belirlenerek, müvekkilinin ödemiş olduğu bedeller düşüldükten sonra sonuca varılması gerektiğini, dilekçe ekinde sunulan ve 2017 yılında arsa beyannamesinde, arsa beyan değerinin (KKİS'de yazılı rakamın 2 katı olan) 22.649.480-TL olduğunun görüldüğünü, dolayısı ile müvekkilinin arsanın ilk beyan değeri olan (KKİS 1. madde) 11.324.740-TL yerine 22.649.480-TL üzerinden vergi ödemeye mecbur edildiğini, davacının kendi hatası ile ödenmesi gereken vergilerin rakamlarının artmasına neden olduğunu, sunulan bilirkişi ek raporunda sonuç bölümünde açıkça \"davalı şirketin payına düşen tutarın 300.000-TL olduğu, önceki yapılandırmada davalı tarafından ödenen 114.318-TL'nin , 300.000-TL'den mahsubu ile kalan 185.682-TL'nin davalı şirketin borcu olduğu\" yönünde tespitte bulunulduğunu, mahkemeye sunulan dilekçelerinde, müvekkilinin davacıya bir borcunun olmadığının bildirildiğini, ancak bir alacak olduğuna kanaat getirilmesi halinde ise son rapora (ek rapora) göre karar verilmesinin istendiğini, mahkemenin gerekçesinde bu konuda \"114.318-TL ödemeden sonra davacı alacağının 645.259,97-TL olduğu\" yönünde hukuka aykırı bir tespit ile davayı hatalı rakam üstünden kabul ettiğini, mahkemece kararında temerrüt tarihinin 11/06/2016 tarihi olduğunun belirtildiğini, bu tespitin hatalı olduğunu, dava dilekçesinde davacının talebinin \"16/06/2016 ve 29/06/2016\" olarak yer aldığını, ıslah dilekçesinde de durumun aynı olduğunu, bu noktada davacının temerrüt ihtarlarının yasal olarak müvekkiline tebliğ olmadığı için faiz başlangıç tarihinin de dava tarihi olması gerektiğini, bu bakımdan da yerel mahkeme kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu, yerel mahkemenin davacının talep etmediği bir şekilde talep sonucu aşarak karar verdiğini belirterek yerel mahkeme kararının kaldırılması için istinaf kanun yoluna başvurmuştur. Dava; KKİS gereğince sözleşmeye konu taşınmazın emlak vergisinden kaynaklı alacağın tahsili istemine ilişkin olup davacı arsa sahibi, davalı yüklenicidir. Davacı arsa sahibi, taraflar arasında 30/09/2010 tarihli KKİS imzalandığını, sözleşmenin 5. Maddesinin G bendine göre sözleşmenin imzalandığı tarihten sonra tahakkuk edecek sözleşme konusu taşınmazın emlak vergilerinin sözleşme sonuna kadar davalının ödemekle yükümlü olduğunu, davalı yüklenicinin ödemediği emlak vergilerini kendilerinin gecikme cezalı olarak ödendiğini belirterek bunların tahsilini talep etmiştir. Taraflar arasında 30/09/2010 tarihinde resmi KKİS imzalanmış olup sözleşmenin 5. Maddesinin G bendinde sözleşmenin imzasından itibaren sözleşme konusu taşınmazın emlak vergisini sözleşme süresince yüklenicinin ödeyeceği kararlaştırılmıştır. Mahkemece ilgili belediyeden davacı arsa sahibinin ödediği emlak vergisi ve gecikme cezalarına ilişkin belgeler getirtilmiş, bilirkişi incelemesi yaptırılmış sonucu doğrultusunda karar verilmiştir. Davalı her ne kadar, davacı arsa sahibi tarafından ödenen bir kısım emlak vergilerinin tahakkukunun sözleşme tarihinden önce olduğunu belirtmiş ise de dosyada bulunan ve ilgili belediyesinden gelen belgelerde davacı tarafça ödenen tüm emlak vergilerinin tahakkukunun sözleşme tarihinden sonra olduğu, sözleşmeye göre bunların ödenmesinden davalı yüklenicinin sorumlu olduğu, gecikme cezalarının aynı tahakkuk dönemine ilişkin olduğu anlaşıldığından bu istinaf sebebi yerinde değildir.Davalı her ne kadar gecikme cezalarının davacı arsa sahibinin taşınmaz ile ilgili yanlış bilgi vermesinden kaynaklandığını ileri sürmüş ise de dosya içinde bu yönde bir bilgi olmayıp, tahakkuk eden emlak vergilerinin zamanında ödenmemesi nedeniyle oluşan gecikme zamlarının tahsil edildiği anlaşılmıştır. Davalı tarafın bu yöne ilişkin istinaf sebebi de yerinde değildir. Davalı yüklenici ilgili belediyeye müracaat ederek geciken emlak vergilerinin ödenmesi için yapılandırmadan faydalanmış olup, buna göre yapılan taksitlendirmede bir kısım taksitleri ödemiş, kalanını ödememiştir. Bunun üzerine yapılan yapılandırma kaldırılmış ve davalı yüklenicinin ödediği taksitler mahsup edildikten sonra kalan bakiye emlak vergisi ve gecikme cezası borçları davacı arsa sahibince ödenmiştir. Davalı yüklenicinin ödediği miktar düşüldükten sonra kalan bedel davacı tarafça ödendiğinden davalının ödemiş olduğu bedelin mahsup edilmemesi yerinde olmuştur. Davalının bu yöne ilişkin istinaf sebebi yerinde değildir. Ancak, HMK'nın 26. Maddesi gereğince hakim tarafların talep sonucu ile bağlı olup, talepten fazlasına veya başka şeye karar veremez. Davacı gerek dava dilekçesinde gerekse ıslah dilekçesinde emlak vergisi ve gecikme zammı olarak ödediği 300.000 TL'ye ödemenin yapıldığı 16/06/2016 tarihinden, 345.259,97 TL'ye ise 29/06/2016 tarihinden itibaren faiz işletilmesini talep etmiş olup mahkemece davacı talebini aşar şekilde 11/06/2016 tarihinden itibaren faiz işletilmesi hatalı olmuştur. Açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin istinaf başvurusunun faiz başlangıç tarihi yönünden kısmen kabulü ile mahkeme kararının HMK'nın 353/1-b2 maddesi ile kaldırılarak, davanın kabulü ile 645.259,97 TL'nin 300.000 TL'sine 16/06/2016 tarihinden 345,259,97 TL'sine 29/06/2016 tarihinden itibaren avans faiz işletilmek suretiyle davalıdan alınarak davacıya verilmesine dair yeniden esas hakkında karar verilmesi gerekmiştir. <br>HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; A)1- Davalı vekilinin istinaf talebinin KISMEN KABULÜNE, 2-BAKIRKÖY 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin 21/10/2020 tarih ve 2018/321 Esas, 2020/477 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA, 3- Davanın  KABULÜ ile, 645.259,97 TL'nin 300.000 TL'sine 16/06/2016 tarihinden 345,259,97 TL'sine 29/06/2016 tarihinden itibaren avans faiz işletilmek suretiyle davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE,<br>B) İLK DERECE MAHKEMESİ YÖNÜNDEN 1-Alınması gereken 44.077,70  TL nispi karar ve ilam harcından davacı tarafça peşin ve ıslah toplamı  olarak yatırılan 11.019,75‬ TL harçtan mahsubu ile bakiye 33.057,95‬ TL harcın davalıdan alınarak HAZİNEYE GELİR KAYDINA,  2- Davacı tarafından yapılan 1.707,75 TL peşin harç, ıslah harcı 9.312,00-TL, tebligat posta gideri ve bilirkişi ücreti 2.139,10-TL olmak üzere  13.158,85‬   TL yargılama giderinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,3-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte olan   Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca 49.313,00-TL TL vekâlet ücretinin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE, 4-Taraflarca yatırılan gider avansından harcanmayan kısmın hüküm kesinleştiğinde yatıran tarafa İADESİNE, <br>C) İSTİNAF İNCELEMESİ YÖNÜNDEN1-Davalı tarafından yatırılan 10.966,00 TL istinaf karar harcının hüküm kesinleştiğinde ve istek halinde kendisine İADESİNE,2-Davalı tarafından yapılan 148,60 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı, 54,50 TL müzekkere gideri olmak üzere toplam 203,10  TL istinaf yargılama giderinin davacıdan alınarak davalı tarafa VERİLMESİNE, 3-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından vekâlet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı HMK'nın 361. maddesi gereğince kararın tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'da temyiz yolu açık olmak üzere 09/01/2024  tarihinde oybirliği ile karar verildi.</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"35c2fde9a273a7bb","SID":"9926db0c667a1e62"}}