{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">      <br>T.C.<br>İZMİR <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>20. HUKUK DAİRESİ<br><br>DOSYA NO\t: 2021/775 <br>KARAR NO\t: 2023/2146<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: İZMİR 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ                       \t: 25/01/2018 <br>NUMARASI\t: 2014/1611 Esas - 2018/51 Karar<br><br>ASIL DAVA  \t: Ödünç Sözleşmesinden Kaynaklanan  İtirazın İptali<br>DAVA TARİHİ\t: 30/12/2014<br>KARAR TARİHİ\t: 25/01/2018<br><br>                                 BİRLEŞEN İZMİR 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİNİN<br>                                 2015/81 ESAS-2015/42 KARAR  SAYILI DOSYASI : <br>DAVA             \t: Limited Şirket Yöneticilerinin Sorumluluğundan  Kaynaklanan  Tazminat <br>DAVA TARİHİ\t: 19/01/2015<br>BAM KARAR TARİHİ: 28/12/2023<br>KARAR YAZIM TARİHİ: 28/12/2023<br>İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 25/01/2018 tarihli 2014/1611 Esas ve 2018/51 Karar sayılı dosyasının incelemesi tamamlanmış olmakla HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda;<br>GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ: <br>ASIL DAVA :<br>Davacı vekili asıl davada dava dilekçesinde özetle; davalı aleyhine İzmir 27. İcra  Dairesi'nin 2014/8057 Esas sayılı dosyası ile 258.000,00-TL asıl alacak, 107.158,35-TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 365.158,35-TL üzerinden ilamsız  icra takibi başlatıldığını, davalının takibe itirazı üzerine takibin durduğunu, itirazda; davacının aktif, davalının da pasif borçlu ehliyetinin bulunmadığının iddia edildiğini, takibin davacı tarafça davalı şirkete verilen borç paranın geri ödenmemesinden kaynaklandığını, bu sebeple davalı şirketin ve davacının husumet ehliyetinin mevcut olduğunu, davalı tarafça hak düşürücü ve zaman aşımı süresinin dolduğunun iddia edildiğini, ancak BK'nun 146. Maddesinde ön görülen 10 yıllık  ve  TBK'nun 147. maddesindeki istisnai 5 yıllık zaman aşımı sürelerinin  dolmadığını, davacının davalı şirketin kurucu ortaklarından olduğunu ve şirket sermayesinin 100.000,00-TL olduğunu, davacının 40 pay karşılığı 20.000,00-TL, davacının kardeşi ...' nın 40 pay karşılığı 20.000,00-TL, diğer kurucular ... ' ın 40 pay karşılığı 20.000,00-TL ve ... ' in de 80 pay karşılığı 40.000,00-TL sermaye taahhüdünde bulunduklarını, şirket adına ...  bank ...  Şubesi'nde hesaplar açtırıldığını, şirketin finansmanı için davacıdan borç para istenildiğini, davacı tarafça 15/06/2011 tarihinde şirketin ...  bank ...  Şubesi'ndeki ...  nolu hesabına 298.000,00-TL para yatırıldığını, davacı tarafça borç olarak verilen bu paranın 20.000,00-TL' nin davacı hisse payı, 20.000,00-TL' nin davacının kardeşi ...' nın hisse karşılığı olup geriye kalan 258.000,00-TL' nin borç olarak verildiğini, borcun ödenmemesi üzerine 29/12/2011 tarihinde davacı hissesi ile davacının kardeşi ...'un hissesinin devir edildiğini, davalı şirket tarafından da 30/12/2011 tarihinde davacının yetkilerinin ve ortaklığının iptaline ilişkin ticaret sicile tescil işleminin yapıldığını, borcun ödenmemesi üzerine icra takibi başlatıldığını, alacağın likit alacak olduğunu belirterek, davalının İzmir 27. İcra Dairesi'nin 2014/8057 Esas sayılı dosyasına itirazının iptali ile takibin devamına, % 20 icra inkar tazminatının hüküm altına alınmasına karar verilmesini talep ve dava  etmiştir. <br>CEVAP:<br>Davalı vekili asıl dava cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafça, davalı şirkete ödünç para verildiğinin iddia edildiğini, 6098 Sayılı Yasa' nın 389. Maddesi gereğince alacağın 6 aylık zaman aşımına tabi olduğunu, davacının davalı şirketen ayrıldığı 29/12/2011 tarihi ile 24/06/2014  takip tarihi arasında söz konusu sürenin geçtiğini ve davanın zaman aşımına uğradığını, davalı şirketin davacı dışında kardeşi ... adında bir yetkilisinin daha bulunduğunu, bu kişinin de davalı şirkete karşı dava açarak davaların birleştirilmek suretiyle görülmesi gerektiğini, davacı ile dava dışı ...  hakkında davalı şirket tarafından İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesinin  2015/81 Esas sayılı dosyası ile sorumluluk davası açıldığını, bu dava sonucunun beklenilmesinin gerektiğini, esas yönünden de; 15/06/2011 tarihli dekont ile gönderilen tutarın mevcut bir borcun ödenmesi için gönderilmiş olup aksinin davacı yanca ispatlanması gerektiğini, dekontta paranın gönderiliş amacı ile ilgili bilgi yer almadığı gibi paranın davacının şirkete olan borcundan dolayı gönderildiğini, ödünç para verme durumunun söz konusu olmadığını, davacı ile dava dışı kardeşi ...  hakkında sorumluluk davası açıldığını, davacının kendi kusuru ve muvazaalı eylemleri ile şirketi zarara uğrattıktan sonra eldeki davayı açmasına hukuki olanak bulunmadığını, davacının yatırdığını iddia ettiği parayı gerek kendi gerek dava dışı kardeşi ... , gerekse dedeleri ...  vasıtası ile zimmetlerine geçirdiğini, davacının olmayan bir parayı davalı şirketten tahsil etmeye çalıştığını, davacının 120.890,00-TL nakit parayı hesaptan çekerek kullandığını, 64.576,00-TL' nı kendi hesaplarına aktararak zimmetine geçirdiğini, 6 adet çek karşılığı toplam 94.000,00-TL' yi de arada hiç bir ticari ilişki olmaksızın şirketi zarara uğratarak dedeleri olan ...  isimli kişi aracılığıyla tahsil ettiğini, ödünç iddiası kabul edilmemekle birlikte davacı tarafça bu konuda şirketten faiz talebinde bulunulamayacağını, bulunulabilecek ise bunun yasal faiz olabileceği belirterek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. <br>BİRLEŞEN DAVA:<br>Davacı şirket vekili birleşen davada dava dilekçesinde özetle; davacı şirketin, 16/05/2011 tarihinde kurulmuş bir şirket olup, davalıların davacı şirketin her biri % 20' lik hisseye sahip kurucu ortakları ve yetkili temsilcileri olduğunu, davalıların 29/12/2011 tarihli hisse devir sözleşmesi ile hisselerini üçüncü kişilere devir ederek şirketten ayrılıp yetkilerinin iptal edildiğini, akabinde davalı ...' nın İzmir 27. İcra Dairesinin 2014/8057 Esas  sayılı dosyası ile ilamsız icra takibi başlattığını, itiraz üzerine takibin durduğunu, davalı ... tarafından İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin  2014/1611 Esas  sayılı dosyası ile itirazın iptali davası açıldığını, bilahare davacı şirket kayıtlarında yapılan tetkikler sonucu şirkete borç para verilmediği gibi şirket hesaplarına giren paralarının da akibetinin meçhul olduğunu, harcamaların esas sözleşmede öngörülen parasal limitlerin üzerinde olduğunu, bir kısım müşteri çeki olarak tabir edilen çeklerinde davalıların dedeleri olan ... aracılığıyla tahsil edilerek şirketin ciddi zararlara uğratıldığının saptandığını ve bunun üzerine eldeki davanın ikame edildiğini, davalıların şirketten ayrıldıkları tarih itibariyle hesapta 30,77-TL kaldığını, davalıların borç olarak verdiklerini iddia ettikleri paranın tükendiğinin anlaşıldığını, davalıların 120.890,00-TL nakit parayı hesaptan çekerek kullandıklarını, bu tutarın harcandığı yerin şirketin faaliyetleri ile bir ilgisinin bulunmadığını, hesap hareketleri incelendiğinde davalı ...' nın toplam 32.295,00-TL, davalı ...' nın toplam 32.281,00-TL olmak üzere toplam 64.576,00-TL' yi kendi hesaplarına aktararak zimmetlerine geçirdiğini, ayrıca dönemin yetkili temsilcileri olan davalı kardeşlerin davacı şirkete iş karşılığı ciro edilen ve tespit edilebilen 6 adet çek karşılığı olarak toplam 94.000,00-TL' yi arada hiç bir ticari ilişki olmaksızın şirketi zarara uğratarak dedeleri olan ...  isimli kişi aracılığıyla tahsil ettiklerini öte yandan davalı kardeşlerin şirket adına kayıtlı olan bir kaç arabayı da 3 kişilere yada kendi üzerlerine devir edip bu satıştan elde edilen paraları şirket hesaplarına intikal ettirmedikleri belirterek, davalıların kanunun emredici hükümlerine aykırı davranıp davacı şirketi zarara uğratmasına neden olan iş ve işlemlere girişmelerinden dolayı şimdilik 10.000,00-TL' nin dava tarihinden itibaren işleyecek ticari temerrüt faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. <br><br>Davalılar ... ve ... vekilleri birleşen davada cevap dilekçesinde özetle; davalılardan talep edilen tazminatın haksız fiile dayandırılmaya çalışıldığını, TBK' nin 49. maddesi gereğince haksız fiil nedeniyle zarar gördüğünü iddia eden tarafın zararı ve kusuru ispat yükümlülüğü altında bulunduğunu, 72. madde gereğince talebin 2 yıllık zaman aşımı süresine tabi olduğunu, davalıların şirketten 29/12/2011 tarihinde ayrıldıklarını, şirket devir edildiğinde ne miktar bakiye olduğunu, şirketin zarar mı kar mı ettiğini, şirket muhasebe hesap ve kayıtlarının tetkik edilmiş olduğunu ve bu hususta basiretli bir tacir gibi davranma yükümlülüğünün bulunduğu hususunun tartışmasız olduğunu, 29/12/2011 tarihinden itibaren davalıların şirketi zarara uğrattıklarına yönelik her hangi bir talepte bulunulmadığını, davalı ... tarafından şirket aleyhine icra takibi başlatılması üzerine söz konusu davanın açıldığını, davalıların şirketten ayrılmasının üzerinden 3 yıldan fazla bir zaman geçtikten sonra davanın açıldığını, bu sebeple zaman aşımı süresinin dolduğunu, davanın kısmi dava olarak açıldığı ve davanın niteliği gereği kısmi dava olarak açılamayacağını, davalı ... tarafından davacı şirkete 15/06/2011 tarihinde verilen borcun şirketin ilk sermayesi olup, şirketin aldığı bu borç ile ticari hayatına başlayabildiğini, davaların şirketten kendi zimmetlerine para geçirmek bir yana, bu paraların davalılar tarafından şirkete verilen borç para olduğunun banka kayıtları incelendiğinde ortaya çıkacağını, davalıların şirketten ayrıldığı tarih itibariyle şirketin en az 200.000,00-TL' lik mevcudunun bulunduğunu, davacı tarafça 6 adet çekin hiç bir ticari ilişki olmadan davalıların dedesine verildiğinin iddia edildiğini ancak çeklerin ...'a verilerek karşılığında çek bedeli kadar nakit para alındığını, bu paranın belgelendirilerek şirket faaliyetleri için harcandığını, davacı tarafça 120.890,00-TL nakit paranın hesaptan çekilerek harcandığının iddia edildiğini, bu paranın da şirket faaliyetleri için harcandığını ve belgelerinin bulunduğunu, davacı tarafça şirket adına kayıtlı bir kaç aracın  üçüncü kişilere devir edildiğini, elde edilen paranın şirket hesabına intikal ettirilmediğinin iddia edildiğini, ... plaka sayılı aracın davalıların dedesi ...'dan 19/08/2011 tarihinde alındığını, araç bedelinin ödenmemesi üzerine aracın ...' ın talimatı üzerine ...' a devir edildiğini, davacı tarafça ticari faiz talep edildiğini, ancak talep edilebilecek faizin yasal faiz olduğunu belirterek, davanın öncelikle zaman aşımı yönünden, aksinin düşünülmesi halinde esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir. <br>İLK  DERECE MAHKEMESİNCE VERİLEN KARAR:<br>Mahkemece; \"...  Şti' nin 10/05/2011 tarihinde sicile tescil edildiği, şirketin kuruluşundaki ortaklarının ... ... , ...  ve ...  olduğu, ... ve ... ' un şirketteki sermaye payının 40' ar olup bu pay karşılığının 20.000,00-şer TL tutarında olduğu, şirketin kuruluşundaki müdürlerinin ... ve ... olup, 50.000,00-TL üstü işlemlerde her ikisinin birden müştereken temsil ve ilzama yetkili kılındığı, ... ve ... ' un paylarını 29/12/2011 tarihinde şirketin diğer ortaklarına devrederek ortaklıktan ayrıldıkları, davacı ...' un şirketin kuruluş aşamasında dava dışı ...  ile birlikte konulması gereken sermaye payı dışında ayrıca 258.000,00-TL şirkete ödünç para verildiği, verilen bu ödünç paranın şirket tarafından iade edilmediğinden bahisle şirket hakkında icra takibi başlattığı, davacı tarafça 258.000,00-TL' nin ödünç olarak verildiği iddiasının usulüne uygun deliller ile kanıtlanamadığı her ne kadar bilirkişi kurulu raporunda; paranın ödünç olarak yatırıldığı kabul edilmiş ise de bu kabulün raporda herhangi bir belgeye dayandırılmadığı bu sebeple ödünç iddiasının kabulüne yönelik bilirkişi kurulu görüşüne mahkememizce itibar edilmediği ve ödünç iddiasının ispat edilememiş olması sebebiyle asıl davanın reddinin gerektiği, asıl dava dosyası yönünden icra takibinin haksız olduğu ancak icra takibinin kötü niyetli olduğunun davalı tarafça ispat edilemediği  davalının kötü niyet tazminatı isteğinin reddinin gerektiği , birleşen dosya yönünden; davalılar ... ve ...  ile davalıların dedesi olan dava dışı ...  tarafından bilirkişi kurulu rapor ve ek raporunda da belirlendiği üzere 123.676,00-TL' lik tahsilat yapıldığı, söz konusu tahsilat ve ödemelerin şirket işlemlerine yönelik olduğunun belirlenemediği ve bu tahsilat ve ödemelerin birleşen dosya davacısı şirketi zarara uğrattığı, bu zarara sebebiyet veren ve dönemin şirket yöneticileri olan davalıların söz konusu zararın gideriminden TTK nun 644. Maddesi yollaması ile uygulanması gerekli TTK 553 vd. maddeleri gereğince sorumlu oldukları, davanın niteliği gereği uygulanması gereken  TTK 560. Maddesinde düzenlenen zaman aşımı süresinin birleşen dava tarihi itibariyle henüz  dolmadığı birleşen dosya davalılarının zaman aşımı definin reddinin gerektiği, davacı tarafça dava dilekçesinde tazminat miktarı olarak 10.000,00-TL talep edildiği, HMK' nin 26. maddesi gereğince talep ile bağlı kalınmasının gerektiği ...\" gerekçesiyle \"....Mahkemenin 2014/1611 Esas sayılı asıl dava dosyası yönünden: Davanın reddine, yasal şartları oluşmayan davalının kötü niyet tazminatı isteğinin reddine, .... mahkeme dosyası ile birleşen İzmir 4. ATM' nin 2015/81 E. 2015/42 K. sayılı dosyası yönünden: Davanın kabulü ile, 10.000,00-TL' nin dava tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine,.<br>..\" şeklinde hüküm kurulmuştur. <br>Karara karşı taraf vekilleri  istinaf başvurusunda bulunmuştur.<br> İSTİNAF NEDENLERİ:<br> Davacı - karşı davalılar ...  ve ... vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; davacı müvekkillerinin, davaya konu meblağı davalı şirkete borç olarak vermiş olup bu meblağ ticari defter ve kayıtlara da borç olarak kaydedildiğini, şirket ana sözleşmesinin 9. maddesinde ...  ve ... 'a, şirketi borç altına sokacak işlem yapabilmeleri hususunda da müşterek imza yetkisinin verildiğini, davalı şirketin kurulmasının hemen akabinde ...  bank/...  şubesinde şirket adına hesap açıldığını ve müvekkilleri şirketin kuruluşunda taahhüt edilen hisse paylarını ödediklerini, ayrıca şirketin faaliyetlerinde harcanmak üzere borç olarak çift imzalı dekontla toplam 298.000,80-TL hesaba para yatırdıklarını, müvekkili tarafından 15.06.2011 tarihinde davalı şirkete gönderilen paranın borç olarak gönderildiğini, şirketin kuruluş tarihi Mayıs 2011 olup davacı müvekkili şirketin kurucu ortakları olduklarını, şirket hesabına yatırılan ilk para da 15.06.2011 tarihinde davacı müvekkili tarafından yatırılmış olup 15.06.2011 tarihinde 120.000,00 TL ve 30.06.2011 tarihinde 10.000,00 TL alınan ödeme karşılığında ...  Şti'den davalı şirkete demirbaş malın alındığını, 50.000-TL üzeri işlemlerde ise müştereken temsil ve ilzama yetkili kılındıklarını, şirkete borç olarak verilen 298.000,00 TL nin yatırıldığında dair makbuzda da o dönem şirket müdürleri olan müvekkillerince birlikte imza altına alındığını, borç olarak verilen bu paranın 20.000-TL'si ...  hisse payı ve 20.000-TL'sinin de kardeşi ... 'nın hisse payı karşılığı olup geriye kalan 258.000,00-TL davalı şirkete borç olarak verildiğini, birleşen dosya yönünden; mahkemenin, birleşen dosya yönünden davanın kabul gerekçesi olarak müvekkillerinin uhdelerinde 123.676,00-TL nin kaldığını ve şirketin zarara uğratıldığı değerlendirmesinin haksız ve hatalı olduğunu; davalı şirketin hiçbir belge de ibraz edemediğini, bilirkişi raporları arasında da çelişki olduğunu, müvekkillerden ...   uhdesinde kaldığı iddia edilen 25.10.2011 tarihli 16.500-TL bedelli ... (... İnşaat) açıklamalı makbuz karşılığı tahsil edilen bedel aynı tarihte davalı şirket hesabına yatırıldığını, müvekkillerinin davalı şirkette bulunan hisselerini devrederken ...  Yapı Gıda ile davalı şirket arasında imzalanan inşaat sözleşmesi karşılığında şirketin Buca'da 90 dairelik yapmış olduğu işe karşılık inşaatın yapıldığı yerden toplam bedeli 2011 yılı için 200.000,00 TL olan 2 adet taşınmaz şirkete verilmiş durumda olduğunu, iş teslim tutanağının da ekte bulunmakta olup işlerin ... Yapı firmasına teslimi hususunda ... Mobilya adına o dönem yetkili olan ...'un imza attığını ve işleri teslim ettiğini, müvekkillerinin şirketten ayrıldıkları tarihin 29.12.2011 olduğunu, şirketten müvekkilinin ayrıldıktan sonra şirketin muhasebe hesap ve kayıtlarının tetkik edilmiş olması gerektiğini ve bu hususta basiretli bir tacir gibi davranma yükümlülüğünün bulunduğunu, şirkette kalan diğer ortaklarda şirketin hesap ve kayıtlarını tetkik ederek 02.01.2012 tarihinde verdikleri iş bu protokol başlıklı belge ile de sabit olduğu üzere müvekkillerinin doğduğunu ve doğacak hiçbir borç ve alacaktan sorumlu olmadığını belirttiklerini, aleyhe kabul anlamına gelmemesi kaydıyla TTK da öngörülen sorumluluk davası açma süresine ilişkin zaman aşımının da geçtiğini belirterek istinaf isteminde bulunmuştur. <br>Davalı/birleşen davacı şirket vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; ... plakalı araç ... ve ...' un dedeleri olup, dava dışı ...' in babası ... adına kayıtlı iken İzmir 32. Noterliği' nin 19/08/2011 tarihli araç satış sözleşmesi ile davalı/karşı davacı müvekkil şirket adına 40.000,00-TL bedelle satıldığı, bedelin dayanak sözleşmenin ilk cümlesinde zikredilen * ...Satıcı yukarıda nitelikleri ve bedeli yazılı aracı alıcıya halihazırdaki durumu ile satarak bedelini tamamen aldığını...” şeklindeki defaten ödendiği, 4721 s, T.M.K. madde 6 anlamında resmi belge olan ve aksi ancak aynı kuvvetle belgelerle İspatlanacak noter satış sözleşmesi ile sabit olduğu açıkça ortadadır, 4721 s. T.M.K. madde 6 anlamında resmi belge olan ve aksi ancak aynı kuvvetle belgelerle Ispatlanacak noter satış sözleşmesi ile sabit olduğu açıkça ortada olduğunu, hal böyle olunca; ... ve ... ' un ... plakalı aracın satışından elde edilen parayı da şirket hesaplarına intikal ettirmeden zimmetlerine geçirdiklerini, bu yönüyle de şirketi zarara uğrattıklarının sabit olmasına rağmen dayanak raporda  bu hususta bir tespitin yer almadığını, 133.290,00-TL' nı nakit olarak hesaptan kullanmaları ve harcamanın nereye yapıldığının ortaya kon(a)maması,  13.176,00-TL' yi kendi hesaplarına aktarmak süretiyle zimmetlerine geçirmeleri, 94.000,00-TL' yi hiçbir ticari ilişki olmaksızın dedeleri ... aracılığıyla zimmetlerine geçirmeleri, 40.400,00-TL ... plakalı aracın dava dışı annelerine devredip bedeli tahsil etmelerine rağmen şirket kayıtlarına aktarmadıkları bedeller olduğunu, bilirkişiler tarafından zararın eksik hesaplandığını ileri sürerek istinaf isteminde bulunmuştur.<br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:<br>Asıl dava; ödünç sözleşmesinden kaynaklandığı iddia olunan alacağın tahsili amacıyla başlatılan icra takibine itirazın iptali; birleşen dava ise, limited şirket yöneticilerinin sorumluluğundan  kaynaklanan tazminatın tahsili  istemine ilişkindir. <br>Mahkemece; asıl davanın reddi ile birleşen davanın kabulüne karar verilmiş; hüküm  taraf vekillerince  istinaf edilmiştir.<br>İstinaf incelemesi, 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine aykırılık bulunup bulunmadığı hususlarıyla sınırlı olarak  yapılmıştır.<br>1-Asıl dava yönünden uyuşmazlık, davacı tarafça davalı şirket hesabına gönderilen paranın borç olarak gönderilip gönderilmediği hususunda toplanmaktadır. <br>Davalı şirketin 16/05/2011 tarihinde  İzmir ili, ... ilçesinde kurulup ticaret siciline tescil ile tüzel kişilik kazandığı, kuruluştaki ortakların ..., ..., ... ve ... oldukları, şirketi temsil ve ilzama  ilk 15 yıl için davacı ... ile kardeşi ...'un seçildikleri, davacı ... tarafından, davalı şirketin ... bank ... şubesindeki hesabına 15/06/2011 tarihinde 298.000,00-TL nin havale edildiği, anılan havalede herhangi bir açıklama bulunmadığı, İzmir 24.Noterliğinin 29.12.2011 tarih ve 47450 yevmiye nolu ile tasdikli limited şirket hisse devir sözleşmesi ile sermayesi 100.000,00-TL olan davalı şirket ortaklarından davacı ...'un her biri 500,00TL değerindeki hisselerinden 40 hisse karşılığı olan 20.000,TL payını ...'e her türlü hak ve vecibeleri ile devrettiği, dava dışı ...'un hisselerinden 40 hisse karşılığı olan 20.000,00-TL payını ...'e her türlü hak ve vecibeleri ile devrettiği, yine dava dışı ...'ın şirkette sahip olduğu 40 hisse karşılığı olan 20.000,00TL payının 30 hisse karşılığı olan 15.000 TL değerindeki payını ...'e, kalan 10 hisse karşılığı olan 5.000 TL değerindeki payını ...'e her türlü hak ve vecibeleri devrettiği, ... ve ...'un müdürlük yetkilerinin kaldırıldığı, imza  sirkülerinin iptal edildiği, bu kararın 30/12/2011 tarihinde ticaret siciline tescil edilerek, TTSG de ilan edildiği, davalı  şirketi  temsile yetkili ortağın ilk 15 yıl için ... olduğu  anlaşılmıştır.<br>Asıl davada, davalı şirketin eski müdürü ve ortağı olan davacı ..., davalı şirkete gönderdiği 298.000,00 TL nin 20.000 TL sinin kendi, 20.000 TL sinin kardeşi ...'un sermaye borcu olduğunu, geri kalan 258.000,00 TL nı ise şirkete borç olarak verdiğini iddia ederek, eldeki icra takibine itirazın iptali  davasını açmıştır.  Paranın  gönderildiği  15/06/2011 tarihinde davacı ..., davalı şirketin müdürüdür. Davacının banka havalesi ile  davalıya  para gönderdiği ve davalının da bu parayı aldığı ihtilafsızdır. Davacı bu paranın  258.000,00 TL sini borç olarak gönderdiğini ileri sürmüş,  davalı ise paranın borç olarak gönderilmediğini, ispat yükünün davacıya ait olduğunu savunmuştur. İlk derece mahkemesince davacının davalıya borç verdiğini ispatlayamadığı gerekçesi ile dava reddedilmiş, asıl davanın reddi  yönünden davacı vekili, kötü niyet tazminatının hükmedilmemesi  bakımından ise  asıl davanın davalı vekili istinaf yoluna başvurmuşlardır.<br>Yargılama sırasında mali müşavir, bankacı ve öğretim görevlisi bilirkişiler   tarafından hazırlanan  kök ve ek raporunda; davalı şirkete ait 2011 yılı yasal defterlerinin açılış kayıtlarının muntazaman süresi içinde yaptırıldığı yine TTK.nun 70 ve ilgili maddeleri gereği yaptırılması zorunlu sene sonu ibraz onaylarının mevcut olmadığı, bu nedenle davalıya ait incelemeye konu yasal defterler sahibi lehine delil vasfına haiz olmadığı bildirilmiş, davalı şirkelin yasal defleri olan 2011 yılı yasal defterlerinin dayanağı muavin kayıtlarının ibrazı istenmiş ise de söz konusu detay verilere ilişkin bilgisayar kayıtlarına ulaşılamadığından bahisle bu belgelerin  bilirkişilere incelenmek üzere ibraz edilmediği, asıl dava yönünden,  davacı ... ve dava dışı ... tarafından sermaye payları olan toplamda 40.000.TL haricinde şirkete konulan 258.000,00TL karşılığı davacı ve dava dışı ... tarafından 107.176,00 TL lık tahsilat yapıldığı ve ayrıca davacı ...'un 28.10.2011 tarihinde 20,000 TL daha şirkete ödemesinin olduğu belirlendiği, bu şartlar altında, davacı ... ile dava dışı ...  tarafından, her biri 20.000 TL olmak üzere 40.000 TL tutarındaki sermaye payları haricinde, davalı şirket ödendiği belirlenen 258.000,00 TL'nin şirkete ödünç olarak verilmiş olduğu ve dolayısıyla, adı geçen ödünç verenlerin bu tutarın iadesini davalı şirketten talep edebilecekleri; diğer taraftan, davacı ve dava dışı ... tarafından (bu kişilerin dedesi olduğu ihtilafsız olan dava dışı ... isimli şahsa yapılan ödemelerin de davacı ve dava dışı ...'a yapılan ödemeler olarak kabul edilmesi suretiyle) şirketten 107,176.TL lık tahsilat yapıldığının tespit edilmiş olup, bu tahsilatların davalı şirket tarafından takas ve mulsup define konu edilmiş olduğu görülmekle, davacı ... ile dava dışı ... tarafından şırkete ödünç davacı ... ile dava dışı ... tarafından şirkete ödünç olarak verilen tutardan bu tahsilatların düşülmesi sonucunda, davacı ve dava dışı ...'un davalı şirkete ödünç verdikleri tutarlar nedeniyle, davalı şirketten ( 258.000,00 — 107.176,00 = ) 150.824,00 TL tutarında alacaklı oldukları, diğer yandan, bahsi geçen tutarın davacı ile dava dışı ... tarafından birlikte ödünç verildiği dikkate alındığında, davacı ...'un ödünç verilen bu tutarın %  50 'lik kısmını teşkil eden 75,412 TL yi davalı şirketten talep hakkının bulunduğu, öte yandan, davacı ...'un ayrıca 28.10.2011 tarihinde 20.000 TL daha şirkete ödemesinin olduğu tespit edilmiş olmakla, davacının davalı şirkete ödünç verdiği tutarlar nedeniyle davalı şirketten olan alacağının (75.412  +20.000 = 95.412 TL olduğunun bildirildiği görülmüştür.<br> 6098 Sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 386 ncı maddesinde “Tüketim ödüncü sözleşmesi, ödünç verenin, bir miktar parayı ya da tüketilebilen bir şeyi ödünç alana devretmeyi, ödünç alanın da aynı nitelik ve miktarda şeyi geri vermeyi üstlendiği sözleşmedir.” hükmü bulunmaktadır. <br> 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun ''ispat yükü'' başlıklı 190 ıncı maddesinin birinci fıkrası; ''İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir.''<br> 6100 Sayılı Kanun'un 200 üncü maddesinin birinci fıkrası; ''Bir hakkın doğumu, düşürülmesi, devri, değiştirilmesi, yenilenmesi, ertelenmesi, ikrarı ve itfası amacıyla yapılan hukuki işlemlerin, yapıldıkları zamanki miktar veya değerleri ikibinbeşyüz Türk Lirasını geçtiği takdirde senetle ispat olunması gerekir. Bu hukuki işlemlerin miktar veya değeri ödeme veya borçtan kurtarma gibi bir nedenle iki bin beş yüz Türk Lirasından aşağı düşse bile senetsiz ispat olunamaz.'' şeklindedir (Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin  2023/16 Esas,  2023/2608 Karar  sayılı ilamı aynı yöndedir). <br> 6098 sayılı Kanun'un 555 ve devamı maddelerinde düzenlenen \"havale\" bir ödeme vasıtasıdır. Eş söyleyişle, mevcut bir borcun ödenmesi amacıyla yapıldığı yolunda yasal karine mevcuttur. Bu yasal karinenin tersinin (havalenin borcun ödenmesinden başka bir amaçla yapıldığını) ileri süren havaleci, bu iddiasını kanıtlamakla yükümlüdür (Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 12.03.2003 tarihli ve 2003/3-118 E., 2003/158 K. sayılı ilamı, Yargıtay (kapatılan)\t13. Hukuk Dairesinin  2011/371 Esas,  2011/15384 Karar sayılı ilamı ).<br>Davalının defterlerinin usulüne uygun olmamasının ispat yükünü ters çevirmeyeceği, davacı tarafça banka dekontu dışında başkaca bir delil sunulmadığı, istinaf dilekçesinde ileri sürülen diğer delillerin  HMK nın 357/1 maddesi uyarınca dikkate alınmayacağı, bu delillerin de ispat için yeterli olmayacağı, davacı tarafça davalı defterlerine münhasır delil olarak dayanılmadığından ve başka deliller arasında davalı defterleri de sayıldığından, delillerin davalı defterlerine hasredildiğinin ileri sürülemeyeceği, davacının 2011 yılında borç verdiğini ileri sürdüğü dikkate alındığında, davalı şirketten 2011 yılı 12. nci ayında ayrılan davacının, dava tarihine kadar geçen süre içerisinde de ödünç vermiş olduğu paranın iadesini istememesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğu, davacının davasını ispatlayamadığı, davacının kötü niyetli takip başlattığının söylenemeyeceği anlaşılmaktadır. (Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin  2021/5633 Esas - 2023/347 Karar sayılı ilamı aynı doğrultudadır).<br> Bu durumda mahkemece, asıl davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığından, asıl dava davacı vekilinin asıl davaya yönelen tüm istinaf itirazları ile  asıl dava davalı şirket vekilinin kötüniyet tazminatına  yönelen istinaf itirazlarının esastan reddine karar vermek gerekmiştir.<br>2-Birleşen dava kapsamında yapılan istinaf incelemesinde ise; dava konusu  şirket zararının doğum  tarihinin 2011 yılı olduğu  gözetildiğinde, TTK'nın yürürlüğü ve uygulama şekli hakkında 6103 sayılı Kanun'un 2./1-a madde fıkra cümlesi uyarınca \"TTK'nın yürürlüğe girdiği tarihten önce gerçekleşmiş hukuki fiiller, bağlayıcılıkları ve hukuki sonuçları itibariyle, bu tarihten sonra dahi gerçekleştikleri tarihte yürürlükte bulunan kanuna tabidir\" hükmü ve aynı kanunun 6.1 fıkrası uyarınca\" TTK'nın yürürlüğe girmesinden önce işlemeye başlamış bulunan zaman aşımı süreleri ile hak düşürücü süreler eski hukuka tabidir.\" hükmü gereği dava konusu olayda 6762 sayılı mülga TTK'nın uygulanması gerektiği, bu haliyle 6762 sayılı mülga TTK'nın 309. maddesinde\"...mesul olan kimselere karşı tazminat istemek hakkı davacının zararı ve mesul olan kimseyi öğrendiği tarihten itibaren 2 yıl ve her halde zararı doğuran fiilin vuku tarihinden itibaren 5 yıl geçmekle müruruzamana uğrar\" hükmü uyarınca dava tarihi itibariyle dava konusu edilen alacağın zaman aşımına uğramadığı, davanın yerel mahkemece zaman aşımı definin reddine dair kararı doğru olduğu anlaşıldığından, birleşen davalıların davanın zaman aşımına uğradığına  yönelik istinaf itirazlarının esastan reddi gerekmiştir.<br> Yargılama sırasında alınan bilirkişi heyeti kök raporunda birleşen dosya yönünden yapılan değerlendirme sonucunda;  davacı şirketin 29.12.2011 tarihine kadar müdürleri olan davalılar ... ile ...'un görevleri döneminde şirketten çektikleri tutarlar nedeniyle şirketin uğradığı zararların davalılardan tahsilinin  talep edildiği,  davalılar tarafından, davalıların dedesi olduğu ihtilafsız  olan dava dışı ... isimli şahsa yapılan ödemelerin de davacı ve dava dışı ...'a yapılan ödemeler olarak kabul edilmesi suretiyle davacı şirketten 107.176,00 TL lık tahsilat yapıldığı, 15.06.2011 tarihindeki 120.000,00-TL ve 30.06.2011 tarihindeki 10.000-TL nin ... orman ürünlerine ödenen 14.07.2011 tarihindeki 63.000,-TL nin ... profil için ödenen 15.07 2011 tarihindeki 41.000. -TL nın ise ... 15.07.2011 tarihindeki 41.000-TL nin ise ... açıklaması ile hesaptan çekildiği/ödendiği belirlenmiş olup, bu haliyle, söz konusu ödemelerin, şirket tarafından başka firmalara yapılan ödemelerle ilgili olduğu ve bu haliyle, şirketin bu ödemeler nedeniyle zarara uğratıldığı iddiasının ispatlanmış olmadığının bildirildiği, ek raporda ise kök rapora ilaveten davalı ...'un uhdesinde kaldığı tespit edilen 16.500,00.- TL.'nin de  107.176,00 TL'na  ilavesi ile toplam tutarın (107.176,00 + 16.500 = 123.676,00.- TL olarak esas alınması gerektiği sonucuna varıldığı bildirilmiş, ilk derece mahkemesince,  birleşen davada  davacı şirketin zarar  tutarının  123.676,00- TL olduğu hususu kabul olunarak,  taleple bağlı kalarak, 10.000 TL nın davalılardan tahsiline karar verildiği, anılan raporun ayrıntılı, denetime ve hüküm kurmaya elverişli olduğu  anlaşılmıştır.<br>Birleşen davacı vekilinin araç satışından doğan tutarın, şirket zararı olarak hesaplanmadığı yönündeki istinaf itirazlarının incelenmesinde ise, şirket adına kayıtlı araç,  davalıların dava dışı annelerine noter satışı karşılığı 40.400,00 TL' na satılmış olup, anılan tutarın mahkemece alınan kök ve ek bilirkişi raporunda değerlendirilmediği anlaşılmıştır. Buna göre, araç satış bedelinin şirket hesaplarına aktarılmadığı, davalılarca düzenlenen adi yazılı protokolün her zaman düzenlenmesinin mümkün olduğu ve bu nedenle itibar edilemeyeceği anlaşılmakla, davalıların araç satış bedelini şirkete aktarmamaları nedeniyle 40.400,00 TL araç bedelinin de şirketin zararı olarak kabul edilmesi gerektiği kanaatine varılmıştır.<br> Bu durumda; birleşen dosya davacısı şirketin zararının 123.676,00+40.400,00TL=164.076,00TL olduğu anlaşılmakta ise de ilk derece mahkemesince, birleşen dava yönünden taleple bağlı kalınarak, yazılı şekilde karar verilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamıştır.<br>Tüm bu açıklamalara, dosya kapsamına, kararın dayandığı delillerle, yasaya uygun gerektirici nedenlere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına,  ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmamasına, HMK nın 357/1. Maddesi uyarınca ilk derece yargılamasında ileri sürülmeyin hususların istinaf şamasında ileri sürülmesinin mümkün olmamasına, HMK.nun 355. maddesi uyarınca kamu düzenine ilişkin konularda da kararın esasına etkili bir aykırılık bulunmaması nazara alınarak, taraf vekillerinin istinaf sebepleri yerinde görülmediğinden istinaf başvurularının ayrı ayrı 6100 sayılı HMK’nın 353/1-b-1. maddesi uyarınca esastan reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurmak gerekmiştir.<br><br>HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;<br>1-İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 25/01/2018 tarihli 2014/1611 Esas ve 2018/51 Karar sayılı kararına karşı taraf vekillerinin istinaf kanun yolu başvuru sebeplerinin HMK'nın 353/1-b-1 maddesi uyarınca ayrı ayrı  ESASTAN REDDİNE,<br>2-a)Asıl davada istinaf kanun yoluna başvuran  davacıdan  alınması gereken  269,85-TL istinaf karar ve ilamı  harcından, istinafa gelirken  peşin alınan 35,90-TL harcın mahsubu ile bakiye 233,95 -TL harcın asıl dava davacısından  alınarak hazineye gelir olarak kaydına,<br>b)Asıl davada istinaf başvuru harcı olarak davacıdan alınan 98,10-TL' nin hazineye gelir olarak kaydına,<br>c-Asıl davada davacı tarafça istinaf yargılaması sırasında yapılan  giderlerin uhdesinde bırakılmasına,<br>ç-Asıl davada  istinaf kanun yoluna başvuran  davalı şirketten  alınması gereken 269,85-TL istinaf karar ve ilam  harcından, istinafa gelirken  peşin alınan 59,30-TL harcın mahsubu ile bakiye 210,55-TL harcın asıl dava davalısından  alınarak hazineye gelir olarak kaydına,<br>d-Asıl davada istinaf başvuru harcı olarak davalıdan alınan 162,10-TL' nin hazineye gelir olarak kaydına,<br>e-Asıl davada davalı tarafça istinaf yargılaması sırasında yapılan  giderlerin uhdesinde bırakılmasına,<br>3-a-Birleşen davada  istinaf kanun yoluna başvuran davacı şirketten  alınması gereken 269,85-TL istinaf karar ve ilamı  harcından, istinafa gelirken  peşin alınan 59,30-TL harcın mahsubu ile bakiye 210,55-TL harcın birleşen dava davacısı şirketten alınarak hazineye gelir olarak kaydına,<br>b-Birleşen  davada istinaf başvuru harcı olarak davacı şirketten alınan 162,10-TL' nin hazineye gelir olarak kaydına,<br>c- Birleşen  davada  davacı tarafça istinaf yargılaması sırasında yapılan  giderlerin uhdesinde bırakılmasına,<br>ç-Birleşen  davada  istinaf kanun yoluna başvuran  davalılardan alınması gereken 683,10-TL istinaf karar ve ilamı  harcından, istinafa gelirken  peşin alınan 171,00.-TL harcın mahsubu ile bakiye 512,10.-TL harcın birleşen dava davalılarından  alınarak hazineye gelir olarak kaydına,<br>d-Birleşen davada istinaf başvuru harcı olarak davalılardan alınan 98,10-TL' nin hazineye gelir olarak kaydına,<br>e-Birleşen davada davalılar tarafından istinaf yargılaması sırasında yapılan  giderlerin uhdesinde bırakılmasına,<br>4-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından  taraflar yararına istinaf vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, <br>5-İstinaf edenler tarafından yatırılan istinaf avansından kullanılmayan kısmının HMK'nın 333. maddesi uyarınca; ilk derece mahkemesince istinaf edene iadesine,<br>6-Gerekçeli kararın  tebliği  işlemlerinin kararın temyize tabi bulunması nedeniyle Dairemiz tarafından yerine getirilmesine,<br>Dair; dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde HMK'nın 361. maddesi uyarınca gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre zarfında Yargıtay 11. Hukuk Dairesi nezdinde  temyiz  kanun  yolu açık olmak üzere  28/12/2023  tarihinde  oy birliğiyle  karar  verildi.\t</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"3b472d0eff5a6a58","SID":"54a0a2e4571fdc40"}}