{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>45. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2021/43 <br>KARAR NO: 2024/132<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İstanbul Anadolu 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>ESAS NO: 2019/27 <br>KARAR NO: 2020/261<br>KARAR TARİHİ: 23/06/2020<br>DAVA: İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)<br>KARAR TARİHİ: 07/02/2024<br>6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi,<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:<br>DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı ile, ... Ticaret ve San., A.Ş. ... sıra numaralı 15.05.2015 başlangıç tarihli kiralama ve hizmet sözleşmesi ile ticari ilişkiye girildiğini, ...Turizm'in grup şirketi olan davalı borçlu ... Tic. A.Ş. 01.02.2017 tarihli yazısı ile davacı şirkete başvurarak sözleşme kapsamındaki servis hizmetini, kendisinden alacağın makineleri kendisinin kullanacağını, sözleşmeyi tüm şartları ile kabul ettiğini, bundan böyle faturaların kendi adına tanzim edilmesini bildirdiğini, sözleşme kapsamında her ay hizmet ve makine tahsis bedeli olarak faturaların düzenlendiğini ve kendisine tebliğ edildiğini, müteakip taleplere rağmen fatura bedellerinin ödenmemesi nedeni ile davalı borçlu aleyhine başlatılan icra takibine haksız olarak itiraz ettiğini beyanla, itirazın iptaline, %20'den az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı tarafa tahmiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. <br>CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davalının faturalara ilişkin hizmeti teslim alamadığını, davacı tarafın hizmeti verdiği faturaların usulüne uygun tebliğ edildiğini ispatla yükümlü olduğunu, borcun likit olmadığını bu nedenle icra inkar tazminatına hükmedilemeyeceğini, iş bu itirazın iptali davasının dayanağının bulunmadığını, davalının davacıya borcunun bulunmadığını beyanla davanın reddine, davanın görevli mahkeme olan Sulh Hukuk Mahkemesine gönderilmesine, davacı aleyhine %20'den az olmamak üzere kötü niyet tazminatına, %10'dan az olmamak üzere idari para cezasına hükmedilmesine, Yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacı tarafa yüklenilmesini talep ve beyan etmiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece ''...Davacı tarafından kesilen faturaların hem davacı hem de davalı defterlerinde yer aldığını, davalının fatura bedellerini ödediğine dair bir kaydınını bulunmadığı, denetime elverişli bilirkişi raporu uyarınca davcının davalıdan 9.06.2019  tarihi itibari ile 13.424,08 TL  alacaklı olduğu ,   davacının iddiasının ispatlandığı ve davalının bu nedenle de itirazında haksız olduğu ve davanın kabulü ile itirazın iptaline karar verilmesi gerektiği, alacağın gerçek miktarı belli, sabit veya borçlu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurlar bilinmekte ya da bilinmesi gerekmekte, böylece borçlu tarafından borcun tutarının tahkik ve tayini mümkün ise; başka bir ifadeyle borçlu yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda ise, alacağın likit ve muayyen olduğunun kabulü zorunludur. Takip talebi ve bilirkişi raporu birlikte değerlendirildiğinde alacak likit olduğu anlaşılmakla asıl alacağın %20'si oranında icra inkar tazminatının davalının tahsiline ilişkin talebin kabulüne\" dair karar verilmiştir.<br>İSTİNAF SEBEPLERİ Davalı vekili yasal süresi içinde sunmuş olduğu istinaf dilekçesinde özetle; sadece fatura düzenlenmiş olmasının davada haklının kabulü için yeterli olmadığı, mahkeme kararında yer alan faiz başlangıç tarihleri ile icra inkar tazminatı talebinin kabulü yönünde verilen kararın yerinde olmadığı belirtilerek davanın reddine karar verilmesi talep edilmiştir. <br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRMESİ VE GEREKÇE HMK'nin 355. ve 357. maddeleri gereğince istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle bağlı olarak ve kamu düzenine aykırılık hususlarını da gözetilerek yapılan inceleme neticesinde; Dava, taraflar arasındaki hizmet sözleşmesinden kaynaklı hizmet bedeli alacağına dayalı başlatılan takibe yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir. İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğü'nün ... E. sayılı dosyası incelendiğinde; davacının 13.424,08 TL alacağın tahsili için takip başlatıldığı, davalının yasal süresinde ödeme emrine itiraz ettiği, davanın yasal 1 yıllık süre içerisinde açıldığı anlaşılmıştır. ... A.Ş. (taraflar arasında düzenlenen P13/00797 sıra numaralı ve 15.05.2015 tarihli ''kiralama ve servis hizmet sözleşmesi''nin davacı ile dava dışı ... Şti. arasında düzenlendiği ve sözleşme kapsamında yer alan servis hizmetinin verilmesine ilişkin olduğu anlaşılmaktadır. Sunulan dava dilekçesinde işbu kiralama ve hizmet sözleşmesine dava dışı şirketin grup şirketi olan davalı şirket tarafından 01.02.2017 tarihli yazı ile davacı şirkete başvuru yapılarak bu sözleşme kapsamındaki servis hizmetini kendisinin alacağını ve makineleri kendisinin kullanacağına, bu haliyle sözleşmeyi tüm şartları ile kabul ettiği, faturaların kendisi adına düzenlenmesi istemli beyanı kapsamında takibe konu faturaların davalı adına düzenlendiği belirtilmiştir. Dava dilekçesinde ekli olarak sunulan 01.02.2017 tarihli yazıda, sözleşmede yer alan ... A.Ş. unvanının ... A.Ş. (davalı) olarak değiştirilmesi de işbu sözleşmedeki tüm şartların ... A.Ş. yönünden de geçerli olacağı ve bu nedenle faturaların davalı şirket adına düzenlenmesi belirtilmiştir. Mali müşavir bilirkişi tarafından düzenlenen raporda özetle; davacı tarafça düzenlenen  -22.03.2019 tarihli ... numara 3.301,22 TL tutarlı, -22.03.2019 tarihli ... numara 3.301,22 TL tutarlı, -22.03.2019 tarihli ... numara 3.301,22 TL tutarlı, -30.04.2019 tarihli ... numara 3.520,42 TL tutarlı e-faturaların davacı ve davalı ticaret defterinde kayıtlı olduğu ,davalının 8 gün içerisinde itiraz etmediği ve ödeme yapılmadığı nazara alınarak her iki tarafın incelenen ticari defter ve kayıtlarına göre davacının davalı taraftan 19.06.2019 tarihi itibariyle 13.424,08 TL cari hesap alacağı olduğu belirtilmiştir.Mahkemece yapılan yargılama sonucunda davanın kabulüne dair karar verilmiş olup davalı vekili tarafından istinaf yasa yoluna başvurulmuştur  -İspat yükü yönünden inceleme: 6102 sayılı TTK'nin 21/2 maddesinde \"Bir fatura alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde, faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılır.\" hükmü yer almaktadır. Yargıtay 15. Hukuk Dairesi'nin 11/11/2020 tarihli 2019/3926 E. 2020/2954 K. sayılı ilamında; \"... Faturanın tebliği şekle bağlı değildir, yazılı veya sözlü herhangi bir şekilde yapılabilir. Muhatap hazır ise kendisine elden verilmesi, değil ise herhangi bir şekilde gönderilmesi mümkündür. Ancak, uyuşmazlık halinde ispat kolaylığı açısından, fatura tebliğinin noter aracılığıyla ya da imza karşılığı elden tebliğ yolu ile ya da telgraf, teleks yolu ile veya PTT aracılığıyla ya da faks çekilmesi yahut güvenli elektronik imza ile elektronik posta gönderilmesi şeklinde yapılması uygundur. Faturaların borçluya tebliğ edilip edilmediği, itiraza uğrayıp uğramadığı belirlenmeli, faturaların tebliğ edilmiş ve 8 günlük itiraz süresi içerisinde itiraz edilmemiş olduğunun tespiti halinde faturaların içeriğinin sözleşmeye uygun olduğunun alacaklı tarafça kanıtlanmış olduğu ve sadece fatura içeriğinin kesinleştiği, bunun aksinin yani faturaların içeriğinin sözleşmeye uygun olmadığının ve kesinleşmediğinin kanıt yükünün bu kez borçluya geçtiği kabul edilmelidir. Faturaların tebliğ edildiğinin alacaklı tarafça kanıtlanamaması ya da kanıtlanıp da süresinde iade edildiğinin borçlu tarafça kanıtlanması halinde, borçlu taraf alacaklının hizmet vermediğini savunmakta ise, faturaya konu hizmetin verildiğinin alacaklı tarafça kanıtlanması; borçlunun faturaları tebliğ alıp süresinden sonra iade etmesi halinde de faturanın alacaklı tarafça gönderilmesi şeklindeki icabı, borçlunun (faturayı defterine kaydetmemek ve hizmet almadığını savunmak suretiyle), kabul etmemesi ya da borçlunun faturayı kendi defterine kaydetmekle birlikte süresinde itiraz ve iade etmesi halinde hizmetin verildiğini yine alacaklının kanıtlaması gerekeceğinden, bu doğrultuda alacaklının delillerinin toplanıp değerlendirilmesi, şayet borçlunun faturaları kendi defterlerine kaydetmesi halinde alacaklının HMK'nın 222. (6762 sayılı TTK'nın 84. ve 85.) maddesi uyarınca alacağını ispatladığının kabul edilmesi gerektiği gözetilmelidir...\" Yargıtay 23. Hukuk Dairesi'nin 10/02/2016 tarihli 2015/4576 E. 2016/621 K. sayılı, Yargıtay 23. Hukuk Dairesi'nin 08/02/2016 tarihli 2015/5485 E. 2016/550 K. sayılı, Yargıtay 23. Hukuk Dairesi'nin 09/12/2015 tarihli 2015/2467 E. 2015/7975 K. sayılı, Yargıtay 23. Hukuk Dairesi'nin 11/01/2016 tarihli 2015/4473 E. 2016/19 K. sayılı ilamları da aynı mahiyettedir. Dosya kapsamında yapılan incelemede ise, davacı ve davalı tarafça düzenlenen elektronik ticari defterlerin 6102 sayılı TTK'nin ilgili hükümleri yönünden usulüne uygun tutulduğu, davacı tarafça düzenlenen 13.424,08 TL tutarlı faturaya karşılık davalı tarafça ödeme yapıldığına dair bir kaydın tespit edilemediği, davanın faturayı tebliğ aldığı tarihten itibaren 8 gün içerisinde de itiraz etmediği, faturaların davalı ve davacı ticari defterinde kayıtlı olduğu ve açık fatura, e-fatura (temel fatura) olarak düzenlendiği yönündeki tespitler nazara alındığında, faturaların içeriğinin sözleşmeye uygun olduğunun alacaklı tarafça kanıtlanmış olduğu, mahkemece davalı aleyhine başlatılan takibe yapılan itirazın iptaline dair verilen kararın dosya kapsamına uygun olduğu ve aksi yöndeki istinaf sebeplerinin yerinde olmadığı anlaşılmıştır. -İcra İnkar tazminatı yönünden inceleme: Genel bir kavram olarak “likid (liqiude) alacak”; “tutarı belli (muayyen), bilinebilir, hesaplanabilir alacaktır” Likit bir alacaktan söz edilebilmesi için; ya alacağın gerçek miktarının belli ve sabit olması ya da borçlusu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurların bilinmesi veya bilinmesinin gerekmekte olması; böylece, borçlunun borç tutarını tahkik ve tayin etmesinin mümkün bulunması; başka bir ifadeyle, borçlunun yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilecek durumda olması gerekir. Bu koşullar yoksa, likit bir alacaktan söz edilemez (YHGK 14.07.2010 gün ve 2010/19-376 E. 397 K. sayılı ilamı). Davaya konu edilen alacağın cari hesap alacağına dayanmakla, icra inkar tazminatı şartlarının oluştuğu ve bu nedenle davalı vekilince aksi yönde sunulan istinaf başvuru sebebinin dosya kapsamına uygun olmadığına karar vermek gerekmiştir. İş bu nedenle HMK m. 359/3 uyarınca; dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgilere, İlk Derece Mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, HMK m. 355/1 gereği incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, re'sen gözetilmesi gereken, kamu düzenine herhangi bir aykırılığın da bulunmadığı, kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğunun anlaşılmasına göre; davalı vekilinin istinaf itirazları yerinde görülmediğinden HMK m. 353/1,b.1 gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine dair karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.<br>H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere;1-Davalının istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nin 353/1-b1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince davalı tarafından yatırılan başvuru harcının hazineye GELİR KAYDINA,3-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 427,60 TL istinaf karar harcından, davalı tarafından yatırılan 174,90 TL harcın mahsubu ile bakiye 252,7‬0 TL'nin istinaf eden davalıdan tahsili ile hazineye GELİR KAYDINA,4-İstinaf yargılama giderlerinin davalı üzerinde bırakılmasına, 5-Yatırılan gider avansından kalan kısmın davalıya ilk derece mahkemesince iadesine, 6-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 7-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine, Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 362/1.a maddesi gereğince kesin olmak üzere oybirliği ile karar verildi. 07/02/2024 </font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"d2c38fe82ed18a93","SID":"bdae49c1c33defbf"}}