{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>44. HUKUK DAİRESİ<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F  M A H K E M E S İ  K A R A R I<br>DOSYA NO: 2020/2163 Esas<br>KARAR NO: 2024/47<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İstanbul Anadolu 10. Asliye Ticaret Mahkemesi<br>TARİHİ: 03/03/2020<br>NUMARASI: 2019/89 E. - 2020/209 K.<br>DAVANIN KONUSU: Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 11/01/2024<br>Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda;<br>G E R E Ğ İ  D Ü Ş Ü N Ü L D Ü: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkilinin borçlarını geç de olsa alacaklılara ödemeye çalışan bir esnaf olduğunu, maddi olarak borçlu olmasa da şekil olarak borç altına itildiğini, davalıya olan borcundan dolayı 30/08/2014 - 30/09/2014 - 30/10/2014 ve 30/12/2014 vade tarihli her biri 4.700,00.-TL bedelli 4 adet senet düzenleyerek kendisine teslim ettiğini, davalının daha sonra bu senetleri doldurarak bono haline getirdiğini ve icra takibine başladığını, bu bonolara çıplak gözle bakıldığında tanzim yeri tanzim tarihi ve yetkili mahkeme yerinin başka bir el ürünü olduğunun apaçık olduğu, bu bölümlerin sonradan doldurulduğunu, bu senetlerden mahsup edilmek üzere senetleri davalı teslim ettikten sonra 15/11/2012 - 30/06/2015 tarihleri arası muhtelif miktarlarda toplam 20.450,00.-TL ödeme yaptığını, ödemelerinden bir kısmını davalının kendi telefonlarından kullanmakta olduğu telefona attığı mesaj ve sözlü talimatı nedeniyle diğer şahıs ...'e yaptığını, davalının benim ...'e borcum var ödemeleri onun hesabına yapıver diyerek ...'e ödeme yapmasını talimat ettiğini, kendisinin ... ile hiçbir ticari bağının veya ilişkisinin olmadığını, davalının kötü niyetli olduğunu bildirerek takip İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğünün ... sayılı dosyasında borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı borçlunun sadece müvekkiline değil çevredeki pek çok kişiye de borcu olan bir esnaf olduğunu, müvekkiline de aralarındaki iş ilişkisinden dolayı borçlandığını, zaten bunu da kendisinin ikrar ettiğini, uyuşmazlığın konusunun borçlunun borç miktarının senette yazdığı kadar olmadığı ve de borcu ödediği olduğunu, borçlunun dava konusu borcun ve hukuki ilişkinin varlığını kabul etmesi ile senedin alacaklı müvekkili tarafından teslim alınmasının haklılığını ortaya çıkardığını, her basiretli kişi/tacir gibi, müvekkilinin borçlarını ödemekten sürekli imtina eden, savsaklayan bir borçludan kendini korumak maksadıyla senet vermesini talep ettiğini, nitekim borçlunun da bunu kabul ederek dava konusu senetleri 24/04/2014 tarihinde tanzim ederek  müvekkiline verdiğini, senedin sonradan doldurulduğu iddiasının ise, borçlunun dava konusu borcu ödemekten yine kaçmak için bir bahanesinden başka bir şey olmadığını, borçlunun senet verdiğini ikrar etiğini, ancak senedin her tarafını ben yazmadım dediğini, keza, bononun ödeme vaadi niteliğinde bir kambiyo senedi olup, bağımsız borç ikrarını   içerdiğini, senetteki borcun fahiş tutarlar içeren veya güvenin kötüye kullanılmasına yol açan bir bedel de olmadığını, böyle bir iddiada bulunan davacının iddialarını yazılı delille ispat etmek zorunda olduğunu, senedin ödendiği iddiasına da gelince; borçlu senedi ödediğini ispat etmek zorunda olduğunu, ispat külfetinin kendisine ait olduğunu, borçlunun başka başka insanlara ödediği borçları veya ... adındaki arkadaşına gönderdiği paraları müvekkiline ödemiş gibi anlatmasına anlam veremediklerini, müvekkilinin hesap bilgileri kendisinde pekala mevcut olduğunu, ödeme günü geldiğinde alacaklıyı bile aramasına gerek olmadan müvekkilinin hesabına gönderebileceğini, bahsi geçen ...'e olan ödemelerin hiçbirinin müvekkilini ilgilendirmediğini, tam tersine borçlunun ...'e bir borcu varsa onu kapattığını, bununla birlikte, müvekkilinin hesabına gönderdiğini belirten az miktardaki ödemelerin de dava konusu senetlere yönelik yapılan bir ödeme olduğunu gösteren bir açıklama mevcut olmadığı gibi, senet tutarında ve devamlılığında bir ödemenin de mevcut değil olmadığını, senet borcuna yönelik ödeme olduğunu borçlunun ispat etmesi gerektiğini, tam aksine borçlunun o ödemeleri senet vermek istemediği kalan diğer borçları için gerçekleştirdiğini, çünkü davacının borcunun senet tanzim edilen borçlardan daha fazla olduğunu, ayrıca icra takibine borçlunun itiraz etmediğini ve hakkındaki icra takibinin kesinleştiğini, kendisine senetler ödemesi için protesto da çekildiğini, ödemiş ise bu protestolara neden cevap vermediğini, borçlunun varlığını kabul ettiği borcunun ödeme gibi bir nedenle düştüğünü ileri sürdüğünden, bu durumda doğal olarak ispat yükünün kendisine ait olduğunu bildirerek davacının davasının reddine, ayrıca müvekkiline karşı açılan haksız ve mesnetsiz dava sebebiyle davacının %20'den az olmamak üzere icra inkar ve kötü niyet tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini talep ettiğini bildirmiştir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonunda;\"....Dosya kapsamı incelendiğinde  ödemelerin senetlerle ilgili olduğu hususunun davacı tarafından ispat edilemediği anlaşıldığından davacının davasının reddine, davacının davasında haksız olmasına rağmen kötü niyetli olmadığından kötü niyet tazminatı talebinin reddine\" karar verilmiştir. Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davalıya vermiş olduğu senetlere karşılık olarak borcunu davalının kendisinden alacaklı olduğunu söylediği ... isimli şahsın hesabına bir kısmını ise borçlunun hesabına yatırdığını, davalı tarafın tarafına atmış olduğu mesajların bilirkişi marifetiyle incelenmesini ve davalının üçüncü kişinin hesabına para yatırma konusundaki mesajlarının incelenmesini talep ettiğini ancak taleplerinin değerlendirilmediğini, ... isimli şahsı tanımadığını, borçlarının tamamını ödediğini, icra takibinin borç miktarının 20,794,94 TL olduğunu ve  yapmış olduğu ödemelerin toplamının da bu miktarla uyuştuğunu, kararın kaldırılmasını davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. İnceleme, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun(HMK) 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dava, İİK 72.Maddesi uyarınca açılan menfi tespit davasıdır. İstanbul Anadolu ... İcra Dairesinin ... E. sayılı takip dosyasının incelenmesinde alacaklının ..., borçlunun ... olduğu görülmüştür. Menfi tespit davasına konu icra takibinin dayanağının, 24/04/2014 tanzim tarihli,  30/08/2014 vadeli , 30/09/2014 vadeli, 30/10/2014 vadeli ve 30/12/2014 vade tarihli her biri  4.700,00.-TL bedelli dört adet bono olduğu, davalı alacaklı tarafından davacı borçlu aleyhine kambiyo senetlerine özgü icra takibi başlatıldığı görülmüştür. Davacı taraf, borçlu olduğu paranın bir kısmının ... isimli şahsın hesabına bir kısmını ise borçlunun hesabına yatırdığını, davalı tarafın tarafına atmış olduğu mesajların bilirkişi marifetiyle incelenmesini ve davalının üçüncü kişinin hesabına para yatırma konusundaki mesajlarının incelenmesini talep ettiğini ancak taleplerinin değerlendirilmediğini ileri sürmüş olup, alınan bilirkişi raporunda, davacının ...'e  2012-2015 yılları arası toplam 16.000,00.-TL ödeme yaptığı, bu ödemelerin 12.000,00 TL'lik kısmının vade tarihinden sonra olduğu,  ...'a 2014 yılı içinde toplam 4.450,00.-TL ödeme yaptığını ancak bu ödemelerin vade tarihlerinden önce olduğu,12.000,00 TL'lik vade tarihinden sonraki ödemeler için davacı taraf  ...'e yapılan ödemelere ilişkin SMS kayıtlarına dayanmış olup, \"....Davacı tarafça dosyaya ibraz edilen SMS kayıtları delil olarak kabul edilebilirse de, bu kayıtların delil olarak kabul edilebilmesi için, davacının cep telefonundaki SMS kayıtları ile bu kayıtların karşılaştırılması ve dökümünün de cep telefonundan alınması gerekmektedir. Davacı, SMS kaydı olduğunu iddia ettiği dökümü dosyaya ibraz etmiş ise de,mahkemece bu kayıtlar davacının cep telefonundaki SMS kayıtları ile karşılaştırılmamıştır.Bu nedenle de davacı tarafından ibraz edilen SMS kayıtlarının bu haliyle 6100 sayılı HMK'nun 199.maddesi anlamında  ''belge'' olarak kabulü doğru değildir. Hal böyle olunca mahkemece;yasa maddeleri ve yukarıdaki açıklamalar da dikkate alınmak suretiyle davacı tarafından ibraz edilen SMS kayıtlarının davacının telefonundaki kayıtlar ile karşılaştırılarak kayıtların uyumlu olması halinde delil olarak kabul edilip sonucuna göre hüküm kurulması gerekirken, eksik inceleme ve araştırma ile yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiş,bozmayı gerektirmiştir.\" (Yargıtay 3. H.D. 15/03/2016 tarih, 2015/2739 E., 2016/3873 K. ) ilamı gereği, SMS kayıtları değerlendirilerek, eğer sonuca ulaşılır ise vade tarihlerinden sonra yapılan ödemeler yönünden  sms kayıtları ile  yeniden değerlendirme yapılması  ve HMK 199. Maddesine göre elektronik kayıtların belge olarak dikkate alınabileceği, sonuca ulaşılamaması halinde  davacının yemin deliline de dayandığı gözetilerek, yemin hakkının hatırlatılması gerektiğinden davacı vekilinin istinaf talebinin kabulüne, diğer istinaf nedenleri bu aşamada incelenmeksizin ilk derece mahkemesinin kararının tamamının kaldırılmasına, davacı tarafça delil olarak bildirilen SMS kayıtlarının davacı telefon kayıtları ile  incelenerek, davalı tarafından gönderildiği iddia olunan sms kayıtları ile gerekir ise ilgili davalının beyanı alınarak ve deliller gerekçeli kararda tartışılarak, yargısal denetime elverişli ve gerekçeli şekilde karar verilmesi için dosyanın HMK'nın 353/1-a-6 maddesi uyarınca ilk derece mahkemesine geri gönderilmesine, karar verilmesi gerekmiştir.<br>HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davacı vekilinin istinaf isteminin KABULÜ ile; 2-İstanbul Anadolu 10. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 03/03/2020 tarih, 2019/89 E. 2020/209 K. Sayılı Kararının 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-a-6. maddesi gereğince KALDIRILMASINA, 3-Dosyanın, yukarıda gösterilen biçimde inceleme ve değerlendirme yapılmak üzere mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, 4-İstinaf yasa yoluna başvuran davacı tarafından peşin olarak yatırılan istinaf karar ve ilam harcının talebi halinde kendisine iadesine,5- Dosya üzerinde inceleme yapılması sebebiyle vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,6- İstinaf yasa yoluna başvuran tarafından istinaf aşamasında yapılan giderlerin ilk derece mahkemesince verilecek nihai kararda dikkate alınmasına, 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-a-6. ve 362/1-g. maddeleri gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda ve KESİN olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. 11/01/2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"1f38248c786c6042","SID":"5b124c1104b1b3db"}}