{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>44. HUKUK DAİRESİ<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>DOSYA NO: 2020/2170 <br>KARAR NO: 2024/48<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: Bakırköy 1. Fikri Ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi<br>TARİHİ: 17/10/2019<br>NUMARASI: 2017/624 E. - 2019/344 K.<br>DAVANIN KONUSU: Marka (Marka Hükümsüzlüğünden Kaynaklanan)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 11/01/2024<br>Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan  inceleme sonucunda;<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesi ile; müvekkilinin ayakkabıcılık sektöründe  ve benzeri alanlarda faaliyet göstermekte olduğunu \"...\", \"...\", \"...\", \"...\", \"...\" ve \"...\" markalarının müvekkili adına tescilli olduğunu, müvekkili markasının tanınmış marka statüsünde olduğunu, davalı yanın ise müvekkiline ait ..., ..., ..., ..., ... markalarının  aynısı veya benzeri olan \"...\" markasını 25. sınıfta kendi adına tescil ettirdiğini ve bu durumun müvekkilinin marka haklarına tecavüz teşkil ettiğini iddia ederek, tecavüzün önlenmesini, men'ini, davalı adına ... sayı ile tescilli \"...\" markasının hükümsüzlüğünü ve sicilden terkinini, davalıya ait markanın kullanıldığı tabelaların sökülmesini, reklam vasıtası, basılı evrak ve ürünlerin toplatılmasını talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesi ile; dava konusu markalar arasında herhangi bir benzerlik bulunmadığını, her ne kadar her iki tarf markaları arasında ortak tek yan \"...\" harfi ise de, müvekkilinin bu harfi farklı bir kelime ile birleştirerek \"...\" olarak kullandığını ve müvekkilinin söz konusu markasının bu hali ile davacı markalarından farklı olduğunu, müvekkili markasının yazılış ve kelime karakter olarak da davacı markasından farklı olduğunu, davacının tek benzerlik olarak iddia ettiği tek unsurun \"...\" harfi olduğunu, ancak bir harfin tek başına markalaştırılarak bir kişi tarafından kendi tekeline alınmasının hukuken mümkün olmadığını ve bu nedenle \"...\" harfi üzerinden hareketle ileri sürülen iltibas iddiasının mesnetsiz olduğunu savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonunda; \"...Tüm dosya kapsamı deliller, bilirkişi raporları ve yukarıda değinilen yasal düzenleme birlikte değerlendirildiğinde, davacı tarafa ait \"...\" markasının tanınmış marka statüsünde olduğu, bunun yanında davacı adına tescilli \"...\" şekil markasının da bulunduğu, önceki tescilli davacı markaları ile davalı adına tescilli  \"...\" markasının benzer olduğu ve aralarında karıştırılma ihtimali bulunduğu anlaşılmakla, davalı tarafa ait \"...\" markasının hükümsüzlüğüne, hükümsüzlük kararı başvuru tarihinden itibaren etkili olacağından, davalı markasının kullanımının, davacının marka hakkına tecavüz teşkil edeceği anlaşılmakla, tecavüzün önlenmesine ve men'ine de karar vermek gerekmiş, bu itibarla davanın kabulüne\" karar verilmiştir.Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; -Davacının kendi markaları ile iltibas yarattığını ileri sürdüğü davalı müvekkili markası arasında bir benzerlik mevcut  olmadığını, iki taraf markaları arasındaki tek ortak nokta “...” harfi olsa da müvekkilinin bu harfi başka bir kelime ile birleştirerek markayı “...” olarak kullandığını ve bu hali ile davacıya ait markalardan farklılaştırdığını, tek bir harfin markalaştırılarak bir kişi tarafından kendi tekeline alınmasının da hukuken de mümkün olmadığını, -Davacı tarafa ait markaların bir çoğunun 5 yıl süreden fazladır kullanılmadığını, Bakırköy 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi’nin 2019/5 Esas sayılı dava dosyasında alınan 21.08.2020 tarihli bilirkişi raporunda davacının, dava dilekçesinde ileri sürdüğü markalardan ... tescil numaralı marka ile ... tescil numaralı markanın 5 yıl süre ile kullanılmadıkları sebebi ile iptali gerektiği tespitine varıldığını, ..., ... ve ... tescil numaralı marakalar açısından da SMK 9/1 uyarınca kullanılmadıkları sebebi ile iptallerine ilişkin yargılamanın devam ettiğini,  davacı tarafa karşı açmış oldukları Bakırköy 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi’nin 2019/5 Esas sayılı dava dosyasının sonuçlanmasının beklenmesi gerektiğini, -raporun hatalı olduğunu, her iki marka arasındaki ortak nokta “...” harfi olsa da müvekkilinin bu harfi farklı bir logo tasarımı ve farklı renkler ile birlikte kullandığını, Yerleşik yargıtay içtihatları çerçevesinde, markanın esas unsurunu oluşturan ibarenin, farklı şekillerde tasarlanmış ya da düzenlenmiş olması, farklı yazı karakteri ile yazılması veya başka unsurlarla kullanılmasının benzerliği ortadan kaldırdığını, -müvekkili markasında  bulunan “...” harfinin davacının  markasını çağrıştırdığı iddia edilmişse de tek bir harfin markalaştırılarak bir kişi tarafından kullanılmasının mümkün olmadığını, Türk Patent ve Marka Kurumu nezdinde tescil edilmiş birçok “...” harfi bulunduğunu,  bir takım tamamlayıcı unsurların markaya eklenmesi sureti ile görüntü ve söyleniş açısından benzer olan markalar arasında “ayırt edici” derecede farklılık sağlanmasının mümkün olduğundan kararın kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davacı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle;  “..., ..., ..., ..., ..., ...” markalarının tanınmış marka olduğunu, Davalı ...'in markasının tescilinin TPMK tarafından verilmesinin usul ve yasaya aykırılık teşkil ettiğini, TPMK tarafından verilen karar akabinde ikame etmiş oldukları davada davalının markasının  hükümsüzlüğüne karar verildiğini, Davalı aleyhine sonuçlanan her dava neticesinde, müvekkili marka ile arasında iltibas oluşturacak yeni markalar üretildiğini, üretilen markaların tescil ettirilmek istendiğini, Müvekkilinin markada ... ve ... ibareleri logolarda kullanılırken ... harfinin kenarlarından birisini uzatarak kullandığını, davalı markanın ... kullanım şeklini incelendiğinde de markanın logosunda sadece renk değişikliği yaparak, kendi markasını tescil ettirmek istediğini, ...'in kuyruğunun uzantısı dahi müvekkili marka ile birebir benzer olduğunu, Yerel Mahkeme tarafından alınan bilirkişi kök raporunda ve davalının sunmuş olduğu ek bilirkişi raporunda ..., ..., ..., ..., ..., ... markalarının istisnasız olarak tüm sınıflarda kullanıldığının belirtildiğini, tüketici nezdinde önemli olanın renk değil logo olduğunu, davalının eylemlerinin müvekkili firmanın tescilli markalarına tecavüz oluşturmakla birlikte TTK hükümleri gereğince haksız rekabet kurallarına da aykırılık oluşturduğunu, davalının istinaf talebinin reddine karar verilerek yerel mahkeme kararının onanmasına karar verilmesini talep etmiştir. İnceleme, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun(HMK) 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.Davacı, davalı adına Türk Patent ve Marka Kurumu nezdinde tescilli bulunan ... sayı ile tescilli \"...\" ibareli markanın hükümsüzlüğü ve davacıya ait markalara tecavüzün önlenmesine, men'ine karar verilmesi istemli dava açmıştır. Türk Patent ve marka kurumundan celp edilen kayıtlarda; Davacıya ait ... tescil numaralı ... markasının 18,25,28 ve 35.sınıflarda 27/01/2010 tarihinden itibaren 10 yıl süreyle, ... markasının 18,25 ve 28.sınıflarda 01/09/1992 tarihinden itibaren 10 yıl süreyle, ... markasının 2,3,5,7,8, 9, 10, 14, 16, 21, 27, 28,30 32, 35.sınıflarda 18/09/2008 tarihinde, ... markasının 18,25 ve 35.sınıflarda 24/06/2008 tarihinden itibaren tescilli olduğu, davacının ..., ..., ... şekil ibareli ..., ..., ... nolu markalarının bulunduğu anlaşılmıştır. ...” markasının Türk Patent ve Marka Kurumu kayıtlarında ... sayı ile tanınmış marka olarak kabul edildiği görülmektedir. Davalınınn ... sayı ile tescilli \"...\" ibareli markanın, 25. Sınıfta 04/04/2016 tarihinden itibaren 10 yıl müddetle davalı adına tescilli olduğu anlaşılmıştır. Dava konusu ... sayılı “...” ibareli marka kapsamındaki “25.sınıf: Koruyucu amaçlı olanlar hariç her türlü malzemeden yapılmış iç-dış giysiler, çoraplar, fularlar, şallar, bandanalar, eşarplar, kemerler.  Ayak giysileri: ayakkabılar, terlikler, sandaletler. Baş giysileri: şapkalar, kasketler, bereler, takkeler,kepler” ile davacının tescilli markalarının kapsamındaki emtialar ile  aynı/aynı tür olduğu, iltibas ya da karıştırma riskinin varlığı için, tescil kapsamındaki mal/hizmetlerin ve aynı zamanda başvuru ve markanın (işaretlerin) karıştırma ihtimali bulunacak derecede aynı yada benzer olması gerekir; karıştırma ihtimalinin değerlendirilmesinde somut olayın tüm özellikleri dikkate alınarak bütüncül bir yaklaşımla değerlendirilmesi gerektiği,  çekişme konusu mal ve hizmetlerin ortalama tüketici kitlesi, doğal yapısı, kullanım amacı, fiyatı, alım sıklığı, üretim dağıtım ve satış kanalları ile yerleri, rekabet, ikame veya tamamlama ilişkisi olup olmadığı gibi bütün faktörler dikkate alındığında dava konusu “...” ibareli marka ile davacının “...” ibareli markaları arasında 25.sınıf emtialar bakımından iltibas ihtimali bulunduğu anlaşılmıştır. Davalı taraf sadece \"...\" harfinin kimsenin tekeline bırakılamayacağını istinaf sebebi olarak ileri sürmüş olup, taraf markalarına ait esas unsurların “...” unsuru olduğu, her iki taraf markalarında da “...” ibaresini ön plana çıkaracak şekilde markaların oluşturulduğu, markanın ayırt edicilik düzeyi, tescil kapsamındaki mal/hizmetler yönünden tanımlayıcılığı ve bu nedenle zayıflığı ya da kullanımla sonradan yüksek ayırt edicilik veya tanınmışlık kazanıp kazanmadığı önemli bir faktör olup, bütüncül olarak değerlendirme yapıldığında, davacı markalarındaki \"...\" ibaresinin şekil markası olarak da tescilli olduğu ve ... harfinin kenarlarından birisini uzatarak kullandığı,  davalı markanın ...'i kullanım şeklinin de benzer olduğu, şekil unsurlarına yer verdiği göz önüne alındığında görsel olarak farklılıklar bulunmasına karşın bu görsel farklılığın ayırt edici olmadığı, markalar arasındaki benzerliği ortadan kaldırmadığı ve bu nedenle karıştırılma ihtimali bulunduğu kanaatine varılmıştır. Somut olayda, davacının sektörde tanınmış bir firma olduğu  da dikkate alındığında, taraf markalarını aynı anda ya da farklı zamanlarda gören ortalama tüketicilerin, bu markaların ilişkili markalar olduğunu düşünmesi; bu markaların farklı markalar olduğunu anlasa dahi, aynı firmaya ait seri markalar olduğunu, davalı markasının davacı markasının bir türevi yahut alt/yan markası olduğunu düşünmesinin de bağlantı kurma ihtimalini ortaya çıkaracağı kanaatine varılmıştır. Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, tarafların markalarını 25. sınıfta yer alan aynı mallarda kullandığı, davacıya ait \"...\" ibareli markaların anlamsal bir karşılığının bulunmadığı, bu markanın özellikle 25. sınıf içerisinde bulunan ayakkabı sektöründe tanınmış olduğu,Davacı adına kayıtlı “...” markasının TÜRKPATENT tarafından tanınmış marka olarak kabul edildiği ve tanınmış markalar sicilinde ... sayı ile kayıtlı olduğu, taraf markalarının sınıfları arasında ayniyet olması; hedeflenen tüketici kesimi, son kullanıcılar, tescil edilmiş olan / tescil edilmek istenen sınıflar içerisinde yer alan ürünlerin/hizmetlerin kapsamı, pazar anlayışı, dağıtım kanalları, kullanım yöntemleri, ürünlerin/hizmetlerin tüketiciye sunulduğu mekanlar, ürünlerin kullanım amaçları ve benzeri hususların tamamı arasında da bir ayniyet ve/veya benzerliğin bulunduğu, her ne kadar davacının bazı markaları iptal edilmiş ise de, aynı şekil unsuruna sahip birden fazla markasının bulunduğu, tüketicilerin bir bütün olarak \"...\" vurgusunu şekil ile birlikte davacıya ait \"...\" ibareli markalar ile bağdaştırabileceği, bu markanın davacı markalarının serisi niteliğinde bir marka olduğunu düşünebileceği, markanın başlangıcını oluşturan ibarelerin iltibas tehlikesini bertaraf edecek nitelikte yeterli ayırt ediciliğinin bulunmadığı, sonuçta ibareler yönünden de tarafların markaları arasında işletmesel bağlantı yönünden iltibas tehlikesinin bulunduğu, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 08.06.2016 gün ve 2014/11 E., 2016/778 K. sayılı kararında da belirtildiği gibi iltibas değerlendirmesi, hakimlik mesleğinin gerektirdiği genel hukuki bilgi ile çözümleneceğinden, davalının bilirkişi raporuna ilişkin istinaf itirazının yerinde bulunmadığı, davalı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Usûl ve yasaya uygun  Bakırköy 1. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 17/10/2019 tarih ve 2017/624 E. 2019/344 K. sayılı kararına karşı davalı vekili tarafından yapılan istinaf talebinin 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 427,60-TL maktu istinaf karar ve ilam harcından peşin yatırılan 54,40-TL harcın mahsubu ile bakiye 373,20-TL  harcın davalıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 3-Davalı tarafça istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, 4-İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle taraflar yararına vekalet ücreti tayinine yer olmadığına, 5-Taraflarca yatırılan gider avansından harcanmayan kısmın karar kesinleştiğinde iadesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 20/07/2017 tarih ve 7035 Sayılı Kanunun 31. maddesiyle değişik 6100 Sayılı HMK'nın 361/1. maddesi gereğince, kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz başvurusunda bulunma yolu açık olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. 11/01/2024 </font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"de35015bf4884e82","SID":"a4bc0ea5a304c306"}}