{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>ANTALYA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>11. HUKUK DAİRESİ<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: Antalya 1. Asliye Ticaret Mahkemesi<br>KARAR TARİHİ: 04/06/2021<br>DAVANIN KONUSU: Alacak (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)<br>GEREKÇELİ KARAR <br>YAZIM TARİHİ: 22/01/2024<br><br>İlk Derece Mahkemesinin kararı süresi içerisinde  istinaf edilmiş olduğundan dosya içerisinde bulunan belgeler okunup incelendi.<br>Üye hakimin görüşü değerlendirildi.<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: <br>Davacı vekili,  davalının müvekkili şirkete muaccel borcu bulunduğunu, Karşıyaka 5.Noterliği .... yevmiye numaralı 26.09.2019 tarihli ihtarnamesi ile davalıya ödeme yapması gereği bildirilmiş olmasına rağmen davalının Antalya 1.Noterliği .... yevmiye numaralı 01.10.2019 tarihli cevap ihtarnamesinde müvekkili şirket adına borçlarının bulunmadığını öne sürerek alacağı ve ferilerini ödemekten imtina ettiğini, müvekkili şirket ile davalı arasında ticari ilişki bulunduğunu, müvekkil şirketin .... Operatörü ve Türkiye temsilcisi olan ve imzaladığı sözleşmeler gereği .... Otelcilik Ticaret Sanayi A.Ş. ile çalışmış olup dolayısıyla ...Operatörü ve .... Otelcilik Ticaret Sanayi A.Ş. ile ticari ilişki içinde bulunduğunu, davalının ıslak olarak imzaladığı avans kullanım sözleşmesi nedeniyle müvekkilinin .... Operatörü firmasından olan ve muaccel hale gelen alacağından sorumlu olduğunu, taraflar arasında ticari ilişki devam etmekteyken .... Operatörünün 23.09.2019 tarihinde İngiltere’de iflasını açıklamış bulunduğunu, .... Operatörü’nün iflasını açıklamış bulunması dolayısıyla, .... Otelcilik Ticaret Sanayi A.Ş., .... Operatörü’ nün Türkiye temsilcisi olarak imzaladığı Avans Kullanım Sözleşmesi gereği mevzuat nedeniyle cari hesap alacaklarının muaccel hale geldiğini, .... firması  ile imzalanan sözleşmeye taraf olması ve davacı müvekkil ile avans kullanım sözleşmesi imzalanmış olması nedeniyle davalı yanın borcun kendisine ait olduğunu kabul ettiğini, davalı tarafın müvekkili şirkete olan borcunu ödemekte temerrüde düştüğünü, alacağa temerrüt tarihinden itibaren temerrüt faizi işletilmesi gerektiğini ve ayrıca TBK 118. maddesi uyarınca temerrüde düşen davalının müvekkilin uğradığı zararı gidermekle yükümlü olduğunu, davanın kabulü ile  630.527,72 GBP(İngiliz Sterlini) müvekkili şirket alacağının fer’ileri ve temerüt tarihinden itibaren 3095 sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine İlişkin Kanun 4/a maddesi uyarınca Devlet Bankalarının o yabancı para ile açılmış bir yıl vadeli mevduat hesabına ödediği en yüksek faiz oranında işleyecek temerrüt faizi ile birlikte vade veya fiili ödeme günündeki rayiç bedel üzerinden TL olarak ödenmesini talep etme hakları saklı olmak kaydıyla davalıdan tahsiline, temerrüde kusuru ile düşen davalı aleyhine TBK 118 uyarınca gecikme tazminatının hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. <br>Davalı vekili, müvekkili şirketin dava dışı .... isimli uluslararası tur operatörünün de TTK 102/1.maddesi kapsamında ..... Limited ile aralarında addedilen acentelik sözleşmesi doğrultusunda uzun yıllar acenteliğini yapmış olup, huzurdaki davada da sadece acente sıfatını haiz olmasına rağmen usul ve yasaya aykırı şekilde doğrudan davalı sıfatıyla taraf gösterildiğini, TTK'da acenteye müvekkilini davada temsil etme yetkisinin tanınmış olmasının taraf sıfatının da acenteye hasredildiği anlamına gelmediğini, bu sebeple her ne kadar dava dilekçesinde davalı olarak acente konumundaki müvekkil şirketin doğrudan muhatap gösterilerek şeklen davanın tarafı haline getirilmeye çalışmış ise de davanın husumet yokluğu nedeniyle reddi gerektiğini, davacının huzurdaki davada iddia ve talep ettiği alacağın aslında, doğrudan davacı ile .... arasında akdedilen Ana Sözleşme niteliğindeki bir \"Pazarlama ve Kullanım\" sözleşmesine dayanmakta olup dilekçe ekinde mahkemeye sunduklarını, pazarlama ve kullanım Sözleşmesi incelendiğinde ise; Sözleşmenin tümünde yer alan\"İş bu sözleşme .... Operations Lımıted (....) ile .... Lara'nın (mülk sahibi) .... İnş San Tic A.Ş arasındaki pazarlama ve kullanım sözleşmesi\" şeklindeki ifade ile sözleşmenin yegane taraflarının .... ve Davacı şirket olduğunun açıkça ifade edildiğini, davacı tarafça da tüm bu hususlar gayet iyi bilindiğinden ve davaya konu alacağın asıl dayanağı, davacı ile dava dışı .....arasında akdedilen ana sözleşme niteliğindeki Pazarlama ve Kullanım Sözleşmesi iken iş bu sözleşmeden detaylı olarak hiç bahsedilmediğini, bunun yerine kendince müvekkil şirketi borçlu/davalı taraf addedebilmek amacıyla ek sözleşme niteliğindeki Avans Kullanım Sözleşmesi'ne vurgu yapılarak hedef şaşırtmak istenildiğini, neticeten öncelikle husumet yokluğu nedeniyle davanın usulden reddine, Mahkeme aksi kanaatte ise esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir. <br>Mahkemece \"...  TTK'nın  acentenin yetkileri başlıklı 105. maddesinde; \"(1) Acente , aracılıkta  bulunduğu  veya yaptığı  sözleşmelerle  ilgili her türlü  ihtar,  protesto  gibi hakkı  koruyan  beyanları  müvekkili  adına yapmaya  ve bunları kabule yetkilidir. (2) Bu sözleşmeden  doğacak  uyuşmazlıklardan  dolayı acente,  müvekkili  adına  dava açabileceği  gibi, kendisine karşı da aynı sıfatla  dava açılabilir.  Yabancı  tacirler adına acentelik   yapanlar  hakkındaki  sözleşmelerde yer alan,  bu hükme aykırı şartlar  geçersizdir. (3) Acentelerin  ad ve hesabına  hareket  ettikleri kişilere karşı Türkiye'de açılacak olan  davalar sonucunda  alınan kararlar  acentelere  uygulanamaz.\" hükmüne yer verilmiş olup, acentenin bu maddenin 1. fıkrası gereğince yapmış olduğu sözleşmelerden doğacak uyuşmazlıklardan dolayı müvekkili adına dava açılabileceği  ve kendisine karşı da aynı sıfatla dava açılabileceği hususuna yer verilmiş olup acentelere doğrudan doğruya yani asaleten dava açılamayacağı acentelerin doğrudan doğruya sorumlu olmadıkları ancak acenteliklerini yaptıkları firmalara izafeten dava açılabileceği ve acentelerin ad ve hesabına hareket ettikleri kişilere karşı Türkiye'de açılacak olan davalar sonucunda alınan karaların  acentelere uygulanamayacağı belirtilmiş olduğundan, davalının pasif husumet ehliyeti  olmadığı sonuç ve kanaatine varılarak davanın pasif husumete ilişkin dava şartı yokluğundan usulden reddine, \" karar verilmiştir. <br>Karara karşı, davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. <br>Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle;   müvekkili şirketin .... şirketler grubu bünyesinde yer aldığını, konaklama hizmeti için yurt içi ve yurt dışında birçok firma ile işbirliği yaptığını, müvekkili davacı şirketin ....Operatörü’ nün Türkiye temsilcisi olan ve tarafıyla imzaladığı Avans Kullanım Sözleşmesi gereği davalı ....Otelcilik Ticaret Sanayi A.Ş. ile çalışması nedeni ile aralarında ticari ilişki olduğunu, aralarında imzaladıkları Avans Kullanım Sözleşmesi gereği müvekkil şirkete ödeme yaptığını, taraflar arasındaki hukuki ilişkinin temelinin avans kullanım sözleşmesine dayandığını, yerel mahkemenin bu ilişkinin acentelik ilişkisine dayandırmaya çalışmasının hatalı olduğunu,  sözleşme gereği ....müvekkil şirkete ödenmesi adına davalı firmaya ödeme yaptığını, davalı firmanın uhdesinde bulunan bakiyeyi ödemekle yükümlü olduğunu, ..... tarafından müvekkil şirkete ödenmesi adına davalı .... firmasına gönderilen bedellerinin tespit edilmesi ve davalı firmanın müvekkiline ödemesi gereken  iş bu borç bakiyesini ödememesi nedeni ile oluşan alacağın tespit edilmesi için  davalıya ait tüm banka hesaplarının celp edilerek, gerekli yazışmaların yapılarak  bilirkişi incelemesi yapılması gerektiğini,  yerel mahkemenin hiçbir inceleme yapmadan, delillerini dahi toplamaksızın ön inceleme duruşmasında eksik incelemeye dayalı karar verdiğini, yine müvekkili şirketin otelin ana sözleşme kaynaklı alacakları sebebiyle mahsup işlemleri ile avans sözleşmesi gereği avansın ödenmesini kapsadığı belirtildiğini, sözleşmenin B2 maddesinde ana sözleşmenin herhangi nedenle sona ermesi halinde avans sözleşmesinin alacak sözleşmesine döndüğü ve avans hesabında kapanmayan miktarın .... Turizm'in muaccel alacağı haline geldiğinin belirtildiğinden .... Turizm avans sözleşmesi gereği hesapta açık kalan miktar için alacaklı hale geldiğini, sözleşmenin B1 maddesinde de avans sözleşmesinin ana sözleşme kaynaklı mahsup işlemlerini kapsadığı söylenmiş olup bu doğrultuda müvekkili şirketin alacaklı bulunduğu kısım için mahsup işlemleri yapılamaması halinde, ana sözleşmenin herhangi nedenle sona ermesiyle avans sözleşmesinin alacak sözleşmesine döndüğü ve avans hesabında kapanmayan miktarın muaccel alacak haline geldiği hükümleri nedeniyle alacaklı ve borçlu olduğunu kabul eden .... Turizm'in sorumlu olduğunu, davalıya ayrıca yükümlülük veren avans sözleşmesinin imzalanmış olması sebebiyle açık ikrar olduğunu, davalı tarafından sözleşmeye atılan imzanın inkar edilmediğinden borçtan sorumlu olduğunu, taraflar arasında ticari ilişki devam etmekteyken .... Operatörü 23.09.2019 tarihinde iflasını açıkladığından,  davalı .... Otelcilik Ticaret Sanayi A.Ş., ....Operatörü’nün Türkiye temsilcisi olarak imzaladığı Avans Kullanım Sözleşmesi gereği muaccel hale gelen cari hesap alacaklarından sorumlu durumda olduğundan,  Karşıyaka 5.Noterliği .... yemiye numaralı 26.09.2019 tarihli ihtarnamesi ile müvekkili şirketin 22.09.2019 tarihi itibariyle, 628.918,82 GBP (İngiliz Sterlini) alacağının faiziyle birlikte 3 gün içinde ödenmesini isteyip, davalı tarafın  Antalya 1.Noterliği .... yevmiye numaralı 01.10.2019 tarihli cevap ihtarnamesi keşide edilmiş olup muhasebe kayıtlarında müvekkili şirkete ait borç bakiyesinin bulunmadığı, acente sıfatıyla .... adına ve hesabına hareket edildiği, .... ile akdedilen sözleşmelerde imzası bulunan şahısların müvekkili şirketlerin yetkilisi olmadığı ve .... UK sözleşmenin akdedildiğinin belirtildiğini, davalı aleyhine İzmir 10. İcra Müdürlüğü .... E. Sayılı dosyası üzerinden ilamsız takip yoluna girişilmiş, ancak davalı yanca takibe itiraz edildiğinden icra takibi durdurulduğundan işbu  alacak davasını açtıklarını, taraflarınca dayanılan ve uyuşmazlığın çözümünde etkisi olacak delillerin celbi taleplerinin hukuka aykırı olarak değerlendirmeye dahi alınmaksızın karar tesis edildiğini, davalı tarafın icra takibine itirazının gerçeği yansıtmadığından Antalya 1.Asliye Ticaret Mahkemesi .... Esas  .... Karar 04/06/2021 tarihli kararının kaldırılarak, 630.527,72 GBP(İngiliz Sterlini) müvekkili şirket alacağının fer’ileri ve temerüt tarihinden itibaren 3095 sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine İlişkin Kanun 4/a maddesi uyarınca Devlet Bankalarının o yabancı para ile açılmış bir yıl vadeli mevduat hesabına ödediği en yüksek faiz oranında işleyecek temerrüt faizi ile birlikte vade veya fiili ödeme günündeki rayiç bedel üzerinden TL olarak ödenmesini talep etme hakkı saklı olmak kaydıyla davalıdan tahsiline, temerrüde kusuru ile düşen davalı aleyhine TBK 118 uyarınca gecikme tazminatının hükmedilmesine karar verilmesi için istinaf talebinde bulunduğu anlaşılmıştır. <br>Dava, sözleşmeden kaynaklanan alacağın tahsili istemine ilişkindir.<br>Mahkemece yazılı gerekçeyle, pasif husumet ehliyeti yokluğundan davanın reddine  karar verilmiştir.<br>Dairemizce istinaf incelemesi, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.<br>HMK m. 359/3 uyarınca; dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgilere, yasaya uygun gerektirici nedenlere, İlk Derece Mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına,  HMK m. 355/1. gereği incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, re'sen gözetilmesi gereken, kamu düzenine herhangi bir aykırılığın da bulunmamasına, davaya konu borcun doğumunun davacı alacaklı ile ....a izafeten acente .... Turizm Otelcilik ...A.Ş. arasındaki hukuki ilişkiden kaynaklanmasına, dosyada mevcut avans kullanım sözleşmesinde de iş bu sözleşmenin ... nın acenta sıfatıyla temsil ettiği .... ile otel arasında imzalanmış bulunan 2019 yılı ana sözleşmeye bağlı olarak akdedildiğinin belirtilmesine, sözleşmede davalı şirketin ana sözleşmeden bağımsız olarak sorumluluğunu doğuracak bir hüküm bulunmamasına, TTK 105/1 maddesi gereğince acentenin yapmış olduğu sözleşmelerden doğacak uyuşmazlıklardan dolayı müvekkili adına dava açılabileceği ve kendisine karşı da aynı sıfatla dava açılabileceğinin belirtilmesine, böylelikle acentelere asaleten dava açılamayacağına, acentenin doğrudan doğruya sorumlu tutulamayacağına, (aynı yönde Yargıtay 6.Hukuk Dairesinin 09/03/2023 tarih 2022/2326 Esas 2023/977 Karar sayılı ilamı) mahkemece dava dışı şirketin acentası olan .... Turizm...A.Ş.'ye karşı doğrudan açılan davanın husumetten reddine karar verilmesinde isabetsizlik görülmemesine, kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğunun anlaşılmasına göre; davacı vekilinin istinaf itirazları yerinde görülmediğinden HMK m. 353/1-b-1.maddesi gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerektiği anlaşıldığından aşağıdaki hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; <br>1-Davacı vekilinin İlk Derece Mahkemesi kararına ilişkin istinaf başvurusunun ESASTAN REDDİNE,<br>2-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gerekli 427,60 TL maktu istinaf karar harcından peşin olarak yatırılan 59,30 TL harcın mahsubu ile bakiye 368,30 TL istinaf karar harcının davacıdan tahsili ile Hazineye GELİR KAYDINA, harç tahsil müzekkeresinin ilk derece mahkemesince YAZILMASINA,<br>3-Davacının istinaf başvurusu nedeniyle yapılan yargılama masraflarının kendi üzerinde BIRAKILMASINA, <br>4-Kullanılmayan istinaf gider avansının 6100 Sayılı HMK'nın 333. maddesi uyarınca İlk Derece Mahkemesince ilgilisine İADESİNE, <br>5-İstinaf incelemesi dosya üzerinden yapıldığından davalı lehine vekalet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA,<br>6-Kararın Dairemiz tarafından taraflara TEBLİĞİNE, <br>Dair, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliğiyle 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun 353/1-b-1. bendi gereğince aynı kanunun 361/1. maddesi gereğince Dairemiz kararının tebliğinden itibaren İKİ HAFTALIK süre içinde Yargıtay nezdinde temyiz kanun yolu açık olmak üzere  karar verildi. 22/01/2024<br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"11e180d5a497ed8d","SID":"278978e4ef2ee442"}}